TALOZİN
Ampul

Adeka

Etken Madde(ler):
Sotalol HCl 40 mg/4 ml

Piyasa Şekilleri:
4 ml’lik 5 ampullük ambalajlarda.

Kullanım Şekli:
5 dakika içinde 20 mg i.v. olarak uygulanır. 20 dakika sonra bir 20 mg daha 1 mg/dakika hızla hastanın durumuna göre 1.5 mg/kg’a kadar uygulanır. Enjeksiyon çözeltisi programlanmış elektrostimülasyon çerçevesinde 1 mg/kg’dan 1.5 mg/kg’a kadar 5-15 dakika içinde bir perfüzyon aleti ile eşit hızda verilir. Tekrar kullanımda doz arası 6 saatin altına düşmemelidir. Böbrek fonksiyonu sınırda olan hastalarda birikme tehlikesi birkaç kat daha fazla olduğu için, bu hastalarda renal klirens dozu, kalp hızı ve klinik etki gözönüne alınarak ayarlanmalı ve sadece sıkı EKG kontrolü ve serum konsantrasyonu kontrolü altında yapılmalıdır.

Endikasyonları:
Beta-reseptör blokeridir. Semptomatik ve tedavi gerektiren taşikardik supraventriküler kalp aritmileri: AV kavşak taşikardisi, paroksismal atrial fibrilasyon veya Wolf-Parkinson-White sendromuna eşlik eden supraventriküler taşikardilerde endikedir.

Kontrendikasyonları:
Dekompanse kalp yetmezliği, şok, 2. ve 3. derece atrioventriküler blok, sinoatrial blok, sinoatrial düğüm sendromu, bradikardi (<50 vuru/dak.), preeksistan OT uzaması, hipopotasemi, hipotansiyon, geç dönemde periferik dolaşım bozuklukları, obstrüktif akciğer hastalıkları, metabolik asidoz, diltiazem ve verapamil tipi kalsiyum antagonistlerinin i.v. kullanımlarında (yoğun bakım tedavisi dışında) ve sotalola duyarlı hastalarda kontrendikedir.

Uyarılar:
Sıkı perhiz yapan hastalarda, kan-glukoz düzeylerinde şiddetli dalgalanmalar olan diyabetli hastalarda nabız atışı gibi düşük kan şekeri semptomları maskelenir. Bu tip hastaların kan-glukoz düzeyleri düzenli olarak ölçülmelidir. Hormon üreten suprarenal veya adrenal medülla tümörü olan hastalarda feokromasitoma: önce Alfa-reseptör blokerleriyle tedavi gerekir. Enfarktüs geçirmiş veya ventrikül fonksiyonlarında zayıflama öyküsü olan hastalar özellikle kalp aritmilerinin şiddetlenmesi riski altındadır. Kişisel ve ailesel hikayelerinde psöriyazis olan hastaların sotalol gibi Beta-blokerlerle tedavisi yarar/zarar oranı iyice gözden geçirildikten sonra yapılmalıdır. Çünkü bu tip ilaçlar psöriyazisi etkileyebilir, bu hastalığın semptomlarını şiddetlendirebilir veya kepeklenme tarzında deri kabartılarına yol açar. Koroner kalp hastası ve/veya kalp aritmileri olan hastalarda tedavinin kesilmesi kademeli olarak yapılmalıdır. Kan basıncında büyük düşüşler olan veya nabız yavaşlamasını tolere edemeyen hastalarda günlük doz düşürülmeli, aynı uygulama solunum güçlüğü çekenlere de yapılmalıdır. Gerekirse tedavi kesilmelidir. Sotalol tedavisi talimatlara uygun yapılsa bile ani reaksiyon kabiliyetinde değişikliğe neden olabilir. Motorlu araç veya makine kullanma kabiliyeti azalabilir. Bu durum özellikle tedavinin başlangıcında, dozaj değiştirildiğinde veya ilaç alkolle birlikte alındığında görülür. Sotalol plasentaya geçer. Gebeliğin ilk 3 ayında sotalol kullanımıyla ilgili veri olmadığından gebelik sırasında ancak çok gerekli görülürse ve doktor kontrolünde yarar/zarar oranı göz önünde tutularak dikkatle verilmelidir. Yeni doğan bebeklerde nabzın zayıflaması, hipotansiyon, hipoglisemi ve solunum depresyonu riski nedeniyle beklenen doğum tarihinden 48-72 saat öncesinde tedavi kesilmelidir. Süte geçen sotalol miktarı her ne kadar bebekte bir tehlike yaratmıyorsa da, bebek Beta-bloker etkiler yönünden gözlem altında tutulmalıdır.

Yan Etkileri:
Nadiren yorgunluk, baş dönmesi, baş ağrısı, uyuşukluk, parestezi ve ekstremitelerde soğuma meydana gelebilir. Mide ve barsak şikayetleri, obstrüktif solunum yetmezliği, alopesi, konjunktivit, uyku bozuklukları, kalp yetmezliğinin şiddetlenmesi, bradikardi, atrioventriküler ileti bozuklukları ve hipotansiyon daha nadir görülen olgular arasındadır.

İlaç Etkileşimleri:
Kalsiyum antagonistleriyle birlikte kullanımında dikkat edilmelidir. Sotalol tedavisi sırasında kalsiyum antagonistelerinin i.v. uygulamasından (yoğun bakım dışında) kaçınılmalıdır. Sınıf 1 antiaritmik ilaçlarla kombine tedavide ORS kompleksini genişleten müstahzarlar (özellikle kinidin gibi) kullanılmamalıdır. Ciddi OT uzama riskinden dolayı sotalolun diğer Sınıf 3 antiaritmiklerle kombine kullanımı sakıncalıdır. Trisiklik antidepresanlar, barbitüratlar, fenotiyazin ve narkotikler, antihipertansifler, diüretikler ve vazodilatörlerle tedavi sırasında sotalol kullanılması kan basıncını daha fazla düşürebilir. Sotalol, narkotikler ve antiaritmiklerin kardio-depresif etkileri aditif olabilir. Tübakürarin kaynaklı nöromüsküler blokaj Beta-adrenerjik reseptörlerin inhibisyonu ile şiddetlenebilir. Bu nedenle anestezi uzmanları sotalolun bu etkisi konusunda bilgilendirilmelidir. Sotalolun rezerpin, kloridin, alfa-metil dopa, guanfasin ve kalp glikozidleriyle bir arada kullanılması kalp frekansının düşmesine ve normal kalp iletisinin yavaşlamasına neden olabilir. Diüretiklerle kullanıldığında potasyum düzeyinin izlenmesi özellikle önemlidir.

SOTARİT
Tablet

Sandoz

Etken Madde(ler):
Sotalol HCl 160 mg

Piyasa Şekilleri:
30 tabletlik blister ambalajlarda.

Kullanım Şekli:
Genel kural olarak Beta-blokörlerle tedaviye düşük dozla başlayıp kademeli olarak artırılarak optimum doza ulaşılmalıdır. Hipertansiyon ve angina pektoriste günlük ortalama doz 2×80 veya 1×160 mg’dır. Aritmilerde 160-240 mg olarak kullanılır. Tirotoksikozda 1×160 mg, akut miyokart enfarktüsünde profilaktik amaçla enfarktüsten 5-14 gün sonra 320 mg kullanılır. Maksimum günlük doz 480 mg’dır.

Endikasyonları:
Beta-reseptör blokeridir. Semptomatik ve tedavi gerektiren taşikardik supraventriküler kalp aritmileri: AV kavşak taşikardisi, paroksismal atrial fibrilasyon veya Wolf-Parkinson-White sendromuna eşlik eden supraventriküler taşikardilerde endikedir.

Kontrendikasyonları:
Dekompanse kalp yetmezliği, şok, 2. ve 3. derece atrioventriküler blok, sinoatrial blok, sinoatrial düğüm sendromu, bradikardi (<50 vuru/dak.), preeksistan OT uzaması, hipopotasemi, hipotansiyon, geç dönemde periferik dolaşım bozuklukları, obstrüktif akciğer hastalıkları, metabolik asidoz, diltiazem ve verapamil tipi kalsiyum antagonistlerinin i.v. kullanımlarında (yoğun bakım tedavisi dışında) ve sotalola duyarlı hastalarda kontrendikedir.

Uyarılar:
Sıkı perhiz yapan hastalarda, kan-glukoz düzeylerinde şiddetli dalgalanmalar olan diyabetli hastalarda nabız atışı gibi düşük kan şekeri semptomları maskelenir. Bu tip hastaların kan-glukoz düzeyleri düzenli olarak ölçülmelidir. Hormon üreten suprarenal veya adrenal medülla tümörü olan hastalarda feokromasitoma: önce Alfa-reseptör blokerleriyle tedavi gerekir. Enfarktüs geçirmiş veya ventrikül fonksiyonlarında zayıflama öyküsü olan hastalar özellikle kalp aritmilerinin şiddetlenmesi riski altındadır. Kişisel ve ailesel hikayelerinde psöriyazis olan hastaların sotalol gibi Beta-blokerlerle tedavisi yarar/zarar oranı iyice gözden geçirildikten sonra yapılmalıdır. Çünkü bu tip ilaçlar psöriyazisi etkileyebilir, bu hastalığın semptomlarını şiddetlendirebilir veya kepeklenme tarzında deri kabartılarına yol açar. Koroner kalp hastası ve/veya kalp aritmileri olan hastalarda tedavinin kesilmesi kademeli olarak yapılmalıdır. Kan basıncında büyük düşüşler olan veya nabız yavaşlamasını tolere edemeyen hastalarda günlük doz düşürülmeli, aynı uygulama solunum güçlüğü çekenlere de yapılmalıdır. Gerekirse tedavi kesilmelidir. Sotalol tedavisi talimatlara uygun yapılsa bile ani reaksiyon kabiliyetinde değişikliğe neden olabilir. Motorlu araç veya makine kullanma kabiliyeti azalabilir. Bu durum özellikle tedavinin başlangıcında, dozaj değiştirildiğinde veya ilaç alkolle birlikte alındığında görülür. Sotalol plasentaya geçer. Gebeliğin ilk 3 ayında sotalol kullanımıyla ilgili veri olmadığından gebelik sırasında ancak çok gerekli görülürse ve doktor kontrolünde yarar/zarar oranı göz önünde tutularak dikkatle verilmelidir. Yeni doğan bebeklerde nabzın zayıflaması, hipotansiyon, hipoglisemi ve solunum depresyonu riski nedeniyle beklenen doğum tarihinden 48-72 saat öncesinde tedavi kesilmelidir. Süte geçen sotalol miktarı her ne kadar bebekte bir tehlike yaratmıyorsa da, bebek Beta-bloker etkiler yönünden gözlem altında tutulmalıdır.

