Kadında Cerrahi Sterilizasyon (”Tüplerin Bağlanması”) 

Ovulasyon (yumurtlama) döneminde salınan oositin (yumurta hücresi) sperm hücresi tarafından döllendiği kanalcıklara fallop tüpü adı verilir. Uterusun sağında ve solunda birer adet olmak üzere iki adet fallop tüpü bulunur.

Sterilizasyon, fallop tüplerinin geçirgenliğinin cerrahi yöntemlerle kalıcı olarak bozulması işlemidir. Tüplerin geçirgenliği yakma, bağlama ya da tüplerin etrafına halka takılması suretiyle bozulduğunda oosit ile sperm hiçbir şekilde karşılaşamadığından gebelik oluşmaz.

Bu yöntemle tüplerde ciddi hasar oluştuğundan tüplerin eski haline getirilmesi çok zordur.

Koruyuculuk Oranı ve Koruma Süresi

Yöntemin koruyuculuk oranı %100′e yakın olmakla beraber uygulanan cerrahi işlemin niteliği (yakma veya bağlama gibi) ve bazı bireysel özellikler nedeniyle çok nadiren gebelik oluşabilir.

Koruma süresi ömürboyudur.

Uygulanması

Uygulamaya geçmeden önce kadının ve eşinin imzalı onayı gerekir.

En sık uygulama şekli genel anestezi altında, laparoskopi yöntemiyle tüplerin yakılması şeklindedir.

Ameliyat öncesi gerekli ön incelemeler yapılır ve randevu verilir. Randevu sabahı birşey yiyip içmeden hastaneye gelmek gereklidir. 30 dakikalık bir anestezi süresi içerisinde uygulanabilir. Genellikle geceyi hastanede geçirmek gerekmez.

Kimlerde Uygulanması Sakıncalıdır

İleride çocuk sahibi olmak isteyip istemediği konusunda kararsız olan kadınlarda uygulanmaz. 30 yaşın altında olan kadınlarda uygulanması, kadının henüz doğurganlık döneminin ortalarında olması ve ileride muhtemel bir eş değişikliği yapmak ve yeni bir aile kurmak durumunda olabilmesi nedeniyle sakıncalıdır.

Eşin rızası olmadan yapılan uygulamalarda eş boşanma söz konusu olduğunda “çocuk sahibi olamama” nedeniyle haklı bir boşanma talebinde bulunabilir.

Avantajları

Koruyuculuğu çok yüksek bir yöntemdir ve tek bir uygulamayla kalıcı kontrasepsiyon (korunma) sağlar.

Dezavantajları

Yaşam şartlarındaki değişiklik nedeniyle yeniden çocuk sahibi olmak istediğinde tekrar operasyon gerektirir. Tüplerin geçirgenliğinin tekrar sağlanmaya çalışıldığı bu operasyonlar başarı şansları düşük ve maliyetleri yüksek operasyonlardır.

Riskleri

Genel anestezi ile yapıldığında tüm genel anestezi risklerini, laparoskopi ile yapıldığında tüm laparoskopik operasyon risklerini taşır.

Uyarılar

İleride çocuk isteği oluşması ihtimalini çok iyi gözden geçirin. Eşinizin de mutlaka onayını alın.

Doktorunuzla hangi yöntemi uygulayacağını konuşun. Laparoskopi yöntemi oldukça basit bir yöntemdir, ancak her doktor tarafından uygulanmamaktadır. Eğer laparoskopi yöntemi uygulanması için engel teşkil edecek tıbbi bir durum söz konusu değilse bu yöntemi uygulayan bir doktor tercih edin.

Özel durumlar

Tüp ligasyonuna rağmen gebe kalınması

Çok ender görülen bir durumdur. Tüplerin aldıkları tüm hasara karşın yeniden kanal oluşturmalarına bağlı olarak ortaya çıkar. Operatör hatası pratik olarak mümkün değildir ancak yine de bir etken olabilir. Tüp ligasyonu sonrası oluşan gebeliklerin önemli bir kısmı dış gebelik olduğundan ilk önce bu yönde inceleme yapılır. Dış gebelik saptanırsa uygun tedaviye geçilir. Rahimiçi gebelik saptanırsa ve bebek isteniyorsa gebelik devam ettirilir. Bebek istenmiyorsa ve gebelik süresi yasal sınırı aşmamışsa tahliye edilir. Gebelik sonlandırıldıktan sonra korunma yöntemlerinin tekrar gözden geçirilmesi ve uygun bir yöntem seçilmesi gerekir.

