Vücudumuzun hareket etmesini sağlayan kaslar, kemikler, eklemler ve bu yapıları birleştiren bağlarda ön planda ağrı ve hareket kısıtlılığına bazen de şişlik ve şekil bozukluğuna neden olan hastalıklara genel olarak romatizma adı verilmektedir.
DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

(Mikotik vajinit) Vajinal mantar enfeksiyonları ilk kez 1849 yılında gebe bir kadında tanımlanmıştır. Erişkin kadınların yaklaşık %75′i yaşamlarının herhangi bir döneminde en az bir kez mantar enfeksiyonu geçirirler DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Gebeliğin erken dönemlerinde görülen vajinal kanamalar düşük tehdidi olarak adlandırılır. Düşük tehdidinin en önemli özelliği rahim ağzında bir açılma veya herhangi bir değişiklik olmamasıdır.
DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Kulak ağrısı, çift veya tek kulakta olabilen, keskin, ağır ve zonklar misali ağrılardır.
Aralıklarla veya kalıcı olarak ağrıyabilir. Ayrıca kulağınızda boğuk duyma ve basınç yüzünden acıma gibi sorunlarla karşılaşabilirsiniz. Küçük çocuklar genelde bu ağrıları duyduklarına, kulaklarını ovar veya çekerler.
DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Kabızlık birçok nedeni olabilecek bir belirtidir.Az miktarda,sert kıvamda,seyrek ve güç dışkılama olarak algılanabilir.Dışkılamada güçlük,dışkılama sonrası boşalmamışlık duygusu gibi normal süre ve kıvamda dışkılama olmasına rağmen bazı hastalar tarafından yanlışlıkla kabızlık olarak değerlendirilip kendince , bilinçsizce tedaviye başlayan bir çok kişi vardır.Bu şekilde yanlış tedavi ile sonradan ciddi sorunlar doğabilir. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Bulaşıcı ve öldürücü bir hastalıktır. veba mikrobunu taşıyan farelerin pireleri tarafından insanlara geçer. Nedeni, pisliktir. Pis ve güneş girmeyen yerler veba için en uygun ortamlardır. Hastalık, mikrop kapıldıktan sonra gelen 2-8 gün içinde kendini gösterir. Hastada, aniden başlayan baş ve sırt ağrıları, ateş, titreme, kusma, nefes darlığı, halsizlik, deri lekeleri, burun kanaması, kan tükürme, kasık ağrıları ve devamlı dalgınlık görülür. Dili de kahverengi ve kurudur. Yapılacak ilk iş hastayı tecrit etmektir. Çevresindeki sağlıklı kimselerin de koruyucu aşı olması gerekir. Bugün için önemi kalmayan ve eski devirlerde olduğu kadar çok görülmeyen bu hastalığın tedavisi için geç kalmadan sağlık kuruluşlarına haber vermek gerekir. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Halk dilinde PERDE veye AKSU’’da denilen katarakt göz merceğinde oluşan bulanık yada kesif bölgelerdir.Göz merceği İRİS’in ve GÖZBEBEĞİ’nin arkasındadır.Görevi,gözün arka bölümünün iç yüzünü kaplayan ve ışığa duyarlı olan RETİNA üzerinde görüntü oluşumunu sağlamaktır.Mercek bulanıklaşmaya başlarsa ışınların geçişi engelleneceğinden görüş bozulabilir.

KATARAKT OLUŞMASININ NEDENLERİ?

Katarakt oluştuğunda merceğin kimyasal bileşiminde de değişiklik meydana gelir.Ancak bu kimyasal değişimin nedenleri henüz tam olarak bilinememektedir.Yaşlılıkta oluşan katarakt en çok bilinenidir.Fakat bu tip katarağa elli hatta daha genç yaşlarda da rastlanılmaktadır.Ayrıca şeker,diğer sistem hastalıkları,uyuşturucular ve göz yaralanmaları ile birlikte de katarakt oluşabilmektedir.Bebekler kalıtımsal olarak kataraklı doğabildikleri gibi yaşamlarının ilk yıllarında da kataraklı oluşabilmektedir.

KATARAKTIN SEMPTOMLARI NELERDİR?

