Otistik bozukluk genel anlamda belirgin belirtileri olmasına karşın bazı durumlarda anne babalar tarafından geç farkedilebilmektedir. Otistik bozukluk genel olarak hayatın ilk 36 ayında bazı belirtiler vererek yavaş yavaş kendini göstermeye başlar. Normalde bebeklerin gelişim dönemleri içerisinde bebeklerin anne veya diğer insanlar ile iletişim ve etkileşim şekli önemlidir. Bebek ilk doğuduğu andan itibaren etrafı ile iletişim ve etkileşime girmek ister . Bu iletişim ve etkileşim göz ile nesneleri ve insanları takip ederek , agulama ile sinyal vererek , karşısındakine gülümsemede bulunarak , göz kontağı kurarak olabilir. Otistik bozukluğun başlangıcı ilk 36 ayda belli bir normal gelişim dönemi olduktan sonra olmakla beraber doğumdan itibaren bazı belirtiler ile birlikte de görülebilir.

Otistik bozukluğu olan çocuklarda üç temel belirti vardır. Bunlardan birincisi iletişim alanındadır. Yani konuşma , jest ve mimikler vb araçlar ile etraf ile iletişimin olmaması veya çok kısıtlı ve sınırlı olmasıdır. Aileler çoğunlukla çocuklarını ”konuşmuyor” diye Kulak burun boğaz hekimine veya Çocuk hastalıkları hekimine götürürler. Daha sonrada orada yapılan tetkiklerin normal çıkması ile Çocuk Psikiyatristlerine gelirler. İkinci bozulan alan ise çevre ve diğer insanlar ile etkileşim alanıdır. Yani çocuk başkaları ile duygularını , başarılarını , sevinçlerini paylaşmaz ve etrafındaki insanlar ile herhangi bir karşılıklı etkileşime girmek istemez , zaten otizmin kelime anlamına uygun olarak ” kendi halinde , kendi kabuğunda ” davranır. İnsanların duygusal değişiklikleri ve sinyalleri onları etkilemez veya çok sınırlı olarak etkileşim görülür. Yaşıtlarının yanına gitmez onlar ile ilgilenmezler .Üçüncü temel bozulma alanı ise ısrarla tekrarlayan davranışlar ( dönme ,sallanma , zıplama vb.) ve çok sınırlı olan ilgi alanıdır. Bu durumdaki bir çocuk çamaşır makinasının dönen merdanesi karşısında saatlerce oturup bakabilir veya bir arabanın tekerleğini saatlerce çevirebilir veya bir eşyanın parçası ile saatlerce oturup uğraşabilir.

Ek olarak ayak ucunda yürüme , yandan bakış , ağrıya dayanıklılık, yemek konusunda gıda seçimi vb belirtiler ile otistik çocuk diğer çocuklarıdan kolaylıkla ayırt edilir. Otizmin temel tedavisi eğitim olmakla birlikte erken tanı ve başka sorunların eşlik edip etmediği önemlidir. Önemli olan anne babaların bu konuda uyanık olarak erken tanı ve tedavi açısından bilgili olmalarıdır.

Meme iltihabı nedir?
Tıkanmış süt kanallarının yada mikroorganizmaların neden olduğu bir hastalıktır. Belki de anneler için en rahatsız edici durumdur meme iltihabı.  Ateş, halsizlik, yorgunluk, memede ağrı ve kızarıklık gibi belirtileri vardır.

Meme iltihabının nedenleri nelerdir?
Mastit bebeğini emziren-emzirmeyen her 20 anneden birinde görülür. Enfeksiyon, genellikle meme başında bulunan çatlaklardan süt kanallarına doğru yayılır. Emzirmeyen annelerde göğüslerin şişmesi de mastite yol açabilir. Diğer nedenler arasında, emzirme yoluyla göğüslerin yeterince boşaltılamaması hastalıklara karşı azalan direnç sayılabilir. Nitekim yeni doğum yapmış annelerin çoğu aşırı bir yorgunluk ve stres altındadırlar ve yeterince beslenememektedirler.

Meme başlarının hassaslığı nedeniyle ilk doğum yapan annelerde mastit biraz daha sık görülür, ne var ki bu ikinci, üçüncü doğumlardan sonra görülmeyeceği anlamına gelmez.

Mastitin en sık görüldüğü dönem, doğumdan sonra 10-28. günler arasıdır.

