Normal bir konuşma ve lisan yeteneğini geliştirmek için, bebeğin işitmesi gerekir.

Normalde bebekler işitme duyusu ile doğarlar. Ancak, kimi zaman anne kamında meydana gelen düzensizlikler, bebeğin bir kulağının ya da iki kulağının duyma yetisini farklı derecelerde etkiler. Doğum sırasında oksijensiz kalan veya bakteriyel menenjite yakalanan, anne karnında iken veya doğduktan sonra enfeksiyonlara yakalanan, baş ya da boyun kusurları olan ya da sarılığa yakalanan veya erken doğan bebeklerde işitme sorunları olması ihtimali yüksektir. Ailede işitme sorunları varsa, bebeğin işitme yetisini muayene etmek gerekir.

İşitme bozukluğu sinsi bir sorundur ve çocuk 18-24 aylık oluncaya kadar fark edilmeyebilir, ailesi ancak bu dönemde çocuklarının konuşmadığını fark eder. Ne yazık ki artık çocuk lisan ve öğrenme için çok değerli olan aşamaları kaçırmıştır. Bu nedenle, tüm bebekler yaşamın ilk 6 ayı içinde işitme sorunları olup olmadığını saptamak için muayene edilmelidir.

Bebeklerde görülen işitme bozukluğu dörde ayrılır:


Ses İletimi Bozukluğu

Dış kulağın sesleri algılamasını önleyen veya seslerin dış kulaktan iç kulağa gitmesini önleyen bir engel vardır. Bunun en yaygın nedeni, kulakta yapısal anormallikler olması ve kronik kulak enfeksiyonlarıdır. Bu tür işitme bozuklukları, genelde başarıyla tedavi edilebilmektedir.

Duyusal-sinirsel işitme Bozukluğu

Kulak salyangozundaki kıl hücrelerinde veya duyma sinirlerinde anormallikler olmasıdır. Duyusal-sinirsel işitme bozukluklarının yarısından çoğu doğuştandır, geri kalanı ise doğum travması, kulak içi enfeksiyonlar, belirli ilaçlar ve öteki faktörlerden doğar. Duyusal-sinirsel işitme bozuklukları genelde tedavi edilememektedir.

Karışık İşitme Bozuklukları

Çocukta hem ses iletimi bozukluğu, hem de duyusal-sinirsel bozukluk bulunduğu anlamına gelir. Genelde sağırlığa yol açar.

Merkezi İşitme Bozuklukları

Merkezi işitme sinir sisteminde bir bozukluk olmasından kaynaklanır. Bu sorunlar hamilelik, doğum veya yaşamın ilk yıllarında meydana gelebilir.

işitme bozukluğunun erken saptanması, lisan ve konuşma gelişimi üzerindeki etkilerinin belirlenmesi açısından çok önemlidir. İşitme bozuklukları olan çocukların çoğuna ilaç veya ameliyat tedavisi ile ve işitme araçları ile yardım edilebilir. İşitme sorunları olan çocuklarla konuşma sorunları olan çocuklara ayrı testler yapılabilir.

Yanı sıra, bebeğinizde işitme sorunları da varsa, doktorunuz çocuğunuzun işitme yetenekleri en iyi şekilde kullanma için hazırlanmış bir ebeveyn çocuk programını tavsiye edebilir

Pulmoner stenoz, kalpten pulmoner artere (akciğer atardamarı) olan kan akışının tıkanması durumudur.

Hafif ya da orta derecede tıkanmada genellikle semptom görülmez. ileri derecede tıkanmaya maruz kalan bir yeni doğmuş bebekte deride morarma mevcuttur ve kalp yetmezliği işaretleri görülür.

En kötü vakalarda, doğumu izleyen ilk ay içinde konjektif kalp yetmezliği ortaya çıkmaktadır.

Hafif ya da orta derecede stenoz bulunan çocuklar normal bir yaşam sürebilirler, ancak bir doktor tarafından düzenli olarak kontrol altında bulundurulmaları gerekir. Daha ağır stenoz vakalarında ameliyat gerekir.

