Sinir bozukluğu, baş ağrısı, cilt kanseri, felç… Güneş ve sıcağın kötü etkilerini sayan uzmanlar sadece deniz kenarında değil şehir içinde de koruyucuları kullanmamız gerektiğini söylüyor; “Su ve tuzlu ayran için, dar giysiler giymeyin, şapka takın” diyorlar

sağlık / AYŞEGÜL AYDOĞAN

Bronzlaşma sevdası, bir an önce yanık tene kavuşma telaşı daha yaz gelmeden başlar. Ancak cildinizin rengi koyulaşırken beraberinde getirdiği riskleri yeterince biliyor musunuz?
Uzmanlar bronzlaşmayı cildin savunma mekanizması olarak nitelendiriyor. Bronzlaşma için cildin kendi kendini koruması demek yanlış değil. Önce ciltte kalınlaşma oluyor, sonra deri korunmak için daha fazla renk maddesi üretiyor, koyulaşmaya başlıyor.

“Sarışınlar, çilliler ve benliler daha çok zarar görürler”
Güneş koruyucularının şehir içinde mayıs ayından itibaren kullanılmaya başlanması gerektiğini belirten Dermatolog Dr. Nahide Onsun, bu alışkanlığın çocuk yaştan itibaren kazanılmasının şart olduğunu söylüyor. Cilt kanserlerinin yıllar sonundaki birikimle ortaya çıktığını vurgulayan Onsun, sözlerini şöyle sürdürüyor:
“Çocuk yaştan itibaren güneşlenmeye başlıyoruz, sokakta, parkta, bahçede deniz kenarında derken bunlar zaman içinde güneşin uzun vadeli etkilerine neden oluyor. Cilt kanserleri genellikle 40′lı yaşlardan sonra ortaya çıkıyor. Çilliler, sarışın-mavi gözlü olanlar, güneşte her zaman kızarıp yanan ama bronzlaşamayanlar, çok fazla beni olanlar risk grubunu oluşturuyor. Normalde benli olmak güneşten daha fazla etkilendiğini ve zarar gördüğünü gösteren bir işarettir. Güneşle birlikte ben ve çiller artabilir. Deri rengi koyulaştıkça güneşten etkilenmenin de şiddeti azalır ama yine de güneş koruyucu mutlaka sürülmeli.”

“Baş ağrısı, bayılma, burun kanaması ve kramp olabilir”
En iyi şemsiyenin bile yüzde 70′ten fazla korumadığını da belirten Onsun “Yansıyan ışınları da unutmamak lazım. Saat 11.00-16.00 arasında şemsiye altında bile olsa dışarıya çıkılmamalı. Havuzda, denizdeyken koruyucular sürülmüyor. Oysa özellikle sürülmeli çünkü güneş ışınlarının etkisine iki kat daha fazla maruz kalınıyor. Bu gibi yerlerde vücut hem dibe geleni hem de yukarı yansıyanı alıyor. Tekne gezilerinde özellikle dikkat edilmeli. Yürürken, voleybol oynarken güneş her zaman her yere ulaşır” diyor.
Yaz aylarında en çok görülen sağlık sorunlarından olan sıcak çarpmalarının hafife alınmaması konusunda uyaran International Hospital Enfeksiyon Hastalıkları uzmanı Dr. Leyla Dilek Mamçu, özellikle yaşlılar, çocuklar, alkol kullananlar, hipertansiyon, şeker, kanser hastaları ve şişmanlar için sıcak çarpmasının daha ağır bir risk yarattığını vurguluyor. Mamçu bunların dışında yüksek tansiyonu olanların, kalp ilaçları kullananların da risk altında olduğunu belirterek “Bu yıl biraz endişeliyim. İnsanlar güneşe hasret kaldılar, bu nedenle de kendilerini korumasızca deniz kenarlarına atmasınlar” diye uyarıyor.
Mamçu güneşin zararlı etkilerini şöyle anlatıyor: “Sıcak havalarda vücudumuzda ilk tepki olarak ısıyı atabilmek için kan damarları genişler. Terleyerek de vücudumuz sıvı kaybeder. Eğer bunlar çıkamazsa, bir şekilde vücudumuzda kalıcı olurlarsa kalpte atım hızı arttar. Yine aynı şekilde kanın içinde elektrolit dediğimiz sodyum, potasyum gibi maddelerin oranı değişir. Bu değişiklikler özellikle kalp, akciğer ve tansiyon hastaları ile idrar söktürücü ilaç kullananlarda aniden bayılma, şiddetli baş ağrısı veya burun kanamasıyla ortaya çıkabilir. Hastada ayrıca şiddetli bir halsizlik, yorgunluk ve bacak krampları oluşabilir.”