Mastit olup olmadığınızı nasıl anlarsınız?
Genellikle soğuk algınlığı geçiriyor gibi hissedersiniz. Belirtiler arasında, bir yada iki göğüste kızarıklık, sertlik, sıcaklık, ağrı, ve enfeksiyon olan süt kanallarında şişlik sayılabilir. Ateş ve halsizlik, durumun daha ciddi olduğunu düşündürür.

Mastit, birden fazla sayıda olabilen bir durumdur, ama aynı anda iki göğüste birden gelişmez.

Bu durumda ne yapılmalı?
Hemen doktorunuzla görüşün. Muhtemelen antibiyotik tedavisine başlanacaktır. Bu durumda emziriyorsanız, kullandığınız ilaçların bebeğe zarar vermeyeceğini özellikle açıklığa kavuşturun. Antibiyotik etkisi başlar başlamaz, belirgin bir rahatlama hissedeceksiniz.

Mastit sırasında bebeğimi emzirebilir miyim?
Evet. Mastit sırasında  emzirmek, çok acı verir. Ancak, gerek biran önce iyileşmek, gerekse süt kanallarınızın boşalarak yeni tıkanıklıklar olmaması ve sütünüzün kesilmemesi için emzirmeniz gerekir. Emzirmeden bir kaç dakika önce sıcak kompres, acı duymanızı bir ölçüde azaltır.

Eğer bebeğiniz emerek iltihaplı göğsünüzü tam boşaltamıyorsa, yada aşırı acı hissi nedeniyle emziremiyorsanız,  göğsünüzü bir süt pompasıyla boşaltmanız gerekir. Sağdığınız sütü biberonla bebeğinize verebilirsiniz. Şunu hiç unutmayın, göğsünüzü boşaltmak için en iyi pompa, bizzat bebeğinizdir!

Hasta göğüsten emme sonucu bebeğim hastalanabilir mi?
Hayır! Zaten sizi hasta eden mikroplar, muhtemelen bebeğinizin ağzı yoluyla bulaşmıştır, ve  kendi mikroplarının ona geri verilmesinin bir zararı yoktur.

Mastit kendiliğinden geçebilir mi?
Mastit kendi haline bırakılırsa ilerler, ve daha ciddi sonuçlar -komplikasyonlar- oluşur. En sık görüleni meme absesidir, yoğun antibiyotik tedavisi, belki de cerrahi yolla absenin boşaltılması gerekir. Bu durumda bebeğiniz sizi ememez.

Çoğu zaman olduğu gibi, mastit de erken teşhis edilirse, kolayca tedavisi olan  bir  durumdur.

 

