Okul öncesi çağı çocukları yaşamlarının bir bölümünde her şeyin mümkün olduğu hayali bir dünyada yaşarlar. Bu yıllar süresince, oyun çoğu zaman taklit etrafında döner. Bazen bir çocuk için taklidin nerede bitip gerçeğin nerede başladığını bilmek güçtür. Buradan hareketle 3 yaşındaki çocuğunuz parfüm şişesini kıranın kendisi olmadığını, sarı şapkalı yeşil bir adam olduğunu söyleyebilir. Çocuğunuz kelimenin gerçek manasıyla yalan söylemiyor. Çocuğunuzu ne cezalandırmalı, ne de ara sıra böyle hikâyeler uyduruyor diye kendini suçlu hissetmesine yol açmalısınız.
Ne var ki bazı çocukların günün büyük bölümünde kendi hayallerinde yaşadıkları görülür. Eğer çocuğunuzun gerçekten inandığı hayal ürünü bir arkadaşla çok fazla zaman harcadığı görülürse çocuğunuzun gerçek yaşamının gerçekten ilginç olup olmadığını kendinize sorabilirsiniz. Kendi özel rüya dünyasında yaşayan bir çocuğun ya arkadaşlarla daha fazla zaman harcamaya ihtiyacı olabilir ya da ebeveynlerinden yeterince ilgi göremiyordur.
Davranış Bilimleri Enstitüsü Çocuk ve Genç Bölümü�nden Psikolog Şeyda Özdalga, böyle bir durumun alışkanlık haline gelmesini engellemek için yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:
Bilişsel, duygusal ve sosyal gelişim olarak 3-4 yaşı kapsayan iki yıllık yelpazedeki farklılıklarla birlikte bu yaş çocukları büyük ölçüde ben merkezcidir. Genelde neşeli olduğu yaşlardan daha bağımsız, inatçı ve kendi isteği ile hareket etme değişimi gözlenir. Aile içinde geçerli olan kuralları, yavaş yavaş paylaşmayı, isteklerinin yerine getirilmesi için sabırlı olmayı öğrenmeye de başlar. Yaşıtlarını veya yetişkinleri taklit eder.
Çevresi ile sözlü iletişim kurabilmesi, yaşıtlarıyla kısa süreli de olsa oynayabilecek şekildeki birlikteliği onun sosyalleşme yolundaki ilk gerçek deneyimleridir. Gördüğü her şeyi taklit eder Genellikle talepler nedeniyle çocuklar arasında çatışmalar çıkar. Bu çatışmalarda arkadaşlarına kabadayılık taslar. Dili kullanması, çevresi tarafından sunulan dil ortamı ile ilişkili olarak gelişir. Kullanılan dilin kalitesi, çocukla konuşma sıklığı, emir cümleleri değil, sıfatlar, zamirler gibi tanımlayıcı sözcüklerin kullanılması dil gelişimi için önemlidir. Yetişkinlerden duyduğu, gördüğü iyi-kötü her şeyi taklit eder. Yakın geçmişteki olayları, deneyimleri, olup bitenler arasında ilişki kurarak anlatır. Özellikle sevdiği insanlara karşı çelişkili duygular içindedir. Bu nedenle zaman zaman kızgın ve saldırgan olabilir. Toplum içinde bazen olumlu bazen olumsuz davranır. Bu yaşlardaki çocuklar, yetişkinin isteklerini mantıklı olarak açıklamasını ister, kendi davranışlarını, yetişkinleri çekinmeden eleştirir, zaman zaman küfür sayılabilecek kelimeleri kullandığı, yetişkine karşı çıktığı gözlenebilir. Kızarak tepki vermeyin Öfke ve düşmanlık dolu sözlerle model olmayıp, örnek olun.
Çevreden kötü söz duymasını engelleyin.
Söylenen sözün anlamını ona açıklayın.
Bu kelimeleri duymaktan dolayı rahatsız olduğunuzu dile getirin.
Duygularını başka türlü ifade etmesini sağlayın.
Dikkat çekmek amacını taşıyorsa görmezden gelin.
Şaşkınlıkla, kızarak ya da gülerek tepki vermeyin.
Başka aktivitelere yönlendirin.
Zaman ayırarak, onunla olumlu ilişki kurun. Neden kötü söz söylerler?Çocuklar çevrelerine söyledikleri kötü sözleri, kızmak, engellenmek, öfkeyi ifade etmenin yanı sıra tepkileri takip ederek dikkat çekme, yetişkin sayılma, yetişkinleri taklit etme, kendini özgür hissetme ve tepki gösterme aracı olarak da kullanır. Nereden öğrenir? Ailesi tarafından sunulan dil ortamı model olmaktadır. Ayrıca kötü kelimeler kullanan çocuğun aile tarafından desteklenmesi, şirinlik olarak görülüp kabul edilmesi de bunun devamını sağlar. Oyun çevresinden, arkadaşlarından, TV�den, şarkı sözlerinden de öğrenebilir