Pekçok kişinin derdidir. Özellikle yaz aylarında bu konudaki şikayetlerde artış görülür. Düşük tansiyon, kalbin ortalama normal değerinin yüzde 10-20 altında kan pompalaması ile ortaya çıkar. Özellikle gençler ve kadınlar bu problemle sık karşılaşır.
Aslında düşük tansiyon, kalp hastalıklarına yakalanmamak için tercih edilir. Ancak bazı hallerde sıkıntı meydana getirir.
Yaşa göre değişmekle birlikte 10-6′nın altındaki değerler düşük kabul edilir.
  Ne yapmalı?
* Tansiyon özellikle sabah uyanıldığında düşüktür. Bu yüzden aniden ayağa kalkmamalı, birkaç dakika kan dolaşımının dengelenmesi beklenmelidir.
* Egzersiz ve ılık-soğuk duş faydalıdır.
* Tuz, biber ve sabahları içilecek biraz tuzlu çorba düşük tansiyona iyi gelir.
* Stresli günlere dikkat edilmelidir. Moral bozukluğu tansiyonun düşmesine sebep olur.

Karaciğerde meydana gelen bütün iltihaplı hastalıklara “hepatit” denmektedir. Hepatit yapan birçok sebepler vardır: Virüsler, parazitler, mantarlar, bakteriler, bazı ilaçlar, zehirler ve alkol başlıca iltihap sebepleridir.
Hepatitin en tipik belirtisi “sarılık”tır. Çoğu vakalarda karaciğer yetmezliği de vardır.
Virüslerin sebep olduğu hepatit, akut ve kronik hepatit diye ikiye ayrılır. Akut hepatit, üç tip virüsün marifetidir. A tipi virüsün kuluçka devresi 15 günle iki ay arasında değişir. B ve C tipi virüsün kuluçka devresi daha uzun olup iki ila altı ay kadardır.
  Belirtileri:
* İlk belirtisi iştahsızlık, halsizlik, bulantı, kusma, ishal, eklemlerde ağrı, ateş, öksürük, nezle, göz yaşarması ve deride kaşıntıdır.
* İlk belirtilerden bir hafta sonra sarılık başlar. Belirtiler kaybolurken, ateş de düşer. Sarılık dönemi altı ila sekiz hafta kadardır. Bu müddet içinde karaciğer büyür ve hassaslaşır. İdrarın rengi koyulaşmıştır.
* Sarılık ilk olarak gözlerde başlar. Beyaz kısımlarda farkedilir bir sanlık görülür.
  Ne Yapmalı?
* Virüslerin sebep olduğu akut hepatit istirahat ve titiz bir diyetle atlatılabilir. Diyet, karbonhidratlı yiyecekler fazla verilirken; yağlı gıdalar mümkün mertebe azaltılır.
* İyi bir yatak istirahati ve karbonhidratlı beslenme ile sarılık iki ila altı hafta içinde şifa bulur.
Kronik Hepatit:
Kronik hepatit doğrudan doğruya başlayabileceği gibi; ihmal edilen akut bir hepatitin gelişmesi ile de teşekkül edebilir. Siroz ve karaciğer kanserine dönüşebilen kronik hepatite “aktif kronik hepatit” adı verilir.
Tedavi, idrar, dışkı, kan ve salyadan alınan örneklerin test edilmesi sonunda başlatılır. Tedavinin şekli, hepatite sebep olan mikroorganizmanın cinsine bağlıdır.

Kalın bağırsağın anüse yakın yerinde meydana gelen şişliğe denir. İç ve dış hemoroid olmak üzere iki şekli vardır. Aşırı şişman kimselerde, kabızlık sırasında fazla ıkınmalarda, fazla mushil (söktürücü) kullanmaktan, hamilelikte, kalın bağırsağın anüsten önce gelen bölümünde tümör bulunması halinde hemoroid vakalarına sık rastlanır.
  Belirtileri:
* Birçok durumlarda hemoroid anüs dışına taşar ve ancak elle içeri itilebilir.
* Dışkılama sırasında kanama görülür.
* Anüs çevresi kaşınır.
* Hemoroidin iltihaplanması halinde ağrı yapar.
  Ne Yapmalı?
* Hafif vakalarda kaşıntı giderici ve yumuşatıcı merhemler verilir.
* Doktor uygun gördüğü takdirde hemoroid içerisine büzücü bir ilaç injekte edebilir.
* İleri vakalarda kesin tedavi ameliyattır.
* Dışkılama sonunda anüs çevresi çok temiz olarak yıkanmalı; ağrılı durumlarda soğuk kompres uygulanmalıdır.

