Yeni doğmuş ve anne sütü ile emzirilen bir bebeğin dışkısı normal olarak koyu bir çorba kıvamındadır. Eğer bebeğiniz ilk ayını doldurmadan ishal olmuş ise nedeni herhangi bir enfeksiyon olabilir. Bu durumda bebeğin dışkısı yeşilimsi ve sulu olacak, dışkılama sayısı artacak, anne sütü ile beslenen yeni doğmuş bir bebeğin dışkısında normal olarak bulunan süt pıhtıları görülmeyecek ve hoş olmayan bir koku olacaktır. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

İşte selülitlerinden kurtulmak isteyenler için özel diyet programı ve kozmetik ürün önerilerinden oluşan iki aşamalı bir program… En az bir ay boyunca uygulayın ve bol bol yürüyüş yapmayı da ihmal etmeyin
DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Nedir?

Halitosis denilen ağız kokusunun birçok nedeni olabilir. En çok görülen sebebi her gün dişinizi fırçalamamanız ve diş ipi kullanmamanızdır. Eğer yemek yedikten sonra oral hijyeninize dikkat etmezseniz ağzınızda bir miktar yemek artığı kalır. Bunlar bakteri ve küf biriktirerek kötü kokuya neden olur.

DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Güzel ellere ve ayaklara sahip olmak için başta kullandığınız ürüne ve genel bakıma önem vermelisiniz.
Dış etkenlerden çok fazla zarar görmelerine rağmen el ve ayaklar en çok ihmal edilen organlar arasında yer alıyor. Oysa uzmanlar, el ve ayak bakımının hem sağlık hem de güzellik açısından çok önemli olduğunu söylüyor. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Ağız kokusu ve diş çürükleri günlük hayatı zorlaştıran en önemli sağlık problemleri arasında.

Diş Hekimi Mehmet Kazandı, kişilerin farkında olmadan yaptıkları hatalardan kurtularak daha sağlıklı dişlere sahip olabileceklerini söylüyor ve bu hataları şöyle sıralıyor: DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Gözlerde herhangi bir sebepten dolayı ortaya çıkan her türlü kayma, şaşılık olarak adlandırılır. Görme sorunu açısından bazen sebep, bazen de sonuçtur.

 

Bebeklerde bazen değişik bir durum daha mevcuttur: Yalancı Şaşılık! Aslında kayma mevcut değilken, sanki varmış gibi algılanmasıdır. Burun kökü gelişimi daha tamamlanmadığı için görülen bir durumdur ve sık görülür.

 

Şaşılık bazen hayati bir sorunun habercisi de olabilmektedir: Bunlardan en sık görüleni Retinoblastom denilen bir çeşit göziçi kanseridir. Bir diğer durum ise beyin tümörü sebebiyle göz kaslarının düzgün çalışamaması sebebiyle kayma ortaya çıkmasıdır.

 

Görüldüğü gibi şaşılık, sadece kozmetik ve görsel bir sorun değil, bazen çok daha önemli ve hayatı riske atan hastalıkların uyarıcısı olmaktadır.

 

Şaşılık, doğuştan da olsa sonradan da ortaya çıksa halk arasında bilinen görüşün aksine zaman geçmesiyle kendiliğinden iyileşen bir hastalık değildir. Şüpheli bir durumda bile en kısa zamanda bir göz doktoruna başvurulmalı ve ön muayenesi yaptırılmalıdır çünkü kısa süren bir muayene bazen sadece hastanın gözünü değil, hayatını da kurtaracaktır.

 

Şaşılık şikayeti ile başvuran hastanın öncelikle gözlük muayenesi yapılır. Hastaların önemli bir kısmı gözlükten fayda görmektedir. Bir grup hastanın şaşılığı sadece bu şekilde düzelebilmekte iken diğer grup hastada cerrahi de gerekli olmaktadır. Tedavi yöntemleri bunlarla sınırlı değildir. Bu kısa yazıya sığdırılamayacak kadar çok sayıda teşhis ve tedavi yöntemleri vardır.