Zihinsel gerilik, okulu bir mücadele meydanı haline getiren yüzeysel gerilikten sürekli bir gözetim gerektiren derin geriliğe kadar çok geniş bir bozukluğu ifade etmektedir. Zihinsel açıdan geri olan çocuklar motor becerilerini kazanmada ve dili kullanmada da ağırdırlar. Bu yüzden yaşlarına uygun olan heyecansal olgunluk ve toplumsal beceriler bakımından da geri kalmaktadırlar.
Normal olan bazı çocuklar, bu gelişme alanlarından biri ya da diğerinde geri kalabilirler. Bu olay, neticede geri kalmayacak bir çocukta gelişimin geri kalışını gösterir. Diğerleri bir rahatsızlığı gösteren duygusal ya da sosyal geri kalmışlığa sahiptir. Ne var ki zihinsel açıdan geri çocuk tüm bu alanlarda geridir ve akranlarına yetişemeyecektir.
Çocuk okula başlayana dek hangi alanlarda geri olduğu anlaşılamamaktadır. Sorunu az olan çocuklar akademik becerileri edinebilirler ancak bu alanlarda da normal bir çocuktan daha geridirler. Böyle çocuklar, eğitimsel olarak zihinsel özürlü olarak tanımlanmaktadır.
Orta dereceli geri çocuklar, giyinmek ve tuvaletini yapmak gibi kendilerine bakma becerilerini öğrenebildiklerinden, eğitilebilir geri çocuklar olarak adlandırılmaktadırlar. Akademik
okul programlarından faydalanabilmek için sınırlı yeteneklere sahiptirler ama günlük faali
yet merkezlerine devam edebilirler. Bu yüzden
mağazalarda belirli işlerde çalışabilecek derecede eğitilebilirler. /
Çok şiddetli ya da derin bir şekilde*geri olan çocuklar, asgari kendi işini görme becerilerini öğrenebilirler, tuvalet eğitimini almışlardır, ancak yine de yoğun bir bakım ve gözetime ihtiyaç duyarlar. Az öğrenirler, dil yetenekleri yoktur.
Geçmişte geri çocukların çoğu az geri olanlar bile kurumlarda yaşıyorlardı. Günümüzde büyük çoğunluk evde ya da kendi topluluklarında küçük grup evlerinde oturmaktadırlar. Yavaş öğrenenler için özel eğitim programları tüm bölgelerdeki okullarda mevcuttur ve çok şiddetli derecede geri olanlar için topluluklar içinde sosyal ve eğlence fırsatlarını sağlamak için hazır pek çok kaynak vardır.
Çocuklar okula başlayana dek pek çoğunda ilk işaretlerinin görülmesine karşın az gerilik gerçekten teşhis edilemez. Ancak okula başladığında çocuklar geniş akran çevreleriyle karşılaştırıldıklarından aralarındaki gelişme farklılıkları açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır.
Eğer çocuğunuz zihinsel açıdan geriyse, tedavinin amacı, hangi düzeyde olursa olsun çocuğu potansiyelinin zirvesine yükselterek, mümkün olduğu kadar özrüyle başa çıkmasını öğreterek yardımcı olmaktır.
Teşhis bebeklikte konulduğunda bebek ve ebeveynleri bazen bebek teşvik programına kaydolabilirler. Böyle bir program, heyecansal, entelektüel ve fiziksel gelişmeyi kolaylaştırma girişiminde çok duygusal bir teşvik sunmaktadır. Bu program ebeveynlerin, çocuklarının sahip olduğu güçlü ve zayıf yanlarını kavramalarına da yardımcı olur, genellikle heyecansal bakımdan çok zor olan bu dönemde ailelere destek olur.
Her çocuk gibi zihinsel açıdan geri çocuklar da arkadaşlara ihtiyaç duyarlar. Okullarda geri çocukların normallerle karışmasına rağmen, geri çocuklar genellikle halen sınıf arkadaşları tarafından kabul görmezler. Bu yüzden ebeveynler çocuklarının sosyal ve eğlence faaliyetlerini kendileri planlamalıdırlar. Yaz kampları da dahil olmak üzere geri çocuklar için çeşitli faaliyetler öneren organizasyonlar vardır. Bu programlar hem çocuğun toplum ortamında kendini daha rahat hissetmesine, hem de bağımsızlığının artmasına yardımcı olmaktadır.
Son olarak, geri bir çocuğa bakmak aileye de pek fazla zaman bırakmayacaktır. Çocuklarına ne kadar bağlı olurlarsa olsunlar ebeveynlerin de arada sırada bir değişikliğe ihtiyacı vardır. Çocuklarının özürlü oluşundan dolayı, normal çocuklarını bakıcıya bırakan pek çok aile aynı şeyi geri çocukları için de yapmak istemektedirler. Pek çok topluluk bu ihtiyacın farkına vardığından dinlenme merkezleri açmışlardır ki, bu merkezlerde ebeveynler geri çocuklarını, deneyimini yine bu tür çocukların arasında kazanmış bakıcıların eline bırakmaktadırlar. Böyle bir seçeneğe sahip bir topluluk içinde yaşayacak kadar şanslıysanız, bundan faydalanmalısınız.

Okul öncesi çağı çocukları yaşamlarının bir bölümünde her şeyin mümkün olduğu hayali bir dünyada yaşarlar. Bu yıllar süresince, oyun çoğu zaman taklit etrafında döner. Bazen bir çocuk için taklidin nerede bitip gerçeğin nerede başladığını bilmek güçtür. Buradan hareketle 3 yaşındaki çocuğunuz parfüm şişesini kıranın kendisi olmadığını, sarı şapkalı yeşil bir adam olduğunu söyleyebilir. Çocuğunuz kelimenin gerçek manasıyla yalan söylemiyor. Çocuğunuzu ne cezalandırmalı, ne de ara sıra böyle hikâyeler uyduruyor diye kendini suçlu hissetmesine yol açmalısınız.
Ne var ki bazı çocukların günün büyük bölümünde kendi hayallerinde yaşadıkları görülür. Eğer çocuğunuzun gerçekten inandığı hayal ürünü bir arkadaşla çok fazla zaman harcadığı görülürse çocuğunuzun gerçek yaşamının gerçekten ilginç olup olmadığını kendinize sorabilirsiniz. Kendi özel rüya dünyasında yaşayan bir çocuğun ya arkadaşlarla daha fazla zaman harcamaya ihtiyacı olabilir ya da ebeveynlerinden yeterince ilgi göremiyordur.

