YOĞURT (60 Kal , 3 gr. Protein):

100 cc süt
1 çay  kaşığı  yoğurt mayası

Hazırlanışı : Süt  kaynatılır, 36-37 dereceye kadar (vücut ısısı)  soğuması beklenir.1 çay kaşığı yoğurt  -maya olarak- eklenir. Üstü örtülür, oda sıcaklığında kımıldatılmadan 3-4 saat bekletilir

MUHALLEBİ 4 ay-1 yaş arası

100 cc su (1 çay bardağı)
5 g pirinç unu (1 tatlı kaşığı)
3 ölçek formül mama

Hazırlanış:pirinç unu soğuk suda karıştırılarak pişirilir. Ocak söndürüldükten sonra  3 ölçek doktorunuzun önerdiği formül mama eklenir. Ilık kıvamda yedirilir.

MUHALLEBİ(100 Kal, 6.7 gr. Protein):1 yaş ve üzeri

(1 porsiyon -100 cc)  / 1 çay bardağı
100 cc süt
5 gr.  pirinç  unu (1 tatlı kaşığı)
5 gr.  şeker (1 tatlı kaşığı)

HAZIRLANIŞ : Soğuk  süt  temiz bir kaba konur. 1 tatlı kaşığı pirinç unu ilave edilerek  ezilir, yavaş ateşte karıştırılarak pişirilir. Ocaktan indirdikten sonra şeker ilave edilir, ılık kıvamda bebeğe verilir.

NOT: Kilolu bebeklerde şeker eklenmesi yapılmadan verilebilir. Kabızlığı  olan bebeklerde  1 çay kaşığı sıvı yağ  konulabilir.

Not: Çocuklara TUZ eklenmesi  12.aydan sonra çok az olarak yapılmalıdır.

SEBZE ÇORBASI (260 Kal, 3 gr. protein )

(2 Porsiyon)
1 küçük boy havuç
1 orta boy patates
1 orta boy domates
1 yemek kaşığı mercimek, bulgur veya pirinç
1 yemek kaşığı zeytinyağı

HAZIRLANIŞI :sebzeler iyice yıkanarak  küçük küçük doğranır. 1 yemek kaşığı tahıl unu , 1 yemek kaşığı zeytinyağıyla pişirilir. Tel  süzgeçten  geçirilerek  çocuğa  verilir. 1 tatlı kaşığı tavuk eti yada dana kıyma katılabilir. Bebeklere et suyu verilmesi düşünüldüğü kadar yararlı değildir, etin kendisinin ezilerek  verilmesi  besleyicidir..

Not: Çocuklara TUZ 12.aydan sonra çok az olarak verilebilir..

SEBZE EZME  (28 Kal, 1gr protein)

75 gr. Havuç ezme veya suyu
75 gr. domates ezme veya suyu

Not: Çocuklara TUZ 12.aydan sonra çok az olarak verilebilir..

YOĞURTLU SEBZE ÇORBASI  (225 Kal, 5gr protein):

(1 porsiyon)
1 kepçe yoğurt  (125cc)
1 orta boy patates
1 yemek kaşığı buğday veya pirinç
1 tatlı kaşığı zeytinyağı

Tencereye yoğurt  konur  az su  ile sulandırılırak  üzerine herhangi bir sebze doğranır.1 yemek kaşığı tahıl unu zeytinyağıyla pişirilir.

Not: Çocuklara TUZ 12.aydan sonra çok az olarak verilebilir…

SÜTLÜ ÇORBA (150 Kal, 4 gr. protein)

(1 porsiyon)
1 çay bardağı süt (100 cc)
1 yemek kaşığı silme pirinç
Domates suyu (50 cc)
1 tatlı kaşığı zeytinyağı

HAZIRLANIŞI : bir tencereye süt konur  1 silme  yemek kaşığı pirinç unu , yarım    çay bardağı domates suyu veya ezmesi  eklenip pişirilir. 1 tatlı kaşığı zeytinyağı ilave edilerek çocuğa yedirilir. Un katılmadığında çok az ekmek içi ufalanıp verilebilir.

Not: Bebeklere inek sütü 1 yaşından önce verilmemelidir. Çocuklara TUZ 12.aydan sonra çok az olarak verilebilir..

TARHANA ÇORBASI (360 Kal,3.5 gr. protein): (2 porsiyon)

Yoğurt (150 cc) (bir buçuk çay bardağı)
Buğday  unu (2 yemek  kaşığı)
Değişik sebzeler
1 tatlı kaşığı zeytinyağı                 

Not: Çocuklara TUZ 12.aydan sonra çok az olarak verilebilir..

MERCİMEK ÇORBASI (200 Kal, 3gr protein)

(2 porsiyon)
2 yemek kaşığı  mercimek
1 boy havuç
1 küçük  boy patates
¼  küçük dilim soğan
1 çay bardağı su

HAZIRLANIŞI: Bir tencereye 2 yemek kaşığı mercimek,  2 çay bardağı su konur. 1 küçük boy havuç, patates ve soğan rendelenip,1 yemek kaşığı zeytinyağı eklenip pişirilir.

Not: Çocuklara TUZ 12.aydan sonra çok az olarak verilebilir..

ETLİ SEBZE YEMEKLERİ (tavuk, dana kıyma) (250 Kal, 8 gr. protein)

(2 porsiyon)
30 gr. (1 köfte kadar) et
1 yemek kaşığı pirinç
1 sebze( ıspanak, kabak, domates, semizotu)
1 tatlı kaşığı zeytinyağı
1 küçük soğan

HAZIRLANIŞI: Sebzeler doğranarak bir tencereye konur, 1yemek  kaşığı pirinç,mercimek, bulgur ile 1 tatlı kaşığı zeytinyağı az su konup pişirilir. Sebzenin türüne göre dolma şeklinde veya kıymalı sebze yemeği olarak  yedirilir.                                  

Not: Çocuklara TUZ 12.aydan sonra çok az olarak verilebilir..

IZGARA KÖFTE (70Kal, 6gr protein)

(1 porsiyon)
30 gr. yağsız iki  kere çekilmiş dana kıyma
çok az ekmek içi
çok az maydanoz

HAZIRLANIŞI: Ekmek içi az ıslatılır maydanoz ve kıyma ile yoğrulur, ıslatılmış fırında veya ekmek yerine pirinç konularak sulu köfte yedirilebilir.

Not: Çocuklara TUZ 12.aydan sonra çok az olarak verilebilir..

Sigarayı bırakmak isteyip de kilo almaktan endişe ediyorsanız, bu yazı size yardımcı olabilir. Sigarayı bırakanların çoğu kilo alır, ama yalnızca birkaçı aşırı kilo almaktan şikayetçi. Sağlığınız için yapabileceğiniz en iyi hareket sigarayı bırakmak. Sigara içmek, sağlığınıza alacağınız birkaç kilodan daha fazla zarar verir. Birkaç küçük değişiklikle, mesela yediklerinize daha fazla özen göstererek ve fiziksel aktivitelerinizi artırarak, sigarayı bırakırken de kilonuzu kontrol altında tutabilirsiniz.

Sigarayı Bırakırsam Kilo Alır mıyım?
Sigarayı bırakan herkes kilo almaz. Sigarayı bırakanlar, ortalama olarak yaklaşık 4.5 kilo alıyorlar. 10-20 senedir sigara içenler ya da günde bir paketten daha fazlasını tüketenler, kilo almaya daha yatkın oluyorlar. Birkaç kilo alsanız da, unutmayın ki sigarayı bırakarak sağlıklı yaşama doğru büyük bir adım atmış oluyorsunuz.

Bıraktıktan Sonra Kilo Almanın Nedenleri Neler?
Sigara dumanındaki kimyasallardan olan nikotin vücudunuzdan çıktığında, kısa sürede kilo alabilirsiniz. Nikotin kilo alınmasını engeller ve sigarayı bıraktığınızda vücudunuz olması gereken kilosuna döner. Sigarayı bıraktıktan sonraki ilk hafta vücudunuz su tuttuğundan 1-2 kilo alabilirsiniz. Sigarayı bıraktığınızda vücudunuzun kalori ihtiyacı azaldığından bunlar yakılmaz ve kiloya dönüşebilir.