Yan Etkileri:
Nadiren yorgunluk, baş dönmesi, baş ağrısı, uyuşukluk, parestezi ve ekstremitelerde soğuma meydana gelebilir. Mide ve barsak şikayetleri, obstrüktif solunum yetmezliği, alopesi, konjunktivit, uyku bozuklukları, kalp yetmezliğinin şiddetlenmesi, bradikardi, atrioventriküler ileti bozuklukları ve hipotansiyon daha nadir görülen olgular arasındadır.

İlaç Etkileşimleri:
Kalsiyum antagonistleriyle birlikte kullanımında dikkat edilmelidir. Sotalol tedavisi sırasında kalsiyum antagonistelerinin i.v. uygulamasından (yoğun bakım dışında) kaçınılmalıdır. Sınıf 1 antiaritmik ilaçlarla kombine tedavide ORS kompleksini genişleten müstahzarlar (özellikle kinidin gibi) kullanılmamalıdır. Ciddi OT uzama riskinden dolayı sotalolun diğer Sınıf 3 antiaritmiklerle kombine kullanımı sakıncalıdır. Trisiklik antidepresanlar, barbitüratlar, fenotiyazin ve narkotikler, antihipertansifler, diüretikler ve vazodilatörlerle tedavi sırasında sotalol kullanılması kan basıncını daha fazla düşürebilir. Sotalol, narkotikler ve antiaritmiklerin kardio-depresif etkileri aditif olabilir. Tübakürarin kaynaklı nöromüsküler blokaj Beta-adrenerjik reseptörlerin inhibisyonu ile şiddetlenebilir. Bu nedenle anestezi uzmanları sotalolun bu etkisi konusunda bilgilendirilmelidir. Sotalolun rezerpin, kloridin, alfa-metil dopa, guanfasin ve kalp glikozidleriyle bir arada kullanılması kalp frekansının düşmesine ve normal kalp iletisinin yavaşlamasına neden olabilir. Diüretiklerle kullanıldığında potasyum düzeyinin izlenmesi özellikle önemlidir.

DAROB
Tablet

Abbott

Etken Madde(ler):
Sotalol HCl 80 mg

Piyasa Şekilleri:
50 tabletlik blister ambalajlarda.

Kullanım Şekli:
Genel kural olarak Beta-blokörlerle tedaviye düşük dozla başlayıp kademeli olarak artırılarak optimum doza ulaşılmalıdır. Hipertansiyon ve angina pektoriste günlük ortalama doz 2×80 veya 1×160 mg’dır. Aritmilerde 160-240 mg olarak kullanılır. Tirotoksikozda 1×160 mg, akut miyokart enfarktüsünde profilaktik amaçla enfarktüsten 5-14 gün sonra 320 mg kullanılır. Maksimum günlük doz 480 mg’dır.

Endikasyonları:
Beta-reseptör blokeridir. Semptomatik ve tedavi gerektiren taşikardik supraventriküler kalp aritmileri: AV kavşak taşikardisi, paroksismal atrial fibrilasyon veya Wolf-Parkinson-White sendromuna eşlik eden supraventriküler taşikardilerde endikedir.

Kontrendikasyonları:
Dekompanse kalp yetmezliği, şok, 2. ve 3. derece atrioventriküler blok, sinoatrial blok, sinoatrial düğüm sendromu, bradikardi (<50 vuru/dak.), preeksistan OT uzaması, hipopotasemi, hipotansiyon, geç dönemde periferik dolaşım bozuklukları, obstrüktif akciğer hastalıkları, metabolik asidoz, diltiazem ve verapamil tipi kalsiyum antagonistlerinin i.v. kullanımlarında (yoğun bakım tedavisi dışında) ve sotalola duyarlı hastalarda kontrendikedir.

Uyarılar:
Sıkı perhiz yapan hastalarda, kan-glukoz düzeylerinde şiddetli dalgalanmalar olan diyabetli hastalarda nabız atışı gibi düşük kan şekeri semptomları maskelenir. Bu tip hastaların kan-glukoz düzeyleri düzenli olarak ölçülmelidir. Hormon üreten suprarenal veya adrenal medülla tümörü olan hastalarda feokromasitoma: önce Alfa-reseptör blokerleriyle tedavi gerekir. Enfarktüs geçirmiş veya ventrikül fonksiyonlarında zayıflama öyküsü olan hastalar özellikle kalp aritmilerinin şiddetlenmesi riski altındadır. Kişisel ve ailesel hikayelerinde psöriyazis olan hastaların sotalol gibi Beta-blokerlerle tedavisi yarar/zarar oranı iyice gözden geçirildikten sonra yapılmalıdır. Çünkü bu tip ilaçlar psöriyazisi etkileyebilir, bu hastalığın semptomlarını şiddetlendirebilir veya kepeklenme tarzında deri kabartılarına yol açar. Koroner kalp hastası ve/veya kalp aritmileri olan hastalarda tedavinin kesilmesi kademeli olarak yapılmalıdır. Kan basıncında büyük düşüşler olan veya nabız yavaşlamasını tolere edemeyen hastalarda günlük doz düşürülmeli, aynı uygulama solunum güçlüğü çekenlere de yapılmalıdır. Gerekirse tedavi kesilmelidir. Sotalol tedavisi talimatlara uygun yapılsa bile ani reaksiyon kabiliyetinde değişikliğe neden olabilir. Motorlu araç veya makine kullanma kabiliyeti azalabilir. Bu durum özellikle tedavinin başlangıcında, dozaj değiştirildiğinde veya ilaç alkolle birlikte alındığında görülür. Sotalol plasentaya geçer. Gebeliğin ilk 3 ayında sotalol kullanımıyla ilgili veri olmadığından gebelik sırasında ancak çok gerekli görülürse ve doktor kontrolünde yarar/zarar oranı göz önünde tutularak dikkatle verilmelidir. Yeni doğan bebeklerde nabzın zayıflaması, hipotansiyon, hipoglisemi ve solunum depresyonu riski nedeniyle beklenen doğum tarihinden 48-72 saat öncesinde tedavi kesilmelidir. Süte geçen sotalol miktarı her ne kadar bebekte bir tehlike yaratmıyorsa da, bebek Beta-bloker etkiler yönünden gözlem altında tutulmalıdır.

Yan Etkileri:
Nadiren yorgunluk, baş dönmesi, baş ağrısı, uyuşukluk, parestezi ve ekstremitelerde soğuma meydana gelebilir. Mide ve barsak şikayetleri, obstrüktif solunum yetmezliği, alopesi, konjunktivit, uyku bozuklukları, kalp yetmezliğinin şiddetlenmesi, bradikardi, atrioventriküler ileti bozuklukları ve hipotansiyon daha nadir görülen olgular arasındadır.

İlaç Etkileşimleri:
Kalsiyum antagonistleriyle birlikte kullanımında dikkat edilmelidir. Sotalol tedavisi sırasında kalsiyum antagonistelerinin i.v. uygulamasından (yoğun bakım dışında) kaçınılmalıdır. Sınıf 1 antiaritmik ilaçlarla kombine tedavide ORS kompleksini genişleten müstahzarlar (özellikle kinidin gibi) kullanılmamalıdır. Ciddi OT uzama riskinden dolayı sotalolun diğer Sınıf 3 antiaritmiklerle kombine kullanımı sakıncalıdır. Trisiklik antidepresanlar, barbitüratlar, fenotiyazin ve narkotikler, antihipertansifler, diüretikler ve vazodilatörlerle tedavi sırasında sotalol kullanılması kan basıncını daha fazla düşürebilir. Sotalol, narkotikler ve antiaritmiklerin kardio-depresif etkileri aditif olabilir. Tübakürarin kaynaklı nöromüsküler blokaj Beta-adrenerjik reseptörlerin inhibisyonu ile şiddetlenebilir. Bu nedenle anestezi uzmanları sotalolun bu etkisi konusunda bilgilendirilmelidir. Sotalolun rezerpin, kloridin, alfa-metil dopa, guanfasin ve kalp glikozidleriyle bir arada kullanılması kalp frekansının düşmesine ve normal kalp iletisinin yavaşlamasına neden olabilir. Diüretiklerle kullanıldığında potasyum düzeyinin izlenmesi özellikle önemlidir.

TERANAR
Tablet

Dr.F.Frik

Etken Madde(ler):
Terazosin hidroklorür

Piyasa Şekilleri:
5 mg: 30 tablet, 2 mg: 30 tablet içeren blister ambalajlarda.

Kullanım Şekli:
Benign prostat hipeplazisi: 1. basamak (1.-7. gün) 1 mg 7 gün; 2. basamak (8.-21. gün) 2 mg 14 gün. Her doz basamağına geçildiğinde geçici yan etkiler ortaya çıkabilir. Yan etkiler geçmezse, dozun yeniden azaltılması gerekebilir. Terapötik etkinlik genellikle günde 2-5 mg alınması ile ortaya çıkar. Hipertansiyon: Başlangıç dozu tüm hastalar için 1 mg ve bu doz aşılmamalıdır. Sonraki doz, istenen kan basıncına göre yavaş artırılabilir. Genellikle önerilen doz günde 1 defa 1-5 mg’dır. Teranar ve diğer kan basıncını düşüren diğer ilaçlarla aynı zamanda kullanılacaksa, doz önerileri ancak diğer ilaçların dozunun azaltılması ya da bu ilaçların kesilmesi halinde geçerli olacaktır. Yaşlı ve böbrek yetmezliği olan hastalarda mümkün olan en düşük doz kullanılmalıdır. Karaciğer fonksiyonu azalmış olan hastalarda, terazosinin büyük oranda karaciğerle atılması nedeniyle, dikkatle kullanılmalıdır. Teranar çocuklarda endike değildir. Tedaviye iki gün kadar ara verilmişse doz yine günde 1 mg’dan başlanarak yavaş yavaş arttırılır ve ilk doz gece yatmadan önce alınır.

Endikasyonları:
Semptomatik selim prostat hiperplazisinin tedavisinde endikedir. Tedaviye, hastaların yaklaşık % 70′inde, üriner akışta artış ve SPH semptomlarında iyileşme ile birlikte hızlı bir yanıt vardır. Terazosinin ameliyat insidansı, akut üriner obstrüksiyonu ve SPH’in diğer komplikasyonları üzerine uzun dönem etkileri henüz belirlenmemiştir. Terazosin ayrıca hipertansiyon tedavisinde de endikedir. Tek başına veya diüretikler veya beta adrenerjik bloker ajanlar gibi diğer antihipertansif ajanlarla birlikte kullanılabilir.

