Sigarayı bırakmak isteyip de kilo almaktan endişe ediyorsanız, bu yazı size yardımcı olabilir. Sigarayı bırakanların çoğu kilo alır, ama yalnızca birkaçı aşırı kilo almaktan şikayetçi. Sağlığınız için yapabileceğiniz en iyi hareket sigarayı bırakmak. Sigara içmek, sağlığınıza alacağınız birkaç kilodan daha fazla zarar verir. Birkaç küçük değişiklikle, mesela yediklerinize daha fazla özen göstererek ve fiziksel aktivitelerinizi artırarak, sigarayı bırakırken de kilonuzu kontrol altında tutabilirsiniz.

Sigarayı Bırakırsam Kilo Alır mıyım?
Sigarayı bırakan herkes kilo almaz. Sigarayı bırakanlar, ortalama olarak yaklaşık 4.5 kilo alıyorlar. 10-20 senedir sigara içenler ya da günde bir paketten daha fazlasını tüketenler, kilo almaya daha yatkın oluyorlar. Birkaç kilo alsanız da, unutmayın ki sigarayı bırakarak sağlıklı yaşama doğru büyük bir adım atmış oluyorsunuz.

Bıraktıktan Sonra Kilo Almanın Nedenleri Neler?
Sigara dumanındaki kimyasallardan olan nikotin vücudunuzdan çıktığında, kısa sürede kilo alabilirsiniz. Nikotin kilo alınmasını engeller ve sigarayı bıraktığınızda vücudunuz olması gereken kilosuna döner. Sigarayı bıraktıktan sonraki ilk hafta vücudunuz su tuttuğundan 1-2 kilo alabilirsiniz. Sigarayı bıraktığınızda vücudunuzun kalori ihtiyacı azaldığından bunlar yakılmaz ve kiloya dönüşebilir.

Aldığım bu kilolar sağlığıma zararlı mıdır?
Sigaranın sağlığa zararları alacağınız 5 kilonun zararlarından çok daha fazladır. Sadece ABD’de her yıl 400.000’den fazla kişi sigara sebepli hastalıklardan hayatını kaybediyor. Ancak yaklaşık 50 kilo kadar alırsanız, sigara içtiğiniz zamanki kadar sağlık riskine ulaşırsınız. Şimdi, sigaranın zararlarını ve bırakmanın faydalarını inceleyelim.

Sigaranın sağlığa zararları
Sigara içerken…
Kalp atışınız hızlanır.
4000 kimyasalın vücudunuza girmesine izin verirsiniz ve bunların 40’ı kansere yol açmaktadır.
Akciğer kanserine yakalanma ihtimaliniz içmeyen birisine göre daha fazladır. Erkeklerde bu ihtimal 22 kat daha fazladır, kadınlarda ise 12 kattır.
İçmeyen birisine göre kalp krizi geçirme ihtimaliniz 2 kat daha fazladır.
Kalp hastalıkları, çarpıntı, kanser, amfizem, kronik bronşit ve akciğer hastalıkları riskinizi artırırsınız.
Sadece kendi sağlığınıza değil dumana maruz kalan herkese zarar verirsiniz.

Sigarayı Bırakmanın Faydaları
Sigarayı bıraktığınızda…
Vücudunuz 12 saat içinde nikotinin etkilerini iyileştirmeye başlar.
Kalbiniz ve akciğerleriniz dumanın zararlarını tamir etmeye başlar.
Daha rahat nefes alırsınız ve sigaradan kaynaklanan öksürüğünüzden kurtulursunuz.
Kalp krizi, çarpıntı, kronik bronşit, akciğer kanseri gibi hastalıklara yakalanma ihtimalinizi azaltırsınız.
Daha temiz bir hava solursunuz, en azından bunu başkalarının dumanı yüzünden risk altında olan çocuklar için düşünün.

Sigarayı Bırakırken Kilo Almaktan Nasıl Kaçınabilirim?
Kilo almaktan kurtulmak için yeme-içme alışanlıklarınızı geliştirmeniz ve fiziksel aktivitelerinizi artırmanız gerekir. Fiziksel aktiviteler vücudunuzun yaktığı kaloriyi artırır. Yeme-içme alışkanlıklarınızı düzelterek aldığınız kalorileri kontrol edebilirsiniz.

Yaptığınız Fiziksel Aktiviteleri Artırın
Kafanızdan sigarayı atmak ve kilonuzu kontrol etmek için fiziksel aktivitelerde bulunun. Sigarayı bırakan kişilerle yapılan bir araştırmada, günlük yürüyüşlerine 45 dakika daha ekleyen kadınlar, normalden 1.5 kilo daha az aldılar. Egzersiz yapmak, kilonuzu kontrol etmeye yardımcı olduğu gibi, enerjinizi artırır, kendinize güveninizi geri getirir, sağlığınızı iyileştirir, nikotinsizliğin stresinden kurtulmanıza yardımcı olur.

Televizyon seyretmek, bilgisayar oyunu oynamak gibi az enerji harcadığınız aktivitelerle vakit öldürmeyi bırakın. Haftanın en az dört gününde 30 dakikanın üstünde egzersiz yapmaya çalışın. 10 dakika şimdi, 20 dakika biraz sonra gibi bölümlere ayırdığınız egzersizlerinizi gün içinde 30 dakikaya tamamlayabilirsiniz. Bahçeyle uğraşarak, çocuklarla oyunlar oynayarak, asansör yerine merdivenleri kullanarak daha aktif olmayı başarabilirsiniz.

Yeme-içme Alışkanlıklarınızı Düzeltin
Yeme alışkanlıklarınızı değiştirmek başlarda sigarayı bırakmak kadar stres yaratabilir. Farklı farklı yiyecekler denemek sağlığınızı düzeltmeniz için iyi bir yoldur. Böylelikle vücudunuzun ihtiyacı olan bütün besinleri almış olursunuz.
Tahıl ürünleri, sebze ve meyve yiyin.
Yağsız veya az yağlı, az kalorili içecekleri tüketin. Az yağlı günlük yiyecekler, yağsız et, balık, fasulye tercih ederek ekstra kalori almadan gerekli besini alabilirsiniz.
Yağlı ve şekerli yiyecekleri azaltmaya çalışın.

Sigarayı Bırakmaya Hazır mısınız?
Moral motivasyonunuzun yerinde olduğu bir dönemde sigarayı bırakacağınız günü belirleyin. Zaten daha fazla yemeye meyilli olduğunuz tatillerde ya da stresli zamanlarınızda sigarayı bırakmak normalden daha fazla kilo almanıza neden olur.

