Kızlarda göğüs gelişiminin başlangıcı thelarche olarak bilinir. Thelarche ergenlik çağının başlangıcını haber vermektedir. Göğüslerin gelişimi yaklaşık olarak 6 aylık bir süre içerisinde ergenlik çağının tek işaretidir. Bir tek göğüsün ilk önce gelişip aylar boyu büyük kalması hiç görülmedik bir şey değildir.
Göğüsler 8 yaşından küçük kızlarda gelişmeye başladığında, bu erken olgunlaşma işaretine prematüre thelarche denir.
Çoğunlukla prematüre thelarche 1 ve 3 yaşlarında ortaya çıkar. Eğer cinsel olgunlaşmanın diğer işaretleri (genital bölgede kıllanma gibi) ortaya çıkmazsa, kızın ergenliği prematüre ve eksik kabul edilir.
Gelişen göğüsler bir yıl içerisinde düzleşirler ve ergenliğin normal başlangıcına dek öyle kalabilirler. Bu durum zararsız olup, kızın büyümesini nadiren etkiler. Diğer kızlardan ayrı olarak bu geçici farklılıkla baş edebilmesi için gerekli olan tek şey ona destekleyici danışmanlık yapmaktır.
Prematüre thelarche’i prematüre ergenlikten neyin farklılaştırdığı hususunda doktorunuzdan bilgi alın,

Yinelenen baş ağrıları çocukluk ve gençlik dönemlerinde yaygın ancak genellikle ciddi olmayan bir sorun olmasına karşın, sürekli olarak baş ağrılarından şikâyet eden okul çağındaki çocuğun ciddi bir sorunu da olabilir. Elbette bu, 7 yaşındaki çocuğunuz gripten dolayı yüksek ateşle baş ağrısından şikâyet ediyorsa, çok ciddi bir sorunu vardır anlamına gelmemelidir. Baş ağrısı genel bir ateş semptomu olup, pek çok viral hastalıklarla bağlantılıdır.
Bununla beraber, çocuğunuz iyi olduğu zamanlarda bile baş ağrılarından şikâyetçiyse, doktorunuza danışmalısınız.
Migrenden kaynaklanan baş ağrıları çocuklarda da ortaya çıkabileceğinden, seyrek de görülse, eğer ailede migrenli bir hasta varsa, bu hastalıktan şüphelenilebilir. Çocuklarda bu tip baş ağrısı genellikle kusmak, hassas olmak ve uykuyla ilgili olabilir. Birkaç saatlik uykudan sonra iyileşir.

Hayatınızın en ilginç aylarını yaşıyorsunuz! Deyim yerindeyse bir “uyuma ve emme makinası” , bu dönemde gülen, tepki veren bir minik canlıya dönüşüyor! Siz bu inanılmaz dönüşüme gün gün tanık oluyorsunuz.

Bebeğim ne kadar büyümeli?

Doğumun hemen ardından görülen olağan tartı kaybının ardından, bebeğiniz düzenli olarak tartı almaya başlayacaktır. 2.haftadan itibaren günlük 30-40 gram, 1. aydan itibaren de ayda ortalama 800-1000 gram tartı alımı, 2.5-3 cm. boy uzaması olacaktır. Ancak, şunu unutmayın, bu verdiklerimiz ortalama değerlerdir. Her bebeğin kendine göre –doğum tartısı, gününde doğup doğmadığı gibi etkenlere göre değişen- bir gelişim çizgisi vardır ve bu çizgi pratikte ortalamanın biraz altında yada üzerindedir. Zaten bir “ortalama”dan söz edebilmek için bazılarının ortalamanın altında bazılarının da üzerinde olması gerekmez mi?

Bu konuda son sözü bebeğinizi izleyen çocuk uzmanı söyleyecek, bebeğinizin, boy, tartı ve baş çevresi gelişiminin sağlıklı olup olmadığı konusunda sizi aydınlatacaktır.

Endişe etmeli miyim?

1-3 aylık bebeğiniz ortalama değerlerin altında büyüyorsa ve gelişim eğrilerinde yavaşlama-duraklama gözleniyorsa, doktorunuz şu soruların cevabını arayacaktır:

  • bebeğiniz yeteri kadar yiyor mu?
  • bebeğiniz yediklerini yeterince sindirebiliyor mu?

