MOTOR GELİŞİMİ

 

¨     Ayağının tümünü kullanarak sağlam adımlarla güvenlik içinde koşar,kolaylıkla durup yeniden koşmaya başlayabilir,

¨     Alçak bir basamaktan aşağı atlayabilir,

¨     Dengesini yitirmeden çömelebilir ve ellerini kullanmadan yeniden ayağa kalkabilir,

¨     Mobilyaların üzerine çıkıp yeniden aşağıya inebilir,

¨     Parmaklığa veya duvara tutunarak merdivenlerden çıkabilir ve aşağı inebilir,

¨     Büyük bir topa tekmeyle vurmaya çalıştığında topun üstüne yürür,

¨     Üç tekerlekli bisiklete oturur ama pedalları kullanamaz,

¨     Çocuk bahçesinde bulunan bazı kolay aletlere tırmanabilir,

¨     Büyük oyuncakları kolaylıkla itip çekebilir,ama önüne bir engel çıktığında oyuncağı yönlendirmede güçlük çeker,

¨     Aldığı nesneleri yerine koyabilir,

¨     Küçük şekerlerin paketlerini büyük bir beceriyle açabilir,

¨     Tahta küplerle altılı ve sekizli kuleler yapar,

¨     Kalemi başparmağı ve ilk iki parmağını kullanarak ucuna yakın bir yerden tutar,

¨     Kendiliğinden hem dairesel hem de ileri geri karamalar yapar,

¨     Sayfaları tek tek çevirebilir,

 

 

ALGISAL GELİŞİMİ

 

¨     Resimli kitaplara bakmaktan çok hoşlanır,

¨     Fotoğraflarda tanıdığı yetişkinleri ayırt edebilir,

¨     3m uzaklıktaki çok küçük oyuncakları görür ve isimlendirebilir,

¨     İki ya da daha çok sözcüğü bir araya getirerek basit cümleler oluşturabilir,

¨     Sürekli olarak nesnelerin ve insanların isimlerini sorar,

¨     Oyun oynarken kendi kendine konuşur ama konuşmalarının çoğu hala başkalarınca anlaşılmaz,

¨     Çocuk şiirlerine ve şarkılarına eşlik eder,

¨     İstenildiğinde saçını,elini, burnunu, gözünü, ağzını, ayaklarını doğru olarak gösterir,

¨     Basit yönergeleri yerine getirebilir,

¨     Her iki gözü ayrı ayrı kapatıldığında iğne,sicim gibi nesneleri eline alabilir,

¨     Resimli kitaplardaki çok ince ayrıntılara dikkat edebilir,

¨     Artık fotoğrafta kendini tanımaya başlamıştır,

¨     İsmini tümüyle bilir,

¨     Heyecanlandığında herhangi bir şeye büyük bir istek duyduğunda kekeleme görülebilir,

¨     Basit birkaç çocuk şarkısı söyleyebilir,

 

 

 

DİL GELİŞİMİ

 

¨     Bildiği 50 veya daha fazla sözcüğü kullanır ve pek çoğunu anlar,

¨     İsim ve nesnelere ait hızla oluşan bir sözcük hazinesi oluşmaktadır,

¨     Düşünce süreçleri gelişmektedir, ama hala sistematiklik kazanamamıştır,

¨     Durmaksızın konuşurlar,

¨     Kurduğu cümlelerin yapısı çocuksu özellikler taşır,

¨     Sorduğu sorulara kısa ve basit yanıtlar beklemektedir,

¨     2,5 yaşa doğru kullandığı sözcük sayısı 200 ya da daha fazla olabilir,

¨     Ben, beni/bana, ve sen zamirlerini doğru olarak kullanabilir,

 

 

 

SOSYAL GELİŞİMİ

 

¨     ¨     ¨     Üstüne dökmeden kaşıkla yemek yiyebilir,

¨     Güçlük çekmeden bardağı eline alır, içer ve yeniden yerine koyabilir,

¨     Şapkasını ve ayakkabısını giyebilir,

¨     Tuvalet gereksinimini uygun zamanda dile getirip haber verebilir,

¨     Evin içinde annesinin peşinde dolaşır ve eve ilişkin etkinlikleri oyunları aracılığıyla taklit eder,

¨     Aşırı duygulanma, yorgunluk ya da korku durumunda anne /babaya sıkıca sarılır,

¨     İsteklerinin anında yerine getirilmesini ister,

¨     Sahip olduğu şeyleri korur,

¨     2,5 yaşına doğru çatal kullanmaya başlayabilir,

¨     Son derece canlı ve etkindir, yerinde duramaz, sürekli olarak hareket eder,engellendiğinde karşı çıkar,

