Rahim nakli, doğuştan rahmi olmayan veya kanser gibi çeşitli nedenlerle rahmini kaybeden kadınların çocuk sahibi olabilmesinin önünü açıyor. İnsana yapılan ilk nakil başarısız oldu. Şu an hayvanlar üzerinde deneniyor.

Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneğince (TJOD) bu yıl 6’ncısı düzenlenen “Türk Jinekoloji ve Obstetrik Kongresi”nde, Türkiye’de ilk kez “yumurtalık ve rahim nakli” konuları gündeme getirildi. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Günümüzde birçok çiftin çocuk sahibi olmasını sağlayan tüp bebek yöntemi, gelişen teknoloji sayesinde aileleri sevindiriyor.
International Hospital Tüp Bebek Merkezi Sorumlusu Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü Başkanı Prof. Dr. Engin Oral ve Acıbadem Kadıköy Hastanesi Tüp Bebek Merkezi Sorumlusu Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Cem Demirel, çiftlere başlıca 8 nedenden tüp bebek uygulaması yaptıklarını belirterek bunları şöyle sıraladı… DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Sağlıklı yaşam konusunda yazıları ve çalışmalarıyla tanınan Dr. Ender Saraç’tan selülit masajı yağı reçetesi.

Ender Saraç’ın tecrübelerine dayanarak geliştirdiği bu masaj yağı en az 3 hafta uygulanırsa 1-2 ay içinde sonuç verebiliyor.

1/2 tatlı kaşığı susamyağı, 1/2 kahve kaşığı portakal yağı, 4-5 damla biberiye yağı, 10 damla kekikyağını temiz bir kapta karıştırın.
DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Teknoloji ve iş yaşamı geliştikçe hayatımız kolaylaşacak standartlarımız yükselecek diye düşünüyoruz.Yoğun iş hayatında, fazla vakit harcamadan sağlığımıza özen göstermenin yollarından biri de ‘ofis yoga’.

Evet ama sanki bu işte bir terslik var.Her mesai bitiminde bel, boyun ve sırt ağrılarıyla başbaşayız. Hayatımızı kazandığımız işimiz, sağlığımızı bizden çalıyor mu? Dört gözle beklediğimiz tatlı emeklilik günlerine omurga ve eklemlerimizdeki can sıkıcı hastalıklarla birlikte mi gireceğiz?Sportif aktivitelerden uzak yaşam tarzımız, yoğun çalışma temposu, beslenme zincirimizdeki toksinlerle dolu gıdalar, stres, trafik, sigara, alkol… Bu kadar negatif yüklenmeden sonra vücudumuzdan ne kadar performans bekleyebiliriz ki? DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Dişlerdeki ve çenedeki bozukluklar özgüveni sarsıp psikolojiyi bozabiliyor. Ancak görünmeyen diş telleri ve çene operasyonları ile güzel ve güvenli bir gülüşe kavuşmak mümkün.
Görünmeyen diş telleri ve çene operasyonları çevremize ışık saçan bir gülüşe kavuşmamızı sağlayabiliyor. Formsante dergisinin diş ve çene estetiği ile ilgili sorularını Marmara Üniversitesi Dişhekimliği Fakültesi Ortodonti Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nazan Küçükkeleş yanıtladı. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Yaz yaklaştıkça bir panik başlıyor. Kışın alınan kilolardan kurtulma paniği. Tabii aylar içinde yavaş yavaş alınan kilolardan kurtulmak da, öyle pek kolay olmuyor.

Dr. Hasan İnsel Diyetlerle kısa sürede verilen kilolar, tekrar çok kısa sürede geri geliyorlar. Bu işin tek doğru yolu var, dengeli beslenmeyi öğrenip uygulamak ve bunu bir yaşam tarzı yapmak, aynı zamanda düzenli egzersiz de yaparak, hareketli bir yaşam sürmek. Dengeli beslenmeyi ise en doğrusu beslenme uzmanından öğrenmektir, öğrenmeden ezbere yapılan bir beslenme planı kısa sürede terk ediliyor. Aynı beslenme gibi, ideali egzersiz düzenini ve planını da mümkünse ya doktorunuzdan veya fitness hocasından öğrenip, onun önerileri doğrultusunda uygulamak. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Candela New Gentlelase Plus nasıl çalışmaktadır ?
Cihazdan çıkan lazer ışığı tüylü bölgeye ulaşır. Tüyler, ışığı absorbe eden ve onu ısıya dönüştüren bir pigment (melanin) içerir. Bu ısı, kıl aracılığıyla kıl folikülüne iletilir ve böylece kıl folikülü tahrip edilerek bir daha kıl üretemez hale gelir. Tedavi esnasında kılların jiletle traş edilmesine ve jel kullanılmasına gerek yoktur. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Karboksiterapi, Karbondioksit (CO2) gazının tedavi amaçlı derialtına enjekte edilerek dolaşımın ve dokudaki bölgesel metabolizmanın hızlandırılması işlemidir. CO2 gazı, ilk olarak 1930 (Royat termallerinde, Fransa) yılından itibaren günümüze kadar tıbbın hizmetinde kullanılmaktadır. Tedavi hızlı, etkili, cerrahi olmayan bir yöntem olarak kabul edilmektedir. Karboksiterapi özellikle “selülit tedavisinde” son derece etkili bir yöntem olarak görmektedir. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Yüzdeki kırışıklıklar, akne, yara ve yanık izleri, kilo ve gebeliğe bağlı çatlaklar ”alüminyum oksit” kristalleri ile giderilebiliyor…