Aldığım bu kilolar sağlığıma zararlı mıdır?
Sigaranın sağlığa zararları alacağınız 5 kilonun zararlarından çok daha fazladır. Sadece ABD’de her yıl 400.000’den fazla kişi sigara sebepli hastalıklardan hayatını kaybediyor. Ancak yaklaşık 50 kilo kadar alırsanız, sigara içtiğiniz zamanki kadar sağlık riskine ulaşırsınız. Şimdi, sigaranın zararlarını ve bırakmanın faydalarını inceleyelim.

Sigaranın sağlığa zararları
Sigara içerken…

  • Kalp atışınız hızlanır.
  • 4000 kimyasalın vücudunuza girmesine izin verirsiniz ve bunların 40’ı kansere yol açmaktadır.
  • Akciğer kanserine yakalanma ihtimaliniz içmeyen birisine göre daha fazladır. Erkeklerde bu ihtimal 22 kat daha fazladır, kadınlarda ise 12 kattır.
  • İçmeyen birisine göre kalp krizi geçirme ihtimaliniz 2 kat daha fazladır.
  • Kalp hastalıkları, çarpıntı, kanser, amfizem, kronik bronşit ve akciğer hastalıkları riskinizi artırırsınız.
  • Sadece kendi sağlığınıza değil dumana maruz kalan herkese zarar verirsiniz.

Sigarayı Bırakmanın Faydaları
Sigarayı bıraktığınızda…

  • Vücudunuz 12 saat içinde nikotinin etkilerini iyileştirmeye başlar.
  • Kalbiniz ve akciğerleriniz dumanın zararlarını tamir etmeye başlar.
  • Daha rahat nefes alırsınız ve sigaradan kaynaklanan öksürüğünüzden kurtulursunuz.
  • Kalp krizi, çarpıntı, kronik bronşit, akciğer kanseri gibi hastalıklara yakalanma ihtimalinizi azaltırsınız.
  • Daha temiz bir hava solursunuz, en azından bunu başkalarının dumanı yüzünden risk altında olan çocuklar için düşünün.

Sigarayı Bırakırken Kilo Almaktan Nasıl Kaçınabilirim?
Kilo almaktan kurtulmak için yeme-içme alışanlıklarınızı geliştirmeniz ve fiziksel aktivitelerinizi artırmanız gerekir. Fiziksel aktiviteler vücudunuzun yaktığı kaloriyi artırır. Yeme-içme alışkanlıklarınızı düzelterek aldığınız kalorileri kontrol edebilirsiniz.

Yaptığınız Fiziksel Aktiviteleri Artırın
Kafanızdan sigarayı atmak ve kilonuzu kontrol etmek için fiziksel aktivitelerde bulunun. Sigarayı bırakan kişilerle yapılan bir araştırmada, günlük yürüyüşlerine 45 dakika daha ekleyen kadınlar, normalden 1.5 kilo daha az aldılar. Egzersiz yapmak, kilonuzu kontrol etmeye yardımcı olduğu gibi, enerjinizi artırır, kendinize güveninizi geri getirir, sağlığınızı iyileştirir, nikotinsizliğin stresinden kurtulmanıza yardımcı olur.

Televizyon seyretmek, bilgisayar oyunu oynamak gibi az enerji harcadığınız aktivitelerle vakit öldürmeyi bırakın. Haftanın en az dört gününde 30 dakikanın üstünde egzersiz yapmaya çalışın. 10 dakika şimdi, 20 dakika biraz sonra gibi bölümlere ayırdığınız egzersizlerinizi gün içinde 30 dakikaya tamamlayabilirsiniz. Bahçeyle uğraşarak, çocuklarla oyunlar oynayarak, asansör yerine merdivenleri kullanarak daha aktif olmayı başarabilirsiniz.

Yeme-içme Alışkanlıklarınızı Düzeltin
Yeme alışkanlıklarınızı değiştirmek başlarda sigarayı bırakmak kadar stres yaratabilir. Farklı farklı yiyecekler denemek sağlığınızı düzeltmeniz için iyi bir yoldur. Böylelikle vücudunuzun ihtiyacı olan bütün besinleri almış olursunuz.

  • Tahıl ürünleri, sebze ve meyve yiyin.
  • Yağsız veya az yağlı, az kalorili içecekleri tüketin. Az yağlı günlük yiyecekler, yağsız et, balık, fasulye tercih ederek ekstra kalori almadan gerekli besini alabilirsiniz.
  • Yağlı ve şekerli yiyecekleri azaltmaya çalışın.

Sigarayı Bırakmaya Hazır mısınız?
Moral motivasyonunuzun yerinde olduğu bir dönemde sigarayı bırakacağınız günü belirleyin. Zaten daha fazla yemeye meyilli olduğunuz tatillerde ya da stresli zamanlarınızda sigarayı bırakmak normalden daha fazla kilo almanıza neden olur.

Sigarayı bırakmaya ve sağlığınızı düzeltmeye odaklanın. İlk hedefiniz sigarayı bırakmak ve nikotinin etkilerinden kurtulmak olmalıdır. Gerçekten sigarayı bırakıp, daha iyi hissetmeye başladığınızda yeme ve aktivite alışkanlıklarınızı düzenleme yoluna gidebilirsiniz. Böylece aldığınız kilolardan kurtulabilirsiniz.

Sigarayı Bıraktıktan Sonra
Sigaraya ve yiyeceklere özleminizi azaltmanın yollarını öğrenin. Sigarayı bıraktığınızda, sigara ve yiyecek isteğini azaltmak önemlidir. Unutmayın, bu isteğiniz en fazla 5 dakika sürer. Bu isteğinizi azaltmak için şunları deneyin:

  • Sigaranın yerine başka aktiviteler koyun. Meyve ya da tatlandırıcılı sakız tatlı ihtiyacınızı giderebilir. Ellerinizi bir şeylerle meşgul edin.
  • Daha az kafein tüketin. Kafein içeren içecekleri tüketmeyi azaltın. Nikotinin vücuttan çıkması sizi stresli yapacaktır ve kafein sadece bunu daha da kötüleştirmeye yarar.
  • Yeteri kadar uyuyun. Yorgun hissettiğinizde yiyecek ve sigara isteğiniz artabilir.
  • Baskıyı azaltmak için yürüyüş yapın, iyi bir banyo yapın, derin nefes alın. Sizi rahatlatacak bir şeyler bulun ve bunu sigara içtiğiniz anların yerine koyun.
  • Size destek olacak ve sizi bırakmaya teşvik edecek birilerini bulun. Bulabilirseniz, bir arkadaşınızla beraber sigarayı bırakmayı deneyin.
  • Nikotinin yerine koyabileceğiniz şeyler için doktorunuza başvurun.
  • Sizi sigara içmeye yönlendiren, aç değilken bir şeyler yemenize sebep olan olaylardan uzak durun. Hangi durumlarda sigara içtiğinizin bir listesini çıkarın ve bu durumlardan kaçının. Sigara içmenin yerini daha sağlıklı aktivitelerle doldurun.

Birkaç kilo aldım diye panik yapmayın. Bunun nikotinin vücudunuzdan çıkması dolayısıyla normal olduğunu kabul edin. Etrafınızdakiler ve sizin için en iyi şeyin sigarayı bırakmak olduğunu unutmayın. Bırakmadan önce plan yapmaya çalışın ve egzersiz, yiyecek alışkanlıklarınızı değiştirmeye başlayın. Yaşam tarzınızı değiştirerek hem sigarayı bırakabilir hem de çok fazla kilo almadan sağlıklı bir insan olabilirsiniz.