¨     Çevredeki olası tehlikelere karşı duyarlı değildir,

¨     Engellendiğinde öfke nöbetleri geçirebilir,

¨     Rol ağırlıklı dramatik oyunlar oynar,

 

 

 

BİLİŞSEL GELİŞİMİ

 

¨     Nesneleri tam olarak sembolize etmeye başlamıştır,

¨     Bir sembolle bu sembolün temsil ettiği nesne arasındaki ilişkiyi anlamaya başlamıştır,

¨     Bu yaştaki çocuğa göre hareket eden her şey canlıdır(animizim),

Küçük çocuklar, doğal olarak meraklıdırlar ve buldukları bozuk para, çengelli iğne, düğme, meyve tohumlan ve diğer şeyleri ağızlarına sokmaya bayılırlar. Bunları ve diğer küçük nesneleri bebeğinizin ulaşamayacağı bir mesafeye koyunuz.
Sosis gibi büyük bazı tek parça gıdalar, bebeğin boğazını tıkayabilir; bu tehlikeyi ortadan kaldırmak için okul öncesi çocuğunuza yürürken ya da oyun oynarken bu tür gıdalar vermeyiniz.
Küçük nesneleri ağızlarına atmanın yanı sıra bazı çocuklar, kronik olarak besleyici olmayan toz toprak, alçı, çamur, boya ve kül gibi maddeleri de yutarlar. Pica adı ile anılan bu âdet, ilk 2 yıl esnasında, bebeğin doğal merak duygusu onu her şeyi denemeye zorladığı çağlarda ortaya çıkar. Bununla beraber, bebeğiniz bu uygulamasına devam etmekte ısrar ediyor ise, doktorunuza haber veriniz.
Dikkatli bir anne baba, herhangi bir nesneyi yutulmadan fark edebilir. Çocuk bir nesneyi yuttuğunda, yutulan nesne genellikle sindirim sistemine geçer.
Eğer yutulan nesne mideye geçerse, kura olarak bir süre sonra bağırsaklara geçecektir. Bununla beraber, bazı nesneler yemek borusunu tıkayabilir. Eğer bebeğiniz yutmakta güçlük çekiyorsa ya da tükürük salgılıyorsa, yutulan nesnenin yemek borusunda takılı kaldığından kuşkulanabilirsiniz. Eğer böyle bir şey olursa ya da eğer çocuğunuzda göğüs ya da karın ağrısı veya kusma meydana gelirse doktorunuzu arayınız.
Başka bir istisna ise çocuğunuzun bazı saatlerde, hesap makineleri, kamera ve işitme cihazlarında bulunan düğme büyüklüğünde bir pil gibi nesneyi yutmasıdır. Böyle bir şey meydana gelirse, herhangi bir semptom meydana gelmese bile derhal doktorunuzu arayınız.
Korkutucu olasılık, yutulan nesnenin soluk borusunu tıkayarak, çocuğun soluk alma, ağlama ya da konuşma gibi işlevlerini engelleyebilmesidir. Böyle bir durum gerçekten acil bir durumdur. Eğer tıkanma birkaç dakika içerisinde ortadan kaldırılmazsa, çocuk şuurunu kaybedecek ve oksijen eksikliğinden çırpınmaya başlayacaktır. Ardından ölüm gelebilir.
Eğer okul öncesi çağındaki çocuğunuz herhangi bir tıkanma nedeniyle soluk alamıyor ise, Heimlich Yöntemini deneyin ve acil yardım isteyin.

Dişlerin, diş etlerini yararak çıkması, çoğu bebek için kolayca geçiştirilen bir dönemdir. Bu tür bebeklerin başlıca semptomları tükürük salgısının artması ve nesneleri çiğneyebilmek için dayanılmaz bir istektir. Bununla beraber, kimi çocuklar için bu süreç rahatsızlıklarla, huzursuzlukla ve acılarla doludur. Bebeğiniz daha önce hiç yapmadığı gibi başparmağını ağzına sokar, alt çene ve üst çenedeki diş etlerine sürter ve geçici bir süre iştahını kaybeder.
Eğer bebeğinizin ateşi ya da ishali varsa, bunun nedeninin diş çıkarmak olduğunu sanmayın. Gerçekte diş çıkarmak genellikle ateş, ishal, uyku problemleri, havale, bronşit ya da bez pişiği gibi problemlere neden olmaz. Bu tür problemlerin tedavi için başka yöntemler deneyin: Bunların normal diş çıkarma sürecinin bir parçası olduğunu zannetmeyin.
Eğer bebeğiniz bu rahatsızlıklardan muzdarip ise yapabileceğiniz bazı şeyler vardır.
1. Eğer bebeğiniz izin verirse, diş etlerine birkaç dakika elinizle ya da bir parça buz ile masaj yapınız. Bununla beraber, bazı çocuklar rahatsızlıklarını ortadan kaldırma çabası ile isteyerek ya da istemeyerek parmaklarınızı ısıracaktır.
2. Soğuk bir diş çıkarma halkası bu konuda yardımcı olabilir. Ayrıca çocuğa biraz buz, eskimo ya da bir parça donmuş muz gibi bir şey vererek çiğnemesini sağlayabilirsiniz. Bununla beraber, bir diş halkasını asla bebeğin ağzında bırakmayınız, çünkü bu boğulmaya neden olabilir.
3. Diş çıkarma ağrısını azaltmak için piyasaya sürülmüş losyon ya da merhemleri kullanmayınız. Bunlar gereksizlikleri yanı sıra boğazı felce uğratan ve bebeğin boğulmasına neden olabilecek benzocaine gibi maddeler içerebilir. Bu tür ürünlerin çoğunun keskin bir tadı vardır ve çocuğunuz bunları reddedebilir.

