HAZIMSIZLIK ŞİKAYETLERİ
Hazımsızlık, bir beslenme bozukluğunun işareti olduğu gibi; bir sindirim sistemi hastalığının da işareti olabilmektedir. Hazımsızlığın belirtilerini şöyle sıralayabiliriz:
* Midede dolgunluk hissi.
* Midede ağrı ve yanma.
* Karında şişlik, geğirme ve gaz çıkarma.
* Kabızlık. Nadir durumlarda ishal.
Hazımsızlığın birinci sebebi, yiyeceklerin ağızda iyi çiğnenmemesidir. Bir münakaşa ve ruhi gerginlik sırasında yenen yemeklerde, bolca hava yutulmakta; yiyecekler acele ile iyice parçalanmadan yenmekte, en önemlisi sinir sisteminin dengesi bozulduğundan ifrazat bezleri yeterince çalışmamaktadır.
Öyle ise:
* Ağzınıza aldığınız lokmayı iyice çiğnemeden yutmayınız.
Hazımsızlığın bir diğer sebebi, bol yağlı ve nişastalı (hamur işi) yemeklerle beslenmedir. Bunlar hazımı zor yiyecekler olup, mide ve barsaklarda fazla beklemektedirler. Kabızlığın sebebi de bunların barsaklarda fazla beklemesidir. “Barsak tembelliği” dediğimiz hastalığın ortaya çıkış sebebi de yine hazmı zor yiyeceklerle beslenmedir.
Öyle ise:
* Yağlı ve unlu yemekleri tıka basa yemeyiniz.
* Sofranızda mutlaka sebze yemeği ve yeşillik bulundurunuz.
* Yemek sonunda mümkün mertebe unlu tatlılar yerine taze meyve yeyiniz.
* Salata ile yenen etli ve hamur işi yemeklerin hazmı daha kolay olduğundan, bilhassa akşam yemeklerin de salata bulundurunuz.
Organik Hastalıklara Bağlı Hazımsızlık
* Yemeklerden hemen sonra veya bir saat içinde ortaya çıkan hazımsızlık belirtileri, safra kesesi yetmezliği, gastrit, mide ülseri ve kanseri gibi hastalıkların işareti olabilir.
* Yemeklerden birkaç saat sonra gelişen rahatsızlıklar oniki parmak barsağı ülserini ve pankreas yetmezliğini düşündürür.
* Geceleri ortaya çıkan hazım şikayetlerinde ve arka üstü yatıldığı zaman kendisini gösteren mide ağrılarında ise pankreas kanseri veya mide fıtığı şüphesini kuvvetlendirir.
* Kalp yetmezliği, böbrek yetmezliği (üremi), akciğer veremi ve her türlü kanser vakalarında da hazımsızlık şikayetleri görülebilir.
Ne Yapmalı?
* Hazımsızlıktan şikayet eden kimse, beslenmesine dikkat ettiği halde rahatsızlıkları devam ediyor ise; mutlaka bir doktora muayene olmalı, gerekirse teşhis için film çektirmeli ve testler yaptırmalıdır.
* Eğer muayene neticesinde hazımsızlığın fazla mide salgısından kaynaklandığı tesbit edilirse; buna “asitli dispepsi” adı verilmektedir. Yemeklerden bir iki saat sonra midede ağrı, yanma, kazıntı ve basınç şeklinde kendisini belli eder. Ekşi geğirmeler, ağız ye boğazdan gelen gazlardan dolayı yanmalar, hazan de ekşi kusmalar fazla mide asitini işaret ederler. Tedavi, mide asitini artıran yemeklerden uzak durmaya yöneliktir. Tuzlu, şekerli, baharatlı yemekler, et konserveleri, kızartmalar, çay, kahve, sigara ve alkol, çiğ soğan bunların başında gelmektedir. Et, yumurta, taze peynir, süt gibi proteinli yiyeceklerle tuzsuz ve az yağlı yemekler perhiz için faydalı gıdalar cinsindendir.
* Muayene neticesinde hazımsızlığın sebebi yetersiz mide salgısından kaynaklandığı tesbit edilirse, buna “asitsiz dispepsi” adı verilmektedir. Yemeklerden sonra bir-iki saat müddetle midede ağırlık hissi duyulur, ishal ateş nöbetleri ve başağrısı görülebilir. Dışkı çok pis kokar.
Asitsiz dispepsi’de iyi pişirilmek şartı ile her türlü et verilebilir. Yumurta, rafadan, tavada pişmiş veya çorba içinde yenebilir. Çorba yağsız ve bol tuzlu olmalıdır. Çay, kahve, baharat serbesttir. Ekmek, tercihen bayat ve kızarmış halde yenmelidir. Beden hareketleri, kısa yürüyüşler ve temiz hava da çok faydalıdır.

