Kızlardaki cinsel değişiklikler arasında memelerin gelişmesi ve erkeklerdeki gibi kasık ve koltuk altında tüylerin ortaya çıkması bulunmaktadır. Her iki cinste de değişiklikler görülmeden önce hormonlar azalıp çoğalarak hazırlayıcı bir dönem oluştururlar.
Görünür bir değişiklik ya memenin tomurcuklanması (meme gelişiminin başı) ya da seyrek, açık renkli kasık tüylerinin ortaya çıkmasıdır. Ter bezlerinin etkinliği de artar. Memeleriniz arasında bir farklılık oluşursa, birkaç ay sürse bile kaygılanmayın.
Genellikle meme gelişimi başladıktan yaklaşık bir yıl sonra büyüme hızı en üst düzeye çıkar. Büyük olasılıkla bu büyüme atağı sırasında menarş (ilk adet kanaması) görülecektir.
İlk adet kanamasının görülmesi artık fiziksel olarak hamile kalabileceğiniz anlamına gelir. Eğer yumurtalıklar yumurta üretirse (ovulasyon) ilk adetten önce bile hamile kalınabilir. Eğer cinsel ilişkiye giriyorsanız hamile kalmanızı önleyecek yöntemleri öğrenin (bkz. Hamileliği Önleme Yöntemleri)
Adet kanamasının başlamasından önceki ayda ara sıra beyaz ya da sarı vajinal akıntı olabilir. İlk birkaç adet kanamasının düzensizlikler göstermesi de normaldir. Ancak, yaklaşık bir yıl içinde düzenli hale geleceklerdir. Daha sonra her 24 ile 34 günde bir 3 ile 7 gün arasında süren adet dönemleriniz olacaktır. Çoğu genç kız adet kanını emmesi için tek kullanımlık dış pedler kullanır. Bununla birlikte, kızlık zarı vajina ağzını tam olarak kapatmadığı için nasıl kullanılacağını öğrenerek tampon da kullanabilirsiniz. Eğer tampon kullanacaksanız toksik şok sendromu riskini azaltmak için sık sık değiştirmelisiniz.
İlk birkaç adet dönemi sırasında ağrılı adet görme (dismenore) olağan değildir. Ancak ergenliğin daha sonraki dönemlerinde görülebilir. llk adet kanaması görülürken boy uzamasına devam etmektedir. Memeler daha da gelişecektir. Erkeklerdeki kadar olmasa da ses kalınlaşır.
Ergenlik dönemi yaklaşık 4-5 yıl içinde vücut gelişiminin tamamlanmasıyla sonlanır.
Cinsel olgunlaşmanın başlama yaşı geniş
bir yaş aralığında olur. Kızlarda cinsel olgunlaşma 8 yaşından önce başlarsa erken olduğu, 13 yaşından sonra başlarsa gecikmiş olduğu düşünülür.
Beslenme ile ergenlik döneminin başlangıcı arasında bir ilişki vardır.
Son yirmi otuz yılda insanların daha iyi beslenmeye başlaması, endüstrileşmiş ülkelerde birbirini izleyen birkaç genç kız kuşağında neden ergenliğin daha erken yaşta başladığını açıklamaktadır.
Ayrıca, ergenlik dönemi sonradan zayıflayan şişman genç kızlarda daha erken başlamaya eğilimlidir.

Kızlardaki cinsel değişiklikler arasında memelerin gelişmesi ve erkeklerdeki gibi kasık ve koltuk altında tülerin ortaya çıkması bulunmaktadır.
Her iki cinste de değişiklikler görülmeden önce hormonlar azalıp çoğalarak hazıriayıcı
bir dönem oluştururlar.
Görünür bir değişiklik ya memenin tomurcuklanması (meme gelişiminin başı) ya da seyrek, açık renkli kasık tüylerinin ortaya çıkmasıdır.
Ter bezlerinin etkinliği de artar. Memeleriniz arasında bir farklılık oluşursa, birkaç ay sürse bile kaygılanmayın.
Genellikle meme gelişimi başladıktan yaklaşık bir yıl sonra büyüme hızı en üst düzeye çıkar. Büyük olasılıkla bu büyüme atağı sırasında menarş (ilk adet kanaması) görülecektir.
Ilk adet kanamasının görülmesi artık fiziksel olarak hamile kalabileceğiniz anlamına gelir.
Eğer yumurtalıklar yumurta üretirse (ovulasyon) ilk adetten önce bile hamile kalınabilir.Eğer cinsel ilişkiye giriyorsanız hamile kalmanızı önleyecek yöntemleri öğrenin
Adet kanamasının başlamasından önceki ayda ara sıra beyaz ya da sarı vajinal akıntı olabilir. Ilk birkaç adet kanamasının düzensizlikler göstermesi de normaldir. Ancak, yaklaşık bir yıl içinde düzenli hale geleceklerdir. Daha
sonra her 24 ile 34 günde bir 3 ile 7 gün arasında süren adet dönemleriniz olacaktır. Çoğu genç kız adet kanını emmesi için tek kulianımlık dış pedler kullanır. Bununla birlikte, kızlık zarı vajina ağzını tam olarak kapatmadığı için
nasıl kullanılacağını öğrenerek tampon da kullanabilirsiniz. Eğer tampon kullanacaksanız
toksik şok sendromu riskini azaltmak için sık sık değiştirmelisiniz.
Ilk birkaç adet dönemi sırasında ağrılı adet görme (dismenore) olağan değildir. Ancak ergenliğin daha sonraki dönemlerinde görülebilir.llk adet kanaması görülürken boy uzamasına devam etmektedir. Memeler daha da gelişecektir.
Erkeklerdeki kadar olmasa da ses kalınlaşır. Ergenlik dönemi yaklaşık 4-5 yıl içinde vücut gelişiminin tamamlanmasıyla sonlanır.
Cinsel olgunlaşmanın başlama yaşı geniş bir yaş aralıgında olur. Kızlarda cinsel olgunlaşma 8 yaşından önce başlarsa erken olduğu, 13 yaşından sonra başlarsa geçikmiş oiduğu düşünülür.