Kontrendikasyonları:
Terazosin hidroklorüre aşırı duyarlılığı olan hastalarda kontrendikedir.

Uyarılar:
Alfa adrenerjik blokaj yapan diğer ajanlar gibi tedavinin ilk dozlarını takiben, kan basıncında belirgin düşüşe özellikle postural hipotansiyon ve senkopa neden olabilir. Tedavi bir kaç günden daha fazla kesilirse ve sonra tekrar başlanırsa, benzer bir etki beklenebilir. Alfa adrenerjik blokaj yapan diğer ajanlarla da dozun hızlı arttırılmasıyla veya diğer antihipertansif ilaçların ilavesiyle senkop bildirilmiştir. Bazen senkop epizodundan önce kalp atım hızının dakikada 120-160 vuruş olduğu bir supraventriküler taşikardi atağı görülebilirse de senkopun aşırı postural hipotansif bir etkiye bağlı olduğu düşünülmektedir. Postural hipotansiyon semptomlarına, hemodilüzyon katkısının olasılığı da düşünülmelidir. Senkop veya aşırı hipotansiyon olasılığını azaltmak için tedavi düşük dozla başlamalıdır. Çoğul dozların kullanıldığı hastaların %1′inde senkop bildirilmiştir. Selim prostatik hiperplazili hastaların senkop insidansı %0.7′dir. Ortostatik etkisinin, kronik kullanımda bile doz verildikten kısa süre sonra daha fazla olduğunu gösteren bulgular vardır. Tedavinin ilk 7 günü risk daha fazladır. Geçmişinde miktürisyon senkopu olan hastalara alfa bloker verilmemelidir. Prostat kanseri ve SHP aynı semptomları verebilir. Bu iki hastalık sıklıkla aynı anda mevcut olabilir. Hastalar tedaviye başlamadan önce, prostatik karsinom açısından kontrol edilmelidir. Selim Prostatik Hiperplazili hastaların klinik çalışmalarında hastaların %21′inde baş dönmesi, hipotansiyon, postural hipotansiyon, senkop ve vertigo görülmüştür. Hastalar özellikle tedavinin başlangıcında senkopal ve ortostatik semptomlar olasılığına karşı uyarılmalı; ilk dozdan sonra, doz arttırılmasından sonra ve bırakılmış bir tedaviye yeniden başlanılmasından sonra, 12 saat için araba kullanmaktan ve dikkat gerektiren görevlerden kaçınmalıdırlar. Başdönmesi, sersemlik veya çarpıntılar rahatsızlık verici ise doz ayarlanması yapılmalıdır. Hamilelerde yapılmış yeterli ve iyi kontrollü çalışmalar yoktur. Potansiyel yararları anne ve fetüse karşı oluşabilecek risklerden üstün çıktığı durumlar dışında hamilelikte önerilmez. Terazosinin anne sütü ile atılıp atılmadığı bilinmemektedir. Birçok ilaç anne sütü ile atıldığından emziren annelere terazosin verilirken dikkatli olunmalıdır. Çocuklarda çalışma yapılmamıştır.

Yan Etkileri:
Klinik Çalışmalarda Selim Prostatik Hiperplazi Tedavisinde Rastlanan Yan Etkiler: Asteni, flu sendromu, başağrısı, hipotansiyon, palpitasyonlar, postural hipotansiyon, senkop, bulantı, periferal ödem, kilo artışı, baş dönmesi, somnolans, vertigo, dispne, nazal konjesyon, rinit, görme bulanıklığı /dokunma duyusunun zayıflaması, impotans, idrar yolu enfeksiyonudur. Pazarlama sonrası deneyimleri: Trombositopeni, atriyal fibrilasyon ve ayrıca priapizm rapor edilmiştir; ama sebep ve etki ilişkisi açıklanmamıştır. Klinik Çalışmalarda Hipertansiyon Tedavisinde Rastlanan Yan Etkiler: Asteni, bel ağrısı, baş ağrısı, palpitasyonlar, postural hipotansiyon, taşikardi, bulantı, ödem, periferal ödem, kilo alma, kol-bacak ağrıları, depresyon, baş dönmesi, libido azalması, sinirlilik, parestezi, somnolans, dispne, nazal konjesyon, sinüzit, görme bulanıklığı, impotansdır. Hastaların en az %1′inde veya ilacın pazarlanmasından sonra terazosin kullananlarda rastlanan yan etkiler: Göğüs ağrısı, fasiyal ödem, ateş, karın ağrısı, boyun ağrısı, omuz ağrısı, aritmi, vazodilatasyon, konstipasyon, diyare, ağız kuruluğu, dispepsi, şişkinlik, kusma, gut, artralji, artrit, eklem rahatsızlıkları, miyalji, anksiyete, insomnia, bronşit, soğuk algınlığı semptomları, epistaksis, influenza semptomları, şiddetli öksürük, farenjit, rinit, prürit, döküntü, terleme, görme bozukluğu, konjunktivit, kulak çınlaması, sık idrara çıkma, özellikle postmenapoz dönemdeki kadınlarda bildirilen üriner inkontinans, idrar yolları enfeksiyonu, anaflaksi dahil alerjik reaksiyonlar, trombositopeni, atriyal fibrilasyon ve priapizmdir.

İlaç Etkileşimleri:
ADE veya diüretiklerle birlikte terazosin tedavisi uygulanan SPH’li hastalarda başdönmesi veya baş dönmesi ile alakalı diğer yan etkilerinin yüzdesi; çift-kör plasebo kontrollü çalışmalardaki terazosin kullanan hastalarınkinden daha yüksektir. Belirgin hipotansiyon olasılığından kaçınmak için terazosin diğer antihipertansif ilaçlarla (örn. kalsiyum antagonistleri) birlikte kullanılırken özen gösterilmelidir. Bir diüretik veya diğer bir hipertansif ajanı ilave ederken dozun azaltılması veya yeniden titre edilmesi gerekli olabilir. Kontrollü klinik çalışmalarda hematokrit, hemoglobin, beyaz kan hücreleri, total protein ve albümin değerlerinde ufak ama istatistiksel olarak önemli düşüşler olmuştur. Bu laboratuvar bulguları, hemodilüsyon olasılığını düşündürür.

TAMPROST MR
Kapsül

Eczacıbaşı-Zentiva

Etken Madde(ler):
Tamsulosin hidroklorür 0.4 mg

Piyasa Şekilleri:
30 kapsül içeren ambalajlarda.

Kullanım Şekli:
Tamprost Kapsül, BPH semptomlarının tedavisinde günde bir defa 0.4 mg önerilir. Her gün aynı öğünden yaklaşık 30 dakika sonra kapsül ezilmeden veya çiğnenmeden alınmalıdır. 0.4 mg’lık kapsül tedavisine yanıt vermeyen hastalarda 2-4 hafta 0.4 mg ile tedavi edildikten sonra, tamsulosin dozu günde bir defa 0.8 mg’a çıkılabilir. Bir kaç gün tedaviye ara veren hastalarda, tedavi tekrar 0.4 mg dozundan başlatılmalıdır.

Endikasyonları:
Benign prostat hiperplazisinin fonksiyonel semptomlarının tedavisinde endikedir.

Kontrendikasyonları:
Ürünün herhangi bir bileşenine karşı aşırı duyarlılık olanlarda, ortostatik hipotansiyon öyküsü ve ciddi karaciğer yetmezliği olanlarda kontrendikedir.

Uyarılar:
Kan basıncında bir düşüş oluşabilir. Bunun sonucu olarak nadiren senkop ortaya çıkabilmektedir. İlaç ile tedaviye başlamadan önce dijital rektal muayene ve gerektiğinde prostat spesifik antijen (PSA) tayini tedavi öncesinde ve sonrasında düzenli aralıklarla yapılmalıdır. Hastalarda sersemlik halinin oluşabileceği dikkate alınmalıdır.

Yan Etkileri:
Sersemlik, anormal ejakülasyon ve daha az sıklıkla (%1-2) başağrısı, asteni, postural hipotansiyon, çarpıntı oluşur. Bulantı, kusma, ishal ve kabızlık gibi gastrointestinal reaksiyonlar zaman zaman ortaya çıkabilmektedir. Kızarıklık, kaşıntı ve ürtiker gibi aşırı duyarlılık reaksiyonları da ortaya çıkabilir, anjiyoödem bildirilmiştir.

İlaç Etkileşimleri:
Birlikte simetidin uygulanması tamsulosinin plazma düzeylerinde bir artış, furosemid ise bir düşüş oluşturmuştur. Fakat düzeyler normal pozoloji değişim aralığı arasında kaldığından dozu değiştirmek gerekmez. Diklofenak ve varfarin tamsulosinin eliminasyon hızı artırabilir. Diğer alfa1 adrenoseptör antagonistlerinin birlikte uygulanması hipotansiyona neden olabilir.

ARLEC
Tablet

Aris

Etken Madde(ler):
Karvedilol

Piyasa Şekilleri:
12.5 mg: 28 tablet, 6.25 mg: 28 tablet, 25 mg: 28 tablet içeren blister ambalajlarda.

Kullanım Şekli:
Konjestif Kalp Yetmezliği: Erişkinler: Önerilen başlangıç dozu tedavinin ilk iki haftası süresince günde 2 kere 3.125 mg’dır. Eğer bu doz tolere edilir ise, doz daha sonra arttırılabilir. Doz artım aralıkları iki haftadan daha kısa olmamalıdır. 2 hafta sonra doz; günde 2 kere 6.25 mg, daha sonra günde 2 kere 12.5 mg ve maksimum günde 2 kere 25 mg’a kadar arttırılır. Önerilen maksimum günlük doz 85 kg’ın altındaki hastalar için günde 2 kere 25 mg’dır. 85 kg’ın üstündeki hastalarda günde 2 kere 50 mg verilebilir. Doz arttırımı esnasında sistolik kan basıncının 100 mmHg’nın altına düşmesi, renal ve/veya kardiyak fonksiyonlarda kötüleşme olabilir. Eğer karvedilol tedavisine iki haftadan daha fazla süre ara verilmiş ise tedaviye günde iki defa 3.125 mg ile başlanması önerilir ve doz artışı tekrar daha önce önerildiği gibi yapılır. KKY hastalarına karvedilol yiyecek ile birlikte verilmelidir. Hipertansiyon: Erişkinler: Önerilen doz ilk 2 gün için, günde tek doz 12.5 mg’dır. Daha sonra günde bir kez 25 mg’a arttırılır. Önerilen günlük maksimum doz olan 50 mg’a kadar tek veya bölünmüş olarak verilecek şekilde arttırılabilir. Doz artım aralıkları iki haftadan daha kısa olmamalıdır. Yaşlılar: Önerilen doz günde 12.5mg’dır. Eğer cevap yetersizse, önerilen günlük maksimum doz olan 50 mg’a kadar tek veya bölünmüş olarak verilecek şekilde arttırılabilir. Miyokart enfarktüsünü takiben gelişen sol ventrikül disfonksiyonu: Hasta hemodinamik olarak stabil olduktan sonra ve sıvı retansiyonu mimimum iken başlanmalıdır. Başlangıç dozu günde 2 defa 3.125 mg-6.25 mg’dır. Daha sonra gerekirse doz, hastanın kliniğine göre, 3-10 gün ara ile kademeli olarak günde 2 kez 25 mg’a kadar arttırılabilir. Renal yetmezlikte doz ayarlamasına gerek yoktur.

