LODOZ
Film Tablet

Merck

Etken Madde(ler):
Bisoprolol fumarat 2.5 mg, Hidroklorotiyazid 6.25 mg

Piyasa Şekilleri:
30 film tablet içeren blister ambalajlarda.

Kullanım Şekli:
Yetişkinlerde günde bir kez 1 tablet uygulanır. Hafif veya orta şiddette karaciğer ya da böbrek yetmezliği (kreatinin klirensi >30 ml/dak) olgularında doz ayarlaması gerekmez.

Endikasyonları:
Hipertansiyon tedavisinde endikedir.

Kontrendikasyonları:
Bisoprolol ile bağlantılı: Şiddetli astım ve kronik obstrüktif bronkopnömopatiler; belirgin kalp yetmezliği; kardiyojenik şok; hasta sinüs sendromu; ikinci ve üçüncü derece, cihaz kullanılmayan atriyoventriküler blok; belirgin bradikardi (50 atım/dakika’dan daha düşük nabız); Prinzmetal anjina (monoterapi sırasında veya doğal akışında); tedavi edilmemiş feokromositoma; Raynaud fenomeni ve ileri safhadaki periferik arteriyel bozukluklar; hipotansiyon; bisoprolole karşı aşırı duyarlılık ve metabolik asidozda kontrendikedir. Hidroklorotiyazid ile bağlantılı: Hidroklorotiyazid veya diğer sülfonamid türevlerine karşı bilinen aşırı duyarlılık, ileri safhadaki böbrek yetmezliği (kreatinin klirensi 30 ml/dak), karaciğer koma ve prekomasında kontrendikedir.

Uyarılar:
Bisoprolol ile bağlantılı: Anjinalı ve iskemik kalp hastalığı olanlarda tedavi aniden durdurulmamalıdır, tedavinin birden kesilmesi ritm bozukluğu ve miyokard enfarktüsüne yol açabileceğinden doz kademeli olarak azaltılmalıdır. Bronkospastik pulmoner hastalığı olanlar genel olarak beta-bloker kullanmamalıdır. Diğer antihipertansif tedaviye cevap vermeyen veya tolere edemeyen bronkospastik hastalığı olanlarda dikkatli kullanılmalıdır. Beta1 seçiciliği tam olmadığı için, mümkün olan en düşük dozu kullanılabilir. Beta2 agonist (bronkodilatör) kullanımı daha uygun olur. Dinlenme sırasında kalp frekansı dakikada 50-55′in altına düşüyorsa ve hasta bradikardiye bağlı semptomlar gösteriyorsa ilaç azaltılmalıdır. Birinci derecede AV bloğu olan hastalarda dikkatli kullanılmalıdır. Prinzmetal anjinası olan hastalarda kriz sayısını ve süresini arttırabileceğinden dikkatli kullanılmalıdır. Beta-blokerler periferik vasküler bozuklukları olan hastalarda arteriyel yetersizlikle bağlantılı semptomları başlatabilir veya kötüleştirebilir. Feokromositomaya bağlı hipertansiyon tedavisinde beta blokerlerin kullanılması arter basıncının sıkı bir şekilde denetlenmesini gerektirir. Yaşlılarda kullanımına dikkat edilmesi gerekmektedir. Tedaviye düşük dozla başlanıp, tedavi boyunca hastanın kontrol altında tutulması gerekmektedir. Bisoprololun Beta2 reseptörlerine afinitesi düşüktür ve hipoglisemiye neden olmaz. Hipoglisemi semptomlarını maskeleyebileceğinden (özellikle de taşikardi) diyabetlilerde dikkatli olunmalıdır. Hidroklorotiyazid ile bağlantılı: Diüretiklerle tedavi edilen hastalarda düzenli aralıklarla su ve elektrolit miktarları kontrol edilmelidir. Tiyazidler hipokalemiye neden olabilirler ve bu nedenle de özellikle yaşlılarda, digitalize edilmiş hastalarda, düşük potasyum diyetinde olanlarda ya da gastrointestinal anomalileri olanlarda serum potasyumu izlenmelidir. İnsülin veya oral antidiyabetiklerle birlikte uygulanması etkilerini artırabilir veya etki süresini uzatabilir ya da başka şekilde etkilerini zayıflatabilir. Bu nedenle kan glukoz düzeylerinin düzenli olarak izlenmesi gerekmektedir. Gut yada hiperürisemi hastalarında dikkatli olmak gerekir. İlacın miktarı ürik asidin plazmadaki konsantrasyonuna göre ayarlanmalıdır. Böbrek yetmezliği olanlarda kullanımına dikkat edilmelidir. Başka bir antihipertansif kullanılması durumunda tedavinin ilk zamanlarında ilaç dozunun azaltılması gerekmektedir. Karaciğer yetersizliği olanlarda, hepatik ensefalopatiye yol açabileceğinden, diüretiklerle tedavide dikkatli olunmalıdır. Bisoprolol ve hidroklorotiyazid ile bağlantılı:Herhangi bir cerrahi girişim öncesi ürünle ilgili tedavi alındığına dair hekim bilgilendirilmelidir. Ciddi iskemik kalp hastalığı olan hastalarda tedaviyi sürdürmenin riskleri ve avantajları değerlendirilmelidir. Uçucu anestezikler kullanılırken hipotansiyon riski artışı ile ilişkili olarak dikkatli olmak gerekir. Hidroklorotiyazid belli bazı kürar ürünlerine karşı oluşan cevabı artırabilir. Hamilelik kategorisi C’dir. Bu ilaçla hamilelerde yapılmış yeterli ve iyi kontrollü çalışmalar bulunmamaktadır. Bu ilaç gebelik sırasında ancak potansiyel yarar fetüsteki riski karşılıyorsa kullanılmalıdır. Beta blokerler anne sütüne geçtiğinden, emzirme dönemi sırasında kullanımı kontrendikedir. Eğer bu dönemde kullanılması gerekliyse emzirmekten kaçınılmalıdır.

Yan Etkileri:
Bisoprolol ile bağlantılı: Sıklıkla: Halsizlik, bitkinlik, uykusuzluk, kabus, ekstremitelerde soğukluk hissi, bradikardi, insomnia, kabus, gastrointestinal şikayetler. Nadir olarak: Atriyoventriküler iletide azalma veya mevcut atriyoventriküler bloğun şiddetlenmesi, kalp yetmezliği, kan basıncında düşüş, bronkospazm, hipoglisemi, Reynaud fenomeni, mevcut intermittan klaudikasyonun ağırlaşması, parestezi, deri döküntüleri. Hidroklorotiyazid ile bağlantılı: Hepatik yetersizlik durumunda, hepatik ensefalopatinin ortaya çıkma olasılığı; önceden alerjik ya da astım belirtilerine eğilimli hastalarda, özellikle dermatolojik, hipersensitivite reaksiyonları, döküntüler, purpura, önceden varolan dağınık kızarıklıkla kendini gösteren lupus; bulantı, konstipasyon, vertigo, asteni, parestezi, baş ağrısı, nadiren bildirilmiştir ve genellikle doz azaltılmasını gerektirir. Çok seyrek olarak, hipokalemi, hiponatremi, hipokloremik alkaloz ve hipokalemi, özellikle kortikosteroidler, tetrakosaktid veya laksatiflerin verilmesinden sonra hipokalemi oluşabilir. Tedavi sırasında serum ürik asit ve kan glukozunda artış: gut hastalığına eğilimli hastalarda veya diyabetlilerde bu diüretik dikkatle kullanılmalıdır. Trombositopeni, lökopeni, agranülositoz meydana gelebilir.

İlaç Etkileşimleri:
Bisoprolol ile bağlantılı: Kontrendike olan kombinasyonlar: Floktafenin, sultopirid. Önerilmeyen kombinasyonlar: Amiodaron.Kullanımda dikkat edilmesini gerektiren kombinasyonlar: Uçucu halojenli anestetikler, kalsiyum kanal blokerleri ile (bepridil, diltiazem, verapamil), antiaritmik ilaçlar ile (propafenon ve sınıf IA ilaçlar-kinidin, hidrokinidin, disopiramid ve amiodaron), insülin ve sülfonamid hipoglisemik ajanları, lidokain, iyotlu kontrast ürünleri, takrin. Gözönünde bulundurulması gereken kombinasyonlar: Kalsiyum-kanal blokerleri (dihidropiridinler) ve meflokin. Hidroklorotiyazid ile bağlantılı: Önerilmeyen kombinasyonlar: Lityum. Kullanımda özel önlemler gerektiren kombinasyonlar: Yüksek doz salisilatlar, hipokalemikler, amfoterisin B (i.v. yolla), glukokortikoidler (sistemik uygulama), stimülan laksatifler, digitalis tedavisi, hiperkalemik diüretikler (amilorid, potasyum kankrenoat, spironolakton, triamteren), ADE inhibitörleri, ventriküler taşikardide verilen antiaritmikler, metformin, iyotlu ürünler, NSAİ ilaçlar. Göz önünde bulundurulması gereken kombinasyonlar: İmipramin antidepresanlar (trisiklik antidepresanlar), kalsiyum tuzları ve siklosporin. Bileşime bağlı olarak, kullanılırken önlem alınması gereken baklofen (antihipertansif etkinin artması) ve göz önünde bulunması gereken trisiklik antidepresanlardır (antihipertansif etkinin artması).