Kataraktlar genellikle yavaş oluşurlar.Ağrı,sulanma,kızarma yoktur.Bazı kataraktlar,görüşü ciddi şekilde azaltacak bir düzeye ulaşmazlarken,bazıları da görüşü bütünüyle önlerler.Bir kataraktın görüşü etkilemesi:
1) Büyüklüğüne 2)yoğunluğuna,3)mercekte oluştuğu yere bağlıdır.

KATARAKT OLUŞTUĞUNA DAİR BAZI İŞARETLER:

*Sisli,puslu,bulanık görme.Bazen çift görme de olur;ancak katarakt ilerledikçe bu durumda genellikle kaybolur.
*Gözlük camlarını sık sık değiştirme ihtiyacı doğar.Ancak Katarakt belli bir noktayı aşınca,cam değiştirme de görüşü iyileştiremez olur.
*Gözler üzerinde bir film varmış gibi hissetme,bir tülün veya bir çağlayanın ardından bakıyormuş gibi görme.Kataraktlı kimse,daha iyi görmek için sık sık gözlerini kırpıştırır.
*Genelde kara olan göz bebeği renginin değişmesi.Göz incelenirken göz bebeği gri,sarı veya beyaz görülebilir,ancak bu değişiklikler her zaman farkedilmeyebilir.
*Işık problemleri örneğin gece araba kullanılması giderek güçleşir, çünkü merceğin puslu kısmı, karşıdan genel far ışınlarını dağıtır ve bunların çift görünmesine veya gözün kamaşmasına neden olur. Keza kataraktı olan kimse, okurken ya da yakın işler yaparken yeterli ışık bulamamaktan yakınır.
*“ikinci görüş”-bazı kişilerde katarakt belli bir düzeye varınca,geçici bir okuma rahatlığına kavuşurlar.Katarakt geliştikçe görüş tekrar bozulmaya başlar.Bu septomların hiç birisi,o kimsede katarakt olduğunu kanıtlamaz,ya da kataraktın alınması gerektiği anlamına gelmez.Ancak bu semptonlardan her hangi birisi olan kişi,bir göz hekimine mutlaka başvurmalıdır.

KATARAKT NE ZAMAN ALINMALIDIR?

Görme bozukluğu kişinin günlük yaşamını aksatacak kadar ilerlediğinde kataraktı ameliyatla alınmalıdır.Birincisi kadar genel olmayan ama daha acil olan ikinci durum ise tamamen buzlu cam gibi (opak) duruma gelip olgunlaştığında alınması durumudur.Olgunlaşmış bir kataraktın şişmesi ve hatta göz içinde dağılması bile mümkündür.Bu gibi değişimler,kalıcı görüş kaybı tehlikesi taşırlar.

Kalıtımsal kataraktlarda ise,eskiden standart uygulama,bebek altı aylık olana kadar beklemekti.Son zamanlarda yeni doğmuş bebeklerin katarakt ibe başarı alınmaya başlanmıştır.Çocuklardaki ileri kalıtımsal kataraktların erken alınması,tek veya iki gözün kullanılmaması yüzünden görüş kaybı riskini azalttığından önemli bir gelişmedir.

KATARAKTLAR NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Katarakt tedavisi gerçekte iki safhada olur.Göz oparatörü önce bulutlu merceği çıkarır.Bunun kanıtlanmış en etkin yolu ameliyattır.İkincisi ise doğal merceğin yerine uygun bir eşleniğini bulup koymaktır.Yapay mercek seçimine genellikle ameliyattan önce karar verilir. Bu da merceğin kapsülü ile veya kapsülsüz olarak alınmasıdır.Kapsüllü çıkarım metodu bazen ihtiyarlık kataraktları için uygulanır. Bunda kapsülü ile birlikte tüm mercek çıkarılır.

Kapsülsüz ameliyatta ise,mercek dokusunun çoğu alınmakla birlikte mercek kapsülünün arka tabakası yerinde bırakılır.

Bebekler ve ufak çocuklarda daha yumuşak olduğundan,mercek dokusu içi boş bir iğne ile emilerek alınabilir;buna emiş yöntemi denir.Muhtelif kapsülsüz çıkarma teknikleri,yetişkinlerin merceklerinin alınmasında da kullanılmaktadır.

