Hirschsprung hastalığı (ayrıca doğuştan kalın barsak genişlemesi olarak da adlandırılır) yavaş yavaş anormal büyüklükte ya da genişlemiş kalın barsak oluşmasına neden olur. Bunun nedeni alt rektumun dışkıyı anüsten dışarı çıkarmakta yeterli olmamasıdır. Prematüre bebeklerde nadir olmak koşulu ile, Hirschsprung hastalığı yeni doğan bebeklerdeki kalın barsak tıkanıklığı nedenlerinden %33′ünü oluşturmaktadır.

Yeni doğan bebeklerde ilk işaretler arasında mekonyum dışkısını çıkarmakta başarısızlık, kusma, karın bölgesinde şişme ve dışkılayamama sayılabilir. Rektal bir muayene sonrasında, bebek çoğunlukla patlayıcı şekilde dışkılar. Bazen yeni doğmuş bir bebek bu yüzden dışkı bile kusabilir. Su kaybı ve kilo kaybı da çok rastlanır. Çoğu yeni doğmuş bebekler bunun yanı sıra kabız ve ishal de olabilirler.

Yeni doğmuş bir bebekte büyümüş bir kalın barsağı teşhis etmenin en iyi yöntemi rektal biyopsi yapmaktır. Hirschsprung hastalığının tedavisi, dışkının atılabilir bir torba içine doldurulabilmesi için karın bölgesinin dış kısmına bir çıkış yapılmasından sonra ameliyattır. Bu, geçici bir tedbirdir. Bu açıklık, çocuk 12 ile 18 aylık olduğunda başka bir ameliyat ile kapatılır.


Her ne kadar sürekli ishal nöbetleri kimi zaman problem teşkil ederse de tedavi son derece başarılı sonuç verir.

Yemek borusu (gırtlaktan mideye uzanan boru) tıkanması ile dünyaya gelen bir bebek tam olarak gelişmemiş bir yemek borusuna sahiptir.

Tahminen 3000 ila 4500 bebek bu bozuklukla dünyaya gelmektedir. Yemek borusu tıkanıklığı ile dünyaya gelen bebeklerin üçte biri prematüre olarak doğmaktadır. Bu bozukluğun yanı sıra, genellikle soluk borusu bozuklukları gibi başka anormallikler de meydana gelmektedir. Dahası, yemek borusu tıkanması ile dünyaya gelen bebeklerin en az % 30′unda yaşamı tehdit eden kalp, üreme sistemleri ve merkezi sinir sistemi problemleri gibi bozukluklar da meydana gelmektedir.

Bu doğum kusurunun belirtileri çoğunlukla daha doğum odasında ortaya çıkar. Böyle bir bebeğin ağzından anormal derecede fazla salgı gelir ya da annesi bebeği beslemek istediğinde bebek yutkunamaz, öksürür ya da morarır. Eğer doktor bebeğe ağzından midesine bir sonda sokamaz ise, bebeğin yemek borusu tıkanması teşhisi konur.

Eğer bebeğinizde yemek borusu tıkanması varsa, derhal ameliyat edilmesi gerekir. Eğer tıkanık bölge derin değil ise iyileşme de çabucak gerçekleşir. Fakat tıkanıklık uzun bir bölgeyi kaplıyor ise, cerrah yemek borusunu onarmak yerine uzatmayı tercih edebilir; bu durumda, bebeğin beslenmesini sağlamak için yemek borusundan midesine ek boru takılır.

Ductus arteriosus, pulmonal arteri (akciğer arteri) ortaya bağlayan kan damarıdır. Normalde bu damar boğumdan hemen sonra kapanır. Kapanmadığı zaman kan pulmonal arterle aort arasında akar; bu duruma patent(açık) ductus arteriosus denilmektedir.

Prematüre doğan bebeklerde ductus kapanmaya zaman bulamamıştır. Zamanında doğan bir bebekte kapanmanın gerçekleşmemesi, konjenital bir oluşum anomalisidir.

Patent ductus arteriosus, kız bebeklerde, yüksek irtifada doğan çocuklarda ve gebeliğin ilk 3 ayı içinde kızamıkçık geçirmiş olan kadınların bebeklerinde daha sık ortaya çıkar.

Ductus darsa genellikle semptom görülmez. Geniş bir ductus ise kalp üfürümü, hipertansiyon (yüksek tansiyon) ve geç gelişim sorunlarına yol açacaktır.


Prematüre bebekte ductus genellikle birkaç hafta ya da aylık bir süre içinde kendiliğinden kapanır. Ductusu kapanmadan kalan zamanında ya da prematüre doğmuş bir bebekte genellikle birinci ve ikinci yaş arasında ameliyat gerekli olur.

Bebekler çoğunlukla dişsiz doğar. Ancak bazen yeni doğan bebeğin ağzında, genellikle alt ön diş etinin üzerinde bir dişin mevcut olduğu görülebilir. Bu diş genellikle bebeğin normal dişleri çıkmaya başlamadan düşecektir.

