DELTARHINOL
Nazal Sprey

Aventis Pharma

Etken Madde(ler):
Nafazolin nitrat 0.5 mg/ml

Piyasa Şekilleri:
15 ml’lik plastik şişelerde.

Kullanım Şekli:
3-4 saatte bir her burun deliğine 1-2 damla damlatılır, sprey şeklinde kullanışta ise burun deliğine bir püskürtme yeterlidir. Bu doz günde 4 kezden fazla tekrarlanmamalı, tedavi süresi 4 günü geçmemelidir.

Endikasyonları:
Nezle, saman nezlesi ve diğer alerjik durumlar, soğuk algınlığı ve sinüzit ile birlikte görülen burun tıkanıklıklarında kullanılır.

Kontrendikasyonları:
Etken maddeye karşı aşırı duyarlılığı olduğu bilinen hastalarda kullanılmamalıdır. Baş düzeyinde cerrahi müdahale geçirmiş hastalarda ve glokomlu hastalarda çok dikkatli kullanılabilir.

Uyarılar:
Aşırı dozda ve uzun süreli veya çok sık kullanımda burun mukozasında iritasyon ve ayrıca sistemik yan etkiler oluşturabilir. 3 günlük kullanıma rağmen burun tıkanıklığı devam ederse, ilaç kesilmelidir. Hamilelerde vazokostrüktif etkisi nedeniyle kullanılmamalıdır. Çocuklarda kullanılmamalıdır.

Yan Etkileri:
Nadiren baş ağrısı, tansiyon yükselmesi, sinirlilik, mide bulantısı, baş dönmesi, uyuşukluk ve hafif terleme görülebilir. Yüksek miktarda uygulandığında vücut ısısında düşme, uyuşukluk, bradikardi, şoka benzer hipotansiyon ve koma hali görülebilir.

SUDA BOĞULMA KAZALARI
Suda boğulma kazaları, zannedildiği gibi daha çok acemi yüzücülerin veya yüzme bilmeyenlerin değil; kendisini iyi yüzücü zanneden, gösterişe hevesli kişilerin başına gelmektedir. İstatistikler, boğulma vakalarının ancak yüzde beşinin gerçek kaza niteliği taşıdığını göstermektedir.
DİKKAT:
* Tanımadığınız bir suya tek başınıza yüzmeye gitmeyiniz.
* Dibini bilmediğiniz bir suya tepe üstü dalış yapmayınız.
* İyi bir yüzücü olduğunuzu ispatlamaya çalışmayınız. Tehlikeli numaralar yapmaktan ve uzaklara açılmaktan kaçınınız.
* Deniz yatağı ve deniz simidi gibi içi hava doldurulmuş plastik yüzücülere güvenip kendinizi denizin kucağına bırakmayınız. Siz farkında olmadan, rüzgar ve akıntı, üzerinde güneş banyosu yaptığınız plastik yatağı veya botu uzaklara sürükleyebilir.
* Tek başınıza yüzerken sürat motorlarına dikkat ediniz. Motor sürücüleri, tek kişiyi zor farkederler.
* Tekne kullanıyor iseniz; mutlaka yanınıza cankurtaran yeleği alınız.
* Şaka niyetiyle de olsa, hiç kimseyi habersiz suya itmeyiniz.
* Suya birden bire dalmayınız. Su ile vücudunuz arasındaki ısı farkı çoğu zaman fenalaşmanıza ve paniğe kapılarak boğulmanıza sebeb olur.
* Yüzerken, küçük çapta da olsa, fenalık hissettiğiniz an sudan çıkınız.
* Boğulmak üzere olan ve çırpınan birini gördüğünüz zaman, bu konuda tecrübeniz yoksa, kurtarmak için suya dalmayınız. Zira boğulmak üzere olan kazazede, can havliyle size tutunmaya çalışacak ve sizin de kendisi ile birlikte boğulmanıza sebep olabilecektir.
Neler Yapabilirsiniz?
- Boğulmak üzere olan birini gördüğünüz zaman elinizin altında ve çevrenizde onu kurtarmada işe yarıyacak ne varsa kullanınız. Bir dal uzatabilir, bir tahta parçası veya can simidi atabilir, bir halat kullanabilirsiniz.
- Elinizden hiçbir şey gelmezse bağırarak başkalarından imdat isteyiniz.
KAZAZEDE SUDAN ÇIKARILDIKTAN SONRA
Sudan kendi başına çıkan veya kurtarılan bir kazazede değişik durumlar altında olabilir:
- Bayılmamıştır ve solunum yapmaktadır: Kazazede kendisinde imiş gibi görünmekle beraber şok geçiriyor olabilir. Telaşa kapılmayınız ve hastanın moralini düzeltici telkinde bulununuz. Üzerine battaniye, ceket, kazak gibi şeyler örterek vücudunu sıcak tutunuz. Öksürük nöbeti geçiriyor ise ve yüzü de morarmış ise mutlaka doktor çağırınız. Çünkü bu belirtiler, yuttuğu suyun yanlışlıkla akciğerlerine gittiğini göstermektedir.
- Bayılmıştır Fakat solunumu normaldir: Onu boylu boyunca uzattıktan sonra vücuduyla birlikte başını yana çeviriniz. Böylece yuttuğu suyu çıkarmasını sağlamış ve akciğerlere kaçmasını önlemiş olursunuz.
- Bayılmıştır ve nefes alması da durmuştur: Kazazedeyi boylu boyunca yere uzatınız. Ensesinin altına bir ceketi veya kazağı katlayıp koyunuz ve başını geriye yaslayınız. Böylece nefes almasını kolaylaştırıcı pozisyona getirmiş olursunuz. Ondan sonra yapay solunuma geçiniz. Eğer kalbi de durmuş ise; doktor gelinceye kadar yapay solunumla kalp masajını birlikte tatbik ediniz.
Boğulan bir kimsenin kendine gelmesi saatler sürebilir. Çünkü soğuk bir vücut, oksijeni beyine çok geç ulaştıracaktır. Bu sebeble, kazazedeye yapay solunum uygularken vücudunu da sıcak tutmaya çalışınız.
  İKAZ: Günün kahramanı olmak için, doktora haber vermeye lüzum görmeksizin kazazedeye yardıma koşmayınız. İlk yapacağınız iş (hele solunum ve kalp durmuş ise) doktor çağırmaktır. Yapay solunuma ve kalp masajına ancak doktoru beklerken teşebbüs etmelisiniz.