Dez Güzellik Merkezi Sahibi Estetisyen Ayşe Durmaz, özellikle yüz bölgesindeki kırışıklıklar, akne, yara, yanık ve ameliyat izleri, aşırı kilo ve gebeliğe bağlı çatlaklar ile ciltteki selülite bağlı deformasyonların ”abrazyon” yöntemiyle giderildiğini söyledi.

Bu yöntemin gelişmiş ülkelerde 12 yıldır uygulandığını ve hiçbir yan etkisi olmadığını ifade eden Durmaz, şöyle devam eti:

”Alüminyumun hammaddesi olan ‘alüminyum oksit’ kristalleri, yüksek basınçla cildin sorun olan bölgesine püskürtülüyor. Cilde temas eden kristaller iz ve lekelerin bulunduğu deriyi yaklaşık 1-2 mikron kalınlığında soyuyor. Bu kristaller istenmeyen hücre atıkları ile vakumla geri alınıyor. Yaklaşık 30 dakika süren bu işlem, cildin durumuna göre 3-15 gün arayla 5 seans uygulanıyor. Derin yara ve yanık izleri ile yüzdeki kaslara inen izlere etkili olmuyor.”

Durmaz, abrazyon yönteminin, benler, siğiller, iyi huylu damar tümörleri, cilt kanserleri, doğumsal lekeler, göz ve dudak mukozaları, uçuk virüslü alanlar ile karaciğerden kaynaklanan lekelerde uygulanamadığını kaydetti.

Tedavinin başarısının, deri tipine, kullanılan abrazyonun kuvvetine, tedavi edilecek alanın tipine ve büyüklüğüne, uygulama öncesi hazırlık ile uygulama sonrası bakıma, hastanın yaşına ve ciltteki bulguların yaşına bağlı olarak değiştiğine işaret eden Durmaz, uygulama yapılan alanın güneş ışınlarından korunması gerektiğini belirtti.

Bazılarının alışkanlık haline getirdiği saçın sık aralıklarla yıkanması ve köklerinin tırnakla kazınması, deride egzama hastalığına yol açabililiyor

Konya Numune Hastanesi’nde görevli Cildiye Uzmanı Alaaddin Atalık, çok sayıda kişinin yağdan kurtulmak için saçını sık aralıklarla yıkadığını söyledi. Bunun çok yanlış bir uygulama olduğunu ifade eden Atalık, ne kadar sık yıkanırsa yıkansın yağ bezlerinin saçı tekrar yağlandıracağını kaydetti.
Atalık, sık yıkamaya bağlı olarak yağlanmanın kamçılanacağını vurgulayarak, ”Saçı sık aralıklarla yıkamak doğru değil. Yağdan arındırılması için saçın her gün yıkanması deride tahribata ve kaşınmaya yol açabilir” dedi.
Öte yandan, yıkama sırasında daha iyi temizlik amacıyla saç köklerinin tırnaklarla kazındığını dile getiren Atalık, bu şekildeki şiddetli tırnak uygulamasının deriyi tahriş edeceğini ve egzama gibi hastalıklara yol açabileceğini anlattı.
Ayrıca, kıl köklerinin de tahriş olacağını ve kuruluğa bağlı olarak kaşınmanın artacağını belirten Atalık, ”Saçın haftada 3 kez yıkanması gerekir. Saç derisinde sürekli görülen kaşınma nedeniyle bazı kişiler, saçın yağlandığını düşünerek yıkamaya yöneliyor. Bu düşünceden vazgeçilmeli” diye konuştu.