Belirtiler
- Okula gitmeyi reddetme.
- Başlangıç gününden bir gün önce ya da okul sabahında karın ağrısı bazen de ateş.
- Hastalık bir iki gün sonra yok olacağına devam eder ya da kötüleşir.
- Acının hiçbir fiziksel nedeni yoktur.
Okul fobisi ya da okulu reddetme, iyileşmesi gerekirken gitgide kötüleşen bir endişe ve fiziksel belirtilerle kendini belli eder. Okul otobüsü gider gitmez kaybolacak bir karın ağrısı ya da baş ağrısı değildir. Okul fobisinde çocuğum şikâyetini açıklayacak hiçbir fiziksel neden yoktur.
Okul fobisi gerçekte okula karşı duyulan bir korku değil ama ebeveynlerden ayrılma korkusudur. Çocuğunuz muhtemelen arkadaşının evinde uyumak istemeyecektir. Daha büyük bir çocuk ise muhtemelen okuldaki belirgin bir şeyden bir kabadayıdan ya da yeni bir sınıftan vb. korkacaktır. Okul fobisinden farklı olan bu korkular rasyoneldir.
Okul fobisi, çocuğun kontrol edemeyeceği bir durum için kabul edilir ve tahmin edilir bir acıyı yerleştirmek suretiyle ezici strese bir tepki verme şeklidir. Bazen bozukluğa, bir ebeveynin ölümü ya da hastalığı, boşanma ya da ortaokula veya liseye girmek gibi (buralarda çok çeşitli öğretmenler, dersler ve arkadaşlar vardır) olaylar yol açar. Bu rahatsızlık kalıtımsal görünmektedir ve ilkokullarda yaygındır. Okul fobisi kız ve erkek hepsini eşit şekilde etkiler.
Tedavi
Okuldan kaçtığı için çocuğa sempati göstermek ya da terbiye etmeye çalışmak sadece fiziksel belirtileri muhtemelen zorlamak olacaktır.
Anaokulunda ve ilkokulun ilk sınıflarında okula devam etme fikri benimsenir ve çocuğa da destek olunursa bu sorun genellikle kolayca çözülecektir. Ebeveynler ile yeni öğrenci olmuş çocuk arasında yakın işbirliği şarttır. Eğer sorun daha büyük bir çocukta ortaya çıkarsa bir pedagogun görüş ve tedavisine başvurmak gereklidir

Belirtiler
- Yazma, konuşma, heceleme ya da aritmetikteki önemli sorunlar
- Dinleme, okuma, düşünceleri düzenlemede yetersizlik,
- Kronik güçsüzlük, halsizlik, şaşkınlık,
- Zayıf hafıza.
Çocuklar normal ya da yüksek zekâ seviyelerine sahip olup yine de öğrenemeyebilirler. Belirgin öğrenme yetersizlikleri, görme, işitme, heyecanlar ya da zihinsel kapasitenin bozukluğu değildir. Bunlar, bilgi edinme ya da bu bilgiyi ifade etmede zihinsel süreç bozukluklarıdır.
Çocuğunuz bütün modelleri kavrayamayabilir. Söyleneni hatırlamayabilir, düzgün yazamaz, bir resmi kopya edemez, yazılı metni telaffuz edilen sözcülerle ilişkilendiremez, yazılı sözcükleri yorumlayamaz ya da tutarlı konuşamayabilir. Bu zihinsel süreç bozuklukları, çocuğunuzun dili ve sembolleri kullanıp anlamasıyla ilgilidir. Öğrenme yetersizliklerine ait işaretlerin iki nedeni vardır: Güçsüzlük ve halsizlik. Bu yüzden belirtiler esasen bir öğrenme yetersizliğinin varlığını göstermemektedir.
Çocuğunuz bir ya da iki dakikadan fazla bir şeye dikkatini yöneltemeyince ya da belirli fiziksel faaliyetler üzerinde kendi kontrolünü kuramayınca öğrenme yetersizliğinin bir diğer türü ortaya çıkmaktadır.
Öğrenme yetersizlikleri hakkında çeşitli nedenler sıralanmıştır. Bazı durumlarda bu nedenler genetik olabilmektedir. Erkekler, kızlardan 45 defa daha çok bunlardan etkilenirken bu yetersizlikler ailelerde dolaşmaktadır. Diğer durumlarda ise, beyinde hiçbir arıza kanıtı bulunmamasına rağmen beynin işleme tarzında bir bozukluk vardır.
Bununla beraber bir çocuğun öğrenme bozukluğu için hiçbir belirgin neden genellikle bulunamamaktadır. Bu alandaki bazı uzmanlar bu öğrenme bozukluklarının gelişmedeki gecikmelere ya da olgunlaşmama gibi faktörlere bağlı olabileceğine inanmaktadır.
Öğrenme bozukluklarının ABD’de okul çağına gelen çocukların % 520’sinde vuku bulduğu düşünülmektedir. Ancak, problemin boyutunu belirleme hususunda geniş ölçekli bir çalışma yapılmamıştır.
Teşhis
Üçüncü ya da dördüncü sınıftaki okul başarısızlıkları başlayana kadar çocuğunuzun öğrenme bozukluklarının farkına varmayabilirsiniz. Mümkün olduğunca hızlı bir şekilde çocuğunuzun eğitimini geliştirme yolları ile belirgin bir bozukluğu saptamak için eksiksiz bir teşhise ihtiyaç vardır.
Ana teşhis, çocuğun zihinsel kapasitesini, egitim performansını, görmesini, işitmesini, duygusal durumunu ve gene nörolojik işlevlerini belirlemek için birkaç inceleme türüne ihtiyaç duyacaktır. Daha ileri testler ise okuma, yazma, dineme, konuşma ya da matematiği kavramada belirgin bazı bozuklukları tanımlamada gerekli olabilir.
Öğrenme süreçleriyle ilgili çeşitli testler son yıllarda geliştirilmiş olup günümüzde oldukça detaylı bir teşhis elde etmek mümkündür. Çocuğunuzu bir psikiyatriste, çocuk nöroloğuna, psikoloğa ya da bu test için eğitim ölçme kliniğine götürmelisiniz.
Öğrenme Yetersizlikleri Ne Kadar
Ciddidir?

