Daha büyük çocuklar gibi, henüz 1 yaşına gelmemiş bebeğiniz de, onu eğlendiren ve bir şeyler öğrenmesini sağlayan oyuncaklara gereksinim duyar. Önemli olan, seçmesini bilmektir. 5 yaşındaki bir çocuğun bilyeleri 6 aylık bir bebeğin elinde çok kötü sonuçlara yol açabilir.
Zarar verebilecek oyuncaklar için her zaman tetikte bulunun. Bebeğinize kolayca yutulabilen küçük parçaları olan oyuncaklar vermeyin. Kırılabilen malzemeden yapılan cam gibi oyuncakları bebeğinizden uzak tutun. Keskin kenarları ya da kolayca çıkabilir düğmeleri olan oyuncaklardan kaçının; çünkü kurşun bazlı bir oyuncağı çiğneyen bebek kurşun zehirlenmesi olabilir.
3 aylık oluncaya kadar bebeğiniz (henüz kavramayı öğrenemediği için) bakılabilen oyuncaklara gereksinim duyar. Bebekler şekilli boyanmış ve pastel üzerine parlak renkli oyuncaklardan hoşlanırlar. Çocuğun karyolasında kullanmak için ilginç desenler bulun ve bebeğinizin bütün dikkatini bunlara yönelttiğini görerek şaşırmayın. Renkli ve hareketli oyuncaklar alarak bebeğin görebileceği mesafeye koyun. Duvardaki ilginç resimler, bebeğin dikkatini çekebilir. Karyolanın kenarına yerleştirilmiş bir ayna, ninni çalan bir müzik kutusu ya da teyp, karyolanın korkulukları kenarına asılmış renkli plastik şekiller, bebeğinizin sallayabileceği çıngıraklar, doldurulmuş yumuşak oyuncak hayvanlar, bebeğiniz için ilginç gelen oyuncaklardır.
4′üncü ayın sonuna doğru bebeklerin çoğu kavrama yetisini geliştirirler ve her ne kadar çoğunlukla ellerinden kaçırırlarsa da nesneleri tutmaya çalışırlar. Bu çağda bebeğiniz çıngıraklar ve doldurulmuş oyuncak hayvanlardan hoşlanır.
6 aylık olduğunda bir bebeğin en büyük

zevki, bulduğu her şeyi ağzına götürmektir. Bebek, halkaları, bez bebekleri, oyuncakları ve ölçü kaşığı, plastik bardaklar ve kaseler gibi mutfak eşyalarını dişler. Tüm bu nesneler bebek için güzel birer oyuncaktırlar.
Bu çağdaki bir çocuk için, bebek salıncakları ve yürüteç ve ilginç oyuncaklar arasındadır. Daha büyük bebekler için küçük bir oyuncak araba, plastik toplar, küpler ve oyuncak telefonlar eğlence kaynağıdır.
Oyuncak alırken, oyuncakların çocuklar için uygun olup olmadığını belirlemek amacıyla üzerindeki açıklamaları okuyunuz. Çoğu büyük oyuncak üretim firmaları, oyuncaklar üzerindeki etiketlerde oyuncakların hangi yaşları çocuklar için uygun olduğunu belirtirler.

Parmak arası terlikler, açık ayakkabılar… Hem giyebilmek için güzel ayaklar gerekiyor, hem de bunları giydikçe ayakların bakımı zorlaşıyor. Neyse ki günlük ve haftalık bakım ile ayaklarımızın güzelliğini ve sağlığını koruyabiliriz.


Aslı Çakır

Bu yazın ayakkabı modası belli. Yine açık ayakkabılar hatta mutlaka terlikler. Özellikle de parmak arası ve topuksuz olanlar. Gün boyu açık açık, ferap ferah dolaşıyoruz ama sonrasında tozdan, kirden pislenen, sertleşen ayaklara da merhaba demiş oluyoruz.
Peki bu dönemde ayaklarımıza gerçekten iyi bakmak için neler yapabiliriz? Şaşkınbakkal Diba Kuaför Salonu’ndan Nurhan Tekin pedikür ile ilgili şunları söylüyor: “Pedikürde ayakları yumuşatma, ponzalama, etleri temizleme, tırnakları törpüleme, nemlendirme ve istenirse cilalama işlemi yapılıyor. Ayrıca nasırlı ayaklarda nasırlar da yumuşatılıyor. Bir de bu aralar parfin bakımı moda. Bazen çok kalınlaşmış, deforme olmuş tabanları jilet uygulatmak isteyenler oluyor. Bu işlem zararlı çünkü ölü hücrelerle beraber ayağın ince derisini de alıyorsunuz.”
HER GÜN 10 DAKİKA MASAJ
Tabii ayak bakımı sadece haftada bir kuaföre gitmekle olmuyor. Yazın hem güzel hem sağlıklı ayaklarla dolaşabilmemiz için neler yapmamız gerektiğini Oriflame Kozmetik Güzellik Eğitimler Müdürü Şimal Yazıcı’dan öğreniyoruz: “Yaz aylarında giyilen açık ayakkabılar yüzünden havayla, tozla daha çık temasta olan ayaklar daha çabuk sertleşiyor. Parmak arası terliklerde ise eğer ayak çok öne kayıyor ve rahatsız oluyorsa bu terlikler parmak aralarını da sertleştirebiliyor.”
Şimal Yazıcı, her gün ayaklarımızı nemlendirici kremle masaj yaparak yumuşatmamız ve yüksek bir yere kaldırarak dinlendirmemiz gerektiğini belirtiyor.
Ayakların her gün ponzalanmısını ise doğru bulmuyor. Bunun yerine scrub diye geçen peeling ürünlerini kullanabileceğimizi söylüyor.
Deniz ve havuz kenarında geçirilen günler için de tavsiyelerde bulunuyor Yazıcı: “Yıkandıktan sonra parmak aralarının ıslak kalması mantar yapabilir. Aynı şey deniz, havuz kenarında da geçerlidir. Böyle yerlerde ayağı ıslak tutan plastik terliklerden kaçınmalıyız. Ve çıplak ayakla dolaşmamalıyız. Çünkü mikrop, mantar kapabiliriz. Ayrıca pudra da buraların ıslak kalmasını önler.” Terleyen ayaklar içinse ferahlatıcı spreyleri öneriyor Yazıcı.
Haftalık bakıma gelince… Ayaklarımızı 15 dakika suda dinlendirdikten sonra ponzalayıp, ölü hücrelerden kurtulabileceğimizi belirten Şimal Yazıcı, bu haftalık bakım için kuaföre gidenlere mutlaka kendi aletlerini kullanmalırını söylüyor.
Ayaklar her gün bizim tüm yükümüzü taşıyorlar. Bu yüzden onlara günde 10 dakika ayırmak çok da fazla olmasa gerek.

Sağlık Estetik