Fissur nedir?

Çocuklarda diş çürükleri ile oldukça sık karşılaşılır. Diş yüzeylerine yapışan bakteri plakları asit üreterek çürüğe yol açar.Arka dişlerin çiğneyici yüzeylerindeki gelişim olukları “ fissur ” olarak adlandırılır ve bu retantif bölgeler bakteri plağı birikimi için çok elverişlidir. Ayrıca bu oluklar çürüğe daha yatkındır. Çünkü :

Diş minesi bu bölgede diğer yüzeylere oranla daha incedir.

Fırçalama ile diş yüzeyindeki besinler ve plak uzaklaştırılır ancak bu fissurler tek bir diş fırçası kılının bile giremeyeceği kadar dardır ve genellikle damla şeklindedir, bu nedenle en iyi diş fırçalama tekniği ile bile bu bölgedeki bakteri plakları tamamen temizlenemez.

Fissur örtücü nedir?

Fissur örtücüler, arka dişler üzerindeki bu oluklara uygulanan şeffaf veya beyaz renkte sıvı şeklinde plastik esaslı maddelerdir. Diş minesine yapışarak çürük oluşumuna engel olur. Sıvı şeklinde olduğundan diş yüzeyindeki bu olukların içine tamamen akarak tutunur ve böylece diş yüzeyinden herhangi bir aşındırma işlemi yapmaksızın uygulanır ve yükseklik oluşturmaz.

 Kimlere uygulanır?

Fissur çürükleri çocuklarda ve gençlerde daha kolay oluşur bu nedenle özellikle sürekli dişleri yeni sürmüş çocuklarda uygulanmalıdır.

Diş üzerinde herhangi bir aşındırma işlemi yapılmadığından ağrısız bir işlemdir ve sadece birkaç dakika sürer.

Bazı durumlarda ise dişin çiğneyici yüzeyinin bir kısmında çürük oluşmuştur diğer kısımlar ise sağlamdır. Bu durumda çürük olan bölgeye dolgu yapılır ve kalan sağlam fissurleri çürüğe karşı korumak için fissur örtücü uygulanır. (Şekildeki azı dişinde bir çürük boşluğu görülmektedir bu bölgedeki çürük temizlendikten sonra estetik dolgu ile doldurulmuş ve kalan fissurler beyaz renkteki fissur örtücü ile kapatılmıştır ) .

