Küçük çocukların başlıca ölüm nedeni kazalardır. Okul öncesi çocuklar ve özellikle 2 ve 3 yaşında olanlar, çoğu ölümcül olan evdeki kazalara karşı özellikle korunmasızdırlar.
Küçük bebeklerin güvenliğini sağlamak için bazı önlemler alınmak zorunda olsa bile, bebek hareketli duruma geldiğinde güvenlik sorunu, ebeveynlerin önde gelen düşüncesi olmalıdır.

Bebek 1 yaşına gelene kadar eviniz çocuğunuz için emniyetli duruma getirilmelidir. 1 yaşına kadar çocukların çoğu yürümeye başlar. Buna, onları sık sık araştırmaya iten uçsuz bucaksız meraklarını ve bazı eylemlerin tehlikelerini kavrama yeteneksizliklerini de ekleyiniz. Sizin potansiyel olarak tehlikeli bir konumunuz vardır.
Okul öncesi çocuklar büyüdükçe parmaklarını niçin bir elektrik soketine yapıştırmamaları, düğmeleri ağızlarına koymamaları ya da kibritle oynamamaları gerektiğini anlayabilirler. Buna rağmen 4 ve 5 yaşlarındayken, bazen kendilerine zarar vereceklerini bildikleri şeyleri yaparlar. Bu nedenle okul öncesi çocukların daha büyük olanı bile güvenli sayılmaz.
Aşağıdakiler evde ya da oyun oynarken sıkça görülen bazı kazalar ve onları önlemek için verilen bazı tavsiyelerdir.
Yanıklar
Küçük çocuklarda evdeki kaza sonucu ölümün başlıca nedeni yanıklardır. Aşağıdakiler çocuğunuzu bir yanma kurbanı yapacak olasılıkları en aza indirmek için verilen bazı tavsiyelerdir.
1. Evinizin her zeminine duman detektörleri
yerleştirin ve onları periyodik olarak kontrol ediniz.
2. Mutfağınızda biryancın söndürücü bulundurunuz.
3. Çocuğunuzu evde hiçbir zaman yalnız bırakmayınız.
4. Kibritleri çocuğunuzun erişemeyeceği yerlere koyunuz.
5. Yemek pişirirken tencere kulplarını, tava
saplarını, ocağın arkasına doğru çeviriniz.
6. Bir çocuğun çekebileceği masa örtüleri kullanmayınız.
7. Kucağınızda çocukla asla sıcak meşrubat içmeyiniz ya da bir çocuğun kolayca sürükleyebileceği bir masanın kenarına bir fincan sıcak kahve bırakmayınız.
8. Kullanılmayan bütün prizlere, elektrik prizi
koruyucularını yerleştiriniz.
9. Banyodaki su ısıtıcınızdaki termostatı 50°C
ve 55 C arasına getiriniz, 70°c de bir çocuk
bir saniyeden daha kısa bir sürede haşlanabilir.
Boğulma
Yanıklardan sonra küçük çocuklarda evdeki kaza sonucu ölümün ikinci en yaygın nedeni boğulmadır.
İnsanların ev harici havuzlar edinmeye daha çok eğilimli oldukları sıcak iklimlerde boğulma daha da yaygındır. Boğulma olasılığını azaltmak için aşağıdaki önlemleri izleyiniz.

