Prematüre olarak ya da ciddi bir enfeksiyon, solunum bozukluğu veya büyük bir doğum eksikliği ile doğmuş olan bebekler, bir yeni doğum yoğun bakım biriminde bakılmaya gereksinim duyabilirler.

Herhangi bir doğum merkezinde, doğum problemleriyle dünyaya gelen bebekler için yardımcı olacak hazırlıklar önceden yapılmalıdır. Yeni doğum yoğun bakım birimine sahip olmayan hastane ya da doğum merkezleri, böylesi bir vakayla karşılaşıldığında hasta bebeği bu tür bir birime transfer etmek için gerekli tüm düzenlemeleri önceden yapmak zorundadır.

Bazı hastanelerde çok ciddi vakalar dışındaki tüm vakaların üstesinden gelebilecek donanım ve personel vardır, genellikle belli bir bölgedeki belli hastaneler, çok ağır hasta bebeklerin sevk edilebileceği merkezler olarak belirlenmiştir. Yoğun bakım birimlerinin amacı, yaşamı tehdit eden problemlere karşı anne ve babaların azami bakım ve gözetimi sağlayabilmesini olası kılmaktadır.

Amerika Birleşik Devletleri’nde


son 40 yılda yeni doğmuş bebek ölümü oranı, büyük oranda gelişme gösteren hasta bebek bakımı çalışmaları nedeniyle azalma göstermiştir. Yeni doğum yoğun bakım birimlerinin asal unsurları şunlardır Neonataloglar (hasta bebeklerin bakımında uzmanlaşmış doktorlar); pediatrik yoğun bakım hemşireleri ve paramedikal personel; her türlü yaşamsal işaretin ve her bebeğin ayrı ayrı gözetim ve denetim altında tutulabileceği gözetim ve alarm sistemleri; solunum terapisi ve canlandırma ve ilaçlar donanımlan; cerrahi ve çocuk hastalıkları dahil her konuda uzman doktorlar; ve 24 saatlik laboratuvar hizmetleri.

Eğer bebeğiniz yoğun bakıma gereksinim duyuyorsa, bu deneyim başlangıçta fevkalade zor olabilir. Bebeğiniz, vücut ısısını muhafaza etmek ve çevreden mikrop kapma olasılığını ortadan kaldırmak için, bir kuvöze yerleştirilecektir. Bebek ayrıca, hemşire ve doktorların bebeğin kalp atışı, kan basıncı, vücut ısısı ve solunum oranı konularındaki çeşitti verileri elde edebileceği birçok gözetim aygıtına bağlanacaktır.

Bebek, solunum bozukluğu rahatsızlıkları olup olmadığına bağlı olarak, soluk borusuna (trachea)


takılan bir boru vasıtasıyla soluk alıp verebileceği bir havalandırma aygıtına bağlanabilir. Yeni doğmuş bir bebek, burnundan sokulan bir boru vasıtasıyla ya da özel bir konteynerden sağlanan sıvı gıdaların damardan verildiği bir yöntemle beslenebilir.

Prematüre ve hasta bebeklerin başarılı bir şekilde bakımında en önemli faktör, hemşirelerin beceri ve deneyimlerinin yanı sıra, bakımdaki hemşirelerin sayısıdır. Herhangi bir şey ters gittiğinde doktorları haberdar eden ve bebeklerin bakımını üstelenen hemşirelerdir. Tipik bir yeni doğum yoğun bakım biriminde birçok hemşire vardır; dolayısıyla, böyle bir birimde bir tek hasta bebeğin bakımını üstlenen iki hemşireyi bir arada görmek az rastlanır olaylardan değildir.

Her ne kadar bir yoğun bakım birimi yeni doğmuş bebeğinizle ilişkilerinizi geliştirebilmeniz için hiç de ideal bir yer değilse de, anne ve babaların bu birimlerde mümkün olabildiğince daha çok vakit geçirmeleri teşvik edilmektedir. Bebeğinizi kucağınıza alamasanız, onunla göz göze gelemeseniz ve aranızda herhangi bir duygusal ilişki oluşturacak kadar yakınlık olmasa bile.

Yeni annelerin çoğu bebeklerine emzik vermemek için direnir. Ancak emziği denemeye başlayınca fikirleri değişebilir. Emzikle ilgili bilgilerimiz doğru mu? İşte merak edilen sorular ve yanıtları