Kışın uzun zaman soğukta kalmış bir kimsede önce uç noktalardan (burun-kulak-yanak-parmak) başlayarak dokuların içindeki sıvı donar. Donmuş bölgedeki kan damarları iyice büzülmüş olduğundan dolaşım durur ve derinin rengi mum görüntüsü verecek şekilde solar.
Dikkat: Burun, kulak ve yanak donmaları ağrı yapmadığı için, donmakta olan şahıs bunun farkına varamaz. Ancak el ve ayak parmakları donarken şiddetli bir ağrı verir. Donma ilerledikçe dokular uyuşur. Kazazede halsizlik hisseder. Aynı zamanda şiddetli bir uyku bastırır. Bu uyku -donan şahıs farkına varıp tedbir almadığı takdirde- ölüm uykusudur.
Ne Yapmalı?
* Soğuk karlı havalarda, tek başınıza, yaya olarak uzun yola çıkmayınız.
* Çıkmak zorunda kaldığınız durumlarda mutlaka sıkı giyininiz. Külahsız ve boyun atkısız çıkmayınız.
* Boyun atkısı ile ilk donacak olan burun, kulak ve yanak gibi yüz bölgelerini sarınız.
* Ayakkabı yerine bot veya üstten boğdurmalı bir çizme giyiniz. Eldivensiz çıkmayınız.
* Fazla üşüdüğünüzü hissettiğiniz an burun ve kulaklannızı ellerinizle oğuşturarak ısıtınız.
* Elleriniz fazla üşüdüğü takdirde koltuk altlarına sokarak ısıtınız.
DONMUŞ BİR KAZAZEDEYE İLK YARDIM
* Yolda donmuş birini gördüğünüz zaman onu derhal arabanıza alıp üzerini sıkıca örtünüz. Eğer yaya iseniz ve kazazede de baygın bir halde ise, onu derhal sırtlayıp meskun bir yere taşıyınız.
* Donmuş bir kimseyi sakın sıcak sobanın yanına yatırmayınız. Sobasız serin bir odaya alınız.
* Evvela soğuk suya batırılmış bezlerle donmuş yerleri fazla bastırmadan oğuşturunuz.
* Dokular yumuşayıp kan deveranı başlayınca ılık suya batırılmış bezlerle masaja devam ediniz.
* Kazazede kendine gelince onu ılık bir küvete oturtabilirsiniz. Banyonun suyunu yavaş yavaş ısıtarak şahsın iyice kendine gelmesini sağlayınız.
* Banyodan çıkardığınız kazazedenin vücudunu kuruladıktan sonra ona sıcak süt veya çay içiriniz.
* Yatağa yatırıp istirahat ettiriniz.
Dikkat: Donmuş bölgeye birden bire sıcak tatbik ettiğiniz zaman damarları zedeleyip kangrene sebeb olacağınızı unutmayınız.

Hazımsızlık, bir beslenme bozukluğunun işareti olduğu gibi; bir sindirim sistemi hastalığının da işareti olabilmektedir. Hazımsızlığın belirtilerini şöyle sıralayabiliriz:
* Midede dolgunluk hissi.
* Midede ağrı ve yanma.
* Karında şişlik, geğirme ve gaz çıkarma.
* Kabızlık. Nadir durumlarda ishal.
Hazımsızlığın birinci sebebi, yiyeceklerin ağızda iyi çiğnenmemesidir. Bir münakaşa ve ruhi gerginlik sırasında yenen yemeklerde, bolca hava yutulmakta; yiyecekler acele ile iyice parçalanmadan yenmekte, en önemlisi sinir sisteminin dengesi bozulduğundan ifrazat bezleri yeterince çalışmamaktadır.
Öyle ise:
* Ağzınıza aldığınız lokmayı iyice çiğnemeden yutmayınız.
Hazımsızlığın bir diğer sebebi, bol yağlı ve nişastalı (hamur işi) yemeklerle beslenmedir. Bunlar hazımı zor yiyecekler olup, mide ve barsaklarda fazla beklemektedirler. Kabızlığın sebebi de bunların barsaklarda fazla beklemesidir. “Barsak tembelliği” dediğimiz hastalığın ortaya çıkış sebebi de yine hazmı zor yiyeceklerle beslenmedir.
Öyle ise:
* Yağlı ve unlu yemekleri tıka basa yemeyiniz.
* Sofranızda mutlaka sebze yemeği ve yeşillik bulundurunuz.
* Yemek sonunda mümkün mertebe unlu tatlılar yerine taze meyve yeyiniz.
* Salata ile yenen etli ve hamur işi yemeklerin hazmı daha kolay olduğundan, bilhassa akşam yemeklerin de salata bulundurunuz.
Organik Hastalıklara Bağlı Hazımsızlık
* Yemeklerden hemen sonra veya bir saat içinde ortaya çıkan hazımsızlık belirtileri, safra kesesi yetmezliği, gastrit, mide ülseri ve kanseri gibi hastalıkların işareti olabilir.
* Yemeklerden birkaç saat sonra gelişen rahatsızlıklar oniki parmak barsağı ülserini ve pankreas yetmezliğini düşündürür.
* Geceleri ortaya çıkan hazım şikayetlerinde ve arka üstü yatıldığı zaman kendisini gösteren mide ağrılarında ise pankreas kanseri veya mide fıtığı şüphesini kuvvetlendirir.
* Kalp yetmezliği, böbrek yetmezliği (üremi), akciğer veremi ve her türlü kanser vakalarında da hazımsızlık şikayetleri görülebilir.
Ne Yapmalı?
* Hazımsızlıktan şikayet eden kimse, beslenmesine dikkat ettiği halde rahatsızlıkları devam ediyor ise; mutlaka bir doktora muayene olmalı, gerekirse teşhis için film çektirmeli ve testler yaptırmalıdır.
* Eğer muayene neticesinde hazımsızlığın fazla mide salgısından kaynaklandığı tesbit edilirse; buna “asitli dispepsi” adı verilmektedir. Yemeklerden bir iki saat sonra midede ağrı, yanma, kazıntı ve basınç şeklinde kendisini belli eder. Ekşi geğirmeler, ağız ye boğazdan gelen gazlardan dolayı yanmalar, hazan de ekşi kusmalar fazla mide asitini işaret ederler. Tedavi, mide asitini artıran yemeklerden uzak durmaya yöneliktir. Tuzlu, şekerli, baharatlı yemekler, et konserveleri, kızartmalar, çay, kahve, sigara ve alkol, çiğ soğan bunların başında gelmektedir. Et, yumurta, taze peynir, süt gibi proteinli yiyeceklerle tuzsuz ve az yağlı yemekler perhiz için faydalı gıdalar cinsindendir.
* Muayene neticesinde hazımsızlığın sebebi yetersiz mide salgısından kaynaklandığı tesbit edilirse, buna “asitsiz dispepsi” adı verilmektedir. Yemeklerden sonra bir-iki saat müddetle midede ağırlık hissi duyulur, ishal ateş nöbetleri ve başağrısı görülebilir. Dışkı çok pis kokar.
Asitsiz dispepsi’de iyi pişirilmek şartı ile her türlü et verilebilir. Yumurta, rafadan, tavada pişmiş veya çorba içinde yenebilir. Çorba yağsız ve bol tuzlu olmalıdır. Çay, kahve, baharat serbesttir. Ekmek, tercihen bayat ve kızarmış halde yenmelidir. Beden hareketleri, kısa yürüyüşler ve temiz hava da çok faydalıdır.