Zaman zaman bir kemiğin kırılması veya bir kasın gerilmesi dışında, çocukların çoğunun kaslar, kemikler ve eklemleriyle ilgili ciddi sorunları olmaz.
Yine de çok sayıdaki gelişme modelleri, okul öncesi yaştaki çocuklarda görülebilir.
Düztabanlık ya da içe basma gösteren parmaklı ayak durumu, bacak çarpıklığı ve yay bacaklılık, çoğu çocuğun bacak gelişiminin normalde izlenen örnekleri süresince geçirdiği aşamalardır. Örneğin, bebeklerin ayak parmakları içeriye doğru bükülmeye eğilim gösterir, ayakların düztaban olduğu görülür. Bunun nedeni, şişman bebeklerin çokluğudur. Ne var ki çocuk zayıfladıkça kemerler 5 yaşına kadar belirginleşir.
Benzer şekilde bacaklar, doğumdan yaklaşık 2 yaşına kadar geçen süre içerisinde alışıldığı üzere yavaşça eğilir. Daha sonra yeni yürümeye başlayan çocuğun bacakları çoğu zaman zıt yönde haddinden fazla eğilir ve 3 yaşına kadar çarpık bacaklı bir görünüm verir. Normalde bacaklar 7 yaşına kadar düzelir.
Bu değişmeler okul çağı süresince devam etse bile, nadiren tedaviye ihtiyaç gösterir. Genellikle onların nedeni hastalık değildir.
Düztabanlık
Kemerler belirgin değilse çocuğunuzun ayakları düztabandır. Şişmanlıkları ayaklarını düztaban gösteren bebeklerin düztabanlıkları için endişelenmeye gerek yoktur. Bununla birlikte kemerler 5 yaşa kadar ayırt edilemiyorsa, çocuğun ya esnek ya da sabit düztabanlığı olabilir.
Esnek düztabanlık sadece çocuk ayakta dururken belli olur. Parmak uçlarına basarken ya da ayak herhangi bir ağırlık taşımıyorsa kemerler yeniden ortaya çıkar. Esnek düztabanlık, soyaçekime yönelimli olup Yahudi ve zenciler arasında daha çok yaygındır. Ayaklar hareketli olup acı duymaz ve mükemmel bir kas gücüne sahiptir. Esnek düztabanlığı olan çocuklar aynı zamanda içeriye doğru kıvrılan ayak parmakları olmaya eğilim gösterirler.
Esnek düztabanlık genellikle tedavi gerektirmez. Bununla birlikte, ayaklar aşırı derecede düz taban olursa, çocuğunuzun doktoru sıkı bir ayakkabı içerisinde bir kemer desteği salık verebilir. Bu, ayağı düzeltmemekle birlikte ayağı germeden uzun yürüyüşlere izin verir.
Sabit ya da katı düztabanlık doğuştan kemik bozukluğuyla meydana geldiğinden daha büyük bir soruna yol açar. Çocuğunuzun doktoru durumun bu olup olmadığını anlamak için röntgen kullanacaktır. Sorun özel ayakkabıyla giderilemiyorsa bir ameliyat, sorunun çözümü için uygun olabilir.
İçe basma gösteren ayak parmağı
İçe basma gösteren ayak parmağında, parmaklar içeriye doğru bükülmüştür. Yeni doğan bebeklerin çoğu bu çeşit ayak parmaklı olup rahimdeki fetüse ait pozisyonlarından kalma bir durum arz ederler. Genellikle ayak parmakları içeriye doğru, sivri uçlu bir şekilde kıvrılmış olarak uyurlar. Daha sonra yürümeye başladıklarında ayaklan çoğu zaman dengelerini korumak ve düztabanlık, yay bacaklar ve çarpık bacaklar gibi durumları telafi etmek için içeriye doğru döner.
Bu koşul genellikle 5 yaşına kadar kendi kendine ortadan kalkar. Devam ettiği takdirde doktorunuz, çocuğunuzun ayakta duruşunu ve yürüyüşünü izler ve aynı zamanda röntgen çekebilir. Doktor; uyluk, incik, topuk kemiklerini yada ayağın içeriye doğru döndüğü doğuştan kemik bozuklukları gibi içe basma gösteren ayak parmağına yol açan hastalıkların mevcudiyetini kontrol eder. (Nadiren, beyin felci buna neden olur).
İçeriye kıvrılmış ayaklar üzerinde oturmak ya da uyumak gibi bir yer değiştirme, şekil bozukluğuna neden olmaz, ancak sorunu sürdürebilir. Bebeğinizin ayağı esnekse, germe hareketleri tavsiye edilebilir. Ayak sabitse bir kalıp gerektirebilir.
Çocuğunuzun, ayak parmakları ileriye doğru düz bir şekilde uzatılmış ve hafifçe dışarıya dönmüş olduğu halde oturmasını ve yürümesini teşvik ediniz. Çocuğunuzu dizleri bir arada ve alt bacakları yere düz olarak ve dışarıyı gösterecek şekilde değil, bağdaş kurdurarak oturtunuz. İçe basma gösteren ayak parmağının ciddi durumları, özel ayakkabılar ya da gece giydirilen aralarında bir demir çubuk bulunan bir çift ayakkabıdan oluşan bir kalıp gerektirir.
Temel bir yapısal bozukluk, ayakları, kalıp ve daha sonra ortopedik ayakkabılar içine koyarak tedavi edilebilir. Bu önlemler yararlı olmazsa, bir ameliyat gerekebilir, ancak genellikle çocuk 9 yaşına gelmeden önce yapılmaz.
Çarpık bacaklar
Çarpık bacaklı bir çocuk, ayakta dururken dizler, birbirine değer, ancak topuklar değmez. Çarpık bacaklar kızlarda, erkeklerden daha çok görülür. Bunun nedeni, bir ölçüde kızların kalça bölgesinin daha geniş olmasıdır. Aynı zamanda, gelişen kemikleri ve eklemleri ağırlıklarını taşımakta zorlanan kilolu çocuklarda daha sık görülür.
Çarpık bacak görünümü 4 yaşından sonra da sürebilir, ancak çocukların pek çoğunun bacakları 7 yaşına kadar düzelir. Bacaklar düzelmez veya durum çocuğunuz okul yaşına geldikten sonra da gelişmeyi sürdürürse doktor, çarpık bacaklara neden olan ve gençlerde görülen romatizma arteriti, raşitizm ve enfeksiyonlar gibi diz eklemi hastalıklarını bertaraf eder. Önemsenmemiş bir yara ya da bir gelişim sorunu, simetrik olmayan bacak çarpıklarına yol açabilir. Doktor, dizler birbirlerine değerken topuklar arasındaki uzaklığı ölçer ve durumun ciddiyetini saptamak için röntgen kullanır.
Çarpık bacaklar, özellikle çocuğun ailesinden geldiği zaman yaygındır. Birçok durumda bacaklar, çocuk büyüdükçe düzelme gösterir. Bu nedenle tedavi nadiren gerekir.
Ağırlık, ayağın ve topuğun iç kenarına düştüğünden, çarpık bacaklı çocuklarda çoğu zaman düztabanlık vardır. Çocuk kiloluysa bu durum ayağı zorlayabilir ve zayıf ayağı rahatlatmak ve ayakkabının iç sınırının giyilmesini engellemek için bir kemer desteği gerektirebilir. Ciddi bacak çarpıklıkları, gece giyilen desteklerle de tedavi edilebilir. Bazı durumlarda ameliyat gerekebilir, ancak bu dizlerin kendi kendilerine düzeltmesine fırsat verilmeden yapılmamalıdır. Bu süre kızlar için 10, erkekler için 12 yaşından sonrasına kadar olan, gelişme tamamlanmadan önceki dönemdir.
Yay Bacaklar
Topuklar birbirine dokunduğu zaman eğilmemiş dizler birbirine dokunmazsa bacaklar eğilmiş sayılır. Rahimin engellenmiş boşluğunda ceninin bacaklarını birbirlerinin üzerine katlama biçimi nedeniyle bacaklar doğuştan normalde eğiktir. Bacaklar çoğu zaman 2 yıla kadar katlanmış kalır. Eğik bacaklar aynen kalır ya da 3 yaşından sonra daha da kötüleşirse çocuğunuzun doktoru tarafından muayene edilmelidir.
Doktor, topuklar birbirine dokunduğunda çocuğunuzun dizleri arasındaki uzaklığı ölçer ve eğikliğin derecesini saptamak için röntgen kullanır. Bazen çocuğun bacaklarının üzerindeki ağırlığın dağılımından dolayı, bacaklar eğik gözükürler. Bir bacak diğerinden daha eğik olduğunda bu, bir yara ya da bir gelişim sorununun sonucu olabilir. Sürekli eğilen bacaklar genellikle 8 yaşına kadar tedavi olmaksızın düzelirler. Ara sıra doktorlar gece desteklerini tavsiye ederler. Cerrahi müdahaleyle düzeltme, geleneksel önlemler başarılı olamadığı zaman bir olanaktır.
Ender durumlarda yay bacaklarının nedeni raşitizm veya Blount hastalığı gibi düzensizliklerdir. Blount hastalığında, incik kemiği, dizin altında kavis çizer ve güvenli bir şekilde dizin içine sokulmaz. Diz eklemindeki ciddi sorunlar gelişebilir. Bu hastalık aşırı kilolu veya kısa boylu ya da erken yaşta yürüyen çocuklarda daha sık görülür. Kızlarda, erkeklerden daha yaygındır. İncik kemiğinin üst kısmında yapılan bir ameliyatla düzeltilebilir.