 

 

Kaç çeşit Şaşılık vardır ?
Bir kaç çeşit sınıflama mevcut olmasına karşın, burada en sık rastlanılanlardan kısaca bahsedilecektir.

- Küçük Yaşta Kaymalar :
Nedenleri :
- Zor Doğum,
- Zor hamilelik dönemi veya Hamilelikte geçirilen ağır hastalıklar - Annenin hamilelik sırasında bazı ilaçları kullanması - Anne - baba’ nın Akraba olması ( Kan Bağı çoook uzaktan bile olsa !! ) - Küçük yaşta geçirilen ağır ve ateşli hastalıklar - Küçük yaşta geçirilen havaleler - Şiddetli Düşme - Görme bozukluğu olanlar - Ailede gözü kayan veya göz bozukluğu olanlar
Çeşitleri :
- Tek Gözde devamlı Kayma :
En sık rastlanan türdür. Genelde içe kayma şeklindedir ve kaymaya sıklıkla Hipermetropi / Hipermetropik Astigmatizma eşlik eder. Bazen de dışa kayma şeklindedir ve buna genellikle Miyopi / Miyopik astigmatizma eşlik eder.
- İki Gözde Kayma:
Bu çeşit kaymalarda anne-baba daha üzgündürler; halbuki iki gözün kayması daha kolay tedavi edilir.
- İki Gözde Arada Kayma
- Tek Gözde Arada Kayma
Bu son iki tür genelde daha kolay tedavi edilirler.

Tedavi :
Nedene yöneliktir; ama burada en sık rastladığımız Tek Gözde Devamlı Kayma’ nın tedavisi üzerinde duracağız.
- En önemlisi çocuğun Göz Doktoruna erken götürülmesidir:
çünkü 1 yaşında 2 ayda düzeltilebilecek kayma, 4 yaşında 2 senede, 7 yaşında 3 senede, 10 yaşında 4 senede belki düzelebilir !!!
- Önce varsa görme kusuru düzeltilmeli ve gerekli gözlükler verilmelidir.

- Sonra gerekirse kapama yapılmalıdır.

- Eğer kapama yapılamazsa, göz bebeğini büyütücü ilaçlarla kapama etkisi sağlanmalıdır.

- Gerekirse özel aletlerle pleoptik tedavi uygulanmalıdır.

- Yeterli olmayan durumlarda cerrahi müdahale yapılmalıdır:


İleri Yaşlarda Göz Kaymaları:

Genelde trafik kazası, darbe gibi travmalardan sonra veya Diabet, Beyin veya Göz tümörleri gibi nedenlerden oluşurlar:

Tedavileri nedene yöneliktir

 

Yalancı Şaşılık

Çocuğundaki kaymaları, ‘Yalancı şaşılık’ olarak kabul eden birçok aile doktora başvurmuyor. Ancak uzmanlar kayma sorunlarının doktor tarafından incelenmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Çünkü, kayan göz tembelleşiyor. Tedaviye geç kalındığında ise göz tembelliği düzelmiyor

Şaşılık, doğuştan ya da sonradan ortaya çıkabiliyor. Uzmanlar, aileleri ‘Çocuğunuzun gözünde kayma varsa beklemeden göz hastalıkları uzmanına başvurun’ diye uyarıyor. Çünkü kayan göz tembelleşiyor. Göz tembelliği tedavisi ise 6-7 yaşına kadar yapılabiliyor. Geç kalındığında kayma düzeltiliyor ancak göz tembelliği düzelmiyor. Dünya Göz Hastanesi’nden Doç. Dr. Kemal Dikici, şaşılık hakkında şöyle bilgi veriyor: ‘Çocukluk döneminde görülen göz kaymaları, doğumdan itibaren ortaya çıkan kaymalar ve ileriki yaşlarda ortaya çıkan kaymalar olarak iki ana grup altında ele alınıyor. Özelikle doğumdan sonraki ilk birkaç ay içinde ortaya çıkan kaymalar genellikle her iki gözde içe kayma şeklinde ortaya çıkan ve ailenin de fark ettiği belirgin kaymalardır. Bu tür kaymanın bebeklerde burun kökü geniş olduğu için görülen ‘Yalancı şaşılık’ diye tarif ettiğimiz tablodan ayırt edilmesi büyük önem taşıyor. ‘