Sigarayı bırakmaya ve sağlığınızı düzeltmeye odaklanın. İlk hedefiniz sigarayı bırakmak ve nikotinin etkilerinden kurtulmak olmalıdır. Gerçekten sigarayı bırakıp, daha iyi hissetmeye başladığınızda yeme ve aktivite alışkanlıklarınızı düzenleme yoluna gidebilirsiniz. Böylece aldığınız kilolardan kurtulabilirsiniz.

Sigarayı Bıraktıktan Sonra
Sigaraya ve yiyeceklere özleminizi azaltmanın yollarını öğrenin. Sigarayı bıraktığınızda, sigara ve yiyecek isteğini azaltmak önemlidir. Unutmayın, bu isteğiniz en fazla 5 dakika sürer. Bu isteğinizi azaltmak için şunları deneyin:
Sigaranın yerine başka aktiviteler koyun. Meyve ya da tatlandırıcılı sakız tatlı ihtiyacınızı giderebilir. Ellerinizi bir şeylerle meşgul edin.
Daha az kafein tüketin. Kafein içeren içecekleri tüketmeyi azaltın. Nikotinin vücuttan çıkması sizi stresli yapacaktır ve kafein sadece bunu daha da kötüleştirmeye yarar.
Yeteri kadar uyuyun. Yorgun hissettiğinizde yiyecek ve sigara isteğiniz artabilir.
Baskıyı azaltmak için yürüyüş yapın, iyi bir banyo yapın, derin nefes alın. Sizi rahatlatacak bir şeyler bulun ve bunu sigara içtiğiniz anların yerine koyun.
Size destek olacak ve sizi bırakmaya teşvik edecek birilerini bulun. Bulabilirseniz, bir arkadaşınızla beraber sigarayı bırakmayı deneyin.
Nikotinin yerine koyabileceğiniz şeyler için doktorunuza başvurun.
Sizi sigara içmeye yönlendiren, aç değilken bir şeyler yemenize sebep olan olaylardan uzak durun. Hangi durumlarda sigara içtiğinizin bir listesini çıkarın ve bu durumlardan kaçının. Sigara içmenin yerini daha sağlıklı aktivitelerle doldurun.

Birkaç kilo aldım diye panik yapmayın. Bunun nikotinin vücudunuzdan çıkması dolayısıyla normal olduğunu kabul edin. Etrafınızdakiler ve sizin için en iyi şeyin sigarayı bırakmak olduğunu unutmayın. Bırakmadan önce plan yapmaya çalışın ve egzersiz, yiyecek alışkanlıklarınızı değiştirmeye başlayın. Yaşam tarzınızı değiştirerek hem sigarayı bırakabilir hem de çok fazla kilo almadan sağlıklı bir insan olabilirsiniz.

Kolik nedir?

Herhangi bir sağlık sorunu olmayan sağlıklı bebekte, her tür kontrol edilemeyen ağrıya “kolik” denir. Bu durum, bebeklerin ortalama %20’sinde mevcuttur.

  • Bu bebekler, günde ortalama 3 saatten fazla ağlarlar,
  • Bu durum, haftada 3 günden fazla tekrarlar.

İlk bebekle sonrakiler arasında, kız bebekle erkek bebek arasında sıklık farkı yoktur. Tedavi gerektiren herhangi bir tıbbi soruna bağlı olmamasına rağmen, belki anne-babaların en sık doktora başvurma nedeni budur, aileyi en çok gaz sancıları telaşlandırır. Önceleri korkuyla karışık bir telaş; “Acaba anlaşılamayan bir sorun mu var?” Daha sonra ne pahasına olursa olsun bu sancıyı dindirip bebeği rahatlatma isteği.

Bebekte kolik -gaz sancısı olup olmadığı nasıl anlaşılır?

Bebeklerin tamamı ara sıra ağlar, ağlamayanı yoktur. Her ağlamasının da, mutlaka hemen o anda çözümlenebilecek bir nedeni de olmayabilir. Ancak bu ağlama, günde iki-iki buçuk saati geçmez. Ancak gazlı bebek;

  • Sürekli ağlama 3 saatten fazla sürer,
  • Genellikle saat 18.00-24.00 arasında olur, akşam saatlerinde şiddetlenir,
  • Bebek son derece huzursuzdur,
  • Bacaklarını çeker, gaz çıkarır.

Gaz sancıları, bebek 2 haftalık olduğunda başlar, 4. haftada şiddetlenir, 3. Ayda büyük ölçüde kaybolur. Ne yazık ki, az sayıda bebekte, 6-9. aya dek devam edebilir.

Neden bazı bebeklerde kolik vardır?

Yıllardır bu soruya cevap aranıyor. En çok suçlanan da, bebeklerin henüz gelişmemiş sindirim sistemi. Bebeğin emdiği anne sütü yada mamanın parçalanıp sindirilebilmesi için gereken barsak ve pankreastan salgılanan kimi maddeler vardır; biz bunlara “enzim” diyoruz. Bebeklerde, ilk aylarda sindirim enzimleri son derece azdır.

Kolik tehlikeli midir?

Hayır, ev halkını huzursuz edip uykusuz bırakmak dışında hiç bir tehlikesi yoktur! Tek bir şartla; bir çocuk hastalıkları uzmanı tarafından, ağlama ve huzursuzluğun fıtık vb. herhangi bir nedene bağlı olmadığının belirlenmesi gerekir.

Gaz sancısı olan bebekler, sağlıklı bebeklerdir, ortalamanın üzerinde büyür ve gelişirler, gaz sancılarından herhangi bir zarar görmezler.

Annenin beslenmesi ile bebeğin gazı  arasında ilişki var mıdır?

Kolik, gerek anne sütü gerekse formül mama ile beslenen bebeklerde görülebilir. Emziren anneler, genellikle kendi yedikleri ile bebekte gaz sancızı düzeyi arasında bir ilişki olduğunu farkederler. Örneğin, inek sütü içtikleri zaman bebek daha huzursuzdur. Şiddetli gaz sancısı çeken bebek varlığında, annenin inek sütü ve süt ürünlerini bir kaç gün keserek bir değişiklik olup olmadığını gözlemlemelidirler. Değişiklik yoksa, rahatça süt içmeye devam edebilirsiniz, çünkü emziren anne diyetinde günde 500 mililitre süt olması aslında kalsiyum ihtiyacının karşılanması açısından gereklidir.