Endikasyonları:
Karvedilol, alfa1, beta1 ve beta2 adrenerjik reseptör blokajı özelliği olan bir adrenerjik reseptör blokeridir. Hipertansiyon: Karvedilol, öncelikle esansiyel hipertansiyon tedavisinde endikedir. Tek başına ya da diğer antihipertansif ajanlarla (kalsiyum kanal blokerleri ve diüretikler; özellikle tiyazid diüretiklerle) birlikte kullanılabilir. Koroner kalp hastalığı: Karvedilolün, koroner kalp hastalığında klinik etkinliği kanıtlanmıştır. Sessiz miyokard iskemisi ve unstabil (kararsız) anjinası olan hastalarda güvenilirliği ve etkinliği gösterilmiştir. Kronik kalp yetmezliği: Karvedilol, iskemik ya da iskemik kökenli olmayan stabil, hafif, orta ve ağır kronik kalp yetmezliği tedavisinde endikedir. ADE inhibitörleri, diüretikler ve opsiyonel olarak dijitallerle (standart tedavi) birlikte karvedilol; kronik kalp yetmezliği tedavisinde morbidite ve mortaliteyi azaltırken aynı zamanda hastalık ilerleyişini de geciktirir. Karvedilol standart terapiye ek olarak kullanılabileceği gibi dijital, hidralazin ve nitrat tedavisi görmeyen hastalarda da kullanılabilir.

Kontrendikasyonları:
Karvedilol veya ilacın içerdiği diğer yardımcı bileşenlere aşırı duyarlılık, stabil olmayan/dekompanse kalp yetmezliği, klinik olarak belirgin karaciğer disfonksiyonu olan hastalarda kullanılmamalıdır. Diğer b-blokerlerle olduğu gibi, karvedilol; 2. ve 3. derece AV bloğu (kalıcı pacemaker yerleştirilmediyse), ağır bradikardi (<50 atım/dakika), hasta sinüs sendromu (sinoatriyal blok dahil), ağır hipotansiyon (sistolik kan basıncı <85 mmHg), kardiyojenik şok ve bronkospazm ya da astım öyküsü olan hastalar kullanılmamalıdır.

Uyarılar:
Kronik konjestif kalp yetmezliği: Konjestif kalp yetmezliği olan hastalarda, karvedilolün doz artırımı sırasında kalp yetmezliğinde kötüleşme ya da sıvı retansiyonu görülebilir. Bu durumda, diüretikler artırılmalı, klinik denge oluşuncaya kadar karvedilol dozu artırılmamalıdır. Bazen karvedilol dozunu azaltmak ya da nadir olarak ilacın kullanımını geçici olarak durdurmak da gerekebilir. Bu tür dönemler, karvedilolün sonradan başarıyla uygulanmasını engellemez. Her iki ilacın da AV iletiyi yavaşlatması nedeniyle, karvedilol dijital glikozidleri ile kombine olarak kullanıldığında dikkat edilmelidir. Konjestif kalp yetmezliğinde böbrek fonksiyonu: Konjestif kalp yetmezliği ile birlikte düşük kan basıncı (sistolik KB <100 mmHg), iskemik kalp hastalığı ve yaygın damar hastalığı ve/veya altta yatan böbrek yetmezliği olan hastalarda karvedilol tedavisiyle renal fonksiyonlarda geri dönüşlü kötüleşme saptanmıştır. Kronik obstruktif akciğer hastalığı: Bronkospazm gözlenen kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) bulunan ve oral ya da inhalasyon yolu ile ilaç almayan hastalarda karvedilol ancak potansiyel yarar potansiyel riskten daha fazlaysa kullanılmalıdır. Bronkospazm eğilimi olan hastalarda, solunum yolundaki olası bir direnç artışı nedeniyle solunum distresi gözlenebilir. Karvedilole başlangıç aşamasında ve doz artırımı sırasında hastalar yakından izlenmeli ve tedavi sırasında bronkospazm görülürse karvedilol dozu azaltılmalıdır. Diyabet: Akut hipogliseminin erken belirti ve semptomlarının maskelenebilmesi ya da azalabilmesi nedeniyle diabetes mellitus hastalarında karvedilol kullanımında dikkatli olunmalıdır. Kronik kalp yetmezliği bulunan diyabetli hastalarda, karvedilol kullanımı kan glukozunun kontrolünü güçleştirebilir. İlacın b-bloker özellikleri nedeniyle latent diabetes mellitus belirginleşebilir, belirgin diyabet kötüleşebilir ve kan glukoz regülasyonu inhibe olabilir. Periferik damar hastalığı: b-blokerler arteriyel yetmezlik semptomlarını hızlandırabileceği ya da şiddetlendirebileceğinden, periferik damar hastalığı olanlarda karvedilol dikkatli kullanılmalıdır. Raynaud fenomeni: Periferik dolaşım bozukluğu olan hastalarda semptomlar şiddetlenebileceğinden karvedilol dikkatli kulanılmalıdır. Tirotoksikoz: b-bloker özelliği olan diğer ajanlarda olduğu gibi karvedilol de tirotoksikoz semptomlarını gizleyebilir. Anestezi ve genel cerrahi: Genel cerrahi uygulanan hastalarda, karvedilol ve anestezik ilaçların sinerjistik negatif inotropik etkileri nedeniyle dikkatli olunmalıdır. Bradikardi: Karvedilol bradikardiye neden olabilir. Nabız dakikada 55 atımın altına düşerse karvedilol dozu azaltılmalıdır. Aşırıduyarlılık: b-blokerlerin alerjenlere duyarlılığı ve anafilaktik reaksiyonların derecesini artırabilmesi nedeniyle ciddi aşırı-duyarlılık reaksiyonu öyküsü olan ve desensitizasyon (duyarsızlaştırma) tedavisi uygulanan hastalarda karvedilol dikkatle kullanılmalıdır. Psoriazis: b-blokerle tedaviye bağlı psoriazis öyküsü olan hastalarda karvedilol ancak yarar-risk tablosu dikkate alınarak kullanılmalıdır. Kalsiyum kanal blokerleriyle birlikte kullanım: Verapamil ya da diltiazem türü kalsiyum kanal blokerleriyle veya diğer antiaritmik ilaçlarla birlikte karvedilol tedavisi uygulanan hastalarda, EKG ve kan basıncının dikkatle izlenmesi gerekir. Feokromositoma: Feokromositomalı hastalarda, b-bloker kullanılmadan önce bir a-bloker uygulamasına başlanmalıdır. Karvedilol hem a-bloker, hem b-bloker farmakolojik aktivite göstermesine rağmen, bu koşullarda kullanımıyla ilgili deneyim yoktur. Bu nedenle, feokromositomadan kuşkulanılan hastalarda karvedilol uygulamasında dikkatli olunmalıdır. Prinzmetal varyant anjina: Prinzmetal varyant anjinası bulunan hastalarda non-selektif b-bloker aktivite göğüs ağrısına neden olabilir. Karvedilolün a-bloker aktivitesi bu tür semptomları önleyebilse de, böyle hastalarda karvedilol kullanımıyla ilgili klinik deneyim yoktur. Yine de, Prinzmetal varyant anjinasından şüphelenilen hastalarda karvedilol dikkatle kullanılmalıdır. Kontakt lens: Kontakt lens kullananlar gözyaşında azalma riskini gözönünde bulundurmalıdır. Kesilme sendromu: Özellikle iskemik kalp hastalığı olanlarda, karvedilol tedavisi birdenbire kesilmemelidir. Bu hastalarda karvedilolun kesilmesi aşamalı olmalıdır (2 haftalık süre içinde). Kişiden kişiye değişiklik gösteren reaksiyonlar (başdönmesi, yorgunluk) nedeniyle araba ve makine kullanma ya da yardımsız çalışma yeteneği bozulabilir. Bu durum özellikle tedavinin başlangıcı, doz artımı sonrası, ilaç değişimi ve birlikte alkol kullanıldığı zamanlar için geçerlidir. Gebelikte kullanım kategorisi C’dir. 2. ve 3. trimestirde D’dir. Beta blokerler plasentanın perfüzyonunu azaltarak intrauterin fetal ölüm veya immatür ya da prematür doğumlara yol açabilir. Ek olarak, fetus ve yenidoğanda istenmeyen etkiler (özellikle hipoglisemi ve bradikardi) görülebilir. Yenidoğanda postnatal dönemde kardiyak ve pulmoner komplikasyon riski artabilir. Karvedilolün gebe kadınlarda kullanımıyla ilgili yeterli deneyim yoktur. Karvedilol gebelik sırasında, ancak potansiyel yarar potansiyel riskten fazla ise kullanılmalıdır. Karvedilolün insanlarda anne sütüne geçip geçmediği bilinmemektedir. Bu nedenle karvedilol uygulanması sırasında emzirme tavsiye edilmez.

Yan Etkileri:
Yan etkilerin sıklığı baş dönmesi dışında doza bağımlı değildir. Konjestif kalp yetmezliği olan hastalarla yapılan klinik çalışmalarda karvedilol grubunda en sık görülen ve sıklığı plasebo alan hastalarda görülene eşit olmayan yan etkiler: Çok sık olarak: Tedavinin başlangıcında bazen hafif derecede baş dönmesi, baş ağrısı ve yorgunluk görülebilir. Asteni (yorgunluk dahil) de çok sık görülür. Sık olarak: Bradikardi, postural hipotansiyon,hipotansiyon, ödem (genel, periferik, bağımlı ve genital ödem, bacaklarda ödem, hipervolemi ve sıvı yükünde artış). Seyrek olarak: Senkop (presenkopu da içerir), AV-blok ve doz artırımı sırasında kalp yetmezliği. Sıklıkla, mide bulantısı, diyare ve kusma. Nadiren trombositopeni, izole olgularda lökopeni bildirilmiştir. Sıklıkla, vücut ağırlığında artış ve hiperkolesterolemi. Diabetes mellitus’u olan hastalarda hiperglisemi, hipoglisemi ve kan glukozu kontrolünde kötüleşme de sık görülür. Sıklıkla, görme bozuklukları, nadiren difüz damar hastalığı ve/veya böbrek fonksiyonlarında bozukluk olan hastalarda böbrek yetmezliği ve böbrek işlev anomalileri görülen diğer yan etkiler arasındadır.

