Transplantasyon sonrası böbrek fonksiyonlarının hemen yerine gelmesi nedeniyle tüm fizik ve psikolojik bozukluklar düzelir. Ancak, takılan böbreğin vücutca reddi (Rejeksiyon) gibi ciddi bir sorunu da vardır. Böbrek Nakli; DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Zona Hastalığı Nedir?

Suçiçeği’ni geçiren kişilerin sinir köklerine (ganglion) virüsler gizlice yerleşir.

Burada ömür boyu hiçbir zarar vermeden durabilen virüsler, kişi ya suçiçeği geçirmekte olan birisiyle karşılaşınca ya da vücut direnci çeşitli nedenlerle kırılınca yeniden hastalık yapabilecek gücü kazanır ve bu kez zona hastalığını yapar.

Semptomları Nelerdir?

Zona hastalığının özelliği, vücudun bir bölgesinde yerleşmesidir. Çizgi (kuşak) şeklinde, yerleştiği sinirin derideki dağılımına uyarak kırmızılık ve üzerinde gruplar oluşturan veziküller (su dolu kabarcıklar) oluşturur.

Bu belirtiler ortaya çıkmadan önce halsizlik, yorgunluk, ateş olabilir. Sinir bölgesinde önce hafif yanma hissedilirken, ağrı şiddetlenir ve şimşek çakması şeklinde tarif edilir. Bir hafta içinde derideki belirtiler ortaya çıkınca hastalığın teşhisi kesinleşir.

Tek taraflı, çizgi şeklindeki ağrı, bulunduğu bölgedeki organların (kalp, mide, safra kesesi, böbrek vb.) ağrıları ile karışabilir. Derideki veziküller önceleri gerginken, zamanla ortalarında hafif çökme oluşur (göbeklenir) ve renkleri şeffafken mat, beyaz - sarımsı olur. Bir hafta sonra derideki kızarıklık kaybolur.

Veziküller kabuklanır ve 2. haftanın sonunda kabuklar dökülmeye başlar. İyileşen yerlerde bazen leke veya iz kalabilir. Derideki döküntüler 15 günde kaybolduğu halde sinir kökünün ve sinirin yaptığı ağrı(postherpetik nevralji), bazen 1 - 6 aya kadar uzayabilir.

Yaşlılarda ve şeker hastalarında ağrı daha uzun sürmektedir.

Risk Faktörleri Nelerdir?

Zona hastalığı herhangi bir yaşta oluşabilse de en çok 60 yaş ve üzerindeki görülmektedir.

Hastalık direncin kırılması ile ortaya çıkmaktadır. Direnci kıran nedenler şöyle sıralanabilir: Stres, üzüntü, uykusuzluk, yorgunluk, beslenme bozukluğu (uzun, sağlıksız diyetler), kanser (lenfoma vb.), kanser tedavisinde kullanılan direnç baskılayıcı (immünosupresif) ilaçlar, ışın tedavileri, kaza ve zehirlenmelerden sonra, AIDS hastalığı

Tanı ve Tedavi

Hastalığın tanısı, deri belirtileri görülünce kolaydır. Deri belirtileri yokken ağrı yapabilecek diğer hastalıklar araştırılmalıdır.

Tedavide ilk 72 saat içinde sistemik (ağızdan veya damardan) antiviral ilaçlar (asiklovir, famsiklovir, valasiklovir, brivudin) kullanıldığında döküntülerin süresi ve döküntü sonrası ağrının süresi kısalmaktadır.

Ayrıca B1 - B6 vitaminleri, antiinflamatuarlar, kaşıntı için antihistaminler, topikal olarak (dıştan) ise antiseptik, epitelizan, anestezik krem ve solüsyonlar kullanılmaktadır. Gözü tutan zonada, göz ilaçları da tedaviye eklenmelidir.

Hastalık sırasında istirahat, beslenme önemlidir. Direnci çok düşük kişilerde hastalığın tüm vücuda yayılabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.

Hastalık vücudun en çok göğüs ve sırt bölgesinde görülür. Sonra sırayla boyun, yüz ve kafa bel ve karın, kalça ve kasıklara yerleşmektedir.

Rahim nakli, doğuştan rahmi olmayan veya kanser gibi çeşitli nedenlerle rahmini kaybeden kadınların çocuk sahibi olabilmesinin önünü açıyor. İnsana yapılan ilk nakil başarısız oldu. Şu an hayvanlar üzerinde deneniyor.

Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneğince (TJOD) bu yıl 6’ncısı düzenlenen “Türk Jinekoloji ve Obstetrik Kongresi”nde, Türkiye’de ilk kez “yumurtalık ve rahim nakli” konuları gündeme getirildi. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Kanser vakalarının yüzde 65’inin doğrudan alınan gıdalarla ve beslenme tipine bağlı olarak geliştiğini belirten Dr. Uğur Göğüş, “Bunlarla birlikte sigara ve alkol tüketimi, hareketsiz yaşam biçiminin benimsenmesi halinde bu oran yüzde 85’e çıkıyor” dedi.
ODTÜ Gıda Mühendisliği Bölümü öğretim görevlisi Dr. Uğur Göğüş’ün, son yıllarda dünya genelinde görülme sıklığı artan çeşitli kanser türlerinden korunma ve tedavi sürecinde tüketilmesi faydalı olan besinlerle ilgili “Kansere Karşı Gıda Rehberi” isimli kitabı çıktı.
DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Balık ve diğer su ürünlerinden haftada üç kez düzenli şekilde tüketmenin, vücudun tüm gereksinimini karşıladığı belirtildi.