Kimi anneler, baharatlı gıdaları, buğday ürünlerini, kimi sebzeleri kolikten sorumlu tutarlar. Bunda da gerçeklik payı vardır. Alkol ile çay-kahve de şüpheli maddelerdendir. Baharatlı gıdalardan, kuru fasülye,nohut, lahana, karnıbahar, brokoli, sarmısak gibi gıdalardan bir kaç gün uzak durmak yarar sağlayabilir. Yarar görürseniz, birer birer, 3-4 gün ara ile saydığımız gıdaları diyetinize ekleyerek, bebeğin tepkisine göre hangisinin gaz yaptığını saptamaya çalışın, ve ondan uzak durun.

Formül mama ile beslenen bebeklerde yapılacaklar daha sınırlı; doktorunuzla görüşerek, daha az gaz yapıcı bir mama kullanmaya başlayın.

Bir de, bebeğin beslenme sırasında hava yutmasından sakınmak gerekir, gerek biberon gerekse anne sütüyle beslenen bebeklerde, emerken hava yutturmamaya dikkat! Meme başını, etrafındaki kahverengi alanla birlikte, olabildiğince geniş olarak bebeğin ağzına verin, yanlardan hava yutmasın; biberon alıyorsa, biberonu yatay değil de, dik tutun, bebeğe sadece mama gitsin, hava yutmasın.

 

Sigarayı bırakmak isteyip de kilo almaktan endişe ediyorsanız, bu yazı size yardımcı olabilir. Sigarayı bırakanların çoğu kilo alır, ama yalnızca birkaçı aşırı kilo almaktan şikayetçi. Sağlığınız için yapabileceğiniz en iyi hareket sigarayı bırakmak. Sigara içmek, sağlığınıza alacağınız birkaç kilodan daha fazla zarar verir. Birkaç küçük değişiklikle, mesela yediklerinize daha fazla özen göstererek ve fiziksel aktivitelerinizi artırarak, sigarayı bırakırken de kilonuzu kontrol altında tutabilirsiniz.

Sigarayı Bırakırsam Kilo Alır mıyım?
Sigarayı bırakan herkes kilo almaz. Sigarayı bırakanlar, ortalama olarak yaklaşık 4.5 kilo alıyorlar. 10-20 senedir sigara içenler ya da günde bir paketten daha fazlasını tüketenler, kilo almaya daha yatkın oluyorlar. Birkaç kilo alsanız da, unutmayın ki sigarayı bırakarak sağlıklı yaşama doğru büyük bir adım atmış oluyorsunuz.

Bıraktıktan Sonra Kilo Almanın Nedenleri Neler?
Sigara dumanındaki kimyasallardan olan nikotin vücudunuzdan çıktığında, kısa sürede kilo alabilirsiniz. Nikotin kilo alınmasını engeller ve sigarayı bıraktığınızda vücudunuz olması gereken kilosuna döner. Sigarayı bıraktıktan sonraki ilk hafta vücudunuz su tuttuğundan 1-2 kilo alabilirsiniz. Sigarayı bıraktığınızda vücudunuzun kalori ihtiyacı azaldığından bunlar yakılmaz ve kiloya dönüşebilir.

Aldığım bu kilolar sağlığıma zararlı mıdır?
Sigaranın sağlığa zararları alacağınız 5 kilonun zararlarından çok daha fazladır. Sadece ABD’de her yıl 400.000’den fazla kişi sigara sebepli hastalıklardan hayatını kaybediyor. Ancak yaklaşık 50 kilo kadar alırsanız, sigara içtiğiniz zamanki kadar sağlık riskine ulaşırsınız. Şimdi, sigaranın zararlarını ve bırakmanın faydalarını inceleyelim.

Sigaranın sağlığa zararları
Sigara içerken…

  • Kalp atışınız hızlanır.
  • 4000 kimyasalın vücudunuza girmesine izin verirsiniz ve bunların 40’ı kansere yol açmaktadır.
  • Akciğer kanserine yakalanma ihtimaliniz içmeyen birisine göre daha fazladır. Erkeklerde bu ihtimal 22 kat daha fazladır, kadınlarda ise 12 kattır.
  • İçmeyen birisine göre kalp krizi geçirme ihtimaliniz 2 kat daha fazladır.
  • Kalp hastalıkları, çarpıntı, kanser, amfizem, kronik bronşit ve akciğer hastalıkları riskinizi artırırsınız.
  • Sadece kendi sağlığınıza değil dumana maruz kalan herkese zarar verirsiniz.

Sigarayı Bırakmanın Faydaları
Sigarayı bıraktığınızda…

  • Vücudunuz 12 saat içinde nikotinin etkilerini iyileştirmeye başlar.
  • Kalbiniz ve akciğerleriniz dumanın zararlarını tamir etmeye başlar.
  • Daha rahat nefes alırsınız ve sigaradan kaynaklanan öksürüğünüzden kurtulursunuz.
  • Kalp krizi, çarpıntı, kronik bronşit, akciğer kanseri gibi hastalıklara yakalanma ihtimalinizi azaltırsınız.
  • Daha temiz bir hava solursunuz, en azından bunu başkalarının dumanı yüzünden risk altında olan çocuklar için düşünün.

Sigarayı Bırakırken Kilo Almaktan Nasıl Kaçınabilirim?
Kilo almaktan kurtulmak için yeme-içme alışanlıklarınızı geliştirmeniz ve fiziksel aktivitelerinizi artırmanız gerekir. Fiziksel aktiviteler vücudunuzun yaktığı kaloriyi artırır. Yeme-içme alışkanlıklarınızı düzelterek aldığınız kalorileri kontrol edebilirsiniz.

Yaptığınız Fiziksel Aktiviteleri Artırın
Kafanızdan sigarayı atmak ve kilonuzu kontrol etmek için fiziksel aktivitelerde bulunun. Sigarayı bırakan kişilerle yapılan bir araştırmada, günlük yürüyüşlerine 45 dakika daha ekleyen kadınlar, normalden 1.5 kilo daha az aldılar. Egzersiz yapmak, kilonuzu kontrol etmeye yardımcı olduğu gibi, enerjinizi artırır, kendinize güveninizi geri getirir, sağlığınızı iyileştirir, nikotinsizliğin stresinden kurtulmanıza yardımcı olur.

Televizyon seyretmek, bilgisayar oyunu oynamak gibi az enerji harcadığınız aktivitelerle vakit öldürmeyi bırakın. Haftanın en az dört gününde 30 dakikanın üstünde egzersiz yapmaya çalışın. 10 dakika şimdi, 20 dakika biraz sonra gibi bölümlere ayırdığınız egzersizlerinizi gün içinde 30 dakikaya tamamlayabilirsiniz. Bahçeyle uğraşarak, çocuklarla oyunlar oynayarak, asansör yerine merdivenleri kullanarak daha aktif olmayı başarabilirsiniz.

