Kesin bir zaman çizelgesi yoktur, yine de, insan gelişimi, önceden tahmin edilebilir bir olaylar dizisi halinde oluşur. Ve bebek birdenbire yürümeye başlamaz, yaşamın ilk haftalarında başını kaldırmaya, sonra da yuvarlanmaya, kendi kendine oturmaya, emeklemeye. Ayakta durmaya ve sonunda yürümeye başlar.

Her ne kadar yürüme gibi becerilerin kazanılmasında geçirilen aşamalar tüm çocuklar için aynı ise de, bu aşamalar arasında geçen süre, büyük ölçüde farklıdır. Bu farklılık, genelde endişeye yol açar.

Ebeveynler, ilk çocuklarının 9 aylıkken yürümeye başladığını anımsıyorsa, ikinci çocukları 14 aylık olduğu halde yürüyemiyorsa endişeye kapılırlar.

Bu bölümde, büyüme ve gelişme ile ilgili yol gösterici bilgiler veriyoruz. Ancak bunlar genel bilgiler olduğunu unutmayın.

Büyüme

Bebeğiniz 1 aylık olduğunda, doğduğu zamanki ağırlığı 0.5 g ile 1.5 kg arasında artmış ve boyu da 2.5 cm ile 5 cm arasında uzamış olacaktır. Bebek 4-5 aylık olduğunda doğduğu zamanki ağırlığının 2 misline, birinci yılın sonunda da olasılıkla üç misline ulaşacaktır. Bu bir yıl süresince yaklaşık 25-30 cm uzayacaktır Başının çapı da birinci yılda yaklaşık 10-12 cm artacaktır.

5-9 aylıkken ilk dişini çıkarır. Çoğu bebek,’ yaşında iken 6-8 dişe sahiptir.


Uyuma Süreleri

Bebekler çoğunlukla yaşamlarının ilk aylarında günün büyük bir bölümünü uyuyarak geçirirler. Acıktıkları zaman uyanırlar, mama yerler, biraz oynarlar, sonra tekrar uyurlar. Ortalama olarak, 1 aylık bir bebek, 24 saatin 10 saatini uyanık geçirir. Bazı bebekler daha çok, bazıları da daha az uyurlar. Bebekler 5 kg ağırlığa ulaştıklarında, bütün gece uyudukları kabul edilir. Ancak çoğu aile, bu kurala uymayan çocuklara sahiptir. Meme emen bebekler, birkaç ay boyunca geceleri süt emmek isterler.

Genel bir kural olarak, bebek ne kadar büyükse, o kadar az uyur. Birinci yılın sonunda, çoğu bebeğin uykusu, sabah ve/veya öğleden sonra 1-2 saate iner.

Hareketlerin Gelişmesi

1 aylık bebeğin hareketleri düzensiz ve dikkatsizdir. Tutulmadığı zaman başı öne ya da arkaya düşer. Çıngırak gibi bir oyuncağı tutabilir, fakat kısa bir süre sonra bırakır. Bir şeye bakabilir, ancak onu tutmaya kalkışmayabilir.

2 aylık bebeklerin çoğu, kollarını ve bacaklarını düzgün hareket ettirebilir, başını birkaç dakika 45o açıda tutabilir ve bir cismi kısa bir süre tutabilir.

3 aylık bebek, başı fazla öne veya arkaya düşmeden oturabilir. Bu dönemde nesneleri yakalamaya çalışır, ancak çoğu zaman başaramaz. Vücudu artık daha az esnektir.

4  aylık bir bebek, yardım alarak 10-15 dakika oturabilir ve başını iyi kontrol edebilir. Yüzükoyun yattığında yuvarlanabilir. Bu yaştaki bebeklerin bazıları, kendi kendine sırtüstü dönebilir.

5  aylık bebek, ayağını ağzına sokup ayak baş parmağını emebilir. Artık kendi kendine sırtüstü ve yüzükoyun dönebilir. Yüzükoyun yatarken elleri ve dizlerinin yardımı ile kendini ileri itebilir. Ayakta tutulduğunda vücudunu dik tutabilir ve yürüyormuş gibi bacaklarını hareket ettirebilir. Elinde şişe tutabilir. Nesneleri bir elinden ötekine aktarabilir ve bir şeyi uzanıp tutabilir.