MOTOR GELİŞİMİ

 

¨     İnce bir çizgi üstünde kolaylıkla yürüyebilir,

¨     Çevik bir biçimde parmak uçlarında koşabilir,

¨     Ayak değiştirerek sıçrayabilir,

¨     Hareketleri müziğin ritmine uygundur,

¨     Tek ayağı ile 2-3m öteye sıçrayabilir,

¨     Dizlerini bükmeden öne eğilip parmak uçlarına dokunabilir,

¨     Örneğe bakarak 6 küple 3 basamaklı merdiven yapabilir,

¨     Büyük gözlü iğnelere ipliği kendi başına geçirir ve gerçek anlamda (birkaç ilmik) dikiş dikebilir,

¨     Yazıp çizerken, resim yaparken, kalemleri ve boya fırçalarını ustaca kullanabilir,

 

 

ALGISAL GELİŞİMİ

 

¨     Konuşması oldukça akıcıdır,dil bilgisi kurallarına uyan ifadeler içerir,

¨     Ezbere şiir okumaktan ya da çocuk şarkıları, çeşit çeşit tekerlemeler söylemekten hoşlanır,

¨     Kendine öykü okunması veya anlatılması çok hoşuna gider, sonradan kendi başına öyküyü tam ayrıntılarıyla oyununda canlandırır,

¨     Somut isimleri nesneyi kullanarak tanımlar,

¨     Şaka, fıkra, bilmece ve tekerleme gibi söz oyunlarından zevk alır,

 

 

DİL GELİŞİMİ

 

¨     5 yaşındaki çocuk hep konuşmak ister,

¨     Yetişkinler gibi uzun cümleler kurmaya çalışır,

¨     Bilgisini arttırmak için sorular sorar,

¨     Dil bilgisi kurallarına uygun konuşur,

¨     Her şeyin ‘neden’ ve ‘niçin’i ile ilgilenir,

¨     Söylemek istediğini dile getirmeden önce düşünür,sonra söyler,

 

 

 

 

SOSYAL BECERİLERİ

 

¨     Ellerini, yüzünü yıkayıp kurulayabilir ama bedeninin diğer bölümlerini yıkarken yardıma ihtiyaç duyar,

¨     Genelde daha aklı başında ve bağımsızdır; daha kontrollü ve duyarlı bir yaklaşım içindedir,

¨     Kendi başına giyinip soyunabilir,

¨     Düzenli ve temiz olması gerektiğini kavrayabilir ancak yine de sürekli olarak anımsatılmalıdır,

¨     Grup oyunlarını tercih eder,

¨     Ev dışında daha mutlu olur,

¨     Arkadaşlarını kendi seçer,

¨     Yetişkinler ve kendinden büyükler yerine yaşıtlarıyla birlikte olmaktan hoşlanır,

¨     Saati ve saatin güniük programla ilişkisini anlayabilir,

 

 

 

BİLİŞSEL GELİŞİMİ

 

¨     2-7 yaşları arasındaki bu bilişsel gelişim evresindeki çocukların büyük bölümü ayrıntıları dikkate almadan genel olarak algılar ve ilişkisiz obje ve kavramları bütünleştirebilir,

¨     5 yaş çocuğu her şey arasında her türlü ilişkiyi kurabilir,

¨     Parçayla bütünü aynı zamanda düşünemez,

¨     Zihinsel kıyaslama yapamazlar,

¨     Eylemlerinde, düşüncelerinde, bakış açılarında benmerkezlidir, Toplumsal yönelim tam biçimini ancak 7-8 yaşlarında alır,

¨      İşlem öncesi çocuk, başkalarının görüşüyle; dünyanın ne olduğunu düşünmez,

¨     Mantık henüz gelişmemiştir,

¨     Her şeyi kendine göre değerlendirdiği bu düşünce çağında çocuk ‘bazı’ ve ‘hepsi’ ayrımını yapamaz,

Soru: Çocuklarda parmak emme,emzik emme, ağızdan soluma, dili dişler arasına getirerek yutkunma gibi bazı kötü alışkanlıklar dişlerin yer değiştirmesine yol açar mı?