Yukardaki soruların sağlıklı yanıtı için aşağıdaki konularda doktorunuza somut bilgiler verebilmelisiniz:

  • Bebeğinizi günde kaç kez besliyorsunuz?
  • Her seferinde ne kadar besliyorsunuz?
  • Anne sütü veriyorsanız, her bir memeyi kaç dakika emziriyorsunuz?
  • Bebeğiniz günde kaç kez kaka yapıyor? Kaka miktarı ne?
  • Bebeğiniz günde kaç kez çiş yapıyor?

 

Bir sorun varlığında, doktorunuz beslenme miktarı ve aralığı konusunda önerilerde bulunacaktır. Bazen büyüme azlığı yada fazlalığı bir hastalığa da bağlı olabilir, bu durumda, bir takım özel testler- tetkiklerle bir sonuca varılabilir.

Bebeğinizin gelişimi/büyümesi konusunda en ufak bir kuşku varlığında, gecikmeden doktorunuzla görüşün.

Prematüre (erken doğan) bebekler, belirli bir tartıya ulaşana kadar her hafta tartılmalıdırlar. Büyüme miktarı ve hızı açısından erken doğan bebekler, gününde doğanlarla karşılaştırılamazlar, prematürelerin bizim “yakalama büyümesi” dediğimiz bir hızlı büyüme dönemi vardır, bu yolla erken doğanlar kiloca gününde doğanları yakalarlar.

 

Son olarak

Çocuk doktorlarının çoğu, 4. Aydan itibaren özellikle iştahlı bebeklerde katı gıdalara başlamayı önerirler. İlk bir kaç aydan sonra bebeğinizin büyümesi için daha fazla enerji, dolayısıyla da kalori gerekecektir. Bunu katı gıdalar sağlayacaktır. Kesin zamanlama için her zaman olduğu gibi çocuk doktorunuzun kararını bekleyin.

1-3 aylar arası Türk erkek çocukları tartı –boy çizelgesi

 

En az

En fazla

1 aylık bebek

3000 g-51cm

5750 g 59.5cm

2 aylık bebek

3600 g 53 cm

6600 g 62.5cm

3 aylık bebek

4150 g 55 cm

7500 g 65cm

 

1-3 aylar arası Türk kız çocukları tartı –boy çizelgesi

 

 

En az

En fazla

1 aylık bebek

2950g 50cm

5400g 59cm

2 aylık bebek

3500g 52.5cm

6400g 62cm

3 aylık bebek

4000g 54cm

7200g 64.5cm

 

Bu yaş grubundaki çocukların çoğu için yemek yemek, hayatın koşmak, zıplamak, oynamak gibi zevkleri yanında sanki bir tür zaman kaybıdır. Yemek zamanı geldiğinde, onları sofraya oturtmak bile başlı başına sorun olabilmekte. Sağlıklı bir yemek alışkanlığı/disiplini kazandırabilmek, çocuğun tüm hayatını olumlu yönde etkileyecektir, ve biraz ciddiye alınmalıdır.

Sağlıklı yemek alışkanlığı
Çocuğun sağlıklı yemek alışkanlığı kazanabilmesi için, ailenin sağlıklı yemek alışkanlığı olmalıdır. Yemekler, tüm ailenin- en azından o anda evde olanların biraraya geldiği, bir seremoni, sohbet havası içinde olmalıdır, ki, çocuk da o ortamın içinde olmak istesin. 2 yaşından itibaren, çocuğunuz, sofradaki yerini almalıdır. 3 öğün uygun yemek ve 2 ara öğün, sağlıklı beslenmeiçin yeterlidir.

Yine bu yaştan itibaren, çocuk kendi yemeğini kendi yemesi yönünde cesaretlendirilmelidir. 3 yaşına gelmiş çocuk, artık nerdeyse tamamen kendi yemeğini yeme yeteneğini kazanmıştır. Bu yaşta çocuğa, yemek yedirmek değil, yemek konusunda öneriler gereklidir; “yemek yerken konuşma”, ” küçük lokmalar al” gibi. Yine de, 3 yaşında çocuk, yemek yerken tek başına bırakılmamalı, özellikle fındık, şeker, çiğ sebze-meyve vb gıdaları yerken gözlem altında tutulmalıdır, tatsız kazalarla karşılaşabilirsiniz.

