Belirtiler
- Konuşma seslerini düzgün bir şekilde kullanamama;
- Anlaşılması güç olan konuşma;
- Konuşmada yavaş gelişim,
- Kekeleme.
Çocuğunuzun konuşma ve dil gelişiminde kritik dönem 624 ayları arasındadır, fakat arasıra yapılan yanlış telaffuzlar 7 yaşına kadar normaldir, çünkü çocuğun konuşması anlaşılmaktadır.
Konuşmada engel (telaffuzda zorlama) kekeleyerek konuşma ve ses sorunları gibi bazı konuşma sorunlarının fiziksel bir nedeni yoktur. Bir harf yerine diğerini kullanmak, sözcüklerin başını ya da sonunu söylememek tipik telaffuz sorunlarındandır. Kekelemek ise sözcükleri güzel bir akış içerisinde verememektir. Ses sorunları çok yumuşak sesleri, genizden sesleri ya da yüksek ses, patlayan sesleri de kapsamaktadır.
Diğer konuşma bozukluklarının kabul edilebilir nedenleri ise şunlardın beyin felci, yarık damak ya da dudak, sağırlık ya da dilsizlik, zihinsel gecikme, beyin hasarı ya da otizmdir.
Çocuğunuz fiziksel, duygusal ve entellektüel açılardan normal olabilir, ancak konuşulan dille ilgili zihinsel işleme sorunlarına bağlı bir konuşma olabilir. Bu konuşma sorunları, öğrenme yetersizlikleriyle de bağlantılıdır.
Çocuğunuz bilgi alma ve bu bilgiden anlam çıkarmada güçlük çekebilir. Cümlelerde sözcükler anlam açısından başka sözcüklerin yerine kullanılıyor olabilir. Sesleri çıkarmada bir bozukluk olabilir. Çocuğunuz iki ses arasındaki farkı bilemeyebilir ve arka plandaki gürültüyü gözardı ederken belirgin bir sohbet ya da ses üzerine odaklanmış bir takım sorunları olabilir.
Konuşma bozukluğu yaygındır. 8 yaş ve yukarısında % 5, 8 yaştan küçük olan çocukların % 10′unda konuşma bozukluğu vardır.
Teşhis
Çocuğunuzun konuşma bozukluğu olduğundan şüpheleniyorsanız, çocuğunuzun doktoruyla görüşün. Belki de bir konuşma ve dil kliniğinden yardım istemeye ihtiyacınız olabilir. Pek çok okul bu tür hizmetleri sunmaktadır. Kulaklıkla yapılacak bir çalışmayla çocuğun sağırlık ya da dilsizlik durumu kontrol edilebilinir ve eksiksiz bir fiziksel ve nörolojik incelemeye ihtiyaç duyulmaktadır.
Konuşma Bozukluğu Ne Kadar Ciddidir?
Evden destek görünce ve uygun görevlilerle terapiye katılınca pek çok çocuk aşırı gelişmiş bir konuşma gücüne erişmektedir. Ancak bu bozukluk çocuğunuzda hayal kırıklığı yaratabilir. Eğer çocuğunuz okuldaki diğer çocuklar tarafından alaya alınıp, reddedilirse, toplumun çocuğa verdiği ceza çok ağır olur. Büyük bir hayal kırıklığı ile çocuğun fazla büyük olmayan kendine güven duygusu bu çabaların bir parçası haline gelmeden önce, teşhisin bir an önce konup tedavinin başlatılması gerekmektedir.
Tedavi
Konuşma bozuklukları olan çocuklar bu konuda terapiye ihtiyaç duyarlar. Bu genellikle, uzmanla birlikte haftada 2 seans anlamına gelmektedir.
Ayrıca çocuğunuzun konuşma terapisti evde ne yapmanız gerektiği hususunda sizi aydınlatabilir.

Çocuğunuzun konuşması ve lisan gelişimi hemen hemen dünyayı tanıdığı andan itibaren başlar ve 6 ya da 7 yaşına kadar ancak tamamlanır. Bu gelişmenin aşamaları vardır. Çocuktan çocuğa, hatta aynı aile içerisinde bile, nispeten büyük değişiklikler gösteren gelişme farklılıkları olduğu hatırdan çıkarılmamalıdır. Bu yüzden, aşağıda açıklananları genel kurallar çerçevesinde değerlendirmelidir.