“Uzun süre sıcakta kalanlar felç tehlikesi ile karşı karşıya”
Mamçu tüm tehlikeler arasındaki en ağırının inme-felç riski olduğunu belirtiyor ve devam ediyor: “Uzun zaman sıcakta kalıp şapka giymemek, ayran, su içmemek gibi tedbir almayan kişiler için felç büyük bir risktir. Vücut ısısı artıyorsa işte o zaman problem başlar. Bu kişilerde cilt kurur, kızarıklıklar görülür. Yaygın olarak bilinci değişir, ateşi 40 derecenin üzerine çıkar. Beyin bulanıklığıyla beraber kişilik değişiklikleri başlar, anormal, saçma sapan konuşmalar, saldırganlık görülür. Bu kişilere acil olarak müdahale edilmezse ve beyin hasarı artık başlarsa (beyindeki ısı artışıyla proteinlerin bozulması) olay geri dönülmez safhaya kadar gelir. Sıcak çarpmasının en ileri safhası sıcak felci ya da sıcaklık inmesi dediğimiz bu durumdur.”

“Sıcaklar sinirleri bozuyor, saldırganlığı artırıyor”
Dr. Leyla Dilek Mamçu özellikle yaşlıları, çocukları, şişmanları, alkol alanları, panik hastalığı olanları, kalp ve tansiyon hastalarını çok sıcak saatlerde dışarı çıkmamaları konusunda uyarıyor. “Eğer çıkmaları gerekiyorsa mutlaka şapka takmalı, sık sık su tüketmeli, tuzlu ayran içmeli” diyor Mamçu: “Sıcağın altında aşırı aktivite ve egzersiz de son derece sakıncalı. Sık sık serin bir ortama girip dinlenmek şart. Giysiler tek kat ve pamuklu, ter emici nitelikte olmalı. Dar giysiler giyilmemeli, giysilerde açık renk tercih edilmeli. Çocuklar kapalı arabalarda bırakılmamalı. Aksi halde su kaybından, sıcak çarpmasından bir saatte bile kaybediliyor.”
Mamçu’nun verdiği bilgiye göre sıcak ayrıca beyindeki bazı kimyasalların çalışmasını da olumsuz etkiliyor. Bunun sonucunda kişilik değişiklikleri ve sinirlilik ortaya çıkıyor.
Memorial Hastanesi Dermatoloji Bölümü’nden Dr. Hasibe Özkılıç ise Dünya Sağlık Örgütü’nün, 46. kuzey ile 46. güney paralelleri arasında yaşayan beyaz ırktan insanlara yaz aylarında 08.00 - 17.00, kış aylarında 10.00 - 15.00 saatleri arasında güneş ışığından tam olarak korunmayı önerdiğine işaret ediyor. Erken cilt yıpranmasının en önemli nedeni olan güneş ışınlarına uzun süreli ve tekrarlayan şekilde maruz kalınmasıyla son 50 yılda cilt kanserlerinin görülme sıklığının da arttığını belirtiyor. Özkılıç, 0-18 yaş arasında güneş ışığından
tam olarak korunmuş çocuklarda deri kanserlerinin oranının yüzde 98 azaldığının kanıtlandığını söylüyor.

Aşırı terlemeye karşı botox

Acıbadem Hastanesi Bakırköy Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Sadiye Tanyeri, bazı kişilerde ter bezlerinin aşırı çalışmasına bağlı olarak terlemenin özel ve sosyal yaşamı olumsuz etkilediğini vurguluyor. Tanyeri bu kişilerde, özellikle stresli durumlarda ter salgılarının hiçbir aktivite yapmasalar dahi arttığını söylüyor. Sıklıkla estetik uygulamalardan adını duyduğumuz botox uygulamasının son yıllarda aşırı terlemenin tedavisinde de kullanıldığını belirten Tanyeri, şu bilgileri veriyor: “Botox, uygulandığı yerde sinir uçlarında sinir iletisini geçici olarak bloke eder. Bu yolla aşırı terlemenin durdurulmasını sağlar. İlaç; koltuk altı, el ve ayaklara bölge uyuşturulduktan sonra yüzeysel enjekte edilir. 2-5 gün içinde etkisini gösterir ve 5-7 ay boyunca etkinliğini korur.”