Tekniğin birisine fakoemülsifikasyon denir. Bunda yüksek frekanslı sesle (ultrason) mercek yumuşatılıp sıvılaştırılır ve iğne ile emilir. Bu metod,diğer bir göz ameliyatı şekli olan fotokoagülasyon ile karıştırılmamalıdır. Bunda gözdeki katarakt dışındaki bazı bozuklukların tedavisi için ultrason yerine lazer ışını kullanılır. Lazer,ne kesifleşmiş merceği çıkarabilir,ne de tekrar berraklaştırabilir. Bununla beraber bazı hekimler ,mercek kapsülünün önünü lazerle açıp merceği almakta veya “katarakt-ertesi” oluşan hastalara yardım için lazer kullanmaktadırlar. (Ameliyattan sonra neler olur? cevabına bakınız.)

KATARAKT AMELİYATI NE KADAR GÜVENLİDİR?

Katarakt ameliyatı günümüzdeki en başarılı ameliyatlardan biri olup,bu ameliyatı geçiren hastaların yüzde 90’ı daha iyi görüşe kavuşmaktadırlar.Bazı komplikasyonlar olsa bile,çoğu tedavi edebilmektedir. Görüşü tehdit eden ciddi komplikasyonlara pek az rastlanılmaktadır.

Katarakt ameliyatından bazı kimseler pek fazla yararlanmayabilirler. Bunlara,katarakt oluşumu görüşü ciddi olarak eksiltmemiş olanlar ile görüş bozukluklarına başka nedenlerin de karıştığı kimseler dahildir.

Özet olarak her katarakt hastası,kazanabileceği potansiyel görme olanağı ile ameliyat riskini hekimi ile birlikte değerlendirmelidir.Aynı zamanda ameliyattan önce doktoru ile ne tip bir yapay mercek kullanmasının en uygun olacağını tartışmalıdır.Hastalar,ameliyat ve kullanılacak mercek hakkında ikinci bir öneride almak isteyebilirler.

NE GİBİ YAPAY MERCEKLER SEÇİLEBİLİR?

Katarakt ameliyatı ile alınan doğal merceğin yerine geçecek mercek için her birinin bazı avantaj ve sakıncaları olan üç seçenek vardır:1)gözlük camı, 2)kontakt lens,veya 3)göz içi mercek.

GÖZLÜK CAMI : Doğal merceksiz görme problemine karşı güvenli ve zamanla kanıtlanmış bir çözümdür.Ancak katarakt camlarının hoşa gitmeyen etkileri vardır.Bu camlar şekilleri 20-35 kez büyütürler;bundan ötürü hastanın,mesafeleri yeniden tahmin edebilmeyi öğrenene kadar, derinlik algıları alt üst olur ve yan görüşü de sınırlanır.
Katarakt ameliyatı sadece bir gözde gerekiyorsa, gözlük camı büyük problem yaratacaktır. Çünkü ameliyatlı ve ameliyatsız gözlerin algıladığı değişik boyutlardaki şekilleri hasta kaynaştıramayacaktır.Bu gibi hastalara ameliyattan önce, ya kontakt lens kullanması, ya da göz içi merceği taktımasının daha iyi olacağı önerilmelidir.

KONTAKT LENSLER : Bunlar genelde gözlük camından daha iyi görüş sağladıkları gibi, doğru şekilde kullanıldıkları takdirde yeteri kadar güvenlidirler. Bir gözde katarakt ameliyatı yapıldıktan sonra kontakt lens takılırsa, iki göz arasındaki şekillerin boyut farkı çok daha az olur. Katarakt hastaları için yumuşak kontakt lensler daha çok kullanılmaktadır.