“Birbirinden farksız doğum ağlamaları” ile başlayan hayatın ilk 3 ayı esnasında bebeğiniz ağlamak ve sesler çıkartmak suretiyle hiçbir anlamı olmayan çeşitli ünlü ve ünsüz sesler üretmektedir. Dikkate değer oranda çeşitli sevinç sesleri de bu esnada meydana gelir. Yüksek seslere ve tanıdık seslere bebeğin tepkisi, lisan açısından sınırlıdır.
4 ila 6 aylık arasında bebeğiniz anlaşılmaz sözler söylemeye başlar. Bunun yanı sıra iç çekme, homurdanma, agucuklar ve acı ve açlığa tepki olarak farklı şekilde gülme ve ağlama görülür. Çocuğunuz zevk aldığını veya almadığını sesiyle ifade edebilir.
7 ila 9 aylar arasında, çocuğunuz heceleri tekrarlayabilir, şarkı söyler gibi mırıldanabilir ve 12 farklı sesi, özellikle p, b ve m seslerini üretebilir, oyun oynarken farklı ürünler üretebilir ve “mama” sözcüğünü tekrarlayabilir. Çocuğunuzun m, n, t, p, b ve z ünsüzleri arasında çeşitli ünlüler kullandığını işitebilirsiniz.
Bu dönemin sonuna doğru, başkaları tarafından üretilen konuşmaların vurgularının ve konuşma seslerinin gerçek taklidi başlar. Bu dönem boyunca, çocuğunuz seslerin nereden geldiğini aramaya başlar, konuşma seslerini ve diğer sesleri dikkatle dinler, “dede”, “mama” ve “bay bay” gibi sözcükleri ve adını tanır ve diğer insanların ses tonundan sevgi ve kızgınlık tonlarını ayırt edebilir. 10 ila 12 aylık olduğunda, anlamsız sesler, yerini normal konuşmanın normal melodisine terk eder. Çocuğunuz bu dönemde başkaları tarafından üretilen sesleri tekrarlamaya bayılır. Oyun esnasında çıkartılan sesler oldukça anlamlıdır. Hemen tüm ünlü ve ünsüz sesler kullanılır. Bazı çocuklarda, ilk gerçek sözcükler bu dönemde üretilebilir. Çocuğunuzun anlama ve kavrama yetisi bu dönemde gelişir. Çocuk isimlere ve basit isteklere tepki gösterir ve bazı nesneleri ve aile bireylerini tanır.

13 ila 18 aylık arasında, çocuğunuz tümce benzeri vurgulamalar kullanarak başkaları tarafından üretilen sesleri tekrarlamaya devam eder ve tüm ünlü ve ünsüz sesleri kullanabilir. Bununla beraber, kullandığı dil, “mama” ve “dede” gibi birkaç sözcük dışında genel olarak anlamlı değildir. Bu dönem boyunca çocuğunuz nesneleri isimlendirmek için gerçekten büyük bir gayret sarf eder. Çocuğunuz birkaç basit sözcüğü, cümlecikleri ve emir sözcüklerini anlar, basit olarak evet hayır şeklinde yanıt vermek için kafasını uygun şekilde aşağı ya da yukarı sallayabilir ve basit melodi ve şarkıları ilginç bulur.
1.5 ila 2 yaş arasında, çocuk daha anlaşılır sözcükler üretir. Anlaşılmaz sözcükler genellikle 2 yaşında kaybolur. Bu dönem esnasında çocuğunuz “daha mama” gibi iki sözcüklü sözcük grupları kullanmaya başlar ve dağarcığında 10 ila 20 sözcük bulunur. Çocuğunuz hâlâ anlaşılmaz sözcükler mırıldanmaya devam eder, ama bunlar daha tümce gibi sözcüklerdir. Tek sözcükle daha büyük fikirler anlatmaya çalışır. Örneğin, “vava” gibi bir sözcükle “daha mama istiyorum” veya “mamaya bak” gibi cümleler söylemeye çalışır. Çocuğunuz takriben 2 yaşına geldiğinde, söylediği şeylerin yaklaşık üçte ikisini anlamalısınız. Çocuğunuz emir sözcükleriyle istenen şeyleri yerine getirmeyi, vücudunun bölümlerini göstermeyi, basit soruları anlamayı ve her ne kadar isimleri söyleyemese de resimleri tanımaya başlamıştır.