Bir insan bir yüzde çekicilik hissediyorsa bunun nedeni yüzde bulunan çocuksu ifadedir

DR. SERDAR EREN

Geçen hafta güzelliğin, izleyenin beyninde oluşan bir olgu olduğuna değinmiştim. Şimdi biraz daha ileri giderek güzelliğin aslında karşı tarafta uyandırdığı içgüdülerle de bağlantılı olduğunu anlatacağım.
Cinsel dürtüler veya koruma içgüdüsü güzelliğin algılanmasına nasıl yardımcı oluyor?
Erkekler için kadının cinselliği de güzelliğin algılanışında önemli bir rol oynar. Bir erkeğin bir kadını güzel bulması sadece kadının orantılarının simetrisine değil, fiziksel faktörlerin erkeğin potansiyel cinsi içgüdülerini telkin edip etmemesine de bağlıdır. Erkekte cinsel dürtülerle uyanan nefsi duygular estetik hislere transfer edilir ve erkeğin kadını güzel veya çekici bulmasına sebep olur.

Erkekler bazı kadınları eşe değil anneye benzetirler
Diğer bir önemli unsur da güzelliğin çocukla olan ilişkisidir… Bir insan bir yüzde çekicilik hissediyorsa bunun nedeni yüzde bulunan çocuksu ifadedir.
İçgüdüsel olarak herkes çocuksu bir yüzün çekiciliğini hisseder. Çocuksu bir yüze bakış otomatikman koruma hissine bağlı olan duyguları uyandırır. Koruma içgüdüsünde, sempatiyi ve şefkati oluşturan sinyaller vardır. Bunlar nelerdir? Küçük çocukta bu sinyaller kafadadır. Yuvarlaklık ve dolgunluk, çıkık alın, dolgun yanaklar ve yukarı kalkık bir burun. Bütün bunlar çocuksu karakteristiklerdir ve koruma hissini harekete geçirir. Bir çocuğun yüzü, saf bir pırıltının, sevecenliğin, dürüstlüğün ve incinebilirliğin çağrışımını yapmaktadır.
Öbür taraftan yetişkinlerde bu tepkileri izleyemeyiz. Yetişkin insanda yaşlandıkça yüz değişir. Kafa daha düz, alın daha az çıkık, burun daha uzun ve yanaklar düşüktür. Sevimli çocuksu simalarını kaybetmiştir. Koruma içgüdüsü oluşturmamaktadır. Çocuklarla karşılaştırıldığında, yetişkinlerde yuvarlaklığın yerine köşelerin ve kırışıklıkların geldiği göze çarpmaktadır. Desinatörler ve sanatçılar bu teoriyi yeteri kadar tanır ve bazen sanatlarında da dile getirir.
Eğer iki cinsi karşılaştıracak olursak kadınların erkeklere göre yuvarlaklıklarını kaybetmediklerini görürüz. Bu nedenle iyi bir plastik cerrah, yaptığı müdahale ile bir bebekte ilgi, şefkat ve koruma oluşturan belirginlikleri en uygun şekle getirmeye gayret göstermelidir. Yani yumuşaklık, yuvarlaklık ve incelik…
Kısaca tekrarlayacak olursak, güzelliğin imajı için genel olarak yetişkin bir yüzde çocuksu simaların görünmesi önemlidir. Brigitte Bardot’nun bazı çocuksu simalarının oluşturduğu duygular özellikle meşhur şımarık çocuksu somurtması tarafından daha da kuvvetlendirilmiştir. Aynı şekilde bilinen diğer örneklerse Marilyn Monroe ve Audrey Hepburn’ün çocuksu yüz ifadeleridir. Hatta Marilyn Monroe’nun kendisini bilinçli olarak daha nasıl derli toplu olunacağını bilmeyen küçük kız imajını bırakmak için dağınık bir görünüm yarattığı söylenmektedir. Bazen uzun saatler sonra berberden çıkıp yeni oyun oynamaktan gelen, saçları karışık olan bir küçük kız intibaını bırakmak için hemen saçlarını dağıtmıştır.
Çocuksu görünümü olmayan ve erkeklere baskı yapmak arzusunda olan kadınlara karşı erkeklerin koruma hisleri yoktur ve bu tür kadınları eşlerine değil de daha çok annelerine benzetirler.