Beslenme ile ergenlik döneminin başlangıcı arasında bir ilişki vardır.
Son yirmi otuz yılda insanların daha iyi beslenmeye başlaması, endüstrileşmiş ülkelerde birbirini izleyen birkaç genç kız kuşağında neden ergenliğin daha erken yaşta başladığını
açıklamaktadır.
Ayrıca, ergenlik dönemi sonradan zayıflayan şişman genç kızlarda daha erken başlamaya eğilimlidir.

Adet kanamasının tahmini yaşı gelmeden önce okul çağındaki bazı kızlarda vajinadan kan gelebilir. Böyle bir şey olursa kızınızın doktoruna danışın.
Doktor ilk önce kanamanın kaynağını belirleyecektir. Genelde bu kanamanın nedeni adet kanamalarının başlıyor olması değildir, ancak vulvovaginitis, (genital ve vajinal alanlarda iltihaplanma) genital tümör, travma ya da vajinadaki yabancı bir kitle gibi bir nedenden kaynaklanabilir.
Bazı durumlarda böyle bir kanamanın nedeni yine de erken ergenliğe bağlı olan prematüre adet kanaması da olmaktadır.

BÖLÜM 1: Doğum gerçekten başladı mı?

Doğum eylemi yani “doğum sancıları”, dış ortamda yaşamaya hazır hale gelmiş bebeğin anne bedeninden ayrılmasıyla sonuçlanan bir süreçtir. Bu sürecin başlangıcını düzenli uterus kasılmalarının ortaya çıkması, bitişini de bebeğin doğması, plasenta ve diğer gebeliğe ait yapıların atılması, yani uterusun boşaltılması belirler.

Normal doğum genel anlamda vajinal yolla gerçekleşen doğum demektir. Vajinal doğumların %96’sı baş gelişi, geri kalan kısmı da makat gelişi şeklinde gerçekleşir. Bu sayfada baş gelişi ile doğumun ayrıntıları anlatılmaktadır. Makat gelişi ile vajinal doğum hakkındaki bilgileri “Normal doğumun özel şekilleri” bölümünde bulabilirsiniz.

Anne adayının bedeninin doğum eylemine hazırlanması

Doğum eyleminin başarıyla sonuçlanabilmesi için anne adayının bedeninde eylem öncesi dönemlerde birçok hazırlık yapılır. Bu hazırlıklar gebelik başladığı andan itibaren başlar: Gebelik bedende algılandığı andan itibaren işlevsel olarak her zaman kasılmaya hazır olan uterusun kasılmaları baskı altında tutulmaya başlanır. Bebeğin olgunlaşma süreci tamamlanana kadar da bu baskılama devam eder. Gebeliğin ilerleyen dönemlerinde uterus üzerindeki baskı azalmaya başlayınca kısa süren, genelde ağrıya yol açmayan ve nadir gelen kasılmalar ortaya çıkar. Braxton-Hicks kasılmaları denen bu kasılmalar anne adayı tarafından da hissedilir. Bunların amacı serviksi (rahimağzı) doğum eylemine hazırlamaktır.