İlaç Etkileşimleri:
Digoksin ve karvedilolün birlikte uygulanmasında digoksinin konsantrasyonları %15 kadar artar. Hem karvedilol hem de kalp glikozidleri AV iletimini yavaşlatır. Beta bloker etkili ilaçlar insülin ve oral hipoglisemiklerin kan şekerini düşürücü etkisini artırabilirler. Rifampisin karvedilol plazma konsantrasyonlarını yaklaşık %70 azaltır. Simetidin EAA’ı yaklaşık %30 artırır fakat maksimum konsantrasyon (Cmax)’da değişikliğe yol açmaz. Beta-bloker özellikleri olan ilaçlarla birlikte katekolamin deplesyonuna neden olan bir ilaç (ör.rezerpin ve/veya monoamin oksidaz inhibitörleri) alan hastalar hipotansiyon ve/veya şiddetli bradikardi belirtileri açısından yakından izlenmelidir. Kronik vasküler rejeksiyon görülen 21 böbrek transplant hastası üzerinde karvedilol tedavisi sonrası ortalama siklosporin konsantrasyonlarında hafif artışlar gözlenmiştir. Klonidinin beta bloker ilaçlarla birlikte uygulanması kan basıncını ve kalp atım hızını düşürücü etkilerini potansiyalize edebilir. Karvedilol ve diltiazem birlikte oral yolla uygulandığında izole olgularda ileti bozukluğu gözlenmiştir.

KİNETRA Tablet Sanovel Etken Madde(ler): Karvedilol Piyasa Şekilleri: 6.25 mg: 30 tablet, 12.5 mg: 30 tablet, 25 mg: 30 tablet içeren blister ambalajlarda. Kullanım Şekli: Kinetra tabletler sıvı ile birlikte alınmalıdır. Kronik kalp yetmezliği: Yetişkinler: Başlangıç tedavisi için önerilen doz 2 hafta boyunca günde 2 defa 3.125 mg’dır. Bu dozun tolere edilmesi durumunda, doz 2 haftadan daha kısa sürede olmamak üzere, günde 2 defa 6.25 mg’a, devamında günde 2 defa 12.5 mg’a ve sonrasında günde 2 defa 25 mg’a yükseltilmelidir. Doz hasta tarafından tolere edilebilen en yüksek seviyeye kadar yükseltilmelidir. Şiddetli kronik kalp yetmezliği olan hastalarda ve hafiften orta dereceye kronik kalp yetmezliği olup vücut ağırlığı 85 kg’ın altında olan hastalarda önerilen maksimum günlük doz günde iki defa 25 mg’dır. Hafif veya orta derecede kronik kalp yetmezliği olup vücut ağırlığı 85 kg’ın üzerinde olan hastalarda önerilen maksimum günlük doz günde iki defa 50 mg’dır. Sistolik kan basıncı 100 mmHg’nin altında olan hastalarda doz yükseltilirken renal ve/veya kardiyak fonksiyonlar bozulabilir. Bu nedenle doz yükseltilmeden önce söz konusu hastalardaki renal fonksiyon ve kötüleşen kalp yetmezliği semptomları veya vazodilatasyon her defasında değerlendirilmelidir. Kalp yetmezliği kötüleşmesi, vazodilatasyon veya sıvı retansiyonunun geçici hallerinde diüretik veya ADE inhibitörlerinin dozları ayarlanabilir veya Kinetra tedavisi modifiye edilebilir veya Kinetra kullanımına geçici olarak son verilebilir. Kinetra kullanımına iki haftadan daha uzun süre ara verilmesi halinde, tedaviye günde iki defa 3.125 mg dozuyla başlanmalıdır. Yaşlı hastalardaki dozlama önerileri yetişkilerdekiyle aynıdır. Çocuklarda (18 yaş altındaki) emniyeti ve etkinliği kanıtlanmamıştır. Miyokardiyal infaktüsü takip eden sol ventriküler bozukluk: Kinetra ile tedavi, hasta hemodinamik olarak stabil olduktan ve sıvı retansiyonu minimize edildikten sonra başlatılmalıdır. Başlangıç için önerilen doz günde 2 defa 6.25 mg’dır, 3 ila 10 günden sonra arttırılır. Günde 2 defa 12.5 mg’a gösterilen tolerans baz alınarak hedef doz olan günde 2 defa 25 mg’a yükseltilir. Eğer yüksek dozlar tolere edilemiyorsa, hastalar düşük dozlarda idame ettirilmelidir. Miyokardiyal infaktüsün akut fazı süresince i.v. veya oral yoldan beta-blokerler ile tedavi gören hastalarda önerilen doz rejimi değiştirilmelidir. Hipertansiyon: Günde tek doz olarak kullanılması önerilir. Yetişkinler: Başlangıç tedavisi için önerilen doz ilk 2 gün için günde bir defa 12.5 mg’dır. Tedavinin devamında önerilen doz günde bir defa 25 mg’dır. Bu doz hastaların çoğunda yeterli olmakla birlikte, eğer gerekiyorsa doz günde bir defa veya bölünmüş dozlar halinde, önerilen maksimum günlük doz olan 50 mg’a yükseltilebilir. Doz en az 2 hafta aralıklarla ayarlanmalıdır. Yaşlılar: Başlangıç dozu olarak günde 12.5 mg önerilir. Eğer cevap yetersizse doz günde bir defa veya bölünmüş dozlar halinde, önerilen maksimum günlük doz olan 50 mg’a yükseltilebilir. Çocuklarda (18 yaş altındaki) emniyeti ve etkinliği kanıtlanmamıştır. Kinetra hepatik bozukluğu olan hastalarda kontrendikedir. Sistolik kan basıncı 100 mmHg’nin üzerinde ise dozun ayarlanması gerekmez. Endikasyonları: Karvedilol, alfa1, beta1 ve beta2 adrenerjik reseptör blokajı özelliği olan bir adrenerjik reseptör blokeridir. Hipertansiyon: Karvedilol, öncelikle esansiyel hipertansiyon tedavisinde endikedir. Tek başına ya da diğer antihipertansif ajanlarla (kalsiyum kanal blokerleri ve diüretikler; özellikle tiyazid diüretiklerle) birlikte kullanılabilir. Koroner kalp hastalığı: Karvedilolün, koroner kalp hastalığında klinik etkinliği kanıtlanmıştır. Sessiz miyokard iskemisi ve unstabil (kararsız) anjinası olan hastalarda güvenilirliği ve etkinliği gösterilmiştir. Kronik kalp yetmezliği: Karvedilol, iskemik ya da iskemik kökenli olmayan stabil, hafif, orta ve ağır kronik kalp yetmezliği tedavisinde endikedir. ADE inhibitörleri, diüretikler ve opsiyonel olarak dijitallerle (standart tedavi) birlikte karvedilol; kronik kalp yetmezliği tedavisinde morbidite ve mortaliteyi azaltırken aynı zamanda hastalık ilerleyişini de geciktirir. Karvedilol standart terapiye ek olarak kullanılabileceği gibi dijital, hidralazin ve nitrat tedavisi görmeyen hastalarda da kullanılabilir. Kontrendikasyonları: Karvedilol veya ilacın içerdiği diğer yardımcı bileşenlere aşırı duyarlılık, stabil olmayan/dekompanse kalp yetmezliği, klinik olarak belirgin karaciğer disfonksiyonu olan hastalarda kullanılmamalıdır. Diğer b-blokerlerle olduğu gibi, karvedilol; 2. ve 3. derece AV bloğu (kalıcı pacemaker yerleştirilmediyse), ağır bradikardi (<50 atım/dakika), hasta sinüs sendromu (sinoatriyal blok dahil), ağır hipotansiyon (sistolik kan basıncı <85 mmHg), kardiyojenik şok ve bronkospazm ya da astım öyküsü olan hastalar kullanılmamalıdır. Uyarılar: Kronik konjestif kalp yetmezliği: Konjestif kalp yetmezliği olan hastalarda, karvedilolün doz artırımı sırasında kalp yetmezliğinde kötüleşme ya da sıvı retansiyonu görülebilir. Bu durumda, diüretikler artırılmalı, klinik denge oluşuncaya kadar karvedilol dozu artırılmamalıdır. Bazen karvedilol dozunu azaltmak ya da nadir olarak ilacın kullanımını geçici olarak durdurmak da gerekebilir. Bu tür dönemler, karvedilolün sonradan başarıyla uygulanmasını engellemez. Her iki ilacın da AV iletiyi yavaşlatması nedeniyle, karvedilol dijital glikozidleri ile kombine olarak kullanıldığında dikkat edilmelidir. Konjestif kalp yetmezliğinde böbrek fonksiyonu: Konjestif kalp yetmezliği ile birlikte düşük kan basıncı (sistolik KB <100 mmHg), iskemik kalp hastalığı ve yaygın damar hastalığı ve/veya altta yatan böbrek yetmezliği olan hastalarda karvedilol tedavisiyle renal fonksiyonlarda geri dönüşlü kötüleşme saptanmıştır. Kronik obstruktif akciğer hastalığı: Bronkospazm gözlenen kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) bulunan ve oral ya da inhalasyon yolu ile ilaç almayan hastalarda karvedilol ancak potansiyel yarar potansiyel riskten daha fazlaysa kullanılmalıdır. Bronkospazm eğilimi olan hastalarda, solunum yolundaki olası bir direnç artışı nedeniyle solunum distresi gözlenebilir. Karvedilole başlangıç aşamasında ve doz artırımı sırasında hastalar yakından izlenmeli ve tedavi sırasında bronkospazm görülürse karvedilol dozu azaltılmalıdır. Diyabet: Akut hipogliseminin erken belirti ve semptomlarının maskelenebilmesi ya da azalabilmesi nedeniyle diabetes mellitus hastalarında karvedilol kullanımında dikkatli olunmalıdır. Kronik kalp yetmezliği bulunan diyabetli hastalarda, karvedilol kullanımı kan glukozunun kontrolünü güçleştirebilir. İlacın b-bloker özellikleri nedeniyle latent diabetes mellitus belirginleşebilir, belirgin diyabet kötüleşebilir ve kan glukoz regülasyonu inhibe olabilir. Periferik damar hastalığı: b-blokerler arteriyel yetmezlik semptomlarını hızlandırabileceği ya da şiddetlendirebileceğinden, periferik damar hastalığı olanlarda karvedilol dikkatli kullanılmalıdır. Raynaud fenomeni: Periferik dolaşım bozukluğu olan hastalarda semptomlar şiddetlenebileceğinden karvedilol dikkatli kulanılmalıdır. Tirotoksikoz: b-bloker özelliği olan diğer ajanlarda olduğu gibi karvedilol de tirotoksikoz semptomlarını gizleyebilir. Anestezi ve genel cerrahi: Genel cerrahi uygulanan hastalarda, karvedilol ve anestezik ilaçların sinerjistik negatif inotropik etkileri nedeniyle dikkatli olunmalıdır. Bradikardi: Karvedilol bradikardiye neden olabilir. Nabız dakikada 55 atımın altına düşerse karvedilol dozu azaltılmalıdır. Aşırıduyarlılık: b-blokerlerin alerjenlere duyarlılığı ve anafilaktik reaksiyonların derecesini artırabilmesi nedeniyle ciddi aşırı-duyarlılık reaksiyonu öyküsü olan ve desensitizasyon (duyarsızlaştırma) tedavisi uygulanan hastalarda karvedilol dikkatle kullanılmalıdır. Psoriazis: b-blokerle tedaviye bağlı psoriazis öyküsü olan hastalarda karvedilol ancak yarar-risk tablosu dikkate alınarak kullanılmalıdır. Kalsiyum kanal blokerleriyle birlikte kullanım: Verapamil ya da diltiazem türü kalsiyum kanal blokerleriyle veya diğer antiaritmik ilaçlarla birlikte karvedilol tedavisi uygulanan hastalarda, EKG ve kan basıncının dikkatle izlenmesi gerekir. Feokromositoma: Feokromositomalı hastalarda, b-bloker kullanılmadan önce bir a-bloker uygulamasına başlanmalıdır. Karvedilol hem a-bloker, hem b-bloker farmakolojik aktivite göstermesine rağmen, bu koşullarda kullanımıyla ilgili deneyim yoktur. Bu nedenle, feokromositomadan kuşkulanılan hastalarda karvedilol uygulamasında dikkatli olunmalıdır. Prinzmetal varyant anjina: Prinzmetal varyant anjinası bulunan hastalarda non-selektif b-bloker aktivite göğüs ağrısına neden olabilir. Karvedilolün a-bloker aktivitesi bu tür semptomları önleyebilse de, böyle hastalarda karvedilol kullanımıyla ilgili klinik deneyim yoktur. Yine de, Prinzmetal varyant anjinasından şüphelenilen hastalarda karvedilol dikkatle kullanılmalıdır. Kontakt lens: Kontakt lens kullananlar gözyaşında azalma riskini gözönünde bulundurmalıdır. Kesilme sendromu: Özellikle iskemik kalp hastalığı olanlarda, karvedilol tedavisi birdenbire kesilmemelidir. Bu hastalarda karvedilolun kesilmesi aşamalı olmalıdır (2 haftalık süre içinde). Kişiden kişiye değişiklik gösteren reaksiyonlar (başdönmesi, yorgunluk) nedeniyle araba ve makine kullanma ya da yardımsız çalışma yeteneği bozulabilir. Bu durum özellikle tedavinin başlangıcı, doz artımı sonrası, ilaç değişimi ve birlikte alkol kullanıldığı zamanlar için geçerlidir. Gebelikte kullanım kategorisi C’dir. 2. ve 3. trimestirde D’dir. Beta blokerler plasentanın perfüzyonunu azaltarak intrauterin fetal ölüm veya immatür ya da prematür doğumlara yol açabilir. Ek olarak, fetus ve yenidoğanda istenmeyen etkiler (özellikle hipoglisemi ve bradikardi) görülebilir. Yenidoğanda postnatal dönemde kardiyak ve pulmoner komplikasyon riski artabilir. Karvedilolün gebe kadınlarda kullanımıyla ilgili yeterli deneyim yoktur. Karvedilol gebelik sırasında, ancak potansiyel yarar potansiyel riskten fazla ise kullanılmalıdır. Karvedilolün insanlarda anne sütüne geçip geçmediği bilinmemektedir. Bu nedenle karvedilol uygulanması sırasında emzirme tavsiye edilmez. Yan Etkileri: Yan etkilerin sıklığı baş dönmesi dışında doza bağımlı değildir. Konjestif kalp yetmezliği olan hastalarla yapılan klinik çalışmalarda karvedilol grubunda en sık görülen ve sıklığı plasebo alan hastalarda görülene eşit olmayan yan etkiler: Çok sık olarak: Tedavinin başlangıcında bazen hafif derecede baş dönmesi, baş ağrısı ve yorgunluk görülebilir. Asteni (yorgunluk dahil) de çok sık görülür. Sık olarak: Bradikardi, postural hipotansiyon,hipotansiyon, ödem (genel, periferik, bağımlı ve genital ödem, bacaklarda ödem, hipervolemi ve sıvı yükünde artış). Seyrek olarak: Senkop (presenkopu da içerir), AV-blok ve doz artırımı sırasında kalp yetmezliği. Sıklıkla, mide bulantısı, diyare ve kusma. Nadiren trombositopeni, izole olgularda lökopeni bildirilmiştir. Sıklıkla, vücut ağırlığında artış ve hiperkolesterolemi. Diabetes mellitus’u olan hastalarda hiperglisemi, hipoglisemi ve kan glukozu kontrolünde kötüleşme de sık görülür. Sıklıkla, görme bozuklukları, nadiren difüz damar hastalığı ve/veya böbrek fonksiyonlarında bozukluk olan hastalarda böbrek yetmezliği ve böbrek işlev anomalileri görülen diğer yan etkiler arasındadır. İlaç Etkileşimleri: Digoksin ve karvedilolün birlikte uygulanmasında digoksinin konsantrasyonları %15 kadar artar. Hem karvedilol hem de kalp glikozidleri AV iletimini yavaşlatır. Beta bloker etkili ilaçlar insülin ve oral hipoglisemiklerin kan şekerini düşürücü etkisini artırabilirler. Rifampisin karvedilol plazma konsantrasyonlarını yaklaşık %70 azaltır. Simetidin EAA’ı yaklaşık %30 artırır fakat maksimum konsantrasyon (Cmax)’da değişikliğe yol açmaz. Beta-bloker özellikleri olan ilaçlarla birlikte katekolamin deplesyonuna neden olan bir ilaç (ör.rezerpin ve/veya monoamin oksidaz inhibitörleri) alan hastalar hipotansiyon ve/veya şiddetli bradikardi belirtileri açısından yakından izlenmelidir. Kronik vasküler rejeksiyon görülen 21 böbrek transplant hastası üzerinde karvedilol tedavisi sonrası ortalama siklosporin konsantrasyonlarında hafif artışlar gözlenmiştir. Klonidinin beta bloker ilaçlarla birlikte uygulanması kan basıncını ve kalp atım hızını düşürücü etkilerini potansiyalize edebilir. Karvedilol ve diltiazem birlikte oral yolla uygulandığında izole olgularda ileti bozukluğu gözlenmiştir.