Diğer bir seçenek de devamlı kullanılabilen kontakt lenslerdir. Bu mercekler daha uzun süre, hatta uyurken bile çıkarılmadan göz üstünde bırakılabilmektedirler. Bunlar özellikle camlarını takıp çıkarmayı beceremeyen kişilere uygun olup peryodik olarak göz bakım uzmanlarınca çıkarılıp temizlenirler.Ancak bu tip lenslerin bazı sakıncaları vardır:kolayca yırtılabilirler;bazı ciddi enfeksiyonlara neden olabilirler;uzun süreli güvenilirlikleri halen değerlendirilmektedir ve peryodik olan çıkarılıp temizlenmeleri ve tekrar takılmaları gerekir.

GÖZ İÇİ MERCEKLERİ : Bu aygıtlara bazen IOL denir(IntraOcularLens). Bunlar berrak pilastik mercekler olup katarakt ameliyatı esnasında gözün içine yerleştirilirler. Mercek emplantasyonunun bazı üstünlükleri vardır: Genelde katarakt gözlüğü takan kişilerin karşılaştıkları görüntü boyutları, yan görüş ve derinlik algılaması problemlerini ortadan kaldırır veya asgariye indirir. Ayrıca göz içine yerleştirildiğinden, çıkarılması, temizlenmesi ve tekrar yerleştirilmesi gerekmediğinden kontakt lenslerden çok daha uygundurlar. Fiziksel problemleri nedeni ile kontakt lens yöntemlerini yerine getirmede güçlük çekebilecek kimseler için özellikle çok daha uygundur.

Bu gibi üstünlüklerinden ötürü mercek emplantasyonu, son yıllarda artan oranla kullanılmaya başlanmıştır. Katarakt ameliyatı olan kişilerin dörtte üçü ameliyat sırasında IOL taktırmakta ve büyük çoğunluğu sonucundan memnun kalmaktadır. Göz hekimleri IOL ‘ler üzerinde emplantasyonun uzun vadeli etkileri ile birlikte kısa vadeli komplikasyonları çalışma ve çalışma ve değerlendirmelerini tamamlamışlardır.Günümüzde katarakt ameliyatı, pek az istisnalar dışında IOL ile yapılmaktadır.

AMELİYATTAN SONRA NELER OLUR?

Katarakt ameliyatına gelenlerin çoğu ayaktan tedavi hastası olarak kabul edilirler ve aynı gün evlerine dönebilirler. Bazıları ise ihtiyaca göre 1 ila 3 gün hastanede kalırlar. Her iki durumda da nekahatin başlangıcında ağır işlerden kaçınmaları için hastalara özel ihtimam gösterilmelidir. Kapsül dışı metodu ile katarakt ameliyatı geçirmiş bazı kimselerde “katarakt sonrası” tabir edilen bir problem oluşur. Ameliyattan sonra gözde bırakılan mercek kapsülünün arka kısmı donuklaşabilir ve ışınların retinaya geçmesini mani olur;bu durumda donuklaşan tabaka temizlenmeli ki tekrar tam görüş sağlanabilsin.Göz hekimleri katarakt sonrası’nı çoğunlukla “neodinyum-YAĞ” ya da “ soğuk” lazer denen oftalmik lazer ile tedavi ederler. Bu yöntem başarılı olursa, ilave bir ameliyata gerek kalmadan hastanın görüşü düzelir.

GÜNCEL KATARAKT AMELİYATLARI

Günümüzde katarakt ameliyatları küçük kesiden fakoemülsifikasyon yöntemi ile yapılmakta ve katlanır göziçi lensi yerleştirilerek hastada çok hızlı ve sakin bir ameliyat sonrası seyirle iyi görme kazandırılmaktadır. Bu teknikte topikal anestezi kullanılabilmektedir.Ameliyat aynı gün evde olabilecek olanak sağlamaktadır.

Göz içinde ışığı kırmak görevi yapan saydam lens,yaşa ve özel nedenlere bağlı olarak bulanıklaşır.Kristal parlaklığını kaybeder.Bu ortamdan geçen ışınlar zorlanmağa başladığında görme kalite olarak azalır.Günlük işler,okuma,dikiş,şeçme,araba kullanma,oyun oynama zorlaşır,hastayı etkiler.Bazı özel şartlarda hasta gözlüksüz çok yakını gördüğü halde gözlükle uzağı istediği şekilde net göremez,gece far ışığından çok etkilenir.