Serviks (rahimağzı) olgunlaşması

Serviks normal şartlarda oldukça dayanıklı bir bağ dokusundan oluşan, giriş kısmı kapalı, sert, koni biçiminde bir yapıdır. Daha önce doğum yapmış olanlarda 1-2 cm açık olabilir. Bu yapı, doğum eyleminde çok önemli bir rol üstlenir: Uterus kasılmaları bebeği doğum kanalından aşağı itmeye çabalarken serviks yaklaşık olarak 10 cm genişliğinde açılarak bebeğin uterusun içinden çıkmasına izin verir. Serviksin açılması uterusun doğum eylemi esnasındaki kasılmalarıyla paralel gider. Serviksin uygun bir şekilde açılabilmesi için buna hazır olması gerekir. Doğum eylemine hazırlık döneminde servikste bir dizi değişim başlar: Giderek kıvamı yumuşamaya başlar. Yönü başta annenin bel kemiğine doğru iken öne doğru yön değiştirir. Aynı zamanda servikste “silinme” denen bir süreç gerçekleşir. Bu süreçte serviks uzunluğu azalır ve yapı incelir. Olgunlaşmış bir serviks artık doğum eyleminin yarattığı kasılmalara duyarlıdır ve kasılmalarla açıklığı giderek artmaya başlar.

Daha önce doğum yapmamışlarda genellikle serviksin olgunlaşma hazırlıkları tamamlandıktan sonra kasılmalar başlar. Daha önce doğum yapmış olanlarda ise serviks olgunlaşmasının bir kısmı doğum eylemiyle paralel gider (Örneğin daha önce doğum yapmış olanlarda silinme doğum eylemi esnasında tamamlanabilir).

Doğum eyleminin başlamasına ne kadar var?

Gebeliğinizin başından sonuna kadar düzenli olarak rutin antenatal (doğum öncesi) kontrollerinize gittiniz. Herşey yolunda gitti. Bebeğinizin tüm organ sistemleri kendi kendine yetebilecek olgunluğa ulaştı. Doktorunuza en son gittiğinizde doktorunuz artık “gününüzün dolduğunu” ve bebeğin doğuma hazır olduğunu söyledi. Bundan sonra sizi neler bekliyor?

İlk olarak hatırda tutmanız gereken, doğum belirtileri başlamadığı sürece doktorunuzun sizi çağırdığı tarihlerde antenatal kontrollere devam etmenizdir. Gebelerin yanlızca %5′i tam 40. gebelik haftasında doğum yapar. Doğum eyleminin 40. gebelik haftasından iki hafta önce ya da iki hafta sonra başlaması normal kabul edilir. Eylem başlamadığı sürece genel olarak haftalık kontroller devam eder ve bu kontrollerde bebeğin NST ve/veya ultrason ile iyilik hali değerlendirilir.

Doğum eyleminin başladığı nasıl anlaşılır?

Yukarıda bahsedilen hazırlayıcı kasılmalar bazen o kadar şiddetli olabilir ki doğum eylemiyle karışabilir. Özellikle ilk doğumunu yapacak anne adayları gerçek doğum sancısının nasıl bir şey olduğunu bilmediklerinden bu hazırlık kasılmaları esnasında paniğe kapılabilirler. Gerçek doğum sancılarının başladığını ve artık çantanızı alıp hastaneye gitmeniz gerektiğini nasıl anlayacaksınız?

Gerçek doğum sancılarının en önemli özelliği düzenli aralıklarla oluşmalarıdır. Önceleri daha az sıklıkla ancak yine de düzenli aralıklarla gelen doğum sancıları belli bir aşamadan sonra tipik olarak 10 dakikada üç kez ortaya çıkar ve her bir kasılma yaklaşık 50 saniye sürer. Gerçek sancılar istirahat etmekle geçmez. Şiddeti de zaman içinde giderek artar. Kasılmaları karnınıza ellediğinizde rahatlıkla hissedebilirsiniz. Eğer kasılmalarınız belli bir düzene girmişse ve istirahatle geçmiyorsa hastaneye gitme zamanıdır.

Doğum eylemine geçiş her zaman önce sancıların başlaması şeklinde olmaz. Bazı anne adaylarında sancılar başlamadan önce su kesesi açılabilir. Böyle bir durum ortaya çıkarsa bebeğin değerlendirilmesi için hastaneye gitmelisiniz.

“Nişan” denilen hafif kanlı-sümüksü akıntı, serviksteki bebeği koruyucu tıkacın atılmasından ibarettir. Ek bir belirti ya da şikayet yoksa beklemeye devam edebilirsiniz. Genellikle nişandan sonraki ilk iki günde doğum başlar.

Gebeliğinizin seyri esnasında size hemen doktora başvurmanızı gerektiren acil durumlar doğum sancılarını beklemekte olan anne adayları için de geçerlidir.

Bunlar özetle:

Şiddetli ve istirahatle geçmeyen düzenli kasılmalarınız olursa doğum eylemi başlamıştır, hastaneye gidiniz.