Çocuğunuzun öğrenme yetersizliği kronik bir akademik başarısızlığa, büyük toplumsal ve duygusal sorunlara yol açabilir. Çocukların yetersizliklerinin bazen çok artmasına karşın bu gelecekteki başarılar ve kendine saygı duygusunda şiddetli bir kesintiyi önleyemeyecek kadar geç vuku bulabilir.

Erken teşhis ve tedavi sayesinde rahatsızlığın boyutu küçültülebilir. Pek çok çocuk, yetersizliklerinin üstesinden gelip, özel eğitime hoca imkânlarıyla potansiyel konuma çok yaklaşabilmektedirler. Uygun öğretim metodu ve motivasyon bulunursa çocuğunuz çok büyük akademik ve mesleki amaçlarına ulaşabilir.
Tedavi
Ana tedavi, çocuğun ihtiyaçlarına göre hazırlanmış özel bir eğitim programı olabilir. Ses sembol ilişkisi, sayı kavramlarını, gözel koordinasyonunu, fonetik telaffuz, zaman kavramı ve model tanımı gibi konularda çocuğunuzun gelişmesini sağlayan teknikler de dahil olmak üzere pek çok metod bulunmaktadır. Özel bir klinik ya da okul sistemindeki özel eğitim takımı, uygun metodların seçimi için öğrenme yetersizliklerinin teşhis sonuçlarıyla sizinle ve çocuğunuzla çalışacaktır.
Burada eğitimin görevi, çocuğunuza eksik yeteneklerini uygulayarak kazandırmak ya da başka bir deyişle nasıl öğrenileceğini öğretmektir. Bir süre için ayrı bir sınıf veya okula devam etmek de gerekli olabilir ya da çocuğunuz okuldan sonra özel eğitim imkânlarından faydalanabilir. Sık sık da evde ek çalışma ve pratik gerekli olacaktır.
Bir psikolog veya pedagoğa danışmak, çocuğunuzun çok daha etkili bir şekilde yetersizlikleriyle başa çıkmasına ve kendine saygı duygusunu geliştirmesine yardımcı olmak için gerekli olabilir. Eğer şaşkınlık, dikkat eksikliği ve aşırı faaliyet çocuğunuzun öğrenmesini engelliyorsa, doktorunuz gerekli tıbbi ilaçları verebilir.

Başlangıç aşaması çekingenlik yaratabilir ancak çoğu çocuk, yeni statüsünü gururla kabullenmektedir. Okul çocuğa toplumsal ve öğrenme
beklentilerini yükler ve bu beklentilerle karşılaşmak, gerçek bir meydan okuma olabilir.
Okul çağının gelmesiyle çoğu çocuk, günlük hayatta doğrudan deneyimledikleri somut şeyler hakkında mantıklı olarak düşünebilecek hale gelmişlerdir. 6 ve 12 yaşlan arasında çocukların düşünme ve hatırlama şekilleri çok daha derinleşir. Bilgi parçalarını sınıflandırmada daha iyileşirler ve hafızaları gelişir. Geliştirilen hafıza, çocuklar daha çok karmaşık problemleri çözerken, birbiriyle ilişkili çeşitli fikirleri akılda tutmalarını sağlar.
Okul çağı boyunca pek çok çocuk, diğer insanların sahip olduğu perspektifleri hesaba katma yeteneklerini de geliştirir. Kendi yaklaşımlarını diğerlerinin bakış açısına ayarlamayı öğrenirler ve herkesin kendi bilgi ve ilgi alanlarını paylaşmadığını algılarlar. İlk defa şunu anlarlar ki; anne ve babaları hayatta vakitlerini ayırabilecek diğer şeylere sahiptirler. Bunun kavranması ebeveynlerin sahip olduğu ikna gücünü azaltmaktadır. Okul çağı çocukları eksik bilgi kaynaklarından çıkarımlarda bulunmakta ustalaşırlar. Aynı zamanda iki farklı ancak birbiriyle ilişkili anlamı nasıl koordine etmek gerektiğini öğrenirler ki bu şakaları, mecazları ve belirli bazı gramatik kuralları anlamada çok önemli bir unsurdur.
Okumayı öğrenmek, kapıyı, diğer tüm bilgilerin keşfine açtığından okul ödevinin en önemli kısmıdır. Çocuğunuza bir şeyler okumak da onun okuma sevgisini geliştirebilir. Okumayı öğrenmek yüksek sesle okumakla başlar. Çocuğunuz alfabenin harflerini birbirinden ayırt edebilmeli, bunları konuşma seslerine çevirebilmeli ve harflerin oluşturduğu ortak grupların nasıl telaffuz edilmeleri gerektiğine hâkim olabilmelidirler. Sonunda çocuğunuz bu aşamaları atlar ve sesleri anında içinden okur.
Öğrenme isteğini uyarmak suretiyle çocuğunuzu motive edebilirsiniz. Çocuğunuzun aktif olarak katıldığı etkinliklerde vakit geçirerek ve okulda ya da diğer yerlerde çocuğunuzun performansına basitçe ilgi göstererek öğrenmesi ve kazanması daha zor becerileri edinmede onu teşvik edebilirsiniz.
Okul çocukları da yavaş yavaş düşüncesiz bir tarzdan yansıtıcı bir öğrenme tarzına geçmeye eğilimlidir. 6 yaşındaki bir öğrenci hemen bir dikkatsiz yanıt vermeye çok yatkındır, oysa 12 yaşındaki çocuk hemen cevap vermekten kaçınarak soruyu daha çok düşünecektir.
Okul çağı boyunca çocuklar doğruyla yanlışı birbirinden ayırmayı yani ahlaki davranışları da öğrenirler.

