Okul çağındaki pek çok çocuk, bu dönemin son yıllarında, nispeten acı verici, organlarda yinelenen bir ağrı duymaktadır. Bu ağrılar, herhangi bir anda ortaya çıkabilir, ancak genellikle akşamları, yani çok faal bir günün sonunda meydana gelir.
Bu ağrılar genellikle uyluk kemiklerinde ve baldırlarda görülür ve bir iki saat sonra ortadan kaybolur. Çocuklar ise sağlıklı olup, muayene laboratuar testleri ve röntgen sonuçları her zaman normaldir. Ağrılar muhtemelen fiziksel büyümeyle doğrudan ilişkili değildir ancak semptomlar sık sık “büyüme acıları” olarak adlandırılır.
Büyüme ağrıları olarak adlandırılan bu acıların bir açıklaması olmayıp, genellikle bir süre sonra hiçbir hastalık etkisini çocukta bırakmayıp yok olmaktadırlar. Bu ağrılarla ilgili semptomlar gelişmedikçe, büyüme ağrılarına en iyi çözüm, çocuğa sempati ve anlayış göstermek ve semptomların bir sağlık probleminden kaynaklanmadığı ve ağrıların zaman içerisinde yok olacağı hususunda çocuğa güvence vermektir.

YANIKLAR
Genelde üç çeşit yanık vardır:
* Isı yanıkları.
* Güneş yanıkları.
* Kimyasal maddelerin sebep olduğu yanıklar.
Yanıklar şiddetine göre ise yine üç grupta incelenir:
* Birinci derece yanıklar.
* İkinci derece yanıklar.
* Üçüncü derece yanıklar.
Birinci derece yanıklarda deri kızarmıştır, ikinci derece yanıklarda kabarcıklar ortaya çıkar. Üçüncü derece yanıklar ki en tehlikelisidir; doku harabiyeti yapar:
Üçüncü ve ikinci derece yanıklarda iki büyük tehlike vardır:
* Yanık bölge çabuk mikrop kapar.
* Derin yanıklarda hasta soka girer.
    BİR YANIK KAZASINDA
Ne Yapmalı?
Birinci Derece Yanıklarda:
* Yanık bölgeyi (genellikle el, ayak, kol ve bacakları) bir saat müddetle soğuk su içine daldırınız.
* Üstüne soğuk bir sargı koyunuz.
* Yanık bölgesin hava ile temasını kesmek için kalın bir sargı bezi ile (soğuk su ve soğuk pansuman uyguladıktan sonra) sıkıca sarınız.
    NOT: Eğer yanık geniş bir bölgeye yayılmış ise, üzerini temiz bir çarşaf veya havlu ile kapatmak sureti ile havayla temasını kesiniz.
İkinci ve Üçüncü Derece Ağır Yanıklarda:
Ağır yanıklar tıbbi bakım gerektiren yanıklardır. Hasta en kısa zamanda yakınınızda bulunan bir hastahanenin acil servisine götürülmelidir.
Dikkat;
* Ortaya kabarcıklar çıkmış ise sakın patlatmaya kalkışmayıyız. Yanık bölgenin üzerini temiz ve soğuk bir pansumanla örttükten sonra temiz ve kalın bir sargı bezi ile dikkatlice sarınız.
Eğer yanık derine işlemiş ise; hastanın şoka girmemesi için ona tuz ve karbonat eriyiği içiriniz.
  NOT: Bir su bardağı içine 1/4 çay kaşığı tuz, 1/8 çay kaşığı sodyum karbonat (pasta karbonatı) koyduktan sonra su ile doldurup karıştırınız ve bunu hastaya içiriniz. Aynı ölçülerle hazırlanmış bu eriyikten her 15 dakika ara ile yarım bardak içiriniz.
Kimyasal Yanıklarda:
Deriye yakıcı özelliği olan kimyasal bir maddenin temas etmesi halinde ilk iş; vakit geçirmeden kimyasal maddeyi bol su ile yıkayarak temizlemektir. Ondan sonra yanık bölgenin üzerine temiz bir pansuman koyup dikkatlice sarınız ve kazazedeyi hastahaneye götürünüz.
Eğer göze asidik bir madde bulaşmış ise; bir bardak suya bir çay kaşığı karbonat karıştırarak bu eriyik ile gözü yıkayınız. Tek göz kazaya uğramış ise, kazazedenin başını -gözü aşağı gelecek şekilde- yana çeviriniz. Böylece diğer gözü kimyasal madde ile bulaşmaktan korumuş olursunuz. Eriyiği iç kenardan dışa doğru dökerek gözü asitten temizleyiniz. Yıkama sırasında hastaya göz kapaklarını açık tutmasını söyleyiniz. Yıkama işi bitince göz kapaklarının üzerine bir pansuman yerleştirip sarınız ve kazazedeyi derhal doktora götürünüz.