Unutmayınız !

Çürüğü önlemenin tek yolu fissur örtücü uygulamak değildir. Çünkü fissur örtücüler sadece arka dişleri ve bunların çiğneyici yüzeylerini korur.

Bu nedenle çürükten tamamen korunmak için düzenli diş fırçalamalı, diş ipi ve fluorürlü gargaralar kullanmalı ve şekerli besinleri kısıtlı miktarda tüketmelidir.

 

Daha büyük çocuklar gibi, henüz 1 yaşına gelmemiş bebeğiniz de, onu eğlendiren ve bir şeyler öğrenmesini sağlayan oyuncaklara gereksinim duyar. Önemli olan, seçmesini bilmektir. 5 yaşındaki bir çocuğun bilyeleri 6 aylık bir bebeğin elinde çok kötü sonuçlara yol açabilir.
Zarar verebilecek oyuncaklar için her zaman tetikte bulunun. Bebeğinize kolayca yutulabilen küçük parçaları olan oyuncaklar vermeyin. Kırılabilen malzemeden yapılan cam gibi oyuncakları bebeğinizden uzak tutun. Keskin kenarları ya da kolayca çıkabilir düğmeleri olan oyuncaklardan kaçının; çünkü kurşun bazlı bir oyuncağı çiğneyen bebek kurşun zehirlenmesi olabilir.
3 aylık oluncaya kadar bebeğiniz (henüz kavramayı öğrenemediği için) bakılabilen oyuncaklara gereksinim duyar. Bebekler şekilli boyanmış ve pastel üzerine parlak renkli oyuncaklardan hoşlanırlar. Çocuğun karyolasında kullanmak için ilginç desenler bulun ve bebeğinizin bütün dikkatini bunlara yönelttiğini görerek şaşırmayın. Renkli ve hareketli oyuncaklar alarak bebeğin görebileceği mesafeye koyun. Duvardaki ilginç resimler, bebeğin dikkatini çekebilir. Karyolanın kenarına yerleştirilmiş bir ayna, ninni çalan bir müzik kutusu ya da teyp, karyolanın korkulukları kenarına asılmış renkli plastik şekiller, bebeğinizin sallayabileceği çıngıraklar, doldurulmuş yumuşak oyuncak hayvanlar, bebeğiniz için ilginç gelen oyuncaklardır.
4′üncü ayın sonuna doğru bebeklerin çoğu kavrama yetisini geliştirirler ve her ne kadar çoğunlukla ellerinden kaçırırlarsa da nesneleri tutmaya çalışırlar. Bu çağda bebeğiniz çıngıraklar ve doldurulmuş oyuncak hayvanlardan hoşlanır.
6 aylık olduğunda bir bebeğin en büyük

zevki, bulduğu her şeyi ağzına götürmektir. Bebek, halkaları, bez bebekleri, oyuncakları ve ölçü kaşığı, plastik bardaklar ve kaseler gibi mutfak eşyalarını dişler. Tüm bu nesneler bebek için güzel birer oyuncaktırlar.
Bu çağdaki bir çocuk için, bebek salıncakları ve yürüteç ve ilginç oyuncaklar arasındadır. Daha büyük bebekler için küçük bir oyuncak araba, plastik toplar, küpler ve oyuncak telefonlar eğlence kaynağıdır.
Oyuncak alırken, oyuncakların çocuklar için uygun olup olmadığını belirlemek amacıyla üzerindeki açıklamaları okuyunuz. Çoğu büyük oyuncak üretim firmaları, oyuncaklar üzerindeki etiketlerde oyuncakların hangi yaşları çocuklar için uygun olduğunu belirtirler.

Bebek arabalarının plastik oturakları vardır ve bebekleri bir yerden bir yere taşımakta çok kullanışlıdırlar. Bebek arabasının oturma yeri ayrıca bebeğiniz uyanıkken ya da kollarınızda taşımanız gereken bir şeyler varsa bebeğinizi koymak için çok uygun bir yerdir. Eğer bir be;ek arabası kullanmaya karar verirseniz, bebeğiniz için uygun olup olmadığını kontrol etme

siniz. Bazı anne babalar bebeklerini böyle bir iskemleye koyarak mutfağa yanlarına alırlar. Fakat böyle bir bebek arabası, bebeğin düşme tehlikesini ortadan kaldırmak için kesinlikle yüksek bir yere konmamalıdır. Aksine, bebek arabasını döşemeye ya da alçak bir masa üzere koymalısınız. Aldığınız arabanın, bebeğinizin hareket etmesini engellemeyecek büyüklükte oturağı olmalıdır. Bebeğinizi otomobilinizde taşırken otomobil güvenlik iskemlesi kullanmalısınız.