Kadınlar çocuksu davranışı hep ön plana çıkarırlar
Güzellikleriyle erkeklerden daha çok ilgilenen kadınlar, çocuksu davranışlarını bilinçli veya bilinçsiz olarak ön plana çıkarırlar. Bilinçli veya bilinçsiz olarak utangaçlar, hassaslar, kuvvetsizler, suçsuzlar, saflar, cahiller, atılganlar, meraklılar vs. Bazı kadınlar koruma içgüdüsünü provoke etmek için zayıf noktalarını bile ortaya koyarlar. Aslında kadınların zayıf gibi görünen yönleri en kuvvetli yanlarıdır. Bütün bunlar erkekleri tam olarak kalplerinden vurmak içindir. Napolyon demişti ki, “Kadınların iki silahı, fondötenleri ve küçük çaresiz bir çocuğun göz yaşlarıdır.”
Her şahıs her zaman çocuksu simaları ön plana çıkarabilir. Şayet bu özelliklere sahip değilse, kozmetik cerrahi sayesinde de sahip olabilir.
Eninde sonunda güzel olma isteği kişinin güzelliğinden dolayı hayran kalınma isteğinden değil de daha ziyade güzelliğinden dolayı sevilme isteğinden oluşmaktadır. Estetik ve güzelliğe düşkün olanların bu davranışları ile verdikleri mesaj aslında sevilme isteğidir. “Herkes çocukları seviyor ve onları korumak istiyor. Daha çok sevilmek için çocuklar gibi olmak isteyen birisi kritik edilir mi?”

Tüm hastaneler bir numarada
Türkiye’nin bütün hastanelerinin telefonları 444 0 911 numarası altında birleşti. Türkiye’nin her yerinden ulaşılabilen bu numarayı aradığınızda, size en yakındaki ambulans, olay yerine gönderiliyor. Numarayı cep telefonunuzdan aramak için bulunduğunuz şehrin alan kodunu başına eklemeniz yeterli. Örneğin Ankara’da yaşıyorsanız, 0312 444 0 911′i çevireceksiniz. Sabit hatlardan arama yaptığınızda ise alan kodu çevirmenize gerek yok.
10 günde ücretsiz Vipassana öğrenin
En eski meditasyon tekniği olan ve zihinsel gerilimi azaltan Vipassana eğitiminin üçüncüsü, bu yıl Şile’de verilecek. Gerilim ve problemlerle baş etmeyi sağlayan bir zihin arındırma yöntemi olan Vipassana’yı Hint asıllı
S. N. Goenka pek çok ülkede binlerce kişiye öğretiyor. Öğrencileri de bu teknik konusunda kurslar veriyor. 17-28 Kasım’da, Şile’de gerçekleştirilecek kurs için ücret talep edilmiyor. İngilizce verilen 10 günlük kursa katılım 100 kişiyle sınırlı.

Hayat daha uzun, “güzel” olsun isteniyor. Nasıl modern tıbbın yaşama daha fazla seneler verdiği biliniyorsa, estetik cerrahinin de bu senelere yaşam verdiği aşikar