NYOLOL
Oftalmik Jel

Novartis

Etken Madde(ler):
Timolol maleat 1 mg/ml

Piyasa Şekilleri:
5 ml’lik polietilen şişelerde.

Kullanım Şekli:
Hasta olan göze günde 1 defa 1 damla damlatılır. Başka göz damlaları kullanılıyorsa, iki uygulama arasında en az 5 dakika ara olmalı ve diğer göz damlası daha önce damlatılmalıdır.

Endikasyonları:
İntraoküler basıncı düşürmede etkilidir. Oküler hipertansiyon, kronik geniş açılı glokom (afakik hastalar dahil) ve sekonder glokomun belirli durumlarında yükselmiş göz içi basıncını düşürerek etki gösterir.

Kontrendikasyonları:
Timolole karşı aşırı duyarlılık, bronşiyal astma, ağır kronik obstrüktif pulmoner rahatsızlıklar, sinüziyal bradikardiyle ikinci ve üçüncü derece AV blok, belirgin kalp yetmezliği, kardiyak şok durumlarında kontrendikedir.

Uyarılar:
Oftalmik timolol kullanımı sonucu beta blokerlere bağlı sistemik yan etkiler görülebilir. Beta blokerlerin sistemik kullanımının kontrendike olduğu bronşiyal astma, sinüs bradikardisi, kardiyojenik şok, ağır diyabetlik olgular, birinci dereceden yüksek AV blok gibi olgularda çok dikkatli kullanılmalıdır. Eğer kardiyak yetmezlik varsa tedaviye başlamadan önce kompanse edilmelidir. Anamnezinde ciddi kardiyak problemi olan hastalar periyodik olarak kontrol edilmeli, nabız hızları ve olası konjestif kalp yetmezliği belirtileri izlenmelidir. Oral beta blokerlerle tedavi edilen hastalarda, gerek göz içi basıncı ve gerekse sistemik etkiler yönünden olası additif etkilerin göz önünde bulundurulması gerekir. Eğer hasta başka oftalmik beta bloker kullanıyorsa, timolol diğer ilaçla yapılan son uygulamayı izleyen günde uygulanmaya başlanır. Hasta beta bloker olmayan oftalmik bir antiglokom müstahzarı kullanıyorsa, ilk gün bu ilaç standart olarak kullanılmaya devam edilirken timolol standart dozda tedaviye eklenir. Ertesi gün diğer ilaç tümüyle kesilir ve timololün oftalmik formuna devam edilir. Timololün diğer antiglokom müstahzarlarla kombine kullanıldığı durumlarda standart doza uyulur. Gebelerve emziren annelerde güvenli kullanımı henüz kanıtlanmadığından, yarar/zarar ilişkisi çok iyi değerlendirilmelidir. Süt veren annelerde kullanım sırasında emzirmeye son verilmelidir. Çocuklarda kullanım güvenliği ve etkinliği saptanmamıştır.

Yan Etkileri:
Timolol genelde iyi tolere edilir. Ender olarak oküler irritasyon belirtileri, konjunktivit, blefarit, bazı görme değişiklikleri, refraktiviteye ilişkin değişiklikler görülebilir. Daha nadir olarak aşırı duyarlılık, ürtiker, lokal ya da genel döküntüler rapor edilmiştir. Sistemik etkilerine çok ender rastlanmıştır. Bu etkiler hafif bradikardi, hipotansiyon, bronkospazm (özellikle astmatiklerde), konjestif kalp yetmezliği ve insülin kullanan diyabetiklerde hipoglisemik semptomların maskelenmesidir. Ayrıca ağız kuruluğu, baş ağrısı, anoreksi ve bulantı da bildirilmiştir.

İlaç Etkileşimleri:
Bazı durumlarda epinefrinle birlikte kullanıldığında midriyazis oluşabilir. Kalsiyum antagonistleri, sistemik beta blokerler ve katekolamin inhibitörlerinin etkilerini potansiyelize edebilir.

Novartis

Etken Madde(ler):
Timolol maleat 1 mg/ml

Piyasa Şekilleri:
5 ml’lik polietilen şişelerde.

Kullanım Şekli:
Hasta olan göze günde 1 defa 1 damla damlatılır. Başka göz damlaları kullanılıyorsa, iki uygulama arasında en az 5 dakika ara olmalı ve diğer göz damlası daha önce damlatılmalıdır.

Endikasyonları:
İntraoküler basıncı düşürmede etkilidir. Oküler hipertansiyon, kronik geniş açılı glokom (afakik hastalar dahil) ve sekonder glokomun belirli durumlarında yükselmiş göz içi basıncını düşürerek etki gösterir.

Kontrendikasyonları:
Timolole karşı aşırı duyarlılık, bronşiyal astma, ağır kronik obstrüktif pulmoner rahatsızlıklar, sinüziyal bradikardiyle ikinci ve üçüncü derece AV blok, belirgin kalp yetmezliği, kardiyak şok durumlarında kontrendikedir.

Uyarılar:
Oftalmik timolol kullanımı sonucu beta blokerlere bağlı sistemik yan etkiler görülebilir. Beta blokerlerin sistemik kullanımının kontrendike olduğu bronşiyal astma, sinüs bradikardisi, kardiyojenik şok, ağır diyabetlik olgular, birinci dereceden yüksek AV blok gibi olgularda çok dikkatli kullanılmalıdır. Eğer kardiyak yetmezlik varsa tedaviye başlamadan önce kompanse edilmelidir. Anamnezinde ciddi kardiyak problemi olan hastalar periyodik olarak kontrol edilmeli, nabız hızları ve olası konjestif kalp yetmezliği belirtileri izlenmelidir. Oral beta blokerlerle tedavi edilen hastalarda, gerek göz içi basıncı ve gerekse sistemik etkiler yönünden olası additif etkilerin göz önünde bulundurulması gerekir. Eğer hasta başka oftalmik beta bloker kullanıyorsa, timolol diğer ilaçla yapılan son uygulamayı izleyen günde uygulanmaya başlanır. Hasta beta bloker olmayan oftalmik bir antiglokom müstahzarı kullanıyorsa, ilk gün bu ilaç standart olarak kullanılmaya devam edilirken timolol standart dozda tedaviye eklenir. Ertesi gün diğer ilaç tümüyle kesilir ve timololün oftalmik formuna devam edilir. Timololün diğer antiglokom müstahzarlarla kombine kullanıldığı durumlarda standart doza uyulur. Gebelerve emziren annelerde güvenli kullanımı henüz kanıtlanmadığından, yarar/zarar ilişkisi çok iyi değerlendirilmelidir. Süt veren annelerde kullanım sırasında emzirmeye son verilmelidir. Çocuklarda kullanım güvenliği ve etkinliği saptanmamıştır.

Yan Etkileri:
Timolol genelde iyi tolere edilir. Ender olarak oküler irritasyon belirtileri, konjunktivit, blefarit, bazı görme değişiklikleri, refraktiviteye ilişkin değişiklikler görülebilir. Daha nadir olarak aşırı duyarlılık, ürtiker, lokal ya da genel döküntüler rapor edilmiştir. Sistemik etkilerine çok ender rastlanmıştır. Bu etkiler hafif bradikardi, hipotansiyon, bronkospazm (özellikle astmatiklerde), konjestif kalp yetmezliği ve insülin kullanan diyabetiklerde hipoglisemik semptomların maskelenmesidir. Ayrıca ağız kuruluğu, baş ağrısı, anoreksi ve bulantı da bildirilmiştir.

İlaç Etkileşimleri:
Bazı durumlarda epinefrinle birlikte kullanıldığında midriyazis oluşabilir. Kalsiyum antagonistleri, sistemik beta blokerler ve katekolamin inhibitörlerinin etkilerini potansiyelize edebilir.

ARLEC
Tablet

Aris

Etken Madde(ler):
Karvedilol

Piyasa Şekilleri:
12.5 mg: 28 tablet, 6.25 mg: 28 tablet, 25 mg: 28 tablet içeren blister ambalajlarda.