Cevap: Evet bu gibi alışkanlıklar zamanla ortodontik bozukluklara yol açacaktır.Bu nedenle anne babalar çocuğu çok iyi bir şekilde gözlemleyerek bu alışkanlıklarından vazgeçirmelidirler.Bu gibi parafonksiyonlar aşağıda bahsedilen sorunlara yol açabilir.

PARMAK EMME ve EMZİK EMME:
Emme fonksiyonu yeni doğmuş çocuklarda çok kuvvetlidir.Ancak parmak emme ve dil emme alışkanlıkları ilk 1.5 sene normal olmakla birlikte 2 yaşın sonunda kaybolur.Ancak parmak emme, emzik emme alışkanlığı devam edecek olursa henüz gelişmekte olan kas ve kemik yapıları üzerine basınç uygulayarak dişlerin yer değiştirmesine yol açar. Bu durumda üst ön dişler öne alt ön dişler ise geriye doğru eğilir ve alt ve üst ön dişler arasında açıklık meydana gelir.Alışkanlık bırakılırsa bu açıklık kapanır ancak 3.5 yaşından sonra kalıcılık artar.Parmak emme alışkanlığı gece uyurken de deva ederse daha etkili olur ve bunun sonucunda üst çenede darlık (V şeklinde bir çene kavsi) meydana gelir.

DİLİN DİŞLER ARASINA GETİRİLMESİ:
Çocukluk yutkunması: Bebeklerde henüz dişler sürmediği için, bebek yutkunurken dilini dişetlerinin arasına getirir.Ancak dişler sürdükten sonra budevam etmemelidir.Aksi taktirdebu şekilde dilin dişlerin arasına getirilerek yutkunulması sonucu alt ve üst ön dişler arasında dik yönde açıklık meydana gelir.

Tedavisi: Dilin dişlerin arasına girmesini önleyici ortodontik apareyler kullandırılır.

AĞIZDAN NEFES ALMA:
Burun tıkanıklığı gibi nedenler ağızdan solumaya yol açar.Bu tip çocuklarda postür değişiklikleri meydana gelir.

  • Alt çene açıktır
  • Dil aşağı doğrudur.
  • Arka dişlerin boyları uzar
  • Ön dişlerde açıklık artar ve
  • Uzun yüz sendromu meydana gelir.

 

Parmak emme bebeklerde yaygındır. Bebeklerin sadece yüzde 6’sı ilk doğum gününden sonrasında bu alışkanlığı sürdürür. Sadece yüzde 3′ü ise ikinci doğum gününden sonra da bunu devam ettirir.
Parmak emenlerin çoğu 4 yaşına geldiklerinde, konunun ebeveyn ve çocuk arasında bir iktidar mücadelesi ya da derin bir şekilde müzmin bir alışkanlık haline gelmesi dışında bu uygulamayı bırakırlar.
Parmak emme ciddi bir sorun değildir. Ne var ki, çocuğun bebeksi bir görünüm almasına neden olur. Bu durum emsalleri arasında gülünç duruma düşmesine yol açar. Üstelik ileri yaşlarda devam eden parmak emme daha sonraki yıllarda ortodontik tedaviyi gerekli kılacak şekilde dişlerinde normal hizasını bozabilir.

Çocuğunuz 4 yaşında küçük olup parmağını emiyorsa çocuğu önemsememeye ve dikkatini başka yere çekmeye çalışın. Asla cezalandırmayın, hor görmeyin ya da elini çekip ağzından çıkarmayın. Bu yöntemler sorunu daha da kötüleştirir.
Yaşça büyük okul öncesi çocukta, gurura başvurabilirsiniz. Çocuğunuza dişlerinin nasıl dışarıya doğru eğildiğini ve parmağın kırışmış derisini gösteriniz. Çocuğunuzu bu hareketi yaparken yakalarsanız tatlılıkla hatırlatınız. Parmağını emmediğini gördüğünüzde bol bol övünüz.
Uyurken parmak emme isteğe bağlı olmadığından, çocuğunuzun uykusu derinleştiğinde son bulur.