Yeni yürümeye başlayan çocuğun tuvalet terbiyesi anne ve babanın ve çocuğun yaşamlarının en güç bölümlerinden birisini oluşturur. Ya da, gereğince çözümlendiği durumda çocuğun yaşamındaki yüzlerce dönüm noktasından sadece birisi olarak geçiştirilir.
Anne ve babaların soracağı ilk soru şu olacaktır “Tuvalet terbiyesine başlamak için en uygun zaman ne zamandır?” Bu soruyu cevaplamak kolay değildir. Çünkü her çocuk birbirinden farklıdır. İlk çocuğunuz 24 aylık süre içinde sadece 24 saatte terbiye edilmişken, ikincisi daha 3. yaş dönemine kadar terbiye edilememiş olabilir. Bir çocuğun tuvalet terbiyesi için hazır olması, çocuktan çocuğa fark gösterir.
Genellikle çoğu doktor bir çocuğu 18 aylık
olmadan önce tuvalet terbiyesi için eğitmeye
zorlamamak gerektiğini söylerken, kimi dok
torlar da bunun nadir vakalar dışında çok erken olduğunu ileri sürerler. Çocuğun kendisi
terbiye edilmek istemediği sürece çoğu doktor
2 ila 2.5 yaşına kadar beklenmesini tavsiye
ederler. . .

Geceleri kontrol sonradan gelir. Çoğu çocuk 3 yaşına varmadan önce gündüzleri terbiye gördüğü halde geceleri bez kullanmaya birkaç ay devam ederler. Bununla birlikte, 3 yaşında bebeklerin % 40′ı en azından ayda bir kez yataklarını ıslatırlar.
Ebeveyn olarak, tuvalet terbiyesine başlamak için zamanın uygun olup olmayacağını anlamanıza yarayan belirli işaretler vardır. Tuvalet terbiyesinin derhal başarılı olması gerektiğini ileri süren hiçbir kural olmamağını unutmayın. Birkaç gün deneyin ve eğer çocuk açıkça ilgilenmiyor ya da reddediyor ise planınızı birkaç hafta erteleyin. Gelecek sefer işe yarayabilir. Çocuğun tuvalet terbiyesine hazır olduğu şu işaretlerden anlaşılın
1. Çocuğunuz “oturak”, “çiş” ve “kaka” gibi tuvalet sözcüklerini öğrenmiş ise,
2. Çocuk diğerlerini tuvalete giderken seyrediyorsa,
3. Çocuk altının ıslandığını ya da kirlendiğini belirtiyor ve değiştirilmesini istiyor ise,
4. Çocuk kakasını ve çişini kontrol edebilir demektir. Başka bir deyişle, dışkılamayı ya da çiş yapmayı uygun bir zamana kadar ertelemeyi becerebilir.
Zamanın doğru olduğuna karar verdiğinizde bazı şeylere gereksiniminiz olacak:
1. Döşeme üzerine koyacağınız küçük bir oturak iskemlesi. Normal bir tuvalete uygulanabilen bebek tuvalet oturakları mevcut olmasına karşın, çoğu çocuk döşeme tipi lazımlığı tercih eder. Bu tip oturaklar yalnızca çocuğun oturup kalkabilmesine izin vermekle kalmaz, ayrıca çocuğun ayakları yere değdiği için daha iyi ıkınabilmesine de olanak tanır. Oturağı, tuvalet terbiyesine başlamadan birkaç gün önce alın. Böylece çocuk ona alışacaktır.
2. Ağır, emici eğitim giysileri ve iç çamaşırları.
3. Eğer övgülerinizin yanı sıra maddi ödüllerle de ödüllendirmek istiyorsanız, çocuğun hoşun giden yıldızlar ya da çubuklar gibi nesneler,
Artık başlamaya hazırsınız. Çocuğa artık büyük ağabeyler ve ablalar gibi külot giyebileceğini söyleyin. Bezlerini gündüz uykusu ve gece uykusu için saklayın.
Tuvalet terbiyesini uygulamanın çeşitli yolları vardır. Hangi yöntemi uygularsanız uygulayın, aklınızdan çıkarmamanız gereken şey banyoyu bir savaş alanına çevirmemek olmalıdır.
Çoğu doktor, çocuğu kendi özgür isteğine göre terbiye etmeye izin verilmesini tavsiye ederler. Bu da, hiç zorlama yapmamak anlamına gelir. Çocuğa oturağa oturmak isteyip istemediğini sorun. Eğer cevap hayır ise çocuğa baskı yapmayın. Eğer bebeğiniz oturakta 1 dakika kadar oturur ve hiçbir şey yapmazsa, istediği zaman oturaktan kalkmasına izin verin. Eğer çocuğunuz çişini ya da kakasını yaparsa, onu övgünüzle ödüllendirin. Ancak eğer bir “kaza” olursa (ki şüphesiz olacaktır), çocuğunuzu azarlamayın ya da ayıplamayın.
Başka yöntemlerle de benzer prensipler uygulanır; ancak ebeveynlerin daha çok katılımı söz konusudur. Anne baba çocuğu oturağa uygun zamanlarda oturtur ve ona “çiş çiş” der. Eğer çocuk işbirliği yapmaya razı ise, çocuğu kitaplar okuyarak ya da oyunlar oynayarak eğlendiriniz. Eğer çocuk 5 dakika içerisinde bir şey yapmazsa, oturaktan kaldırın ve daha sonra tekrar deneyin. Eğer çocuk çişini ya da kakasını yaparsa, onu övün. Ayrıca çeşitli yiyecekler ya da küçük oyuncaklar vasıtasıyla maddi olarak da ödüllendirebilirsiniz.
Gündüz kontrolünün sağlanmasından birkaç ay sonra, çocuğunuzu yatağa bezsiz olarak yatırabilirsiniz. Her ne kadar gerekli değilse bile, çocuğu yatmadan hemen önce tuvalete götürmek de doğru tuvalet terbiyesi yerleşmesini hızlandırır.
Bazı çocuklar için çişini ya da kakasını kontrol, aynı anda gerçekleşir; halbuki bazı çocuklar bir defada yalnızca birisini becerebilirler. Çoğu vakalarda tuvalet terbiyesi 2 ay içerisinde tamamlanır. Eğer başarılı olunamazsa, bu, çocuğun çok küçük olduğunu, birkaç hafta ya da birkaç ay sonra muhtemelen yeniden denemeniz gerektiğini ifade eder.
Bununla beraber, eğer çocuk 2.5 yaşından daha büyük ise ve 2 ay içerisinde terbiye edilememiş ise, tuvalet terbiyesini reddediyor demektir. Tuvalet terbiyesini reddetmenin başlıca nedenlerinden birisi, anne ve babanın aşırı baskısıdır. Çoğunlukla bu çocuklar çok fazla uyarılmış, bazıları oturakta çok uzun süreler oturmaya zorlanmıştır. Bu yüzden, çişini ya da kakasını kontrol etmek, çocuğun kafasında politik bir kimlik kazanmıştır.
Tuvalet terbiyesini reddeden çocuğun terbiyesini sağlamak için, sorumluluğu onun üzerine yıkın. Çocuğunuza, ona banyoya ne zaman gitmesi gerektiğini sizin hatırlatmayacağınızı ve ne zaman gidileceğine kendisinin karar vermesi gerektiğini söyleyin. Altını ıslatmadığı ya da kirletmediği bir gün çocuğunuza olumlu destek ve cesaret verin. Çocuğunuza, tuvaleti başarı ile kullandığı her sefer için renkli bir takvim ya da yıldız vs. gibi oyuncakları ödül olarak vereceğinizi söyleyin.
Eğer çocuğunuz bir kaza yaparsa, üzerini değiştirin ve daha sonra bezi temizlerken çocuğunuzun sizi seyretmesini sağlayın. Yine, cezalandırmayın ve eleştirmeyin. Dahası, ne kadar zorda olsa sabırlı olmaya çalışın.
Kakasını ve Çişini Tutamama
Çoğu çocuğun tuvalet terbiyesi aldıktan çok sonraları kakasını tutamama olayına encopresis denir. Bu bir hastalık değildir, ancak kabızlık ya da duygusal güçlüklerin bir belirtisi olabilir (nadiren fiziksel bir neden vardır). Çişini tutamama (enuresis) da, okul öncesi çocuklarda görülen yaygın bir sorundur.