Okul öncesi yıllarda kilo ile boyda büyük çeşitliliklere rastlanır. Bir büyüme çizelgesine baktığınızda, çocuğunuz kendi yaşının alt sınırında, ortasında ya da en üstünde olabilir. Çocuğun ölçüleri çoğunlukla kalıtsaldır. iri yarı ana-babaların çocukları da iri yarı olma eğilimindedir ve ufak tefek ana-babaların çocukları da tipik olarak ufak tefek olurlar. % 5 ile % 95 gibi bir oranda, çoğu çocuk normal kilo ve boya sahiptir.
Şu halde çocuğunuzun ‘anormal’ olduğunu nasıl anlarsınız? Çocuğunuz normalin altında da olsa, üstünde de olsa bir sorun var demektir.
Büyüme bozukluklarının çeşitli türleri vardır, en yaygın olanı aşağıda tartışacaklarımızdır.
Beslenme Yetersizlikleri
Amerikalı çocuklarda rastlanan en yaygın beslenme bozukluğu şişmanlıktır. Yanlış beslenme, daha az yaygın sayılmasına rağmen, alt sosyo-ekonomik gruplar arasında sık sık ortaya çıkar. Yanlış beslenme, kistik fibrosis ve celiac hastalığı (Bkz. Malapsoption sorunları) gibi hastalıkların bir sonucu olabilir.
Hormonal Bozukluklar
Kimi zaman, hipofiz ya da tiroid bezleri yetersiz ya da aşırı miktarda hormon üretir. Bu da bir büyüme bozukluğunun sonucu olabilir. Daha az rastlanan bozukluklar arasında, devlik ya da cücelik (Bkz. Hipofiz tümörleri) ve hypothyroidism vardır.
Kronik Hastalık
Doğuştan kalp düzensizlikleri kronik böbrek yetmezliği ve anemi gibi hastalıkları olan çocukların büyümeleri, bu temel hastalığın bir sonucu olarak gerileyebilir.
Ne Yapmalı?
Eğer bir büyüme bozukluğundan kuşkulanıyorsanız, çocuğunuzu hekime gösterin. Fiziksel bulgulara bağlı olarak araz testleri gerekli olabilir. Bunlar kan testlerini ve kemiklerin röntgen testlerini içerir. Yine de tedavi belirli bir soruna bağlıdır. Şişman bir çocuğa diyet uygulanır, yanlış beslenene yüksek kalori desteği ve hatta hastane bakımı uygulanmalıdır. Hormon yetersizliğine bağlı olarak büyüme bozukluğu olan çocuklara hormon azaltıcı iğnelerle yardımcı olunur.

2 yaşında, çoğu çocuk, sözsel olarak iletişime başlarlar. 2 yaşına bastıktan sonra, bir noktada, çoğu çocuk kendi adlarını ve bildik bazı nesne isimlerini söylemeye başlar. 3 ya da 4 sözcüklük cümleler kurabilirler. Hatta kısa konuşmalar yapabilirler. İki yaşındakiler, negatif davranışlarıyla ünlüdürler en çok. Sinir krizleri (çoğunlukla düş kırıklığının sebep olduğu) çok yaygındır.
Çoğu iki yaş grubu çocuğu, diğer çocuklarla aktif olarak oynamaz. Daha çok, yaşıtları olan çocuklarla yan yana oynamayı severler. Çocuk 3 yaşına yaklaştıkça, toplumsal olmayla daha çok ilgilenirler giderek.
2 yaşındaki çocuk büyük bir taklitçidir. Çim biçecek olsanız, 2 yaşındaki çocuğunuz minik bir çim biçme makinesiyle peşinizden gelecektir. Ya da çocuğunuz siz evi temizlerken kendi süpürgesi ve toz bezini kullanmakta ısrar edecektir.

Uyku problemleri bebeklikte ve hatta ilk çocukluk döneminde sık sık ortaya çıkar.
Bu problem, bebeklerini yatağında ağlamaya bırakmanın yanlış olduğunu düşünen anne ve babalar tarafından daha da artırılır. Bebeğiniz gecenin ortasında yatağında ağlamaya başlıyor, hemen içeri koşuyorsunuz, bebeğinizi kucağınıza alıyorsunuz, ona biberonunu veriyorsunuz ya da onunla bir süre oynuyorsunuz. Bunlar huy edinmek için yeterlidir. Bebek, gece uyandığında sizin derhal yanına koşacağınızı, onu avutacağınızı ve eğlendireceğinizi artık öğrenmiştir.
Uyku problemlerinin meydana gelmesini önlemek, mevcut bir problemi ortadan kaldırmaktan daha kolaydır. Erken bebeklik dönemi, gecenin uyku ile geçirilmesi gereken bir zaman dilimi olduğunu bebeğinize öğretmeniz için en uygun zamandır.
Şunları uygulayabilirsiniz:
Bebeğiniz iki aylık iken onu yatak odanızdan çıkarın ve kendi odasında yatırmaya başlayın. 2 aylık iken, gece yarısında emzirmekten

yavaş yavaş vazgeçin. Bebeğinizi bu saatte beslemek için uykudan uyandırmayın. Eğer bebek uyanmışsa onu 5 dakika kadar ağlamaya bırakın; bebek emzirilmeden uykuya dalabilir.
Eğer bu işe yaramazsa bebeğinize gündüz ki emzirme imkânından biraz daha az ve her zamankinden daha kısa süre için mama verin. Emzirmeden önce, bebeğinizi birkaç dakika kucağınıza alın ve bunun yeterli olup olmayacağına bakın.
4 Aylık bir bebek gecenin saat 2’sinde beslenmeye gereksinim duymaz. Bu çağda bebekler gecenin bu saatinde emzirilmek istemeye devam ederlerse, yakın bir zamanda bunu adet edinebilirler. Bu öğünü 4 aylık oluncaya kadar ortadan kaldırmazsanız, daha sonra ortadan kaldırmanız gittikçe zorlayacaktır.
Eğer bebeğiniz ağlarsa yanına gidin.. Onu kucağınıza almak yerine bir süre sırtını sıvazlayın ve konuşarak susturmaya çalışın. Ona, o saatte olması gereken yerin sizin kucağınız değil, kendi yatağı olduğunu anlatmalısınız.
6 aylık bebek ayrılıklardan endişe duymaya başlar. Bebeğinizin yanında, battaniye ya da doldurulmuş bir oyuncak hayvan bırakmak suretiyle geceleri onunla avunmasını sağlayabilirsiniz. Bebek odasının kapısını açık bırakmak da çocuğunuzu da rahatlatacaktır. Ancak gündüz vakti ona daha fazla sevgi göstermelisiniz. Odasına bir gece lambası koymak da faydalıdır.
Bebeğiniz 12 aylık olduğunda, artık sürekli bir yatma saati edinmiş olmalıdır. Eğer bebeğinizin korkun rüyalar görme ya da yatma esnasında korku duyması âdeti varsa, yatağın başucuna birkaç dakika oturun ve onu rahatlatmaya çalışın.