Aileyle birlikte yemek yemek
Gıda allerjisi olmayan 2 yaşında bir çocuk, sofraya oturup, herkesle birlikte yemeğini yemelidir. Bu durumda, çocuk, çevresinde gördüğünü uygulayacak, siz ne yapıyorsanız onu yapacaktır. Siz su içiyorsanız o da içecek, siz çorbayı bırakıp, kimi sebzeleri yemiyorsanız, o da benzer tercihlerde bulunacaktır. Çocuğa yemek alışkanlığı kazandırmak, aynı zamanda siz anne-babaların da yemek alışkanlıklarını gözden geçirmesini gerektirmektedir. Biz hekimler, günlük işimiz sırasında, en çok “yemeyen çocuk” yakınmasıyla karşılaşırız, ve biraz soruşturunca, yemeyen çocuğun, “yemeyen aile”nin ürünü olduğunu görürüz. En azından çocuğunuzun iyiliği için, bu arada, yemek düzeninizi organize etmeye çalışın. İşte, sağlıklı beslenme ve beslenme alışkanlığı için yapabileceklerimiz:

Sağlıklı gıda maddeleri satın almak, sebze ve meyve çeşitleri, değişik tahıllar, baklagiller. çocuğun, yemek seçimini, sizin sağladığınız gıdalardan yapmasını sağlamak, düzenli yemek ve ara öğün saatleri belirlemek, her sabah düzenli kahvaltıya oturmak, şekerli içeceklerden ve yağlı ara öğünlerden kaçınmak, zira bu tür gıdaların kendi sağlıksız olmakla kalmıyor, sağlıklı gıdaları yiyecek “yer” kalmıyor. fazla tuzdan kaçınmak; 1 yaşına kadar yemeklere hiç tuz katılmamalı, ancak biz hekimler “doktor bey, sebze maması çok tatsız, biraz tuz atınca daha severek yiyor” diyerek, 6-7. ayda bebeklerimizi tuza alıştırıyoruz. yüksek kalorili meyvalı ve kolalı içecekler yerine çocuklara su içirmek, sofrada ailece su içmek kafeinli gıda ve içeceklerden kaçınmak-çikolata gibi yemek saatlerinde ailece sofraya oturmak

3-5 yaş çocuklarında, her öğünde aynı yemeği istemek, yada reddetmek yaygın bir davranış biçimidir. Çocuğun ne yediğini, her öğünde ayrı ayrı hesap yaparak ona baskı uygulamak yerine, ona sürekli uygun gıdalardan oluşan bir menü sunarak, genelde sağlıklı beslenmesini sağlayabiliriz. Porsiyonları küçük tutmak, onda bitirme isteği uyandıracaktır. Biraz büyüdükten sonra, çocuğu yemek işine alışveriş aşamasından katarak, yemeğin hazırlanışında , sofranın kurulmasında ondan yardım isteyerek daha iyi sonuç alabiliriz. Ona sunulan farklı tatları bir lokma bile almadfan reddetse de, umudunuz kırılmasın. Bebeklikten itibaren, yeni bir gıda verirken allerjik bir tepki olup olmadığına dikkat edin, döküntü, nefes alma güçlüğü gibi belirtiler oluşursa, hemen doktorunuzu arayın.

Ev dışında sağlıklı beslenme

2-5 yaş arası çocuk, değişik nedenlerle sık sık ev dışında yemek yiyebilir. Dışarda ya da başka evlerde yenen “sağlıksız” yemekler, ne yazık ki, çocukların daha çok hoşuna gider. Önemli olan, çocuğun bunun “kırkyılda bir” olacağının bilincinde olması.

Okulda ya da kreşde çocuğunuz düzenli olarak yemek yiyorsa, her bir öğünde ne verildiğiyle ayrıntılı olarak ilgilenin, öğrenin. Yemekleri uygun bulmuyorsanız müdahale etmekten çekinmeyin. Gerekirse, diğer anne-babalarla görüşerek, daha sonuç alıcı girişimlerde bulunabilirsiniz. Eminiz ki, bilinçli anne baba, çocuklarının sağlıklı beslenmesi için elinden geleni yapacaktır.