6  aylık bebek, sırtüstü yatarken yüzükoyun dönebilir. Bu yaştaki bebeklerin bazıları, elleri ve dizleri üstünde doğrulup emekleyebilir. Bir iskemlede oturabilir ve ellerini birbirine değdirerek oynayabilir.

7  aylıkken oturma becerisi gelişmiştir ve destek görmeden oturabilir. Bir nesneyi kavramak için başparmağını ve parmaklarını iyi kullanabilir ve iki nesneyi birbirine çarpabilir.

aylık bebek, emeklemeye çalışır. Bu yaştaki bebeklerin bazıları, bir şeye tutunarak ayağa kalkabilir. Bir çıngırağı birkaç dakika tutabilir ve küçük şeyleri tutmaya çalışır.


9 aylık bebeklerin çoğu, bir ellerinde bir
oyuncak varken emekleyebilir. K
ısa süre ayak
ta durabilir ve ba
ş ve işaret parmakları arasın
da bir
şey tutabilir.

10   aylık bebek, mobilyalara tutunarak odada dolaşabilir. İki elinden tutarsanız yürüyebilir. İskemleye tırmanıp iner ve bir elinde iki küçük nesne tutabilir.

11 Aylık bebek, kendi başına ayakta durabilir. El sallayabilir, merdivenleri tırmanabilir ve bağdaş kurabilir. Elinde kaşık tutup ağzına götürebilir, kalemle kağıda işaretler yapabilir ve ayakkabılarını çıkarabilir.

Birinci yılın sonunda artık yürüyordur, ancak emeklemek hâlâ tercih ettiği yöntemdir. Merdiven çıkıp inebilir ve beşiğinden inebilir. İşaret parmağı ile bir şeyi gösterebilir ve kutuların kapaklarını çıkarabilir.

Konuşma Becerisinin Gelişmesi

1 aylık bebek, ağlamanın yanı sıra küçük sesler çıkarabilir. 2 aylıkken bu sesler daha gelişir. Üç aylık olduğunda ses repertuarı gülme ve oh, ah gibi nidaları içerir. Ses algılama yeteneği gürültülü sesler ve tanıdık seslerle sınırlıdır.

4-6 ay arasında iken içini çeker, homurdanır, güler ve ağrısı ile acıkmasını farklı ağlamalarla belli eder. Sevincini ve hoşnutsuzluğunu farklı seslerle gösterir.

7-9 ay arasında heceleri tekrarlar, şarkı söyler gibi yapar ve 12 farklı ses çıkarabilir. Sesleri oyun oynamak için çıkarır ve “anne” diyebilir. Bu dönemin sonlarına doğru, başkalarının duyduğu sesleri ve es tonlarını tekrarlayabilir. Seslerin kaynağını arar, konuşmaları dikkatle dinler, anne ve baba sözcüklerini anlar. Kendi adını anlar ve insanların seslerindeki öfkeyi fark edebilir.

10-12 ay arasında, konuşma benzeri sesler çıkartmaktadır. Başkalarının söylediklerini tekrarlar. Oyun oynarken başarılı sesler çıkarabilir. Artık tüm sesli ve sessiz harfleri söyleyebilmektedir. Bazı çocuklar bu dönemde ilk defa kelime söylemeye başlarlar. Anlama yeteneği de gelişmiştir, adı söylendiğinde ve basit isteklerde bulunulduğunda anlar, çok kullanılan eşyaların ve aile bireylerinin adını bilir.