Kullanım Şekli:
Konjestif Kalp Yetmezliği: Erişkinler: Önerilen başlangıç dozu tedavinin ilk iki haftası süresince günde 2 kere 3.125 mg’dır. Eğer bu doz tolere edilir ise, doz daha sonra arttırılabilir. Doz artım aralıkları iki haftadan daha kısa olmamalıdır. 2 hafta sonra doz; günde 2 kere 6.25 mg, daha sonra günde 2 kere 12.5 mg ve maksimum günde 2 kere 25 mg’a kadar arttırılır. Önerilen maksimum günlük doz 85 kg’ın altındaki hastalar için günde 2 kere 25 mg’dır. 85 kg’ın üstündeki hastalarda günde 2 kere 50 mg verilebilir. Doz arttırımı esnasında sistolik kan basıncının 100 mmHg’nın altına düşmesi, renal ve/veya kardiyak fonksiyonlarda kötüleşme olabilir. Eğer karvedilol tedavisine iki haftadan daha fazla süre ara verilmiş ise tedaviye günde iki defa 3.125 mg ile başlanması önerilir ve doz artışı tekrar daha önce önerildiği gibi yapılır. KKY hastalarına karvedilol yiyecek ile birlikte verilmelidir. Hipertansiyon: Erişkinler: Önerilen doz ilk 2 gün için, günde tek doz 12.5 mg’dır. Daha sonra günde bir kez 25 mg’a arttırılır. Önerilen günlük maksimum doz olan 50 mg’a kadar tek veya bölünmüş olarak verilecek şekilde arttırılabilir. Doz artım aralıkları iki haftadan daha kısa olmamalıdır. Yaşlılar: Önerilen doz günde 12.5mg’dır. Eğer cevap yetersizse, önerilen günlük maksimum doz olan 50 mg’a kadar tek veya bölünmüş olarak verilecek şekilde arttırılabilir. Miyokart enfarktüsünü takiben gelişen sol ventrikül disfonksiyonu: Hasta hemodinamik olarak stabil olduktan sonra ve sıvı retansiyonu mimimum iken başlanmalıdır. Başlangıç dozu günde 2 defa 3.125 mg-6.25 mg’dır. Daha sonra gerekirse doz, hastanın kliniğine göre, 3-10 gün ara ile kademeli olarak günde 2 kez 25 mg’a kadar arttırılabilir. Renal yetmezlikte doz ayarlamasına gerek yoktur.

Endikasyonları:
Karvedilol, alfa1, beta1 ve beta2 adrenerjik reseptör blokajı özelliği olan bir adrenerjik reseptör blokeridir. Hipertansiyon: Karvedilol, öncelikle esansiyel hipertansiyon tedavisinde endikedir. Tek başına ya da diğer antihipertansif ajanlarla (kalsiyum kanal blokerleri ve diüretikler; özellikle tiyazid diüretiklerle) birlikte kullanılabilir. Koroner kalp hastalığı: Karvedilolün, koroner kalp hastalığında klinik etkinliği kanıtlanmıştır. Sessiz miyokard iskemisi ve unstabil (kararsız) anjinası olan hastalarda güvenilirliği ve etkinliği gösterilmiştir. Kronik kalp yetmezliği: Karvedilol, iskemik ya da iskemik kökenli olmayan stabil, hafif, orta ve ağır kronik kalp yetmezliği tedavisinde endikedir. ADE inhibitörleri, diüretikler ve opsiyonel olarak dijitallerle (standart tedavi) birlikte karvedilol; kronik kalp yetmezliği tedavisinde morbidite ve mortaliteyi azaltırken aynı zamanda hastalık ilerleyişini de geciktirir. Karvedilol standart terapiye ek olarak kullanılabileceği gibi dijital, hidralazin ve nitrat tedavisi görmeyen hastalarda da kullanılabilir.

Kontrendikasyonları:
Karvedilol veya ilacın içerdiği diğer yardımcı bileşenlere aşırı duyarlılık, stabil olmayan/dekompanse kalp yetmezliği, klinik olarak belirgin karaciğer disfonksiyonu olan hastalarda kullanılmamalıdır. Diğer b-blokerlerle olduğu gibi, karvedilol; 2. ve 3. derece AV bloğu (kalıcı pacemaker yerleştirilmediyse), ağır bradikardi (<50 atım/dakika), hasta sinüs sendromu (sinoatriyal blok dahil), ağır hipotansiyon (sistolik kan basıncı <85 mmHg), kardiyojenik şok ve bronkospazm ya da astım öyküsü olan hastalar kullanılmamalıdır.

Uyarılar:
Kronik konjestif kalp yetmezliği: Konjestif kalp yetmezliği olan hastalarda, karvedilolün doz artırımı sırasında kalp yetmezliğinde kötüleşme ya da sıvı retansiyonu görülebilir. Bu durumda, diüretikler artırılmalı, klinik denge oluşuncaya kadar karvedilol dozu artırılmamalıdır. Bazen karvedilol dozunu azaltmak ya da nadir olarak ilacın kullanımını geçici olarak durdurmak da gerekebilir. Bu tür dönemler, karvedilolün sonradan başarıyla uygulanmasını engellemez. Her iki ilacın da AV iletiyi yavaşlatması nedeniyle, karvedilol dijital glikozidleri ile kombine olarak kullanıldığında dikkat edilmelidir. Konjestif kalp yetmezliğinde böbrek fonksiyonu: Konjestif kalp yetmezliği ile birlikte düşük kan basıncı (sistolik KB <100 mmHg), iskemik kalp hastalığı ve yaygın damar hastalığı ve/veya altta yatan böbrek yetmezliği olan hastalarda karvedilol tedavisiyle renal fonksiyonlarda geri dönüşlü kötüleşme saptanmıştır. Kronik obstruktif akciğer hastalığı: Bronkospazm gözlenen kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) bulunan ve oral ya da inhalasyon yolu ile ilaç almayan hastalarda karvedilol ancak potansiyel yarar potansiyel riskten daha fazlaysa kullanılmalıdır. Bronkospazm eğilimi olan hastalarda, solunum yolundaki olası bir direnç artışı nedeniyle solunum distresi gözlenebilir. Karvedilole başlangıç aşamasında ve doz artırımı sırasında hastalar yakından izlenmeli ve tedavi sırasında bronkospazm görülürse karvedilol dozu azaltılmalıdır. Diyabet: Akut hipogliseminin erken belirti ve semptomlarının maskelenebilmesi ya da azalabilmesi nedeniyle diabetes mellitus hastalarında karvedilol kullanımında dikkatli olunmalıdır. Kronik kalp yetmezliği bulunan diyabetli hastalarda, karvedilol kullanımı kan glukozunun kontrolünü güçleştirebilir. İlacın b-bloker özellikleri nedeniyle latent diabetes mellitus belirginleşebilir, belirgin diyabet kötüleşebilir ve kan glukoz regülasyonu inhibe olabilir. Periferik damar hastalığı: b-blokerler arteriyel yetmezlik semptomlarını hızlandırabileceği ya da şiddetlendirebileceğinden, periferik damar hastalığı olanlarda karvedilol dikkatli kullanılmalıdır. Raynaud fenomeni: Periferik dolaşım bozukluğu olan hastalarda semptomlar şiddetlenebileceğinden karvedilol dikkatli kulanılmalıdır. Tirotoksikoz: b-bloker özelliği olan diğer ajanlarda olduğu gibi karvedilol de tirotoksikoz semptomlarını gizleyebilir. Anestezi ve genel cerrahi: Genel cerrahi uygulanan hastalarda, karvedilol ve anestezik ilaçların sinerjistik negatif inotropik etkileri nedeniyle dikkatli olunmalıdır. Bradikardi: Karvedilol bradikardiye neden olabilir. Nabız dakikada 55 atımın altına düşerse karvedilol dozu azaltılmalıdır. Aşırıduyarlılık: b-blokerlerin alerjenlere duyarlılığı ve anafilaktik reaksiyonların derecesini artırabilmesi nedeniyle ciddi aşırı-duyarlılık reaksiyonu öyküsü olan ve desensitizasyon (duyarsızlaştırma) tedavisi uygulanan hastalarda karvedilol dikkatle kullanılmalıdır. Psoriazis: b-blokerle tedaviye bağlı psoriazis öyküsü olan hastalarda karvedilol ancak yarar-risk tablosu dikkate alınarak kullanılmalıdır. Kalsiyum kanal blokerleriyle birlikte kullanım: Verapamil ya da diltiazem türü kalsiyum kanal blokerleriyle veya diğer antiaritmik ilaçlarla birlikte karvedilol tedavisi uygulanan hastalarda, EKG ve kan basıncının dikkatle izlenmesi gerekir. Feokromositoma: Feokromositomalı hastalarda, b-bloker kullanılmadan önce bir a-bloker uygulamasına başlanmalıdır. Karvedilol hem a-bloker, hem b-bloker farmakolojik aktivite göstermesine rağmen, bu koşullarda kullanımıyla ilgili deneyim yoktur. Bu nedenle, feokromositomadan kuşkulanılan hastalarda karvedilol uygulamasında dikkatli olunmalıdır. Prinzmetal varyant anjina: Prinzmetal varyant anjinası bulunan hastalarda non-selektif b-bloker aktivite göğüs ağrısına neden olabilir. Karvedilolün a-bloker aktivitesi bu tür semptomları önleyebilse de, böyle hastalarda karvedilol kullanımıyla ilgili klinik deneyim yoktur. Yine de, Prinzmetal varyant anjinasından şüphelenilen hastalarda karvedilol dikkatle kullanılmalıdır. Kontakt lens: Kontakt lens kullananlar gözyaşında azalma riskini gözönünde bulundurmalıdır. Kesilme sendromu: Özellikle iskemik kalp hastalığı olanlarda, karvedilol tedavisi birdenbire kesilmemelidir. Bu hastalarda karvedilolun kesilmesi aşamalı olmalıdır (2 haftalık süre içinde). Kişiden kişiye değişiklik gösteren reaksiyonlar (başdönmesi, yorgunluk) nedeniyle araba ve makine kullanma ya da yardımsız çalışma yeteneği bozulabilir. Bu durum özellikle tedavinin başlangıcı, doz artımı sonrası, ilaç değişimi ve birlikte alkol kullanıldığı zamanlar için geçerlidir. Gebelikte kullanım kategorisi C’dir. 2. ve 3. trimestirde D’dir. Beta blokerler plasentanın perfüzyonunu azaltarak intrauterin fetal ölüm veya immatür ya da prematür doğumlara yol açabilir. Ek olarak, fetus ve yenidoğanda istenmeyen etkiler (özellikle hipoglisemi ve bradikardi) görülebilir. Yenidoğanda postnatal dönemde kardiyak ve pulmoner komplikasyon riski artabilir. Karvedilolün gebe kadınlarda kullanımıyla ilgili yeterli deneyim yoktur. Karvedilol gebelik sırasında, ancak potansiyel yarar potansiyel riskten fazla ise kullanılmalıdır. Karvedilolün insanlarda anne sütüne geçip geçmediği bilinmemektedir. Bu nedenle karvedilol uygulanması sırasında emzirme tavsiye edilmez.