İshal olan bir çocuğun dışkılama sayısı artar ve dışkısının kıvamı yumuşar. Eğer ishal hafif ise, dışkı yalnızca yumuşaktır, orta ya da ağır ishal vakalarında ise dışkı sulu ve yeşil renkte olur, dışkılama sayısı artar. Eğer çocuğunuzda birkaç ishalli dışkılama söz konusu ise nedeni yediği ya da içtiği bir şeydir. İshalin nedeni çoğunlukla virüslerdir ya da daha az rastlanan şekilde bakteri veya parazitler de ishal oluşturabilirler.
Bazı küçük çocuklar “çocuk ishali” olurlar.

Tipik olarak çocuk ishali olan çocuğun ishali kötü kokulu ve akıcıdır. Bu tür çocukların bazıları bu tür ishal esnasında inanılmaz derecede susuzluk çekerler. Bu tür ishal olan çocuklar ishale rağmen genellikle çok aktiftirler, sağlıklı görünürler ve ateşleri yoktur. Dışkının mikroplar açısından test edilmesi halinde çoğunlukla normal bulunur. Çocuk ishali esnasında diyet kısıtlamaları genellikle fazla bir değişiklik yaratmaz.
Eğer çocuğunuz aç değilse, mantıklı bir neden söz konusudur, bu durumda çocuğunuzu zorlamayın. Eğer yemek isterse, genel bir diyet ve bol sıvı verin. Hububat ürünleri, meyve ve sebze iyi bir tercihtir, çünkü bunlar genellikle dışkıyı katı tutan gıdalardır. İshal, bir hafta kadar bir zaman devam edebilir.
Bebeğiniz her ishal nöbeti geçirdiğinde doktor çağırmak her ne kadar gereksiz ise de aşağıdaki belirtiler meydana geldiğinde, doktorunuza haber veriniz:
Vücudun su kaybı (8 saati aşkın bir süre bebeğin idrar çıkarmaması), gözyaşı gelmeksizin ağlama, tükürük kuruması.
8 saati aşkın bir süre, saatte en az bir dışkılama,
Dışkıda kan, irin ya da sümüksü salgı,
12 saatten fazla süren karın ağrısı,
Diyet değişiminden sonraki 48 saat içinde iyileşmeyen ishal,
1 haftadan fazla süren ishal.

Bebeğiniz her gün dışkısını yapmazsa, bu onun kabız olduğu anlamına gelmez. Her ne kadar günde bir kez dışkılamak çoğu insan için normal ise de, bazı insanlar iki ya da üç günde bir dışkılayabilirler.
Kabızlığın belirtileri arasında dışkılamanın acı ile yapılması vardır, dışkı çıkarmak zordur, ıkınmak bile yararlı olmayabilir, 3 günden fazla bir süre dışkılamak gecikmiştir, ya da tuvaleti bile tıkayabilecek kadar büyük ve sert dışkılama söz konusudur. Eğer çocuğunuzda kabızlık belirtileri varsa, bunun nedeni muhtemelen yediği gıdalardan yeterli oranda lif ve sıvı almamış olmasıdır. Dahası, çocuklar, dışkıları geldiğinde acı duymamak için ya da tuvalet terbiyesine bir tepki olarak dışkılarını tutabilmektedirler. Kimi çocuklar da, bir önceki dışkılama esnasında sert dışkılama nedeniyle yarık (fisür) oluşması durumunda, dışkılarını tutma eğiliminde olmaktadırlar. Dışkılama yapmak istediklerinde dışkı anüs çevresine acı vermekte olduğundan, acıdan kurtulmak için dışkı çıkışını engellerler.
Kabızlığın tedavisi genellikle diyetle ilgilidir, tedavi için kepekli buğday ekmeği, baklagiller ve tüm hububat ürünleri gibi bol lifli çeşitli gıdalar almak ve fazla oranda su ve diğer sıvılardan almak gerekir. Çocuğunuzun düzenli aralarla, beki kahvaltı ya da akşam yemekleri sonrası, tuvalet ihtiyacını gidermesini sağlayınız. Eğer kabızlığı bu şekilde ortadan kaldıramazsanız, çocuğunuzun doktoruna danışınız.