Çocuğunuz kendi ihtiyaçlarıyla aile, okul ve toplumun ihtiyaçlarını nasıl dengelemesi gerektiğini de öğrenmektedir.
Çocuğunuzun bir görev, sorumluluk ve gerçekçi bir başarı anlayışını geliştirmesine yardımcı olabilirsiniz. Çocuğunuzun ailede daha yardımcı bir rol almasını sağlayın. Bu, masayı hazırlamak gibi makul ev işlerinin yapılmasında yardımcılık olabilir. Çocuğunuz verdiğiniz görevleri tamamladıkça, kendi yeteneklerine güveni artacak ve görev hususunda sorumluluk hissi edinecektir. Bu da, ailenin önemli bir parçası haline gelme işlemini çabuklaştıracaktır.
Ahlaki bir davranış örneği belirlemek de önemlidir. Buna ek olarak çocuğunuzun televizyon seyretmesini sınırlamak ve ne seyredeceğini belirlemek, onun vahşi ve uygunsuz cinsel davranışlara olan ilgisini minimumda tutmak iyi bir fikirdir.
Eğer ne tür bir davranışı mükafatlandırıp ne tür bir davranışı cezalandırdığınızı tutarlı bir şekilde nedenleriyle birlikte belirliyorsanız, çocuğunuz muhtemelen ahlaki hareketlere ilişkin bir iç kontrol mekanizması geliştirecektir (yani, vicdan). Dış kontrol ise daha az arzu edilir bir durumdur, çünkü bu, yakalanmak ya da ebeveynleri üzmek korkusuyla davranışı etkileyecektir.
Kendi değerlerine güvenli bir şekilde inanan çocuklar çok daha çalışkan, yaratıcı ve okulda başarılı olmak eğilimindedirler. Akranlarına uymada baskıyla direniş gösterme hususunda da daha iyidirler ki bu, akranları kendisine zarar veren davranışlara katılmasını talep ettiklerinde özellikle önem taşımaktadır.
Çocukta kendine saygı duygusunu yüksek bir şekilde uyandırabilmek için ona gerçekten önem verdiğinizi göstermeniz gereklidir. Çocuğunuz genelde iyi olmak ister ve bunu yapmada da zorlanacaktır. Çocuğunuz akranları ve “önemli” yetişkinlerin verdiği tepkiyle kendi performansını ölçecektir. Bu aşamada başarı çocuğun birtakım güçlü noktalara sahip olduğunu, bazı alanlarda ise çalışması gerektiğini kavramasına yol açacaktır. Bu oldukça faydalıdır.
Buna zıt olarak düşük seviyede gerçekleşen kendine saygı duygusu genellikle ebeveynlerin reddettiği, baskı yaptığı ya da uzak kaldığı çocuklarda ortaya çıkmaktadır. Çocuk aynı yaştaki akranlarından kendini daha aşağı görebilir ya da sorunsuz olmak için her şeyde iyi olmak zorunda olduğunu hissedebilir.
Çocuğunuzun davranışları için berrak hatlarla tanımlanmış sınırlar koyun ve bu sınırları tutarlı bir şekilde zorlayın. Her şeye izin veren

ebeveynler de çocuklarına önem vermedikleri mesajını naklediyor olabilirler. Okul çağındaki oğlunuz ya da kızınız gitgide daha bağımsızlaşmakta ama yine de içinde büyüyebileceği sıkı kılavuzluk ve tutarlı sınırlara ihtiyaç duymaktadır.
Okul öncesi dönemde çocuklar uyum sağlamama eğilimindedirler. Toplumsal kurallar onların kafalarını karıştırabilir. Okul öncesindeki dönem davranışta kararlı bir değişimi belirleyecektir. Çocuklar akranlarıyla birlikte tanımlanmaktan hoşlanırlar. Böylece de toplumsal durumları anlayabilmeye başlarlar. Kavradıkları her yeni bir toplumsal norma karşı sık sık katı bir uyumsallık gösterirler. Kaldırımdaki bir engele basmamak gibi çocuğunuzun kesin mecburiyetlerden zevk aldığı dikkatinizi çekmiş olabilir. Bu, çocuğun keyfi kurallardan kaynaklanan geçici anormalliğin bir şeklidir.
Okul yıllarının sonuna doğru pek çok çocuk toplumsal roller ve normlar hususunda daha esnek hale gelmektedirler. Evdekiler ve okuldakiler gibi çelişkili değer sistemlerini ulaştırmayı yavaş yavaş öğrenmektedirler. Uzmanlaşmanın bir zayıflık işareti olmadığını kabul ederler.
Diğer yandan okul çağının son yılları bazı katılık derecesiyle belirlenir. 11 ve 12yaşındaki öğrenciler akranları gibi giyinmek ve onlar gibi davranmakla aşın derecede ilgilidirler.
Bazen çocuğunuz okulda öğrenmeyle, akranlarla ilişkiler ya da ortak alıştırmalarla bağlantılı becerileri edinmede zorluk çekebilir. Bu zorluklar görme ya da işitmeyle ilgili çocuğun bilinmeyen sorunlarından doğabilir. Diğer zamanlarda bilinmeyen öğrenme yetersizlikleri ya da dikkat eksikliği, bozuklukları, çocuğun akranlarına yetişmesinde çocuğun yeteneksizliğine katkıda bulunuyor olabilir. Heyecansal problemler de öğrenme farklılıkları için hem bir neden hem de bir sonuç olabilir.
Oldukça zeki olsalar bile aile sorunlarıyla rahatsız edilen çocuklar okula önem vermekte güçlük çekerler. Bazen bu, bir çeşit okul fobisi şeklini alır ki bu da çocuğun okul çevresinden tam olarak faydalanmasını engelleyebilir. Bu bozuklukları sitemizde aratarak bulabilirsiniz.

Yinelenen baş ağrıları çocukluk ve gençlik dönemlerinde yaygın ancak genellikle ciddi olmayan bir sorun olmasına karşın, sürekli olarak baş ağrılarından şikâyet eden okul çağındaki çocuğun ciddi bir sorunu da olabilir. Elbette bu, 7 yaşındaki çocuğunuz gripten dolayı yüksek ateşle baş ağrısından şikâyet ediyorsa, çok ciddi bir sorunu vardır anlamına gelmemelidir. Baş ağrısı genel bir ateş semptomu olup, pek çok viral hastalıklarla bağlantılıdır.
Bununla beraber, çocuğunuz iyi olduğu zamanlarda bile baş ağrılarından şikâyetçiyse, doktorunuza danışmalısınız.
Migrenden kaynaklanan baş ağrıları çocuklarda da ortaya çıkabileceğinden, seyrek de görülse, eğer ailede migrenli bir hasta varsa, bu hastalıktan şüphelenilebilir. Çocuklarda bu tip baş ağrısı genellikle kusmak, hassas olmak ve uykuyla ilgili olabilir. Birkaç saatlik uykudan sonra iyileşir.

Bazı düzensizlikler aşırı şişmanlığa neden olabilir, fakat çocuğunuz fazla kilolu ise bunun nedeni muhtemelen yakılandan fazla kalori almasıdır. Bununla beraber, aşırı şişmanlık, hayatın ilk yılında, 5 veya 6 yaştan sonra ve delikanlılık çağında okul öncesi yıllarından daha yaygındır.
Fazla kilolu olan çocukların tümü aşırı şişman olarak değerlendirilemez. Bu çocuklar ortalama vücut hatlarından daha geniş hatlara sahiptir. Bu çocuklar tıknaz olup büyük görünürler, ancak gerçekte şişman değildirler.
Aşırı şişman çocuk rastgele bir gözlemciye şişman görünür. Aşırı şişman çocuk aslında ideal ağırlığından yüzde 20 fazla kilolu olandır.

Aşırı şişmanlık genelde birtakım faktörlerin birleşmesinden oluşur. Kalıtımın bir rol oynadığı sanılmaktadır. Eğer ebeveynlerin her ikisi de aşırı şişman ise bunların çocuğu zayıf ebeveynlerinkine nazaran daha şişman olabilir. Buna ilaveten, fazla yeme, üyeleri fazla kilolu olan ev halkında normal ağırlıkta üyeleri olan ev halkına göre daha yaygın olabilir. Egzersiz eksikliği de bir faktör olabilir. Fazla kilolu kişiler zayıf emsallerine göre daha fazla yağ hücrelerine sahip olurlar, bu da gıdayı enerjiden çok yağa dönüştürmekte bir faktör olabilir.
Eğer okul öncesi çocuğunuz aşırı şişman ise hâlâ çocuğunuzun ne yediği üzerinde kontrolünüz varken bir şeyler yapmanın zamanıdır. Çocuk bir kez büyüyüp daha bağımsız olduğunda, rejim yaptırmak çok daha zor olacaktır.
Bir doktora ya da rejim uzmanına danışmadan çocuğunuza rejim uygulamayın. Herhangi bir rejim çocuğun beslenme gereksinimlerini dikkate almalıdır. Geçici heves rejimleri tehlikelidir, düşünülmemelidir.
Tabii ki önlem tedavidir. Aşırı şişmanlığın bilincinde olmanın zamanı (özellikle de bir aile geçmişi var ise) bebeklik esnasındadır.
Bebeklik aşırı şişmanlığın yetişkin aşırı şişmanlığı ile zayıf veya az bir ilişkisi vardır, ancak ailenin yeme alışkanlıkları delikanlılığa ve yetişkinliğe uzanabilir.

Konuşma, duyma ve görüntü sorunları bir çocuğun öğrenme yeteneğini etkileyebilir. Bunların çoğu başarıyla tedavi edilebilir ya da en azından şiddeti azaltılabilir. Çoğu kez anahtar faktör erken teşhistir. Okul öncesi yıllarda keşfedilen duyusal bir sorun çoğu zaman çocuğun entelektüel gelişimi üzerinde onarılmaz etkiler yapmadan önce çözülebilir.
Bundan dolayı küçük bir çocuğun periyodik muayenelerinin görme ve duyma testleri içermesi önemlidir. Göz sorunlarıyla ilgili bir geçmişi ya da belirtisi olmayan çocuklar bile 4 yaşına kadar bir göz doktoruna gitmeliler.
Aşağıda öğrenme sorunlarına neden olabilecek bazı duyusal kusurlar açıklanmıştır.
İşitme Düzensizlikleri
Konuşmayı ve dili geliştirmek için bir kişinin duyması zorunludur. Bu nedenle çocukluğu süresince görülen hafif bir işitme kaybı veya bir kulakta işitme kaybı çocuğun dili kazanmasında negatif bir etki yapabilir. İşitme güçlüğü arttıkça öğrenme sorunu büyümektedir.
5 yaşından küçük çocukların % 4′ünün her iki kulağında da işitme güçlüğü olduğu ve % 10 kadarının da tek kulakta işitme güçlüğü olduğu tahmin ediliyor.
İşitme kaybının dört türü küçük çocuklarda bulunmaktadır. İletken işitme kaybı sesi dış kulaktan iç kulağa kadar ileten sistemdeki aksaklıklara bağlıdır. Sensorinöral işitme kaybı ise kulak salyangozuna ait kıl hücrelerinin ya da işitme sinirinin anormalliklerinin bir sonucudur. Karışık işitme kaybı, hem bir iletken ve hem de bir duyu siniri işitme kaybı olduğunda meydana gelir. Merkezi işitsel düzensizlikleri, merkezi sinir sistemindeki işitme merkezinin bir fonksiyonsuzluğunun sonucudur.
Çocuğunuz tamamıyla sağır olarak doğmuşsa sorun yaşamın ilk altı ayında şüphe uyandırabilir. Sağırlık tek taraflı ise muhtemelen çocuğunuz 12 ile 24 aylık olana kadar teşhis edilemez. Bu noktada çocuğunuz dil gelişmesini ve öğrenmenin kritik aşamalarını zaten kaçırmıştır. Bu nedenlerden dolayı, işitme kaybının üst riskinde oldukları düşünülen birçok bebek çoğu zaman yaşamın ilk altı ayında teste tabi tutulur.
Bir işitme kaybının etkilediği bir çocuğun öğrenme yeteneğinin kapsamı kaybın şiddeti ve etkilenen frekansların alanına bağlıdır. Üstelik çocuk dili gelişiminin, öğrenme ve gelecekteki eğitim başarılarının sonucu kaybın meydana geldiği yaşa ve sorunun ne kadar çabuk keşfedildiğine ve tedavinin başladığına bağlıdır.
Bazı işitme kayıpları ilaçla tedavi edilebilir. Diğerleri cerrahi uygulamayla tedavi edilebilir. Bir işitme desteği çocuğun duyduklarını yükseltir ve bu çocuğun normal olarak işlev görmesini sağlayan tek, en önemli araç sayılmaktadır.
Özel eğitimin belirli formu özellikle işitme kaybının ılımlı olduğu zaman bile, genellikle gereklidir. Eğer kayıp az ise konuşma ve dil terapisiyle sınırlanabilir. Daha ağır durumlarda, çocuğunuzun okul hayatı boyunca özel eğitim programları gerekebilir.
Son olarak işitme kaybı olan bir çocuğun ebeveyni çocuğun gelecekteki akademik başarısının önemli bir unsuru olduğunu bilmelisiniz. Çocuğunuzun duyduklarını nasıl en fazlalaştırabileceğini öğrenmeye gereksiniminiz vardır. Başkalarının dudak hareketlerinden anlam çıkarma ve işaret dili gibi teknikler yardımcı olabilir. Böyle teknikleri öğrenmek için bir kurs bulabilirsiniz.
Konuşma ve Dil Düzensizlikleri
Bazı hastalıklar, okulöncesi çocuğunuzdaki dili anlamaya ek olarak kelimeler ve cümlelerin telaffuzunun normal gelişmesine müdahale ederler. Aşağıdaki paragraflar az bir dereceden, belirlenmiş bir dereceye kadar önemli ölçüde gelişimi geciktirebilen sorunları tanımlamaktadır.
Topyekun gelişim yavaşlığının bir parçası olan ciddi bir şekilde gecikmiş konuşma ve dil gelişimi oturma, ayakta durma, yürüme ve tuvalet eğitimi gibi diğer alanlarda da yavaşlamaya yol açar. İşitme kaybı konuşma ve dil düzensizliklerinin nedeni olabilir.
Nörolojik düzensizlikler de konuşma ve dil zayıflığına yol açabilirler. Bu düzensizlikler beynin dil bölgelerine zarar verecek şekilde kas gücü ya da koordinasyonu eksikliğini içerirler.
Ebeveynler arasındaki çatışmanın yol açtığı duygusal uyarı ve dilin çevresel mahrumiyeti, ayrılık veya çocuk istismarı, dil ve konuşma düzensizliklerine katkıda bulunabilirler.
Normal telaffuzun açıkça başarılamaması, dil gelişimi, kekemelik veya çocuğunuzun konuşma ya da anlayışında diğer sapmalara ilişkin endişeleriniz varsa uygun teşhis ve özellikle tedavi için aile doktorunuzla veya bir konuşma dil uzmanıyla irtibat kurunuz. Bu aşama çocukluktaki dil ve konuşma düzensizliklerini birçok durumunda önemli ve kazançlı olabilir.
Görme Sorunları
Okul öncesi yıllar birçok görme bozukluklarının teşhis ve tedavisinde çok önemlidir. Kimisi ciddi, kimisi ise miyopluk gibi sadece öğrenme güçlüğü yaratma yeteneklerinde ciddidirler. Bu sorunlar salık verilen gözlükle kolayca giderilebilir. Okul öncesi yıllarda yakalanıldığında, basit görme sorunları bir çocuğun öğrenimi üzerinde zıt bir etkide bulunmaz.

Birçok durumda kaba ve ince motor kontrol gelişimi düzgün olarak işler. Yine de bazen bir çocuk yaşıtlarının gerisine düşer. Örneğin çocukların çoğu 12 ile 15 aylıkken yürür. Ancak 20 aylık olduğu halde yürümeyen çocuğa ne demeli? Bir terslik mi var?
Hem ince (el becerilerinde kullanılan kaslar), hem de kaba (yürümek, sıçramak ve atlamak için kullanılan daha büyük kaslar) motor fonksiyonunda çeşitli gecikmiş gelişme tipleri vardır.
Bazı ince motor fonksiyonsuzluk tipleri, bir okul öncesi çocuğun çizgi çizmesini veya resim yapmasını güçleştirir, ya da ayakkabılarını bağlamayı öğrenmesini geciktirir. Bu çocuklardan bazıları yan göz koordinasyonunda zayıflıklar gösterir. İnce motor fonksiyonsuzluğu olan bazı çocuklar bir boyalı kalemi doğru bir şekilde tutamazlar. İnce motor becerilerindeki sorunlarından dolayı bu çocuklar okula gittiklerinde sık sık güçlük çekerler.
Atlama ya da sıçramada yeteneksizlik gibi gecikmiş kaba motor becerileri olan ya da hantal çocuklar çoğu kez utangaç ve içine kapanık olurlar. Bunlar atletizm takımına daima en son seçilen çocuklardır. Sonuç olarak çoğu zaman zayıf bir görünüm geliştirirler.
Gecikmiş psikomotor gelişiminin nedeni aileden gelmekle birlikte genellikle meçhuldür.
Çocuğunuzun psikomotor gelişmesinde bir gecikmeden şüpheleniyorsanız, sorunlarınızı doktorunuza iletin. Bir sorun olup olmadığını saptayabilen testler vardır.
Motor becerilerinde bir gecikme varsa, çocuğunuzun kendine saygısında önemli bir kaybı olur. Ebeveyn olarak onun gelişimini sabırla izleyerek ve anlayarak çocuğunuzun kendine saygı duygusunu korumanıza gerek vardır. Eğer sabırsızsanız, eninde sonunda “yetişse” bile çocuğunuzun kendine güveni zarar görür.

Zaman zaman bir kemiğin kırılması veya bir kasın gerilmesi dışında, çocukların çoğunun kaslar, kemikler ve eklemleriyle ilgili ciddi sorunları olmaz.
Yine de çok sayıdaki gelişme modelleri, okul öncesi yaştaki çocuklarda görülebilir.
Düztabanlık ya da içe basma gösteren parmaklı ayak durumu, bacak çarpıklığı ve yay bacaklılık, çoğu çocuğun bacak gelişiminin normalde izlenen örnekleri süresince geçirdiği aşamalardır. Örneğin, bebeklerin ayak parmakları içeriye doğru bükülmeye eğilim gösterir, ayakların düztaban olduğu görülür. Bunun nedeni, şişman bebeklerin çokluğudur. Ne var ki çocuk zayıfladıkça kemerler 5 yaşına kadar belirginleşir.
Benzer şekilde bacaklar, doğumdan yaklaşık 2 yaşına kadar geçen süre içerisinde alışıldığı üzere yavaşça eğilir. Daha sonra yeni yürümeye başlayan çocuğun bacakları çoğu zaman zıt yönde haddinden fazla eğilir ve 3 yaşına kadar çarpık bacaklı bir görünüm verir. Normalde bacaklar 7 yaşına kadar düzelir.
Bu değişmeler okul çağı süresince devam etse bile, nadiren tedaviye ihtiyaç gösterir. Genellikle onların nedeni hastalık değildir.
Düztabanlık
Kemerler belirgin değilse çocuğunuzun ayakları düztabandır. Şişmanlıkları ayaklarını düztaban gösteren bebeklerin düztabanlıkları için endişelenmeye gerek yoktur. Bununla birlikte kemerler 5 yaşa kadar ayırt edilemiyorsa, çocuğun ya esnek ya da sabit düztabanlığı olabilir.
Esnek düztabanlık sadece çocuk ayakta dururken belli olur. Parmak uçlarına basarken ya da ayak herhangi bir ağırlık taşımıyorsa kemerler yeniden ortaya çıkar. Esnek düztabanlık, soyaçekime yönelimli olup Yahudi ve zenciler arasında daha çok yaygındır. Ayaklar hareketli olup acı duymaz ve mükemmel bir kas gücüne sahiptir. Esnek düztabanlığı olan çocuklar aynı zamanda içeriye doğru kıvrılan ayak parmakları olmaya eğilim gösterirler.
Esnek düztabanlık genellikle tedavi gerektirmez. Bununla birlikte, ayaklar aşırı derecede düz taban olursa, çocuğunuzun doktoru sıkı bir ayakkabı içerisinde bir kemer desteği salık verebilir. Bu, ayağı düzeltmemekle birlikte ayağı germeden uzun yürüyüşlere izin verir.
Sabit ya da katı düztabanlık doğuştan kemik bozukluğuyla meydana geldiğinden daha büyük bir soruna yol açar. Çocuğunuzun doktoru durumun bu olup olmadığını anlamak için röntgen kullanacaktır. Sorun özel ayakkabıyla giderilemiyorsa bir ameliyat, sorunun çözümü için uygun olabilir.
İçe basma gösteren ayak parmağı
İçe basma gösteren ayak parmağında, parmaklar içeriye doğru bükülmüştür. Yeni doğan bebeklerin çoğu bu çeşit ayak parmaklı olup rahimdeki fetüse ait pozisyonlarından kalma bir durum arz ederler. Genellikle ayak parmakları içeriye doğru, sivri uçlu bir şekilde kıvrılmış olarak uyurlar. Daha sonra yürümeye başladıklarında ayaklan çoğu zaman dengelerini korumak ve düztabanlık, yay bacaklar ve çarpık bacaklar gibi durumları telafi etmek için içeriye doğru döner.
Bu koşul genellikle 5 yaşına kadar kendi kendine ortadan kalkar. Devam ettiği takdirde doktorunuz, çocuğunuzun ayakta duruşunu ve yürüyüşünü izler ve aynı zamanda röntgen çekebilir. Doktor; uyluk, incik, topuk kemiklerini yada ayağın içeriye doğru döndüğü doğuştan kemik bozuklukları gibi içe basma gösteren ayak parmağına yol açan hastalıkların mevcudiyetini kontrol eder. (Nadiren, beyin felci buna neden olur).
İçeriye kıvrılmış ayaklar üzerinde oturmak ya da uyumak gibi bir yer değiştirme, şekil bozukluğuna neden olmaz, ancak sorunu sürdürebilir. Bebeğinizin ayağı esnekse, germe hareketleri tavsiye edilebilir. Ayak sabitse bir kalıp gerektirebilir.
Çocuğunuzun, ayak parmakları ileriye doğru düz bir şekilde uzatılmış ve hafifçe dışarıya dönmüş olduğu halde oturmasını ve yürümesini teşvik ediniz. Çocuğunuzu dizleri bir arada ve alt bacakları yere düz olarak ve dışarıyı gösterecek şekilde değil, bağdaş kurdurarak oturtunuz. İçe basma gösteren ayak parmağının ciddi durumları, özel ayakkabılar ya da gece giydirilen aralarında bir demir çubuk bulunan bir çift ayakkabıdan oluşan bir kalıp gerektirir.
Temel bir yapısal bozukluk, ayakları, kalıp ve daha sonra ortopedik ayakkabılar içine koyarak tedavi edilebilir. Bu önlemler yararlı olmazsa, bir ameliyat gerekebilir, ancak genellikle çocuk 9 yaşına gelmeden önce yapılmaz.
Çarpık bacaklar
Çarpık bacaklı bir çocuk, ayakta dururken dizler, birbirine değer, ancak topuklar değmez. Çarpık bacaklar kızlarda, erkeklerden daha çok görülür. Bunun nedeni, bir ölçüde kızların kalça bölgesinin daha geniş olmasıdır. Aynı zamanda, gelişen kemikleri ve eklemleri ağırlıklarını taşımakta zorlanan kilolu çocuklarda daha sık görülür.
Çarpık bacak görünümü 4 yaşından sonra da sürebilir, ancak çocukların pek çoğunun bacakları 7 yaşına kadar düzelir. Bacaklar düzelmez veya durum çocuğunuz okul yaşına geldikten sonra da gelişmeyi sürdürürse doktor, çarpık bacaklara neden olan ve gençlerde görülen romatizma arteriti, raşitizm ve enfeksiyonlar gibi diz eklemi hastalıklarını bertaraf eder. Önemsenmemiş bir yara ya da bir gelişim sorunu, simetrik olmayan bacak çarpıklarına yol açabilir. Doktor, dizler birbirlerine değerken topuklar arasındaki uzaklığı ölçer ve durumun ciddiyetini saptamak için röntgen kullanır.
Çarpık bacaklar, özellikle çocuğun ailesinden geldiği zaman yaygındır. Birçok durumda bacaklar, çocuk büyüdükçe düzelme gösterir. Bu nedenle tedavi nadiren gerekir.
Ağırlık, ayağın ve topuğun iç kenarına düştüğünden, çarpık bacaklı çocuklarda çoğu zaman düztabanlık vardır. Çocuk kiloluysa bu durum ayağı zorlayabilir ve zayıf ayağı rahatlatmak ve ayakkabının iç sınırının giyilmesini engellemek için bir kemer desteği gerektirebilir. Ciddi bacak çarpıklıkları, gece giyilen desteklerle de tedavi edilebilir. Bazı durumlarda ameliyat gerekebilir, ancak bu dizlerin kendi kendilerine düzeltmesine fırsat verilmeden yapılmamalıdır. Bu süre kızlar için 10, erkekler için 12 yaşından sonrasına kadar olan, gelişme tamamlanmadan önceki dönemdir.
Yay Bacaklar
Topuklar birbirine dokunduğu zaman eğilmemiş dizler birbirine dokunmazsa bacaklar eğilmiş sayılır. Rahimin engellenmiş boşluğunda ceninin bacaklarını birbirlerinin üzerine katlama biçimi nedeniyle bacaklar doğuştan normalde eğiktir. Bacaklar çoğu zaman 2 yıla kadar katlanmış kalır. Eğik bacaklar aynen kalır ya da 3 yaşından sonra daha da kötüleşirse çocuğunuzun doktoru tarafından muayene edilmelidir.
Doktor, topuklar birbirine dokunduğunda çocuğunuzun dizleri arasındaki uzaklığı ölçer ve eğikliğin derecesini saptamak için röntgen kullanır. Bazen çocuğun bacaklarının üzerindeki ağırlığın dağılımından dolayı, bacaklar eğik gözükürler. Bir bacak diğerinden daha eğik olduğunda bu, bir yara ya da bir gelişim sorununun sonucu olabilir. Sürekli eğilen bacaklar genellikle 8 yaşına kadar tedavi olmaksızın düzelirler. Ara sıra doktorlar gece desteklerini tavsiye ederler. Cerrahi müdahaleyle düzeltme, geleneksel önlemler başarılı olamadığı zaman bir olanaktır.
Ender durumlarda yay bacaklarının nedeni raşitizm veya Blount hastalığı gibi düzensizliklerdir. Blount hastalığında, incik kemiği, dizin altında kavis çizer ve güvenli bir şekilde dizin içine sokulmaz. Diz eklemindeki ciddi sorunlar gelişebilir. Bu hastalık aşırı kilolu veya kısa boylu ya da erken yaşta yürüyen çocuklarda daha sık görülür. Kızlarda, erkeklerden daha yaygındır. İncik kemiğinin üst kısmında yapılan bir ameliyatla düzeltilebilir.

Okul öncesi çocuk, kendisini çeşitli şekillerde gösteren doğal bir cinsel meraka sahiptir.
Doğumdan itibaren erkekler ereksiyon haline geçebilir ve kızlar da yeni doğduklarında vajinalarından sıvı gelebilir. İlk doğum gününe gelindiğinde tüm çocukların üçte birinin genital bölgelerine önem verdikleri gözlenmiştir: Erkekler ve kızlar cinsel organlarını okşarlar. 2-5 yaşları arasında ise erkeklerin yarısı, kızların da üçte biri mastürbasyon yapmaktadır.
Ara sıra yapılan mastürbasyon normal olup, bunda endişelenecek bir şey yoktur. Sadece iyi hissettiğinden kız ya erkek olsun çocuk kendini uyarmaktadır. Bazı çocuklar ise sadece mutsuz olduklarından ya da ailelerinin bundan hoşlanmadığını bildiklerinden mastürbasyon yapmaktadır.
Eğer çocuğunuz mastürbasyon yapıyorsa, ona kızmayın. Mastürbasyon, çocuğunuz büyüyünce ya bir kadın düşkünü ya da bir anormal olacak anlamına gelmemektedir. Fiziksel açıdan zararsız olup, ebeveynlerden biri buna karşı çıkıp, seksin pis ve korkunç bir şey olduğunu ifade etmedikçe, herhangi bir problem yaratmayacaktır.
Bir çocuğun mastürbasyon yapmasını engellemek imkânsız olduğuna göre, en iyisi kabul etmektir. Yine de, odasının mahremiyetinde mastürbasyon yapmasının bir sakıncası bulunmadığı, ancak diğer alanlarda bu işlemi yapmaması gerektiğini çocuk bilmelidir. Eğer çocuğunuz bir oyun alanının tam ortasında mastürbasyon yapmaya başlarsa onu oradan çıkartın. Eğer bunu yapamazsanız, bu işin sadece yatak odası ya da banyonun mahremiyetinde yapıldığını ona hatırlatın.
Çocuğun kendi kendisini uyarmasına ek olarak, okul öncesi pek çok öğrencinin annesinin göğüslerine ya da babasının penisine dokunmak isteyebilir, çünkü ebeveynlerinin vücutlarına hayrandırlar. Aynı çocuk komşunun çocuğuyla yarı çıplak olarak “doktorculuk” oynarken bulunabilir.
Bu davranışlar normaldir. Şaşkınlık ya da kızgınlık göstermekten kaçının. Bunun yerine bazı faaliyetlerin kişisel olduğunu vurgulayın ve çocuğun kendi kendisine dokunmasının normal olmasına karşın, bir doktorun muayene ettiği şekilde yani özel durumlar haricinde, diğerlerinin hatta arkadaşlarının dokunmasının doğru olmayacağını ifade edin. Daha sonra da bu kuralın, çocuklara olduğu kadar yetişkinler için de aynı olduğuna işaret edin.

Uyku saatinde kontrolsüz şekilde ağlama, geceleri sık sık uykudan uyanma ve yataktan çıkma ve anne babanın yatağına girmek isteme, okul öncesi çağındaki çocuklarda sıkça rastlanan uyku problemlerindendir.
Eğer çocuğunuzun uyku sorunları varsa, yalnız değilsiniz. Bu anne ve babaların sıklıkla şikâyetçi olduğu bir problemdir. Problemin geçici olup olmadığı veya arada bir meydana gelip gelmediği ya da aylardır sorun olduğuna bakılmaksızın, geceleri uyanan ve anne babalarını da uyandıran çocuklar, huysuz bir çocuk probleminin yanı sıra, anne ve babalarının da yorgun bir gece geçirmesine neden olurlar.
Çocuğun kaç yaşında olduğuna bağlı olarak nedenler çok çeşitlidir.
Eğer çocuğunuz 12 ila 24 aylık ise ve sürekli gece uykusu problemleri varsa, onun bu problemlerine siz de katkıda bulunuyor olabilirsiniz. 4 aylıktan daha büyük çoğu bebekler, geceleri birkaç kez uyanırlar ve sonra kendiliğinden tekrar uykuya dalarlar. Bununla beraber, eğer bebek geceleri her uyanışında ve ağlayışında anne ve babasının odasına koşacağını öğrenmişse, ister istemez tekrar uykuya dalmak için anne ve babasına gereksinim duyacaktır. Aslında çocuk geceleri ağlayarak bir çeşit terbiye kazanmaktadır.
Çocuğunuzun uyku alışkanlıkları kazanmasında kaçınmanız gereken noktalar şunlardır. Çocuğu uyutmak için avutmak ya da biberon gibi bir şey vermek, onunla aynı odada uyumak, uyuması için kucakta sallamak, gece yarısı onunla oyunlar oynamak, gündüzleri çocuğun toplam 3 saatten fazla uyumasına izin vermek, geceleri bezini değiştirmek.
Daha sonra, gece kendi yatağına gitmek istemeyen veya gece yarısı uykudan uyanan çocuklar için aşağıdakileri deneyin. Her ne kadar bu yaklaşımınız sizi bir süre uykusuz bırakırsa da, sonunda (genellikle 2 hafta içinde) problemi çözmenize yardımcı olacaktır.
1. Çocuğunuzu yatağına uyanık olarak yatırın. Ona “iyi geceler” deyin ve ısrarlarına rağmen odayı terk edin.
2. Bebeğiniz ağlamaya başlayınca hemen odasına koşmayın. Çocuğu kontrol etmeden önce 15-20 dakika bekleyin. Daha sonra, odada bir dakikadan daha az bir süre kalın. Işığı açmayın ve çocuğu kucağınıza almayın; basit bir şekilde, her şeyin yolunda olduğu ve o anın uyuma saati olduğunu ona söyleyin.
Bebeğiniz ilk gece belki bir saat süreyle ağlayacaktır, ancak bu yöntem kullanılmaya devam ettiğinde ağlama süresi genellikle her gece biraz daha azalacaktır. Bazı çocuklar geceleri ağlamayı huy edinmemişlerdir, korktukları için yataklarına dönmeyi reddederler; ya da geceleri korkuyla uyanırlar.
Eğer bebeğinizin ağlaması basit bir ağlamadan çok korkulu bir feryat halinde ise, derhal bebeğinizin yanına koşmanız gerekir. Sizin yüzünüzü görmek, bebeğinizi rahatlatacaktır. Böyle bir durumda, bebeğinizi sakinleştirdikten sonra da yatağının başucunda bir süre oturmanız gerekir. Bu esnada onunla oyun oynamamalı ya da konuşmamalısınız. Bebeğinizin bu anı sanki bir oyun zamanı gibi algılamasına izin vermeyin.
Daha büyük okul öncesi çağı çocukları ayrıca çoğunlukla uykularını bölen kâbus ya da korkulu rüyalar görürler. Bu durumda da çocuğunuzu sakinleştirin. Onunla oynaşmayın, sabırsız davranmayın ya da onunla korktuğu şeyi tartışmayın. Odasının kapısını açık bırakmak veya bir gece lambası kullanmak yararlı olabilir.
Eğer çocuğunuz gece sizin yatağınıza girmek istiyorsa, yumuşak, fakat kararlı bir şekilde onu kendi yatağına götürün. Böyle bir yaklaşım uzun dönemde hem çocuk, hem de anne baba için en yararlı olan terbiye şeklidir.

SAYFA 1 12»