2 ila 2,5 yaşları arasında çocuğunuz 2 veya 3 sözcükten oluşan sözcük gruplarını kullanabilir, 50 ya da daha fazla sözcüğü bilir, “ben”, “sen” ve “benim” gibi sözcükleri kullanmaya başlar ve son ünsüz seslerden bazılarını söyleyememeye veya bazılarına ekler yapmaya başlar. Artık çocuğunuzun söylediği şeylerden yüzde 70′ini anlayabiliyorsunuzdur. Bu yaşa gelinceye kadar çocuğunuz vücudunun bölümlerini gösterebilmeli, birçok karmaşık tümceyi anlayabilmeli ve birbirine takiben 3 ya da 4 yönü takip edebilmelidir.
2.5 ila 3 yaş arasında çocuğunuz hâlâ birçok ünsüz ekleme ve çıkartmaya devam eder, ancak ne söylediğinin çoğunu anlayabilmeniz gerekir. Çocuğunuz 3 ila 4 sözcükten oluşan tümceler üretmeye, heyecanlandığı ya da kızdığı zaman sözcükleri tekrar etmeye ve söylenen şeylerin çoğunu anlamaya muktedirdir.
3.5 ila 4 yaş arasında çocuk adını, soyadını ve yaşını söyleyebilir, şimdiki zaman ve geçmiş zamanda fiiller kullanabilir ve daha karmaşık tümceler üretebilir. Çocuğunuzun söylediği hemen her şeyi anlayabilirsiniz. Çocuk bu dönemde sözcüklerin çoğul hallerini de kullanmaya başlayabilir. Bu dönemde, aile ışındaki kişiler de çocuğun ne söylediğini çoğunlukla anlayabilirler. Çocuğunuz sık sık kendi kendisine konuşur. “Bu ne?” soruları sormaya başlar. Basit bir öyküyü anlar, çeşitli renkleri tanır ve yiyecek ve hayvanları belli gruplara ayırabilir. Çocuğunuz bu yaşta zaman kavramını da anlayacaktır.
4 ila 5 yaşlar arasında çocuğunuz 5′e kadar
sayabilir, komple cümleler kullanabilir, “niçin?”
Ve “kim?” gibi sözcüklerle başlayan dört ila beş
sözcük içeren tümceler kullanabilir, tüm konuşma seslerinin yüzde 75′ini doğru olarak telaffuz eder, nesneleri isimlendirir, birçok rengi tanır, sözcüklerin geçmiş zaman, şimdiki zaman ve gelecek zaman gibi formlarını birbirinden ayırt edebilirler, tekil ve çoğul isimler arasındaki farkı bilirler. Çocuğunuzun söylediği
şeyleri bu çağda çoğunlukla anlayabilirsiniz.
Bu ana kadar çocuğunuz 2500 sözcüklük bir dağarcık geliştirmiştir ve birkaç istisna dışında, çoğu ünsüz sesleri ve yerinde ve doğru olarak kullanmaya başlamıştır.
5 ya da 6 yaşlarında çocuğunuzun söylediklerini bir yabancı anlayabilir. Çocuğunuz “ve” ve “ama” gibi kelimeleri kullanır, birçok sorular sorar ve beş ya da altı kelimelik cümlelerle gramer açısından farklı tipte cümleler kullanır. Bir konuşmayı sürdürmeye muktedir olup sözcükleri tanımlayabilir ve açıklayabilir. Çocuğunuz duyduklarının çoğunu anlayabilir ve aynı zamanda verilen üç doğrultuyu izleyebilir. 6 yaşına kadar çocuğunuzun kelime dağarcığı yaklaşık 13.000 sözcüğe ulaşabilir ve dün, yarın, daha çok, daha az, biraz, birçok, birkaç, az, en çok ve en az gibi kavramları anlar.