Tüp ligasyonu sonrasında yeniden çocuk sahibi olma arzusunun ortaya çıkması

Bu gerçekten problemli bir durumdur. İleri derecede hasar görmüş tüpleri tekrar geçirgen hale getirme operasyonları başarı oranları oldukça düşük ve maliyetleri yüksek operasyonlardır. Başarı sağlanamazsa ve çocuk arzusu devam ederse IVF (tüp bebek) yöntemine geçmek gerekebilir.
 Vazektomi (Erkekte uygulanan Cerrahi Sterilizasyon) 

Erkekte sperm hücrelerinin testislerden depolandıkları bölgelere geçişinin cerrahi yöntemlerle kalıcı olarak bozulması işlemidir. Bu işlem sonrasında ejakülasyon esnasında boşalan sıvının dış görünüşünde hiç bir değişiklik olmaz, ancak sıvıda sperm hücreleri olmadığından gebelik oluşmaz.

Bu yöntemle sperm “kanallarında” ciddi hasar oluştuğundan tüplerin eski haline getirilmesi çok zordur.

Koruyuculuk Oranı ve Koruma Süresi

Koruyuculuk oranı %100′e yakın olmakla beraber uygulanan yöntem ve bazı bireysel özellikler nedeniyle çok nadiren gebelik oluşabilir (%1).

Koruyuculuğu hemen başlamaz. Operasyon öncesinde depolanan spermlerin atılması için genellikle 20 ejakülasyon (boşalma) gerekir. Koruma süresi ömürboyudur.

Uygulanması

En sık uygulama şekli lokal anestezi altında skrotum (testisleri içinde barındıran kese) cildine yapılan ufak bir kesiden vaz deferenslerin dışarı alınması ve bir kısmının kesilip çıkarılması ve kalan uçların yakılması şeklindedir. 15-30 dakikalık bir anestezi süresi içerisinde uygulanabilir. Hastanede kalmayı gerektirmez.

Koruyuculuğun başladığını anlayabilmek için bir kaç kez spermiogram (sperm sayımı) yapılarak azospermi (sperm sayısının sıfır olması) durumu gözlenmelidir.

Kimlerde Uygulanması Sakıncalıdır

İleride çocuk sahibi olmak isteyip istemediği konusunda kararsız olan erkeklerde uygulanmaz.

Eşin rızası olmadan yapılan uygulamalarda eş boşanma söz konusu olduğunda “çocuk sahibi olamama” nedeniyle haklı bir boşanma talebinde bulunabilir.

Avantajları

Lokal anestezi altında uygulanabilen emniyetli bir yöntemdir ve tek bir uygulamayla kalıcı kontrasepsiyon sağlar.

Dezavantajları

Yaşam şartlarındaki değişiklik nedeniyle yeniden çocuk sahibi olmak istediğinde tekrar operasyon gerektirir. Bu operasyonlar maliyeti yüksek ve başarı şansları düşük operasyonlardır.

Riskleri

Genel olarak emniyetli bir operasyondur. Lokal anestezik maddeye karşı aşırı duyarlılık dışında operasyon bölgesinde enfeksiyon, hematom (kan toplanması) ve sperm granulomu gibi nadir yan etkiler %1 uygulamada görülür.

Yan Etkiler

Önceleri vazektominin ateroskleroz (damar sertliği) ve kalp krizi, testis ve prostat kanseri gibi uzun dönemde oluşan yanetkileri olduğu düşünülmekteydi. Son çalışmalar bunları doğrulamamaktadır.

Uyarılar

İleride çocuk isteği oluşması ihtimalini çok iyi gözden geçirin. Eşinizin de mutlaka onayını alın. Operasyon sonrasında koruyuculuk hemen başlamaz. Sperm incelemesinde azospermi oluşana kadar ek bir korunma yöntemi uygulamak gerekir.

Özel durumlar

Eşin gebe kalması

Çok ender görülen bir durumdur. Kanalların aldıkları tüm hasara karşın yeniden birleşmelerine bağlı olarak ortaya çıkar. Operatör hatası pratik olarak mümkün değildir ancak yine de bir etken olabilir.

Vazektomi sonrasında yeniden çocuk sahibi olma arzusunun ortaya çıkması

Bu zor bir durumdur. İleri derecede hasar görmüş kanalları tekrar geçirgen hale getirme operasyonları başarı oranları oldukça düşük operasyonlardır. Başarı sağlanamazsa ve çocuk arzusu devam ederse TESA veya MESA gibi yöntemlerle testisten aspirasyon yoluyla sperm toplama yöntemlerine başvurmak gerekebilir.