Yeme-içme Alışkanlıklarınızı Düzeltin
Yeme alışkanlıklarınızı değiştirmek başlarda sigarayı bırakmak kadar stres yaratabilir. Farklı farklı yiyecekler denemek sağlığınızı düzeltmeniz için iyi bir yoldur. Böylelikle vücudunuzun ihtiyacı olan bütün besinleri almış olursunuz.

  • Tahıl ürünleri, sebze ve meyve yiyin.
  • Yağsız veya az yağlı, az kalorili içecekleri tüketin. Az yağlı günlük yiyecekler, yağsız et, balık, fasulye tercih ederek ekstra kalori almadan gerekli besini alabilirsiniz.
  • Yağlı ve şekerli yiyecekleri azaltmaya çalışın.

Sigarayı Bırakmaya Hazır mısınız?
Moral motivasyonunuzun yerinde olduğu bir dönemde sigarayı bırakacağınız günü belirleyin. Zaten daha fazla yemeye meyilli olduğunuz tatillerde ya da stresli zamanlarınızda sigarayı bırakmak normalden daha fazla kilo almanıza neden olur.

Sigarayı bırakmaya ve sağlığınızı düzeltmeye odaklanın. İlk hedefiniz sigarayı bırakmak ve nikotinin etkilerinden kurtulmak olmalıdır. Gerçekten sigarayı bırakıp, daha iyi hissetmeye başladığınızda yeme ve aktivite alışkanlıklarınızı düzenleme yoluna gidebilirsiniz. Böylece aldığınız kilolardan kurtulabilirsiniz.

Sigarayı Bıraktıktan Sonra
Sigaraya ve yiyeceklere özleminizi azaltmanın yollarını öğrenin. Sigarayı bıraktığınızda, sigara ve yiyecek isteğini azaltmak önemlidir. Unutmayın, bu isteğiniz en fazla 5 dakika sürer. Bu isteğinizi azaltmak için şunları deneyin:

  • Sigaranın yerine başka aktiviteler koyun. Meyve ya da tatlandırıcılı sakız tatlı ihtiyacınızı giderebilir. Ellerinizi bir şeylerle meşgul edin.
  • Daha az kafein tüketin. Kafein içeren içecekleri tüketmeyi azaltın. Nikotinin vücuttan çıkması sizi stresli yapacaktır ve kafein sadece bunu daha da kötüleştirmeye yarar.
  • Yeteri kadar uyuyun. Yorgun hissettiğinizde yiyecek ve sigara isteğiniz artabilir.
  • Baskıyı azaltmak için yürüyüş yapın, iyi bir banyo yapın, derin nefes alın. Sizi rahatlatacak bir şeyler bulun ve bunu sigara içtiğiniz anların yerine koyun.
  • Size destek olacak ve sizi bırakmaya teşvik edecek birilerini bulun. Bulabilirseniz, bir arkadaşınızla beraber sigarayı bırakmayı deneyin.
  • Nikotinin yerine koyabileceğiniz şeyler için doktorunuza başvurun.
  • Sizi sigara içmeye yönlendiren, aç değilken bir şeyler yemenize sebep olan olaylardan uzak durun. Hangi durumlarda sigara içtiğinizin bir listesini çıkarın ve bu durumlardan kaçının. Sigara içmenin yerini daha sağlıklı aktivitelerle doldurun.

Birkaç kilo aldım diye panik yapmayın. Bunun nikotinin vücudunuzdan çıkması dolayısıyla normal olduğunu kabul edin. Etrafınızdakiler ve sizin için en iyi şeyin sigarayı bırakmak olduğunu unutmayın. Bırakmadan önce plan yapmaya çalışın ve egzersiz, yiyecek alışkanlıklarınızı değiştirmeye başlayın. Yaşam tarzınızı değiştirerek hem sigarayı bırakabilir hem de çok fazla kilo almadan sağlıklı bir insan olabilirsiniz.

Birçok durumda kaba ve ince motor kontrol gelişimi düzgün olarak işler. Yine de bazen bir çocuk yaşıtlarının gerisine düşer. Örneğin çocukların çoğu 12 ile 15 aylıkken yürür. Ancak 20 aylık olduğu halde yürümeyen çocuğa ne demeli? Bir terslik mi var?
Hem ince (el becerilerinde kullanılan kaslar), hem de kaba (yürümek, sıçramak ve atlamak için kullanılan daha büyük kaslar) motor fonksiyonunda çeşitli gecikmiş gelişme tipleri vardır.
Bazı ince motor fonksiyonsuzluk tipleri, bir okul öncesi çocuğun çizgi çizmesini veya resim yapmasını güçleştirir, ya da ayakkabılarını bağlamayı öğrenmesini geciktirir. Bu çocuklardan bazıları yan göz koordinasyonunda zayıflıklar gösterir. İnce motor fonksiyonsuzluğu olan bazı çocuklar bir boyalı kalemi doğru bir şekilde tutamazlar. İnce motor becerilerindeki sorunlarından dolayı bu çocuklar okula gittiklerinde sık sık güçlük çekerler.
Atlama ya da sıçramada yeteneksizlik gibi gecikmiş kaba motor becerileri olan ya da hantal çocuklar çoğu kez utangaç ve içine kapanık olurlar. Bunlar atletizm takımına daima en son seçilen çocuklardır. Sonuç olarak çoğu zaman zayıf bir görünüm geliştirirler.
Gecikmiş psikomotor gelişiminin nedeni aileden gelmekle birlikte genellikle meçhuldür.
Çocuğunuzun psikomotor gelişmesinde bir gecikmeden şüpheleniyorsanız, sorunlarınızı doktorunuza iletin. Bir sorun olup olmadığını saptayabilen testler vardır.
Motor becerilerinde bir gecikme varsa, çocuğunuzun kendine saygısında önemli bir kaybı olur. Ebeveyn olarak onun gelişimini sabırla izleyerek ve anlayarak çocuğunuzun kendine saygı duygusunu korumanıza gerek vardır. Eğer sabırsızsanız, eninde sonunda “yetişse” bile çocuğunuzun kendine güveni zarar görür.

Küçük çocukların başlıca ölüm nedeni kazalardır. Okul öncesi çocuklar ve özellikle 2 ve 3 yaşında olanlar, çoğu ölümcül olan evdeki kazalara karşı özellikle korunmasızdırlar.
Küçük bebeklerin güvenliğini sağlamak için bazı önlemler alınmak zorunda olsa bile, bebek hareketli duruma geldiğinde güvenlik sorunu, ebeveynlerin önde gelen düşüncesi olmalıdır.