1. Okul öncesi yaştaki bir çocuğu asla banyo
küvetinde yalnız bırakmayınız.
2. Ev harici havuzunuz varsa çevresine çocukların emniyeti için bir tahta perde yerleştiriniz.
3. Çocuğunuza yüzme öğretiniz.
4. Yetişkin gözetimi olmaksızın yüzmemesi gerektiğini çocuğunuza öğretiniz.
5. Su çevresinde ya da sandaldayken çocuğunuza daima can yeleği giydiriniz. Sandalda
giderken can yeleğinizi giyerek iyi örnek
olunuz.
Zehirlenme
Evdeki kazaların diğer bir yaygın nedeni zehirlenmedir. Bütün zehirlenme olaylarının beşte biri yaşamın ikinci yılında meydana gelir.
1. Bütün ilaçlan yüksek ya da kilitli bir kutu
içinde bulundurunuz.
2. Temizlik çözeltilerini çocukların erişemeyeceği yerlerde bulundurunuz. Onları alçak bir dolapta bulundurmak zorundaysanız, çocuğunuzun dolabın kapısını açmasına imkân vermeyen düzenekler tesis ediniz.
3. Yanlış kaba herhangi bir şey depolamayınız.
Örneğin, bir meyve suyu şişesine boya tineri saklarsanız, çocuğunuz onu meyve suyu sanıp içebilir.
4. Dolaşan çocuğunuzun eline geçebilecek zehirli kimyasal maddeler için garajınıza göz kulak olunuz.
5. Birçok yaygın ev bitkileri yenildiğinde zehirlidir. Bu bitkilerin bir listesini bölgesel Zehir Kontrol Merkezi’nizden elde edebilirsiniz. Bu bitkilerden birini evinizde bulundurmayı seçerseniz, çocuğunuzun ulaşamayacağı bir yerde bulundurunuz.
6. Zehir Kontrol Merkezi’nin numarasını telefonunuzun yanında bulundurunuz ve çocuğunuzun bir zehir aldığını zannederseniz, derhal merkezi arayınız.
7. Çocuğunuzun zararlı bir şeyi midesine indirmesi durumunda, kusmayı sağlaması için bir şişe “ipeca” şurubunu yakın bir yerde bulundurunuz. Bununla birlikte bir Zehir Kontrol Merkezi ya da doktorunuz tarafından tavsiye edilmedikçe asla kusturmaya teşebbüs etmeyiniz. Bazı maddeler geriye yemek borusuna gelerek daha fazla zarar verebilirler.

Düşmeler
Düşmeler de okul öncesi yıllar süresince yaygındır. Çocuğunuzu tehlikeli düşmelerden korumak için aşağıdaki önlemleri izleyiniz.
1. Çocuk karyolasının yanında parmaklıkları
bulundurunuz.
2. Evinizdeki merdivenlerin alt ve üst kısımlarına kapılar tesis ediniz.
3. Ev dışındaki veranda, balkon ya da küçük bir
çocuğun sıkışabileceği merdiven aralıklarına güvenlik ağı ya da koruma yaptırınız.
4. Çocuğunuzun bir merdivenin yanında yürümesine asla izin vermeyiniz.
5. Pencerelerinizin kilitli ya da pencere korumaları olduğundan emin olunuz.
6. 6 yaşından küçük bir çocuğu ranzanın en üstüne koymayınız.
7. Çocuğunuzun arabasına güvenli bir şekilde
bağlandığından emin olunuz.
8. Ev tramplenlerinin kullanımını yasaklayınız.
Bunlar bir ebeveynin nezaretinde bile olsa ciddi yaralanmalara neden olabilirler.
9. Ev dışındaki faaliyetlere daima nezaret ediniz.
10. Ciddi kazalar oyun alanlarında meydana
gelebilir. Çocuğunuzun oyun teçhizatını
kullanmasına izin vermeden önce onun
yeterince korunduğundan, pas, sivri kenarlar veya çıkıntılar ya da gevşek cıvatalar ve
sürgüler olmadığından emin olunuz. Salıncakların ya da çocuğunuzun tırmanabileceği diğer oyun alanı teçhizatı al
tındaki yüzey beton, asfalt veya sıkış
tırılmış çamur olmamalı, ancak aksine gev
şek kum veya odun parçaları gibi çocuk
düştüğünde yaralanma olasılığını azaltmak
için hızı kesici bir madde olmalıdır.
Tıkanma
Okul öncesi yaşta çocuklar her şeyi ağızlarına atarlar. Bu durum tıkanmaya yol açabilir.
1. Çocuğunuzun yaşına uygun oyuncaklar
seçiniz. 1 yaşındaki bir çocuğun kazayla yutulabileceği küçük parçalı oyuncakları olmamalıdır.
2. Okul öncesi çocuğunuzun oyuncakları gevşek düğmeli ya da keskin kenarlı olmamalıdır.
3. Çocuğunuzun boğazına saplanabilecek yiyecekler vermekten sakınınız. Örneğin bu tür yiyeceklere mısır, kabuklu yemişler, sert şeker ve çiğ havuçlar dahildir.
4. Yiyeceklerin masa dışında çocuğunuzun