Çocuk mavi gözlü mü, elâ gözlü mü, kısa boylu mu, uzun boylu mu, tombul mu, cılız mı olacak? Bu yeni insanın cildi güneşte hemen mi yanacak, yoksa güneş ışığı altında tatlı bronz bir renk mi kazanacak? Erkek mi, yoksa kız mı olacak? Çocuk sağlıklı mı olacak, yoksa bir sakatlık veya genetik hastalıkla mı doğacak?


Tüm bu soruların yanıtını genlerin (biyolojik kalıtım birimleri), çocuğun içinde geliştiği toplumsal ve fiziksel ortamlarla etkileşimi belirlemektedir.

Genetik, kalıtım araştırmasından oluşan bir bilimdir. Öncelikle bireyin karakteristiklerinin kaynağının ve bu karakteristiklerin çocuklara geçmesinin araştırılması ile ilgilenir. Tıbbi genetik,


kalıtımla hastalıklar arasındaki ilişki ile ilgilenen insan genetiği dalıdır.

Döllenme anında babanın spermi annenin yumurtasına (ovum) girmektedir. Tohum hücreleri olarak anılan ovum ve spermde 23′er adet kromozom bulunur. Aşılanma sürecinde sperm ve yumurtanın birleşmesi sonucunda 46 kromozomlu bir birey ürer. Her kromozom bir-çok gen içermektedir. Genler yavrunuzun, kuşaktan kuşağa geçen karakterlerinin çoğunu belirleyen unsurlardır. Genellikle bu belirleme olaysız olarak gerçekleşir. Ancak bazen, beklenmedik değişiklikler ya da genetik kusurların nedenlerinin çoğu bilinmiyorsa da, radyasyon, virüsler ve kimyasal maddeler gibi çeşitli çevresel etkenler, belirlenebilen faktörler arasında yer almaktadır.

Genetik kusurların üç temel kategorisi, mutasyona uğramış (mutant) tek gen, kromozom anomalileri ve çok etkenli bozukluklardır.

Bir “tek mutant gen”, kusurlu olan genetik malzemenin diğerlerinden farklı bir birimdir. Bir tek mutant genin geçmesinden kaynaklanan bir bozukluk üç basit kalıtım modelinden birini gösterin 1) Otozomal dominant, 2) Otozomal resesif, 3) X bağlı.

Otozomal terimi, cinsiyet genleri dışındaki tüm genlerde bulunan herhangi bir kromozom için, dominant terimi de anne veya babanın birinden yavruya geçmesi durumunda belirgin bir kusur oluşmasına yol açan bir gen için kullanılır. Bir otozomal dominant mutant genin bir yavruya geçmesi olasılığı yüzde 50′ dir. Resesif terimi, gen çiftinin her ikisi de anormal olmadıkça klinik bir etki ortaya çıkarmayan bir geni anlatır. Buna göre, otozomal resesif bir kalıtım hastalığı yalnızca, ana veya babanın her ikisin-den birer anormal gen alınırsa ortaya çıkar. Otozomal resesif mutant bir genin bir yavruya geçmesi olasılığı yüzde 25′dir. Kistik fibroz, orak hücreli anemi, fenilketonüri ve renk körlüğü gibi hastalıklar tek genlerin mutasyonundan kaynaklanmaktadır.

X bağlı bozukluklardan sorunlu genler X kromozomu üzerinde yer almaktadır. Dişi, iki X kromozomuna sahipken, erkeğin yalnızca bir X kromozomu bulunur. Tüm X bağlı kalıtım süre-cinin önemli bir özelliği, birey özelliklerinin er-kekten erkeğe (yani babadan ogula) geçmesi-nin söz konusu olmamasıdır. X bağlı bir özellik babadan oğula geçemez, çünkü ogula babanın yalnızca Y kromozomu geçmekte, X kromozomu asla geçmemektedir. Alternatif olarak, erkeğin X kromozomu her zaman kız çocuğuna geçecektir.

“Kromozom anomalileri”, genetik


malzemede

 aşırılık ya da eksiklik yaratabilecek bir durum olan, bir ya da daha çok kromozomun eksik, aşırı ya da anormal düzenlenmiş olmasından kaynaklanır. Kromozom anomalilerin-den kaynaklanan doğum kusurları doğan her 250 bebekten birinde görülmektedir. Ayrıca, erken düşük yapan annelerin yaklaşık yüzde 50 ile 60′ında fetusda bir kromozom anomalisi bulunmaktadır.