Çoğu ebeveynin tanık olduğu gibi, okul öncesi çağdaki çocuklar, inanılmaz derecede çok hastalığa yakalanırlar. Bazı aylar kendinizi evinizle doktor muayenehanesi arasında gidip geliyor bulursunuz. Çocuğunuzun kulak enfeksiyonu geçer geçmez nezle olduğunu görürsünüz. Daha ne olduğunu anlamadan tekrar doktora götürürsünüz. Çoğu ebeveyn, küçük çocukları ne zaman bir virüse yenik düşse haklı olarak endişelenir. Beyninizin derinliklerinde bir terslik olup olmadığını, ciddi bir hastalık olup olmadığını, bu nedenle çocuğunuzun sağlığının dış tehlikelere karşı zayıflayıp zayıflamadığını merak edersiniz.
Bu korkuların çoğu hemen her zaman yersizdir. Eğer çocuğunuz faal ise ve kilo alıyorsa, büyük bir ihtimalle sağlığında bir bozukluk yoktur. Küçük çocukların soğuk alma, kulak enfeksiyonu, mide-bağırsak virüsleri gibi hastalıklara yakalanması, hayatın bir parçasıdır. Çocuğunuzun bağışıklık sistemi, tam olarak direnme düzeyine erişmeden önce, pek çok virüsle karşılaşır. Yanı sıra, çocuğunuzun yalnızken ve başkalarıyla birlikteyken davranış şekilleri de hastalanmasına yol açar. Küçük çocuklarınızın oyun oynama şekilleri de hastalanmalarına ol açabilir.
Ayrıca, 5 yaşındaki çocukların okula başlamadan önce okuma yazma öğrenmesi de doğaldır.
Normal bir okul öncesi çağı çocuğunun yılda yedi veya sekiz kez soğuk algınlığı geçirmesi ve iki ya da üç bağırsak enfeksiyonu nöbeti geçirmesi şaşılacak bir şey değildir. Bu hastalıklar ayrıca vücudumuzun enfeksiyonları öğrenmesi ve onlarla mücadele etmesi için araçlar geliştirmesini olası kılabilir. Aslında küçük bir çocuk tarafından çoğu hastalık yetişkinlere nazaran daha kolaylıkla atlatılır. Örneğin suçiçeği bunların en çok rastlananlarındandır ve çocukluk çağında bu hastalığa tolerans daha fazladır. Halbuki bir yetişkin için su çiçeği son derece ciddi bir hastalık olabilir. Dolayısıyla, bu hastalıkların bazıları çok sık rastlanmakla kalmaz, ayrıca büyümenin normal bir parçası olarak önemlidirler de.
Küçük hastalıkların sıklığına ilaveten, çok rastlanan bir başka sorun da çocuğunuzun hasta olup olmadığının nasıl anlaşılacağıdır. Daha büyük çocukların aksine, 1 yaşındaki bir bebek ağlamak ya da huysuzluk etmenin ötesinde hastalığını ifade edecek bir yeteneğe sahip değildir. 5 yaşındaki bir çocuk bile hasta olup olmadığını size söyleyebilir, ancak çocuğunuz size rahatsızlığını açıkça ifade edemez.
Unutmamalısınız ki, belli bazı çok rastlanan hastalıklar, yetişkinlerde olduğu gibi çocuklarda da belli mevsimlerde ortaya çıkmaya eğilimlidir. Bu yüzden eğer çocuğunuz kış bitimine yakın hasta görünüyorsa, nedeni nezle olabilir. Aynı şekilde, su çiçeği, en çok ilkbaharda ortaya çıkar, soğuk algınlıkları, kulak enfeksiyonları ve krup hastalığı kışın, bazı menenjit dahil virüs enfeksiyonları yaz sonuna doğru ya da sonbaharda meydana gelir.
Çocuğunuzun hasta olup olmadığını anlamanız için size yardımcı olacak bazı işaretler vardır. Bununla beraber, unutmayın ki anne babanın sezgisinin yerine geçebilecek başka bir şey yoktur. Çoğu anne baba daha çocukları ateşlenmeden ya da diğer hastalık belirtileri ortaya çıkmadan önce bile çocuklarında yanlış bir şey olduğunu sezerler. Eğer ortada hiçbir hastalık belirtisi yoksa, sezgilerinize güvenin; çoğunlukla nasıl haklı çıktığınızı görüp şaşıracaksınız.
Ateş
Rektal termometre ile alınan 38.5°C ya da ağızdan alınan 38°C vücut ısısı, çocuğun ateşi olduğunu belirlemeye yeter. Ateş vücudun enfeksiyonla mücadele etmesinin yollarından biridir. Telaşa kapılmayı gerektirmez, hiçbir şey yapmamak gerektiği anlamına da gelmez.
çocuklar ateşe büyüklerden daha kolay dayanır. Eğer çocuğunuz normal tepkilerini gösteriyorsa, sıvı içecekler alıyorsa ve oyun oynamak istiyorsa muhtemelen endişelenecek bir şey yoktur. Eğer çocuğunuzun ateşi düştüğünde daha rahat olacağını düşünüyorsanız, ateşini düşürmek için acetaminophen kullanabilirsiniz.
Daha fazla sıvı vermek, daha az giydirmek ve belki de ılık su kullanarak bir bez ile vücudunu silmek ayrıca yardımcı olabilir. çocuk virüs kaynaklı hastalıklar nedeniyle meydana gelen ateşleri düşürmek için aspirin kullanmayınız, çünkü virüsle oluşmuş bazı hastalıklar sırasında aspirin, yaşamsal tehdit oluşturan bir hastalık olan Reye sendromuna yol açabilir. Kimi otoriteler, tüm ateşleri ısrarla düşürme çevrelerinin vücudun bağışıklık tepkilerini etkisiz hale getireceğine ve bazı hastalıkları muhtemelen daha da uzatacağına inanırlar.
İştah Kesilmesi
Hasta bir çocuk bir şeyler yemekten hoşlanmaz. Bu normal bir tepkidir ve endişeyi gerektirecek bir şey yoktur. Bununla beraber, her ne kadar çocuğunuzun bir hastalık esnasında normal gıdalarını almamasının pek o kadar önemli olmamasına karşın, vücuda yeterli miktarda sıvı alınması (her ne kadar çoğu küçük ateşlerde vücudun ısı kaybetmesi o kadar olası değil ise de) çok önemlidir. Çocuğunuza yemesi için ısrar etmeyin, fakat sıvı alması için çaba gösterin. Sıvı olarak su, meyve suyu ya da sulu çorbalar gibi şeyleri kullanabilirsiniz.
Fazla Uyku
Başka bir hastalık işareti olarak çocuğunuzun normalden fazla uyuması gösterilebilir. Bu da vücudun enfeksiyonla mücadele etme ve iyileşmeyi hızlandırma yollarından biridir. Bununla beraber, eğer çocuğunuzu kendine getirmek zor ise ya da çocuk uyandığında uyuşuk ve sersemlemiş bir vaziyette ise, doktorunuza haber vermelisiniz.
Uyuşukluk
Şaşırtıcı bir şekilde çocuklar ateşli iken bile enerji doludurlar. Bununla beraber, eğer çocuğunuz uyuşuk ise ve size tepki göstermiyorsa ya da kol ve bacakları oynamaya ya da başka bir şeye mecalsiz ise bu durum endişeyi gerektirir; doktorunuzu arayın.
Soluk Değişimleri
Gürültülü soluma ve öksürme, üst solunum yolları enfeksiyonlarında çok rastlanır. Eğer çocuğunuz güçlükle soluyorsa, soluk alıp verişi hızlı ise ya da hırlıyorsa, doktora götürmelisiniz.
İshal
İshal, sık rastlanan bir mide bağırsak rahatsızlığıdır. Hafif ishal, az miktarda yumuşak dışkının çıkmasıdır. Oysa orta ya da ağır ishalde dışkılama sayısı artar ve dışkı daha sulu bir hal alır. Vücut ishal sıvısı içerisinde çok fazla kayıpta bulunduğundan, vücudun su kaybı büyük bir tehlike oluşturur.
Eğer çocuk 8 saat kadar idrarını yapmazsa ve ağzı kuru ise, gözyaşı gelmeden ağlıyorsa, derhal doktora götürmeniz gerekir. Çocuğunuz ağır bir su kaybına uğramış olabilir. Dışkı içerisinde kan ya da safra, ağır karın ağrısı, birkaç saat içerisinde sık sık ishalli dışkı gelmesi ya da sulu ishal ve sık sık kusmanın bir arada olması, doktorunuza haber vermenizi gerektiren sebepler arasındadır.
Kusma
Kusma, ishalle birlikte meydana gelebilir de gelmeyebilir de. Eğer çocuğunuz kusuyorsa, takriben sekiz saat kadar çocuğunuza katı gıdalar vermeyin. Küçük miktarlarda berrak sulu sıvılar alınabilir. Eğer sekiz saat kadar bir süre içinde kusma meydana gelmezse, kraker, beyaz ekmek ya da tavuk çorbası gibi gıdalar verebilirsiniz. Eğer kusmuk içerisinde kan görüyorsanız ya da çocuğun ağır karın ağrıları veya mide ağrıları varsa, çocuk sayıklıyorsa ya da güçlükle uyanıyorsa veya vücudun su kaybettiğine dair belirtiler varsa (tükürük ve gözyaşı salgılamıyorsa, idrara çıkamıyorsa) çocuğu derhal doktora götürmelisiniz.