Bebek 1 yaşına gelene kadar eviniz çocuğunuz için emniyetli duruma getirilmelidir. 1 yaşına kadar çocukların çoğu yürümeye başlar. Buna, onları sık sık araştırmaya iten uçsuz bucaksız meraklarını ve bazı eylemlerin tehlikelerini kavrama yeteneksizliklerini de ekleyiniz. Sizin potansiyel olarak tehlikeli bir konumunuz vardır.
Okul öncesi çocuklar büyüdükçe parmaklarını niçin bir elektrik soketine yapıştırmamaları, düğmeleri ağızlarına koymamaları ya da kibritle oynamamaları gerektiğini anlayabilirler. Buna rağmen 4 ve 5 yaşlarındayken, bazen kendilerine zarar vereceklerini bildikleri şeyleri yaparlar. Bu nedenle okul öncesi çocukların daha büyük olanı bile güvenli sayılmaz.
Aşağıdakiler evde ya da oyun oynarken sıkça görülen bazı kazalar ve onları önlemek için verilen bazı tavsiyelerdir.
Yanıklar
Küçük çocuklarda evdeki kaza sonucu ölümün başlıca nedeni yanıklardır. Aşağıdakiler çocuğunuzu bir yanma kurbanı yapacak olasılıkları en aza indirmek için verilen bazı tavsiyelerdir.
1. Evinizin her zeminine duman detektörleri
yerleştirin ve onları periyodik olarak kontrol ediniz.
2. Mutfağınızda biryancın söndürücü bulundurunuz.
3. Çocuğunuzu evde hiçbir zaman yalnız bırakmayınız.
4. Kibritleri çocuğunuzun erişemeyeceği yerlere koyunuz.
5. Yemek pişirirken tencere kulplarını, tava
saplarını, ocağın arkasına doğru çeviriniz.
6. Bir çocuğun çekebileceği masa örtüleri kullanmayınız.
7. Kucağınızda çocukla asla sıcak meşrubat içmeyiniz ya da bir çocuğun kolayca sürükleyebileceği bir masanın kenarına bir fincan sıcak kahve bırakmayınız.
8. Kullanılmayan bütün prizlere, elektrik prizi
koruyucularını yerleştiriniz.
9. Banyodaki su ısıtıcınızdaki termostatı 50°C
ve 55 C arasına getiriniz, 70°c de bir çocuk
bir saniyeden daha kısa bir sürede haşlanabilir.
Boğulma
Yanıklardan sonra küçük çocuklarda evdeki kaza sonucu ölümün ikinci en yaygın nedeni boğulmadır.
İnsanların ev harici havuzlar edinmeye daha çok eğilimli oldukları sıcak iklimlerde boğulma daha da yaygındır. Boğulma olasılığını azaltmak için aşağıdaki önlemleri izleyiniz.

1. Okul öncesi yaştaki bir çocuğu asla banyo
küvetinde yalnız bırakmayınız.
2. Ev harici havuzunuz varsa çevresine çocukların emniyeti için bir tahta perde yerleştiriniz.
3. Çocuğunuza yüzme öğretiniz.
4. Yetişkin gözetimi olmaksızın yüzmemesi gerektiğini çocuğunuza öğretiniz.
5. Su çevresinde ya da sandaldayken çocuğunuza daima can yeleği giydiriniz. Sandalda
giderken can yeleğinizi giyerek iyi örnek
olunuz.
Zehirlenme
Evdeki kazaların diğer bir yaygın nedeni zehirlenmedir. Bütün zehirlenme olaylarının beşte biri yaşamın ikinci yılında meydana gelir.
1. Bütün ilaçlan yüksek ya da kilitli bir kutu
içinde bulundurunuz.
2. Temizlik çözeltilerini çocukların erişemeyeceği yerlerde bulundurunuz. Onları alçak bir dolapta bulundurmak zorundaysanız, çocuğunuzun dolabın kapısını açmasına imkân vermeyen düzenekler tesis ediniz.
3. Yanlış kaba herhangi bir şey depolamayınız.
Örneğin, bir meyve suyu şişesine boya tineri saklarsanız, çocuğunuz onu meyve suyu sanıp içebilir.
4. Dolaşan çocuğunuzun eline geçebilecek zehirli kimyasal maddeler için garajınıza göz kulak olunuz.
5. Birçok yaygın ev bitkileri yenildiğinde zehirlidir. Bu bitkilerin bir listesini bölgesel Zehir Kontrol Merkezi’nizden elde edebilirsiniz. Bu bitkilerden birini evinizde bulundurmayı seçerseniz, çocuğunuzun ulaşamayacağı bir yerde bulundurunuz.
6. Zehir Kontrol Merkezi’nin numarasını telefonunuzun yanında bulundurunuz ve çocuğunuzun bir zehir aldığını zannederseniz, derhal merkezi arayınız.
7. Çocuğunuzun zararlı bir şeyi midesine indirmesi durumunda, kusmayı sağlaması için bir şişe “ipeca” şurubunu yakın bir yerde bulundurunuz. Bununla birlikte bir Zehir Kontrol Merkezi ya da doktorunuz tarafından tavsiye edilmedikçe asla kusturmaya teşebbüs etmeyiniz. Bazı maddeler geriye yemek borusuna gelerek daha fazla zarar verebilirler.

