Prostat Nedir ve Nerelerde Yer Alır?
Prostat kestane boyut ve şekillerinde bir salgı bezidir. Mesanenin altında, rektumun (makat) önünde yer alır. Prostatın tam merkezinden üretra denilen mesaneden idrarı boşaltmaya yarayan kanal yer alır. Ejekülasyon (cinsel boşalma) sırasında prostatı çevreleyen kaslar seminal sıvıyı üretraya doldurur. Seminal sıvı üretra boyunca penis ucuna kadar gelerek buradan dışarıya akar. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »
Penis Latincede kuyruk anlamına gelmektedir. Penis içinde uzunlamasına süngerimsi dokular içeren ve içinde idrar ve meninin(sperm-ersuyu) geçtiği kanalı içeren bir erkeklik organıdır. Cinsel heyecan ile beyin bu organın içindeki süngerimsi dokulara kan pompalar ve penis sertleşerek birleşmeye hazır hale gelir. Penis sertleşme halindeyken boyuna ve enine büyür.
Ergenliğe ulaşmış bir erkeğin penisinin ortalama uzunluğu gevşek halde 5 ile 9 cm arasında, sertleşme halindeyken ortalama 16 cm boyunda olur. Bununla birlikte penisin büyüklüğü kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Yaygın olarak bilinenlerin tersine penisin büyüklüğü, deri rengi ile ilgili değildir, yani kısa boylu birinin penisi uzun boylu birininkinden daha büyük veya bir zencininki bir beyazdan daha küçük olabilir. Penis boyu ortalama 16 cm olmakla beraber 11-18 cm arası penisler normal boyutlardadır.
Ayrıca penisin normal durumu ile sertleşme durumu arasında büyük farklar olabilir. Yani sönükken çok iri gözüken bir penis sertleşdiğinde daha büyük bir hal almayabilir. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »
Masters ve Johnson tarafından başlatılan cinsel terapi yöntemleri “iktidarsızlık” adıyla bilinen
sertleşme güçlüğünün giderilmesinde oldukça başarılı sonuçlar vermiştir. Ancak, bu yöntemlerin başarısı, büyük ölçüde eşlerin her ikisinin de katılmasına bağlıdır. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »
Yapılan araştırmalar, sağlıklı bir cinsel ilişki için yeterli ereksiyonun sağlanamaması ya da sürdürülememesi olarak tanımlanan sertleşme sorunu görülme sıklığının, Türk erkeklerinde dünya ortalamasının üzerinde olduğunu açıklıyor. Sertleşme sorunu, dünyada 100 milyondan fazla erkeğin olduğu kadar eşlerinin de yaşam kalitelerini etkileyen ciddi bir tıbbi durum. Özellikle 40-70 yaşları arasındaki erkeklerin yaklaşık yarısını etkileyen sertleşme sorunu, tam olarak üç seviyede ortaya çıkıyor. Bu sorunun kökeninde diyabet, damar sertliği ve yüksek kolesterol, nörolojik, ürolojik ve psikolojik problemler, omurilik yaralanmaları ve prostat cerrahisi yatıyor.
Sertleşme Sorunu Sıklığı ve Özelliklerinin Belirlenmesi Ön Raporu sonuçları, Türkiye’de 40 yaş üstü erkeklerin % 69′unda herhangi bir derecede sertleşme sorunu olduğunu gösteriyor. Aynı çalışmaya göre hiçbir şekilde sertleşme sağlayamayan erkeklerin oranı 40 yaşlarında % 0.4 iken, bu oran 50 yaşlarında % 3, 60 yaşlarında % 12 ve 70 yaş üstünde ise % 49 gibi değerlere ulaşıyor.Sertleşme sorununun diğer bazı ciddi hastalıklarla olan ilişkisi de araştırmaya dahil edildi. Buna göre diyabet, kalp hastalığı, hipertansiyon, Benign Prostat Hiperplazisi (BPH) ve prostat kanseri gibi hastalıklarda sertleşme sorunu görülme oranının arttığını gösteriyor. Diyabet hastalarında % 89.9 olarak belirlenen sertleşme sorunu görülme sıklığı kalp hastalarında % 85, hipertansiyonlularda % 88.7, BPH hastalarında % 94.8 ve prostat kanseri hastalarında % 100 gibi yüksek rakamlara ulaşıyor. Ayrıca diyabet, kalp hastalığı ve hipertansiyon için ilaç kullanan hastalarda da sertleşme sorunu görülme sıklığının arttığı tespit edildi.