Hazımsızlık, bir beslenme bozukluğunun işareti olduğu gibi; bir sindirim sistemi hastalığının da işareti olabilmektedir. Hazımsızlığın belirtilerini şöyle sıralayabiliriz:
* Midede dolgunluk hissi.
* Midede ağrı ve yanma.
* Karında şişlik, geğirme ve gaz çıkarma.
* Kabızlık. Nadir durumlarda ishal.
Hazımsızlığın birinci sebebi, yiyeceklerin ağızda iyi çiğnenmemesidir. Bir münakaşa ve ruhi gerginlik sırasında yenen yemeklerde, bolca hava yutulmakta; yiyecekler acele ile iyice parçalanmadan yenmekte, en önemlisi sinir sisteminin dengesi bozulduğundan ifrazat bezleri yeterince çalışmamaktadır.
Öyle ise:
* Ağzınıza aldığınız lokmayı iyice çiğnemeden yutmayınız.
Hazımsızlığın bir diğer sebebi, bol yağlı ve nişastalı (hamur işi) yemeklerle beslenmedir. Bunlar hazımı zor yiyecekler olup, mide ve barsaklarda fazla beklemektedirler. Kabızlığın sebebi de bunların barsaklarda fazla beklemesidir. “Barsak tembelliği” dediğimiz hastalığın ortaya çıkış sebebi de yine hazmı zor yiyeceklerle beslenmedir.
Öyle ise:
* Yağlı ve unlu yemekleri tıka basa yemeyiniz.
* Sofranızda mutlaka sebze yemeği ve yeşillik bulundurunuz.
* Yemek sonunda mümkün mertebe unlu tatlılar yerine taze meyve yeyiniz.
* Salata ile yenen etli ve hamur işi yemeklerin hazmı daha kolay olduğundan, bilhassa akşam yemeklerin de salata bulundurunuz.
Organik Hastalıklara Bağlı Hazımsızlık
* Yemeklerden hemen sonra veya bir saat içinde ortaya çıkan hazımsızlık belirtileri, safra kesesi yetmezliği, gastrit, mide ülseri ve kanseri gibi hastalıkların işareti olabilir.
* Yemeklerden birkaç saat sonra gelişen rahatsızlıklar oniki parmak barsağı ülserini ve pankreas yetmezliğini düşündürür.
* Geceleri ortaya çıkan hazım şikayetlerinde ve arka üstü yatıldığı zaman kendisini gösteren mide ağrılarında ise pankreas kanseri veya mide fıtığı şüphesini kuvvetlendirir.
* Kalp yetmezliği, böbrek yetmezliği (üremi), akciğer veremi ve her türlü kanser vakalarında da hazımsızlık şikayetleri görülebilir.
Ne Yapmalı?
* Hazımsızlıktan şikayet eden kimse, beslenmesine dikkat ettiği halde rahatsızlıkları devam ediyor ise; mutlaka bir doktora muayene olmalı, gerekirse teşhis için film çektirmeli ve testler yaptırmalıdır.
* Eğer muayene neticesinde hazımsızlığın fazla mide salgısından kaynaklandığı tesbit edilirse; buna “asitli dispepsi” adı verilmektedir. Yemeklerden bir iki saat sonra midede ağrı, yanma, kazıntı ve basınç şeklinde kendisini belli eder. Ekşi geğirmeler, ağız ye boğazdan gelen gazlardan dolayı yanmalar, hazan de ekşi kusmalar fazla mide asitini işaret ederler. Tedavi, mide asitini artıran yemeklerden uzak durmaya yöneliktir. Tuzlu, şekerli, baharatlı yemekler, et konserveleri, kızartmalar, çay, kahve, sigara ve alkol, çiğ soğan bunların başında gelmektedir. Et, yumurta, taze peynir, süt gibi proteinli yiyeceklerle tuzsuz ve az yağlı yemekler perhiz için faydalı gıdalar cinsindendir.
* Muayene neticesinde hazımsızlığın sebebi yetersiz mide salgısından kaynaklandığı tesbit edilirse, buna “asitsiz dispepsi” adı verilmektedir. Yemeklerden sonra bir-iki saat müddetle midede ağırlık hissi duyulur, ishal ateş nöbetleri ve başağrısı görülebilir. Dışkı çok pis kokar.
Asitsiz dispepsi’de iyi pişirilmek şartı ile her türlü et verilebilir. Yumurta, rafadan, tavada pişmiş veya çorba içinde yenebilir. Çorba yağsız ve bol tuzlu olmalıdır. Çay, kahve, baharat serbesttir. Ekmek, tercihen bayat ve kızarmış halde yenmelidir. Beden hareketleri, kısa yürüyüşler ve temiz hava da çok faydalıdır.