Düşmeler
Düşmeler de okul öncesi yıllar süresince yaygındır. Çocuğunuzu tehlikeli düşmelerden korumak için aşağıdaki önlemleri izleyiniz.
1. Çocuk karyolasının yanında parmaklıkları
bulundurunuz.
2. Evinizdeki merdivenlerin alt ve üst kısımlarına kapılar tesis ediniz.
3. Ev dışındaki veranda, balkon ya da küçük bir
çocuğun sıkışabileceği merdiven aralıklarına güvenlik ağı ya da koruma yaptırınız.
4. Çocuğunuzun bir merdivenin yanında yürümesine asla izin vermeyiniz.
5. Pencerelerinizin kilitli ya da pencere korumaları olduğundan emin olunuz.
6. 6 yaşından küçük bir çocuğu ranzanın en üstüne koymayınız.
7. Çocuğunuzun arabasına güvenli bir şekilde
bağlandığından emin olunuz.
8. Ev tramplenlerinin kullanımını yasaklayınız.
Bunlar bir ebeveynin nezaretinde bile olsa ciddi yaralanmalara neden olabilirler.
9. Ev dışındaki faaliyetlere daima nezaret ediniz.
10. Ciddi kazalar oyun alanlarında meydana
gelebilir. Çocuğunuzun oyun teçhizatını
kullanmasına izin vermeden önce onun
yeterince korunduğundan, pas, sivri kenarlar veya çıkıntılar ya da gevşek cıvatalar ve
sürgüler olmadığından emin olunuz. Salıncakların ya da çocuğunuzun tırmanabileceği diğer oyun alanı teçhizatı al
tındaki yüzey beton, asfalt veya sıkış
tırılmış çamur olmamalı, ancak aksine gev
şek kum veya odun parçaları gibi çocuk
düştüğünde yaralanma olasılığını azaltmak
için hızı kesici bir madde olmalıdır.
Tıkanma
Okul öncesi yaşta çocuklar her şeyi ağızlarına atarlar. Bu durum tıkanmaya yol açabilir.
1. Çocuğunuzun yaşına uygun oyuncaklar
seçiniz. 1 yaşındaki bir çocuğun kazayla yutulabileceği küçük parçalı oyuncakları olmamalıdır.
2. Okul öncesi çocuğunuzun oyuncakları gevşek düğmeli ya da keskin kenarlı olmamalıdır.
3. Çocuğunuzun boğazına saplanabilecek yiyecekler vermekten sakınınız. Örneğin bu tür yiyeceklere mısır, kabuklu yemişler, sert şeker ve çiğ havuçlar dahildir.
4. Yiyeceklerin masa dışında çocuğunuzun

Bebek bezi giydirilen hemen her çocuk belli zamanlarda bezin yol açtığı kızartıya maruz kalır. Bu durum derinin, ıslaklık, amonyak, sindirim enzimleri ve bakterilerle uzun süre temasta bulunması halinde ortaya çıkar.
Aşağıdaki önlemler çocuğunuzun bir bebek bezi kızartısına maruz kalma olasılığını en aza indirebilir.
1. Islaklığı sık sık kontrol ediniz. Bir bebek bezi
ıslak veya kirliyse onu derhal değiştiriniz. Dışkıya uzun süre maruz kalınması bezin yol açtığı kızartıya özellikle yardım eder.
2. Plastik don kullanmaktan kaçınınız.
3. Bir barsak hareketinden sonra çocuğun altını
ılık suyla ve yumuşak bir sabunla temizleyiniz. Başka bir bez giydirmeden önce iyice kurulayınız.
4. Kumaş bez kullanıyorsanız, ilk devir süresince (ön yıkamada) yumuşak bir deterjanla yıkayınız. Ardından ikinci devir boyunca bir fincan beyazlatıcı ilaç (çamaşır suyu) kullanınız. Bu işlem bakterileri öldürür.

Yeni yürümeye başlayan çocuğun tuvalet terbiyesi anne ve babanın ve çocuğun yaşamlarının en güç bölümlerinden birisini oluşturur. Ya da, gereğince çözümlendiği durumda çocuğun yaşamındaki yüzlerce dönüm noktasından sadece birisi olarak geçiştirilir.
Anne ve babaların soracağı ilk soru şu olacaktır “Tuvalet terbiyesine başlamak için en uygun zaman ne zamandır?” Bu soruyu cevaplamak kolay değildir. Çünkü her çocuk birbirinden farklıdır. İlk çocuğunuz 24 aylık süre içinde sadece 24 saatte terbiye edilmişken, ikincisi daha 3. yaş dönemine kadar terbiye edilememiş olabilir. Bir çocuğun tuvalet terbiyesi için hazır olması, çocuktan çocuğa fark gösterir.
Genellikle çoğu doktor bir çocuğu 18 aylık
olmadan önce tuvalet terbiyesi için eğitmeye
zorlamamak gerektiğini söylerken, kimi dok
torlar da bunun nadir vakalar dışında çok erken olduğunu ileri sürerler. Çocuğun kendisi
terbiye edilmek istemediği sürece çoğu doktor
2 ila 2.5 yaşına kadar beklenmesini tavsiye
ederler. . .