Dişin fazladan bir diş mi yoksa, prematüre olarak dışarı çıkmış bir primer diş mi (bebek dişi) olduğunun anlaşılması için röntgen çekilmesi gerekir.

Normal dışı fazla dişler komşu dişlerin konum ve çıkma özelliklerini etkileyebilir.

Prematüre olarak ya da ciddi bir enfeksiyon, solunum bozukluğu veya büyük bir doğum eksikliği ile doğmuş olan bebekler, bir yeni doğum yoğun bakım biriminde bakılmaya gereksinim duyabilirler.

Herhangi bir doğum merkezinde, doğum problemleriyle dünyaya gelen bebekler için yardımcı olacak hazırlıklar önceden yapılmalıdır. Yeni doğum yoğun bakım birimine sahip olmayan hastane ya da doğum merkezleri, böylesi bir vakayla karşılaşıldığında hasta bebeği bu tür bir birime transfer etmek için gerekli tüm düzenlemeleri önceden yapmak zorundadır.

Bazı hastanelerde çok ciddi vakalar dışındaki tüm vakaların üstesinden gelebilecek donanım ve personel vardır, genellikle belli bir bölgedeki belli hastaneler, çok ağır hasta bebeklerin sevk edilebileceği merkezler olarak belirlenmiştir. Yoğun bakım birimlerinin amacı, yaşamı tehdit eden problemlere karşı anne ve babaların azami bakım ve gözetimi sağlayabilmesini olası kılmaktadır.

Amerika Birleşik Devletleri’nde


son 40 yılda yeni doğmuş bebek ölümü oranı, büyük oranda gelişme gösteren hasta bebek bakımı çalışmaları nedeniyle azalma göstermiştir. Yeni doğum yoğun bakım birimlerinin asal unsurları şunlardır Neonataloglar (hasta bebeklerin bakımında uzmanlaşmış doktorlar); pediatrik yoğun bakım hemşireleri ve paramedikal personel; her türlü yaşamsal işaretin ve her bebeğin ayrı ayrı gözetim ve denetim altında tutulabileceği gözetim ve alarm sistemleri; solunum terapisi ve canlandırma ve ilaçlar donanımlan; cerrahi ve çocuk hastalıkları dahil her konuda uzman doktorlar; ve 24 saatlik laboratuvar hizmetleri.

Eğer bebeğiniz yoğun bakıma gereksinim duyuyorsa, bu deneyim başlangıçta fevkalade zor olabilir. Bebeğiniz, vücut ısısını muhafaza etmek ve çevreden mikrop kapma olasılığını ortadan kaldırmak için, bir kuvöze yerleştirilecektir. Bebek ayrıca, hemşire ve doktorların bebeğin kalp atışı, kan basıncı, vücut ısısı ve solunum oranı konularındaki çeşitti verileri elde edebileceği birçok gözetim aygıtına bağlanacaktır.

Bebek, solunum bozukluğu rahatsızlıkları olup olmadığına bağlı olarak, soluk borusuna (trachea)


takılan bir boru vasıtasıyla soluk alıp verebileceği bir havalandırma aygıtına bağlanabilir. Yeni doğmuş bir bebek, burnundan sokulan bir boru vasıtasıyla ya da özel bir konteynerden sağlanan sıvı gıdaların damardan verildiği bir yöntemle beslenebilir.

Prematüre ve hasta bebeklerin başarılı bir şekilde bakımında en önemli faktör, hemşirelerin beceri ve deneyimlerinin yanı sıra, bakımdaki hemşirelerin sayısıdır. Herhangi bir şey ters gittiğinde doktorları haberdar eden ve bebeklerin bakımını üstelenen hemşirelerdir. Tipik bir yeni doğum yoğun bakım biriminde birçok hemşire vardır; dolayısıyla, böyle bir birimde bir tek hasta bebeğin bakımını üstlenen iki hemşireyi bir arada görmek az rastlanır olaylardan değildir.

Her ne kadar bir yoğun bakım birimi yeni doğmuş bebeğinizle ilişkilerinizi geliştirebilmeniz için hiç de ideal bir yer değilse de, anne ve babaların bu birimlerde mümkün olabildiğince daha çok vakit geçirmeleri teşvik edilmektedir. Bebeğinizi kucağınıza alamasanız, onunla göz göze gelemeseniz ve aranızda herhangi bir duygusal ilişki oluşturacak kadar yakınlık olmasa bile.

Bebek doğduğu esnada ciğerlerini hızla hava ile doldururken aynı zamanda ciğerlerindeki sıvıyı da dışarı çıkartmak zorundadır. Yeni doğmuş bir bebek, yine aynı zamanda, ciğerlerindeki kanın hacmini de artırmak zorundadır.

Yeni doğmuş bebek, bir dereceye kadar, genişledikçe her seferinde açılıp kapanan ciğerlerini kullanmaksızın soluk alıp vermek zorundadır, normal zamanında doğmuş bebeklerin çoğu, ciğerleri tamamıyla gelişebilmek için yeterli zamana sahip olduğundan dolayı, bunu kolaylıkla başarabilirler. Bununla beraber, çoğu prematüre doğmuş bebeklerin ve hatta bazı olgunlaşmış gebelik bebeklerinin soluma problemleri vardır.