Üç yaşına gelmiş hâlâ emzik emen çocuk gördüğümüzde yadırgarız ve belki de bebeklere en baştan hiç emzik verilmemeli diye düşünürüz. Hatta içten içe anne - babayı eleştiririz.
Oysa çoğu yeni anne emziği gereksiz ve kötü bir alışkanlık olarak değerlendirir. “Ama emziği denemeye başladıklarında bu fikirleri değişebilir” diyen İstanbul Parenting Class’dan Uzman Psikolog Sinem Olcay konuyla ilgili merak edilenleri anlatıyor. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Erkeğin cinsel etkinlikleri sırasında hiç boşalamaması veya geç boşalması durumuna “Ketlenmiş boşalma” ya da “Geç boşalma” diyoruz. Erkek cinsel işlev bozuklukları içinde en nadir görülen bozukluktur. Hiçbir zaman boşalma olmuyorsa, aksaklığın bedensel bir nedenden kaynaklanma olasılığı çok yüksektir ve bir üroloji uzmanı tarafından incelenmesi gereklidir. Geç boşalma, çeşitli biçimlerde görülebilir. Sorun genellikle eşli cinsel etkinliklerde ortaya çıkmakla beraber gençlerde masturbasyon sırasında da görülebilir. Bedensel gelişimde gecikme söz konusu değildir, cinsel organların yapısı ve işlevi normaldir. Ergenlik dönemine girilmiş, ses kalınlaşmış, erkek tipi kıllanma başlamış, uykuda gece boşalmaları olmaktadır. Ergen masturbasyon yapmayı denediğinde çok uzun sürede boşalır veya hiç boşalamaz. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Belimizde 5 adet omur kemiği vardır. Bu kemikler arasında da disk adı verilen kıkırdaklar bulunur. Disk, özel bir bağ dokusu organıdır ve omurganın dayanıklılığına, hareketliliğine ve zorlamalara karşı dirençli olmasına, omurgaya uygulanan şok şeklindeki darbelerin emilmesine ve kuvvetin çevre dokulara dengeli bir şekilde dağılmasına hizmet eder.
Bel fıtığı, beldeki omur kemikleri arasında bulunan ve adeta bir amortisör gibi görev yapan bu disklerin fıtıklaşması sonucu ortaya çıkan bir rahatsızlıktır. Disklerin iç kısmında nükleus pulpozus denen jöle kıvamında yumuşak bir bölüm, bunun dışında anulus fibrozus adı verilen daha sert bir fibröz tabaka, omur kemiklerine bakan yüzlerde ise her iki tarafta son-plak olarak adlandırılan kıkırdak yapılar vardır. Dıştaki tabakanın anatomik bütünlüğünün bozularak içerideki yumuşak kısmın dışarıya doğru taşmasına fıtıklaşma denir. Fıtıklaşan yani dışarıya doğru taşan disk, omurilik kanalı (spinal kanal) içinden veya kendisinin arka-yan tarafından geçmekte olan sinirleri sıkıştırır ve hastalık böylelikle kendisini belli eder .
Ayrıca fıtıklaşmış diskten ortama salınan bazı kimyasal maddeler de sinir köklerini etkileyerek ağrıya neden olurlar. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

En az bir yıldır adet görmüyorsanız ve yaşınız 50′yi geçmiş ise artık siz de yaşamınızın menopoz döneminde olabilirsiniz. Tipik olarak adet kesilmesinden sonra geceleri sıcak basması, ruhsal sıkıntı, psikolojik değişiklikler görülür.
DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

ennifer Lopez gibi çekici olmak için bazı hileler yapmak yeterli oluyor. Antalya’daki Aden İGS firmasının güzellik uzmanı Tülin Gözde, bu makyaj hilelerini 7 adımda özetledi. İşte Jennifer Lopez çekiciliğini yakalamanın 7 adımı…


1. Krem şeklindeki fondötenden yüzünüze bir parça sürüp parmak uçlarınızla yüzünüze yedirin. Fondötenin üstüne kesinlikle pudra sürmeyin.
2. Göz makyajına başlamadan önce göz kapağınızın çevresine yüzünüze sürdüğünüz fondötenden bir ton açık başka fondöten sürün. Göz altına hafifçe pudra sürün.
3. Kaş altından kirpiğe kadar uzanan kemiğe açık renk ve ışıltılı bir sıvı göz farını parmaklarınızla yayın. Yüzünüze sürdüğünüz pudradan bu bölgeye de uygulayın. İnce bir fırçayla göz kapaklarınıza açık bej tonlarında far sürün.
4. Kirpiklerinizi kıvırın ve yalnızca üst kirpiklerinize rimel sürün. Kirpikleri belirginleştirmek için ince bir fırçayla siyah göz farını üst göz kapağınızın uç kısmına sürün.
5. Bir kaş kalemiyle hafifçe kaşlarınıza renk verin. Sonra bir fırçayla tarayın.
6. Elmacık kemiklerinize gül rengi tonlarında allık sürün. Allığınızın son derece ince olmasına özen gösterin.
7. Dudaklarınızın etrafına doğal renkte bir dudak kalemi sürün. Dudaklarınızın renginden yalnızca bir ton koyu olması gerekiyor. Dudak içini de parlatıcı ya da açık renkte parlak bir rujla boyayın.

ÖNER ŞAN Antalya DHA

Bazılarının alışkanlık haline getirdiği saçın sık aralıklarla yıkanması ve köklerinin tırnakla kazınması, deride egzama hastalığına yol açabililiyor

Konya Numune Hastanesi’nde görevli Cildiye Uzmanı Alaaddin Atalık, çok sayıda kişinin yağdan kurtulmak için saçını sık aralıklarla yıkadığını söyledi. Bunun çok yanlış bir uygulama olduğunu ifade eden Atalık, ne kadar sık yıkanırsa yıkansın yağ bezlerinin saçı tekrar yağlandıracağını kaydetti.
Atalık, sık yıkamaya bağlı olarak yağlanmanın kamçılanacağını vurgulayarak, ”Saçı sık aralıklarla yıkamak doğru değil. Yağdan arındırılması için saçın her gün yıkanması deride tahribata ve kaşınmaya yol açabilir” dedi.
Öte yandan, yıkama sırasında daha iyi temizlik amacıyla saç köklerinin tırnaklarla kazındığını dile getiren Atalık, bu şekildeki şiddetli tırnak uygulamasının deriyi tahriş edeceğini ve egzama gibi hastalıklara yol açabileceğini anlattı.
Ayrıca, kıl köklerinin de tahriş olacağını ve kuruluğa bağlı olarak kaşınmanın artacağını belirten Atalık, ”Saçın haftada 3 kez yıkanması gerekir. Saç derisinde sürekli görülen kaşınma nedeniyle bazı kişiler, saçın yağlandığını düşünerek yıkamaya yöneliyor. Bu düşünceden vazgeçilmeli” diye konuştu.