Saydamlığını yitirmiş lensin temizlenmesi ve yerine görev yapacak göz içi yapay lensin konulması ultrason teknolojisi sayesinde 3mm kesiden yapılabilmektedir.Normalde ECCE yöntemi ile 8-13 mm limbal kesiler yanında 3-3.5 mm kesiler göz küresinde astigmatik ve mekanik değişikliklere neden olmamaktadır.Ameliyat sonrası göz kısa sürede toparlamakta,görme hızla yükselmekte ve hastada haraket özgürlüğü kazanılmaktadır.

Küçük kesili katarakt cerrahisi için ‘fakoemülsifikasyon’ tekniğine başvurulur.Bu yöntem bilgisayar teknolojisi paralelinde gelişmiştir ve emniyeti artmıştır.Göze hazırlanan 3 mm kesiden sokulan prob için gerekli güç ana gövde tarafından sağlanır Göz içi lensinin kabuk dışında bütün içeriği küçük parçalara ayrılarak dışarı alınır Lensin sertliği işlemin süresini ve emniyetini etkiler.Sert ve eski kataraktlar için yüksek vakum ve enerji güçü sağlayabilen fako uniteleri uygundur..Bu ameliyat tekniğinde operator mikroskobla iki göz yanında iki elini ve pedallar için ayaklarını koordine şekilde kullanmak durumundadır.

Sonuç:

Küçük kesi- Fakoemülsifikasyon ameliyatları kataraktlı hastalarda pekçok üstünlük sağlamaktadır.Küçük kesiden yapılan bu işlemde yara ağzı sütürsüz bırakılabilir.Katlanır lens kullanılan hastalarda kesi 3.2 mm ile sınırlıdır. Olgularda çok çabuk iyileşme ve iyi görme-kısa sürede günlük yaşam ve çalışma ortamına dönüş ,astigmat olmayışına bağlı kalite görme- irritasyon ve reaksiyon şikayetlerinin olmaması göz önünde tutulduğunda tüm katarakt hastalar için güncel cerrahi olarak uygulanma durumu kuvvet kazanmaktadır

Kadınların güzelliklerini tamamlayan makyaja, özen de eklenirse mükemmel sonuca ulaşmak kaçınılmaz. Peki nedir bu hassas noktalar?


Fondöten
Mutlaka temiz, nemlendirilmiş cilde sürülmelidir. Nemli bir süngerle sürülmeli. Sünger her kullanıştan sonra yıkanmalı ve kurutulmalı. Fondöten aydınlık bir yerde sürülmeli; gündüz makyajı; gün ışığında, gece makyajı; iyi aydınlatılmış bir yerde yapılmalı.

Saç dipleri ile yüzün birleştiği yerde renk farklılığı olmamalı. Fondöten bu bölgelerde küçük dokunuşlarla iyice yayılmalı.

Seçilen fondöten ten ten renginize uygun olmalı.

İnce bir tabaka halinde sürülmelidir.

Pudra
Fondöten üzerine sürülecek bir pudranın şeffaf olması gerekir. Eğer tek başına kullanılacaksa ten renginize uygun olmalı.
Büyük pudra fırçası ile ince bir tabaka halinde sürülmelidir.

Göz
Toz farlar, kullanımı ve dayanıklılık açısından daha iyidir.

Sık sık temizlenen süngerli çubuk veya yumuşak fırçalarla sürülmelidir.

Açık renk farınızı gözkapağına sürdükten sonra, gölge yapacağınız renkte far ile gözkapağının bitiminden kaşa paralel çukurluğa hafifçe sürün.

Gözlerinizin renginde far sürmek her zaman çok iyi netice vermez. Size yakışacak rengi deneyerek bulmalısınız.

Gözlerinizi daha büyük göstermek isterseniz kirpik diplerine siyah veya kahverengi göz kalemi ile ince bir hat çekmeli, göz ucundan da biraz taşırmalısınız. Alt kipriklerin diplerine de ince bir hat çekmeli, ancak bir pamuklu çubukla hattın keskinliğini dağıtmalısınız.

Gözleriniz birbirine yakın ise gözün şakak tarafındaki ucunu daha koyu renk bir far ile belirgenleştirmelisiniz.