HYTRIN BP
Tedaviye Başlama Paketi

Abbott

Etken Madde(ler):
Terazosin hidroklorür 2 mg, Terazosin hidroklorür 5 mg

Piyasa Şekilleri:
10 adet 2 mg’lık, 11 adet 5 mg’lık toplam 21 tablet içeren tedaviye başlama paketi.

Kullanım Şekli:
Selim Prostat Hiperplazisi: Yatarken 1 mg’dır ve başlangıç dozu olarak bu doz aşılmamalıdır. Sonraki dozlar; semptomların ve/veya idrar akış hızlarının istenilen iyileşmesini sağlamak için doz günde 1 defa 2 mg. 5 mg veya 10 mg’a basamak basamak artırılabilir. Günde 10 mg ile en az 4-6 hafta yararlı bir yanıt için gerekli olabilir. Hipertansiyon: Başlangıc dozu yatarken 1 mg’dır ve bu doz kesinlikle aşılmamalıdır. İstenen kan basıncı yanıtını elde etmek için sonraki dozlar yavaş yavaş artırılabilir. Önerilen doz günde 1 kez verilen 1-5 mg arasındadır. Bazı hastalar günde 20 mg gibi yüksek dozlardan yarar görebilirler.

Endikasyonları:
Semptomatik selim prostat hiperplazisinin tedavisinde endikedir. Tedaviye, hastaların yaklaşık % 70′inde, üriner akışta artış ve SPH semptomlarında iyileşme ile birlikte hızlı bir yanıt vardır. Terazosinin ameliyat insidansı, akut üriner obstrüksiyonu ve SPH’in diğer komplikasyonları üzerine uzun dönem etkileri henüz belirlenmemiştir. Terazosin ayrıca hipertansiyon tedavisinde de endikedir. Tek başına veya diüretikler veya beta adrenerjik bloker ajanlar gibi diğer antihipertansif ajanlarla birlikte kullanılabilir.

Kontrendikasyonları:
Terazosin hidroklorüre aşırı duyarlılığı olan hastalarda kontrendikedir.