6 ya da 7 yaşlarına kadar bütün ünlü ve ünsüzler ustaca kullanılabilmelidir. Çocuğunuzun söylediği her şeyi anlayabilmelisiniz. Çocuğunuzun 20.000 kelimelik bir sözcük dağarcığı olup yılın mevsimlerini ve zaman sürelerini anlar, alfabedeki harfleri çizebilir ve tek heceli sözcükler yazabilir, basılı yaklaşık 10 kelimeyi okuyabilir ve 100′e kadar sayabilir.
Çocuğunuzun konuşmasının uygun bir süratle gelişmediğini düşünüyor ya da sözcükleri anlamakta güçlük çekiyorsanız doktorunuzla görüşün.

Bebeğinizin yaşamının ilk haftalarındaki ilk gülücüğü, önemli bir andır. Her ne kadar, yeni doğmuş bebeğinizin yüzünde çoğu zaman bir gülümseme görseniz de, yeni doğan bir bebek ilk ayını, genellikle sekiz haftasını doldurmadan önce sosyal anlamda gülümseyemez.
Bebeğiniz 6 haftalık olduğunda, aile bireylerini yabancılara tercih ettiğini belirten açık bir ifade gösterir. Bebeğinize gülümsediğinizde, bebeğiniz de size gülümseyecektir. Bebeğinizi beslerken, onun size nasıl baktığını görürsünüz.
Bebeğiniz 2 aylık olduğunda, bütün vücuduyla gülümser. Odasına girdiğiniz esnada bebeğiniz heyecanla ellerini ayaklarını çırparak gülümseyecektir .Bu esnada bebeklere özgü çeşitli sevinç sesleri çıkarır.
Bu ilk haftalarda bebeğinizin size gülümsemesine sizin gösterdiğiniz karşı tepki çok önemlidir. Bebeğinizi kucağınıza aldığında siz de ona gülümseyin, oynasın, onun gereksinimlerini karşılayın onu gülümseyemeye siz teşvik edin.
İkinci ayın sonuna doğru, bebeğiniz insanları ve nesneleri birbirinden ayırt edebilir duruma gelir: bu esnada eskisinden daha belirgin bir tanıma ifadesi takınır.
Bebeğiniz aynı zamanda sizin sesinizi de tanımaya başlar. Dolayısıyla, bebek bakıcınızın susturmaya çalıştığı bebeğiniz siz odaya girdiğinizde sizin sesinizle susar, ya da bakıcınızın yanında sessiz duran bebeğiniz, sizin sesinizi duyduğunda coşar.
Üç aylık bir bebek, bir saatin kırk beş dakikasını oynayarak geçirebilir. Bu çağda bir bebeğin dikkati kolayca çekilebilir; hatta dikkatini çeken bir şeyi dinlemek ya da görmek için emzirilmesini bile kesebilir. Bebeğiniz üç aylıkken zamanını eşyalara resimlere, hareketli şeylere, ya da kendi eline bakarak geçirir. Bebeğinizin belleğinin her geçen gün gittikçe geliştiğini fark edersiniz. Bu noktada, bebek kendisini ödüllendiren belli seslere tepki gösterir: Örneğin, kapanmakta olan buzdolabı kapısının sesi veya bebeğinizi beslemeye giderken sizin ayak sesleriniz, gibi. Bebek sizin yanına varmanız için bir süre sabırla bekler. Ancak, eğer bebeğinizin yanına gitmeniz herhangi bir şekilde ertelenirse çığlığı koparır.
Bebeğiniz 4 aylık olduğunda, çevresindeki dünyadan çok kendi beslenmesiyle ilgilenir. Dolayısıyla, eğer beslenmesi normalden daha uzun sürerse, endişelenmeyiniz.
Bu esnadaki dönüm noktası (yaklaşık 20 haftalık iken), bebeğinizin aynı karşısındaki davranışıdır. Bebeğinizi ayna karşısında tuttuğunuzda, gülümsediğini görürsünüz. Karşısındaki imgeyi de gülümsüyor görünce bebeğiniz bu sefer gerçekten heyecanlanır ve sevinç sesleri çıkarır. Bebeğinizi şaşırtan, sizi iki ayrı imge halinde görmektir; bu yüzden şaşkın bir şekilde bir size bir de aynadaki görüntünüze bakar
5 aylık olduğunda ise bebek anne ve babası ile yabancıları birbirinden kesinlikle ayırır. İlk defa onun yabancılar karşısında korktuğunu görürsünüz.