Sertleşme sorunu sıklığı yaşla beraber artan bir durum. Ancak uzmanlar bu sorunun sebebinin yaşlılık olmadığını ve gençlerde de görülebildiğini belirtiyor. Kişinin kendisine verdiği değeri ve özgüveni üzerinde çok derin etkilerde bulunan ve kişisel ilişkilere zarar verebilen sertleşme sorunu, hayatın tüm yönlerini kapsayabilen bir anksiyete neden olabiliyor. Bu sebeple hemen hemen tüm sertleşme sorunu vakalarında psikolojik bir yön de bulunuyor. İletişimsizlik ya da yanlış anlamalar nedeniyle partnerlerin kendilerini reddedilmiş hissettikleri ya da istemediklerini düşündükleri durumlarla da sertleşme sorunu hastalarında sıkça karşılaşılıyor.
Tedavi
Tedavi edilebilir bir durum olan sertleşme sorununu yaşayan erkekler ve eşleri, genellikle tedavi arayışına nasıl gireceklerini bilmemekte ve utanç duygusu nedeniyle sorunu hekimleriyle birlikte değerlendirmekten kaçınmaktadır. Ancak yeni tedavi olanakları, bu problemler üzerinde olumlu etkilerde bulunuyor. Ağızdan alınan ilaçlardan elle çalışan vakum pompalarına, enjeksiyonlardan protezlere kadar birçok tedavi seçeneği var.
Gerçekte erkeklerde bu dönemde belirgin bir hormonal değişim olmaz, ancak 50‘li yaşlardan itibaren yaşa bağlı değişimler ve buna bağlı performans azalmaları ortaya çıkar. Yaşa bağlı değişimler şunlardır;
-
Testislerde küçülme ve sertleşme ( testosteron azalmaz )
-
Ereksiyonda güçlük, olduğunda uzama
-
Yavaş ve güçsüz meni çıkarma
DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »
ABD Minneapolis Kalp Enstitüsü Vakfı’nın yaptığı araştırmaya göre, erkeklerdeki sertleşme sorunu, kalp ve damar hastalıkları için erken uyarı olabilir. Dr. Marc Pritzker, sertleşme sorunun damardan kaynaklandığının anlaşılması halinde, kalp ve damar hastalıkları bakımından da araştırma yapılması gerektiğini söyledi. Pfizer İlaç Firması’nın Sağlık Bülteni’nde yer alan araştırmaya göre, Dr. Pritzker, sertleşme sorunun, ‘penis stres testi’ diye de adlandırılabileceğini belirtti. Dr. Pritzker, ”Efor stres testinde, kalpten gelen elektrik sinyalleri, kalpteki hastalıklı kan damarlarının saptaması için kullanılıyor. Penis stres testi de hastalıklı kan damarlarının saptanması için de başka bir yol olabilir” dedi. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »
Romatizma, iyi tedavi edilmeyecek olursa; kalbin içindeki kapakçıklara yerleşir. Bu kapakçıklardan; en fazla mitral kapakçık etkilenir ve daralıp, sertleşir, büzülür. Daha çok kadınlarda görülen kalp romatizması sonucu ortaya çıkan hastalığa mitral darlığı veya mitral stenoz denir. Hastada nefes darlığı, kuru öksürük, sık sık soğuk alma, morarma, el ve ayaklarda üşüme ve yorgunluk görülür. Tedavinin ilk şartı üzülmemek, her gün bir öncekki günden daha iyi olduğuna inanmak ve doktorun tavsiyelerine uymaktır. tedavinin başarısını garantileyen ilk şart erken teşhis. Kalp romatizmasının en önemli tedavisi istirahat ve vücudu yeni mikrobik enfeksiyonlardan korumak. Bu arada vücuttaki streptokokların neden olduğu enfeksiyonu iyileştirmek için antibiyotik tedavisi uygulanıyor. Romatizma tiplerinin en korkulanı olan kalp romatizmasının tedavisi için yapılması gerekenler:
MUTLAKA TEST YAPILMALI
Tedavide Aspirin ve kortizon dışı antiromatizmal ilaçların yanı sıra koruyucu olarak depo-penisilin enjeksiyon uygulamak gerekiyor. Ancak ayda bir kez uygulanan penisilin tedavisine başlamadan önce, hastaya mutlaka test yapılmalı. Bunun dışında çok ender olarak kortizona da başvurulur.