Uyarılar:
Alfa adrenerjik blokaj yapan diğer ajanlar gibi tedavinin ilk dozlarını takiben, kan basıncında belirgin düşüşe özellikle postural hipotansiyon ve senkopa neden olabilir. Tedavi bir kaç günden daha fazla kesilirse ve sonra tekrar başlanırsa, benzer bir etki beklenebilir. Alfa adrenerjik blokaj yapan diğer ajanlarla da dozun hızlı arttırılmasıyla veya diğer antihipertansif ilaçların ilavesiyle senkop bildirilmiştir. Bazen senkop epizodundan önce kalp atım hızının dakikada 120-160 vuruş olduğu bir supraventriküler taşikardi atağı görülebilirse de senkopun aşırı postural hipotansif bir etkiye bağlı olduğu düşünülmektedir. Postural hipotansiyon semptomlarına, hemodilüzyon katkısının olasılığı da düşünülmelidir. Senkop veya aşırı hipotansiyon olasılığını azaltmak için tedavi düşük dozla başlamalıdır. Çoğul dozların kullanıldığı hastaların %1′inde senkop bildirilmiştir. Selim prostatik hiperplazili hastaların senkop insidansı %0.7′dir. Ortostatik etkisinin, kronik kullanımda bile doz verildikten kısa süre sonra daha fazla olduğunu gösteren bulgular vardır. Tedavinin ilk 7 günü risk daha fazladır. Geçmişinde miktürisyon senkopu olan hastalara alfa bloker verilmemelidir. Prostat kanseri ve SHP aynı semptomları verebilir. Bu iki hastalık sıklıkla aynı anda mevcut olabilir. Hastalar tedaviye başlamadan önce, prostatik karsinom açısından kontrol edilmelidir. Selim Prostatik Hiperplazili hastaların klinik çalışmalarında hastaların %21′inde baş dönmesi, hipotansiyon, postural hipotansiyon, senkop ve vertigo görülmüştür. Hastalar özellikle tedavinin başlangıcında senkopal ve ortostatik semptomlar olasılığına karşı uyarılmalı; ilk dozdan sonra, doz arttırılmasından sonra ve bırakılmış bir tedaviye yeniden başlanılmasından sonra, 12 saat için araba kullanmaktan ve dikkat gerektiren görevlerden kaçınmalıdırlar. Başdönmesi, sersemlik veya çarpıntılar rahatsızlık verici ise doz ayarlanması yapılmalıdır. Hamilelerde yapılmış yeterli ve iyi kontrollü çalışmalar yoktur. Potansiyel yararları anne ve fetüse karşı oluşabilecek risklerden üstün çıktığı durumlar dışında hamilelikte önerilmez. Terazosinin anne sütü ile atılıp atılmadığı bilinmemektedir. Birçok ilaç anne sütü ile atıldığından emziren annelere terazosin verilirken dikkatli olunmalıdır. Çocuklarda çalışma yapılmamıştır.

Yan Etkileri:
Klinik Çalışmalarda Selim Prostatik Hiperplazi Tedavisinde Rastlanan Yan Etkiler: Asteni, flu sendromu, başağrısı, hipotansiyon, palpitasyonlar, postural hipotansiyon, senkop, bulantı, periferal ödem, kilo artışı, baş dönmesi, somnolans, vertigo, dispne, nazal konjesyon, rinit, görme bulanıklığı /dokunma duyusunun zayıflaması, impotans, idrar yolu enfeksiyonudur. Pazarlama sonrası deneyimleri: Trombositopeni, atriyal fibrilasyon ve ayrıca priapizm rapor edilmiştir; ama sebep ve etki ilişkisi açıklanmamıştır. Klinik Çalışmalarda Hipertansiyon Tedavisinde Rastlanan Yan Etkiler: Asteni, bel ağrısı, baş ağrısı, palpitasyonlar, postural hipotansiyon, taşikardi, bulantı, ödem, periferal ödem, kilo alma, kol-bacak ağrıları, depresyon, baş dönmesi, libido azalması, sinirlilik, parestezi, somnolans, dispne, nazal konjesyon, sinüzit, görme bulanıklığı, impotansdır. Hastaların en az %1′inde veya ilacın pazarlanmasından sonra terazosin kullananlarda rastlanan yan etkiler: Göğüs ağrısı, fasiyal ödem, ateş, karın ağrısı, boyun ağrısı, omuz ağrısı, aritmi, vazodilatasyon, konstipasyon, diyare, ağız kuruluğu, dispepsi, şişkinlik, kusma, gut, artralji, artrit, eklem rahatsızlıkları, miyalji, anksiyete, insomnia, bronşit, soğuk algınlığı semptomları, epistaksis, influenza semptomları, şiddetli öksürük, farenjit, rinit, prürit, döküntü, terleme, görme bozukluğu, konjunktivit, kulak çınlaması, sık idrara çıkma, özellikle postmenapoz dönemdeki kadınlarda bildirilen üriner inkontinans, idrar yolları enfeksiyonu, anaflaksi dahil alerjik reaksiyonlar, trombositopeni, atriyal fibrilasyon ve priapizmdir.

İlaç Etkileşimleri:
ADE veya diüretiklerle birlikte terazosin tedavisi uygulanan SPH’li hastalarda başdönmesi veya baş dönmesi ile alakalı diğer yan etkilerinin yüzdesi; çift-kör plasebo kontrollü çalışmalardaki terazosin kullanan hastalarınkinden daha yüksektir. Belirgin hipotansiyon olasılığından kaçınmak için terazosin diğer antihipertansif ilaçlarla (örn. kalsiyum antagonistleri) birlikte kullanılırken özen gösterilmelidir. Bir diüretik veya diğer bir hipertansif ajanı ilave ederken dozun azaltılması veya yeniden titre edilmesi gerekli olabilir. Kontrollü klinik çalışmalarda hematokrit, hemoglobin, beyaz kan hücreleri, total protein ve albümin değerlerinde ufak ama istatistiksel olarak önemli düşüşler olmuştur. Bu laboratuvar bulguları, hemodilüsyon olasılığını düşündürür.

TERANAR
Tablet

Dr.F.Frik

Etken Madde(ler):
Terazosin hidroklorür

Piyasa Şekilleri:
5 mg: 30 tablet, 2 mg: 30 tablet içeren blister ambalajlarda.

Kullanım Şekli:
Benign prostat hipeplazisi: 1. basamak (1.-7. gün) 1 mg 7 gün; 2. basamak (8.-21. gün) 2 mg 14 gün. Her doz basamağına geçildiğinde geçici yan etkiler ortaya çıkabilir. Yan etkiler geçmezse, dozun yeniden azaltılması gerekebilir. Terapötik etkinlik genellikle günde 2-5 mg alınması ile ortaya çıkar. Hipertansiyon: Başlangıç dozu tüm hastalar için 1 mg ve bu doz aşılmamalıdır. Sonraki doz, istenen kan basıncına göre yavaş artırılabilir. Genellikle önerilen doz günde 1 defa 1-5 mg’dır. Teranar ve diğer kan basıncını düşüren diğer ilaçlarla aynı zamanda kullanılacaksa, doz önerileri ancak diğer ilaçların dozunun azaltılması ya da bu ilaçların kesilmesi halinde geçerli olacaktır. Yaşlı ve böbrek yetmezliği olan hastalarda mümkün olan en düşük doz kullanılmalıdır. Karaciğer fonksiyonu azalmış olan hastalarda, terazosinin büyük oranda karaciğerle atılması nedeniyle, dikkatle kullanılmalıdır. Teranar çocuklarda endike değildir. Tedaviye iki gün kadar ara verilmişse doz yine günde 1 mg’dan başlanarak yavaş yavaş arttırılır ve ilk doz gece yatmadan önce alınır.

Endikasyonları:
Semptomatik selim prostat hiperplazisinin tedavisinde endikedir. Tedaviye, hastaların yaklaşık % 70′inde, üriner akışta artış ve SPH semptomlarında iyileşme ile birlikte hızlı bir yanıt vardır. Terazosinin ameliyat insidansı, akut üriner obstrüksiyonu ve SPH’in diğer komplikasyonları üzerine uzun dönem etkileri henüz belirlenmemiştir. Terazosin ayrıca hipertansiyon tedavisinde de endikedir. Tek başına veya diüretikler veya beta adrenerjik bloker ajanlar gibi diğer antihipertansif ajanlarla birlikte kullanılabilir.

Kontrendikasyonları:
Terazosin hidroklorüre aşırı duyarlılığı olan hastalarda kontrendikedir.

Uyarılar:
Alfa adrenerjik blokaj yapan diğer ajanlar gibi tedavinin ilk dozlarını takiben, kan basıncında belirgin düşüşe özellikle postural hipotansiyon ve senkopa neden olabilir. Tedavi bir kaç günden daha fazla kesilirse ve sonra tekrar başlanırsa, benzer bir etki beklenebilir. Alfa adrenerjik blokaj yapan diğer ajanlarla da dozun hızlı arttırılmasıyla veya diğer antihipertansif ilaçların ilavesiyle senkop bildirilmiştir. Bazen senkop epizodundan önce kalp atım hızının dakikada 120-160 vuruş olduğu bir supraventriküler taşikardi atağı görülebilirse de senkopun aşırı postural hipotansif bir etkiye bağlı olduğu düşünülmektedir. Postural hipotansiyon semptomlarına, hemodilüzyon katkısının olasılığı da düşünülmelidir. Senkop veya aşırı hipotansiyon olasılığını azaltmak için tedavi düşük dozla başlamalıdır. Çoğul dozların kullanıldığı hastaların %1′inde senkop bildirilmiştir. Selim prostatik hiperplazili hastaların senkop insidansı %0.7′dir. Ortostatik etkisinin, kronik kullanımda bile doz verildikten kısa süre sonra daha fazla olduğunu gösteren bulgular vardır. Tedavinin ilk 7 günü risk daha fazladır. Geçmişinde miktürisyon senkopu olan hastalara alfa bloker verilmemelidir. Prostat kanseri ve SHP aynı semptomları verebilir. Bu iki hastalık sıklıkla aynı anda mevcut olabilir. Hastalar tedaviye başlamadan önce, prostatik karsinom açısından kontrol edilmelidir. Selim Prostatik Hiperplazili hastaların klinik çalışmalarında hastaların %21′inde baş dönmesi, hipotansiyon, postural hipotansiyon, senkop ve vertigo görülmüştür. Hastalar özellikle tedavinin başlangıcında senkopal ve ortostatik semptomlar olasılığına karşı uyarılmalı; ilk dozdan sonra, doz arttırılmasından sonra ve bırakılmış bir tedaviye yeniden başlanılmasından sonra, 12 saat için araba kullanmaktan ve dikkat gerektiren görevlerden kaçınmalıdırlar. Başdönmesi, sersemlik veya çarpıntılar rahatsızlık verici ise doz ayarlanması yapılmalıdır. Hamilelerde yapılmış yeterli ve iyi kontrollü çalışmalar yoktur. Potansiyel yararları anne ve fetüse karşı oluşabilecek risklerden üstün çıktığı durumlar dışında hamilelikte önerilmez. Terazosinin anne sütü ile atılıp atılmadığı bilinmemektedir. Birçok ilaç anne sütü ile atıldığından emziren annelere terazosin verilirken dikkatli olunmalıdır. Çocuklarda çalışma yapılmamıştır.