Geceleri kontrol sonradan gelir. Çoğu çocuk 3 yaşına varmadan önce gündüzleri terbiye gördüğü halde geceleri bez kullanmaya birkaç ay devam ederler. Bununla birlikte, 3 yaşında bebeklerin % 40′ı en azından ayda bir kez yataklarını ıslatırlar.
Ebeveyn olarak, tuvalet terbiyesine başlamak için zamanın uygun olup olmayacağını anlamanıza yarayan belirli işaretler vardır. Tuvalet terbiyesinin derhal başarılı olması gerektiğini ileri süren hiçbir kural olmamağını unutmayın. Birkaç gün deneyin ve eğer çocuk açıkça ilgilenmiyor ya da reddediyor ise planınızı birkaç hafta erteleyin. Gelecek sefer işe yarayabilir. Çocuğun tuvalet terbiyesine hazır olduğu şu işaretlerden anlaşılın
1. Çocuğunuz “oturak”, “çiş” ve “kaka” gibi tuvalet sözcüklerini öğrenmiş ise,
2. Çocuk diğerlerini tuvalete giderken seyrediyorsa,
3. Çocuk altının ıslandığını ya da kirlendiğini belirtiyor ve değiştirilmesini istiyor ise,
4. Çocuk kakasını ve çişini kontrol edebilir demektir. Başka bir deyişle, dışkılamayı ya da çiş yapmayı uygun bir zamana kadar ertelemeyi becerebilir.
Zamanın doğru olduğuna karar verdiğinizde bazı şeylere gereksiniminiz olacak:
1. Döşeme üzerine koyacağınız küçük bir oturak iskemlesi. Normal bir tuvalete uygulanabilen bebek tuvalet oturakları mevcut olmasına karşın, çoğu çocuk döşeme tipi lazımlığı tercih eder. Bu tip oturaklar yalnızca çocuğun oturup kalkabilmesine izin vermekle kalmaz, ayrıca çocuğun ayakları yere değdiği için daha iyi ıkınabilmesine de olanak tanır. Oturağı, tuvalet terbiyesine başlamadan birkaç gün önce alın. Böylece çocuk ona alışacaktır.
2. Ağır, emici eğitim giysileri ve iç çamaşırları.
3. Eğer övgülerinizin yanı sıra maddi ödüllerle de ödüllendirmek istiyorsanız, çocuğun hoşun giden yıldızlar ya da çubuklar gibi nesneler,
Artık başlamaya hazırsınız. Çocuğa artık büyük ağabeyler ve ablalar gibi külot giyebileceğini söyleyin. Bezlerini gündüz uykusu ve gece uykusu için saklayın.
Tuvalet terbiyesini uygulamanın çeşitli yolları vardır. Hangi yöntemi uygularsanız uygulayın, aklınızdan çıkarmamanız gereken şey banyoyu bir savaş alanına çevirmemek olmalıdır.
Çoğu doktor, çocuğu kendi özgür isteğine göre terbiye etmeye izin verilmesini tavsiye ederler. Bu da, hiç zorlama yapmamak anlamına gelir. Çocuğa oturağa oturmak isteyip istemediğini sorun. Eğer cevap hayır ise çocuğa baskı yapmayın. Eğer bebeğiniz oturakta 1 dakika kadar oturur ve hiçbir şey yapmazsa, istediği zaman oturaktan kalkmasına izin verin. Eğer çocuğunuz çişini ya da kakasını yaparsa, onu övgünüzle ödüllendirin. Ancak eğer bir “kaza” olursa (ki şüphesiz olacaktır), çocuğunuzu azarlamayın ya da ayıplamayın.
Başka yöntemlerle de benzer prensipler uygulanır; ancak ebeveynlerin daha çok katılımı söz konusudur. Anne baba çocuğu oturağa uygun zamanlarda oturtur ve ona “çiş çiş” der. Eğer çocuk işbirliği yapmaya razı ise, çocuğu kitaplar okuyarak ya da oyunlar oynayarak eğlendiriniz. Eğer çocuk 5 dakika içerisinde bir şey yapmazsa, oturaktan kaldırın ve daha sonra tekrar deneyin. Eğer çocuk çişini ya da kakasını yaparsa, onu övün. Ayrıca çeşitli yiyecekler ya da küçük oyuncaklar vasıtasıyla maddi olarak da ödüllendirebilirsiniz.
Gündüz kontrolünün sağlanmasından birkaç ay sonra, çocuğunuzu yatağa bezsiz olarak yatırabilirsiniz. Her ne kadar gerekli değilse bile, çocuğu yatmadan hemen önce tuvalete götürmek de doğru tuvalet terbiyesi yerleşmesini hızlandırır.
Bazı çocuklar için çişini ya da kakasını kontrol, aynı anda gerçekleşir; halbuki bazı çocuklar bir defada yalnızca birisini becerebilirler. Çoğu vakalarda tuvalet terbiyesi 2 ay içerisinde tamamlanır. Eğer başarılı olunamazsa, bu, çocuğun çok küçük olduğunu, birkaç hafta ya da birkaç ay sonra muhtemelen yeniden denemeniz gerektiğini ifade eder.
Bununla beraber, eğer çocuk 2.5 yaşından daha büyük ise ve 2 ay içerisinde terbiye edilememiş ise, tuvalet terbiyesini reddediyor demektir. Tuvalet terbiyesini reddetmenin başlıca nedenlerinden birisi, anne ve babanın aşırı baskısıdır. Çoğunlukla bu çocuklar çok fazla uyarılmış, bazıları oturakta çok uzun süreler oturmaya zorlanmıştır. Bu yüzden, çişini ya da kakasını kontrol etmek, çocuğun kafasında politik bir kimlik kazanmıştır.
Tuvalet terbiyesini reddeden çocuğun terbiyesini sağlamak için, sorumluluğu onun üzerine yıkın. Çocuğunuza, ona banyoya ne zaman gitmesi gerektiğini sizin hatırlatmayacağınızı ve ne zaman gidileceğine kendisinin karar vermesi gerektiğini söyleyin. Altını ıslatmadığı ya da kirletmediği bir gün çocuğunuza olumlu destek ve cesaret verin. Çocuğunuza, tuvaleti başarı ile kullandığı her sefer için renkli bir takvim ya da yıldız vs. gibi oyuncakları ödül olarak vereceğinizi söyleyin.
Eğer çocuğunuz bir kaza yaparsa, üzerini değiştirin ve daha sonra bezi temizlerken çocuğunuzun sizi seyretmesini sağlayın. Yine, cezalandırmayın ve eleştirmeyin. Dahası, ne kadar zorda olsa sabırlı olmaya çalışın.
Kakasını ve Çişini Tutamama
Çoğu çocuğun tuvalet terbiyesi aldıktan çok sonraları kakasını tutamama olayına encopresis denir. Bu bir hastalık değildir, ancak kabızlık ya da duygusal güçlüklerin bir belirtisi olabilir (nadiren fiziksel bir neden vardır). Çişini tutamama (enuresis) da, okul öncesi çocuklarda görülen yaygın bir sorundur.

Asırlar boyunca kurşun, kurşun boru yapımızda ve boya imalinde kullanılmıştır. Kurşun ayrıca dizgi, lehim ve pencere çerçevesi yapımızda da kullanılmıştır. Ağırlığı, işlenebilirliği ve diğer özellikleri sayesinde çok çeşitli alanlarda kullanılmıştır.

Bugün kurşunun zehirli olduğunu biliyoruz. Kurşun (gerek çocuklar tarafından boya parçalarından çiğnenmek suretiyle, gerek kurşun su borularından gelen suyla ve gerekse havadaki kurşun emisyonları şeklinde) yutulduğu zaman, kemik iliği, sinirler ve böbreklerde birikmektedir.

Çoğu vakalarda, kurşun zehirlenmesinin belirtileri bilinemez. Bununla beraber, huzursuzluk, kilo kaybı ve hareketlerin ağırlaşması gibi işaretler ortaya çıkar ve beraberinde muhtemelen kusma, kabızlık ya da mide sancıları meydana gelir.

Çocuğunuzun kurşun zehirlenmesinden kuşkulanıyorsanız, doktorunuza haber veriniz. Doktorunuz muhtemelen chelation tedavisi (bu tedaviyle, penicillamine adlı bir ilaç verilir) uygulayacaktır. Bu ilaç kurşunu bağlar ve vücuttan atılmasını sağlar.