Belirtiler
Bebek bezi ile kapatılan bölge altında isilik oluşması.
Bebeklerin çoğunda bez altında isilik meydana gelebilir; hatta bazıları hastaneden eve geldiklerinde bile bezleri altında hafif bir pişik olabilir. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Elektrik çarpmalarını tanımak için temel bilgiler

Elektrikle çarpılmak için akımın vücuttan geçerek + ve - kutuplar arasındaki devreyi tamamlaması gerekir. Pil, batarya, ve akümülatörler doğru akım üretirler. Doğru akım 20-30 volttan sonra çarpılma hissi vermekte ancak tahribat yapmamaktadır. Pil ve oto aküsü ile çarpılmak olası değildir. 30 volt üstü doğru akım (DC) kaynakları tehlikelidir. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

İstediğiniz her şeyi yapmaya hazır olan, hemen ameliyat tarihi veren, tedavi ve tedavinin yan etkileri konusunda bilgilendirmeyen, size uzun zaman ayırmayan bir plastik cerrahtan uzak durun!

Estetik bakış / DR. SERDAR EREN

Estetik problemlerin tedavisinde, kendinizi ellerine ve bilgisine emanet edeceğiniz doktora plastik cerrahi dalında uzman olup olmadığını, nerede uzmanlık eğitimi gördüğünü ve tecrübesini sorun. Hiç merak etmeyin. Kendine güvenen bir hekim böyle bir ilgiden bile memnun olacaktır.
Arzu ettiğiniz her şeyi yapmaya hazır olan veya yapmaya söz veren hekimlerden kaçının. Çünkü o hekim ya kendi kapasitesini tam olarak tartamıyordur ya da plastik cerrahideki tedavi imkanlarının sınırlarını bilmiyordur.
Estetik uygulamaları arzu eden kişi, diğer hastalardan daha ayrıcalıklıdır. Çünkü diğer hastaların sebebini ve tedavisini bilmediği bir hastalığı vardır, bu nedenle doktora gitmek zorundadır. Estetik cerrahide böyle bir zorunluluk yoktur. Hastalarımız bize arzuyla, merakla ve heyecanla gelirler. Şikayetlerini ve nerelerinin düzeltilmesi gerektiğini biliyorlardır. Estetik problemleri olan kişilerin şikayetleri her zaman objektif değildir ve kişi her türlü tedaviyi ya da değişikliği arzu edebilir. Estetik cerrahın en önemli özelliklerinden biri de hastanın bazı isteklerini frenleyebilmesidir. Hastaların bazen sınırsız olan isteklerine sınır konulmalı ve hastanın gözünde her zaman “gerçekçi bir tedavi tablosu” oluşturulmalıdır.

Ameliyat, gününde bile iptal edilebilir
Bir konsültasyondan sonra büyük bir coşkuyla ameliyata karar vermişseniz bile hemen ertesi günü ameliyat olmaya kalkmayın. Çünkü bu gibi ameliyatlar için çabuk kararlar genellikle objektif olmayan duygularla verilir. Ayrıca bu konuda, Avrupa’da hastaların haklarını koruyan derneklerin klasik bir uyarıcı sözü vardır: “Doktorun bir tek yarın boş zamanım var, diğer haftalar ve aylar doluyum demesi bir alarm işaretidir.” Bu söz doğrudur çünkü karar bir coşku anında verilmiştir, bu nedenle ameliyatların risklerini o anda tam olarak anlayabilmeniz ve yorumlayabilmeniz zordur. Ayrıca aklınıza yeni sorular gelebilir, bunları da telefon veya yeni görüşmelerle halledebilirsiniz. Eğer konsültasyondan uzun zaman geçtikten sonra da ilk görüşmedeki coşkunuz ve doktorunuza güveniniz devam ediyorsa; beklentilerinize ve olası komplikasyonlara gerçekçi bir yaklaşımınız varsa karar zamanlamanız ve doktorunuz doğrudur.
Ben ameliyat için randevuyu geciktirmeyi hastanın doğru kararı vermesi bakımından hep uygun bulmuşumdur. Çünkü ameliyat tarihi gelene kadar hastalarımın diğer hekim arkadaşlarla görüşme şansı da olur ki bunu zaten öneririm. Ayrıca hastanın, ameliyat günü de dahil olmak üzere, eğer kafasında kesinleşmemiş duygular ve soru işaretleri varsa ameliyata gelmek yerine iptal etmesi veya ertelemesi daha iyidir.