Çocuklarda diş tedavisi sırasında ilk dikkat edilecek nokta dişlenme durumunun saptanmasıdır. Diş sürmesi bakımından çocuk, değişik dönemlerde olabilir:

  • Henüz süt dişlerinin sürmediği dişsiz dönem
  • Süt dişlerinin sürmekte olduğu dönem
  • Süt dişi dizisinin tamamlandığı dönem
  • Altı yaş dişinin ( 1. azı) sürme dönemi
  • Karışık dişlenme veya transizyon dönemi
  • Sürekli diş dizisinin tamam olduğu dönem

Muayene esnasında çocuğun bu dönemlerden hangisinde olduğu ve dişlenme durumu ile kronolojik yaşın birbirine uyup uymadığı kontrol edilmelidir.

Soru: Süt dişleri ne zaman sürmeye başlar?
Cevap:Süt dişlerinin sürmesi genellikle, her 6 ayda bir gurup dişin sürmesi şeklinde olur.6-12. aylar arasında sırasıyla alt 1, üst 1, üst 2 alt 2 olmak üzere kesici dişler , 12-18.aylar arasında birinci süt azıları, 18-24. aylar arasında süt kaninleri , 24-30. aylar arasında ise ikinci süt azıları sürerler

Soru:Süt dişlerinin geç sürmesinin nedenleri nelerdir?
Cevap: Süt dişlerinin sürme gecikmeleri bir tek, bir gurup yada bütün bir dizisini birden ilgilendirebilir.Bu durum yerel ya da genel bir neden sebebiyle olabilir.

Lokal nedenler: Sürme kistleri: Böyle bir durumda lokal anestezi ile açılarak dişin kuronu meydana çıkarılır hamilelik esnasında röntgen tedavisi de dişlerin geç sürmesine neden olabilir.

Genel Nedenler: Irsiyet, D vitamini eksikliği, hiotiroidizm, virütik hastalıklar (hamileliğin 9. haftasından önce kızıl, kızamık gibi virütik hastalıklar geçiren annelerin çocuklarında ilk diş sürmesi 11.5 uncu aya kadar uzayabilir) , kronik enfeksiyonlar ve erken doğum da sürme zamanını etkileyebilir.

Soru: Sürekli dişler ne zaman sürmeye başlar?
Cevap:

DİŞLER

SÜRME ZAMANLARI

Soru: Sürekli dişlerin geç sürmesinin sebepleri nelerdir?
Cevap:Bu yerel ya da genel bir sebebe bağlı olabilir
Yerel etkenler: Süt dişlerinin köklerinin rezorpsiyon gecikmeleri, sürekli diş sürmesinde gecikmeye yol açar.Süt dişinin kökünde meydana gelen bir kist,alttaki dişin sürmesi için bir engel olabilir.İkinci süt azısının erken düşmesi sonucu, altı yaş dişinin o boşluğa kayması ile çekim boşluğunun kapanması küçük azı dişlerinin normal zamanda sürmelerini engeller.
Bu nedenle süt dişleri nasıl olsa düşecek diye düşünüp gerekli ağız bakımının sağlanmaması süt dişlerinin çürümesine ve erken çekimine, dolayısıyla da sürekli dişlerin sürmelerinde problemlere yol açmaktadır.
Genel Etkenler:Irsiyet,vitamin eksikliği, raşitizm ve hormonal bozukluklar da (hipotiroidizm gibi) sürekli dişlerin sürmesinde gecikmelere yol açabilir

Soru: Çocuklarda parmak emme,emzik emme, ağızdan soluma, dili dişler arasına getirerek yutkunma gibi bazı kötü alışkanlıklar dişlerin yer değiştirmesine yol açar mı?