Yan Etkileri:
Yan etkilerin sıklığı baş dönmesi dışında doza bağımlı değildir. Konjestif kalp yetmezliği olan hastalarla yapılan klinik çalışmalarda karvedilol grubunda en sık görülen ve sıklığı plasebo alan hastalarda görülene eşit olmayan yan etkiler: Çok sık olarak: Tedavinin başlangıcında bazen hafif derecede baş dönmesi, baş ağrısı ve yorgunluk görülebilir. Asteni (yorgunluk dahil) de çok sık görülür. Sık olarak: Bradikardi, postural hipotansiyon,hipotansiyon, ödem (genel, periferik, bağımlı ve genital ödem, bacaklarda ödem, hipervolemi ve sıvı yükünde artış). Seyrek olarak: Senkop (presenkopu da içerir), AV-blok ve doz artırımı sırasında kalp yetmezliği. Sıklıkla, mide bulantısı, diyare ve kusma. Nadiren trombositopeni, izole olgularda lökopeni bildirilmiştir. Sıklıkla, vücut ağırlığında artış ve hiperkolesterolemi. Diabetes mellitus’u olan hastalarda hiperglisemi, hipoglisemi ve kan glukozu kontrolünde kötüleşme de sık görülür. Sıklıkla, görme bozuklukları, nadiren difüz damar hastalığı ve/veya böbrek fonksiyonlarında bozukluk olan hastalarda böbrek yetmezliği ve böbrek işlev anomalileri görülen diğer yan etkiler arasındadır.

İlaç Etkileşimleri:
Digoksin ve karvedilolün birlikte uygulanmasında digoksinin konsantrasyonları %15 kadar artar. Hem karvedilol hem de kalp glikozidleri AV iletimini yavaşlatır. Beta bloker etkili ilaçlar insülin ve oral hipoglisemiklerin kan şekerini düşürücü etkisini artırabilirler. Rifampisin karvedilol plazma konsantrasyonlarını yaklaşık %70 azaltır. Simetidin EAA’ı yaklaşık %30 artırır fakat maksimum konsantrasyon (Cmax)’da değişikliğe yol açmaz. Beta-bloker özellikleri olan ilaçlarla birlikte katekolamin deplesyonuna neden olan bir ilaç (ör.rezerpin ve/veya monoamin oksidaz inhibitörleri) alan hastalar hipotansiyon ve/veya şiddetli bradikardi belirtileri açısından yakından izlenmelidir. Kronik vasküler rejeksiyon görülen 21 böbrek transplant hastası üzerinde karvedilol tedavisi sonrası ortalama siklosporin konsantrasyonlarında hafif artışlar gözlenmiştir. Klonidinin beta bloker ilaçlarla birlikte uygulanması kan basıncını ve kalp atım hızını düşürücü etkilerini potansiyalize edebilir. Karvedilol ve diltiazem birlikte oral yolla uygulandığında izole olgularda ileti bozukluğu gözlenmiştir.

CORONİS
Tablet

Bilim

Etken Madde(ler):
Karvedilol

Piyasa Şekilleri:
6.25 mg: 28 tablet, 12.5 mg: 28 tablet, 25 mg: 28 tablet içeren blister ambalajlarda.

Kullanım Şekli:
Coronis tedavisi uzun süreli bir terapidir. Tedavi birdenbire kesilmemeli ve haftalar içinde gittikçe azaltılarak kesilmelidir. Bu durum özellikle aynı zamanda koroner arter hastalığı olan hastalar için önemlidir. Esansiyel hipertansiyon: Tedavinin başlangıcında ilk iki gün için önerilen doz günde 1 kez 12.5 mg’dır. Bundan sonrası için önerilen doz günde 1 kez 25 mg’dır. Gerekirse doz en az iki haftalık aralıklarla artırılarak günde bir kez ya da ikiye bölünerek günlük maksimum doz olan 50 mg’a çıkarılabilir. Koroner kalp hastalığı: İlk iki gün için önerilen doz günde 2 kez 12.5 mg’dır. Bundan sonrası için önerilen doz günde 1 kez 25 mg’dır. Gerekirse doz en az iki haftalık aralıklarla artırılarak günlük maksimum doz olan 100 mg’a çıkarılabilir (günde iki kez). Semptomatik, stabil, kronik kalp yetmezliği: Dijital, diüretik ve ADE inhibitörleri kullanan hastalarda karvedilol tedavisine başlamadan önce bu ilaçların dozları stabilize edilmelidir. Tedavi başlangıcında önerilen doz, 2 hafta boyunca günde 2 kez 3.125 mg’dır. Bu doz tolere edilirse, en az iki haftalık aralıklarla önce günde iki kez 6.25 mg, sonra günde iki kez 12.5 mg ve sonra da günde iki kez 25 mg’a çıkarılabilir. Hafif, orta ya da ağır kronik kalp yetmezliği olan 85 kg’ın altındaki hastalarda önerilen maksimum doz günde iki kez 25 mg, 85 kg’ın üzerindeki hastalarda önerilen maksimum doz ise günde iki kez 50 mg’dır. Kalp yetmezliğinde geçici kötüleşme veya sıvı retansiyonu diüretik dozu artırılarak tedavi edilmelidir; nadiren karvedilolün dozunu azaltmak ya da geçici olarak karvedilol tedavisini durdurmak gerekebilir. Karvedilol tedavisine 1 haftadan uzun bir süre ara verilmişse, tedaviye günde 2 kez daha düşük dozla başlanması ve belirtilen doz artırımının uygulanması önerilir. Vazodilatasyon semptomlarının tedavisinde başlangıç olarak diüretiklerin dozu azaltılmalıdır. Semptomlar devam ederse, ADE inhibitörü (eğer kullanılıyorsa) dozu düşürülebilir, bunun devamında da gerekirse karvedilol dozu azaltılabilir. Bu şartlar altında, ağırlaşan kalp yetmezliği ya da vazodilatasyon semptomları stabilize oluncaya kadar karvedilol dozu artırılmamalıdır. Karvedilol karaciğer fonksiyon bozukluğu klinik olarak belirgin olan hastalarda kontrendikedir.