İhmal etmeyin

Özellikle çocuk hekimlerinin şaşılık konusunda titiz davranması gerektiğini kaydeden Dikici, ”Bebek büyüsün kendiliğinden düzelir’ diye yapılan ertelemeler ileride belki de düzeltilmesi mümkün olmayacak göz tembelliği gibi ciddi sorunların ortaya çıkmasına neden olabilir’ diyor. Gözde bir kırma kusuru varsa okul çağına gelmeden mücadele edilmesi gerektiğini vurgulayan Kemal Dikici, şöyle konuşuyor: ‘Kaymanın düzeltimesi için aileye çok fazla görev düşüyor. Gözlük düzgün olarak taktırılmalı. Klasik yöntem olarak sağlam gözün kapatılması az gören gözün çalıştırılmasıyla uygulanan tedavi var. Gözün kapatılma süresini göz tembeliğinin derinliği belirliyor.’

Doç. Dr. Kemal Dikici, göz kusuru tespit edilen bebeklere üç-dört aydan itibaren takabileceği gözlükler verdiklerini belirterek gözlük seçimi hakkında şöyle konuşuyor: ‘Bu gözlüklerin seçiminde uygun çerçeve ya da camların seçimi oldukça önemli. Bunlardan herhangi birisindeki rahatsızlık özellikle çerçevenin uygun olmaması, bebeğin camların ortasından bakmaması bebeğin huysuzlanmasına ve sonuç olarak ailenin bu gözlüğü taktırmadaki başarısızlığı ile sonlanacaktır.’ Bazı hastalarda sadece gözlük vermekle tedavinin bitmediğine dikkat çeken Dikici, ameliyat hakkında bilgi veriyor: ‘Belirli periyodlarda takip edilen bebekteki kayma miktarı verilen camlarla tam olarak bazen düzelmemektedir. Böyle bir durumda bebeğin büyümesini beklemeden en kısa süre içinde göz eksenlerini paralel duruma getirmek için ameliyat planlanmalı. Genelde bir yaşından önce ameliyat yapıyoruz. Tabii ki herhangi bir kırma kusuru tespit etmediğimiz durumlarda ise özellikle ameliyatı planlamadan önce bu kaymayı izah edecek herhangi başka bir sebep olup olmadığı oldukça önemli. Burada göz muayenesi çok dikkatle yapılmalı.’

Ani kaymalara dikkat!

Ailenin birden fark ettiği aniden ortaya çıkan şaşılığın tümörü işaret edebileciğini belirten Kemal Dikici, ‘Böyle bir tablonun altında basit bir kayma olgusu olabileceği gibi çocukluk çağının kafa içi tümörlerini nadir de olsa gözardı etmemeliyiz.

Böyle bir şüpheyi ortadan kaldırmak için özellikle çocukta göz dibi muayenesi dikkatli bir şekilde yapılmalı. Görme sinirinin rengi, şekli ve yapısında herhangi bir anormal görüntü varsa bu tabloyu izah etmek için gerek nörolojik muayenenin yanı sıra radyolojik tetkiklerden özellikle MR (manyetik resonans) ve bilgisayarlı beyin tomografisi (BBT) istenmeli.’

Bu şikayetlere dİkkat!