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Su Ürünleri Fakültesi Avlama ve İşleme Teknolojisi Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Nermin Berik, balık ve diğer deniz ürünlerinin, insanlık tarihi boyunca başlıca besin kaynaklarından olduğunu, insanların yerleşik düzene geçmeden önce bile kolay elde edilebildiği için balık ve diğer deniz ürünlerinin en çok tüketilen besinler arasında yer aldığını belirtti. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Bütün kanser türleri içinde deri kanseri en sık görülenidir. Deri kanserinden korunmak için yapılması gereken güneşten korunmaktır. Güneşe aşırı maruz kalma (bronzlaşma dahil olmak üzere özellikle su toplaması ile seyreden ikinci derece güneş yanıkğı) deri kanserinin temel sebebidir. Daha az önemli faktörler tekrarlayan tıbbi ve endüstriyel X ışınlarına maruz kalma, yanık veya yara izi bırakarak iyileşen cilt hastalıkları, kömür katranı veya arsenik içeren maddelere mesleki olarak maruz kalma ve ailede cilt kanseri bulunmasıdır. Açık tene sahip olup güneş yanığı ihtimali fazla olan kişiler, daha yüksek riske sahiptir. Güneş ışınları deri kanserine sebep olan en önemli neden olduğundan en önemli koruyucu önlem güneşten kaçınmaktır. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Meme kanseri teşhisi koyulduğunda D vitamini eksikliği olan kadınların ölme riskinin diğerlerine göre daha fazla olduğu bildirildi.

Kanadalı araştırmacılar, D vitamini eksikliği olan ve meme kanseri teşhisi konulan kadınlarda, metastaz riskinin D vitamini seviyesi normal olanlara göre yüzde 94, bu hastaların meme kanserinden ölme riskininse yüzde 73 fazla olduğunu belirtti. Bu verilerin D vitamini ve meme kanserinin gelişimi arasında bağ olduğunu gösterdiğini, ancak neden-sonuç ilişkisi olduğunu söylemenin bu aşamada mümkün olmadığını ifade eden Toronto Üniversitesinden Pamela Goodwin, araştırmanın başka klinik deneylerle de doğrulanması gerektiğini belirtti. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

NASA’da nanoteknoloji araştırmaları yapan Dr. Russel J. Andrews, özellikle kanser tedavisinde bu teknolojinin büyük başarı sağlayacağını söyledi.
Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi’nde (NASA) nanoteknoloji araştırmaları yapan Dr. Russel J. Andrews, “Tıpta kullanılan nenoteknoloji kansere çare olabilir” dedi. Sinir Sistemi Cerrahisi Derneği tarafından düzenlenen “Nanonöroşirürji Pineal Bölge Lezyonlarında Tedavi Stratejileri” konulu sempozyumun ana konuşmacısı, NASA’da araştırmalarını sürdüren Dr. Andrews oldu. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

KADINLARIN bronzlaşma uğruna güneş ışınlarını direkt çıkmamasını isteyen Dr. Rabia Türkmen, “Işınların ciltle direkt temas ettirmeleri, cilt kanseri ve kırışıklara yol açmaktadır” dedi.

Güzellik uzmanı Dr. Rabia Türkmen, yaz aylarında bronz bir cilde sahip olmak için kadınların güneş ışınlarının direkt maruz kalarak yanlış şekilde bronzlaştıklarını, güneşe çıkarken mutlaka koruyucu krem kullanılması gerektiğini söyledi. Türkmen, “Işınların ciltle direk temas ettirmeleri, cilt kanseri ve kırışıklara yol açmaktadır. Bunu önlemek için güneş kremleri ve bronzlaşma öncesi cilt bakımı ve doğru kremlerin kullanılması gerekmektedir. Özellikle Öğle güneşinden mutlaka uzak durulmalıdır. Saat 12.00-16.00 arasında güneşe çıkılmamalıdır. Tatilde, ilk gün 15 dakika olmak üzere, daha sonra yavaş yavaş güneşte kalma süresi artırılmalıdır. Güneşe çıkmadan önce özelilikle ilk günlerde yüksek koruma faktörlü kremler mutlaka kullanılmalıdır” dedi.

Boyun ön kısımda bulunan tiroid (kalkan) bezinin iltihap ve kanser dışındaki bir sebeble büyümesine guatr denir.

Tiroid bezinin görevi nedir?

Tiroid bezi boynumuzun ön kısmında yerleşik, iki parçalı, küçük bir içsalgı bezidir. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

SAYFA 2 «1234»