Endikasyonları:
Karvedilol, alfa1, beta1 ve beta2 adrenerjik reseptör blokajı özelliği olan bir adrenerjik reseptör blokeridir. Hipertansiyon: Karvedilol, öncelikle esansiyel hipertansiyon tedavisinde endikedir. Tek başına ya da diğer antihipertansif ajanlarla (kalsiyum kanal blokerleri ve diüretikler; özellikle tiyazid diüretiklerle) birlikte kullanılabilir. Koroner kalp hastalığı: Karvedilolün, koroner kalp hastalığında klinik etkinliği kanıtlanmıştır. Sessiz miyokard iskemisi ve unstabil (kararsız) anjinası olan hastalarda güvenilirliği ve etkinliği gösterilmiştir. Kronik kalp yetmezliği: Karvedilol, iskemik ya da iskemik kökenli olmayan stabil, hafif, orta ve ağır kronik kalp yetmezliği tedavisinde endikedir. ADE inhibitörleri, diüretikler ve opsiyonel olarak dijitallerle (standart tedavi) birlikte karvedilol; kronik kalp yetmezliği tedavisinde morbidite ve mortaliteyi azaltırken aynı zamanda hastalık ilerleyişini de geciktirir. Karvedilol standart terapiye ek olarak kullanılabileceği gibi dijital, hidralazin ve nitrat tedavisi görmeyen hastalarda da kullanılabilir.

Kontrendikasyonları:
Karvedilol veya ilacın içerdiği diğer yardımcı bileşenlere aşırı duyarlılık, stabil olmayan/dekompanse kalp yetmezliği, klinik olarak belirgin karaciğer disfonksiyonu olan hastalarda kullanılmamalıdır. Diğer b-blokerlerle olduğu gibi, karvedilol; 2. ve 3. derece AV bloğu (kalıcı pacemaker yerleştirilmediyse), ağır bradikardi (<50 atım/dakika), hasta sinüs sendromu (sinoatriyal blok dahil), ağır hipotansiyon (sistolik kan basıncı <85 mmHg), kardiyojenik şok ve bronkospazm ya da astım öyküsü olan hastalar kullanılmamalıdır.

Uyarılar:
Kronik konjestif kalp yetmezliği: Konjestif kalp yetmezliği olan hastalarda, karvedilolün doz artırımı sırasında kalp yetmezliğinde kötüleşme ya da sıvı retansiyonu görülebilir. Bu durumda, diüretikler artırılmalı, klinik denge oluşuncaya kadar karvedilol dozu artırılmamalıdır. Bazen karvedilol dozunu azaltmak ya da nadir olarak ilacın kullanımını geçici olarak durdurmak da gerekebilir. Bu tür dönemler, karvedilolün sonradan başarıyla uygulanmasını engellemez. Her iki ilacın da AV iletiyi yavaşlatması nedeniyle, karvedilol dijital glikozidleri ile kombine olarak kullanıldığında dikkat edilmelidir. Konjestif kalp yetmezliğinde böbrek fonksiyonu: Konjestif kalp yetmezliği ile birlikte düşük kan basıncı (sistolik KB <100 mmHg), iskemik kalp hastalığı ve yaygın damar hastalığı ve/veya altta yatan böbrek yetmezliği olan hastalarda karvedilol tedavisiyle renal fonksiyonlarda geri dönüşlü kötüleşme saptanmıştır. Kronik obstruktif akciğer hastalığı: Bronkospazm gözlenen kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) bulunan ve oral ya da inhalasyon yolu ile ilaç almayan hastalarda karvedilol ancak potansiyel yarar potansiyel riskten daha fazlaysa kullanılmalıdır. Bronkospazm eğilimi olan hastalarda, solunum yolundaki olası bir direnç artışı nedeniyle solunum distresi gözlenebilir. Karvedilole başlangıç aşamasında ve doz artırımı sırasında hastalar yakından izlenmeli ve tedavi sırasında bronkospazm görülürse karvedilol dozu azaltılmalıdır. Diyabet: Akut hipogliseminin erken belirti ve semptomlarının maskelenebilmesi ya da azalabilmesi nedeniyle diabetes mellitus hastalarında karvedilol kullanımında dikkatli olunmalıdır. Kronik kalp yetmezliği bulunan diyabetli hastalarda, karvedilol kullanımı kan glukozunun kontrolünü güçleştirebilir. İlacın b-bloker özellikleri nedeniyle latent diabetes mellitus belirginleşebilir, belirgin diyabet kötüleşebilir ve kan glukoz regülasyonu inhibe olabilir. Periferik damar hastalığı: b-blokerler arteriyel yetmezlik semptomlarını hızlandırabileceği ya da şiddetlendirebileceğinden, periferik damar hastalığı olanlarda karvedilol dikkatli kullanılmalıdır. Raynaud fenomeni: Periferik dolaşım bozukluğu olan hastalarda semptomlar şiddetlenebileceğinden karvedilol dikkatli kulanılmalıdır. Tirotoksikoz: b-bloker özelliği olan diğer ajanlarda olduğu gibi karvedilol de tirotoksikoz semptomlarını gizleyebilir. Anestezi ve genel cerrahi: Genel cerrahi uygulanan hastalarda, karvedilol ve anestezik ilaçların sinerjistik negatif inotropik etkileri nedeniyle dikkatli olunmalıdır. Bradikardi: Karvedilol bradikardiye neden olabilir. Nabız dakikada 55 atımın altına düşerse karvedilol dozu azaltılmalıdır. Aşırıduyarlılık: b-blokerlerin alerjenlere duyarlılığı ve anafilaktik reaksiyonların derecesini artırabilmesi nedeniyle ciddi aşırı-duyarlılık reaksiyonu öyküsü olan ve desensitizasyon (duyarsızlaştırma) tedavisi uygulanan hastalarda karvedilol dikkatle kullanılmalıdır. Psoriazis: b-blokerle tedaviye bağlı psoriazis öyküsü olan hastalarda karvedilol ancak yarar-risk tablosu dikkate alınarak kullanılmalıdır. Kalsiyum kanal blokerleriyle birlikte kullanım: Verapamil ya da diltiazem türü kalsiyum kanal blokerleriyle veya diğer antiaritmik ilaçlarla birlikte karvedilol tedavisi uygulanan hastalarda, EKG ve kan basıncının dikkatle izlenmesi gerekir. Feokromositoma: Feokromositomalı hastalarda, b-bloker kullanılmadan önce bir a-bloker uygulamasına başlanmalıdır. Karvedilol hem a-bloker, hem b-bloker farmakolojik aktivite göstermesine rağmen, bu koşullarda kullanımıyla ilgili deneyim yoktur. Bu nedenle, feokromositomadan kuşkulanılan hastalarda karvedilol uygulamasında dikkatli olunmalıdır. Prinzmetal varyant anjina: Prinzmetal varyant anjinası bulunan hastalarda non-selektif b-bloker aktivite göğüs ağrısına neden olabilir. Karvedilolün a-bloker aktivitesi bu tür semptomları önleyebilse de, böyle hastalarda karvedilol kullanımıyla ilgili klinik deneyim yoktur. Yine de, Prinzmetal varyant anjinasından şüphelenilen hastalarda karvedilol dikkatle kullanılmalıdır. Kontakt lens: Kontakt lens kullananlar gözyaşında azalma riskini gözönünde bulundurmalıdır. Kesilme sendromu: Özellikle iskemik kalp hastalığı olanlarda, karvedilol tedavisi birdenbire kesilmemelidir. Bu hastalarda karvedilolun kesilmesi aşamalı olmalıdır (2 haftalık süre içinde). Kişiden kişiye değişiklik gösteren reaksiyonlar (başdönmesi, yorgunluk) nedeniyle araba ve makine kullanma ya da yardımsız çalışma yeteneği bozulabilir. Bu durum özellikle tedavinin başlangıcı, doz artımı sonrası, ilaç değişimi ve birlikte alkol kullanıldığı zamanlar için geçerlidir. Gebelikte kullanım kategorisi C’dir. 2. ve 3. trimestirde D’dir. Beta blokerler plasentanın perfüzyonunu azaltarak intrauterin fetal ölüm veya immatür ya da prematür doğumlara yol açabilir. Ek olarak, fetus ve yenidoğanda istenmeyen etkiler (özellikle hipoglisemi ve bradikardi) görülebilir. Yenidoğanda postnatal dönemde kardiyak ve pulmoner komplikasyon riski artabilir. Karvedilolün gebe kadınlarda kullanımıyla ilgili yeterli deneyim yoktur. Karvedilol gebelik sırasında, ancak potansiyel yarar potansiyel riskten fazla ise kullanılmalıdır. Karvedilolün insanlarda anne sütüne geçip geçmediği bilinmemektedir. Bu nedenle karvedilol uygulanması sırasında emzirme tavsiye edilmez.