Aşağıdaki şikayetlerin görüldüğü çocuk ve bebeklerin göz hastalıkları uzmanı tarafından muayene edilmesi gerekir

  • Baş ve göz ağrısı

  • Bulantı ve baş dönmeleri

  • Çift görme şikayeti varsa

  • Bir şeye bakmak istediğinde başını çeviriyor ve eğik tutuyorsa

  • Başı sık olarak bir yana doğru eğik duruyorsa veya bir omuz yukarı kalkık duruyorsa

  • Yürürken çok sık takılıp düşüyorsa

  • Gözün birini sık sık kapatıyorsa

  • Çok sık göz kırpması varsa

    Adım adım tedavİ

  • Bebekte yapılacak damlalı göz muayenesi her hangi bir kırma kusurunun olup olmadığı yönünde önemli bir bilgi veriyor.

  • Kırma kusurunun olup olmaması gözde tedavi yaklaşımını değiştiriyor

  • Özel testlerle kayma nedeni belirleniyor

  • Nedene bağlı tedavi yapılıyor

  • Tümör ise tümörün tedavisi sağlanıyor

  • Gözlükle düzeleceğine inanılıyorsa hemen gözlük veriliyor

  • Göz kusuruna bağlı olanlar gözlüğü takınca şaşılık düzeliyor. Bir de göz kusuru yok ama kaymanın görüldüğü durum var. Kesin tedavisi ameliyat.

    Tümör tespit edildiğinde…

    Doç. Dr. Kemal Dikici, tümör tespit edildiğinde tedavide izlenen yolu anlattı: ‘Bu durumda beyin cerrahisinin devreye girmesi kaçınılmazdır. Şaşılık ameliyatından önce hayati tehdit eden diğer tablonun düzeltilmesi gereklidir.

    Ailenin tabii ki her kayması olan bebek veya çocukta aklına hemen tümörü getirmesi doğru değildir. Ama en azından ailenin ilgili olması zamanında tespit edilen tabloların daha kolay ve erken zamanda tedavi edilmesini kolaylaştırır.’

    Kayma nedenleri

  • Miyop

  • Yüksek derecede hipermetrop

  • Doğuma ait felç

  • Tümör

  • Kaza

  • Doğuştan katarakt

     

  • Artık ameliyata gerek kalmadan ve iz bırakmadan saç ekimi yapmak mümkün. Üstelik yeni saç için göğüs, sırt, koltuk altı hatta el ve ayak kıllarından bile yararlanılıyor

    Ayşegül Aydoğan

    Erkeklerin müzmin sorunlarından biri olan saçsız kalmaya karşı kullanılan saç ekme tekniklerinde önemli gelişmeler var. Artık yeni tekniklerde saç ekimi, kesmeden, ameliyatsız, yara izsiz yapılabiliyor. En önemlisi yeni saç materyali olarak göğüs, sırt, koltuk altı hatta el ve ayak kıllarından bile yararlanılıyor.
    Yılda 800 kişiye tekrar saç kazandıran Transmed Saç ve Kozmetik Cerrahi Kliniği Genel Müdürü Reiner Paeffgen de saç dökülmesi olan erkeklerin artık yara izsiz çözüm sağlayan yeni teknikleri tercih ettiğini belirtiyor.
    Saç naklinde geliştirdikleri ameliyatsız teknik FUE’de (Foliküler ünite çıkarma) klasik yöntemde olduğu gibi başın arkasının kesilmediğini anlatan Paeffgen, “Yeni teknikte kafanın arka tarafından ufak bir deri parçası çıkarmaya gerek kalmıyor. 10-20 operasyonda saç ekimi tamamlanıyor” diye konuşuyor.

    Üç haftada yeni saç!
    Kendisine de uygulattığı FUE’nin en önemli farkının daha hızlı sonuç vermesi olduğunu söyleyen Paeffgen, bu teknikte 3-4 haftada yeni saçların çıktığını anlatıyor. Paeffgen, ne kadar estetik yapılırsa yapılsın, saç ekiminin küçük de olsa bir iz bıraktığını belirterek, “Yeni teknikte ise ekilen saçlar aynı kendi saçlarınız gibi uzayabiliyor. Dilediğiniz saç kesimini, bakımını yapabiliyorsunuz. Operasyondan iki gün sonra saçını yıkayabiliyor, 4-5 gün içinde denize dahi girebiliyorsunuz” diyor.