  • Yenidoğanlar ve uyku

Doğum olayı sona erip, sıra hastaneden eve dönmeye geldi mi, anne-babaların çoğu bebeklerinin evde nasıl uyuyacağını merak etmeye başlarlar. Şunu bilmelisiniz ki, yenidoğanlar, kendilerini rahatsız edebilecek ses ve ışık uyaranlarını etkisiz kılacak bir doğal yetiye sahiptirler. Bu yetenek, kısa sürede alışkanlığa dönüşecektir.

Biz hekimler, bir takım basit testlerle, bebeklerin bu yeteneklerini tespit ederiz. Örneğin, uyuyan bebeğin gözlerine fenerle kuvvetli bir ışık tutulması onun bir takım hareketler yapmasına neden olur. Aynı ışığı, kısa aralıklarla bir kaç kez daha tutalım, dördüncü, beşinci seferde artık bebeğin ışığa hiç tepki göstermeyip mışıl mışıl uyuduğunu görürüz. Benzer test, bir minik çan kullanılarak bebeğin sese tepkisi sırasında da yapılabilir. Örnekteki bebek, uykusunu koruyacak bir takım doğal yollar geliştirmiştir.

Oysa kimi bebeklerin sinir sistemleri, muhtemelen doğum stresinin de etkisiyle henüz bu yeteneğe sahip değildir. Ses ve ışık, onları rahatsız eder ve kolayca uyanabilirler. Böylesi bebekler, tıpkı erken doğmuş bebekler gibi dış uyaranların olabildiğince azaltıldığı sessiz ve loş bir odada uyutulmalıdırlar.

  • Üç-dört haftalık bebek ve uyku

Bu dönemde bir bebeğin en önemli görevi, uyku hali, uyanıklık hali gibi değişik durumları kontrol yeteneği kazanmaktır. Bu süreçte, anne babanın da iyi bir gözlemle öğreneceği çok şey vardır.

Kalabalık ve gürültülü bir ortamda uyuyabilmek, herhangi bir dış uyaranla tam uyanırken tekrar uykuya dalmak üzere kendi kendini sakinleştirmek, yukarda sözettiğimiz kontrol sürecinin aşamalarıdır.

İyi bir gözlem, bebeğin farklı bilinç durumları arasındaki geçiş dönemlerindeki davranışlarından önemli çıkarımlar yapmanızı sağlayacaktır. Aktif ve gergin bebek, geçiş dönemlerini daha hızlı, sakin bebek ise daha yavaş ve sancısız yaşayacaktır.

Huysuzluk anında, bazı hareketleriniz onun ağlamaya başlamasına neden olurken, başka kimi davranışlar da bebeği sakinleştirecektir. Üç dört saatlik sikluslarla, bebek bu geçiş dönemlerini yaşar. Yeni anne-babanın ilk görevi, bu bağlamda bebeklerinin davranışlarını “tanımaktır”.

Temel sorun, ağlamaya başlayan bebeğin, kısa süre sonra sakinleşip uykuya devam mı edeceği, yoksa acıktığı için mi ağladığının ayırdedilmesidir. Emzirmek yada mama vermek işe yaramıyorsa –ki genellikle bu durumda ilk yapılan iş bebeği beslemektir- bu huzursuzluk hali bir süre devam edecek ve bebek bir süre sonra sakinleşecektir. Bu olay yaklaşık hergün yaşanır. Bebek, bu dönemde, ortalama rakamlarla söylersek, 3-4 satlik dilimler halinde 16-18 saat uyur.