İdrar torbasının yüzeysel veya derine inmiş tümörlerdir. Erkeklerde üç kat daha sıktır. Orta ve ileri yaşlarda daha fazla görülür.
DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Dışkıda makroskopik olarak kanın görüldüğü ishallere, kanlı ishal denir. İshalle seyreden hastalıklar, gelişmekte olan ülkelerde halen önemli ölüm sebepleri arasındadır. Özellikle bebeklerde, küçük çocuklarda ve yaşlılarda bunun önemi bir kat daha artar. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Tıp dilinde hepatosteatoz diye anılan karaciğer yağlanması karaciğer hücrelerinde aşırı yağ birikmesi anlamına gelir. Karaciğer yağlanmasının pek çok nedeni ve nedene bağlı pek çok sınıflaması vardır. Ancak kolay anlaşılabilir olması açısından şöyle bir gruplama yapabiliriz:         DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

İstediğiniz her şeyi yapmaya hazır olan, hemen ameliyat tarihi veren, tedavi ve tedavinin yan etkileri konusunda bilgilendirmeyen, size uzun zaman ayırmayan bir plastik cerrahtan uzak durun!

Estetik bakış / DR. SERDAR EREN

Estetik problemlerin tedavisinde, kendinizi ellerine ve bilgisine emanet edeceğiniz doktora plastik cerrahi dalında uzman olup olmadığını, nerede uzmanlık eğitimi gördüğünü ve tecrübesini sorun. Hiç merak etmeyin. Kendine güvenen bir hekim böyle bir ilgiden bile memnun olacaktır.
Arzu ettiğiniz her şeyi yapmaya hazır olan veya yapmaya söz veren hekimlerden kaçının. Çünkü o hekim ya kendi kapasitesini tam olarak tartamıyordur ya da plastik cerrahideki tedavi imkanlarının sınırlarını bilmiyordur.
Estetik uygulamaları arzu eden kişi, diğer hastalardan daha ayrıcalıklıdır. Çünkü diğer hastaların sebebini ve tedavisini bilmediği bir hastalığı vardır, bu nedenle doktora gitmek zorundadır. Estetik cerrahide böyle bir zorunluluk yoktur. Hastalarımız bize arzuyla, merakla ve heyecanla gelirler. Şikayetlerini ve nerelerinin düzeltilmesi gerektiğini biliyorlardır. Estetik problemleri olan kişilerin şikayetleri her zaman objektif değildir ve kişi her türlü tedaviyi ya da değişikliği arzu edebilir. Estetik cerrahın en önemli özelliklerinden biri de hastanın bazı isteklerini frenleyebilmesidir. Hastaların bazen sınırsız olan isteklerine sınır konulmalı ve hastanın gözünde her zaman “gerçekçi bir tedavi tablosu” oluşturulmalıdır.

Ameliyat, gününde bile iptal edilebilir
Bir konsültasyondan sonra büyük bir coşkuyla ameliyata karar vermişseniz bile hemen ertesi günü ameliyat olmaya kalkmayın. Çünkü bu gibi ameliyatlar için çabuk kararlar genellikle objektif olmayan duygularla verilir. Ayrıca bu konuda, Avrupa’da hastaların haklarını koruyan derneklerin klasik bir uyarıcı sözü vardır: “Doktorun bir tek yarın boş zamanım var, diğer haftalar ve aylar doluyum demesi bir alarm işaretidir.” Bu söz doğrudur çünkü karar bir coşku anında verilmiştir, bu nedenle ameliyatların risklerini o anda tam olarak anlayabilmeniz ve yorumlayabilmeniz zordur. Ayrıca aklınıza yeni sorular gelebilir, bunları da telefon veya yeni görüşmelerle halledebilirsiniz. Eğer konsültasyondan uzun zaman geçtikten sonra da ilk görüşmedeki coşkunuz ve doktorunuza güveniniz devam ediyorsa; beklentilerinize ve olası komplikasyonlara gerçekçi bir yaklaşımınız varsa karar zamanlamanız ve doktorunuz doğrudur.
Ben ameliyat için randevuyu geciktirmeyi hastanın doğru kararı vermesi bakımından hep uygun bulmuşumdur. Çünkü ameliyat tarihi gelene kadar hastalarımın diğer hekim arkadaşlarla görüşme şansı da olur ki bunu zaten öneririm. Ayrıca hastanın, ameliyat günü de dahil olmak üzere, eğer kafasında kesinleşmemiş duygular ve soru işaretleri varsa ameliyata gelmek yerine iptal etmesi veya ertelemesi daha iyidir.