Kocanız operasyona karşıysa, yaptırmayın
Yapılacak tedavi ve tedavinin muhtemel yan etkileri üzerine yeteri kadar bilgi vermeyen, size uzun zaman ayırmayan hekimden kaçının. Öteki taraftan da hekimin size detaylı bilgi verme arzusunu kösteklemeyin. Biz tabii ki ne yapacağımızı biliriz ve yapacağımız tedavilerin bütün sorumluluğunu almak zorundayız. Ama siz de hasta olarak verdiğiniz kararın sorumluluğunu almak zorundasınız ve bu sorumluluğu da ancak ne yapılacağını ve neler olabileceğini bildiğiniz zaman alabilirsiniz.
Önemli başka bir nokta da ameliyatlarınızı hiçbir zaman ailenizden gizli yaptırmamanız gerektiğidir. Ön görüşme için bana eşleri veya sevgilileriyle gelen hastalarım çoktur ve böyle olması bence daha iyidir. Hastaların, karar verirken desteğe ihtiyacı olur. Genellikle kocalar “Beni rahatsız etmiyor ama kendini daha iyi hissedeceksen yaptır” derler. Eğer kocanız ameliyata çok karşı ise o ameliyatı yaptırmamanızı tavsiye ederim. Kocanıza rağmen yaptırırsanız üzerinizde büyük bir baskı oluşabilir. Oysa iyileşme döneminde her şeyin mükemmel olmasını, hiç problem çıkmamasını arzu edersiniz. Çünkü ortaya çıkabilecek en küçük problemde bile eşinizin olumsuz yorumlarından kurtulamayacağınızı bilirsiniz. En kötüsü ise eşine hiç haber vermeden tedavi olan hastalardır. Mesela kocası tatilde veya iş gezisindeyken ameliyat olan hasta kendisini komplikasyonsuz bir iyileşmeye şartlamıştır. Bütün problemler bu hastaların başına gelir. Sınırları bu kadar çok zorlamanın genellikle insanin baş ağrıttığını hepimiz biliriz.
Ben 27 senelik meslek hayatım boyunca hatalarımı yinelememeye çalıştım. Biz cerrahlar hatayı kendimize yakıştıramasak bile bu konuda tarafsız ve adil olmak zorundayız. Problemli geçen her vakanın geriye dönük olarak senaryosunu gözden geçirir ve tarafsız muhakemesini yapmaya çalışırım. Her seferinde de önceden fark edemediğim, hastanın problemlerine sebep olan psikodinamiği açıkça görmüşümdür.

Kesin kararlı olmayan hastalar ameliyattan sonra çok acı çeker
Ekibimin gözetmeni olan bir psikanalist ile yaptığım haftalık toplantılarda her türlü psikolojik etkenin problemlerin ortaya çıkmasındaki rolünü öğrendim. Ameliyata tam olarak karar vermemiş hastaların (genellikle önceleri estetik ameliyatlara karşı olan kişiler) ameliyat ağrısını daha fazla hissettiğini gözlemişimdir. Bir örnek: Sadece tek bölgesine liposuction yaptığım bir hasta ameliyat sonrası haftalarca aşırı ağrı şikayetleri ile harap oldu ve beni de harap etti. Ben devamlı olarak tıbbi sebepler ararken hasta çektiğim sıkıntıyı gördü ve ağrının gerçek sebebini buldu. Bana “Aslında bu ameliyatı istemiyordum. Bütün arkadaşlarım ameliyat olurken ben de bir şeyler yaptırmak zorunda olduğumu hissettim. Böyle bir ameliyat olduğum için de kendime çok kızgınım. Kızdıkça da ağrılarım artıyor” dedi. Tam tersi, en ağrılı ameliyat olarak tanımlanan karın germe ameliyatından sonra bile ağrıyı hissetmediklerini söyleyen çok hastam olmuştur. İnsan görünüm bozukluklarından ne kadar çok rahatsızlıklar duyuyor ve ameliyatla düzelmeyi sabırsızlıkla bekliyorsa ameliyatı ve iyileşme süreci o kadar problemsiz geçiyor.