KAÇMAYIN
Eğer kalp romatizması akut bir şekilde seyrediyor ise, hekim kortizon tedavisine gerek görebilir. Yani ilk yapanız gereken, dalında uzman bir hekime başvurmak. Kalp romatizma teşhisi konulan birçok hastanın tedaviden kaçması, sorunun daha da aşılmaz bir hale gelmesine neden oluyor. Unutmayın, erken teşhis konulan ve tedaviye başlanan birçok kişi, daha uzun yıllar yaşayabiliyor.
Parmak arası terlikler, açık ayakkabılar… Hem giyebilmek için güzel ayaklar gerekiyor, hem de bunları giydikçe ayakların bakımı zorlaşıyor. Neyse ki günlük ve haftalık bakım ile ayaklarımızın güzelliğini ve sağlığını koruyabiliriz.

Aslı Çakır
Bu yazın ayakkabı modası belli. Yine açık ayakkabılar hatta mutlaka terlikler. Özellikle de parmak arası ve topuksuz olanlar. Gün boyu açık açık, ferap ferah dolaşıyoruz ama sonrasında tozdan, kirden pislenen, sertleşen ayaklara da merhaba demiş oluyoruz.
Peki bu dönemde ayaklarımıza gerçekten iyi bakmak için neler yapabiliriz? Şaşkınbakkal Diba Kuaför Salonu’ndan Nurhan Tekin pedikür ile ilgili şunları söylüyor: “Pedikürde ayakları yumuşatma, ponzalama, etleri temizleme, tırnakları törpüleme, nemlendirme ve istenirse cilalama işlemi yapılıyor. Ayrıca nasırlı ayaklarda nasırlar da yumuşatılıyor. Bir de bu aralar parfin bakımı moda. Bazen çok kalınlaşmış, deforme olmuş tabanları jilet uygulatmak isteyenler oluyor. Bu işlem zararlı çünkü ölü hücrelerle beraber ayağın ince derisini de alıyorsunuz.”
HER GÜN 10 DAKİKA MASAJ
Tabii ayak bakımı sadece haftada bir kuaföre gitmekle olmuyor. Yazın hem güzel hem sağlıklı ayaklarla dolaşabilmemiz için neler yapmamız gerektiğini Oriflame Kozmetik Güzellik Eğitimler Müdürü Şimal Yazıcı’dan öğreniyoruz: “Yaz aylarında giyilen açık ayakkabılar yüzünden havayla, tozla daha çık temasta olan ayaklar daha çabuk sertleşiyor. Parmak arası terliklerde ise eğer ayak çok öne kayıyor ve rahatsız oluyorsa bu terlikler parmak aralarını da sertleştirebiliyor.”
Şimal Yazıcı, her gün ayaklarımızı nemlendirici kremle masaj yaparak yumuşatmamız ve yüksek bir yere kaldırarak dinlendirmemiz gerektiğini belirtiyor.
Ayakların her gün ponzalanmısını ise doğru bulmuyor. Bunun yerine scrub diye geçen peeling ürünlerini kullanabileceğimizi söylüyor.
Deniz ve havuz kenarında geçirilen günler için de tavsiyelerde bulunuyor Yazıcı: “Yıkandıktan sonra parmak aralarının ıslak kalması mantar yapabilir. Aynı şey deniz, havuz kenarında da geçerlidir. Böyle yerlerde ayağı ıslak tutan plastik terliklerden kaçınmalıyız. Ve çıplak ayakla dolaşmamalıyız. Çünkü mikrop, mantar kapabiliriz. Ayrıca pudra da buraların ıslak kalmasını önler.” Terleyen ayaklar içinse ferahlatıcı spreyleri öneriyor Yazıcı.
Haftalık bakıma gelince… Ayaklarımızı 15 dakika suda dinlendirdikten sonra ponzalayıp, ölü hücrelerden kurtulabileceğimizi belirten Şimal Yazıcı, bu haftalık bakım için kuaföre gidenlere mutlaka kendi aletlerini kullanmalırını söylüyor.
Ayaklar her gün bizim tüm yükümüzü taşıyorlar. Bu yüzden onlara günde 10 dakika ayırmak çok da fazla olmasa gerek.