Eğer bebeğinizin bir kardeşi varsa, bu onun için gerçekten bir şanstır. Kardeşler arasında büyük bir rekabet vardır. Daha büyük çocuklarda ortaya çıkan düşmanlık ve güvensizlik duyguları daha bebek doğduğu andan itibaren başlar. Fakat acaba bebekle daha büyük ağabeyi ya da ablası arasındaki ilişki nasıldır?
Hayat, küçük kardeşi olan bir bebek için pek de hoş değildir. Böyle bir bebek, özellikle daha büyüdükçe itilip kakılmaya başlayacaktır.
Olumlu açıdan bakılırsa, 5 aylık bebeğiniz daha büyük kardeşi tarafından oyun oynamaya kabul edildiğinde çok sevinecektir. Büyük kardeşiyle oyun oynamak bebek için o kadar büyük ödüldür ki, kısa bir süre için saldırganlığından vazgeçebilir bile. Tabii ki oyunu siz denetlemeli ve bebeğinizin herhangi bir şekilde incinmemesini sağlamalısınız.
Ayrıca, birlikte oyun oynayacağı bir ağabey ya da ablaya sahip olmanın zevki yanında bebek böylece daha büyük bir çocuk olmak için zihinsel ve sosyal yönden de gelişir. Bebek, kendini korumayı, işbirliğini öğrenir ve hayal gücünü kullanmaya başlar; bunun yanı sıra, başkalarıyla nasıl baş etmesi gerektiğini de öğrenir. Dahası, kardeşler arasında bir bağ oluşur ve birbirlerini severek büyürler.
ikinci ve daha sonraki çocuklarımıza ilk çocuğunuz kadar ilgi gösteremediğiniz ve ilginizin bölündüğü düşüncesiyle kendinizi suçlu hissetmeyin. Unutmayın, en büyük çocuğunuz diğer kardeşlerine ayıracağınız zamanı sizden çalmadı. Bazen bebeğinizin ağabey ya da ablasına size olduğundan daha çok gereksinim duyduğu anlar da olacaktır ya da bazen tüm çabalarınıza karşın mamasını yediremediğiniz bebeğinize bir abla ya da ağabeyin mamasını yedirmekte sizden daha başarılı olduğunu göreceksiniz.
Bu her zaman sorunsuz bir ilişki olacağı anlamına gelmez; 9 aylık döneminde bazı bebekler, daha birkaç hafta önce kendileri için hayranlık objesi olan kardeşleri ile sorun çıkartmaya başlayabilirler. Bu çağdaki bebekler güvenliklerini sağlamak ve korkularını bastırmak gayreti içindedirler. Üzerlerinde otorite kurmaya çalışan daha büyük bir kardeş bazen çekilmez olabilir. Eğer bebeğinizde böyle bir sorun ortaya çıkarsa, endişelenmeyin. Bu aşama yakında geçecektir.

Bebeğinizin yaşamının ilk haftalarındaki ilk gülücüğü, önemli bir andır. Her ne kadar, yeni doğmuş bebeğinizin yüzünde çoğu zaman bir gülümseme görseniz de, yeni doğan bir bebek ilk ayını, genellikle sekiz haftasını doldurmadan önce sosyal anlamda gülümseyemez.
Bebeğiniz 6 haftalık olduğunda, aile bireylerini yabancılara tercih ettiğini belirten açık bir ifade gösterir. Bebeğinize gülümsediğinizde, bebeğiniz de size gülümseyecektir. Bebeğinizi beslerken, onun size nasıl baktığını görürsünüz.
Bebeğiniz 2 aylık olduğunda, bütün vücuduyla gülümser. Odasına girdiğiniz esnada bebeğiniz heyecanla ellerini ayaklarını çırparak gülümseyecektir .Bu esnada bebeklere özgü çeşitli sevinç sesleri çıkarır.
Bu ilk haftalarda bebeğinizin size gülümsemesine sizin gösterdiğiniz karşı tepki çok önemlidir. Bebeğinizi kucağınıza aldığında siz de ona gülümseyin, oynasın, onun gereksinimlerini karşılayın onu gülümseyemeye siz teşvik edin.
İkinci ayın sonuna doğru, bebeğiniz insanları ve nesneleri birbirinden ayırt edebilir duruma gelir: bu esnada eskisinden daha belirgin bir tanıma ifadesi takınır.
Bebeğiniz aynı zamanda sizin sesinizi de tanımaya başlar. Dolayısıyla, bebek bakıcınızın susturmaya çalıştığı bebeğiniz siz odaya girdiğinizde sizin sesinizle susar, ya da bakıcınızın yanında sessiz duran bebeğiniz, sizin sesinizi duyduğunda coşar.
Üç aylık bir bebek, bir saatin kırk beş dakikasını oynayarak geçirebilir. Bu çağda bir bebeğin dikkati kolayca çekilebilir; hatta dikkatini çeken bir şeyi dinlemek ya da görmek için emzirilmesini bile kesebilir. Bebeğiniz üç aylıkken zamanını eşyalara resimlere, hareketli şeylere, ya da kendi eline bakarak geçirir. Bebeğinizin belleğinin her geçen gün gittikçe geliştiğini fark edersiniz. Bu noktada, bebek kendisini ödüllendiren belli seslere tepki gösterir: Örneğin, kapanmakta olan buzdolabı kapısının sesi veya bebeğinizi beslemeye giderken sizin ayak sesleriniz, gibi. Bebek sizin yanına varmanız için bir süre sabırla bekler. Ancak, eğer bebeğinizin yanına gitmeniz herhangi bir şekilde ertelenirse çığlığı koparır.
Bebeğiniz 4 aylık olduğunda, çevresindeki dünyadan çok kendi beslenmesiyle ilgilenir. Dolayısıyla, eğer beslenmesi normalden daha uzun sürerse, endişelenmeyiniz.
Bu esnadaki dönüm noktası (yaklaşık 20 haftalık iken), bebeğinizin aynı karşısındaki davranışıdır. Bebeğinizi ayna karşısında tuttuğunuzda, gülümsediğini görürsünüz. Karşısındaki imgeyi de gülümsüyor görünce bebeğiniz bu sefer gerçekten heyecanlanır ve sevinç sesleri çıkarır. Bebeğinizi şaşırtan, sizi iki ayrı imge halinde görmektir; bu yüzden şaşkın bir şekilde bir size bir de aynadaki görüntünüze bakar
5 aylık olduğunda ise bebek anne ve babası ile yabancıları birbirinden kesinlikle ayırır. İlk defa onun yabancılar karşısında korktuğunu görürsünüz.
Bu çağda, bebeğiniz nesneleri tanımaya ve öğrenmeye başlar. Örneğin, yere bir oyuncak düşse, bebeğiniz bunu bulmaya çalışır; doldurulmuş bir oyuncak hayvanla oynayıp onu yere bıraktıktan sonra tekrar aynı nesneyi bulup oynamaya başlar.
6 aylık bir bebek, uyanık olduğu saatlerin yarısında gözü açık bir tetiktedir.
Eğer bebeğinizi biberonla besliyorsanız, bebeğiniz biberonu tutmakta ısrar edecektir. Bu çağda bazı bebekler biberona ilaveten bardak da kullanmaya başlarlar.
Bu dönemde, katı gıdalar bebeğin beslenmesine girebilir. Artık bebeğinizin kendini beslemenize rıza gösterdiği günler geride kalmıştır. Bebeğiniz artık el becerisini geliştirmiştir ve gıdaları tutmak ve ağzına götürmek ister.
Artmış motor beceriler, bebeğin 7 aylık iken özgürlük duygusundan zevk almasını sağlar. Aynı zamanda, bebeğiniz kendi kanatlarının uçmaya yarayıp yaramayacağını da denemeye başlan bununla beraber, bu özgürlük denemelerini sizin varlığınızdan ve teyidinizden cesaret alarak yapar. Odayı her terk edişinizde bebeğinizin ağmasına şaşırmayın. 0 döneme kadar oyuncaklarıyla baş başa bırakılıp oynamaya rıza gösteren çocuk birdenbire siz odada olmadığınız zaman ağlamaya başlar.
Bu çağdaki bir bebek bulduğu her şeyi ağzına götürmekten hoşlanır. Parmaklarını çiğnemek, baş parmağını emmek ve ayak parmaklarını ağzına götürmek bebeğin hoşuna giden şeylerdir. Beslenme esnasında bebeğiniz kaşığı kavramaya çalışabilir.
Sekiz aylık bir bebek artık annesine tamamıyla bağlanmıştır. Ayrılık endişesi bu çağda çoğunlukla ortaya çıkar. Odadan her ayrılışınızda bebeğinizin paniğe kapıldığını görürsünüz. 0 ana kadar yabancılardan rahatsız olmayan bebeğiniz, birdenbire komşunuzdan ya da doktorunuzdan korkmaya başlayabilir.
Ya da, bebek bakıcınız gerektiğinde bebeğiniz gelen kişiyi tanıdığı halde kontrolsüz bir çığlıkla ağlayabilir. Bu reaksiyon gelişmenin normal bez parçasıdır ve endişelenecek bir şey yoktur. Böyle bir durumda bebeğinizi kucağınıza alın ve ona hemen döneceğinizi söyleyerek rahatlamasını sağlayın.
Dokuz aylık bir bebek sıkıntı duyacak kadar olgunlaşmıştır. Bunun nedeni belleğinin daha da gelişmiş olmasıdır. Dolayısıyla, bebek sürekli hareket ister ve o zamana kadar sadece akşamları yapılan ve kendisini eğlendiren gece eğlenceleri artık bebeğe ilginç gelmeye başlar.
Bu dönemdeki başka bir aşamada güvensizlik ve hatta korku duygularıdır. Bebek elektrikli süpürgeyi her açışınızda ağlamaya başlayacaktır ya da çok sevdiği banyo artık bebek için korku verici olacaktır.
Sizin göstereceğiniz sabır ve anlayışla bu korkular genellikle bir ay kadar bir süre sonra ortadan kalkacaktır.
10 aylık bir bebek küçük nesneleri bir elinde tutmayı öğrenmiştir.
Bu süre zarfında bebeğinizin kendisini ailenin bir parçası olarak hissetme duyguları ortaya çıkar. Artık bebeğiniz belli tepkilerinize belli karşılıklar verir. Örneğin, onun azarladığınızda üzülür, sevdiğinizde sevinir. Hoşuna giden bir yemekten sonra ya da babası eve geldiğinde dudaklarında bir mutluluk çizgisi belirir.