Normal bir konuşma ve lisan yeteneğini geliştirmek için, bebeğin işitmesi gerekir.

Normalde bebekler işitme duyusu ile doğarlar. Ancak, kimi zaman anne kamında meydana gelen düzensizlikler, bebeğin bir kulağının ya da iki kulağının duyma yetisini farklı derecelerde etkiler. Doğum sırasında oksijensiz kalan veya bakteriyel menenjite yakalanan, anne karnında iken veya doğduktan sonra enfeksiyonlara yakalanan, baş ya da boyun kusurları olan ya da sarılığa yakalanan veya erken doğan bebeklerde işitme sorunları olması ihtimali yüksektir. Ailede işitme sorunları varsa, bebeğin işitme yetisini muayene etmek gerekir.

İşitme bozukluğu sinsi bir sorundur ve çocuk 18-24 aylık oluncaya kadar fark edilmeyebilir, ailesi ancak bu dönemde çocuklarının konuşmadığını fark eder. Ne yazık ki artık çocuk lisan ve öğrenme için çok değerli olan aşamaları kaçırmıştır. Bu nedenle, tüm bebekler yaşamın ilk 6 ayı içinde işitme sorunları olup olmadığını saptamak için muayene edilmelidir.

Bebeklerde görülen işitme bozukluğu dörde ayrılır:


Ses İletimi Bozukluğu

Dış kulağın sesleri algılamasını önleyen veya seslerin dış kulaktan iç kulağa gitmesini önleyen bir engel vardır. Bunun en yaygın nedeni, kulakta yapısal anormallikler olması ve kronik kulak enfeksiyonlarıdır. Bu tür işitme bozuklukları, genelde başarıyla tedavi edilebilmektedir.

Duyusal-sinirsel işitme Bozukluğu

Kulak salyangozundaki kıl hücrelerinde veya duyma sinirlerinde anormallikler olmasıdır. Duyusal-sinirsel işitme bozukluklarının yarısından çoğu doğuştandır, geri kalanı ise doğum travması, kulak içi enfeksiyonlar, belirli ilaçlar ve öteki faktörlerden doğar. Duyusal-sinirsel işitme bozuklukları genelde tedavi edilememektedir.

Karışık İşitme Bozuklukları

Çocukta hem ses iletimi bozukluğu, hem de duyusal-sinirsel bozukluk bulunduğu anlamına gelir. Genelde sağırlığa yol açar.

Merkezi İşitme Bozuklukları

Merkezi işitme sinir sisteminde bir bozukluk olmasından kaynaklanır. Bu sorunlar hamilelik, doğum veya yaşamın ilk yıllarında meydana gelebilir.

işitme bozukluğunun erken saptanması, lisan ve konuşma gelişimi üzerindeki etkilerinin belirlenmesi açısından çok önemlidir. İşitme bozuklukları olan çocukların çoğuna ilaç veya ameliyat tedavisi ile ve işitme araçları ile yardım edilebilir. İşitme sorunları olan çocuklarla konuşma sorunları olan çocuklara ayrı testler yapılabilir.