Bu çağda, bebeğiniz nesneleri tanımaya ve öğrenmeye başlar. Örneğin, yere bir oyuncak düşse, bebeğiniz bunu bulmaya çalışır; doldurulmuş bir oyuncak hayvanla oynayıp onu yere bıraktıktan sonra tekrar aynı nesneyi bulup oynamaya başlar.
6 aylık bir bebek, uyanık olduğu saatlerin yarısında gözü açık bir tetiktedir.
Eğer bebeğinizi biberonla besliyorsanız, bebeğiniz biberonu tutmakta ısrar edecektir. Bu çağda bazı bebekler biberona ilaveten bardak da kullanmaya başlarlar.
Bu dönemde, katı gıdalar bebeğin beslenmesine girebilir. Artık bebeğinizin kendini beslemenize rıza gösterdiği günler geride kalmıştır. Bebeğiniz artık el becerisini geliştirmiştir ve gıdaları tutmak ve ağzına götürmek ister.
Artmış motor beceriler, bebeğin 7 aylık iken özgürlük duygusundan zevk almasını sağlar. Aynı zamanda, bebeğiniz kendi kanatlarının uçmaya yarayıp yaramayacağını da denemeye başlan bununla beraber, bu özgürlük denemelerini sizin varlığınızdan ve teyidinizden cesaret alarak yapar. Odayı her terk edişinizde bebeğinizin ağmasına şaşırmayın. 0 döneme kadar oyuncaklarıyla baş başa bırakılıp oynamaya rıza gösteren çocuk birdenbire siz odada olmadığınız zaman ağlamaya başlar.
Bu çağdaki bir bebek bulduğu her şeyi ağzına götürmekten hoşlanır. Parmaklarını çiğnemek, baş parmağını emmek ve ayak parmaklarını ağzına götürmek bebeğin hoşuna giden şeylerdir. Beslenme esnasında bebeğiniz kaşığı kavramaya çalışabilir.
Sekiz aylık bir bebek artık annesine tamamıyla bağlanmıştır. Ayrılık endişesi bu çağda çoğunlukla ortaya çıkar. Odadan her ayrılışınızda bebeğinizin paniğe kapıldığını görürsünüz. 0 ana kadar yabancılardan rahatsız olmayan bebeğiniz, birdenbire komşunuzdan ya da doktorunuzdan korkmaya başlayabilir.
Ya da, bebek bakıcınız gerektiğinde bebeğiniz gelen kişiyi tanıdığı halde kontrolsüz bir çığlıkla ağlayabilir. Bu reaksiyon gelişmenin normal bez parçasıdır ve endişelenecek bir şey yoktur. Böyle bir durumda bebeğinizi kucağınıza alın ve ona hemen döneceğinizi söyleyerek rahatlamasını sağlayın.
Dokuz aylık bir bebek sıkıntı duyacak kadar olgunlaşmıştır. Bunun nedeni belleğinin daha da gelişmiş olmasıdır. Dolayısıyla, bebek sürekli hareket ister ve o zamana kadar sadece akşamları yapılan ve kendisini eğlendiren gece eğlenceleri artık bebeğe ilginç gelmeye başlar.
Bu dönemdeki başka bir aşamada güvensizlik ve hatta korku duygularıdır. Bebek elektrikli süpürgeyi her açışınızda ağlamaya başlayacaktır ya da çok sevdiği banyo artık bebek için korku verici olacaktır.
Sizin göstereceğiniz sabır ve anlayışla bu korkular genellikle bir ay kadar bir süre sonra ortadan kalkacaktır.
10 aylık bir bebek küçük nesneleri bir elinde tutmayı öğrenmiştir.
Bu süre zarfında bebeğinizin kendisini ailenin bir parçası olarak hissetme duyguları ortaya çıkar. Artık bebeğiniz belli tepkilerinize belli karşılıklar verir. Örneğin, onun azarladığınızda üzülür, sevdiğinizde sevinir. Hoşuna giden bir yemekten sonra ya da babası eve geldiğinde dudaklarında bir mutluluk çizgisi belirir.

Bebeğiniz bu çağda “hayır” demeyi öğrenir. Ayrıca mülkiyet duygusu da gelişir ve ilk defa kendi oyuncaklarıyla kardeşinin oyuncaklarını birbirinden ayırır.
Bebeğinizin bir şeyler öğrenmesinde taklidin nasıl önemli bir rol oynadığını fark edersiniz. Yemek esnasında, bebeğiniz size, sizin ona verdiğiniz gibi, yediği bir lokmayı uzatır, ardından ellerini ve yüzünü yıkamak isteyebilir.
Her ne kadar her zaman işbirliğinden yana değilse de, 11 aylık bir bebek yaptığı her şeyde sizin onayınızı almaya, onaylamadığınız her şeyleri yapmamaya çalışır. Yine de, bunları yaparken sizin otoritenizi sınamaktan da kendini alamaz. Oğlunuzu ya da kızınızı yatağına yatırdığınızda en az 5 dakikada bir sizi yanınıza çağırır. Aynı zamanda, ondan istediğiniz her şeyi “hayır” diye reddetmeye de eğilimlidir. Bu çağda “hayır” bazen “evet” anlamına gelir.
Bu negativizm, 12 aylık bebekte daha da fazlalaşır. Bu çağda bazı bebekler huysuzluk etmeye başlar, bebeğinizin birçok şeyi reddetmeye başlayacağına kendinizi alıştırmalısınız. İştahı doğal olarak azalmaya başlar, dolayısıyla, iştahlı bebeğinizin aniden iştahını kaybetmesine şaşırmayınız. Bu reddetme, uyku saatlerini de kapsar. Bu çağda uyku problemlerine çok sık rastlanır.
Bebeğinizin bu dönüm noktalarından geçmediğini düşünüyorsanız, doktorunuza başvurunuz.

Bebekler, işitme duyusuna sahip olarak doğarlar. Yeni doğan normal bir bebek, sese gözlerini kırparak ve irkilerek tepki gösterir ve ses düzeyindeki farkları anlayabilir. Yumuşak sesler bir gülümsemeye benzer bir etki ortaya koyabilirken, sert ya da yüksek sesler bir bebeğin ağlamasına neden olabilir. Dahası, yeni bebeğiniz ses tercihlerini de geliştirmış olarak dünyaya gelmiştir. Annesininki gibi yüksek perdeli sesleri, düşük perdeli seslere yeğ tutar.
İşitme, konuşma ve dil becerilerinin kazanılmasında gerekli bir rol oynar. Küçük bir işitme kaybı bile bebeğinizin dil yardımıyla anlama ve ardından iletişim kurma yeteneği üzerinde önemli bir etkiye sahip olacaktır.
Bazı yeni doğan bebekler, işitme kaybı bakımından yüksek risk grubu içinde bulunurlar. Bu gruba giren çocuklar arasında şunlar bulunur: Doğumdan sonra 10 dakika içinde kendiliğinden nefes almaya başlamamış olanlar, Apgar puanları 0 ile 3 arasında bulunanlar, kızamıkçık, frengi ve herpes gibi enfeksiyonlara yakalanmış olarak doğanlar; baş veya boyun kusurları bulunanlar, ileri derecede sarılıktan muzdarip olanların aile geçmişinde çocukluk sırasında işitme kaybı görülmüş olanlar ve ileri derecede prematüre olarak doğanlar.
Yeni doğan bebekler arasında her iki kulakta birden ileri düzeyde işitme kaybı ensidansı (görülme sıklığı), yüzde 2 ile 5 arasında değişir.
Bebeklerde ve çocuklarda dört tip işitme kaybı söz konusu olun
“Kondüktif işitme kaybı”, dış kulağın ses alma yeteneği veya sesin dış kulaktan iç kulağa geçmesi ile ilgili bir tür bozukluktur. Bu işitme kaybı tipinin en yaygın nedenleri kulakta doğuştan gelen anomalilerin ve kulak enfeksiyonunun varlığıdır. Bu işitme kaybı tipi genellikle ilaç tedavisi veya ameliyat yardımıyla giderilmektedir.