Down sendromu kromozom anomalisine bir örnektir. Kromozom anomalileri genellikle, büyüme gecikmesi, zihin özürlülüğü, iskelet bozuklukları ve yaşamsal organlarda kusurları içeren birden çok sakatlığa neden olurlar.

“Çok etkenli kalıtım”, anormal genlerin çevre faktörleri ile etkileşerek konjenital (doğuştan olan) bir kusur veya hastalığın ortaya çıkmasına neden oldukları süreçtir. Bu sürece kaç genin karıştığı bilinmemektedir. Bazı araştırmacılar genlerin normal koşullar altında zararsız olduğuna inanmaktadır. Ancak, belirli çevresel koşullarla bir araya geldiklerinde bu genler, gelişmekte olan bebekte anomalilere neden ola-bilirler. Bu çevre etkenlerinin bazıları arasında annenin gebeliği sırasında aldığı ilaçlar, alkol ve yine annenin diyabet gibi hastalıklardan müstarip olmasıdır; çoğu durumda dış etkenler bilinmemektedir.

Nedeni belli olmayan hipertansiyon, diabetes meJiitus, peptik ülser hastalığı ve şizofreni gibi yetişkinlerin kronik hastalıklarının çoğunun, ve ayrıca yaygın doğum kusurlarının büyük bir bölümünün (dudak ve damak yarıkları, spina bifıda ve konjenital kalp hastalığı gibi) ailelerde mevcut olduğu uzun süredir bilinmektedir. Bunların yerleştirileceği en uygun kategori çok etkenli hastalıklar kategorisidir.

Dudak yarığı veya konjenital kalp kusurları gibi yaygın doğum kusurlarının çoğu genellikle nispeten düşük bir nüksetme riski taşımaktadır; % 3-5 kadar. Ancak bazı ailelerde risk çok daha yüksek olabilir. Tek mutant genlerden kaynaklanan bozukluklar daha yüksek bir nüksetme riski eğilimi gösterir - %25-50 kadar-ancak bazı durumlarda risk neredeyse O’a düşebilmektedir. Bir genetik uzmanı genellikle, aile geçmişini (hikâyesinin) ve doğum kusuru ya da genetik hastalığın niteliğini dikkatle analiz ettikten sonra ana babaya nüksetme riski-ne ilişkin oldukça kesin bir tahminde buluna-bilmektedir. Laboratuar testleri ana babadan birinin anormal bir kromozomun taşıyıcısı olup olmadığını belirleyebilir. Benzer şekilde, bu testlerle genellikle bir tek gen bozukluğu taşıyıcılarını da tespit edilebilmektedir.

Bir neden ortaya çıkarıldıktan ve kusur ile o kusurun çocuğunuza geçmesi olasılıkları hakkında daha fazla bilgi sahibi olmanızdan sonra gebe kalıp kalmamaya karar verebilirsiniz.

Bazen ana babalar, çocuklarının bir oluşum anomalisi ile ya da geri zekâlı olarak doğmalarından kendilerini suçlarlar. örneğin anne, bu durumun gebeliği sırasında bir enfeksiyon nedeniyle aldığı ilaçtan kaynaklandığını düşünebilir. Bazı ilaçların bebeklerde kusurlara neden olduğu bilinmektedir; diğerlerinin ise güvenli olduğu düşünülür. Genel olarak en iyisi, gebelik sırasında, özellikle ilk 3 ay süresince, her türlü gereksiz ilaçtan uzak durulmasıdır. Ancak bazen, tedavi edilmediği takdirde annenin hastalığının, gelişmekte olan bebek üzerinde ilacın kendisinden daha zararlı olabileceği için ilaç alınması gerekli olmaktadır

Günümüzde birçok çiftin çocuk sahibi olmasını sağlayan tüp bebek yöntemi, gelişen teknoloji sayesinde aileleri sevindiriyor.
International Hospital Tüp Bebek Merkezi Sorumlusu Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü Başkanı Prof. Dr. Engin Oral ve Acıbadem Kadıköy Hastanesi Tüp Bebek Merkezi Sorumlusu Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Cem Demirel, çiftlere başlıca 8 nedenden tüp bebek uygulaması yaptıklarını belirterek bunları şöyle sıraladı… DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