Bebeğinizin yaşamının ilk haftalarındaki ilk gülücüğü, önemli bir andır. Her ne kadar, yeni doğmuş bebeğinizin yüzünde çoğu zaman bir gülümseme görseniz de, yeni doğan bir bebek ilk ayını, genellikle sekiz haftasını doldurmadan önce sosyal anlamda gülümseyemez.
Bebeğiniz 6 haftalık olduğunda, aile bireylerini yabancılara tercih ettiğini belirten açık bir ifade gösterir. Bebeğinize gülümsediğinizde, bebeğiniz de size gülümseyecektir. Bebeğinizi beslerken, onun size nasıl baktığını görürsünüz.
Bebeğiniz 2 aylık olduğunda, bütün vücuduyla gülümser. Odasına girdiğiniz esnada bebeğiniz heyecanla ellerini ayaklarını çırparak gülümseyecektir .Bu esnada bebeklere özgü çeşitli sevinç sesleri çıkarır.
Bu ilk haftalarda bebeğinizin size gülümsemesine sizin gösterdiğiniz karşı tepki çok önemlidir. Bebeğinizi kucağınıza aldığında siz de ona gülümseyin, oynasın, onun gereksinimlerini karşılayın onu gülümseyemeye siz teşvik edin.
İkinci ayın sonuna doğru, bebeğiniz insanları ve nesneleri birbirinden ayırt edebilir duruma gelir: bu esnada eskisinden daha belirgin bir tanıma ifadesi takınır.
Bebeğiniz aynı zamanda sizin sesinizi de tanımaya başlar. Dolayısıyla, bebek bakıcınızın susturmaya çalıştığı bebeğiniz siz odaya girdiğinizde sizin sesinizle susar, ya da bakıcınızın yanında sessiz duran bebeğiniz, sizin sesinizi duyduğunda coşar.
Üç aylık bir bebek, bir saatin kırk beş dakikasını oynayarak geçirebilir. Bu çağda bir bebeğin dikkati kolayca çekilebilir; hatta dikkatini çeken bir şeyi dinlemek ya da görmek için emzirilmesini bile kesebilir. Bebeğiniz üç aylıkken zamanını eşyalara resimlere, hareketli şeylere, ya da kendi eline bakarak geçirir. Bebeğinizin belleğinin her geçen gün gittikçe geliştiğini fark edersiniz. Bu noktada, bebek kendisini ödüllendiren belli seslere tepki gösterir: Örneğin, kapanmakta olan buzdolabı kapısının sesi veya bebeğinizi beslemeye giderken sizin ayak sesleriniz, gibi. Bebek sizin yanına varmanız için bir süre sabırla bekler. Ancak, eğer bebeğinizin yanına gitmeniz herhangi bir şekilde ertelenirse çığlığı koparır.
Bebeğiniz 4 aylık olduğunda, çevresindeki dünyadan çok kendi beslenmesiyle ilgilenir. Dolayısıyla, eğer beslenmesi normalden daha uzun sürerse, endişelenmeyiniz.
Bu esnadaki dönüm noktası (yaklaşık 20 haftalık iken), bebeğinizin aynı karşısındaki davranışıdır. Bebeğinizi ayna karşısında tuttuğunuzda, gülümsediğini görürsünüz. Karşısındaki imgeyi de gülümsüyor görünce bebeğiniz bu sefer gerçekten heyecanlanır ve sevinç sesleri çıkarır. Bebeğinizi şaşırtan, sizi iki ayrı imge halinde görmektir; bu yüzden şaşkın bir şekilde bir size bir de aynadaki görüntünüze bakar
5 aylık olduğunda ise bebek anne ve babası ile yabancıları birbirinden kesinlikle ayırır. İlk defa onun yabancılar karşısında korktuğunu görürsünüz.
Bu çağda, bebeğiniz nesneleri tanımaya ve öğrenmeye başlar. Örneğin, yere bir oyuncak düşse, bebeğiniz bunu bulmaya çalışır; doldurulmuş bir oyuncak hayvanla oynayıp onu yere bıraktıktan sonra tekrar aynı nesneyi bulup oynamaya başlar.
6 aylık bir bebek, uyanık olduğu saatlerin yarısında gözü açık bir tetiktedir.
Eğer bebeğinizi biberonla besliyorsanız, bebeğiniz biberonu tutmakta ısrar edecektir. Bu çağda bazı bebekler biberona ilaveten bardak da kullanmaya başlarlar.
Bu dönemde, katı gıdalar bebeğin beslenmesine girebilir. Artık bebeğinizin kendini beslemenize rıza gösterdiği günler geride kalmıştır. Bebeğiniz artık el becerisini geliştirmiştir ve gıdaları tutmak ve ağzına götürmek ister.
Artmış motor beceriler, bebeğin 7 aylık iken özgürlük duygusundan zevk almasını sağlar. Aynı zamanda, bebeğiniz kendi kanatlarının uçmaya yarayıp yaramayacağını da denemeye başlan bununla beraber, bu özgürlük denemelerini sizin varlığınızdan ve teyidinizden cesaret alarak yapar. Odayı her terk edişinizde bebeğinizin ağmasına şaşırmayın. 0 döneme kadar oyuncaklarıyla baş başa bırakılıp oynamaya rıza gösteren çocuk birdenbire siz odada olmadığınız zaman ağlamaya başlar.
Bu çağdaki bir bebek bulduğu her şeyi ağzına götürmekten hoşlanır. Parmaklarını çiğnemek, baş parmağını emmek ve ayak parmaklarını ağzına götürmek bebeğin hoşuna giden şeylerdir. Beslenme esnasında bebeğiniz kaşığı kavramaya çalışabilir.
Sekiz aylık bir bebek artık annesine tamamıyla bağlanmıştır. Ayrılık endişesi bu çağda çoğunlukla ortaya çıkar. Odadan her ayrılışınızda bebeğinizin paniğe kapıldığını görürsünüz. 0 ana kadar yabancılardan rahatsız olmayan bebeğiniz, birdenbire komşunuzdan ya da doktorunuzdan korkmaya başlayabilir.
Ya da, bebek bakıcınız gerektiğinde bebeğiniz gelen kişiyi tanıdığı halde kontrolsüz bir çığlıkla ağlayabilir. Bu reaksiyon gelişmenin normal bez parçasıdır ve endişelenecek bir şey yoktur. Böyle bir durumda bebeğinizi kucağınıza alın ve ona hemen döneceğinizi söyleyerek rahatlamasını sağlayın.
Dokuz aylık bir bebek sıkıntı duyacak kadar olgunlaşmıştır. Bunun nedeni belleğinin daha da gelişmiş olmasıdır. Dolayısıyla, bebek sürekli hareket ister ve o zamana kadar sadece akşamları yapılan ve kendisini eğlendiren gece eğlenceleri artık bebeğe ilginç gelmeye başlar.
Bu dönemdeki başka bir aşamada güvensizlik ve hatta korku duygularıdır. Bebek elektrikli süpürgeyi her açışınızda ağlamaya başlayacaktır ya da çok sevdiği banyo artık bebek için korku verici olacaktır.
Sizin göstereceğiniz sabır ve anlayışla bu korkular genellikle bir ay kadar bir süre sonra ortadan kalkacaktır.
10 aylık bir bebek küçük nesneleri bir elinde tutmayı öğrenmiştir.
Bu süre zarfında bebeğinizin kendisini ailenin bir parçası olarak hissetme duyguları ortaya çıkar. Artık bebeğiniz belli tepkilerinize belli karşılıklar verir. Örneğin, onun azarladığınızda üzülür, sevdiğinizde sevinir. Hoşuna giden bir yemekten sonra ya da babası eve geldiğinde dudaklarında bir mutluluk çizgisi belirir.