  • Birbuçuk- iki aylık bebek ve uyku

Bebeğinizin uyuma ve beslenme zamanı ve süresi bu dönemde giderek daha düzenli bir hal almaktadır. İki beslenme arası zaman 3 saate hatta daha fazlasına uzar. İki aylık bebekler, doğum tartısı ve başka kimi faktörlere de bağlı olarak, gece uyku saatlerini de artırırlar.

İkinci ay artık bebeğinizi günlük aile düzeninize alıştırma zamanının da başlangıcıdır. Artık, geceleri yatmadan önce bebeğinizi uyandırıp son bir kez besleyebilir, sabahları onu uyandırarak güne sizin uygun gördüğünüz zamanda başlamasını sağlayabilirsiniz. Tabii ki bunu yaparken bebeğinizin de durumunu ve isteklerini gözönüne almalısınız. Şimdilik, en azından bebeğinizin buna hazır olduğunu bilin..

Bebeğinizin, huzursuzluk ve ağlama dönemleri de artık daha düzenlidir; genellikle günün sonundadır, ve huzursuzluğu kaka yapmayla sona erer. Bebeğiniz, emmeye ve uyumaya kendini hazırlamıştır.

  • Dört aylık bebek ve uyku

Bu dönemde uyku konusunda temel sorun bebeğinizin gece uyku düzenidir. Dört aylık bebek, bırakıldığı yerde uyumalı, ve uykusu ortalama 8 saat kesintisiz sürmelidir. Bebek için “kesintisiz uyku”nun anlamı, derin uykudan hafif/yüzeyel uykuya geçiş aşamalarını uyanmadan atlatmasıdır.

Hafif uykuya geçen bebek, ağlar, sesler çıkarır, yatakta döner, ama unutmayın, tüm bunlar olurken hala uyumaktadır, ve uyku içi bu geçiş aşamalarında kendi kendini sakinleştirerek/rahatlatarak derin uykuya geçmeyi öğrenmelidir.

Bebeğin uyumayı “öğrenmesi” konusunda ailelere önemli bir görev düşüyor; bebeklerin mutlak anne baba desteğine ihtiyaçları vardır, ama anne-babaların genellikle yaptıkları, bebeğin sesini duyar duymaz onu kucaklarına alıp, kendi kendilerine derin uykuya geçmelerine engel olmaktır. Bu tür yanlış yaklaşım, 3-4 saatte bir hafif uykuya geçen bebeğin her seferinde uyanma ve beslenmeye alışması ve bunu rutin uykunun bir parçası olarak algılamasıdır. Bu alışkanlık bir yerleşti mi, ilerleyen aylarda değiştirmek çok daha zordur.

  • Yedi aylık bebek ve uyku

Her ne kadar bebeğiniz 7. Aya kadar geceleri kesintisiz 8-12 saat uyumayı “öğrenmiş” de olsa, oturmak, sürünmek, emeklemek gibi bu dönemde kazandığı yeni yetenekler, geceye de taşınacak ve kimi sorunlar çıkaracaktır. Yeni durum, gece uyanmalarını kolaylaştıracak, tekrar uykuya dalmayı güçleştirecektir.

Benzer güçlükler, gündüz uykuları için de geçerlidir. Anne-babaya düşen, 4. Ayda yaptığımız önerileri tekrar uygulamaktır.

7 aylık bebek, kesintisiz gece uykusu yanında öğleden önce ve sonra birer kez olmak üzere toplam en az iki gündüz uykusu uyumalıdır. Uyumasa bile, bu saatleri yatakta kendi başına geçirmeyi öğrenmelidir. Buna sadece bebeğin değil, anne-babanın da ihtiyacı vardır.

  • Dokuz aylık bebek ve uyku

Daha önce söylediğimiz gibi, kazanılmış yeni yetenekler, uyumayı güçleştirmektedir. Dokuz aylık bebek, artık kendi kendine ayağa kalkabilir, geceleri de kalkacaktır, hem de siz onu uyuması için yatağına bırakıp odasından çıkar çıkmaz! Bu olay, belki on defa tekrarlanacaktır! Bu durumun üstesinden gelebilmek için “kararlı” olmalısınız. Tekrar tekrar ayağa kalkma ve ağlamalar üzerine onu yatağından alıp salona geçmeyin. Kesinlikle yataktan kalkmasına izin vermeyin, kararlılığınızı görsün, uyuması gerektiğini anlasın. Gece uyanmaları sırasında da aynı yöntemi uygulamalısınız.