“Sensörinöral işitme kaybı”, kulak içindeki koklea tüy hücrelerinin ya da işitme sinirinin (akustik sinir) anomalilerinden kaynaklanır. Şiddetli sensörinöral işitme kaybı vakalarının yüzde 50′den fazlası kalıtsaldır. Diğer nedenler arasında ileri derecede sarılık, rahim içinde iken yakalanılan bir enfeksiyon ve farenksin (yutak) bakteriyel enfeksiyonları bulunur. Sensörinöral işitme kaybı genellikle kalıcıdır.
“Karışık işitme kaybı”, bir çocukta hem kondüktif, hem de sensörinöral işitme kaybı bir arada şiddetli olabilir. ilaç tedavisi ya da ameliyat veya her ikisi birden uygulanarak çocuğun işitme kaybı bir ölçüde giderilebilir.
“Merkezi işitme bozuklukları”, kulağın beyinle sinir bağlantısını oluşturan merkezi işitme sinirleri sistemindeki bir sorundan kaynaklanabilir. Bu tip bozukluklardan müstarip çocuklar, sesleri yalnızca bir uğultu biçiminde duyabilirler.
Bebeğiniz hastaneden çıkarılmazdan önce doktorunuz tarafından anormal tepkilerinin belirlenmesi amacıyla rutin testlere tabi tutulacaktır. Yeni doğan bir bebeğin işitme kaybı yaşamının ilk birkaç günü içinde, daha hastanede bulunuyorken belirlenmezse sonra ancak, ana babanın çocuklarında konuşma gecikmesi olduğundan kuşkulanmaya başladıkları zaman, yani bebek 18 ile 24 aylık olunca keşfedilebilir. Bu süre zarfında da çocuk dil yeteneği kazanması için gereken kritik bir dönemi geçirmiş olur. Bu nedenle, bebeklik döneminde en ufak bir işitme kaybının bile tespit edilmesi, bu kaybın neden olabileceği sorunların bertaraf edilmesi için gereken girişimlerin başlatılabilmesi açısından önemlidir.
Bebeğinizin işitme kaybı açısından yüksek risk grubuna girdiği düşünülüyorsa işitme testlerinin bebek henüz hastanede iken yapılması veya daha sonra düzenli bir değerlendirme takibinin gerçekleştirilmesi gerekir. Halen iki test yöntemi kullanılmaktadır 1) Bebeğin gürültüye tepkisinin gözlenmesi; 2) Bir kulaktaki kaybın kontrol edilebilmesine olanak sağlayan özel bir test (işitsel beyin sapı uyarımlı tepkiler).
Ancak, halen yeni doğan bebekler üzerinde kullanılmakta olan testlerin hiçbiri, çocuk büyüdükçe ilerleyecek olan hafif işitme kaybının ya da minimal kaybın belirlenmesini sağlayamamaktadır. Bu nedenle, herhangi bir işitme kaybının varlığından kuşkulanılıyorsa, bebeğinizin 3. ve 6. aylar arasında bir takip testinden geçirilmesi gereklidir.
Bazı işitme kaybı tipleri düzeltilebilmektedir. Sorun, örneğin kulak enfeksiyonundan kaynaklanıyorsa, antibiyotikler, enfeksiyonun kökünü kurutabilir ve kulak normal işlevine kavuşabilir. Ameliyat da bazen doğuştan olan kulak oluşum anomalilerini düzeltebilmektedir.
Ana babalara sağır ya da işitme özürlü bebekleri ile iletişim kurmakta yardımcı olan programlar da birçok ülkede uygulanmaktadır. Bu programlar da birçok ülkede uygulanmaktadır. Bu programlar çerçevesinde ana babalara, çocuğun sahip olduğu kısıtlı işitme yeteneğinden en üst düzeyde nasıl yararlanabilecekleri ve işaret veya dudak izleme yoluyla çocuğu görsel dile nasıl alıştırabilecekleri öğretilmektedir.