Cevap: Evet bu gibi alışkanlıklar zamanla ortodontik bozukluklara yol açacaktır.Bu nedenle anne babalar çocuğu çok iyi bir şekilde gözlemleyerek bu alışkanlıklarından vazgeçirmelidirler.Bu gibi parafonksiyonlar aşağıda bahsedilen sorunlara yol açabilir.

PARMAK EMME ve EMZİK EMME:
Emme fonksiyonu yeni doğmuş çocuklarda çok kuvvetlidir.Ancak parmak emme ve dil emme alışkanlıkları ilk 1.5 sene normal olmakla birlikte 2 yaşın sonunda kaybolur.Ancak parmak emme, emzik emme alışkanlığı devam edecek olursa henüz gelişmekte olan kas ve kemik yapıları üzerine basınç uygulayarak dişlerin yer değiştirmesine yol açar. Bu durumda üst ön dişler öne alt ön dişler ise geriye doğru eğilir ve alt ve üst ön dişler arasında açıklık meydana gelir.Alışkanlık bırakılırsa bu açıklık kapanır ancak 3.5 yaşından sonra kalıcılık artar.Parmak emme alışkanlığı gece uyurken de deva ederse daha etkili olur ve bunun sonucunda üst çenede darlık (V şeklinde bir çene kavsi) meydana gelir.

DİLİN DİŞLER ARASINA GETİRİLMESİ:
Çocukluk yutkunması: Bebeklerde henüz dişler sürmediği için, bebek yutkunurken dilini dişetlerinin arasına getirir.Ancak dişler sürdükten sonra budevam etmemelidir.Aksi taktirdebu şekilde dilin dişlerin arasına getirilerek yutkunulması sonucu alt ve üst ön dişler arasında dik yönde açıklık meydana gelir.

Tedavisi: Dilin dişlerin arasına girmesini önleyici ortodontik apareyler kullandırılır.

AĞIZDAN NEFES ALMA:
Burun tıkanıklığı gibi nedenler ağızdan solumaya yol açar.Bu tip çocuklarda postür değişiklikleri meydana gelir.

  • Alt çene açıktır
  • Dil aşağı doğrudur.
  • Arka dişlerin boyları uzar
  • Ön dişlerde açıklık artar ve
  • Uzun yüz sendromu meydana gelir.

 

Dişlerdeki çarpıklıkların (ortodontik bozukluklar) zararları :

  • Genellikle dişlerdeki çarpıklıkların sadece estetik görüntüyü bozduğu düşünülür.Halbuki bunun ağız diş sağlığı üzerinde zararlı etkileri vardır.
  • Öncelikle çiğneme düzeni etkilenir
  • Dişlerin çarpık ve düzensiz olması, yemek birikimine elverişli ortam hazırlar. Sonuçta ağız hijyeni bozulur , çürüğe ve dişeti hastalıklarına yolaçar.
  • Dişler normal konumlarında değilse bazı seslerin oluşumu bozulur ve konuşma bozuklukları meydana gelir.
  • Temporomandibuler eklem ( çene eklemi) hastalıkları görülebilir.

SORU: Çocuklarda ortodontik bozukluk olup olmadığı nasıl anlaşılır?

  • Çocukların dişleri kontrol edilerek herhangi bir ortodontik bozukluk olup olmadığı belirlenmelidir. Bu evde anne baba tarafından da yapılabilir.. Ama tabii ki mutlaka bunun bir ortodonti uzmanına kontrol ettirilmesi gerekmektedir.
  • Çocuğunuz dişlerini kapattığı zaman alt ve üst büyükazı ve küçükazı dişleri karşılıklı olarak kapanmalı arada açıklık olmamalıdır. ( Ancak sürekli dişlerin yeni sürdüğü dönemlerde aralık olabilir)
  • Üst çene alt çeneye göre bir miktar daha önde konumlanmalıdır.Eğer çocuğunuzun alt ön dişleri üst dişlerinin daha önünde yer alıyorsa veya başbaşa kapanıyorsa ortodontik bozukluk sözkonusudur Aynı şekilde üst dişlerin de aşırı miktarda önde olması (dişleklik olarak adlandırılan konum) bir ortodontik bozukluktur .
  • Dişler birbiri üzerine binmiş bir şekilde çarpık olmamalıdır.
  • Komşu dişler birbirleriyle temas etmeli arada açıklıklar olmamalıdır..