Yeni doğmuş bebeklerde iki tür solunum bozukluğu ortaya çıkabilmektedir: Tipik olarak prematüre bebekleri etkileyen solunum bozuklukları ve gerek prematüre gerekse olgunlaşmış gebelik neticesinde doğan bebeklerde

meydana gelen, geçici hızlı soluma.

Tüm yeni doğum sonrası ölümlerinin önemli bir yüzdesini teşkil eden solunum bozukluğu, ki ayrıca hiyalin zarı hastalığı olarak da adlandırılmaktadır, yeni doğmuş bebeklerin ölümlerinin en büyük nedenidir.

Hiyalin zarı hastalığının ciddiyeti yeni doğmuş bebeğin gebelik yaşı ve doğum ağırlığı ile ilintilidir. Dolayısıyla, bebek daha küçük ve daha prematüre oldukça, hiyalin zarı hastalığına yakalanması olasılığı da o denli artmaktadır.

Bu hastalıkla doğmuş bir bebeğin ciğerlerinde, her nefes alınışında ciğerlerin küçük hava odacıklarının çökmesini önleyen ve yüzey gerginliğini düşürmekte yardımcı olan (sürfaktan olarak adlandırılan) belli amillerden yeterli miktarda yoktur. Dolayısıyla, ciğerlerini genişletebilmek için bebeğin daha fazla basınca gereksinimi vardır.

Solunum bozukluğu belirtileri genellikle doğumdan sonraki ilk birkaç dakika içerisinde anlaşılabilir. Bazı bebeklerde doğum esnasındaki solunum bozukluğu o derece güçlüdür ki, canlandırma işlemi gerekli olabilir. solunum bozukluğu hastalığının belirtileri hırıltı soluma, burunsal yangı ve koyu esmer cilt rengidir. Bebek sert ve düzensiz soluk alıp verir. Kesin teşhis için ciğerlerin röntgeni çekilir ve kan testi yapılır. Eğer bebeğiniz solunum rahatsızlığı belirtileri ile doğmuş ise yaşamsal belirtilerinin sürekli olarak kontrol atında tutulacağı bir yeni doğum yoğun bakım biriminde (Bkz. Solunum ve Yoğun Bakım Birimleri) bakım altına alınmaya gereksinim duyacaktır. Bebek, solumayı kolaylaştırmak için ılık ve nemli oksijenle doldurulmuş bir kuvöze yerleştirilir. Gıdası ve gerekli sıvılar damardan verilir.

Bu hastalıkla doğan çoğu bebek solumasına yardım edilmesine gereksinim duyarlar. Böyle bir durumda, bebeğin soluk borusuna bir soluma tüpü sokulması gerekebilir. Solunum bozukluğu belirtileri ile doğmuş bebeklerin bakım altına alınmasındaki amaç, bebeğin ciğerleri yeterince gelişinceye kadar herhangi bir komplikasyon oluşmasını önlemektir. Özel yeni doğum birimlerinin gelişmesi ile ve ileri derecede eğitim görmüş doktorlar ve hemşireler ile birlikte, bu çocukların ölüm oranları da önemli miktarda azalmıştır. Geçici hızlı soluma, olaysız vajinal doğum ya da sezaryen sonrasında ve prematüre ya da olgunlaşmış gebelik bebeklerinde de ortaya çıkabilir.

Bu tür solunum bozukluğuyla doğan bebeklerde, hızlı ve zayıf soluma dışında hiçbir belirti görülmez. Bazı bebeklerde bebeğin cildi az oranda oksijenle ortaya çıkan mavimsi bir

dış görünüm alır.

Hiyalin zarı hastalıklı yeni doğmuş bebeklerin aksine, bu bebekler nadiren ciddi derecede hasta görünürler.

Dahası, birçoğu 3 gün içerisinde iyileşir.

Tedavi genellikle ciğerlere sıvı kaçmasını önlemek için sürekli olmayan beslemeyi içerir. Kimi zaman eğer bebek ağızdan beslenebilmek için gereğinden fazla soluk alıp veriyorsa, damardan besleme gerekli olabilir. Genellikle başka hiçbir tedavi gerekmez

Belirtiler
Kırmızı bir yüzey üzerinde kendini beyaz
sivilceler ya da kabarcıklarla beli eden bir
döküntü.
Normal zamanında doğmuş bebeklerin takriben yüzde 50’si (prematüre Bebeklerde daha az) doğumdan 1 ila 3 gün sonra toksik eritem geliştirirler. Genellikle yüzde, karın bölgesinde ve kol ve bacaklarda meydana gelir ve pire ısırığını andırır. Nedeni bilinmemektedir. Döküntüleri zararsızdır ve hiçbir tedavi gerektirmez; genellikle birkaç gün içinde geçer.