Kocanız operasyona karşıysa, yaptırmayın
Yapılacak tedavi ve tedavinin muhtemel yan etkileri üzerine yeteri kadar bilgi vermeyen, size uzun zaman ayırmayan hekimden kaçının. Öteki taraftan da hekimin size detaylı bilgi verme arzusunu kösteklemeyin. Biz tabii ki ne yapacağımızı biliriz ve yapacağımız tedavilerin bütün sorumluluğunu almak zorundayız. Ama siz de hasta olarak verdiğiniz kararın sorumluluğunu almak zorundasınız ve bu sorumluluğu da ancak ne yapılacağını ve neler olabileceğini bildiğiniz zaman alabilirsiniz.
Önemli başka bir nokta da ameliyatlarınızı hiçbir zaman ailenizden gizli yaptırmamanız gerektiğidir. Ön görüşme için bana eşleri veya sevgilileriyle gelen hastalarım çoktur ve böyle olması bence daha iyidir. Hastaların, karar verirken desteğe ihtiyacı olur. Genellikle kocalar “Beni rahatsız etmiyor ama kendini daha iyi hissedeceksen yaptır” derler. Eğer kocanız ameliyata çok karşı ise o ameliyatı yaptırmamanızı tavsiye ederim. Kocanıza rağmen yaptırırsanız üzerinizde büyük bir baskı oluşabilir. Oysa iyileşme döneminde her şeyin mükemmel olmasını, hiç problem çıkmamasını arzu edersiniz. Çünkü ortaya çıkabilecek en küçük problemde bile eşinizin olumsuz yorumlarından kurtulamayacağınızı bilirsiniz. En kötüsü ise eşine hiç haber vermeden tedavi olan hastalardır. Mesela kocası tatilde veya iş gezisindeyken ameliyat olan hasta kendisini komplikasyonsuz bir iyileşmeye şartlamıştır. Bütün problemler bu hastaların başına gelir. Sınırları bu kadar çok zorlamanın genellikle insanin baş ağrıttığını hepimiz biliriz.
Ben 27 senelik meslek hayatım boyunca hatalarımı yinelememeye çalıştım. Biz cerrahlar hatayı kendimize yakıştıramasak bile bu konuda tarafsız ve adil olmak zorundayız. Problemli geçen her vakanın geriye dönük olarak senaryosunu gözden geçirir ve tarafsız muhakemesini yapmaya çalışırım. Her seferinde de önceden fark edemediğim, hastanın problemlerine sebep olan psikodinamiği açıkça görmüşümdür.

Kesin kararlı olmayan hastalar ameliyattan sonra çok acı çeker
Ekibimin gözetmeni olan bir psikanalist ile yaptığım haftalık toplantılarda her türlü psikolojik etkenin problemlerin ortaya çıkmasındaki rolünü öğrendim. Ameliyata tam olarak karar vermemiş hastaların (genellikle önceleri estetik ameliyatlara karşı olan kişiler) ameliyat ağrısını daha fazla hissettiğini gözlemişimdir. Bir örnek: Sadece tek bölgesine liposuction yaptığım bir hasta ameliyat sonrası haftalarca aşırı ağrı şikayetleri ile harap oldu ve beni de harap etti. Ben devamlı olarak tıbbi sebepler ararken hasta çektiğim sıkıntıyı gördü ve ağrının gerçek sebebini buldu. Bana “Aslında bu ameliyatı istemiyordum. Bütün arkadaşlarım ameliyat olurken ben de bir şeyler yaptırmak zorunda olduğumu hissettim. Böyle bir ameliyat olduğum için de kendime çok kızgınım. Kızdıkça da ağrılarım artıyor” dedi. Tam tersi, en ağrılı ameliyat olarak tanımlanan karın germe ameliyatından sonra bile ağrıyı hissetmediklerini söyleyen çok hastam olmuştur. İnsan görünüm bozukluklarından ne kadar çok rahatsızlıklar duyuyor ve ameliyatla düzelmeyi sabırsızlıkla bekliyorsa ameliyatı ve iyileşme süreci o kadar problemsiz geçiyor.