Çocuklar arasındaki sürekli ağız kavgası kadar hiçbir şey ebeveynin sinirlerini bozamaz.
Kardeşler arasındaki sorunlar, yeni yürümeye başlayan çocukla yeni doğmuş bebek arasındaki rekabet, fiziksel saldırganlıktan bitmeyen çatışmaya kadar uzanır.
Bu kavgalar, sakin ebeveynleri bile sadece bir çocuk yetiştirmeyi dilemelerine yol açmasına rağmen, kardeşler arasındaki kavga ve rekabetin normal olduğunu bilmelisiniz. Ara sıra çocuklarınız düşman kamplarında yaşıyorlarmış gibi görünseler de, diğer günler iyi arkadaş olabilirler.
Aşağıdaki paragraflar kardeşler arasındaki bazı yaygın sorunları tanımlamakta ve birlikte yaşamalarını kolaylaştırabilecek öneriler sunmaktadır.
Kardeşlerin Rekabeti
Çocuklar her yaşta bir kardeşi kıskanabilirler. Kardeşlerin rekabetinin en yaygın durumlarından birisi, büyük kardeşin ailedeki yeni bebeğe karşı duyduğu kıskançlıktır. Bu rekabetin en çok görüldüğü yaş 12 ile 36 ay arasıdır.
Yeni kardeşleri kıskanan bir çocuk tipik olarak dikkat çekmek ister, bebeğe karşı saldırganlık gösterebilir ve çoğu zaman geriler (örneğin yeniden parmak emmeye başlar ya da tuvalet eğitimi olduğu halde bebek bezi giymek ister).
Bu doğal duyguları bütünüyle yok edememekle birlikte, hamilelik süresince bebek hakkında konuşarak, çocuğun yeni bebeğe hazırlanmasına yardım edersiniz. Bebek için hazırlanırken çocuğun size yardım etmesine imkân verin. Çocuğun yatağına ihtiyacınız varsa bebek gelmeden çok önce onun yatağını değiştiriniz. Çocuğu olgun davranışı için övünüz.
Hiç olmazsa her gün çocuğunuza telefon ediniz ve hastanede olduğunuzu söyleyiniz. Tercihen, çocuğunuza ziyaret etme ve yeni kardeşiyle buluşma olanağını verin.
Eve vardığınızda, bebeği başkasına verin ve büyük çocuğunuzla yalnız olarak vakit geçirin.
Kavga
Çocuklara birbirlerine tekme, yumruk atmayacakları ve ısıramayacakları öğretilmelidir. Çocuklarınız fiziksel olarak kavga ettiklerinde onları ayrı odalara gönderiniz.
Çatışmalar
Çocukların kendi tartışmalarını kendilerinin çözmeleri gereğini açıklığa kavuşturunuz. Ardından, onlar tartışırken, başka bir odaya gitmeniz gerekse bile görmezlikten gelmeye çalışınız. Tartışma dışında kalmaya çalışınız. Onu size getirseler, sorunu açıklaştırmalarına yardım ediniz, ancak bırakınız onlar bir çözüm bulsunlar. Tartışmayı çözdüklerinde onları övünüz. Kayırmacılıktan sakınınız.
Oyuncakların Paylaşılmasını
Reddetme

Bazı 3 yaşındaki çocuklar oyuncakları paylaşır, ancak çoğu aylar sonrasına kadar paylaşmaya başlamazlar. Çocuğunuzu bir kardeşiyle paylaştıramazsınız. Paylaşmayı reddettiği için çocuğunuzu cezalandırmayınız. Bununla beraber paylaşmayı teşvik edin ve bu gerçekleştiğinde çocuğunuzu övün.
Aynı psikolojiyle birçok küçük çocuk sık sık civarda oynayan kardeşinden oyuncakları kaçırır. Bu meydana geldiğinde oyuncağı çocuktan alın ve onu evvelce kullanmakta olana geri verin. Çocuğu kullanmak için oyuncakları istediği ve istendiğinde onu geri verdiği için övünüz.