Ön dişler arasındaki aralıklar( diastemalar):

  • Çocuklarda üst ön orta kesici dişler ilk sürdüğü zamanlarda arasında aralık görülebilir. Ve bu aralık genelde zamanla diğer dişlerin çıkmasıyla kapanır. Ancak BAZI VAKALARDA üst dudak kasının dişeti ile olan kas bağlantısı ( frenulum ) iki diş arasına kadar uzanır.İşte bu durumda bu kas bağlantısının cerrahi operasyonla biran önce ortadan kaldırılması gerekir. Aksi taktirde diğer dişler sürse bile bu aralık kapanmayacaktır.
  • Bazı vakalarda ise çene kavsi geniş buna karşılık dişler küçüktür. Bu nedenle de dişler arasında aralıklar meydana gelir. Ortodontik tedavi yapılarak ( tel takılarak) düzeltilir.

Bakteriler, idrar yolundan (mesaneden vücudun dışına uzanan kanal) geçerek mesaneye girdiklerinde idrar yolu enfeksiyonu meydana gelir. Normal koşullar altında bu bakteriler idrar yapılırken vücut dışına atılır. İdrarın kendisinde bakterilerin gelişmesini engelleyen özellikler vardır. Bununla birlikte belirli bakterilerin zehirleme özelliği ve idrar sistemindeki anatomik anormallikler gibi faktörler, idrar yolu enfeksiyonuna yakalanma olasılığını artırırlar.
İdrar yolu enfeksiyonları, küçük çocuklarda ve özellikle kızlarda yaygın olarak görülür. Genellikle bu enfeksiyon mesaneyle sınırlı kalır ve buna mesane iltihabı adı verilir. Bu durumda, çocuğun sürekli tuvalete gittiği ve idrar yaparken acı duyduğuna ilişkin yakınmaları olduğu görülebilir. İdrar kötü kokulu olabilir. Yatak ıslatma olayı daha önceden altını ıslatmaması öğretilmiş bir çocukta görülebilir. Ateş, kusma ve titreme de görülebilir. Bazı durumlarda çocuk hiçbir hastalık belirtisi göstermez.
Ne var ki kimi zaman enfeksiyon üretere (mesaneden idrarı böbreklerden getiren boruya) oradan da böbreklere geçebilir. 0 zaman belirtiler ateş, titreme, sırt ağrısı ve kusmayı içerebilir. Bu durum görüldüğünde, çocuğunuz akut piyelonefrit (böbreğin cerahatli iltihabı) adı verilen ağır bir böbrek enfeksiyonu geçiriyor olabilir. Mesane iltihabından farklı olarak, bir böbrek enfeksiyonu hastane tedavisini gerektirir.
Çocuğunuzda idrar yolu enfeksiyonu belirtileri varsa, doktorunuz idrarda bakteriler olup olmadığını saptamak için bir idrar örneği alacaktır. Mikroskopla yapılan incelemede bakteriler görülürse, idrar, bakterilerin türünü saptamak için bekletilir. Bu test, enfeksiyon olup olmadığını göstermesine rağmen enfeksiyonun mesaneyle mi sınırlı kaldığı, yoksa böbrekleri mi sardığı konusunda bir gösterge değildir. Bunun için, doktorunuz çocuğunuzun belirtilerinin doğru ve eksiksiz bir tarifine, çocuğunuzun görünüşüne ve fiziksel bir muayeneye güvenmek zorundadır. Böbrek enfeksiyonlu bir çocuk, mesane iltihabı olan bir çocuktan daha hasta görünecektir.