 

Konuşma, duyma ve görüntü sorunları bir çocuğun öğrenme yeteneğini etkileyebilir. Bunların çoğu başarıyla tedavi edilebilir ya da en azından şiddeti azaltılabilir. Çoğu kez anahtar faktör erken teşhistir. Okul öncesi yıllarda keşfedilen duyusal bir sorun çoğu zaman çocuğun entelektüel gelişimi üzerinde onarılmaz etkiler yapmadan önce çözülebilir.
Bundan dolayı küçük bir çocuğun periyodik muayenelerinin görme ve duyma testleri içermesi önemlidir. Göz sorunlarıyla ilgili bir geçmişi ya da belirtisi olmayan çocuklar bile 4 yaşına kadar bir göz doktoruna gitmeliler.
Aşağıda öğrenme sorunlarına neden olabilecek bazı duyusal kusurlar açıklanmıştır.
İşitme Düzensizlikleri
Konuşmayı ve dili geliştirmek için bir kişinin duyması zorunludur. Bu nedenle çocukluğu süresince görülen hafif bir işitme kaybı veya bir kulakta işitme kaybı çocuğun dili kazanmasında negatif bir etki yapabilir. İşitme güçlüğü arttıkça öğrenme sorunu büyümektedir.
5 yaşından küçük çocukların % 4′ünün her iki kulağında da işitme güçlüğü olduğu ve % 10 kadarının da tek kulakta işitme güçlüğü olduğu tahmin ediliyor.
İşitme kaybının dört türü küçük çocuklarda bulunmaktadır. İletken işitme kaybı sesi dış kulaktan iç kulağa kadar ileten sistemdeki aksaklıklara bağlıdır. Sensorinöral işitme kaybı ise kulak salyangozuna ait kıl hücrelerinin ya da işitme sinirinin anormalliklerinin bir sonucudur. Karışık işitme kaybı, hem bir iletken ve hem de bir duyu siniri işitme kaybı olduğunda meydana gelir. Merkezi işitsel düzensizlikleri, merkezi sinir sistemindeki işitme merkezinin bir fonksiyonsuzluğunun sonucudur.
Çocuğunuz tamamıyla sağır olarak doğmuşsa sorun yaşamın ilk altı ayında şüphe uyandırabilir. Sağırlık tek taraflı ise muhtemelen çocuğunuz 12 ile 24 aylık olana kadar teşhis edilemez. Bu noktada çocuğunuz dil gelişmesini ve öğrenmenin kritik aşamalarını zaten kaçırmıştır. Bu nedenlerden dolayı, işitme kaybının üst riskinde oldukları düşünülen birçok bebek çoğu zaman yaşamın ilk altı ayında teste tabi tutulur.
Bir işitme kaybının etkilediği bir çocuğun öğrenme yeteneğinin kapsamı kaybın şiddeti ve etkilenen frekansların alanına bağlıdır. Üstelik çocuk dili gelişiminin, öğrenme ve gelecekteki eğitim başarılarının sonucu kaybın meydana geldiği yaşa ve sorunun ne kadar çabuk keşfedildiğine ve tedavinin başladığına bağlıdır.
Bazı işitme kayıpları ilaçla tedavi edilebilir. Diğerleri cerrahi uygulamayla tedavi edilebilir. Bir işitme desteği çocuğun duyduklarını yükseltir ve bu çocuğun normal olarak işlev görmesini sağlayan tek, en önemli araç sayılmaktadır.
Özel eğitimin belirli formu özellikle işitme kaybının ılımlı olduğu zaman bile, genellikle gereklidir. Eğer kayıp az ise konuşma ve dil terapisiyle sınırlanabilir. Daha ağır durumlarda, çocuğunuzun okul hayatı boyunca özel eğitim programları gerekebilir.
Son olarak işitme kaybı olan bir çocuğun ebeveyni çocuğun gelecekteki akademik başarısının önemli bir unsuru olduğunu bilmelisiniz. Çocuğunuzun duyduklarını nasıl en fazlalaştırabileceğini öğrenmeye gereksiniminiz vardır. Başkalarının dudak hareketlerinden anlam çıkarma ve işaret dili gibi teknikler yardımcı olabilir. Böyle teknikleri öğrenmek için bir kurs bulabilirsiniz.
Konuşma ve Dil Düzensizlikleri
Bazı hastalıklar, okulöncesi çocuğunuzdaki dili anlamaya ek olarak kelimeler ve cümlelerin telaffuzunun normal gelişmesine müdahale ederler. Aşağıdaki paragraflar az bir dereceden, belirlenmiş bir dereceye kadar önemli ölçüde gelişimi geciktirebilen sorunları tanımlamaktadır.
Topyekun gelişim yavaşlığının bir parçası olan ciddi bir şekilde gecikmiş konuşma ve dil gelişimi oturma, ayakta durma, yürüme ve tuvalet eğitimi gibi diğer alanlarda da yavaşlamaya yol açar. İşitme kaybı konuşma ve dil düzensizliklerinin nedeni olabilir.
Nörolojik düzensizlikler de konuşma ve dil zayıflığına yol açabilirler. Bu düzensizlikler beynin dil bölgelerine zarar verecek şekilde kas gücü ya da koordinasyonu eksikliğini içerirler.
Ebeveynler arasındaki çatışmanın yol açtığı duygusal uyarı ve dilin çevresel mahrumiyeti, ayrılık veya çocuk istismarı, dil ve konuşma düzensizliklerine katkıda bulunabilirler.
Normal telaffuzun açıkça başarılamaması, dil gelişimi, kekemelik veya çocuğunuzun konuşma ya da anlayışında diğer sapmalara ilişkin endişeleriniz varsa uygun teşhis ve özellikle tedavi için aile doktorunuzla veya bir konuşma dil uzmanıyla irtibat kurunuz. Bu aşama çocukluktaki dil ve konuşma düzensizliklerini birçok durumunda önemli ve kazançlı olabilir.
Görme Sorunları
Okul öncesi yıllar birçok görme bozukluklarının teşhis ve tedavisinde çok önemlidir. Kimisi ciddi, kimisi ise miyopluk gibi sadece öğrenme güçlüğü yaratma yeteneklerinde ciddidirler. Bu sorunlar salık verilen gözlükle kolayca giderilebilir. Okul öncesi yıllarda yakalanıldığında, basit görme sorunları bir çocuğun öğrenimi üzerinde zıt bir etkide bulunmaz.