estetik bakış / SERDAR EREN

Hayatımızdaki öncelikleri sıralarken pek çoğumuz için güzellik; sağlık ve mutluluk gibi kavramlardan sonra gelir. Aslında bugüne kadar güzelliğin yeterince açık ve net bir tarifi de yapılamamıştır.
Pek çok kişiye güzelliği nasıl tarif edersiniz diye sorabiliriz. Göreceksiniz ki herkes güzelliği farklı şekilde tanımlayacak ve bunların hiçbiri bizi tam olarak tatmin etmeyecektir.
Eskiden beri bize güzelliğin oranla, dengeyle ve simetriyle alakadar olduğu anlatılmaya çalışılır hep. Güzellik bize keyif veren, hayran kaldığımız formların ve oranların bir kombinasyonudur. Güzellik kalıp ve hacim arasında bir dengedir. Bu tanımların hepsinde de doğruluk payı var.
Güzellik herkese göre değişen tamamen psikolojik bir bakış açısıdır.
Güzellik sonuçta gözlerimize keyif veren, içimizde estetik bir his ve hayranlık oluşturan bir duygudur. Hatta güzelliğin bir görsel fenomen olduğunu da iddia edebilirim.
Bir kişinin karakteri ve ruh güzelliği yüzüne yansır
Fakat anlaşılması gereken en önemli şey güzelliğin tek başına değil, aslında ona bakan kişinin gözünde ve zihninde var olduğudur. Bir şey bir insanın hoşuna giderse, o şey o insan için güzeldir.
Bana kalırsa, “Güzellik insanı sevindiren bir şeydir ama bir insanı sevindiren başka bir insanı da sevindirecek” diye bir kural yoktur. Güzellik tamamen bireysel bir histir. İşte bu anlayış estetik ameliyat yaptırmayı düşünen kişiler tarafından çok net bir şekilde kabul edilmelidir.
Güzellik kavramı sadece yüz, ses, vücut veya zarif görünüm için geçerli değildir. İnsanlar karakterleriyle, sevinç hissi duyabilme, sağlayabilme ve sevebilme kabiliyetleriyle de güzeldir.
Bir insanın yüzü hoşumuza giderse bu insanın bize ifade ettiği duygu hoşumuza gidiyordur. Kişinin karakteri ve ruh güzelliği yüz güzelliğine yansır. Güzelliği tarif etmenin birçok yolu vardır ve bunlar birçok kez cazibe ile benzer tanımlardır. Cazibe ile güzellik arasındaki fark ise cazibenin sonsuzluğudur. Oysa güzellik geçicidir. İngilizcede bunu anlatan bir deyim de vardır: “Charm last! Beauty blast”. Sonuç olarak tüm bu irdelemelerden sonra, bir insanın güzel olup olmadığına karar verirken görsel faktörlerin aslında hiçbir önemi olmadığı, ilk başta o kişiyle kafa olarak özdeşleşmek ama asıl kalbini ve iç güzelliğini sevmek gerektiği kanaatine varıyoruz. Yani, güzelliğe sadece göz karar vermiyor, kafa ve kalp de karar veriyor.
Güzelliği korumak yaşam kalitesini yükseltmek demek
Güzellik kadınların erkeklere hazırladığı bir tuzak değildir. Aslında toplumda ve ailede daha iyi kabul edilmek için beğenilme isteğidir. Son 10 yılda büyük gelişmeler olmasına rağmen hayat şartlarının erkeklerden ziyade kadınlar için daha sert olduğunu kabul etmek gerekir. Kızılderililerin savaş esnasında boyanmaları gibi makyaj da kadında güven duygusu yaratır. “Acaba neden güzel olmamız gerekiyor?” sorusunun cevabının gurur, hak, hayran kalınma isteği ve başkalarından üstün olma isteği olduğu söylenir. Aslında güzel olma isteği kişinin güzelliğinden dolayı hayran kalınma isteğinden değil, daha ziyade güzelliğinden dolayı sevilme isteğinden kaynaklanmaktadır. Kaderine razı olmayıp onu değiştirmeye çabalayan tek varlık insandır. Güzelliği korumak demek hayatı güzelleştirmek için yaşam kalitesini yükseltmek demektir. Medeniyetin her alanda gelişmesi yaşam süresini uzatmıştır. Ama sadece uzun yaşamanın da yetmediğini görüyoruz. Yaşam kalitesinin de aynı şekilde korunması gerekiyor. Hayat daha uzun, “güzel” olsun isteniyor. Nasıl modern tıbbın yaşama daha fazla seneler verdiği biliniyorsa, estetik cerrahinin de bu senelere yaşam verdiği aşikar.
Herkesin bildiği gibi güzellik sonsuz değil. Ama aynı zamanda da güzelliğin yaşı da yok. Bir kişi sadece 20 yaşındayken mükemmel bir görünüme sahip olabilir ama bütün hayatı boyunca dayanılmaz cazibeli olması da mümkündür. Kadına karşı olan ilk beklenti beğenilmesidir. İlerleyen yaşlarda bu beklentiyi yerine getirmek gittikçe zorlaşır. Bu, bana gelip face-lifting üzerine bilgi almak isteyen yaşlı bir hanımı hatırlattı. İlerleyen yaşından dolayı bu ameliyatı yapmaktaki isteksizliğimi gördüğünde, sakin bir sesle bana, “Bir kişi artık beğenilme durumunda değilse, başkalarının hoşuna gitmeme durumuna gelmesi gerekmez” demişti.

