YANIKLAR
Genelde üç çeşit yanık vardır:
* Isı yanıkları.
* Güneş yanıkları.
* Kimyasal maddelerin sebep olduğu yanıklar.
Yanıklar şiddetine göre ise yine üç grupta incelenir:
* Birinci derece yanıklar.
* İkinci derece yanıklar.
* Üçüncü derece yanıklar.
Birinci derece yanıklarda deri kızarmıştır, ikinci derece yanıklarda kabarcıklar ortaya çıkar. Üçüncü derece yanıklar ki en tehlikelisidir; doku harabiyeti yapar:
Üçüncü ve ikinci derece yanıklarda iki büyük tehlike vardır:
* Yanık bölge çabuk mikrop kapar.
* Derin yanıklarda hasta soka girer.
    BİR YANIK KAZASINDA
Ne Yapmalı?
Birinci Derece Yanıklarda:
* Yanık bölgeyi (genellikle el, ayak, kol ve bacakları) bir saat müddetle soğuk su içine daldırınız.
* Üstüne soğuk bir sargı koyunuz.
* Yanık bölgesin hava ile temasını kesmek için kalın bir sargı bezi ile (soğuk su ve soğuk pansuman uyguladıktan sonra) sıkıca sarınız.
    NOT: Eğer yanık geniş bir bölgeye yayılmış ise, üzerini temiz bir çarşaf veya havlu ile kapatmak sureti ile havayla temasını kesiniz.
İkinci ve Üçüncü Derece Ağır Yanıklarda:
Ağır yanıklar tıbbi bakım gerektiren yanıklardır. Hasta en kısa zamanda yakınınızda bulunan bir hastahanenin acil servisine götürülmelidir.
Dikkat;
* Ortaya kabarcıklar çıkmış ise sakın patlatmaya kalkışmayıyız. Yanık bölgenin üzerini temiz ve soğuk bir pansumanla örttükten sonra temiz ve kalın bir sargı bezi ile dikkatlice sarınız.
Eğer yanık derine işlemiş ise; hastanın şoka girmemesi için ona tuz ve karbonat eriyiği içiriniz.
  NOT: Bir su bardağı içine 1/4 çay kaşığı tuz, 1/8 çay kaşığı sodyum karbonat (pasta karbonatı) koyduktan sonra su ile doldurup karıştırınız ve bunu hastaya içiriniz. Aynı ölçülerle hazırlanmış bu eriyikten her 15 dakika ara ile yarım bardak içiriniz.
Kimyasal Yanıklarda:
Deriye yakıcı özelliği olan kimyasal bir maddenin temas etmesi halinde ilk iş; vakit geçirmeden kimyasal maddeyi bol su ile yıkayarak temizlemektir. Ondan sonra yanık bölgenin üzerine temiz bir pansuman koyup dikkatlice sarınız ve kazazedeyi hastahaneye götürünüz.
Eğer göze asidik bir madde bulaşmış ise; bir bardak suya bir çay kaşığı karbonat karıştırarak bu eriyik ile gözü yıkayınız. Tek göz kazaya uğramış ise, kazazedenin başını -gözü aşağı gelecek şekilde- yana çeviriniz. Böylece diğer gözü kimyasal madde ile bulaşmaktan korumuş olursunuz. Eriyiği iç kenardan dışa doğru dökerek gözü asitten temizleyiniz. Yıkama sırasında hastaya göz kapaklarını açık tutmasını söyleyiniz. Yıkama işi bitince göz kapaklarının üzerine bir pansuman yerleştirip sarınız ve kazazedeyi derhal doktora götürünüz.

Çok az çocuk, çocukluk çağını huysuzluk ya da aksilikler yapmadan geçirir.
18 aylık ile 3 yaş arasındaki çocuklarda, negativizm baskındır. Çocuğun en sevdiği sözcük “hayır”dır (hatta kimi zaman çocuk bu kelimeyi “evet” yerine de kullanır).
Bazen yaptığınız her şey, ne kadar zararsız olursa olsun, çocuğunuz tarafından reddedilir. Bu inatçı, muhalefetçi ve uzlaşmaz tutum, tamamıyla bağımlı olmaktan çıkıp bağımsızlığın zevkini tatmaya yönelik doğal bir başkaldırıdır.
Çocuğunuzun ters bir huysuzluk nöbeti geçirmeye karar verdiği andan daha çileden çıkartıcı bir şey yoktur. Böyle bir durumla karşı karşıya gelen anne babalar bilirler ki, çocuğun kontrolsüz tekmelemelere, çığlık atmalara, kafasını vurmasına ve hatta soluğuna tutmasına kadar varan tepkiler göstermeye başlamasına ramak kalmıştır. Aslında çoğunlukla huysuzluk nöbetinin asıl nedeni sizinle ilgili değildir; huysuzluğun nedeni, çocuğun hedefine ulaşamamasının yarattığı öfkedir.
Bu duruma gelen bir çocuk artık kontrolden çıkmıştır. Konuşmanız ve uzlaşmaya çalışmanız sonuç vermez. Genellikle bir huysuzluk nöbeti belli bir süre geçmeden ortadan kalkmaz.
Öyle ise ne yapmalıdır?
Çare, teslim olmak değildir. Örneğin, eğer 2 yaşındaki çocuğunuz ikinci bir pasta için isteğini reddettiğinizde huysuzlaşırsa, kararınızdan cayarsanız (isteğini kabul ederseniz), ona yanlış mesaj vermiş olacaksınız. Huysuzluk nöbeti başladığında, çocuğunuza “biraz süre” tanımanız çok yararlı olacaktır. Odayı terk edin. Olan biteni (her ne kadar size zor gelse de) görmezlikten gelin. Çocuğunuz soluğunu tutsa bile endişelenmeyin. Çünkü bu zararsızdır. Kafasını vurma tepkisine gelince, çocuk da, büyükler kadar acı duymaktan kaçınır, eğer canı yanarsa ya da işler kötüye giderse vazgeçecektir.
Çocuğunuzun yanına ne zaman dönmeniz gerektiği, duruma göre değişir. Bazı anne babalar, çocuklarının huysuzluğa kendi başına son verdiğini görürler; kimi çocuklar da ağlamayı kesmeden önce bir miktar yardıma gereksinim duyarlar.
Her ne kadar bir huysuzluk nöbetini görmezden gelmek, çoğu durumlarda etkili ise de, bazen başka önlemler gerekebilir. şurası kesindir ki, bir süpermarketin ortasında huysuzluk etmeye başlayan çocuk, orada etrafındaki şeyleri tekmelemesine izin verecek şekilde bırakılmaz. Başkalarına karşı saldırgan bir çocuk, etrafına zarar vermeye terk edilemez. Böyle bir anda çocuğu kendi odasına ya da ayrı bir odaya alın ve huysuzluğu geçene kadar orada bekletin.