Bebek yaşama annesinden kendisine uzanan göbek kordonuyla bağlıdır. Rahim içerisindeki 9 ay boyunca bebek gıdasını bu kordon içindeki kan damarlarından alır. Bununla beraber, bu kordon, artık gerek duyulmadığı için ayrılır.
Geriye kalan, yaklaşık 2.5 cm. boyunda, bebeğin vücuduna çok yakın bir parçadır. Bu kordon zamanla kurur ve gövdeden ayrılır. Geriye kalan bölge ince bir tabaka deri ile kaplanır, bağ dokusu oluşur ve çoğu bebeklerde, bu kordon doğumdan 12 ila 15 gün sonra tamamıyla düşer.
Çoğu zaman göbeğin bakımı oldukça kolaydır. iyileşmeyi geciktirebileceği için çoğu doktorlar, bu bölgenin kapatılmamasını tavsiye ederler. Göbek kordonu kuru tutulmalıdır. Bebeğin bezini değiştirirken, bezin göbek üzerine gelecek şekilde kapatılmamasına dikkat edilmelidir. Bu şekilde göbek kuru tutulabilir.
Bazı doktorlar, göbek kordonu tamamıyla düşene kadar banyo yapılmamasını ve vücudun süngerle temizlenmesini önerirler. Kimi doktorlar da, göbek çevresini steril bir pamukla temiz tuttuğunuz sürece bebeğinize banyo yaptırmanızda bir sakınca olmadığını söylemektedirler.
Bu talimatlara ilave olarak, doktorunuz bu bölgeyi alkole batırılmış bir pamukla günde birkaç kez temizlemenizi de tavsiye edebilir. Göbeği temizlerken, göbek kordonu çıkıntısını incitmeden tutarak göbeğin etrafından çıkıntıya doğru temizleyiniz. Bu şekilde, hem bu bölge temiz tutulmuş olacak, hem de enfeksiyon tehlikesi ortadan kaldırılmış olacaktır.
Kordon tamamıyla iyileşene kadar (nadiren de olsa), enfeksiyon tehlikesi vardır. Bunun nedeni bu açıklıktan vücuda mikrop girmesinin kolay olmasındandır. Eğer bebeğinizin göbek bölgesinde bir kızarıklık ya da herhangi bir akıntı görürseniz doktorunuzu aramalısınız. Eğer bu bölge mikrop kapmış ise tıbbi tedavi ve belki de hastaneye yatmak gerekebilir.
Bazı bebeklerde bu bölgede, göbek granülasyonu (granülom) olarak adlandırılan yumruar oluşur. Eğer bebeğinizde granülom yumrusu oluşmuş ise iyileşme süreci gecikebilir. Böyle bir oluşum varsa, göbek kordonu bölgesi açık kırmızı ya da pembe bir renk alacak,nemli bir görünüm kazanacak ve bu bölgede kötü kokulu bir akıntı oluşacaktır.
Başlangıç olarak doktorunuz bu bölgeyi günde birkaç defa alkolle temizlemenizi önerebilir. Eğer granülom inatçı ise doktorunuz
göbek kordonunu dağlama ya da gümüş nitrat ile temizleme yoluna gidebilir.
Bebeğinizin göbeğinde herhangi bir kanama olduğunda doktorunuza haber veriniz.

Gebeliğin erken dönemlerinde görülen vajinal kanamalar düşük tehdidi olarak adlandırılır. Düşük tehdidinin en önemli özelliği rahim ağzında bir açılma veya herhangi bir değişiklik olmamasıdır.
DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Kış boyunca kalın çoraplarla botların, çizmelerin içine gizlenen ayaklar, yazın gelmesiyle özgürlüklerini ilan ettiler. Bu sene de açık ayakkabılar, sandaletler, terlikler o kadar güzel ki… Bu durumda ayaklar ayrı bir özen istiyor. Mesele sadece güzellik, şıklık da değil.

Tüm ağırlığımızı taşıyan vücudumuzun bu ağır işçilerine iyi bakmamız lazım. Ayak bakımı artık başlıbaşına bir sanat ve bir sektör halini aldı. Şimdi pudralar, spreyler, arındırıcı maskeler, pastiller, özel masaj aletleri gibi çok sayıda ayak ürünü var.