Bebeğiniz bu çağda “hayır” demeyi öğrenir. Ayrıca mülkiyet duygusu da gelişir ve ilk defa kendi oyuncaklarıyla kardeşinin oyuncaklarını birbirinden ayırır.
Bebeğinizin bir şeyler öğrenmesinde taklidin nasıl önemli bir rol oynadığını fark edersiniz. Yemek esnasında, bebeğiniz size, sizin ona verdiğiniz gibi, yediği bir lokmayı uzatır, ardından ellerini ve yüzünü yıkamak isteyebilir.
Her ne kadar her zaman işbirliğinden yana değilse de, 11 aylık bir bebek yaptığı her şeyde sizin onayınızı almaya, onaylamadığınız her şeyleri yapmamaya çalışır. Yine de, bunları yaparken sizin otoritenizi sınamaktan da kendini alamaz. Oğlunuzu ya da kızınızı yatağına yatırdığınızda en az 5 dakikada bir sizi yanınıza çağırır. Aynı zamanda, ondan istediğiniz her şeyi “hayır” diye reddetmeye de eğilimlidir. Bu çağda “hayır” bazen “evet” anlamına gelir.
Bu negativizm, 12 aylık bebekte daha da fazlalaşır. Bu çağda bazı bebekler huysuzluk etmeye başlar, bebeğinizin birçok şeyi reddetmeye başlayacağına kendinizi alıştırmalısınız. İştahı doğal olarak azalmaya başlar, dolayısıyla, iştahlı bebeğinizin aniden iştahını kaybetmesine şaşırmayınız. Bu reddetme, uyku saatlerini de kapsar. Bu çağda uyku problemlerine çok sık rastlanır.
Bebeğinizin bu dönüm noktalarından geçmediğini düşünüyorsanız, doktorunuza başvurunuz.

Evinizi, bebeğiniz için, bebeğinizin tehlikeye karşı hiçbir şey yapamadığı bu ilk dönemlerde mümkün olduğunca güvenli hale getirmek bir zorunluluktur. Bebeğin bulunduğu ortamı güvenli hale getirmek için ne yapılabilir?