Zaman zaman bir kemiğin kırılması veya bir kasın gerilmesi dışında, çocukların çoğunun kaslar, kemikler ve eklemleriyle ilgili ciddi sorunları olmaz.
Yine de çok sayıdaki gelişme modelleri, okul öncesi yaştaki çocuklarda görülebilir.
Düztabanlık ya da içe basma gösteren parmaklı ayak durumu, bacak çarpıklığı ve yay bacaklılık, çoğu çocuğun bacak gelişiminin normalde izlenen örnekleri süresince geçirdiği aşamalardır. Örneğin, bebeklerin ayak parmakları içeriye doğru bükülmeye eğilim gösterir, ayakların düztaban olduğu görülür. Bunun nedeni, şişman bebeklerin çokluğudur. Ne var ki çocuk zayıfladıkça kemerler 5 yaşına kadar belirginleşir.
Benzer şekilde bacaklar, doğumdan yaklaşık 2 yaşına kadar geçen süre içerisinde alışıldığı üzere yavaşça eğilir. Daha sonra yeni yürümeye başlayan çocuğun bacakları çoğu zaman zıt yönde haddinden fazla eğilir ve 3 yaşına kadar çarpık bacaklı bir görünüm verir. Normalde bacaklar 7 yaşına kadar düzelir.
Bu değişmeler okul çağı süresince devam etse bile, nadiren tedaviye ihtiyaç gösterir. Genellikle onların nedeni hastalık değildir.
Düztabanlık
Kemerler belirgin değilse çocuğunuzun ayakları düztabandır. Şişmanlıkları ayaklarını düztaban gösteren bebeklerin düztabanlıkları için endişelenmeye gerek yoktur. Bununla birlikte kemerler 5 yaşa kadar ayırt edilemiyorsa, çocuğun ya esnek ya da sabit düztabanlığı olabilir.
Esnek düztabanlık sadece çocuk ayakta dururken belli olur. Parmak uçlarına basarken ya da ayak herhangi bir ağırlık taşımıyorsa kemerler yeniden ortaya çıkar. Esnek düztabanlık, soyaçekime yönelimli olup Yahudi ve zenciler arasında daha çok yaygındır. Ayaklar hareketli olup acı duymaz ve mükemmel bir kas gücüne sahiptir. Esnek düztabanlığı olan çocuklar aynı zamanda içeriye doğru kıvrılan ayak parmakları olmaya eğilim gösterirler.
Esnek düztabanlık genellikle tedavi gerektirmez. Bununla birlikte, ayaklar aşırı derecede düz taban olursa, çocuğunuzun doktoru sıkı bir ayakkabı içerisinde bir kemer desteği salık verebilir. Bu, ayağı düzeltmemekle birlikte ayağı germeden uzun yürüyüşlere izin verir.
Sabit ya da katı düztabanlık doğuştan kemik bozukluğuyla meydana geldiğinden daha büyük bir soruna yol açar. Çocuğunuzun doktoru durumun bu olup olmadığını anlamak için röntgen kullanacaktır. Sorun özel ayakkabıyla giderilemiyorsa bir ameliyat, sorunun çözümü için uygun olabilir.
İçe basma gösteren ayak parmağı
İçe basma gösteren ayak parmağında, parmaklar içeriye doğru bükülmüştür. Yeni doğan bebeklerin çoğu bu çeşit ayak parmaklı olup rahimdeki fetüse ait pozisyonlarından kalma bir durum arz ederler. Genellikle ayak parmakları içeriye doğru, sivri uçlu bir şekilde kıvrılmış olarak uyurlar. Daha sonra yürümeye başladıklarında ayaklan çoğu zaman dengelerini korumak ve düztabanlık, yay bacaklar ve çarpık bacaklar gibi durumları telafi etmek için içeriye doğru döner.
Bu koşul genellikle 5 yaşına kadar kendi kendine ortadan kalkar. Devam ettiği takdirde doktorunuz, çocuğunuzun ayakta duruşunu ve yürüyüşünü izler ve aynı zamanda röntgen çekebilir. Doktor; uyluk, incik, topuk kemiklerini yada ayağın içeriye doğru döndüğü doğuştan kemik bozuklukları gibi içe basma gösteren ayak parmağına yol açan hastalıkların mevcudiyetini kontrol eder. (Nadiren, beyin felci buna neden olur).
İçeriye kıvrılmış ayaklar üzerinde oturmak ya da uyumak gibi bir yer değiştirme, şekil bozukluğuna neden olmaz, ancak sorunu sürdürebilir. Bebeğinizin ayağı esnekse, germe hareketleri tavsiye edilebilir. Ayak sabitse bir kalıp gerektirebilir.
Çocuğunuzun, ayak parmakları ileriye doğru düz bir şekilde uzatılmış ve hafifçe dışarıya dönmüş olduğu halde oturmasını ve yürümesini teşvik ediniz. Çocuğunuzu dizleri bir arada ve alt bacakları yere düz olarak ve dışarıyı gösterecek şekilde değil, bağdaş kurdurarak oturtunuz. İçe basma gösteren ayak parmağının ciddi durumları, özel ayakkabılar ya da gece giydirilen aralarında bir demir çubuk bulunan bir çift ayakkabıdan oluşan bir kalıp gerektirir.
Temel bir yapısal bozukluk, ayakları, kalıp ve daha sonra ortopedik ayakkabılar içine koyarak tedavi edilebilir. Bu önlemler yararlı olmazsa, bir ameliyat gerekebilir, ancak genellikle çocuk 9 yaşına gelmeden önce yapılmaz.
Çarpık bacaklar
Çarpık bacaklı bir çocuk, ayakta dururken dizler, birbirine değer, ancak topuklar değmez. Çarpık bacaklar kızlarda, erkeklerden daha çok görülür. Bunun nedeni, bir ölçüde kızların kalça bölgesinin daha geniş olmasıdır. Aynı zamanda, gelişen kemikleri ve eklemleri ağırlıklarını taşımakta zorlanan kilolu çocuklarda daha sık görülür.
Çarpık bacak görünümü 4 yaşından sonra da sürebilir, ancak çocukların pek çoğunun bacakları 7 yaşına kadar düzelir. Bacaklar düzelmez veya durum çocuğunuz okul yaşına geldikten sonra da gelişmeyi sürdürürse doktor, çarpık bacaklara neden olan ve gençlerde görülen romatizma arteriti, raşitizm ve enfeksiyonlar gibi diz eklemi hastalıklarını bertaraf eder. Önemsenmemiş bir yara ya da bir gelişim sorunu, simetrik olmayan bacak çarpıklarına yol açabilir. Doktor, dizler birbirlerine değerken topuklar arasındaki uzaklığı ölçer ve durumun ciddiyetini saptamak için röntgen kullanır.
Çarpık bacaklar, özellikle çocuğun ailesinden geldiği zaman yaygındır. Birçok durumda bacaklar, çocuk büyüdükçe düzelme gösterir. Bu nedenle tedavi nadiren gerekir.
Ağırlık, ayağın ve topuğun iç kenarına düştüğünden, çarpık bacaklı çocuklarda çoğu zaman düztabanlık vardır. Çocuk kiloluysa bu durum ayağı zorlayabilir ve zayıf ayağı rahatlatmak ve ayakkabının iç sınırının giyilmesini engellemek için bir kemer desteği gerektirebilir. Ciddi bacak çarpıklıkları, gece giyilen desteklerle de tedavi edilebilir. Bazı durumlarda ameliyat gerekebilir, ancak bu dizlerin kendi kendilerine düzeltmesine fırsat verilmeden yapılmamalıdır. Bu süre kızlar için 10, erkekler için 12 yaşından sonrasına kadar olan, gelişme tamamlanmadan önceki dönemdir.
Yay Bacaklar
Topuklar birbirine dokunduğu zaman eğilmemiş dizler birbirine dokunmazsa bacaklar eğilmiş sayılır. Rahimin engellenmiş boşluğunda ceninin bacaklarını birbirlerinin üzerine katlama biçimi nedeniyle bacaklar doğuştan normalde eğiktir. Bacaklar çoğu zaman 2 yıla kadar katlanmış kalır. Eğik bacaklar aynen kalır ya da 3 yaşından sonra daha da kötüleşirse çocuğunuzun doktoru tarafından muayene edilmelidir.
Doktor, topuklar birbirine dokunduğunda çocuğunuzun dizleri arasındaki uzaklığı ölçer ve eğikliğin derecesini saptamak için röntgen kullanır. Bazen çocuğun bacaklarının üzerindeki ağırlığın dağılımından dolayı, bacaklar eğik gözükürler. Bir bacak diğerinden daha eğik olduğunda bu, bir yara ya da bir gelişim sorununun sonucu olabilir. Sürekli eğilen bacaklar genellikle 8 yaşına kadar tedavi olmaksızın düzelirler. Ara sıra doktorlar gece desteklerini tavsiye ederler. Cerrahi müdahaleyle düzeltme, geleneksel önlemler başarılı olamadığı zaman bir olanaktır.
Ender durumlarda yay bacaklarının nedeni raşitizm veya Blount hastalığı gibi düzensizliklerdir. Blount hastalığında, incik kemiği, dizin altında kavis çizer ve güvenli bir şekilde dizin içine sokulmaz. Diz eklemindeki ciddi sorunlar gelişebilir. Bu hastalık aşırı kilolu veya kısa boylu ya da erken yaşta yürüyen çocuklarda daha sık görülür. Kızlarda, erkeklerden daha yaygındır. İncik kemiğinin üst kısmında yapılan bir ameliyatla düzeltilebilir.