NEMLENDİRİCİ AYAK SPREYİ: Oriflame’in ayak spreyi özellikle uzun süre kapalı kalan ayaklar için öneriliyor. Gün boyu ayakkabıya hapis kalan ayakları taze ve kuru tutan sprey ayak sağlığının korunmasına yardımcı oluyor. İçindeki bitkisel maddelerle terlemeyi önlerken ayak tabanlarını nemlendirmeyi de ihmal etmiyor. Fiyatı 19 YTL.

ÖLÜ HÜCRELERİ TEMİZLEYEN ARINDIRICI: Ayakları ölü hücre ve kirlerden arındıran bu jel ayak banyosundan sonra kullanılmak üzere tavsiye ediliyor. Oriflame ürünü olan arındırıcı jel 12.20 YTL.

DEODORANLI AYAK PUDRASI: Ayaklarda gün boyunca oluşan kokuları engelliyor, ayakların ayakkabı içinde rahat durmasını sağlıyor. Ayakları kuru tutan ve tahriş olmalarını da önleyen hoş kokulu ayak pudrası Oriflame’de 7.10 YTL.

AYAK MASAJ ALETİ: Rowenta Fitspa Ayak Masaj Aleti, suyun soğumasını yavaşlatarak yorgun ayakları rahatlatmak için kullanılıyor. Titreşimli masaj aletinin yarattığı köpük etkisi ile ayaklar gevşiyor. Refleksoloji masaj tekniğini uygulayan alet ayaktaki 60 refleks noktasını uyararak toksinleri kaldırıyor. Fiyatı 120.800 YTL

NANE FERAHLIĞI VEREN SPREY: Serinletici ve kokuları giderici etkisi olan Body Shop’un ayak spreyi ayaklara mentollü yapısıyla nane ferahlığı veriyor. Yorgun ayaklar için iyi bir ürün. Fiyatı 21 YTL.

LAVANTALI BESLEYİCİ KREM: Lavande Essentielle Besleyici Ayak Kremi kolay emilen yağsız ve ayak derisini yumuşatan bir formüle sahip. Özellikle ayak tabanı ve parmak aralarındaki sertlikleri yumuşatan krem Yves Rocher’de 24.50 YTL.

DİNLENDİRİCİ PASTİL: Yves Rocher’in bu ürünü, ayak banyosuna eklenerek kullanılıyor, dinlendiriyor, ferahlatıyor. Banyo sırasında ayakların yumuşamasını hızlandırıyor. Fiyatı 24.50 YTL.

RAHATLATICI YAĞ: Rahatlatıcı ayak yağı masaj sırasında, saf olarak da ayak banyosunda suya karıştırılarak kullanılıyor. Yves Rocher’nin çıkardığı ürün ayakları nemlendiriyor, yorgunluğu alıyor, yumuşatıyor. Fiyatı 32.40 YTL.

AYAKLAR VE BACAKLAR İÇİN CANLANDIRICI JEL: Lavantalı canlandırıcı jel sadece ayaklara değil bacaklara da sürülüyor. Yorgun bir günün ardından dinlendiriyor, deriyi canlandırıyor. Masaj jeli olarak da kullanılıyor. Yves Rocher’nin bu ürünü 32.40 YTL.

DİNLENDİRİCİ AYAK BANYOSU: Ayaklara ferahlık ve serinlik veren banyo ürünü yorgun ayaklar için ılık suya dökülerek uygulanıyor. Avon’un dinlendirici ayak banyosu ürünü 14.20 YTL.

PÜRÜZSÜZLEŞTİRİCİ KREM: Avon’un pürüzsüzleştirici kremi ayakları ölü hücrelerden temizliyor ve ayakta oluşan sertlikleri, pürüzleri gideriyor. Ayak banyosundan sonra kullanılması tavsiye ediliyor. Fiyatı 16.40 YTL.

TOPUK YUMUŞATICI KREM: Nemlendirici kremle birlikte kullanılan topuk yumuşatıcı kremle tüm ayağa masaj yapılabiliyor. Ayak derisini yumuşatarak topuklarda kuruluktan ötürü oluşan çatlakları onaran krem Avon’da 19 YTL.

KOKU GİDERİCİ SPREY: Ayaklarda sıcaktan ve dış etkenlerden dolayı oluşan kokuları önlemeye yardımcı olan sprey kuru ayak üzerine sıkılarak uygulanıyor. Avon’da 19 YTL.

www.e-kolay.net/kadin

Sağlık Estetik