Çocuk, nükseden enfeksiyonlar geçiriyorsa boşaltım yolları, idrar kesesini ve uretrayı gösteren röntgen filmi herhangi bir anormallik olup olmadığını ve tekrarlayan enfeksiyonlar sonucunda böbreklerde hasar meydana gelip gelmediğini saptamak için kullanılabilir.
İdrar yolu enfeksiyonlarının çoğu antibiyotik tedavisine süratle tepki gösterirler. Uygun şekilde tedavi edildiğinde akit piyelonefritin (havuzcuk ve böbreğin birlikte iltihabı) kronik böbrek hastalığına dönüşme ihtimali çok azdır. İdrar yolları enfeksiyonları yine de ihmal edilmemelidir. Tedavi edilmemiş mesane iltihabı böbreğe sıçrayabilir ve bütünüyle kökü kazınmayan bir böbrek iltihabı tekrarlayabilir ve böylece böbreğe zarar verebilir. Üstelik sürekli tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları başka başka hastalıkların belirtisi olabilir. Çoğu kez, nükseden böbrek hastalığıyla birlikte düşünülen bir sorun da, idrar kesesi ile üretere ait olan geriye akıştır. Bu durum, idrarın böbreğe geri akmasına olanak veren, üreterdeki bir anormalliktir. Bundan dolayı çocuğun idrarında bakteriler bulunduğu ve idrar otomatik olarak böbreğe aktığı zaman, sonuç bir böbrek enfeksiyonudur.
Çocuğunuzda mesane iltihabı varsa 7 günden 10 güne kadar antibiyotiklerle tedavi edilir.
Akut piyelonefrit için antibiyotiklerin entravenöz (damar içi) enfüzyonu (sıvı zerketme) çocuk çok hastaysa gerekli olabilir.
Herhangi bir idrar yolu enfeksiyonundan sonra idrar, ilaçla tedavinin etkili olduğundan emin olmak için tekrar bir hafta bekletilmelidir.
Nükseden idrar yolu enfeksiyonları olan bazı çocukların idrarlarının mikroplardan korunması için aylarca ve hatta yıllarca günlük dozlar halinde antibiyotik almaları gerekir. Bazı çocukların idrar örnekleri (herhangi bir hastalık belirtileri olmasa bile) idrar yolunda bakteriler bulunmadığından emin olmak için düzenli aralıklarla alınır ve incelenir. Geriye akma gibi bir anormallik enfeksiyonlardan sorumlu olduğunda, böbrekte hasar olması ile ilgili bir endişe varsa, bir ameliyat söz konusu olabilir.

Şaşılık, gözlerin tek nesneye hizalanamaması nedeniyle ortaya çıkmaktadır. Çapraz bakışlı göz, bu açıdan tipik bir şaşılık örneğidir. Bazı çocuklarda, çocuk yorgun olduğu zaman gözlerden birisi kayar. Şaşılığın bir başka çeşidinde ise her iki göz de kayma eğilimindedir. Tedavi için ameliyat gerekebilir. Sorun ne kadar erken teşhis edilirse iyileşme de o denli etkili olur.
Ambliyopi bir ya da iki gözde meydana gelen normal olmayan görüştür. Birçok görüş kusurlarından dolayı meydana gelebilir. İlk 3 yıl boyunca ambliyopiye yakalanma riski büyüktür. Ambiiyopi tedavi edilebilir. Tedavide en önemli faktör, erken teşhistir. Ambliyopi, çoğunlukla “göz tembelliği” olarak adlandırılır. Çoğunlukla şaşılığın bir sonucudur.
Her ne kadar gözlerin muayenesi çocuğunuzun düzenli check-up’larının bir parçası ise de, çocuğunuz 4 yaşına geldiğinde göz doktorunuzun kapsamlı bir muayenesi yararlı olacaktır.