Sabah
Yedi-sekiz damla limonlu ve yarım tatlı kaşığı ballı ılık su
Light Peynir (iki parmak dil peyniri ya da iki tatlı kaşığı light labne ya da üç parça mozarella ya da bir yemek kaşığı lor peyniri), iki dilim light ekmek veya omlet (üç yumurta beyazı, bir yumurta sarısı, mozerella peyniri, yeşillik) ve bir dilim kepek ekmeği
Arada
İki salatalık, üç ceviz içi, bir fincan rezene çayı ve bir fincan yeşil çay
Öğlen
100 gr. ızgara balık ve salata veya 100 gr. ızgara tavuk ve salata veya omlet (üç yumurta beyazı, bir yumurta sarısı, mozerella peyniri, yeşillik) veya yeşil sebze yemeği ve bir küçük kâse light yoğurt
İki saat sonra
Yeşil elma ve iki fincan yeşil çay
İki saat sonra
İki salatalık ya da iki kivi, kepekli grisini, bir fincan ada çayı ve bir fincan mate çayı
Akşam
Zeytinyağlı enginar (dört enginardan) veya kabak (dörtaltı adet), dört kaşık domates ve biberli bulgur pilavı ve salata
Gece
Yeşil elma ya da altı erik ya da altı kiraz ya da iki kivi ve bir avuç leblebi ya da beş-altı adet badem ve melisa çayı veya rezene çayı

Selülit için salata: 100 gr. lor veya taze mozeralla, irice doğranmış bol yeşillik, dereotu, roka, tere, maydanoz, marul, 150 gr. irice doğranmış taze ananas, bir tatlı kaşığı zeytinyağı, bir tatlı kaşığı limon ve çay kaşığının ucu ile nar ekşisi

NOT: Sabah kahvaltısında ve öğün aralarında ılık elma kompostosu içilmelidir. Elma kompostosunu üç-dört yeşil elma, beş-altı kuru üzüm, üç-dört kuru kayısı, karanfil, bir buçuk litre su ve bir adet çubuk tarçını kaynatarak yapabilirsiniz.

Eller

Üst ekstremitelerin bir kısmının ya da tamamının doğumdan (konjenital olarak) eksik olması, alt ekstremitelerin kısmen eksik olmasından daha yaygın bir sorundur. Doğan bir çocuğun yalnızca bir parmağının bir kısmı eksik olabileceği gibi tüm bir kolu da gelişmemiş olabilir.

Tek elli olarak doğan bir bebek olabildiğince çabuk özel bir uzmanlık biriminde kontrolden geçirilmelidir. Bebek oturabilmeye başladıktan sonra uygun bir protez takılmak suretiyle çocuğun, iki eli varmış gibi yaşamasına olanak sağlanabilir. Protez takılmasında gecikilirse çocuk yeniden değiştirilmesi olanaksız olan tek elle yaşama modeli geliştirecektir.


 

Tıp terminolojisinde “polidaktili” olarak anılan olgu, çoğunlukla elde fazladan bir küçük parmak ya da başparmak varlığı şeklinde orta-ya çıkan çok parmaklılık durumudur. Bu kusur siyahi bebeklerde daha yaygın görülmektedir. Genellikle altıncı parmak deri ve yumuşak dokudan oluşur ve kolayca kesilir atılabilir. Ancak, fazla parmak kemik ya da kıkırdak içeriyorsa, komşu yapılar üzerinde bir ameliyat gerekli olabilir ki bu işlemin bebek birkaç aylık olduktan sonra gerçekleştirilmesi uygun olur.