Yan Etkileri:
Yan etkilerin sıklığı baş dönmesi dışında doza bağımlı değildir. Konjestif kalp yetmezliği olan hastalarla yapılan klinik çalışmalarda karvedilol grubunda en sık görülen ve sıklığı plasebo alan hastalarda görülene eşit olmayan yan etkiler: Çok sık olarak: Tedavinin başlangıcında bazen hafif derecede baş dönmesi, baş ağrısı ve yorgunluk görülebilir. Asteni (yorgunluk dahil) de çok sık görülür. Sık olarak: Bradikardi, postural hipotansiyon,hipotansiyon, ödem (genel, periferik, bağımlı ve genital ödem, bacaklarda ödem, hipervolemi ve sıvı yükünde artış). Seyrek olarak: Senkop (presenkopu da içerir), AV-blok ve doz artırımı sırasında kalp yetmezliği. Sıklıkla, mide bulantısı, diyare ve kusma. Nadiren trombositopeni, izole olgularda lökopeni bildirilmiştir. Sıklıkla, vücut ağırlığında artış ve hiperkolesterolemi. Diabetes mellitus’u olan hastalarda hiperglisemi, hipoglisemi ve kan glukozu kontrolünde kötüleşme de sık görülür. Sıklıkla, görme bozuklukları, nadiren difüz damar hastalığı ve/veya böbrek fonksiyonlarında bozukluk olan hastalarda böbrek yetmezliği ve böbrek işlev anomalileri görülen diğer yan etkiler arasındadır.

İlaç Etkileşimleri:
Digoksin ve karvedilolün birlikte uygulanmasında digoksinin konsantrasyonları %15 kadar artar. Hem karvedilol hem de kalp glikozidleri AV iletimini yavaşlatır. Beta bloker etkili ilaçlar insülin ve oral hipoglisemiklerin kan şekerini düşürücü etkisini artırabilirler. Rifampisin karvedilol plazma konsantrasyonlarını yaklaşık %70 azaltır. Simetidin EAA’ı yaklaşık %30 artırır fakat maksimum konsantrasyon (Cmax)’da değişikliğe yol açmaz. Beta-bloker özellikleri olan ilaçlarla birlikte katekolamin deplesyonuna neden olan bir ilaç (ör.rezerpin ve/veya monoamin oksidaz inhibitörleri) alan hastalar hipotansiyon ve/veya şiddetli bradikardi belirtileri açısından yakından izlenmelidir. Kronik vasküler rejeksiyon görülen 21 böbrek transplant hastası üzerinde karvedilol tedavisi sonrası ortalama siklosporin konsantrasyonlarında hafif artışlar gözlenmiştir. Klonidinin beta bloker ilaçlarla birlikte uygulanması kan basıncını ve kalp atım hızını düşürücü etkilerini potansiyalize edebilir. Karvedilol ve diltiazem birlikte oral yolla uygulandığında izole olgularda ileti bozukluğu gözlenmiştir.

CUSIMOLOL
Göz Damlası

Alcon

Etken Madde(ler):
Timolol maleat 5 mg/ml

Piyasa Şekilleri:
5 ml’lik plastik şişelerde.

Kullanım Şekli:
Günlük doz başlangıçta 2×2 damladır. Daha sonra gerek görüldüğü takdirde günde 2×1 damla uygulanır. Formülünde bulunan benzalkonyum klorür nedeniyle yumuşak kontakt lens takılı göze uygulanmamalıdır.

Endikasyonları:
İntraoküler basıncı düşürmede etkilidir. Oküler hipertansiyon, kronik geniş açılı glokom (afakik hastalar dahil) ve sekonder glokomun belirli durumlarında yükselmiş göz içi basıncını düşürerek etki gösterir.

Kontrendikasyonları:
Timolole karşı aşırı duyarlılık, bronşiyal astma, ağır kronik obstrüktif pulmoner rahatsızlıklar, sinüziyal bradikardiyle ikinci ve üçüncü derece AV blok, belirgin kalp yetmezliği, kardiyak şok durumlarında kontrendikedir.

Uyarılar:
Oftalmik timolol kullanımı sonucu beta blokerlere bağlı sistemik yan etkiler görülebilir. Beta blokerlerin sistemik kullanımının kontrendike olduğu bronşiyal astma, sinüs bradikardisi, kardiyojenik şok, ağır diyabetlik olgular, birinci dereceden yüksek AV blok gibi olgularda çok dikkatli kullanılmalıdır. Eğer kardiyak yetmezlik varsa tedaviye başlamadan önce kompanse edilmelidir. Anamnezinde ciddi kardiyak problemi olan hastalar periyodik olarak kontrol edilmeli, nabız hızları ve olası konjestif kalp yetmezliği belirtileri izlenmelidir. Oral beta blokerlerle tedavi edilen hastalarda, gerek göz içi basıncı ve gerekse sistemik etkiler yönünden olası additif etkilerin göz önünde bulundurulması gerekir. Eğer hasta başka oftalmik beta bloker kullanıyorsa, timolol diğer ilaçla yapılan son uygulamayı izleyen günde uygulanmaya başlanır. Hasta beta bloker olmayan oftalmik bir antiglokom müstahzarı kullanıyorsa, ilk gün bu ilaç standart olarak kullanılmaya devam edilirken timolol standart dozda tedaviye eklenir. Ertesi gün diğer ilaç tümüyle kesilir ve timololün oftalmik formuna devam edilir. Timololün diğer antiglokom müstahzarlarla kombine kullanıldığı durumlarda standart doza uyulur. Gebelerve emziren annelerde güvenli kullanımı henüz kanıtlanmadığından, yarar/zarar ilişkisi çok iyi değerlendirilmelidir. Süt veren annelerde kullanım sırasında emzirmeye son verilmelidir. Çocuklarda kullanım güvenliği ve etkinliği saptanmamıştır.

Yan Etkileri:
Timolol genelde iyi tolere edilir. Ender olarak oküler irritasyon belirtileri, konjunktivit, blefarit, bazı görme değişiklikleri, refraktiviteye ilişkin değişiklikler görülebilir. Daha nadir olarak aşırı duyarlılık, ürtiker, lokal ya da genel döküntüler rapor edilmiştir. Sistemik etkilerine çok ender rastlanmıştır. Bu etkiler hafif bradikardi, hipotansiyon, bronkospazm (özellikle astmatiklerde), konjestif kalp yetmezliği ve insülin kullanan diyabetiklerde hipoglisemik semptomların maskelenmesidir. Ayrıca ağız kuruluğu, baş ağrısı, anoreksi ve bulantı da bildirilmiştir.

İlaç Etkileşimleri:
Bazı durumlarda epinefrinle birlikte kullanıldığında midriyazis oluşabilir. Kalsiyum antagonistleri, sistemik beta blokerler ve katekolamin inhibitörlerinin etkilerini potansiyelize edebilir.

TIMOPTIC
Oftalmik Solüsyon

MSD

Etken Madde(ler):
Timolol maleat

Piyasa Şekilleri:
2.5 mg/ml: 5 ml, 5 mg/ml: 5 ml’lik damlalıklı şişelerde.

Kullanım Şekli:
Günlük doz başlangıçta %0,25′lik solüsyondan 2×1 damladır. Daha sonra gerek görüldüğü takdirde %0,5′lik solüsyondan günde 2×1 damla uygulanır.

Endikasyonları:
İntraoküler basıncı düşürmede etkilidir. Oküler hipertansiyon, kronik geniş açılı glokom (afakik hastalar dahil) ve sekonder glokomun belirli durumlarında yükselmiş göz içi basıncını düşürerek etki gösterir.

Kontrendikasyonları:
Timolole karşı aşırı duyarlılık, bronşiyal astma, ağır kronik obstrüktif pulmoner rahatsızlıklar, sinüziyal bradikardiyle ikinci ve üçüncü derece AV blok, belirgin kalp yetmezliği, kardiyak şok durumlarında kontrendikedir.

Uyarılar:
Oftalmik timolol kullanımı sonucu beta blokerlere bağlı sistemik yan etkiler görülebilir. Beta blokerlerin sistemik kullanımının kontrendike olduğu bronşiyal astma, sinüs bradikardisi, kardiyojenik şok, ağır diyabetlik olgular, birinci dereceden yüksek AV blok gibi olgularda çok dikkatli kullanılmalıdır. Eğer kardiyak yetmezlik varsa tedaviye başlamadan önce kompanse edilmelidir. Anamnezinde ciddi kardiyak problemi olan hastalar periyodik olarak kontrol edilmeli, nabız hızları ve olası konjestif kalp yetmezliği belirtileri izlenmelidir. Oral beta blokerlerle tedavi edilen hastalarda, gerek göz içi basıncı ve gerekse sistemik etkiler yönünden olası additif etkilerin göz önünde bulundurulması gerekir. Eğer hasta başka oftalmik beta bloker kullanıyorsa, timolol diğer ilaçla yapılan son uygulamayı izleyen günde uygulanmaya başlanır. Hasta beta bloker olmayan oftalmik bir antiglokom müstahzarı kullanıyorsa, ilk gün bu ilaç standart olarak kullanılmaya devam edilirken timolol standart dozda tedaviye eklenir. Ertesi gün diğer ilaç tümüyle kesilir ve timololün oftalmik formuna devam edilir. Timololün diğer antiglokom müstahzarlarla kombine kullanıldığı durumlarda standart doza uyulur. Gebelerve emziren annelerde güvenli kullanımı henüz kanıtlanmadığından, yarar/zarar ilişkisi çok iyi değerlendirilmelidir. Süt veren annelerde kullanım sırasında emzirmeye son verilmelidir. Çocuklarda kullanım güvenliği ve etkinliği saptanmamıştır.