4. Eğer bebek rahatsız ise birkaç gün süre ile acetaminophen kullanılabilir.

Gözün belirli bir uzaklığın ötesindeki nesneleri odaklayamamasına miyopluk denir.
Hipermetrop gözde, göz küresinin ön-arka çapı normalden kısa olduğu ve mercek eğriliğini (kırma gücünü) belirli bir sınırın ötesinde arttıramadığı için nesneleri odaklayamaz.
Miyop gözde bunun tam tersi bir durum ortaya çıkar. Genellikle göz küresinin ön-arka çapı normalden uzundur ve mercek,belirli bir sınırın ötesinde eğriliğini azaltamaz.
Miyopluk kalıtsal ancak çekinik bir göz bozukluğudur. Bu nedenle,miyop anne babaların çocuklarında her zaman ortaya çıkmayabilir. Ancak ana babanın her ikisi de miyopsa, doğal olarak çocukların da miyop olma olasılığı yüksektir. Miyopluk belirtileri genellikle altı yaşına doğru kendini gösterir. Çocuk küçük yazıları rahat okur ama tahtaya yazılanları okuyamaz. Uzağı görmenin gerekli olduğu oyunlardan kaçınır ve arkadaşlarından ayrı durmayı yeğler. Altı yaşına doğru başlayan miyopluk,büyüme dönemi boyunca ilerlemeyi sürdürür ve vücut gelişimiyle birlikte durur.
Göz küresinin ön-arka çapı normalden daha uzundur. Bu miyopluk türü,gözlükle düzeltilebilir ve genellikle başka bir soruna yol açmaz. Bundan farklı olarak patolojik miyoplukta ise görme kusuru ilerler,ayrıca ağtabakada bazı bozukluklar ortaya çıkar. Miyopluğun türü ve uygun düzeltici camlar tek muayenede saptanamayabilir. Dikkatli ve düzenli muayenelerle hastalığın gidişi izlenerek kesin tanı konur ve uygun tedavi sağlanır.

Çoğu Miyop uzaktaki nesneleri zor veya bulanık görür. Mesela otoyol tabelaları,sınıfta arka sıralarda tahta.Televizyona çok yaklaşırlar ,gözlerini kısarak bakarlar . Okuma,örme,bilgisayar gibi yakın işlerini rahat yaparlar.
Kalıtımsal olabilir ve genellikle 8-10 yaş cıvarı ortaya çıkar.Tipik olarak vücut gelişimine bağlı olarak 20li yaşlara kadar değişik oranlarda miyop ilerleyebilir.Daha sonra durur veya daha yavaş ilerler.
Toplumun yaklaşık %40ı değişik derecelerde miyoptur.

NEDENLERİ VE BELİRTİLERİ

Gözün önden arkaya normalden uzun olduğu veya kornea veya merceğin kırma gücünün normalden fazla olduğu durumda gelişir.Bu sebeple resim retina yüzeyinde değil onun önünde oluşur.
Miyop, gözleri kullanmak veya yormakla hiçbir ilgisi yoktur.Miyop’un en belirgin ortak neden kalıtımdır.
Miyop bazı göz veya genel rahatsızlıklarla birlikte veya onların sonucu olarak ortaya çıkabilir.(diabet-marfan-keratokonus-katarakt v.s.) Bu da göz muayenelerinin doktorlar tarafından yapılması gereği ve önemini gösterir

TEDAVİ

GÖZLÜK VEYA KONTAKT LENSLER
Halen en yaygın düzeltme şeklidir. Tedavi edici özellikleri yoktur. İlerlemeye etkileri yoktur.

LAZER

-Lasere uygun olmayan veya 50 yaş üstü kişilere tavsiye edilir.