Yan Etkileri:
Klinik Çalışmalarda Selim Prostatik Hiperplazi Tedavisinde Rastlanan Yan Etkiler: Asteni, flu sendromu, başağrısı, hipotansiyon, palpitasyonlar, postural hipotansiyon, senkop, bulantı, periferal ödem, kilo artışı, baş dönmesi, somnolans, vertigo, dispne, nazal konjesyon, rinit, görme bulanıklığı /dokunma duyusunun zayıflaması, impotans, idrar yolu enfeksiyonudur. Pazarlama sonrası deneyimleri: Trombositopeni, atriyal fibrilasyon ve ayrıca priapizm rapor edilmiştir; ama sebep ve etki ilişkisi açıklanmamıştır. Klinik Çalışmalarda Hipertansiyon Tedavisinde Rastlanan Yan Etkiler: Asteni, bel ağrısı, baş ağrısı, palpitasyonlar, postural hipotansiyon, taşikardi, bulantı, ödem, periferal ödem, kilo alma, kol-bacak ağrıları, depresyon, baş dönmesi, libido azalması, sinirlilik, parestezi, somnolans, dispne, nazal konjesyon, sinüzit, görme bulanıklığı, impotansdır. Hastaların en az %1′inde veya ilacın pazarlanmasından sonra terazosin kullananlarda rastlanan yan etkiler: Göğüs ağrısı, fasiyal ödem, ateş, karın ağrısı, boyun ağrısı, omuz ağrısı, aritmi, vazodilatasyon, konstipasyon, diyare, ağız kuruluğu, dispepsi, şişkinlik, kusma, gut, artralji, artrit, eklem rahatsızlıkları, miyalji, anksiyete, insomnia, bronşit, soğuk algınlığı semptomları, epistaksis, influenza semptomları, şiddetli öksürük, farenjit, rinit, prürit, döküntü, terleme, görme bozukluğu, konjunktivit, kulak çınlaması, sık idrara çıkma, özellikle postmenapoz dönemdeki kadınlarda bildirilen üriner inkontinans, idrar yolları enfeksiyonu, anaflaksi dahil alerjik reaksiyonlar, trombositopeni, atriyal fibrilasyon ve priapizmdir.

İlaç Etkileşimleri:
ADE veya diüretiklerle birlikte terazosin tedavisi uygulanan SPH’li hastalarda başdönmesi veya baş dönmesi ile alakalı diğer yan etkilerinin yüzdesi; çift-kör plasebo kontrollü çalışmalardaki terazosin kullanan hastalarınkinden daha yüksektir. Belirgin hipotansiyon olasılığından kaçınmak için terazosin diğer antihipertansif ilaçlarla (örn. kalsiyum antagonistleri) birlikte kullanılırken özen gösterilmelidir. Bir diüretik veya diğer bir hipertansif ajanı ilave ederken dozun azaltılması veya yeniden titre edilmesi gerekli olabilir. Kontrollü klinik çalışmalarda hematokrit, hemoglobin, beyaz kan hücreleri, total protein ve albümin değerlerinde ufak ama istatistiksel olarak önemli düşüşler olmuştur. Bu laboratuvar bulguları, hemodilüsyon olasılığını düşündürür.

HYTRIN
Tablet

Abbott

Etken Madde(ler):
Terazosin hidroklorür

Piyasa Şekilleri:
5 mg: 30 tablet, 2 mg: 30 tablet, 5 mg: 14 tablet içeren blister ambalajlarda.

Kullanım Şekli:
Selim Prostat Hiperplazisi: Yatarken 1 mg’dır ve başlangıç dozu olarak bu doz aşılmamalıdır. Sonraki dozlar; semptomların ve/veya idrar akış hızlarının istenilen iyileşmesini sağlamak için doz günde 1 defa 2 mg. 5 mg veya 10 mg’a basamak basamak artırılabilir. Günde 10 mg ile en az 4-6 hafta yararlı bir yanıt için gerekli olabilir. Hipertansiyon: Başlangıc dozu yatarken 1 mg’dır ve bu doz kesinlikle aşılmamalıdır. İstenen kan basıncı yanıtını elde etmek için sonraki dozlar yavaş yavaş artırılabilir. Önerilen doz günde 1 kez verilen 1-5 mg arasındadır. Bazı hastalar günde 20 mg gibi yüksek dozlardan yarar görebilirler.

Endikasyonları:
Semptomatik selim prostat hiperplazisinin tedavisinde endikedir. Tedaviye, hastaların yaklaşık % 70′inde, üriner akışta artış ve SPH semptomlarında iyileşme ile birlikte hızlı bir yanıt vardır. Terazosinin ameliyat insidansı, akut üriner obstrüksiyonu ve SPH’in diğer komplikasyonları üzerine uzun dönem etkileri henüz belirlenmemiştir. Terazosin ayrıca hipertansiyon tedavisinde de endikedir. Tek başına veya diüretikler veya beta adrenerjik bloker ajanlar gibi diğer antihipertansif ajanlarla birlikte kullanılabilir.

Kontrendikasyonları:
Terazosin hidroklorüre aşırı duyarlılığı olan hastalarda kontrendikedir.

Uyarılar:
Alfa adrenerjik blokaj yapan diğer ajanlar gibi tedavinin ilk dozlarını takiben, kan basıncında belirgin düşüşe özellikle postural hipotansiyon ve senkopa neden olabilir. Tedavi bir kaç günden daha fazla kesilirse ve sonra tekrar başlanırsa, benzer bir etki beklenebilir. Alfa adrenerjik blokaj yapan diğer ajanlarla da dozun hızlı arttırılmasıyla veya diğer antihipertansif ilaçların ilavesiyle senkop bildirilmiştir. Bazen senkop epizodundan önce kalp atım hızının dakikada 120-160 vuruş olduğu bir supraventriküler taşikardi atağı görülebilirse de senkopun aşırı postural hipotansif bir etkiye bağlı olduğu düşünülmektedir. Postural hipotansiyon semptomlarına, hemodilüzyon katkısının olasılığı da düşünülmelidir. Senkop veya aşırı hipotansiyon olasılığını azaltmak için tedavi düşük dozla başlamalıdır. Çoğul dozların kullanıldığı hastaların %1′inde senkop bildirilmiştir. Selim prostatik hiperplazili hastaların senkop insidansı %0.7′dir. Ortostatik etkisinin, kronik kullanımda bile doz verildikten kısa süre sonra daha fazla olduğunu gösteren bulgular vardır. Tedavinin ilk 7 günü risk daha fazladır. Geçmişinde miktürisyon senkopu olan hastalara alfa bloker verilmemelidir. Prostat kanseri ve SHP aynı semptomları verebilir. Bu iki hastalık sıklıkla aynı anda mevcut olabilir. Hastalar tedaviye başlamadan önce, prostatik karsinom açısından kontrol edilmelidir. Selim Prostatik Hiperplazili hastaların klinik çalışmalarında hastaların %21′inde baş dönmesi, hipotansiyon, postural hipotansiyon, senkop ve vertigo görülmüştür. Hastalar özellikle tedavinin başlangıcında senkopal ve ortostatik semptomlar olasılığına karşı uyarılmalı; ilk dozdan sonra, doz arttırılmasından sonra ve bırakılmış bir tedaviye yeniden başlanılmasından sonra, 12 saat için araba kullanmaktan ve dikkat gerektiren görevlerden kaçınmalıdırlar. Başdönmesi, sersemlik veya çarpıntılar rahatsızlık verici ise doz ayarlanması yapılmalıdır. Hamilelerde yapılmış yeterli ve iyi kontrollü çalışmalar yoktur. Potansiyel yararları anne ve fetüse karşı oluşabilecek risklerden üstün çıktığı durumlar dışında hamilelikte önerilmez. Terazosinin anne sütü ile atılıp atılmadığı bilinmemektedir. Birçok ilaç anne sütü ile atıldığından emziren annelere terazosin verilirken dikkatli olunmalıdır. Çocuklarda çalışma yapılmamıştır.

Yan Etkileri:
Klinik Çalışmalarda Selim Prostatik Hiperplazi Tedavisinde Rastlanan Yan Etkiler: Asteni, flu sendromu, başağrısı, hipotansiyon, palpitasyonlar, postural hipotansiyon, senkop, bulantı, periferal ödem, kilo artışı, baş dönmesi, somnolans, vertigo, dispne, nazal konjesyon, rinit, görme bulanıklığı /dokunma duyusunun zayıflaması, impotans, idrar yolu enfeksiyonudur. Pazarlama sonrası deneyimleri: Trombositopeni, atriyal fibrilasyon ve ayrıca priapizm rapor edilmiştir; ama sebep ve etki ilişkisi açıklanmamıştır. Klinik Çalışmalarda Hipertansiyon Tedavisinde Rastlanan Yan Etkiler: Asteni, bel ağrısı, baş ağrısı, palpitasyonlar, postural hipotansiyon, taşikardi, bulantı, ödem, periferal ödem, kilo alma, kol-bacak ağrıları, depresyon, baş dönmesi, libido azalması, sinirlilik, parestezi, somnolans, dispne, nazal konjesyon, sinüzit, görme bulanıklığı, impotansdır. Hastaların en az %1′inde veya ilacın pazarlanmasından sonra terazosin kullananlarda rastlanan yan etkiler: Göğüs ağrısı, fasiyal ödem, ateş, karın ağrısı, boyun ağrısı, omuz ağrısı, aritmi, vazodilatasyon, konstipasyon, diyare, ağız kuruluğu, dispepsi, şişkinlik, kusma, gut, artralji, artrit, eklem rahatsızlıkları, miyalji, anksiyete, insomnia, bronşit, soğuk algınlığı semptomları, epistaksis, influenza semptomları, şiddetli öksürük, farenjit, rinit, prürit, döküntü, terleme, görme bozukluğu, konjunktivit, kulak çınlaması, sık idrara çıkma, özellikle postmenapoz dönemdeki kadınlarda bildirilen üriner inkontinans, idrar yolları enfeksiyonu, anaflaksi dahil alerjik reaksiyonlar, trombositopeni, atriyal fibrilasyon ve priapizmdir.

İlaç Etkileşimleri:
ADE veya diüretiklerle birlikte terazosin tedavisi uygulanan SPH’li hastalarda başdönmesi veya baş dönmesi ile alakalı diğer yan etkilerinin yüzdesi; çift-kör plasebo kontrollü çalışmalardaki terazosin kullanan hastalarınkinden daha yüksektir. Belirgin hipotansiyon olasılığından kaçınmak için terazosin diğer antihipertansif ilaçlarla (örn. kalsiyum antagonistleri) birlikte kullanılırken özen gösterilmelidir. Bir diüretik veya diğer bir hipertansif ajanı ilave ederken dozun azaltılması veya yeniden titre edilmesi gerekli olabilir. Kontrollü klinik çalışmalarda hematokrit, hemoglobin, beyaz kan hücreleri, total protein ve albümin değerlerinde ufak ama istatistiksel olarak önemli düşüşler olmuştur. Bu laboratuvar bulguları, hemodilüsyon olasılığını düşündürür.

SAYFA 1 123»