Birçok durumda kaba ve ince motor kontrol gelişimi düzgün olarak işler. Yine de bazen bir çocuk yaşıtlarının gerisine düşer. Örneğin çocukların çoğu 12 ile 15 aylıkken yürür. Ancak 20 aylık olduğu halde yürümeyen çocuğa ne demeli? Bir terslik mi var?
Hem ince (el becerilerinde kullanılan kaslar), hem de kaba (yürümek, sıçramak ve atlamak için kullanılan daha büyük kaslar) motor fonksiyonunda çeşitli gecikmiş gelişme tipleri vardır.
Bazı ince motor fonksiyonsuzluk tipleri, bir okul öncesi çocuğun çizgi çizmesini veya resim yapmasını güçleştirir, ya da ayakkabılarını bağlamayı öğrenmesini geciktirir. Bu çocuklardan bazıları yan göz koordinasyonunda zayıflıklar gösterir. İnce motor fonksiyonsuzluğu olan bazı çocuklar bir boyalı kalemi doğru bir şekilde tutamazlar. İnce motor becerilerindeki sorunlarından dolayı bu çocuklar okula gittiklerinde sık sık güçlük çekerler.
Atlama ya da sıçramada yeteneksizlik gibi gecikmiş kaba motor becerileri olan ya da hantal çocuklar çoğu kez utangaç ve içine kapanık olurlar. Bunlar atletizm takımına daima en son seçilen çocuklardır. Sonuç olarak çoğu zaman zayıf bir görünüm geliştirirler.
Gecikmiş psikomotor gelişiminin nedeni aileden gelmekle birlikte genellikle meçhuldür.
Çocuğunuzun psikomotor gelişmesinde bir gecikmeden şüpheleniyorsanız, sorunlarınızı doktorunuza iletin. Bir sorun olup olmadığını saptayabilen testler vardır.
Motor becerilerinde bir gecikme varsa, çocuğunuzun kendine saygısında önemli bir kaybı olur. Ebeveyn olarak onun gelişimini sabırla izleyerek ve anlayarak çocuğunuzun kendine saygı duygusunu korumanıza gerek vardır. Eğer sabırsızsanız, eninde sonunda “yetişse” bile çocuğunuzun kendine güveni zarar görür.