Bebeğiniz bu çağda “hayır” demeyi öğrenir. Ayrıca mülkiyet duygusu da gelişir ve ilk defa kendi oyuncaklarıyla kardeşinin oyuncaklarını birbirinden ayırır.
Bebeğinizin bir şeyler öğrenmesinde taklidin nasıl önemli bir rol oynadığını fark edersiniz. Yemek esnasında, bebeğiniz size, sizin ona verdiğiniz gibi, yediği bir lokmayı uzatır, ardından ellerini ve yüzünü yıkamak isteyebilir.
Her ne kadar her zaman işbirliğinden yana değilse de, 11 aylık bir bebek yaptığı her şeyde sizin onayınızı almaya, onaylamadığınız her şeyleri yapmamaya çalışır. Yine de, bunları yaparken sizin otoritenizi sınamaktan da kendini alamaz. Oğlunuzu ya da kızınızı yatağına yatırdığınızda en az 5 dakikada bir sizi yanınıza çağırır. Aynı zamanda, ondan istediğiniz her şeyi “hayır” diye reddetmeye de eğilimlidir. Bu çağda “hayır” bazen “evet” anlamına gelir.
Bu negativizm, 12 aylık bebekte daha da fazlalaşır. Bu çağda bazı bebekler huysuzluk etmeye başlar, bebeğinizin birçok şeyi reddetmeye başlayacağına kendinizi alıştırmalısınız. İştahı doğal olarak azalmaya başlar, dolayısıyla, iştahlı bebeğinizin aniden iştahını kaybetmesine şaşırmayınız. Bu reddetme, uyku saatlerini de kapsar. Bu çağda uyku problemlerine çok sık rastlanır.
Bebeğinizin bu dönüm noktalarından geçmediğini düşünüyorsanız, doktorunuza başvurunuz.

Bebeğiniz için giysi satın alırken, bebeğiniz için neyin rahat olduğunu hatırdan çıkarmamalısınız. Kullanılan malzeme yumuşak mı? Dokununca rahatsız ediyor mu? Bebek rahatsızlık hissetmeden içinde hareket edecek kadar yeterince gevşek dokulu mu? Sizin ve bebeğinizin rahatlığı açısından giydirip çıkarmak kolay mı?
Bebeğinizin gardırobunu hazırlarken, bebeğinizin yaşından daha büyük bedenler bulundurmayı unutmayınız. örneğin, çoğu yeni doğmuş bebek, 3 aylık bir bebek için yapılan giysileri rahatlıkla giyebilir. Yine çoğu 6 aylık bebek, 9 aylık, hatta 12 aylık bebek giysileri giyebilecek kadar büyümüştür. Aynı şekilde.belli bir beden giysiden çok fazla edinmeyin. Bebekler 1 yaşına girinceye kadar çok hızlı büyürler ve anne ve babaları o kadar çok giysi alırlar ki çekmeceler dolusu kullanılmamış giysi birikebilir.
Aşağıda bebeğinizi giydirmeniz ile ilgili bazı temel bilgiler verilmiştir.
Örgü Gecelikler ve Streç Giysiler
İlk 2 veya 3 ay boyunca bebeğinizi gündüz ya da gece aynı şekilde giydirmek çoğunlukla daha kolaydır. örgü gecelikler ve streç giysiler (ki çoğunlukla yumuşak havlu kumaş ve pamuklu kumaştan yapılır), uyku ya da uyanıklık anlarında mükemmeldir. Çoğu bebekler, bunlarla rahat ettiği için gardırobunuzda birkaç tane olmalıdır.
Çamaşırlar
İki tür çamaşır vardır. Bebeğin kafasından geçirilen çamaşırlar ve gömlek gibi giydirilen zıbın benzeri çamaşırlar. Zıbın türü çamaşırlar daha kolay giydirilebildiğinden küçük bebek lerde çok kullanışlıdır. Küçük bebeğiniz için 6 aylık beden olarak 3-4 tane bu tür çamaşırlardan edinmelisiniz.
Çoraplar
Birkaç çift alın. Patikler, sert iseler gerekli değillerdir ve kullanılmamalıdır. Bebek yürümeye başlayıncaya kadar ayakkabı giydirilmemelidir.
Süveterler
Serin havalarda, bebeğinizin giysisi üzerine bir de vücut ısısını tutmak için süveter giydirmeye gereksinimimiz olabilir.
Genellikle akrilikten yapılan bir süveter, boyun çevresini rahat kaplayacaktır.
Dış Giyim
Eğer bebeğinizi soğuk havalarda dışarı götürüyorsanız, kar kıyafeti ya da kaban gibi bir giysiye gereksiniminiz olacaktır. Pamuklu kaba kumaştan yapılan bebeği ayaklarından omuzlarına kadar kavrayan fermuarlı kaban gibi giysiler küçük bebekler için çok uygundur. Bununla beraber, bebek birkaç ay daha büyüdüğünde biraz daha rahat bir kışlık giysiye gereksinim duyacaktır. Bebeğin ayrıca kulaklarını iyice kapatan örgü bir şapkası da olmalıdır. Eğer bebek güneşe çıkarılacak ise güneş şapkası cildini koruyacak derecede geniş olmalıdır.
Mama önlüğü
Bebeğiniz katı gıdalar yiyecek kadar büyüdüğünde birkaç önlük satın almalısınız. Küçük mama önlüklerinden sakınınız. Size gereken çocuğun ön tarafını tamamıyla kapayan büyük önlüklerdir, Plastikten yapılmış önlükler tercih edilmelidir, çünkü silinebilirler.
Diğer Giysiler
Bebeğiniz ortalıkta dolanmaya başladığında, onu oyun için daha çok ve uyku için daha az giydirmeye başlayacaksınız. Keten kumaşlar ve vücudu ve bacakları kaplayan pamuklu giysiler, örgü pantolon ve gömlekler uygundur. Ilık bir mevsimde güneş giysileri, şortlar ve tişört gibi giysiler elverişlidir.

SAYFA 1 1234»