Yanı sıra, bebeğinizde işitme sorunları da varsa, doktorunuz çocuğunuzun işitme yetenekleri en iyi şekilde kullanma için hazırlanmış bir ebeveyn çocuk programını tavsiye edebilir

Yemek borusu (gırtlaktan mideye uzanan boru) tıkanması ile dünyaya gelen bir bebek tam olarak gelişmemiş bir yemek borusuna sahiptir.

Tahminen 3000 ila 4500 bebek bu bozuklukla dünyaya gelmektedir. Yemek borusu tıkanıklığı ile dünyaya gelen bebeklerin üçte biri prematüre olarak doğmaktadır. Bu bozukluğun yanı sıra, genellikle soluk borusu bozuklukları gibi başka anormallikler de meydana gelmektedir. Dahası, yemek borusu tıkanması ile dünyaya gelen bebeklerin en az % 30′unda yaşamı tehdit eden kalp, üreme sistemleri ve merkezi sinir sistemi problemleri gibi bozukluklar da meydana gelmektedir.

Bu doğum kusurunun belirtileri çoğunlukla daha doğum odasında ortaya çıkar. Böyle bir bebeğin ağzından anormal derecede fazla salgı gelir ya da annesi bebeği beslemek istediğinde bebek yutkunamaz, öksürür ya da morarır. Eğer doktor bebeğe ağzından midesine bir sonda sokamaz ise, bebeğin yemek borusu tıkanması teşhisi konur.

Eğer bebeğinizde yemek borusu tıkanması varsa, derhal ameliyat edilmesi gerekir. Eğer tıkanık bölge derin değil ise iyileşme de çabucak gerçekleşir. Fakat tıkanıklık uzun bir bölgeyi kaplıyor ise, cerrah yemek borusunu onarmak yerine uzatmayı tercih edebilir; bu durumda, bebeğin beslenmesini sağlamak için yemek borusundan midesine ek boru takılır.

Yüzdeki kırışıklıklar, akne, yara ve yanık izleri, kilo ve gebeliğe bağlı çatlaklar ”alüminyum oksit” kristalleri ile giderilebiliyor…

Dez Güzellik Merkezi Sahibi Estetisyen Ayşe Durmaz, özellikle yüz bölgesindeki kırışıklıklar, akne, yara, yanık ve ameliyat izleri, aşırı kilo ve gebeliğe bağlı çatlaklar ile ciltteki selülite bağlı deformasyonların ”abrazyon” yöntemiyle giderildiğini söyledi.

Bu yöntemin gelişmiş ülkelerde 12 yıldır uygulandığını ve hiçbir yan etkisi olmadığını ifade eden Durmaz, şöyle devam eti:

”Alüminyumun hammaddesi olan ‘alüminyum oksit’ kristalleri, yüksek basınçla cildin sorun olan bölgesine püskürtülüyor. Cilde temas eden kristaller iz ve lekelerin bulunduğu deriyi yaklaşık 1-2 mikron kalınlığında soyuyor. Bu kristaller istenmeyen hücre atıkları ile vakumla geri alınıyor. Yaklaşık 30 dakika süren bu işlem, cildin durumuna göre 3-15 gün arayla 5 seans uygulanıyor. Derin yara ve yanık izleri ile yüzdeki kaslara inen izlere etkili olmuyor.”

Durmaz, abrazyon yönteminin, benler, siğiller, iyi huylu damar tümörleri, cilt kanserleri, doğumsal lekeler, göz ve dudak mukozaları, uçuk virüslü alanlar ile karaciğerden kaynaklanan lekelerde uygulanamadığını kaydetti.

Tedavinin başarısının, deri tipine, kullanılan abrazyonun kuvvetine, tedavi edilecek alanın tipine ve büyüklüğüne, uygulama öncesi hazırlık ile uygulama sonrası bakıma, hastanın yaşına ve ciltteki bulguların yaşına bağlı olarak değiştiğine işaret eden Durmaz, uygulama yapılan alanın güneş ışınlarından korunması gerektiğini belirtti.