 

İshal fazla sıklıkta (anormal yumuşaklıkta ya da sıvı dışkılama), çocuk doktorlarını ya da aile doktorunu görmek için en sık rastlanan sebeplerden biridir. Bebeğiniz 3 yaşına varıncaya kadar bir ila üç ciddi ishal nöbeti geçirecektir.
1 yaşına kadar bebeklerde ishal genellikle virüs kaynaklı enfeksiyonlardan kaynaklanır. Bazı vakalarda sebep bir bakteri ya da bağırsak sistemine giren bir toksin de olabilir. İshal uygulanmakta olan diyet yüzünden de meydana gelebilir, çünkü yumuşak dışkının nedeni yeni gıdalar olabilir. Son olarak ishal, kronik mide bağırsak hastalıkları, anatomik bozukluklar ve doğuştan kusurlar yüzünden meydana gelebilir.
Mama ile beslenen bebeklerde dışkılama sayısı artar ve dışkı yumuşak ya da sulu, bazen yeşilimsi olabilir.
Bununla beraber anne sütü ile beslenen bebeklerde dışkının kıvamı çorba kreması şeklindedir. Kimi zaman, anne sütü ile beslenen sağlıklı bir bebeğin dışkısı yeşil olabilir. Sıklığa gelince, anne sütü ile beslenen bebeklerin çoğu her beslenme sonrasında dışkılarlar. öyle ise anne sütü ile beslenen bebeğinizin ishal olup olmadığını nasıl anlayabilirsiniz? Dışkıda kan, safra ya da kötü bir koku (anne sütü ile beslenen bebeklerin dışkıları genellikle kötü kokmaz) belirleyici bir işaret olabilir. Dışkılama sıklığında ani bir artma dikkat edilmesi gereken başka bir işarettir. Kuşkulandığınız takdirde, kendinize, bebeğinizin davranışlarında bir

değişim olup olmadığını sorun. İştahı mı azaldı, hasta mı davranıyor ya da ateşi mi var?
Eğer bebeğiniz ishal ise ne yapmalısınız? Eğer bebek normal davranıyor ise diyetinde bir değişiklik yapmak genellikle yeterlidir. Bebeğin ishali hafif ise (yumuşak dışkı), bebeğinize mamasında ekstra sıvılar vermeye çalışın ya da her biberon şişesine 30 ila 60 gr. fazladan su ilave etmeye çalışınız. Eğer bebeğinizi anne sütü ile besliyorsanız her zamanki gibi devam ediniz. bu durumda bebeğinize ayrıca su ya da oral olarak verilen (eczanelerde satılan) solüsyonları iki emzirme arasında içirebilirsiniz
Eğer hafif olarak ishal olan bir bebek katı gıdalar yemiş ise, böyle bir bebeğe elma suyu, muz, kaynamış havuç ve pirinç lapası gibi gıdalar veriniz. Çünkü bu tür gıdalar dışkıyı katılaştırabilir. Ne tür bir besleme yapacağınızı bilmiyor iseniz doktorunuza danışınız. Mama ile beslenen bebeklerde ishal sulu ya da çok sıklıkla meydana geliyor ise, 24 saat boyunca tortusuz sıvılar dışında bebeğe hiçbir şey verilmemelidir. İshal nedeni ile kaybedilen elektrolitleri telafi etmek için ağızdan elektrolit içeren solüsyonla takviye yapılmalıdır. Vücudun su kaybetmesini önlemek için sıvı içirmek de önemli bir çözümdür. Bu yüzden bebeğinize su içirmelisiniz. Tekrar mama vermeye başladığınızda doktorunuz size, inek sütü ile yapılanmamalara nazaran ishale daha az yol açan bir soya maması tavsiye edecektir. Mamaya, bebeğin dışkısı normal kıvamını alıncaya kadar 30 ila 60 gr. ekstra su ilave etmelisiniz. Yukarıda tavsiye edilen gıdaların yanında herhangi bir katı gıda verilmemelidir. Bebek bakımı ile uğraşan bir kimse, ishalin bir virüs ya da bakteriden kaynaklandığını ve son derece bulaşıcı olduğunu hatırından çıkarmamalıdır. Bebek bezlerini değiştirirken elinizi iyice yıkayınız.
İshalin birçok vakalarda 72 saat içerisinde geçmesine ve diyet değişikliği ve sıvı alımının artırılması dışında herhangi bir başka tedbir gerektirmemesine karşın ağır ishal (özellikle 1 yaşına gelmemiş bebeklerde ve küçük çocuklarda) çok tehlikeli olabilir. Bunun nedeni aşırı su kaybıdır. Vücudun su kaybı çoğunlukta hastaneye yatmayı gerektirir. Hastanede, kaybedilen su, bebeğe damardan sıvı vermek suretiyle telafi edilir.
Eğer bebeğiniz ishal ise aşağıdaki işaretlerin meydana gelip gelmediğine bakınız.
Bebek 8 saat ya da daha fazla altını ıslatmadı mı; gözyaşı gelmeden ağlıyor mu; ağzı kuru mu; 8 saat içinde sekizden fazla ishalli dışkılama oldu mu; dışkısında kan var mı; ishalle birlikte üç ya da daha fazla berrak sıvı kustu mu ya da bebek hasta olduğunu belli eder şeklinde davranıyor mu?
Eğer bebeğinizde bu işaretlerden herhangi birisi var ise derhal doktorunuza haber veriniz.