Parmak emme bebeklerde yaygındır. Bebeklerin sadece yüzde 6’sı ilk doğum gününden sonrasında bu alışkanlığı sürdürür. Sadece yüzde 3′ü ise ikinci doğum gününden sonra da bunu devam ettirir.
Parmak emenlerin çoğu 4 yaşına geldiklerinde, konunun ebeveyn ve çocuk arasında bir iktidar mücadelesi ya da derin bir şekilde müzmin bir alışkanlık haline gelmesi dışında bu uygulamayı bırakırlar.
Parmak emme ciddi bir sorun değildir. Ne var ki, çocuğun bebeksi bir görünüm almasına neden olur. Bu durum emsalleri arasında gülünç duruma düşmesine yol açar. Üstelik ileri yaşlarda devam eden parmak emme daha sonraki yıllarda ortodontik tedaviyi gerekli kılacak şekilde dişlerinde normal hizasını bozabilir.

Çocuğunuz 4 yaşında küçük olup parmağını emiyorsa çocuğu önemsememeye ve dikkatini başka yere çekmeye çalışın. Asla cezalandırmayın, hor görmeyin ya da elini çekip ağzından çıkarmayın. Bu yöntemler sorunu daha da kötüleştirir.
Yaşça büyük okul öncesi çocukta, gurura başvurabilirsiniz. Çocuğunuza dişlerinin nasıl dışarıya doğru eğildiğini ve parmağın kırışmış derisini gösteriniz. Çocuğunuzu bu hareketi yaparken yakalarsanız tatlılıkla hatırlatınız. Parmağını emmediğini gördüğünüzde bol bol övünüz.
Uyurken parmak emme isteğe bağlı olmadığından, çocuğunuzun uykusu derinleştiğinde son bulur.

Son yıllarda, çocukların istismar edilmesi, Amerika Birleşik Devetleri’nde giderek bir sorun olarak görülmeye başlandı. Her yıl tahmini olarak bu ülkede 650.000 çocuğun istismar edildiği veya ihmal edildiği bildirilmektedir. Konuyu çevreleyen gizlilik ve bilgi toplama güçlüğü nedeniyle bu sayı, sorunun gerçek büyüklüğünü önemli ölçüde küçültebilir. Her yaştaki çocuklar istismar edilebilir.
Çoğu çocuk istismarı durumunda, istismarcı, çocukla ilişkili olup çocuğun bakımıyla meşguldür. Kendi çocuklarını istismar eden ebeveynler yaşamın her alanından gelmektedir. Bazıları yüksek maaşlı meslek sahipleri, diğerleri ise işsizdir. İstismar lise terklerden yüksek dereceli insanlara değin bütün eğitim düzeylerinde görülmektedir. çocuk istismarcıları zengin ve yoksul, beyaz ve siyah, İspanyol ve Asyalı ve her dinden, ekonomik katmandan ve politik inançtan kişilerdir.
İstismarcı ebeveynler çoğunlukla üstesinden gelemedikleri stres altında bulunan yalnız, sinirli ve çok mutsuz insanlar olma eğilimindedirler. Onların çoğu çocukken fiziksel olarak istismar edilmişlerdir.
Çocuk istismarı sorununa son günlerde verilen çok fazla önemle, istismarcı olma riskini taşıyan ebeveynlerin teşhisinde bazı ilerlemeler kaydedildi. Bu bilgi, istismarın meydana gelmeden önce önlenmesine yardımcı olabilir, ancak daha öğrenecek çok şey vardır.
Çocuğun korunması en önemli amaç olmakla birlikte bütün ailenin kapsamlı tedavisinin hedefi bu ailelerin % 80 ile % 90′ının çocuk için yeterli özen gösteren ebeveynlerle birlikte sağlam ve güvenli kalmasıdır. Yuvalarına müdahale olmaksızın döndürülen istismar edilen çocuklar, önemli bir ciddi yara ve hatta ölüm riski taşımaktadırlar.
Çocukların istismarı konusunun ele alınması isteniyorsa, herkes şüpheli çocuk istismarı örneklerini rapor ederek yardımcı olmalıdır. Raporlar, bölgesel sosyal hizmet ve yasa uygulama kurumları gibi şüpheli istismar olaylarını ele almada eğitilmiş insanlarla ilişki kurarak hazırlanabilir. Ayrıntılı bilgi ve destek doktorlar, avukatlar, din adamları, eğitimciler ve çocuk istismarı ya da sorunlu ailelerle ilgilenen herkesle konuşarak elde edilebilir.
Çocuklarını istismar etmiş ya da edebilecek olmaktan korkan ebeveynler de bu gruplarla ilişki kurmaya teşvik edilmektedir