Korunma

Korunmada en iyi yaklaşım, evinizdeki potansiyel kurşun kaynaklarını belirlemek ve ortadan kaldırmaktır. Eğer eski bir evde oturuyorsanız ve duvarlardan boya tozu uçuşuyorsa, boya tozunun kurşun içerip içermediğini kontrol ettiriniz. Eski evler ayrıca kurşun su borusu açısından da denetlenmelidir. Bunun için, eğer açıkta boru var ise, çekiçle üzerine hafifte vurun; kolayca ezilirse, kurşundur. Suyunuzu da kurşun içerip içermediği açısından test ettirmelisiniz.
Eski kurşun oyuncaklardan, takılardan, perde raylarından ve iskandil, zoka gibi balık oltası malzemelerinden sakınınız. Bunları çocuğunuzun erişemeyeceği sakınınız. Bunları çocuğunuzun erişemeyeceği yerlere koyunuz. Meyve suyu veya püresi gibi şeyleri toprak çanak çömlek içinde saklamayınız; çünkü bu malzemelerin parlatıcısı kurşun bazlı olabilir

Evinizi, bebeğiniz için, bebeğinizin tehlikeye karşı hiçbir şey yapamadığı bu ilk dönemlerde mümkün olduğunca güvenli hale getirmek bir zorunluluktur. Bebeğin bulunduğu ortamı güvenli hale getirmek için ne yapılabilir?

Önce bebeğin yatağından başlayalım. 1974 yılından bu yana federal hükümet, karyola çubukları arasındaki açıklığın 6 cm’den daha fazla olmaması gerektiğini belirtmektedir. Bu önlem çok önemlidir çünkü bebeğin başının çubuklar arasına sıkışmasını önler. Eski bir karyola kullanıyorsanız, çubuklarının bu standartlara uygun olmasına dikkat ediniz. Dahası, yatağın karyolaya tam olarak sığmasına da dikkat etmelisiniz; çünkü bebeklerin karyola ile yatak arasındaki boşluğa başları sıkışabilir. Her iki durumda da, bebeğin soluğu tıkanabilir ve ölebilir.
Yatakta bulunan oyuncakların yumuşak olmasına ve bebeği incitecek sert kenarları olmamasına dikkat etmelidir. Doldurulmuş oyuncak hayvanların herhangi bir düğme ya da parçasının bebeğin ağzına kaçarak boğulmasına neden olup olmayacağını kontrol etmelidir.
Başka bir önemli güvenlik kuralı da bebeğinizi banyoda, yatakta veya masada hiçbir zaman kendi başına bırakmamaktır. Bebeği banyo yaptırırken, bırakın kapının zili ya da telefon istediği kadar çalsın. Bebeğin başının suya gömülmesi çok kısa bir süre içinde gerçekleşebilir.
Çoğu anne baba, bebeklerin yatağın ortasında uyuyakalmasının tehlikeli olmayacağını düşünürler. Oysa u tehlikeli olabilir, çünkü bazı bebekler kendi başlarına dönebilirler. Ayrıca, başka bir çocuğun bebeği itme tehlikesi de vardır. Bu yüzden, en iyisi böyle bir uygulamadan kaçınmaktır. Eğer bir bebek karyolası yoksa bebeği yatırdığınız yerin etrafına destek koyunuz. Bu, bebek için daha rahat olacaktır. Yine de, merdivenden ya da yetişkinlerin “trafiğinden” uzak bir yer seçmelisiniz.
Aynı kural, bebek oturakları için de geçerlidir. Bebeğin oturduğu bebek iskemlesini masa ya da tezgah kenarına koymayınız. Hafif bir hareket bile bebeğin oturduğu iskemle ya da oturağın masa ya da tezgahtan kaymasına neden olabilir.
Bebeğiniz daha hareketli oldukça, onu korumaya yönelik çabalarınız da artacaktır. Eğer evde merdiveniniz varsa, merdiven başlarında bebeğin geçişini engelleyen kapılar olmalıdır. Bebekler, etrafı kurcalamaya bayılırlar. Elektrik prizleri de onlar için bir merak kaynağıdır. Dolayısıyla, kullanmadığınız elektrik prizlerini üzerini bantlamak suretiyle kapatınız. Bebekler için çeşitli eşyalar satan mağazalar ya da elektrikçilerden koruyucu kapaklı prizler de alabilirsiniz.
1 yaşına kadar bebekler her şeyi ağızlarına götürürler. Her ne kadar bebeğinizi kimi zaman kir ya da tozdan korumanız olası olmayabilir ise de potansiyel zarar tehlikesi olan çeşitli eşyaları bebeğinizden uzak tutmak bir çözüm olabilir. Tüm temizlik maddelerinin, sinek ilacı vs. gibi zehirlerin ve ilaçlarım bebeğinizden uzak tutmak bir çözüm olabilir. Tüm temizlik maddelerinin, sinek ilacı vs. gibi zehirlerin ve ilaçlarım bebeğin yetişemeyeceği bir yerde saklanmasına dikkat ediniz. Yüksek bir rafınız ya da dolabınız yoksa bebeğinizin açamayacağı kilitli dolaplar kullanabilirsiniz.
Ev bitkilerini ve çiçeklerini kontrol ediniz. İçeride ya da dışarıda bebeğinize zarar verebilecek zehirli bitkilerden haberdar olunuz ve bunların bebeğinizin ulaşamayacağı bir mesafede olmasına dikkat ediniz.

Her ne kadar yeni doğmuş bir bebeğin ilk fiziksel muayenesinde belirgin bir görüş ya da işitme kusuru olup olmadığını kontrol etmek muayenenin önemli bir bölümünü oluşturuyor ise de, erken bebeklik döneminde bazı duyusal problemlerin belirlenememesi de az rastlanır şey değildir. Problem, çoğunlukla bebek konuşmasını geliştirebiliyor ya da hantal görünüyor ise anne ve baba tarafından sonradan fark edilir.

Anne baba olarak bebeğinizin görüşünün normal olup olmadığını anlayabileceğiniz belli gelişme işaretleri vardır.

Görüş

Bebeğiniz 4 ila 6 haftalık iken aşağıdaki testi uygulayınız. Yüzünüzü bebeğinizden 50 cm uzaklığa getiriniz. Bu hareketinize tepki bir gülücük olacaktır. Bebeğinizin 3 aylık olduğunda yüzünün önünde sallanan bir oyuncağı gözleri ile takip edebilmelidir. Bebek ayrıca oyuncağa ulaşmaya da teşebbüs etmemelidir. Bu yaştaki bir çocuk ayrıca 70- 80 cm uzaklıktaki cisimleri de görebilir.

Bebeğiniz 4 aylık olduğunda görüş yetenekleri (gözün renkleri ayırt edebilme yetisi, iki ayrı imge yerine tek bir imge görmesi, derinliği algılaması ve hareketli imgeleri takip edebilmesi bir yetişkininkine yakındır.

Her ne kadar gelişmekte bazı normal farklılıklar varsa da, bebeğinizin görüşünün gelişmesinde herhangi bir anormal yavaşlıktan kuşkulanıyorsanız, doktorunuza danışınız.

SAYFA 1 1234»