Gözleriniz birbirinden çok ayrık ise gözpınarının üstünü kaşa kadar koyuca ton bir far ile gölgelemelisiniz.

Maskara
Siyah veya koyu kahverengi maskara sürerek gözlerinizi daha büyük ve anlamlı gösterebilirsiniz.

Maskara sürerken başı hafifçe kaldırıp aynaya bu şekilde, bakarken boyamak göz çevresine bulaştırmamak açısından iyi bir tekniktir.

Kaşlar
Kaşlarınızı yüzünüze en uygun şekilde şekillendirmek için elinize uzun bir çubuk veya kalem vs. alıp ayna karşısına geçin;

Çubuğu burun deliğinin yanından ve göz pınarından geçecek şekilde dik tutun. Kaşınız çubuğun gösterdiği noktadan başlamalıdır.

Çubuğu burun deliğinin yanından kaldırmadan gözbebeğinin üzerinden çapraz olarak uzatın. Çubuğun gösterdiği nokta kaşınızın ideal kavis noktasıdır.

Makyaj ensasında ufak bir kaş fırçası ile kaşlarınızı fırçalayıp şekillendirmeyi ihmal etmeyin.

Eğer kaşınızda düzeltme yapacaksanız; koyu kahverengi veya füme renkli bir kaş kalemi ile önce ince ince küçük çizgiler halinde boyayıp, sonra fırça ile dağıtın.

Allık
Allık fırçası yumuşak ve uzun tüylü olmalı, sık sık yıkanmalıdır.

Allığın rengi ten rengine uygun olarak pembemsi veya toprak tonlarında olmalıdır.

Allık asla bir leke gibi durmamalı, çok hafif kullanılmalı, fırça bastırılmadan hafifçe değdirilerek sürülmelidir.

Gece makyajında kullanılan allık biraz daha koyu olabilir. Ancak çok iyi dağıtılmalıdır.

Allık ile yüzümüzde beğenmediğimiz bazı yerleri farklı gösterebiliriz. Yuvarlak bir yüzü daha ince göstermek için allığı, elmacık kemiklerinin altından şakaklara doğru ve şakaklara sürmelisiniz. Köşeli bir yüzde; elmacık kemiklerinin üzerine ve çenenin alt - yan sınırına allık sürülürse yüzde daha yumuşak bir ifade sağlanabilir. Yazın yüzünüz güneşten bronzlaştığında her zaman kullanığınızdan daha koyu bir allıkla yüzünüze ışıltı katmalısınız.

Dudak
Dudaklara dudak renginin bir ton koyusu ile çerçeve yapılıp içi yalnızca parlatıcı şeffaf bir ruj ile boyanarak kullanabilirsiniz veya yüzünüze fondöten sürerken biraz da dudaklara sürerek renk farkını azaltır, makyaja hazırlarsınız.

Kullanacağınız rujun bir ton koyusu ile çerçeve yapıp içini ruj ile doldurarak daha kalıcı bir makyaj elde edersiniz.

Dudak makyajında şekil çok önemlidir. Dudaklar ince ise; fondötenlenen dudakların bitimine kemik rengi bir kalemle ince bir çerçeve çizilir ve parmak uçlarıyla iyice dağıtarak hattın keskinliği azaltılır. Daha sonra dudak kalemi ile çerçeve çizilir ve içi uygun renk ruj ile boyanır.

Açık renk rujlar dudağı daha dolgun gösterir. Kalın dudaklar, koyu renkli rujla daha ince gösterilebilir.

Kusursuz bir makyaj gözlerden başlıyor. Makyözlere göre işin sırrı far renginin seçiminde.

Eğer siz de gözlerinize uygun far rengini seçerken zorlanıyorsanız uzmanlara kulak verin. Makyözler mavi gözlülerin turuncu tonlarıyla daha da çarpıcı bakışlara sahip olduğu konusunda hemfikir. Kahverengiler mavi farla gözlerini ön plana çıkarabilir. Daha doğal bir bakış için haki ve kahverengi tonlar da tercih edilebilir. Uzmanlar gri-mavi gözlere ise en uygun far renginin asker yeşili olduğunu söylüyorlar.