Küçük çocuklar, doğal olarak meraklıdırlar ve buldukları bozuk para, çengelli iğne, düğme, meyve tohumlan ve diğer şeyleri ağızlarına sokmaya bayılırlar. Bunları ve diğer küçük nesneleri bebeğinizin ulaşamayacağı bir mesafeye koyunuz.
Sosis gibi büyük bazı tek parça gıdalar, bebeğin boğazını tıkayabilir; bu tehlikeyi ortadan kaldırmak için okul öncesi çocuğunuza yürürken ya da oyun oynarken bu tür gıdalar vermeyiniz.
Küçük nesneleri ağızlarına atmanın yanı sıra bazı çocuklar, kronik olarak besleyici olmayan toz toprak, alçı, çamur, boya ve kül gibi maddeleri de yutarlar. Pica adı ile anılan bu âdet, ilk 2 yıl esnasında, bebeğin doğal merak duygusu onu her şeyi denemeye zorladığı çağlarda ortaya çıkar. Bununla beraber, bebeğiniz bu uygulamasına devam etmekte ısrar ediyor ise, doktorunuza haber veriniz.
Dikkatli bir anne baba, herhangi bir nesneyi yutulmadan fark edebilir. Çocuk bir nesneyi yuttuğunda, yutulan nesne genellikle sindirim sistemine geçer.
Eğer yutulan nesne mideye geçerse, kura olarak bir süre sonra bağırsaklara geçecektir. Bununla beraber, bazı nesneler yemek borusunu tıkayabilir. Eğer bebeğiniz yutmakta güçlük çekiyorsa ya da tükürük salgılıyorsa, yutulan nesnenin yemek borusunda takılı kaldığından kuşkulanabilirsiniz. Eğer böyle bir şey olursa ya da eğer çocuğunuzda göğüs ya da karın ağrısı veya kusma meydana gelirse doktorunuzu arayınız.
Başka bir istisna ise çocuğunuzun bazı saatlerde, hesap makineleri, kamera ve işitme cihazlarında bulunan düğme büyüklüğünde bir pil gibi nesneyi yutmasıdır. Böyle bir şey meydana gelirse, herhangi bir semptom meydana gelmese bile derhal doktorunuzu arayınız.
Korkutucu olasılık, yutulan nesnenin soluk borusunu tıkayarak, çocuğun soluk alma, ağlama ya da konuşma gibi işlevlerini engelleyebilmesidir. Böyle bir durum gerçekten acil bir durumdur. Eğer tıkanma birkaç dakika içerisinde ortadan kaldırılmazsa, çocuk şuurunu kaybedecek ve oksijen eksikliğinden çırpınmaya başlayacaktır. Ardından ölüm gelebilir.
Eğer okul öncesi çağındaki çocuğunuz herhangi bir tıkanma nedeniyle soluk alamıyor ise, Heimlich Yöntemini deneyin ve acil yardım isteyin.