Bebeklerdeki hastalıkları saptamak ilk başlarda kolay değildir. 1 aylık bebek, size başının ağrıdığını söyleyemez. Ağlayabilir, ancak genelde ağlayan huzursuz bir bebekse, bundan kuşkulanmayabilirsiniz. Ya da çocuğunuzun hasta iken yaptığı gibi daha çok uyuyabilir. Bebeğinizin yeme ve uyuma alışkanlıkları aniden değişirse, kendini iyi hissetmediği düşünülebilir. Bu durumda bebeğin ateşini ölçmek iyi bir yöntemdir, ancak hasta bir bebeğin ateşi yüksek olmayabilir.


En önemli faktör, ateşinin ne kadar yüksek olduğu değil, bebeğin nasıl davrandığıdır. Ateşi normal olan, fakat halsiz uyuşuk ve mama yemeyi ya da süt içmeyi istemeyen bir bebek, gözleri ışıl ışıl, her şeyi yiyip içen, fakat ateşi 39°C den fazla olan 8 aylık bir bebeğe kıyasla daha büyük olasılıkla hastadır. Bebeğin hasta olabileceğini gösteren belirtilerden bazıları aşağıda belirtilmiştir.

Ateş

Makattan ölçülen vücut sıcaklığı 38°C‘den fazla ise, bebeğin ateşi olduğu ve vücudunun enfeksiyona maruz kaldığı anlaşılır. Bebeklerin ateşinin yükselmesi çok görülen bir durumdur ve genelde virüs enfeksiyonunundan kaynaklanır. 39°C‘den düşük ateşler genelde belirtilere neden olmaz ve yaygın inanışın tersine, bir hastalığın ciddiyeti, ateşin yüksekliği ile orantılı değildir. Kendi kendinize sormanız gereken soru, “Bebeğim nasıl davranıyor?” olmalıdır.

Eğer 2 aylıktan küçük bir bebeği, ateşi 38°C‘den fazla olursa doktora götürün. 2 aylıktan büyük bir bebeğin ateşi 39°Cyi geçerse yine doktora götürün, daha hafif bir ateş 3 gün veya daha uzun sürerse de doktor çırılmalıdır.


Sürekli Ağlama

Bebeklerin çoğu, özellikle de 3 aydan küçük olanlar, genelde uzun süre ağlarlar. Her ne kadar yaşamın ilk aylarında sürekli ağlama, karın ağrısı belirtisi ise de, bebeğin hasta olduğu anlamına da gelebilir. Eğer bebeğiniz uzun süre (2-3 saat) ağlıyorsa veya yatıştırılamıyorsa ya da ağlaması garip ise (tiz bir sesle ağlıyorsa veya inliyorsa), doktor çağırın. Bebeğinizin hasta olduğundan endişeleniyorsanız, doktora götürmekten çekinmeyin.

Uyuma Sorunları

Eğer bebeğiniz bir defada 30 dakikadan fazla uyumuyorsa, beslenme için uyanmıyorsa ya da tam anlamıyla uyanmıyorsa, doktora götürün.