İdeal farınızı bulun
Gözlerinize uygun far seçmekte zorlanıyorsanız, uzmanların yardımıyla kararınızı kolaylaştırabilirsiniz. Yapmanız gereken tek şey, gözlerinizin karşıt rengini bilmek.

Mavi gözlüler
Gözlerinizin doğal güzelliğini ortaya çıkarmak için, çizelgede mavinin karşısında olan, yani turuncu ailesinden bir ton seçin. “The Color Answer Book” kitabının yazarı Leatrice Eiseman “Toprak renklerinden oluşan turuncular grubu, çikolata kahvesi ve bejlerin yanı sıra, mandalina rengi gibi daha canlı tonları da içerir” diyor. Modeldeki efekti elde etmek istiyorsanız, kahverengi kalemle gözlerinizin alt ve üst kenarlarını çizerek, göz şeklini belirginleştirin. Far için mercan tonlarını tercih edin. Farı göz kapaklarınıza birkaç kat uygulayın ve derinlik vermek için, özellikle göz çizgisinde farı daha belirgin olarak sürün. Gözlerinizi parlak kılmak istiyorsanız, patlıcana çalan kahverengiyi tercih edebilirsiniz. Aynı zamanda füme de mavi gözleri buğulu gösterir.

Yeşil gözlüler
“Gözleriniz yeşilse, bakışlarınızı keskinleştirmek için, çizelgede yeşilin karşısında olan, kırmızı paletinden bir renk seçebilirsiniz. Pembeler ve sıcak lavanta tonları gözlerinize en iyi giden renklerdir” diyor Kate Hudson’ın makyözü Paul Starr. Kırmızı ailesinden renk seçerken, gözlerinizden daha canlı renklerden kaçının, yoksa gözlerinizi ön plana çıkarmak yerine, tam tersine onların soluk kalmasına neden olacaksınız. Starr’dan bir öneri daha: “Siyah likit kalem kullanırsanız, uçuk tondaki farla son derece seksi bir kontrast elde edersiniz.” Ayrıca açık sarıya çalan bakır tonlarını çok ince bir şekilde kullanırsanız ilgi çekici bir makyaj sağlayabilirsiniz.

Kahverengi gözlüler
Kahverengi gözlerinizin sıradan olduğunu asla düşünmeyin. Yapmanız gereken tek şey, mavi renk kullanarak, onları ön plana çıkarmak.

Kahverenginin kontrastı olan mavi, gözlerinizi son derece çekici gösterecek. “Zengin bir kobalt, parlak bir gök mavisi veya uçuk bir bebek mavisi kullanabilirsiniz.” diyor Janet Jackson ve Jennifer Anniston’un makyözü BJ Gillian. Işıltılı bir mavi tercih ediyorsanız, daha dramatik bir efekt için, gözünüzün alt tarafını koyu bir mavi kalemle çizerek, kalemin üzerine açık renkteki farı sürün. Ancak daha doğal bir bakış elde etmek istiyorsanız, haki ve kahverengi tonlar da kullanabilirsiniz.

Gri-mavi gözler
Göz kapaklarında asker yeşili far kullanılabilir. Asker yeşili bu renk gözleri daha çok öne çıkarır, çok doğal durur.

Mavi-yeşil gözler
Gece mavisi bu göz rengini daha çok vurgular. Yalnız gece mavisini transparan şeklinde kullanmayı tercih edin, yani abartıya kaçmayın, hafif sürmeye dikkat edin.

Gri gözler
Jean mavisi gri gözleri ön plana çıkarır. Ama bu göz rengi için inci beyazı ya da opal rengi de son zamanlarda çok fazla tercih ediliyor.

Gri-yeşil gözler
Gül kurusu gri ve yeşil karışımı gözler için idealdir ama gözün üstünü de siyah bir eye liner ile belirginleştirin. Ayrıca gümüş ya da azur renklerini ayrı ayrı ya da kombine ederek kullanmak da çok beğeniliyor.