En çok rastlanan soğuk algınlığı çocukluk okul öncesi çocukluk çağının en sık ortaya çıkan hastalıklarındandır. Gerçekten de, yılda ortalama 5 ila 8 soğuk algınlığı enfeksiyonu meydana gelir, bunlar genellikle soğuğun en çok olduğu aylarda, eylül başlangıcında, ocak sonunda ya da nisan sonunda ortaya çıkar.
Eğer çocuğunuz daimi surette nefes alıp vermekte zorluk çekiyor, hapşırıyorsa, ateşi varsa ve boğazı yanıyorsa muhtemel birçok neden vardır.
Sürekli akan bir burnun en çok rastlanan nedeni tekrarlayan bir soğuk algınlığıdır. Virüs kaynaklı tekrarlayan bir üst solunum yolu enfeksiyonu çoğunlukla 6 aşından büyük çocuklarda ortaya çıkar. Soğuk algınlığına yakalanmış bir küçük çocuk genellikle kendinden daha büyük çocuklardan ya da bir yetişkinden daha hasta bir durumdadır.
3 yaşından daha küçük çocuklarda ateş erken belirtilerdendir. Huzursuzluk, hırçınlık ve hapşırma genellikle bunun ardından gelir. Birkaç saat sonra burundan berrak bir sıvı damlamaya başlar. Bu sıvı kalın bir sümüksü tabaka oluşturur ve burundan nefes almayı güçleştirir. Virüs boğazı ve soluk borusunu tahriş eder, boğazda yanma hissi ve öksürük oluşmasına neden olur. Diğer belirtiler arasında baş ağrısı, iştah kesilmesi ve adale ağrıları sayılabilir.
Soğuk algınlığı için ne yapılabilir? Genellikle çocuğunuzun hızla iyileşmesi için yapabileceğiniz çok az şey vardır. Çoğunlukla, çocuğun vücut ısısı 1 ila 3 gün içerisinde normale döner. Tüm burun ve boğaz belirtileri 1 hafta içerisinde ortadan kalkacaktır; bununla beraber, öksürük 2 ila 3 hafta devam edebilir.
Soğuk algınlığı için büyülü bir tedavi reçetesi yoktur, ancak çocuğunuzu rahatlatmak için yapabileceğiniz bazı şeyler vardır.
1. Eğer çocuğunuz burnunu temizleyemeyecek kadar küçük ise, burundaki sümüksü salgıyı çıkarmak için yumuşak bir kauçuk emme sondası kullanın.
2. Eğer çocuğun burnu tıkalı ise, yemeklerden ve yatma saatinden önce 15-20 dakikada bir burun damlaları damlatın. Serum fizyolojik burun damlalarını reçetesiz edinebilirsiniz. Burnunu temizleyemeyecek kadar küçük bir çocuk için, her burun deliğine 3 damla damlatın. Bir dakika bekledikten sonra yumuşamış sümüksü salgıyı çıkarmak için emme sondasını kullanın.
Daha büyük çocuklarda her bir burun deliğine, çocuk yatağında sırt üstü yatarken 3 damla damlatın. Bir süre sonra, çocuğa burnunu sümkürtün. Bu, burun temizlenene kadar birkaç kez tekrarlanabilir.
3. Eğer serum fizyolojik damlası işe yaramazsa, burun içzarını büzüştürmek suretiyle çocuğunuzun daha kolay solumasını sağlayacak reçetesiz satılan burun damlaları satın alın.(Burun damlalarını birkaç günden fazla kullanmayın. Burun damlalarının uzun süreli kullanımı karşı reaksiyon oluşturur ve aslında temizlemekten çok hastalığı daha da artırır. Burun damlaları kullanımını durdurmak sorunu ortadan kaldıracaktır. Çocuğunuzun doktoru ile konuşun. Çoğu doktor, yalnızca belli özel durumlarda kullanabileceğiniz burun damlalarının kullanılmasını önerebilirler.)
4. Eğer çocuğun ağrısı ya da 38.5°C’ den fazla ateşi varsa, acetaminophen verebilirsiniz. Asla aspirin vermeyin, çünkü aspirin yaşamsal tehdit oluşturan bir hastalık olan Reye sendromuna yol açabilir.
Soğuk algınlığının artan sayısına ilaveten, okul öncesi çağındaki çocuklar soğuk algınlığının neden olduğu komplikasyonlardan büyük çocuklara nazaran daha fazla etkilenirler. En sık rastlanan komplikasyon akut kulak enfeksiyonudur (otitis mediea). Bu enfeksiyon, kulak zarının arkasındaki alana bakteri sızması nedeniyle oluşur.
Belirtiler arasında kulak ağrıları sayılabilir (ağrılarını söyleyemeyecek kadar küçük çocuklar ağlarlar ya da enfeksiyonlu kulaklarını çekiştirirler). Burundan sarı ya da yeşilimsi bir akıntı geldiğini görebilirsiniz. Kulaktan gelen akıntı da kulak zarında yırtık oluştuğuna işarettir. Yırtık basıncı ve ağrıyı artırabilir. Başka bir belirti de soğuk algınlığının ilk ateşinin düşmesinden sonra tekrar ateşlenmenin başlamasıdır.
Soğuk algınlığının aksine, kulak enfeksiyonu, enfeksiyonu temizlemek, bu arada orta ve iç kulağa zarar gelmesini önlemek, dolayısıyla bir işitme kaybına neden olmamak için antibiyotik kullanarak tedavi edilmelidir.
Diğer Muhtemel Nedenler
Bazı çocuklarda burun tıkanıklığının başka bir nedeni de solunum yolunu tahriş eden çevresel etkenlerdir. Hava kirliliği, sigara dumanı ya da hava ısısında ani değişiklikler burun akmasına ve hapşırmaya neden olabilir.
Nihayet, çocuğunuz saman nezlesinden (alerjik burun iltihabı) muzdarip olabilir. Genellikle, çocuk yeterli derecede alerjik maddelere maruz kalmadan önce bunlara karşı bir reaksiyon geliştiremez ve bu da birkaç yıl sürebilir. Dolayısıyla, saman nezlesi 2 yaşından daha küçük çocuklarda çok rastlanır. Çocuğunuz, sürekli akan burun, çok miktarda berrak, sulu akıntı, sık sık hapşırma ve kaşıntılı burun gibi birçok semptomlar yaşayacaktır. Eğer bu meydana gelmezse, çocuğunuzun doktoru pediatrik alerji uzmanları ile konsültasyon yapmak isteyebilir.

SAYFA 1 1234»