Şaşılık, gözlerin tek nesneye hizalanamaması nedeniyle ortaya çıkmaktadır. Çapraz bakışlı göz, bu açıdan tipik bir şaşılık örneğidir. Bazı çocuklarda, çocuk yorgun olduğu zaman gözlerden birisi kayar. Şaşılığın bir başka çeşidinde ise her iki göz de kayma eğilimindedir. Tedavi için ameliyat gerekebilir. Sorun ne kadar erken teşhis edilirse iyileşme de o denli etkili olur.
Ambliyopi bir ya da iki gözde meydana gelen normal olmayan görüştür. Birçok görüş kusurlarından dolayı meydana gelebilir. İlk 3 yıl boyunca ambliyopiye yakalanma riski büyüktür. Ambiiyopi tedavi edilebilir. Tedavide en önemli faktör, erken teşhistir. Ambliyopi, çoğunlukla “göz tembelliği” olarak adlandırılır. Çoğunlukla şaşılığın bir sonucudur.
Her ne kadar gözlerin muayenesi çocuğunuzun düzenli check-up’larının bir parçası ise de, çocuğunuz 4 yaşına geldiğinde göz doktorunuzun kapsamlı bir muayenesi yararlı olacaktır.

lnsülinin kullanılmaya başlanmasından önce çoğu şeker hastası kadın için gebelik sorun3u. Oysa bugün, geliştirilmiş, annelik ve doğum öncesi bakım sayesinde birçok şeker hastası anne eskisinden daha rahat bebek dünyaya getirebilmektedir.

Buna rağmen, eğer şeker hastası bir anne adayı iseniz, bebeğiniz, anneleri şeker hastası olmayan bebeklere nazaran daha çok risk altındadır. Anneleri gerek gebelik öncesinde şeker hastası olan, gerekse şekeri gebeliğin etkisiyle geçici olarak (hamilelik şekeri) yükselen


çocukların ölüm oranı, anneleri şeker hastası olmayan çocuklardan daha yüksektir. Buna ilaveten, bu bebekler, solunum güçlüğü gibi problemler ve düşük kan şekeri değeri (hipoglisemi) gibi metabolizma anormallikleri ile doğmaya eğilimlidirler.

Eğer şeker hastası iseniz, bir uzmanın bakımına gereksiniminiz vardır. En verimli bakım, hamile kalmadan önce başlar. Doğum bozuklukları ya da bebeklerde başka problemler meydana gelmesi riskini en aza indirgemek için gerek doğumdan önce, gerekse hamilelik esnasında düzenli kontrol şeker hastası anneler için çok önemlidir.

Annenin şekerinin hangi dereceye kadar kontrol altında tutulduğu, bebeğin görünümü ile yakından ilintilidir. Şeker hastası annelerin sıkı kontrol altına alınması dolayısıyla, şeker hastası annelerin büyük kafalı bebek dünyaya getirmeleri bugün geçmişe nazaran daha azalmıştır.

Kilosuna bakılmaksızın, şeker hastası olan tüm annelerin bebekleri öncelikle bir yoğun bakım biriminde gözetim altında tutulmalıdır. Doğumdan sonraki 1 saat içinde şeker testleri yapılmalı ve bundan sonra sık sık tekrarlanmalıdır.

Bazı çocuklarda, eğer kan şekeri doğum sonrasında çok düşükse, damardan glikoz verilmesi gerekebilir. Bu değişiklikler geçicidir ve normal düzenlemeye birkaç gün sonra geçilir.

SAYFA 1 12»