1. Sperm alerjisi nedir? Spermin oluşturduğu immünolojik (bağışıklık sistemine özgü) problemlerin küçük bir bölümü sperm alerjisi olarak anılır. İçerdiği protein yapısındaki maddeler (antijenler) nedeniyle gerek sperm hücresi, gerekse içinde bulunduğu meni (seminal plazma) kadında alerjik reaksiyonlara yol açabilir. Bu tür immünolojik olaylar sadece kadında değil, erkekte de karşımıza çıkabilir. Erkek, kendi sperm hücresine karşı immünolojik yanıt oluşturabilir. Bu nedenle konuyu daha geniş anlamıyla yani sperm hücresi ve menideki antijenik özelliklerin bir çiftte oluşturduğu etkiler açısından ele almak gerekir.

2. Bu tür immünolojik olaylar hangi belirtilerle ortaya çıkar? DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Penis Latincede  kuyruk anlamına gelmektedir. Penis içinde uzunlamasına süngerimsi dokular içeren ve içinde idrar ve meninin(sperm-ersuyu) geçtiği kanalı içeren bir erkeklik organıdır.  Cinsel heyecan ile beyin bu organın içindeki süngerimsi dokulara kan pompalar ve penis sertleşerek birleşmeye hazır hale gelir.  Penis sertleşme halindeyken boyuna ve enine büyür. 

Ergenliğe ulaşmış bir erkeğin penisinin ortalama uzunluğu gevşek halde 5 ile 9 cm arasında, sertleşme halindeyken ortalama 16 cm boyunda olur.  Bununla birlikte penisin büyüklüğü kişiden kişiye farklılık gösterebilir.  Yaygın olarak bilinenlerin tersine penisin büyüklüğü, deri rengi ile ilgili değildir, yani kısa boylu birinin penisi uzun boylu birininkinden daha büyük veya bir zencininki bir beyazdan daha küçük olabilir. Penis boyu ortalama 16 cm olmakla beraber 11-18 cm arası penisler normal boyutlardadır.  

Ayrıca penisin normal durumu ile sertleşme durumu arasında büyük farklar olabilir.   Yani sönükken çok iri gözüken bir penis sertleşdiğinde daha büyük bir hal almayabilir. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

İnfertilite (çocuk olmaması) günümüzde evli çiftlerin %15′inin karşılaştığı bir sağlık sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır. İnfertiliteye sebep olan faktörlerin 1/3′ü kadına, 1/3′ü erkeğe ve 1/3′ü de her iki cinse aittir. Bu nedenle erkeğe bağlı faktörler sorunun yarısını oluşturmaktadır. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Erkeklerde yüzde 10, kısırlık teşhisi konulan erkeklerde ise yüzde 38 oranında görülen bu sorun nedeniyle çocuk sahibi olunamadığını belirtiyor.

Testise giden damarların genişlemesi ile oluşan hastalığa ‘varikosel’ deniliyor. Aynı sorun bacaklarda görüldüğünde ise varis olarak tanımlanıyor. International Hospital’dan Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Bülent Alagöl, erkeklerde yüzde 10, kısırlık teşhisi konulan erkeklerde ise yüzde 38 oranında görülen bu sorun nedeniyle çocuk sahibi olunamadığını belirtiyor. Çünkü varikosel, kısırlığın en önemli nedenleri arasında yer alıyor. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Üreme kongresinde konuşan bilim adamları, kısırlıkta kilo kontrolünün önemli olduğunu, doğurganlığı olumsuz etkileyen faktörlere son yıllarda yaygınlaşan “sıfır beden modası”nın da katıldığını açıkladı.
DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Infertiliteye yani kısırlığa yol açan birçok sebep var. Doktora başvurduğunuzda değerlendirilen bu sebepler, aynı zamanda sorunun kaynağına yönelik tedavi seçeneklerinin belirlenmesini de sağlıyor.
DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Depresyonun erkeklerde sperm sayısını olumsuz etkilediği, çiftlerin psikolojik durumlarının kısırlık ve tedavisi üzerinde etkili olduğu bildirildi.

Ege Üniversitesi Aile Planlaması Kısırlık Araştırma ve Uygulama Merkezi tarafından düzenlenen kongrede, depresyonun erkeklerde sperm sayısını olumsuz etkilediği, çiftlerin psikolojik durumlarının kısırlık ve tedavisi üzerinde etkili olduğu bildirildi. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »