D vitamini eksikliği, özellikle yaşlı kimselerde depresyon riskini artırabiliyor…

Amsterdam’daki Vrije üniversitesi uzmanlarının 65 ila 95 yaşlarındaki 1282 kişi arasında yürüttüğü çalışma, depresyona uğrayan veya psikiyatrik sorunları olan kimselerde D vitamini eksikliği bulunduğunu gösterdi. Depresyondaki kimselerde D vitamini oranının, diğer insanlardan yüzde 14 düşük olduğu belirlendi. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Miyomu, uzmanlar rahmi büyük ölçüde oluşturan düz adale dokusunun iyi huylu uru olarak tanımlıyorlar. Kadın doğum uzmanı Doç. Dr. Kadir Savan, miyomun başka organlara atlamayan, sadece bulunduğu organı ilgilendiren ve orada ölümcül bir tahribat yapmayan, iyi huylu bir ur olduğunu söylüyor. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Vücudumuzda ki tüm organlar hücrelerden yapılmışlardır. Hücreler çok küçük birimlerdir ve ancak mikroskop altında görüntülenebilirler.

Normal vücut hücreleri sistemli bir şekilde büyür, bölünür ve ölür. Hayatımızın ilk yıllarında yetişkin oluncaya dek normal hücreler daha hızlı bölünür. Yetişkinliğe ulaşılmasının ardından, pek çok dokuda hücreler yanlızca ölen hücreleri yenilemek ve yaralanmaları gidermek amacı ile bölünmeye devam eder. Normal şartlar altında, eğer yeni hücreler gerekmiyorsa her hücrenin içinde bulunan bazı mekanizmalar hücreye bölünmesini durdurmasını söyler. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Nemlendiriciler genç görünüm ve yaşlanmaya karşı cildin savaşım silahlarıdır. Ancak hangi yaşa, hangi cilde ne tür nemlendirici ürünler kullanılmalıdır, bu konuda pek bilgi sahibi değilizdir. Nemlendiriciler sadece cildi kurumaya değil, çevresel kirlilik ve yıpranmaya karşı da koruyor.

Cilt bakım uzmanları, cilt tipiniz ne olursa olsun, cildinizi hergün nem kaybına karşı nemlendirmeniz gerektiği konusunda uyarıyorlar. Yağlı bir cildinizin olması, nemlendirici kullanmanıza gerek yok anlamına gelmez. Cilt bakım maddeleri üreten firmalar, nemlendiricilerin her cilt tipi için ayrı ayrı kullanılması gerektiğini belirtiyorlar. Kuru ciltler için kremler, karışık ve yağlı ciltler ise için losyonlar öneriliyor. Yağlı cildi olanların nemlendirici seçiminde dikkat etmeleri gereken şey, nemledirici kremin yağsız olması. Çünkü bazı kozmetik yağlar akneleri besleyerek harekete geçiriyor. Ancak unutulmaması gereken bir nokta var ki, o da yaşadığınız ortam ve iklime bağlı olarak, daha fazla miktarda nemlendirici krem kullanma ihtiyacında olabileceğiniz.

Yaşlanmaya karşı mücadele
Günümüzde kullanılan nemlendirici kremlerin üretiminde, ağır mineral yağlar artık kullanılmıyor. Bunların yerine yaşlanmaya karşı etkili olan, hücrelerin kendi doğal nem yapısında bulunan asit yağları kullanılıyor. Cildin üst yüzeyindeki hücrelerin yüzde 40′ını su molekülleri oluşturur ve bunlar hemen cildin altında bir çeşit koruyucu bariyer meydana getirirler. Sanki deri tabakalarını birarada tutan bir yapıştırıcı gibi görev yaparlar. Yaşlanmayla birlikte, cildin nem kaybı artar ve nemlendiriciye daha fazla ihtiyaç duyar. Nemlendiricilerin etkili oldukları bölge, “stratum korneum” adı verilen cildin en üst tabakası. Nemledirici ürünler su moleküllerini cildin en alt tabakalarına kadar taşıyarak, derinlemesine nemlendirmeyi sağlarlar.

AHA nedir ?
Nemlendirici ürünlerin hazırlanmasında vazgeçilmez maddelerden biri de, Alfa Hidroksil Asitler’dir. Kısaca AHA adı verilen cilde faydalı bu asitler, doğal bitkilerde bulunan glikolik ve laktik asit içerir. Cildin nemlendirilmesinin yanısıra, ölü hücre tabakasının atılarak, hücre yenilenmesini de sağlarlar. Böylece geride daha canlı ve genç görünümlü bir cilt bırakırlar. Uzmanlar, ölü hücre tabakalarının ciltten atılmadan, cildin nemlendirilemeyeceği görüşünde birleşiyor.

Yaşlanmayı önleyici cilt bakımı
Günümüzde piyasalara sunulan nemlendirici ürünler, B, C vitamini ve Betakaroten gibi cildin yaşlanma sürecini yavaşlatan vitamin çeşitleri içeriyor. UV ışınları, sigara, hava kirliliği ve çevresel faktörler cildin kolajen yapısını bozarak erken yaşlanmasına neden olur. Laboratuar araştırmaları yürüten dermatologlar, polipeptik asit, karbonhidrat, aminoasit ve vitaminlerden oluşan kombinasyonun cildin erken yaşlanmasına sebep olan çevresel faktörlere karşı oldukça etkili olduğunu belirtiyor. Yapılan araştırmalar sonucu, çevre kirliliği nedeniyle havada bulunan sülfür dioksit gazının, D vitaminini etkisiz hale getirdiği anlaşılmış. Bu yüzden uzmanlar özellikle kışın kirli havalarda, yaşlanmayı önleyici cilt bakım ürünlerinin yanısıra nemlendirici kremleri kullanmanın önemini vurguluyor.

NEMLENDİRİCİLER İLE İLGİLİ EN ÇOK MERAK EDİLEN 10 SORU ;
1- Cildi nemlendirmeye ne zaman başlamak gerekir?
Cildinizin tipi ve nemlendirilmesi konusunda mümkün olduğunca erken bilinçlenmenizde fayda var. Cilt kendi halindeyken esnek, pürüzsüz ve canlıdır. Kirli hava, ultraviyole ışınlar gibi çevresel faktörlerin etkisiyle giderek mat ve cansız bir görünüm alır. Bu yüzden yağsız ve güneş ışığı filitreli bir nemlendirici krem kullanmayı, her gün dişlerinizi fırçaladığınız gibi alışkanlık haline getirmelisiniz.
2-Gece kremlerini kullanmak gerçekten gerekli midir?
Gerekli değilse de kullanmanızda büyük fayda var. Birincisi, nemlendirici özelliğiyle cildin günlük nem kaybını önler. İkincisi, gece yarısından sonra harekete geçen hücre yenilenmesini en az 3 - 4 kez artırıcı özelliği vardır. Ayrıca gün boyunca yüzünüzdeki makyajdan hava alamayan cildiniz, gece boyunca kendini tamir etme fırsatını bulur.
3-Temizleme sütleri ve jelleri kullanmalı mıyız?
Bunun cevabı, cildinizin tipine ve yaptığınız makyajın miktarına bağlı. Örneğin kuru ciltli ve yoğun makyaj yapan birisinin yağlı temizleme sütü veya losyonu kullanması gerekir. Yağlı ciltlere ise köpüren jeller ve sıvı sabunlar daha taze bir etki bırakır. Bu tip ürünler seçerken, cildin asit dengesini bozmama ve cildi kurutmama özelliğine dikkat edilmelidir.
4-Cildinizi doğru şekilde nemlendirmeyi biliyor musunuz?
Belli bir yere kadar evet. Cildin nemlendirilmesini lipozom adı verilen su taşıyan moleküller sağlar. Cildin nemlenmesini sağlayan bu moleküller derinin üst yüzeyinde yuvalanmıştır ve dıştan içeriye doğru hareket halindedir. Bu moleküllerin güneş ve aşırı sıcaklarla azalması ciltte kurumalara ve çatlaklara neden olur. Bu nedenle yaz aylarında güçlü formüllü extra nemlendiricili, cildin gün boyu nemli ve yumuşak kalmasını sağlayan ürünler kullanmalısınız.
5-Nemlendirici kremler her gün kullanılmalı mıdır?
Cilt, mevsimlere ve çevresel faktörlere göre tepki verir. Örneğin yazın daha yağlıdır, kışın ise soğuk hava ve rüzgarlar nedeniyle kuru, pütür pütür bir görünüm alır. Hastalıklar ve stres de cildin canlı, parlak görünümü alıp götürür. Bu nedenle cildinizin düzenli kullanılan bir nemlendiriciye ihtiyacı vardır.
6-Yağlı nemlendiciler siyah noktalara neden olur mu?
Günümüz cilt bakım formülleri gözenekleri tıkamayan, siyah nokta yapmayan, ancak cildi koruyacak kadar yağ içeren ürünlerden oluşuyor. Eğer cildiniz yağlı ise mineral yağlardan ve balmumundan üretilmiş ürünleri tercih edin.
7- Kremin etkili olup olmadığını öğrenmek için kaç hafta geçmesi gerekiyor?
Etkiyi görmek için üç - dört hafta yeterlidir. Bu süre cildin en üst tabakası olan epidermisin kendini tamamen yenileme süresidir. Doğru seçilmiş bir nemlendirici, su hücrelerinin cilt yüzeyinden cildin derinlerine kadar hareketi için uygun ortamı sağlar, üst deriyi mükemmel bir yumuşaklığa kavuşturur. Cildinizdeki değişikliği kısa sürede farkedersiniz: cilt, daha parlak, pürüzsüz ve temiz bir görünüm alır.
8- Nemlendirici kremler kırışıklıkları önleyebilir mi?
Tamamen değil. Henüz kırışıklıkları tamamen durduran ve oluşmuş çizgileri ortadan kaldıran bir formül keşfedilmedi. Buna rağmen nemlendiriciler, çevresel faktörler ve su kaybından dolayı oluşan erken yaşlanmayı önlerler. Sağlıklı bir beslenme ve hayat biçimi cildi güçlendirir, yenilenmesini sağlar. Bayat ve yağlı yiyeceklerden kaçınmak, sigara ve alkol kullanmamak, yeterince uyumak ve egzersiz yapmak genç kalmak için gerekli. Ayrıca bilim adamları vitaminlerin yararlı etkilerinin göz ardı edilmemesi gerektiğini söylüyorlar. Cildin yaşlanmasından sorumlu olan ultraviyole ışınların zararlı etkisini A,C,E vitaminleri ile beta - karoten adlı vitamin azaltıyor. Bunlar yeşil yapraklı sebzeler, meyvelerde bol miktarda mevcut. Ayrıca nemlendirici kreminizi alırken formülünde bu vitaminleri içerenleri tercih edebilirsiniz.
9-Göz çevresi nemlendiricileri kullanmak yararlı mıdır?
Yararlıdır, çünkü göz çevresindeki deri yüzün diğer kısımlarına oranla daha incedir. Bu aynı zamanda kırışıklıklara daha elverişli anlamına gelir. Bu yüzden göz çevresine ayrı bakım uygulamak yararınızadır. Ancak yağlı kremler bu bölgenin hassasiyetini daha da artırır. Bu yüzden yağsız olan göz kremlerini tercih edin. Gözaltı jelleri de bu bölgedeki cilt yenilenmesini hızlandırarak daha gergin bir hale getirir, kırışıklık izlerini hafifletir.
10-Su içmek cildi nemlendirir mi?
Vücudumuzun yüzde 70′i sudur ve de bunun yüzde 20’si deri tarafından kullanılır. Günde en az bir litre su içmek cildi içeriden temizlemeye yardım eder, zehirlerden arındırır, yumuşaklığı korur, temiz ve sağlıklı olmasını sağlar.

ABD’de yapılan bir araştırma, gençlerin bir çeşit cilt hastalığı olan akne hakkında yanlış bilgiye sahip olduğunu ortaya koydu


Alabama Üniversitesi uzmanları tarafından yapılan araştırma gençlerin büyük korkuları olan sivilceler hakkında yeterince bilgiye sahip olmadıklarını ortaya koydu. Uzmanlar, aknenin gençlerin yüzde 80′inde çeşitli düzeylerde görülebildiğini, vakaların ancak yüzde 30′una tıbbi işlem gerektiğini belirttiler.

Yüzlerini yeterli sıklıkta yıkamadıkları için sivilcelerden kurtulamadıklarına inanan gençlerin yanlış düşündükleri, sık sık yüz yıkamanın tam aksine sivilceleri azdırabileceği bildirildi. Uzmanlar, yüzdeki sivilcelerle fazla oynanmaması gerektiğine de dikkat çektiler.

Bazı doktorların sivilceli gençlere çikolata yememelerini ve kola içmemelerini salık verdikleri, oysa aknenin genellikle hormonsal nedenlerden kaynaklandığı kaydedildi.

Akne için etkili tedavi yöntemlerinin bulunduğu, ilaçlara duyarlılık gösterilmeyen vakalarda kliniklerin devreye girebildiği belirtildi. Kliniklerde akneden kaynaklanan izler yok edilebiliyor.

Sinir bozukluğu, baş ağrısı, cilt kanseri, felç… Güneş ve sıcağın kötü etkilerini sayan uzmanlar sadece deniz kenarında değil şehir içinde de koruyucuları kullanmamız gerektiğini söylüyor; “Su ve tuzlu ayran için, dar giysiler giymeyin, şapka takın” diyorlar

sağlık / AYŞEGÜL AYDOĞAN

Bronzlaşma sevdası, bir an önce yanık tene kavuşma telaşı daha yaz gelmeden başlar. Ancak cildinizin rengi koyulaşırken beraberinde getirdiği riskleri yeterince biliyor musunuz?
Uzmanlar bronzlaşmayı cildin savunma mekanizması olarak nitelendiriyor. Bronzlaşma için cildin kendi kendini koruması demek yanlış değil. Önce ciltte kalınlaşma oluyor, sonra deri korunmak için daha fazla renk maddesi üretiyor, koyulaşmaya başlıyor.

“Sarışınlar, çilliler ve benliler daha çok zarar görürler”
Güneş koruyucularının şehir içinde mayıs ayından itibaren kullanılmaya başlanması gerektiğini belirten Dermatolog Dr. Nahide Onsun, bu alışkanlığın çocuk yaştan itibaren kazanılmasının şart olduğunu söylüyor. Cilt kanserlerinin yıllar sonundaki birikimle ortaya çıktığını vurgulayan Onsun, sözlerini şöyle sürdürüyor:
“Çocuk yaştan itibaren güneşlenmeye başlıyoruz, sokakta, parkta, bahçede deniz kenarında derken bunlar zaman içinde güneşin uzun vadeli etkilerine neden oluyor. Cilt kanserleri genellikle 40′lı yaşlardan sonra ortaya çıkıyor. Çilliler, sarışın-mavi gözlü olanlar, güneşte her zaman kızarıp yanan ama bronzlaşamayanlar, çok fazla beni olanlar risk grubunu oluşturuyor. Normalde benli olmak güneşten daha fazla etkilendiğini ve zarar gördüğünü gösteren bir işarettir. Güneşle birlikte ben ve çiller artabilir. Deri rengi koyulaştıkça güneşten etkilenmenin de şiddeti azalır ama yine de güneş koruyucu mutlaka sürülmeli.”

“Baş ağrısı, bayılma, burun kanaması ve kramp olabilir”
En iyi şemsiyenin bile yüzde 70′ten fazla korumadığını da belirten Onsun “Yansıyan ışınları da unutmamak lazım. Saat 11.00-16.00 arasında şemsiye altında bile olsa dışarıya çıkılmamalı. Havuzda, denizdeyken koruyucular sürülmüyor. Oysa özellikle sürülmeli çünkü güneş ışınlarının etkisine iki kat daha fazla maruz kalınıyor. Bu gibi yerlerde vücut hem dibe geleni hem de yukarı yansıyanı alıyor. Tekne gezilerinde özellikle dikkat edilmeli. Yürürken, voleybol oynarken güneş her zaman her yere ulaşır” diyor.
Yaz aylarında en çok görülen sağlık sorunlarından olan sıcak çarpmalarının hafife alınmaması konusunda uyaran International Hospital Enfeksiyon Hastalıkları uzmanı Dr. Leyla Dilek Mamçu, özellikle yaşlılar, çocuklar, alkol kullananlar, hipertansiyon, şeker, kanser hastaları ve şişmanlar için sıcak çarpmasının daha ağır bir risk yarattığını vurguluyor. Mamçu bunların dışında yüksek tansiyonu olanların, kalp ilaçları kullananların da risk altında olduğunu belirterek “Bu yıl biraz endişeliyim. İnsanlar güneşe hasret kaldılar, bu nedenle de kendilerini korumasızca deniz kenarlarına atmasınlar” diye uyarıyor.
Mamçu güneşin zararlı etkilerini şöyle anlatıyor: “Sıcak havalarda vücudumuzda ilk tepki olarak ısıyı atabilmek için kan damarları genişler. Terleyerek de vücudumuz sıvı kaybeder. Eğer bunlar çıkamazsa, bir şekilde vücudumuzda kalıcı olurlarsa kalpte atım hızı arttar. Yine aynı şekilde kanın içinde elektrolit dediğimiz sodyum, potasyum gibi maddelerin oranı değişir. Bu değişiklikler özellikle kalp, akciğer ve tansiyon hastaları ile idrar söktürücü ilaç kullananlarda aniden bayılma, şiddetli baş ağrısı veya burun kanamasıyla ortaya çıkabilir. Hastada ayrıca şiddetli bir halsizlik, yorgunluk ve bacak krampları oluşabilir.”

“Uzun süre sıcakta kalanlar felç tehlikesi ile karşı karşıya”
Mamçu tüm tehlikeler arasındaki en ağırının inme-felç riski olduğunu belirtiyor ve devam ediyor: “Uzun zaman sıcakta kalıp şapka giymemek, ayran, su içmemek gibi tedbir almayan kişiler için felç büyük bir risktir. Vücut ısısı artıyorsa işte o zaman problem başlar. Bu kişilerde cilt kurur, kızarıklıklar görülür. Yaygın olarak bilinci değişir, ateşi 40 derecenin üzerine çıkar. Beyin bulanıklığıyla beraber kişilik değişiklikleri başlar, anormal, saçma sapan konuşmalar, saldırganlık görülür. Bu kişilere acil olarak müdahale edilmezse ve beyin hasarı artık başlarsa (beyindeki ısı artışıyla proteinlerin bozulması) olay geri dönülmez safhaya kadar gelir. Sıcak çarpmasının en ileri safhası sıcak felci ya da sıcaklık inmesi dediğimiz bu durumdur.”

“Sıcaklar sinirleri bozuyor, saldırganlığı artırıyor”
Dr. Leyla Dilek Mamçu özellikle yaşlıları, çocukları, şişmanları, alkol alanları, panik hastalığı olanları, kalp ve tansiyon hastalarını çok sıcak saatlerde dışarı çıkmamaları konusunda uyarıyor. “Eğer çıkmaları gerekiyorsa mutlaka şapka takmalı, sık sık su tüketmeli, tuzlu ayran içmeli” diyor Mamçu: “Sıcağın altında aşırı aktivite ve egzersiz de son derece sakıncalı. Sık sık serin bir ortama girip dinlenmek şart. Giysiler tek kat ve pamuklu, ter emici nitelikte olmalı. Dar giysiler giyilmemeli, giysilerde açık renk tercih edilmeli. Çocuklar kapalı arabalarda bırakılmamalı. Aksi halde su kaybından, sıcak çarpmasından bir saatte bile kaybediliyor.”
Mamçu’nun verdiği bilgiye göre sıcak ayrıca beyindeki bazı kimyasalların çalışmasını da olumsuz etkiliyor. Bunun sonucunda kişilik değişiklikleri ve sinirlilik ortaya çıkıyor.
Memorial Hastanesi Dermatoloji Bölümü’nden Dr. Hasibe Özkılıç ise Dünya Sağlık Örgütü’nün, 46. kuzey ile 46. güney paralelleri arasında yaşayan beyaz ırktan insanlara yaz aylarında 08.00 - 17.00, kış aylarında 10.00 - 15.00 saatleri arasında güneş ışığından tam olarak korunmayı önerdiğine işaret ediyor. Erken cilt yıpranmasının en önemli nedeni olan güneş ışınlarına uzun süreli ve tekrarlayan şekilde maruz kalınmasıyla son 50 yılda cilt kanserlerinin görülme sıklığının da arttığını belirtiyor. Özkılıç, 0-18 yaş arasında güneş ışığından
tam olarak korunmuş çocuklarda deri kanserlerinin oranının yüzde 98 azaldığının kanıtlandığını söylüyor.

Aşırı terlemeye karşı botox

Acıbadem Hastanesi Bakırköy Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Sadiye Tanyeri, bazı kişilerde ter bezlerinin aşırı çalışmasına bağlı olarak terlemenin özel ve sosyal yaşamı olumsuz etkilediğini vurguluyor. Tanyeri bu kişilerde, özellikle stresli durumlarda ter salgılarının hiçbir aktivite yapmasalar dahi arttığını söylüyor. Sıklıkla estetik uygulamalardan adını duyduğumuz botox uygulamasının son yıllarda aşırı terlemenin tedavisinde de kullanıldığını belirten Tanyeri, şu bilgileri veriyor: “Botox, uygulandığı yerde sinir uçlarında sinir iletisini geçici olarak bloke eder. Bu yolla aşırı terlemenin durdurulmasını sağlar. İlaç; koltuk altı, el ve ayaklara bölge uyuşturulduktan sonra yüzeysel enjekte edilir. 2-5 gün içinde etkisini gösterir ve 5-7 ay boyunca etkinliğini korur.”