    Göğüs kılından saç kökü
    Yeni geliştirdikleri başka bir yöntemde de vücudun başka bölümlerinden saç kökü alıp ektiklerini anlatan Paeffgen, el, ayak koltuk altı gibi bölgelerden alınan kılların başa nakledildiğini söylüyor.
    Bu yöntemde vücut kıllarının limitsiz malzeme sağladığını anlatan Paeffgen şöyle devam ediyor: “Özellikle Türk erkeklerinde bu açıdan bir sıkıntı yaşamıyoruz… İlginç tarafı, örneğin göğüs kıllarından alınan materyal başa ekildiğinde kişinin saç özelliğini kazanıyor. Kıvırcıksa kıvırcık oluyor, o bölgeye uyum sağlıyor. Eğer saçı beyazsa beyaz alınıp naklediliyor. Bu teknikleri ağustosta Kanada’daki bir kongrede sunacağız. Bir başka çalışmamız da erken hücre ölümünü engelleyen yeni bir formülle geliştirdiğimiz bir teknik üzerine. Başarılı olursak ekimden hemen sonra saçlar üremeye başlayacak. Sekiz ay beklemeye gerek kalmayacak. Bu tıpkı kalp nakli gibi. Vakit kaybetmeden hemen yapılmaya başlanması gerekiyor.”

    Burun pek çok işlevi ve anlamı olan bir organdır. Bu yüzden, burnundan rahatsızlığı olan hastaları ameliyat etmeden önce çok daha dikkatli biçimde incelememiz gerekir

    DR. SERDAR EREN

    Türkiye’de yapılan estetik operasyonlarda burun estetiği ameliyatları ön sıralarda yer alıyor. Bu ameliyatların nasıl yapıldığını muhtemelen pek çoğunuz biliyorsunuzdur veya burun ameliyatı geçirmiş kişilerdeki değişimi ve neticelerinin nasıl olduğunu mutlaka görmüşsünüzdür. Ben bu yazımda burun hakkında bilinmeyen veya algılanamayan diğer önemli hususlara değinmek istiyorum.
    Burun insan vücudunun en enteresan organlarından biridir. Çünkü sırtı önde, tepesi aşağıda, kökü yukarıda ve kanatları aşağıdadır. Aldığımız havanın ısınmasını sağlayan, onu tozlardan arındıran ilk duraktır. Kadınlar östrojen hormonlarından dolayı erkeklerden daha iyi koku alırlar. Kadınların ovülasyon (yumurta oluşumu) zamanında, yani östrojen düzeylerinin en yüksek olduğu zamanda koku alma hassasiyeti çok daha artar. İnsanların 4 bin kokuyu ayırt etme kabiliyetleri vardır.
    Burnun aynı zamanda ruh dünyasının bir amblemi olduğunu tarihçi filozof Johann Gottfried Seume yazmıştır. Dahlke ise psikosomatikle ilgili el kitabında burnun simgelediklerini şöyle tarif ediyor: “Hükmetmek, gurur, güç, seksüalite.”
    Bornemann adlı sosyolog 1991′de, bir kitabında burnun erkekte “iktidar” işareti olarak anlaşıldığını, bundan dolayı toplumda burun büyüklüğünün veya küçüklüğünün penis ile orantılı görüldüğünü, burada kastedilenin aslında cinsel arzu ve güçle ilişkisi olduğunu yazdı.
    Johan Caspar Laveter adlı sosyolog ve psikolog burnun sadece nefes almak, koku almak gibi işlevleri gören bir organ olmadığını, onun ayrıca cinsel gücü yansıttığını ve bir sembol olduğunu belirtti.
    Geçmişe bakıp burnun seksüalite ile ilişkisini göz önüne alacak olursak, onun üzücü kaderine de şahit oluruz. Yüzyıllar önce I. Friedrich tecavüz edenlerin, evlilik dışı ilişki kuranların burnunu kestirmişti.