El parmaklarında görülen “sindaktili”, yani parmakların birbirine yapışık olması durumun-da en iyi çözüm, ayak parmaklarındaki sindaktiliden farklı olarak cerrahi müdahaledir. El parmaklarındaki kemikler çeşitli uzunluklarda olduğundan, birleşmiş durumdaki parmakların eklemleri aynı hizada bulunmazlar ve bu nedenle parmakların kullanılması daha güç olur. Ameliyat yapılmazsa çocuk parmaklarını hiçbir zaman rahatça kullanmayı başaramayacaktır.

“Kumptodaktili”, bir ya da daha çok parma-gın kalıcı ve giderilemez şekilde fieksiyon (içeri bükülme) durumunda bulunmasıdır. Bu olgu genellikle doğuştan gelir ve en yaygın olarak küçük parmağı etkiler.

“Yumru el” olarak anılan kusur, radyusun (ön kolun, başparmak tarafında bulunan kemi-ği) ya da ulnanın (ön kolun karşı tarafında bulunan kemiklerden uzun olanı; dirsek kemiği) bulunmaması durumudur ve seyrek olarak görülür. Bu kusurun tedavisine, bebeklik döneminde yumuşak dokuların gerdirilmesi yoluyla başlanır. Sonra kemiğin yerine yerleştirilmesi için ameliyat gerekli olur. Ancak, yeni konumun korunması bir sorunu olarak ortaya çıkar. Çocukluk dönemi boyunca çok sayıda ameliyat yapılması gerekebilir.

Bu kusur daha yüksek bir kalp hastalığı ve kalp sorunları ensidansı (görülme oranı) ile ilişkilidir.


Ayaklar

Yeni doğan bebeğin ayakları, daha ileri yaştaki çocuklara oranla daha uzun ve daha ince olup, bilek ve ayak eklemleri de son derece esnektir. Ayaklar genellikle anormal biçimli gibi görünebilse de bu ufak sorunlar zamanla kendiliğinden ortadan kalkacağı için pek endişelenmeye gerek yoktur.

Ayak ya da bacağın “içe” ya da “dışa dönük” olması yaygın olarak karşılaşılan sorunlardır. Özellikle bebek yüzükoyun uyurken durum daha da belirginleşir. Bunlar genellikle konumla veya duruşla bağıntılı şekil bozuklukları (deformiteler) olup yaş ilerledikçe kendiliğin-den kaybolurlar. Tedavi gerektirmeleri nadiren söz konusu olur.

Ayak parmaklarında sindaktiii (ördek parmaklılık) genellikle yalnızca kozmetik bir sorun olarak kalır. Ameliyattan kalacak yara izleri ve kasılmış bölgeler, yapışık parmaklardan daha belirgin olarak göze çarpacaktır. sindaktilisinden farklı olarak, yapışık ayak parmakları genellikle işlevlerini normal olarak görürler.

Her 1000 doğumdan birinde görülen “yumru ayak” olgusu, ayağın olağan biçim ya da konuma


sahip bulunmadığı birçok konjential anomaliyi anlatan bir terimdir. Vakaların yaklaşık yüzde 95′inde ön ayak aşağıya ve içe doğru bükülmüş, taban kavsi (arcus plantaris) yükselmiş ve topuk içe dönmüş durumdadır. Bu, genellikle kendiliğinden düzelmeyen, hatta ısrarlı germe egzersizlerinin bile çözüm sağlamaya yetmediği bir kusurdur.

Erken tedavi elzemdir ve doğumdan sonra zaman kaybetmeden başlatılmalıdır. Ayaklar el ile normal konumlarına getirilerek sonra kalıp veya yapışkan bantlarla o durumda tutulur. Bu işlemler tedavinin ilk 2 haftası boyunca birkaç günde bir, sonra da 1 ile 2 haftalık aralıklarla yinelenir. Bu yöntem başarılı sonuç verirse da-ha sonra ortopedik düzeltici ayakkabılar yardımıyla bu konum korunabilir. Şayet bu yön-temle sorun çözülemezse, genellikle bebek 2-3 aylık olduğunda bir ameliyat yapılması gereke-bilir.

Düzeltilmiş bir yumru ayağın pozisyonu her ne kadar nispeten normal görünse de ayak hiçbir zaman tümüyle normal hatlara sahip olamayacak ve kusurun bulunduğu bacağın baldır kısmı, normal bacağın baldırından daha ince kalacaktır.

Yumru ayak problemi ile doğan çocuklar için tüm çocukluk dönemini kapsayacak bir ortopedik bakım gereklidir.

“Ayakta fazla parmaklılık”, uygun ayakkabı bulmayı güçleştirebilecek bir sorun olup genellikle cerrahi müdahale ile düzeltilebilmektedir. Ancak, yapılar kolayca ameliyat edilebilecek kadar olgunlaşmadan ameliyat uygulanmamalı, bununla birlikte ameliyat, çocuğun yürüme-ye ve ayakkabı giymeye başlamasından son-raya da kalmamalıdır.

SAYFA 1 12»