Ela gözler
Kahverengi tonları bu göz rengini belirginleştirir. Yalnız kahverengi tonlarını göz kapağı ve kaş kenarına doğru farklı tonlarda kullanmak daha doğru olur.

kaynak: www.e-kolay.net/kadin

Karın germe ameliyatından önce kilo vermekte fayda var

Karın germe ameliyatları ile ideal bir karın bölgesine sahip olmak mümkün. Yine de istenilen sonuca ulaşabilmek için her hastanın ameliyat öncesinde boyuna uygun kiloya düşmesinde fayda var

Estetik Bakış / DR. SERDAR EREN

Bir kişinin şişman veya zayıf olduğu sonucuna çoğu kez karın bölgesinin durumuna göre karar verilir. Kadınlar için ideal görülen, kum saati formunda gergin bir karın bölgesidir.
Hamilelik veya aşırı kilo alımı sonucunda karın bölgesindeki deri ve deri altı yağ dokularında önemli oranda bir hacim artışı olur. Sonrasında karın kaslarında gevşeme, deri elastikiyetinde azalma görülür. Kilo verme ya da hamilelik sonrasında bu dokuların miktarında önemli miktarda azalma olsa da karın derisi, deri altı yağ dokusu ve karın bölgesi kasları çoğu kez yeterince toparlanamamaktadır.

Genel olarak kadın vücutlarını androjen ve östrojen tip olmak üzere ikiye ayırabiliriz. Androjen tip vücutlarda bacak ince ve selülitsizdir, popo küçük ve biraz yassıdır, kalça üzerinde yağ tabakası fazlalığı toplanmıştır ve belin aşikarlığı azalmıştır. Karın bölgesi için de göbeğin üst kısmında kubbemsi yapı gözlemlenir. Akdeniz kadını tipi dediğimiz östrojen tip vücutlarda ise dar omuz, küçük meme, ince bel, geniş kalça ve selülite eğilimli sarkmaya uygun bir doku yapısı gözlemlenir.

Karın germe ve bodylifting için ideal hasta östrojen tipi vücuta sahip olanıdır çünkü dokunun kayganlığı ve yumuşaklığı germe işlemine daha elverişlidir. Androjen tip vucutlarda şişmiş ve genişlemiş karın görünümü genellikle karın içi yağlarının fazlalığından dolayı artmış karın içi basıncının işaretidir. Böyle durumlarda ameliyattan evvel kilo verip karın içi basıncının azaltılması gerekir. Tabii ameliyattan önce herkesin boyuna uygun olan kilosuna erişmesi istenilen sonuca ulaşabilmek için önemlidir.

Bazen deri altı yağ dokusu fazla olan kişilerde karın germe ameliyatı liposuc-tion (yağ emilmesi) ile birlikte yapılmaktadır. Yağ depolanması ve deri fazlalığı sadece göbek altı bölgesindeyse ve çok da fazla değilse kısmi karın germe ameliyatı uygun olabilir. Bu durumda göbek deliği yeri değiştirilmemektedir.

Karın germe ameliyatı sırasında göbek deliği, yara veya kasık fıtığı eşzamanlı olarak onarılabilir. Veya herhangi bir ameliyat sonrasında kalan alt karın bölgesindeki ameliyat izleri de (apandisit, sezaryen, fıtık vb.) yok edilebilir.
Karın germe ameliyatından sonra hastaların tekrar hamile kalıp doğurması mümkündür. Ben de üç hastamda ameliyat sonrası doğumların karın duvarını ilk hamilelikteki gibi yıpratmadığını gözlemledim. Aşırı kilolu kişilerde ise yapılan karın germe ameliyatlarında yaranın iyileşememesi riski fazladır. Bu yüzden hastalarımı ameliyat öncesinde kilo verme konusunda ikna etmeye çalışırım.

Bu tür ameliyatlar sonucunda arzu edilen sonuç vücudun birbirine uyumu, harmonisidir. Güzel, düzgün bir karın elde edildiği halde daha evvel rahatsızlık vermeyen, karın ile beraber sarkmış olan göğüslerin ön plana çıkıp rahatsızlığa sebebiyet vermesi çok görülür. Amaç vücudun genel görünümünün birbirine uyumunu sağlamaktır.

SAYFA 3 «123