Soluk Alma Sorunları

Bebeğinizin soğuk algınlığına kapılabilir ve soluk alması güçleşebilir. Bumundaki sümüğün özel bir lastik ampul ile (eczanelerde satılır) çıkarılması, genelde bebeğinizin rahat nefes almasını sağlar ve gereken tüm tedavi bu olabilir. Ancak, bebeğiniz pürüzlü bir sesle öksürüyorsa, boğazında hırıltı varsa, nefes alıp vermekte zorluk çekiyorsa ya da dudakları ve ağzı morarırsa, doktora götürün.

Bıngıldak (Fontanelle)

Yaşamının ilk bir buçuk yılında bebeğinizin kafatasının üst ön bölümünde kemiklerinin henüz gelişmediği yumuşak bir yer olan bıngıldak vardır. Normalde burası düz veya hafif eğimlidir. Ancak, eğer bebeğiniz hasta ise ve bu bıngıldağı şişiyor ya da içeri çöküyorsa, derhal doktor çağırın. Bu bıngıldağın e’3bek nefes alırken veya ağlarken hafifçe kabarması doğaldır.

Kusma

Çoğu sağlıklı bebek, arada bir tükürür; bazıları bunu çok yapar. Tükürmek, mama veya sütün zahmetsizce dışarı atılmasıdır, kusma ise midede bulunanların zorla dışarı atılmasıdır. Eğer kusma 12 saatten fazla sürerse veya kusmukta kan varsa, doktor çağırın.

İshal

İshalin ciddiyetini meydana gelme sıklığından ve hasta bebeğinizin nasıl davrandığından anlayabilirsiniz. Dışkısı yeşil ise, besin maddelerinin bağırsaklardan hızla geçtiğini gösterir.

Eğer bebeğiniz 8 saat içinde sekiz kereden fazla dışkılarsa, yanı sıra kusuyorsa veya dışkısında kan varsa, doktora götürün.

Su Kaybı

Kusma ve ishalin en büyük tehlikesi, vücudun su kaybetmesidir. Su kaybı ölüme yol açabilecek bir olgudur ve bebeklerde hastalığın ilk birkaç saatinde meydana gelebilir. Belirtileri arasında gözyaşı dökmeyen ağlama, ağız kuruluğu, altının 8 saat süreyle kuru kalması ve bıngıldağın içeri çökmesidir. Eğer bebeğinizde su kaybı belirtileri varsa, derhal doktor çağırın. Hastaneye götürmeniz de gerekebilir.

Jet Lag Nedir?

Jet lag, belirli zaman farklılıkları olan bölgeler arasında yapılan uçak yolculuğu neticesinde görülür.

Bedenimizin sıcaklığı, açlık, ve ne zaman uyuyup ne zaman kalkacağımız 24 saatlik bir döngüden oluşan “günlük ritim” tarafından kontrol edilir.

Zaman farkı olan bir yere seyahat ettiğimizde, günlük ritmimiz uyum sağlamak için yeterince hızlı olamaz. Günlük ritmimiz günlerce orjinal programını uygulayabilir. Bunun sonucunda, bedenimizin gün ortasında uyku vakti geldiği konusunda bizi uyardığını farkederiz, veya gece uyumamız gerekirken bedenimiz bize ayakta kalmamız gerektiğini söyleyebilir.

Batıdan doğuya yapılan yolculuklarda bir saatlik zaman farkının neden olduğu değişimlere uyum sağlamak bir gün alabilir, doğudan batıya yapılan yolculuklarda ise birbuçuk saatlik zaman farkına uyum sağlama süreci bir gün alır.

Gıda Zehirlenmeleri

Bütün besinlerde bakteriler bulunur. Ancak, kötü koşularda nakledilen, pişirilen yada saklanan besinlerde bakteriler çok çabuk çoğalır ve zehirlenmelere yol açarlar.

Daha nadir de olsa bazı durumlarda, parazitler, virüsler ve kimyasal maddeler besinlerin bozulmasına ve gıda zehirlenmelerine yol açarlar. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Bademcik iltihabı (tonsillit), çocukluk çağı boyunca en sık görülen enfeksiyondur. En karakteristik klinik belitiler ateş, boğaz ağrısı, burun akıntısı, öksürük ve halsizliktir. Bu hastalığa virus ve bakteriler yol açar. Üç yaşından küçük çocuklarda sık görülen boğaz iltihabının hemen hemen tamamı viral nedenlidir DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »