PROPINE
Göz Damlası

A. İbrahim

Etken Madde(ler):
Dipivefrin hidroklorür 0.1 %

Piyasa Şekilleri:
5 ml’lik damlalıklı şişelerde.

Kullanım Şekli:
Günlük doz 2×1 damladır.

Endikasyonları:
Dipivefrin HCl göz içerisinde enzimatik hidroliz ile epinefrine dönüştürülür. Açığa çıkın ve bir adrenerjik agonist olan epinefrin etkisini, göz sıvı yapılmasını azaltıp dışarı akma imkanını arttırmak suretiyle gösterir. Kronik geniş açılı glokomda basıncı kontrol için ve oküler hipertansiyonu olan hastalarda başlangıç tedavisi için kullanılır. Diğer antiglokom tedavilerine cevap vermeyen hastalarda diğer antiglokom preparatları yerine veya onlara ek olarak verilebilir.

Kontrendikasyonları:
Dar açılı glokomu olan hastalarda kullanılmamalıdır, zira pupilla dilatasyonu hastayı açı kapanması ile oluşan glokom müsait kılar. İçindeki maddelerden herhangi birine hassasiyeti olan hastalarda kontrendikedir.

Uyarılar:
Gözlerde batma ve yanma görülebilir. Nadiren foliküler konjunktivit ve allerjik reaksiyonlar görülebilir. Gebelikte ve emziren annelerde kullanım yeterli ve kontrollü çalışmalar olmadığından ancak yarar/zarar riskleri dikkate alınarak hekim önerisine göre uygulanabilir. Çocuklarda etki ve güvenirliliği kanıtlanmamıştır.

Yan Etkileri:
Epinefrin ile tedavi edilen hastaların %30′unda makuler ödem tespit edilmiştir. Epinefrine devam edilmemesi halinde makulopatinin gerilediği görülmüştür. Makular ödem görüldüğüne dair bir belge olmamasına rağmen afakili hastalarda bu durum ihtimali göz önünde bulundurulmalıdır. Epinefrin tedavisi sonucu konjunktiva ve korneada adrenokrom tortular oluşmasına ender olarak rastlanmıştır.

Asırlar boyunca kurşun, kurşun boru yapımızda ve boya imalinde kullanılmıştır. Kurşun ayrıca dizgi, lehim ve pencere çerçevesi yapımızda da kullanılmıştır. Ağırlığı, işlenebilirliği ve diğer özellikleri sayesinde çok çeşitli alanlarda kullanılmıştır.

Bugün kurşunun zehirli olduğunu biliyoruz. Kurşun (gerek çocuklar tarafından boya parçalarından çiğnenmek suretiyle, gerek kurşun su borularından gelen suyla ve gerekse havadaki kurşun emisyonları şeklinde) yutulduğu zaman, kemik iliği, sinirler ve böbreklerde birikmektedir.

Çoğu vakalarda, kurşun zehirlenmesinin belirtileri bilinemez. Bununla beraber, huzursuzluk, kilo kaybı ve hareketlerin ağırlaşması gibi işaretler ortaya çıkar ve beraberinde muhtemelen kusma, kabızlık ya da mide sancıları meydana gelir.

Çocuğunuzun kurşun zehirlenmesinden kuşkulanıyorsanız, doktorunuza haber veriniz. Doktorunuz muhtemelen chelation tedavisi (bu tedaviyle, penicillamine adlı bir ilaç verilir) uygulayacaktır. Bu ilaç kurşunu bağlar ve vücuttan atılmasını sağlar.

Korunma

Korunmada en iyi yaklaşım, evinizdeki potansiyel kurşun kaynaklarını belirlemek ve ortadan kaldırmaktır. Eğer eski bir evde oturuyorsanız ve duvarlardan boya tozu uçuşuyorsa, boya tozunun kurşun içerip içermediğini kontrol ettiriniz. Eski evler ayrıca kurşun su borusu açısından da denetlenmelidir. Bunun için, eğer açıkta boru var ise, çekiçle üzerine hafifte vurun; kolayca ezilirse, kurşundur. Suyunuzu da kurşun içerip içermediği açısından test ettirmelisiniz.
Eski kurşun oyuncaklardan, takılardan, perde raylarından ve iskandil, zoka gibi balık oltası malzemelerinden sakınınız. Bunları çocuğunuzun erişemeyeceği sakınınız. Bunları çocuğunuzun erişemeyeceği yerlere koyunuz. Meyve suyu veya püresi gibi şeyleri toprak çanak çömlek içinde saklamayınız; çünkü bu malzemelerin parlatıcısı kurşun bazlı olabilir

Doğumdan hemen sonraki dönem, bebeğin beslenmesine ilişkin sorunlarla dolu geçebilir. Belki de bebeğiniz meme veya biberonu istemeyerek ya da sizin almasını istediğiniz kadar besini almayacaktır. Belki de bir beslenme seansının ortasında uyuyakalacak ve daha sonra uyanıp ağlayarak beslenmek isteyecektir. Bazı bebekler de kilo alma güçlüğü çekerler.

Belirgin bir beslenme sorunuyla karşılaşıldığında atılacak önemli bir adım, yeni ana baba için kendini rahatlatmak olacaktır. Bebeğiniz bir ya da iki günü emmeden geçirirse açlıktan ölmez. Bebeğinizi hastaneden eve getirdiğinizde pediyatristiniz ya da aile doktorunuz bir vitamin tamamlayıcısı yazacaktır, bunu çocuğunuzu biberonla beslemeyi düşünüyorsanız özellikle yapacaktır. Bu vitamin günde bir kez verilen damlalar şeklinde olacaktır.



Damlalar florürle birlikte C ve D gibi vitaminler içerir. bu maddeler anne sütünde az miktarda bulunur. Böylece, bebek az bile beslense bazı önemli besleyicileri yine de almaya devam edebilir.

Bazı yaygın beslenme sorunları aşağıda anlatılmaktadır

“Yeterli besin almıyor gibi görünen bebek”, gerçekte, bol miktarda besin alıyordur. 2 haftalık ortalama bir bebek, her beslenmede 55 ile 85 gram kadar gıda alır; 3 ile 4 haftalık olduğunda bebek bu miktarı genellikle 110 ile 140 grama çıkarmış olur.

Bebeğinizin her gün aynı saatte her beslenmede aynı miktarı almasını beklemeyin. Bebekler de herkes gibidir, bazı günler, diğer günlerdekinden daha aç olurlar. Ne kadar yiyeceği




konusunda bebeğinize güvenin. Bebeğinizi beslenmeye zorlamayın, aksi takdirde ileride beslenme sorunları ortaya çıkabilir.

“Beslenme sırasında uykuya dalan ve bir sonraki normal beslenme saatinden önce ağlayarak uyanan bebek” acıkmış ya da yalnızca geğirtilmek istiyor olabilir!

Bebeğin aldığı miktar normal miktardan yalnızca biraz daha azsa sorun olasılıkla acıkma değil, karındaki bir düzensizliktir. Çoğu pediyatristler, bebeği beslemeden tekrar yutmaya çalışmayı salık vermektedirler. Bunu yapamıyorsanız ancak o zaman meme ya da biberona yeniden başvurun.

“Yetersiz beslenmiş olan bebek”, huzursuz. çok ağlayan, muhtemelen kabızlık çeken ve uyuyamayan ve kilo kazanamayan neşesiz bir bebektir. Bu bebek, biberonu veya memeyi boşalttığı halde yeterince doyamıyordur.

Sorun yalnızca günlük beslenme sayısının artırılması, bebeğin her çekişte daha fazla süt alabilmesi için biberonun deliğinin genişletilmesi ya da farklı bir biberon emziği denenmesi ile çözülebilir. Yeterli vitamin ve mineral alınmaması durumunda gerekli takviyeler yapılmalıdır.

“Bir bebek aşırı beslendiğinde”, kusabilir. Genellikle çoğu bebekler kendilerine gerekenden fazlasını almayı reddederler. Ancak bazen bir bebek, iyi niyetli bir büyüğünün daha fazla emmesi ricasını kıramayarak gerekenden fazla besini almış olabilecektir.

“Çoğu bebek, beslenme sonrasında fazla miktarı tükürür ya da kusar”. Tükürme normaldir, ancak kusma normal değildir ve önemli bir soruna işaret ediyor olabilir. Tükürme olayı, çocuğu her beslenme sonrasında geğirtmek, bebeğe nazik davranmak ve başını sağ yanına ya da karnına doğru çevirmek ve vücudunun diğer kısımlarından aşağıda tutmak suretiyle azaltılabilir.

“Yumuşak dışkı”, meme emerek beslenen bebeklerde bir kuraldır. Anne müshil kullanır veya müshil etkili bileşenlere sahip gıdalar alırsa bebeğin dışkısı yumuşar. Biberonla besle-nen bebeklerin dışkıları daha katı olmakla birlikte, özellikle aşırı beslendikleri ya da mamanın şeker oranı çok yüksek olduğu zamanlarda onların dışkılan bile yumuşayabilir.

Aşırı beslenmeden kaynaklanan hafif ishal genellikle meme sütünün ya da mamanın miktarını azaltmak ve hatta bir ya da iki beslenme seansını tümüyle kaldırmak suretiyle tedavi edilebilmektedir.

“Kabızlık”, meme emen bebeklerde seyrek olarak görülür. Bebekleri bir dışkılama zamanını kaçırmışsa ana babanın endişe etmesine gerek yoktur. Kabızlığın göstergesi, dışkılama sıklığı olmayıp dışkıların kıvamı olduğundan, bu durum bir kabızlığa işaret etmez. Zor ve bilye şeklinde dışkılayan bir bebek kabız olmuş demektir.

Kabızlık doğumdan itibaren sürüyorsa bebeğinizin pediyatristi bebeğin rektumunu muayene ederek herhangi bir tıkanma ya da konjenital (doğuştan olan) bir anomali bulunup bulunmadığını anlamak isteyecektir. Mama ile beslenen çocuğunuzda kabızlık görürseniz bu durum uygun olmayan bir gıda veya sıvı alımından kaynaklanıyor olabilir. Mamadaki şeker veya sıvı miktarının artırılması, sorunu hafifletecektir.

“Bebeğin kilo almaması” önemli bir uyarıcı belirti olabilir. Ortalama bir bebek ayda 900 gram kadar kilo kazanır; bebeğiniz ise bundan daha fazla veya daha az kilo alıyor olabilir. Ancak bebeğiniz hiç kilo almıyor ya da kilo kaybediyorsa ve mama kullanıyorsanız pediyatristiniz başka bir mamayı denemek isteyebilir. Bebeğinizi emzirmek suretiyle besliyorsanız pediyatristiniz iki kez mama vererek desteklemenizi isteyebilecektir.

Bebeğinizin büyüme hızı yalnızca ortalamanın altında da olabilir. Ancak, bebek sürekli aça benziyorsa yavaş büyüme, bebeğin yeterli besin almadığını ve beslenme yönteminde bir düzenleme yapılmasının gerekli olduğunu gösteriyor olabilir.

Yeni doğmuş bir bebeğin aldığı tıbbi bakımın çoğu, bebeğin hastalık bulaşmasına karşı korunması şeklindedir.
Kimi zaman, doğum kanalındaki bakteriler yüzünden yeni doğan bebekte enfeksiyonlar meydana gelmektedir. Bu yüzden, doğumdan hemen sonra, yeni doğmuş bebeğin gözleri, eritromisin merhemi sürmek ya da gümüş nitrat damlatmak suretiyle korunur.
iç kanamayı önlemek için K vitamini enjekte edilir. ilaveten PKU (phenylketonuria), glactosemia ve tiroid hormonu eksikliği tehlikelerine karşı gerekli testler yapılır.
Çoğu hastanede, anne ve babasından başka kimsenin bebekle yakından temas etmesi yasaklanmış ya da kısıtlanmıştır. Bununla, yeni doğan bebeğin enfeksiyona karşı korunması amaçlanmaktadır.
Hastaneyi terk ettikten sonra, aynı nedenle, bebeğinizi yabancılarla temas etmekten bir dereceye kadar korumaya devam etmeniz akıllıca olacaktır. Ateş ya da diğer rahatsızlıklar büyük bebekler için önemli olmamakla birlikte, yeni doğan bebeklerde bu tür işaretlerin en azından yaşamlarının ilk ayında yaşamsal olduğunu hatırdan çıkarmayınız.
Bebeğin bir doktor tarafından düzenli bir kontrole tabi olması çok önemli bir noktadır. Hastaneden ayrılmadan önce, doktorunuz size bunun için gereken programı söyleyecektir. Genellikle ilk takip ziyareti, bebek 2 haftalık olduğu zaman yapılır. Bazı çocuk doktorları ya da pratisyen hekimler, bebeğin bir yaşına girene kadar ayda bir kez doktora götürülmesinden yanadırlar. Bazı hekimler de, her şey yolunda gidiyorsa, 2 ayda bir ziyaretin yeterli olacağını belirtmektedirler.

Belirtiler

-  Artan aktivite,

-  Nefes alıp verme kısalığı;

-  Hızlı ve hırıltılı soluma;

-  Dudakların ve tırnak altlarının mavimsi birrenk alması (siyanoz)

 

Acil Durum Belirtileri

 Ciğerlerin aniden çökmesi.

Her çocuk ciğerleri çökük olarak doğar. Ciğerlerin doğumdan sonra birkaç nefeste şişmesi ve bebeğin solup alıp vermeye başlaması doğumun bir mucizesidir. Bununla beraber, ciğerleri ilk defa şişirebilmek için dikkate değer basınç değişimleri meydana gelir. Bazen akciğerler her yöne bir çırpıda şişmezler ve basınç değişikliği henüz taze olan akciğer hava keseciklerine (alveoli) kırılmalara yol açar. Bu kırıklar, ciğeri çevreleyen ve göğsün iç duvarım oluşturan alanlar arasındaki ince zarlara (pleura) hava sızmasına neden olurlar. Bu alana (ki. pleural boşluk diye adlandırılır) büyük oranda hava sızması durumunda, ciğerler çöker (pnömothoraks) ve soluma güçleşir.

Teşhis

Eğer az miktarda hava sızarsa, bebek artmış oranda aktivite gösterecek ve nefes kısalığı, hızlı ve hırıltılı soluma, siyanoz (mavi dudaklar ve tırnak altları) meydana gelecektir. Bununla beraber, eğer fazla oranda hava sızmışsa, bu durumda ciğer aniden çökecektir. Bebeğin doktoru bu durumda sızıntının nerede olduğunu belirlemek için göğüs röntgeni alınmasını isteyebilir

Pnömotoraks Ne Kadar Tehlikelidir?

Pnömotoraks, eğer akciğerler aniden sönerse çok tehlikeli olabilir. Fakat çoğu vakalarda sızan hava oranı azdır ve kendi kendine absorbe olmaktadır (emilmektedir).

Tedavi

Bazen hiçbir tedavi uygulamak gerekmez. kimi zaman, bebeğe soluması için 1 ila 2 saat s_reyle yüzde 100 oksijen vermek suretiyle pnömotoraks düzeltilebilmektedir. Ciğerlerin aniden sönmesi durumunda, acil bir önlem olarak, göğüs içine kaçmış olan havaların çıkarılması gerekebilir. Bu işlem, göğüs duvarı içine ciğerler arasındaki boşluğa bir boru sokmak suretiyle yapılır.