Güzellik üzerine özlü sözler
“Güzellik mutlaka özel ve şahsi bir tecrübedir. Güzellik seyredenin gözünde ve kafasındadır.” (David Hume)
“Madem Tanrı kadınların kırışıp buruşmasına karar verdi, neden bunun yerini ayak tabanı olarak seçmedi.” (Elizabeth Taylor)
“30 yaşında yaşlı görüneceğime 70 yaşında olup genç ve yakışıklı görünmeyi tercih ederim.” (Salvador Dali)
“Çirkinlerin kıskanılacak bir tarafı varsa, bu onlara yaşlandıkları zaman kimsenin ‘Bir zamanlar ne kadar güzeldi’ dememesi…” (Dusan Radoviç)
“Ruhi güzelliği olmayan bir gencin yine de cazibesi vardır ama ruhu genç olmayan bir güzelliğin…”

(Arthur Schopenhauer)

Anti aging için yaşam tarzınızı değiştirin
Dusan Radoviç “Genç olmak çok güzel ama güzel yaşlanmak da az bir başarı değil” demiş… İlaç endüstrisinde yaşam süresinin uzatılması için milyarlarca dolarlık yatırımlar yapılıyor. Uzun yaşam süresini acaba sadece eczaneden mi satın almamız gerekiyor? Yaşam stilimizi değiştirmemiz de ömrümüzü uzatmaya yetebilir eğer aşağıdakiler düzenli uygulanırsa…
Beslenme tarzının değiştirilmesi. Kalori azaltılması, bol su, yeterli sebze ve meyve, süt, bio-yoğurt ve saat 19.00′da son yemek.
Düzenli spor ile haftada 1500 kalori yakılması.
Entelektüel gelişmeye önem vermek ve araştırıcı olmak.
Gülmek.
Pozitif düşünmek de önemli. Optimist kişiler uzun yaşar ve genç görünürler.
Sevgi, yakınlık, duygusal sıcaklık.
Seks, spor ve gülme mutluluk hormonu endorfini artırır.
Sağlıklı uyku yani gce 7-8 saat ve gün ortasında 6 dakikalık kısa uyku.
Meditasyon, yoga.

Günümüzde yüze genç ve dinamik bir görünüm kazandırmak için pek çok yöntem uygulanıyor. Bunlar birleştirildiğinde daha kalıcı, az riskli ve az komplikasyonlu sonuçlara ulaşılabiliyor

Estetik bakış / DR. SERDAR EREN

Yüz germe ameliyatı denilince hemen aklımıza tüm yüz derisinin, deri altı yapılarından ayrılıp bütün kırışıklıkları giderecek şekilde gerilmesi gelebilir. Ama yüzdeki kırışıklıkların hepsini sadece deriyi gererek ortadan kaldırmaya çalışmak mimiksiz bir ifade ortaya çıkarır, bu da yüze bir maske görünümü verebilir. Oysa alın, göz ve dudak etrafındakı kırışıklıklar ilave metotlarla ayrıca tedavi edilebilir.
Yüz germe ameliyatında derinlik olarak üç tabakada işlem yapılabilir: En üstteki tabaka deridir ve sadece bunun tek başına fazla gerilmesi ile “rüzgara karşı yürüyen bir insanın yüz görünümü” ortaya çıkabilir.
Önemli olan ikinci tabaka, yani yüze uyum ve istikrar sağlayan, SMAS denilen tabakadır. Bu tabakayla birlikte boyun ve alın adalelerinin ayrı olarak gerilmesi, daha doğrusu sarkmış durumdaki yerlerinden eski pozisyonlarına getirilmesi, yüze eski doğallığını ve dinamizmini kazandırır.
Üçüncü tabaka ise periost denilen, kemik üzerindeki tabakadır. Bu tabakanın lifting’i genellikle endoskopi tekniği ile yapılır. Bazı otoriteler bu metodu uygulayarak yüzü gençleştirmenin yanında yüzde aşikar ifade değişikliklerinin meydana gelmesine sebep olmuşlardır. Bu değişiklik ihtimali ameliyattan önce hastayla mutlaka konuşulmalıdır.

Yüz gerdirmede neler uygulanıyor?
Face styling: Face lifting ile bütün yüz kırışıklıklarını gidermek mümkün değildir, dolayısıyla başka ilave yöntemlerle kombine etmek gerekir. Ekzodermpeeling, laserpeeling, dermabrazyon, yağ veya diğer dolgu maddeleri ile doldurma işlemleri gibi. Dünyada bazı plastik cerrahlar son zamanlarda popüler olan bu kombinasyon yöntemini “Face styling” olarak adlandırıyor.

Midface-lifting: Klasik face lifting’de genellikle yüzün sarkmış olan orta bölümünü etkin bir şekilde germek mümkün değildir. Yüzün orta kısmının sarktığı durumlarda “midface-lifting” denilen orta yüz germe yöntemiyle bu kısımlar, alt göz kapağının kenarından yapılan kesiyle tamamen kemik üzerinden sıyrılıp yukarı asılır. Deri ve onun altındaki SMAS tabakasının çekilmesiyle yüzün sadece üçte ikilik alt kısmı gerilir. Alın ve göz bölgeleri için ayrı bir işlem yapmak gerekir.

Alın germe: Kaşların devamlı kaldırılması ile alında ortaya çıkan yatay çizgilenmeler, yüzün kırışık olmayan diğer kısımlarıyla tezat yaratabilir. Ayrıca devamlı kaş çatmadan veya güneşten gözü koruma refleksinden dolayı kaşlar arasında ortaya çıkan dikey derin çizgiler de yüze sert bir ifade verebilir. Günümüzde botoks enjeksiyonları ile bu kırışıklıklar sadece geçici olarak ortadan kaldırılabilmektedir. Devamlılık ise sadece alın germe ameliyatı ile sağlanabilir. Klasik olarak alın saç sınırından 3-4 cm. kadar içeriden, bir şakaktan öbür şakağa kadar uzanan bir kesiyle alın derisi alın adalesiyle birlikte alın kemiğinden sıyrılır, fazla aktif olan alın ve kaş çatma adaleleri kısmi olarak zayıflatılır veya kesilerek pasif hale getirilir. Aşağıya sarkmış kaşlar eski pozisyonlarına getirilir ve saçlı deriden 1-2 santimlik bir şerit çıkarılarak alın gerilir.

Endoskopik alın germe ve kaş kaldırma: Bilhassa gençlerde, alınları fazla gevşememiş, çok fazla deri çıkarılması gerekmeyen hastalarda 3-5 mini kesi ile bütün alın derisini mobilize etmek ve endoskopik kamera yardımıyla görerek kaş arası adalelerini zayıflatmak ve kaşları normal pozisyonlarına getirmek mümkündür. Endoskopik alın germenin kalıcılık süresi klasik alın germe ameliyatının kalıcılığı kadar uzun değildir.

Kaş kaldırma: Alın germe gibi büyük ameliyat işlemi arzu etmeyen hastalarda ve bilhassa erkeklerde, kaşın üst sinirinden yapılan kesiyle elips şeklinde deri çıkartılması ve bu şekilde kaşların normal pozisyonlarına getirilmesidir. Ayrıca kaş ve şakak arasında deri altından tünel açılarak mini kesilerle kaşı asmak da çok sıklıkla uygulanan bir tekniktir.

Şakak liftingi: Genellikle tek bir ameliyat olarak genç hastalarda uygulanan bir metottur. Çökmeye başlamış yanak bölgesinin yukarıya kaldırılması ve göz etrafındaki kırışıklıkların hafifletilmesi sağlanır.

Mini-lifting: 40 yaş civarındaki, boyun sarkıklığından ziyade yanağın sarktığı durumlarda uygulanan, fazla kesi gerektirmeyen, genellikle sadece derinin gerdirildiği bir yöntemdir. Birçok cerrah tarafından da “Model-lifting” diye adlandırılır. Kalıcılığı çok uzun süreli değildir.

Midi-lifting: Mini-lifting’e ilave olarak derin tabakaların da gerildiği bir metottur. İşkadınlarının ve erkeklerin çok rağbet ettiği bir yöntem olmaya başlamıştır. İyileşme sürecinin kısalığı ve kalıcılığının mini-lifting’e nazaran daha uzun olması avantajlarıdır. Boyun gerilmesinin gerekmediği durumlarda kısa kesilerle uygulanması mümkündür.

SAYFA 6 « İlk...«23456