Yan Etkileri:
Timolol genelde iyi tolere edilir. Ender olarak oküler irritasyon belirtileri, konjunktivit, blefarit, bazı görme değişiklikleri, refraktiviteye ilişkin değişiklikler görülebilir. Daha nadir olarak aşırı duyarlılık, ürtiker, lokal ya da genel döküntüler rapor edilmiştir. Sistemik etkilerine çok ender rastlanmıştır. Bu etkiler hafif bradikardi, hipotansiyon, bronkospazm (özellikle astmatiklerde), konjestif kalp yetmezliği ve insülin kullanan diyabetiklerde hipoglisemik semptomların maskelenmesidir. Ayrıca ağız kuruluğu, baş ağrısı, anoreksi ve bulantı da bildirilmiştir.

İlaç Etkileşimleri:
Bazı durumlarda epinefrinle birlikte kullanıldığında midriyazis oluşabilir. Kalsiyum antagonistleri, sistemik beta blokerler ve katekolamin inhibitörlerinin etkilerini potansiyelize edebilir.

BETOPTIC %0.5
Oftalmik Solüsyon

Alcon

Etken Madde(ler):
Betaksolol hidroklorür 5.6 mg/ml

Piyasa Şekilleri:
5 ml’lik damlalıklı şişelerde.

Kullanım Şekli:
Günlük doz hasta göz/gözlere 2 kez 1 damladır. Benzalkonyum klorür içermesi nedeniyle yumuşak lens bulunan gözlere uygulanmamalıdır.

Endikasyonları:
Betaksolol, kardiyoselektif (Beta-1 adrenerjik) reseptör blokeridir. İntraoküler basınç azaltıcı etkiye sahiptir. Kronik açık açılı glokomlu hastalar, yüksek intraoküler basınçlı (oküler hipertansif) hastalar, beraberinde solunum yolu hastalığı da bulunan glokomlu veya oküler hipertansiyonlu hastalar, çeşitli ilaçlarla antiglokom tedavi gören glokomlu veya oküler hipertansiyonlu hastaların tedavisinde endikedir.

Kontrendikasyonları:
Betaksolola karşı aşırı duyarlılığı olanlarda, birinci derece bloktan daha ağır sinüs bradikardisi olan hastalarda, kardiyojenik şok veya belirgin kalp yetmezliği öyküsü bulunan hastalarda kontrendikedir.

Uyarılar:
Oral veya başka yoldan Beta-adrenerjik bloker bir ilaç kullanan hastalar gerek intraoküler basınç, gerekse beta blokaja bağlı bilinen olası sistemik additif etkiler açısından izlenmelidir. Diyabetle (özellikle labil diyabette) veya tireotoksikozis gelişebilme olasılığı bulunan hastalarda dikkatle kullanılmalıdır. Beta-adrenerjik bloker ilaçların, genel anesteziden önce, gerektiğinde uygulanacak medikasyonla elde edilmesi beklenen Beta-adrenerjik refleksif sempatetik stimuluslara karşı kalbin yanıt verme yeteneğini azaltması nedeniyle geçici olarak kesilmesi gerektiği göz önünde tutulmalıdır. Pulmoner: Reaktif solunum yolu hastalığı bulunanlarda kardiyoselektif bir Beta-bloker olan betaksolol oftalmik solüsyonu ancak son derece düşük bir pulmoner etki gösterir. Bununla beraber, pulmoner fonksiyonları çok bozuk hastaların tedavisi sırasında gerekli önlemler alınmış olmalıdır. Oküler: Dar açılı glokomlu hastalarda acil tedavide hedef, bir miyotik ilaç ile pupil konstriksiyonu sağlayarak tıkanıklığı yeniden açmaktır. Betoksololun pupil üzerine bir etkisi yoktur. Bu nedenle betaksolol oftalmik solüsyonu, dar açılı glokom tedavisinde yükselmiş intraoküler basıncın azaltılması için bir miyotik ilaçla birlikte kullanılmalıdır. Gebelik ve emzirme dönemindeki kadınlarda, ancak beklenen yararlılığın olası risklerden üstün olması durumunda kullanılmalıdır. Çocuklarda yararlılık ve güvenilirliği gösteren çalışmalar mevcut değildir.

Yan Etkileri:
Bazı hastalarda göze damlatılması sırasında kısa süreli rahatsızlık olabilmektedir ve nadiren gözde yaşarma bildirilmiştir. Çok nadir olarak korneal duyarlılıkta azalma, eritem, kaşınma hissi, korneal batma-yanma, keratit, anizokori ve fotofobi; lokal uygulamanın ardından çok nadiren insomnia ve depresif nöroz gibi sistemik yan etkiler bildirilmiştir.

İlaç Etkileşimleri:
Her ne kadar betaksolol oftalmik olarak tek başına kullanıldğında pupil genişliği üzerinde çok az veya hiçbir etki göstermezse de, epinefrinin eşzamanlı olarak kullanılması sırasında nadir de olsa midriyazis geliştiği bildirilmiştir. Rezerpin gibi katekolamin deplase edici ilaçlarla tedavi gören hastalarda bir Beta-blokerin kullanılması gerekiyorsa additif etki ve hipotansiyon ve/veya bradikardi gelişebilme olasılığı nedeniyle bu hastaların dikkatle izlenmeleri önerilir. Eşzamanlı adrenerjik psikotropik ilaç kullanan hastalarda gereken önlemler alınmış olmalıdır.

TIMOLOL-POS
Göz Damlası

Biem

Etken Madde(ler):
Timolol maleat 5 mg/ml

Piyasa Şekilleri:
5 ml’lik damlalıklı şişelerde.

Kullanım Şekli:
Günde 2 kez 1 damla konjunktival kese içine uygulanır. Eğer intraoküler basınç gereken değere ayarlanmışsa günlük dozu 1 damlaya azaltılabilir.

Endikasyonları:
İntraoküler basıncı düşürmede etkilidir. Oküler hipertansiyon, kronik geniş açılı glokom (afakik hastalar dahil) ve sekonder glokomun belirli durumlarında yükselmiş göz içi basıncını düşürerek etki gösterir.

Kontrendikasyonları:
Timolole karşı aşırı duyarlılık, bronşiyal astma, ağır kronik obstrüktif pulmoner rahatsızlıklar, sinüziyal bradikardiyle ikinci ve üçüncü derece AV blok, belirgin kalp yetmezliği, kardiyak şok durumlarında kontrendikedir.

Uyarılar:
Oftalmik timolol kullanımı sonucu beta blokerlere bağlı sistemik yan etkiler görülebilir. Beta blokerlerin sistemik kullanımının kontrendike olduğu bronşiyal astma, sinüs bradikardisi, kardiyojenik şok, ağır diyabetlik olgular, birinci dereceden yüksek AV blok gibi olgularda çok dikkatli kullanılmalıdır. Eğer kardiyak yetmezlik varsa tedaviye başlamadan önce kompanse edilmelidir. Anamnezinde ciddi kardiyak problemi olan hastalar periyodik olarak kontrol edilmeli, nabız hızları ve olası konjestif kalp yetmezliği belirtileri izlenmelidir. Oral beta blokerlerle tedavi edilen hastalarda, gerek göz içi basıncı ve gerekse sistemik etkiler yönünden olası additif etkilerin göz önünde bulundurulması gerekir. Eğer hasta başka oftalmik beta bloker kullanıyorsa, timolol diğer ilaçla yapılan son uygulamayı izleyen günde uygulanmaya başlanır. Hasta beta bloker olmayan oftalmik bir antiglokom müstahzarı kullanıyorsa, ilk gün bu ilaç standart olarak kullanılmaya devam edilirken timolol standart dozda tedaviye eklenir. Ertesi gün diğer ilaç tümüyle kesilir ve timololün oftalmik formuna devam edilir. Timololün diğer antiglokom müstahzarlarla kombine kullanıldığı durumlarda standart doza uyulur. Gebelerve emziren annelerde güvenli kullanımı henüz kanıtlanmadığından, yarar/zarar ilişkisi çok iyi değerlendirilmelidir. Süt veren annelerde kullanım sırasında emzirmeye son verilmelidir. Çocuklarda kullanım güvenliği ve etkinliği saptanmamıştır.