    Hiçbir organ günlük konuşma diline burun kadar girmemiştir
    Eğer anlamlı bakılacak olunursa sifilis hastalığının bulaşma şekli (cinsel ilişki) ile bu hastalığa yakalananlardaki burun dokusu lezyonu ve kaybı arasındaki psikodinamiği göz ardı etmek mümkün değildir.
    Edmond Rostand komedisinde Cyrano de Bergerac’ı çirkin ve koca burunlu ama iyi yürekli bir figür olarak göstermiştir. Collodi’nin yalan söyledikçe burnu büyüyen Pinokyo masalını ise hepimiz biliriz.
    Çirkin görünümlü bir burun edebiyatta ve resim sanatında sıklıkla kullanılan bir motiftir. Hiçbir organ burun kadar günlük konuşmada mecazi olarak kullanılmamıştır: Burnu bir karış havada, burnu büyüdü, burnundan hiç kıl aldırmıyor, hık demiş burnundan düşmüş, burnunu her yere sokuyor, burnunun ucunu görememek…
    “Korku ve öfke duygusunun yansıması cinsel organlaradır ve bu organlardaki problem olarak algılanır. Bu yansıma eğer cinsel organlara olmazsa, bu takdirde onun sembolik karakterlerine yönelir, tıpkı burun gibi.” Bunu Roth 1959 yılında “The Face-Genital Equvation” adlı kitabında yazmıştır.
    Burnun genel anlamından da anlaşıldığı gibi kimi zaman ruhsal şikayetleri olan hastalarda psikolojik bozuklukların yansıması burunda gerçekleşir ve hasta burnunda sorun olduğunu düşünür. Psikozları tedavi edilmemiş veya tanınamamış bir hastaya yapılan burun ameliyatının hasta ve cerrah açısından çok sıkıntı verici problemlere yol açabileceği aşikardır.
    Bütün bunları dikkatle göz önüne aldığımızda burnun bir sürü fonksiyonunun ve anlamının olduğunu görüyoruz. Böyle önemli bir organından rahatsızlığı olan hastaları, ameliyat etmeden önce çok daha dikkatle incelememiz gerekiyor.

    Başarılı bir burun estetiği ameliyatı sonrasında hasta özgüven kazanır
    Burun estetik görünüm bakımından çok dikkat çeken bir organdır. Travmatik veya doğumsal burun şekilsizlikleri hep dikkat çeker ve çoğu zaman kişi çevreden kırıcı, gücendirici veya alaycı davranışlarla karşılaşır. Bundan dolayı da bu psikolojik baskıya sadece çok dengeli karakter ve ruh hali olan kimseler katlanabilir. Bilhassa 25 yaşına kadar olan, sosyal yaşamı henüz tam oturmamış kişilerde burnun şeklini ve formunu değiştirme arzusu sosyal kabullenme açısından çok daha yüksektir. Bu yaş sınırı atlatıldıktan sonra mesleki ve ailevi yaşamın getirdiği güven ve denge kişiyi burun probleminden uzaklaştırır. Bu psikolojik baskı bu aşamadan sonra da hâlâ devam ediyorsa kişi o zaman plastik cerrahi yoluyla çözüm aramayı denemelidir.
    Eğer bir burnun düzeltilmesi için ameliyat kararı doğru verildiyse ve ameliyat teknik açıdan kurallara uygun olarak yapıldıysa neticenin getireceği pozitif psikolojik etki bütün estetik ameliyatlar içinde en etkin olanıdır. Başarılı bir burun ameliyatından sonra hastanın kendine güveni gelir ve bunun böyle olmasına da şaşırmamak gerekir. Çünkü burun tam yüzün ortasındadır, görmemek imkansızdır.