Önce bebeğin yatağından başlayalım. 1974 yılından bu yana federal hükümet, karyola çubukları arasındaki açıklığın 6 cm’den daha fazla olmaması gerektiğini belirtmektedir. Bu önlem çok önemlidir çünkü bebeğin başının çubuklar arasına sıkışmasını önler. Eski bir karyola kullanıyorsanız, çubuklarının bu standartlara uygun olmasına dikkat ediniz. Dahası, yatağın karyolaya tam olarak sığmasına da dikkat etmelisiniz; çünkü bebeklerin karyola ile yatak arasındaki boşluğa başları sıkışabilir. Her iki durumda da, bebeğin soluğu tıkanabilir ve ölebilir.
Yatakta bulunan oyuncakların yumuşak olmasına ve bebeği incitecek sert kenarları olmamasına dikkat etmelidir. Doldurulmuş oyuncak hayvanların herhangi bir düğme ya da parçasının bebeğin ağzına kaçarak boğulmasına neden olup olmayacağını kontrol etmelidir.
Başka bir önemli güvenlik kuralı da bebeğinizi banyoda, yatakta veya masada hiçbir zaman kendi başına bırakmamaktır. Bebeği banyo yaptırırken, bırakın kapının zili ya da telefon istediği kadar çalsın. Bebeğin başının suya gömülmesi çok kısa bir süre içinde gerçekleşebilir.
Çoğu anne baba, bebeklerin yatağın ortasında uyuyakalmasının tehlikeli olmayacağını düşünürler. Oysa u tehlikeli olabilir, çünkü bazı bebekler kendi başlarına dönebilirler. Ayrıca, başka bir çocuğun bebeği itme tehlikesi de vardır. Bu yüzden, en iyisi böyle bir uygulamadan kaçınmaktır. Eğer bir bebek karyolası yoksa bebeği yatırdığınız yerin etrafına destek koyunuz. Bu, bebek için daha rahat olacaktır. Yine de, merdivenden ya da yetişkinlerin “trafiğinden” uzak bir yer seçmelisiniz.
Aynı kural, bebek oturakları için de geçerlidir. Bebeğin oturduğu bebek iskemlesini masa ya da tezgah kenarına koymayınız. Hafif bir hareket bile bebeğin oturduğu iskemle ya da oturağın masa ya da tezgahtan kaymasına neden olabilir.
Bebeğiniz daha hareketli oldukça, onu korumaya yönelik çabalarınız da artacaktır. Eğer evde merdiveniniz varsa, merdiven başlarında bebeğin geçişini engelleyen kapılar olmalıdır. Bebekler, etrafı kurcalamaya bayılırlar. Elektrik prizleri de onlar için bir merak kaynağıdır. Dolayısıyla, kullanmadığınız elektrik prizlerini üzerini bantlamak suretiyle kapatınız. Bebekler için çeşitli eşyalar satan mağazalar ya da elektrikçilerden koruyucu kapaklı prizler de alabilirsiniz.
1 yaşına kadar bebekler her şeyi ağızlarına götürürler. Her ne kadar bebeğinizi kimi zaman kir ya da tozdan korumanız olası olmayabilir ise de potansiyel zarar tehlikesi olan çeşitli eşyaları bebeğinizden uzak tutmak bir çözüm olabilir. Tüm temizlik maddelerinin, sinek ilacı vs. gibi zehirlerin ve ilaçlarım bebeğinizden uzak tutmak bir çözüm olabilir. Tüm temizlik maddelerinin, sinek ilacı vs. gibi zehirlerin ve ilaçlarım bebeğin yetişemeyeceği bir yerde saklanmasına dikkat ediniz. Yüksek bir rafınız ya da dolabınız yoksa bebeğinizin açamayacağı kilitli dolaplar kullanabilirsiniz.
Ev bitkilerini ve çiçeklerini kontrol ediniz. İçeride ya da dışarıda bebeğinize zarar verebilecek zehirli bitkilerden haberdar olunuz ve bunların bebeğinizin ulaşamayacağı bir mesafede olmasına dikkat ediniz.

Erkekte kısırlık nedenleri çok fazladır. Genellikle evlenmiş çiftlerin hiç bir doğum kontrol yöntemi uygulamazsalar 2 sene içerisinde çocukları olur. 2 sene geçtiği halde kadın hamile kalmamışsa bir kısırlıktan bahsedilir. Kadının kısırlık nedenleri Ürolojinin mevzusunun dışıdır. Üroloji erkeğin kısırlık nedenlerini araştırı ve tedavi etmeye çalışır.
Son zamanlarda kısırlık bölümü ürolojinin bir alt bölümü olmuş ve kendi başına müstakil bir bilim dalı haline gelmiştir. Bu bölüm (İnfertilite Anabilim) çiftlerden sadece erkek veya kadını incelemeyip her ikisini beraberce incelemeye alıp teşhis ve tedavi uygulamasını birlikte yürütmektedir.
DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

SAYFA 1 12»