Yan Etkileri:
Timolol genelde iyi tolere edilir. Ender olarak oküler irritasyon belirtileri, konjunktivit, blefarit, bazı görme değişiklikleri, refraktiviteye ilişkin değişiklikler görülebilir. Daha nadir olarak aşırı duyarlılık, ürtiker, lokal ya da genel döküntüler rapor edilmiştir. Sistemik etkilerine çok ender rastlanmıştır. Bu etkiler hafif bradikardi, hipotansiyon, bronkospazm (özellikle astmatiklerde), konjestif kalp yetmezliği ve insülin kullanan diyabetiklerde hipoglisemik semptomların maskelenmesidir. Ayrıca ağız kuruluğu, baş ağrısı, anoreksi ve bulantı da bildirilmiştir.

İlaç Etkileşimleri:
Bazı durumlarda epinefrinle birlikte kullanıldığında midriyazis oluşabilir. Kalsiyum antagonistleri, sistemik beta blokerler ve katekolamin inhibitörlerinin etkilerini potansiyelize edebilir.

OKSİNAZAL Pediatrik
Burun Damlası

Eczacıbaşı

Etken Madde(ler):
Oksimetazolin HCl 0.25 mg/ml

Piyasa Şekilleri:
10 ml’lik damlalıklı şişelerde.

Kullanım Şekli:
6 yaşın üstü çocuklar: 10-12 saatte bir (sabah ve akşam) her burun deliğine 1-2 damla damlatılır. Doktor tavsiyesi olmadan 3 günden daha uzun süre kullanılması önerilmez.

Endikasyonları:
Kronik nezle, soğuk algınlığı, sinüzit, saman nezlesi, alerjik veya infeksiyoz durumlarla oluşan burun tıkanıklıklarında endikedir. Burun açıcı özelliği ile burun operasyonlarından önce kullanılır. Kulak iltihabı olan hastalarda tıkalı olan östaki borusu girişini açar.

Kontrendikasyonları:
Oksimetazoline karşı aşırı duyarlılığı olanlarda kontrendikedir.

Uyarılar:
6 yaşından küçük çocuklarda kullanılmaz. Önerilen miktardan daha sık kullanılmamalıdır. Hipertiroidizm, kalp hastalığı olan (angina dahil), hipertansiyon, ilerlemiş damar sertliği ve diyabet hastalarında kullanılmaz. MAO inhibitörü ile kullanılmamalıdır. Hamilelik döneminde güvenirliği tespit edilmemiştir.

Yan Etkileri:
Geçici olarak burun mukozasında batma, yanma, kuruluk ve aksırık görülebilir. Nadiren uzun süre kullananlarda etki azaldıktan sonra kronik kızarıklık, şişme ve nezle ile karakterize, reaktif hiperemiye bağlı tıkalı burun hissi duyulabilir. Bazen, hipertansiyon, sinirlilik, bulantı, başdönmesi, başağrısı, uykusuzluk, kalp çarpıntısı veya refleks bradikardi gibi sistemik semptomatik etkilere neden olabilir.

Belirtiler
- Yazma, konuşma, heceleme ya da aritmetikteki önemli sorunlar
- Dinleme, okuma, düşünceleri düzenlemede yetersizlik,
- Kronik güçsüzlük, halsizlik, şaşkınlık,
- Zayıf hafıza.
Çocuklar normal ya da yüksek zekâ seviyelerine sahip olup yine de öğrenemeyebilirler. Belirgin öğrenme yetersizlikleri, görme, işitme, heyecanlar ya da zihinsel kapasitenin bozukluğu değildir. Bunlar, bilgi edinme ya da bu bilgiyi ifade etmede zihinsel süreç bozukluklarıdır.
Çocuğunuz bütün modelleri kavrayamayabilir. Söyleneni hatırlamayabilir, düzgün yazamaz, bir resmi kopya edemez, yazılı metni telaffuz edilen sözcülerle ilişkilendiremez, yazılı sözcükleri yorumlayamaz ya da tutarlı konuşamayabilir. Bu zihinsel süreç bozuklukları, çocuğunuzun dili ve sembolleri kullanıp anlamasıyla ilgilidir. Öğrenme yetersizliklerine ait işaretlerin iki nedeni vardır: Güçsüzlük ve halsizlik. Bu yüzden belirtiler esasen bir öğrenme yetersizliğinin varlığını göstermemektedir.
Çocuğunuz bir ya da iki dakikadan fazla bir şeye dikkatini yöneltemeyince ya da belirli fiziksel faaliyetler üzerinde kendi kontrolünü kuramayınca öğrenme yetersizliğinin bir diğer türü ortaya çıkmaktadır.
Öğrenme yetersizlikleri hakkında çeşitli nedenler sıralanmıştır. Bazı durumlarda bu nedenler genetik olabilmektedir. Erkekler, kızlardan 45 defa daha çok bunlardan etkilenirken bu yetersizlikler ailelerde dolaşmaktadır. Diğer durumlarda ise, beyinde hiçbir arıza kanıtı bulunmamasına rağmen beynin işleme tarzında bir bozukluk vardır.
Bununla beraber bir çocuğun öğrenme bozukluğu için hiçbir belirgin neden genellikle bulunamamaktadır. Bu alandaki bazı uzmanlar bu öğrenme bozukluklarının gelişmedeki gecikmelere ya da olgunlaşmama gibi faktörlere bağlı olabileceğine inanmaktadır.
Öğrenme bozukluklarının ABD’de okul çağına gelen çocukların % 520’sinde vuku bulduğu düşünülmektedir. Ancak, problemin boyutunu belirleme hususunda geniş ölçekli bir çalışma yapılmamıştır.
Teşhis
Üçüncü ya da dördüncü sınıftaki okul başarısızlıkları başlayana kadar çocuğunuzun öğrenme bozukluklarının farkına varmayabilirsiniz. Mümkün olduğunca hızlı bir şekilde çocuğunuzun eğitimini geliştirme yolları ile belirgin bir bozukluğu saptamak için eksiksiz bir teşhise ihtiyaç vardır.
Ana teşhis, çocuğun zihinsel kapasitesini, egitim performansını, görmesini, işitmesini, duygusal durumunu ve gene nörolojik işlevlerini belirlemek için birkaç inceleme türüne ihtiyaç duyacaktır. Daha ileri testler ise okuma, yazma, dineme, konuşma ya da matematiği kavramada belirgin bazı bozuklukları tanımlamada gerekli olabilir.
Öğrenme süreçleriyle ilgili çeşitli testler son yıllarda geliştirilmiş olup günümüzde oldukça detaylı bir teşhis elde etmek mümkündür. Çocuğunuzu bir psikiyatriste, çocuk nöroloğuna, psikoloğa ya da bu test için eğitim ölçme kliniğine götürmelisiniz.
Öğrenme Yetersizlikleri Ne Kadar
Ciddidir?

Çocuğunuzun öğrenme yetersizliği kronik bir akademik başarısızlığa, büyük toplumsal ve duygusal sorunlara yol açabilir. Çocukların yetersizliklerinin bazen çok artmasına karşın bu gelecekteki başarılar ve kendine saygı duygusunda şiddetli bir kesintiyi önleyemeyecek kadar geç vuku bulabilir.

Erken teşhis ve tedavi sayesinde rahatsızlığın boyutu küçültülebilir. Pek çok çocuk, yetersizliklerinin üstesinden gelip, özel eğitime hoca imkânlarıyla potansiyel konuma çok yaklaşabilmektedirler. Uygun öğretim metodu ve motivasyon bulunursa çocuğunuz çok büyük akademik ve mesleki amaçlarına ulaşabilir.
Tedavi
Ana tedavi, çocuğun ihtiyaçlarına göre hazırlanmış özel bir eğitim programı olabilir. Ses sembol ilişkisi, sayı kavramlarını, gözel koordinasyonunu, fonetik telaffuz, zaman kavramı ve model tanımı gibi konularda çocuğunuzun gelişmesini sağlayan teknikler de dahil olmak üzere pek çok metod bulunmaktadır. Özel bir klinik ya da okul sistemindeki özel eğitim takımı, uygun metodların seçimi için öğrenme yetersizliklerinin teşhis sonuçlarıyla sizinle ve çocuğunuzla çalışacaktır.
Burada eğitimin görevi, çocuğunuza eksik yeteneklerini uygulayarak kazandırmak ya da başka bir deyişle nasıl öğrenileceğini öğretmektir. Bir süre için ayrı bir sınıf veya okula devam etmek de gerekli olabilir ya da çocuğunuz okuldan sonra özel eğitim imkânlarından faydalanabilir. Sık sık da evde ek çalışma ve pratik gerekli olacaktır.
Bir psikolog veya pedagoğa danışmak, çocuğunuzun çok daha etkili bir şekilde yetersizlikleriyle başa çıkmasına ve kendine saygı duygusunu geliştirmesine yardımcı olmak için gerekli olabilir. Eğer şaşkınlık, dikkat eksikliği ve aşırı faaliyet çocuğunuzun öğrenmesini engelliyorsa, doktorunuz gerekli tıbbi ilaçları verebilir.

SAYFA 1 1234»
Sağlık Estetik