Kasılmalarınız aşırı uzun sürüyorsa, kanamanız oluyorsa, suyunuz gelmişse, bebek hareketlerinde azalma hissettiyseniz ileri inceleme gerektiren bir durum var demektir. Hemen doktorunuzla irtibata geçip hastaneye gidiniz.

Doğum için başvurduğunuzda hastanede yapılan ilk incelemeler

Hastanede doktorunuzla buluştunuz. Doktorunuz sizin gebe kartınızda bugüne kadarki antenatal kontrollerde elde edilen bulguları tekrar gözden geçirecek ve sizden şikayetiniz hakkında ayrıntılı bilgi alacaktır. Daha sonra pelvik muayene yapılması için doğumhaneye alınacaksınız.

Pelvik muayene

“Tuşe” adı verilen bu elle muayene çok önemlidir: Bu muayene serviksin açıklığı, silinmesi ve yumuşaması, bebeğin başının doğum kanalının neresinde olduğu ve amniyos kesesinin bazı özellikleri hakkında bilgi verir. Ayrıca doğum kanalının giriş kısmı, kanalın özellikleri ve doğum kanalının çıkış kısmı konusunda da önemli bilgiler bu muayenede edinilir. Kanalın kemik ve yumuşak doku yapısında bebeğin geçişine engel olabilecek durumlar (çatı darlığı gibi) bu muayene esnasında ortaya çıkar.

Bebeğin durumunun değerlendirilmesi

Pelvik muayene bittikten hemen sonra bebeğin kalp atımları ile uterus kasılmaları arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi amacıyla yaklaşık olarak 20 dakika süreyle kardiyotokografik inceleme yapılacaktır. (Bazı doktorlar yalnızca fetoskop denen cihazla bebeğin kalp atışlarını dinlerler.)

Doğum gerçekten başlamamışsa evinize gidebilirsiniz

Bu incelemeler sonucunda doktorunuz gerçek doğumun başlamadığı yönünde karar verirse ve kardiyotokografi (ya da fetoskop ile duyulan bebek kalp atışları) normalse sizi istirahat amacıyla evinize geri gönderebilir. Özellikle ilk doğumunu yapacak olan anne adayları genellikle doğum eylemi henüz tam başlamadan başvururlar. Bu durumda sizin gereksiz yere sattlerce hastanede kalmanızı engellemek amacıyla bu yerinde bir karardır. Doktorunuz size gerçek doğum sancılarının özelliklerini ayrıntılarıyla anlatacak ve bu ağrıların başlaması durumunda ya da diğer başvurmanız gereken özel durumlarda sizden tekrar başvurmanızı isteyecektir.

Bulgular gerçek doğum eyleminin başladığı yönündeyse artık bebeğinizle kucaklaşmanıza saatler kalmış demektir. Doğumhane kıyafetinizi giyebilirsiniz. Doğum eylemi başlamıştır.

BÖLÜM 2: Doğumhaneye hoşgeldiniz

Bir önceki bölümde sizin doğum ağrılarıyla hastaneye başvurduğunuzda neler yaşayacağınızı anlatmıştık. Bu bölümde de doğum eylemi başladıktan sonra sırasıyla yaşayacaklarınızı bulacaksınız. Öncelikle doğum eylemi denen olguya biraz daha yakından bakalım:

Doğum Eyleminin Evreleri

Doğum eylemi üç ayrı evreye ayrılır:

Birinci evre: Gerçek doğum sancılarının başlamasından serviksteki genişlemenin yaklaşık 10 cm (tam açıklık) olmasına kadar geçen evredir. Serviksin tam açık olması demek bebeğin artık doğum kanalından çıkmasında karşısında tek engel olan serviks engelinin ortadan kalkmış olması demektir.

İkinci Evre: Tam açıklık oluşmasından bebeğin doğmasına kadar geçen evredir.

Üçüncü Evre: Bebeğin doğumundan plasenta ve amniyos zarlarının dışarı atılmasına kadar geçen evredir. Bu evre sonunda gebelik fiziksel olarak bitmiş ve gebeliğin biyokimyasal, hormonal, fizyolojik tüm etkileri ortadan kalkmaya başlamıştır.

Doğumun birinci evresi:

İlk pelvik muayeneniz yapıldı, doğum eyleminin başladığına karar verildi ve doğumhanede yerinizi aldınız. Bundan sonra neler olacak?

İlk önce antenatal tetkiklerinizden eksik kalan incelemeler varsa bunlar yapılacak, ya da gerek görülürse tam kan ve tam idrar tahlili için idrar ve kan örnekleri alınacaktır.

Doktorunuz size bu aşamada lavman yapılmasını önerecektir. Lavman, kalın barsakta biriken dışkının tümüyle dışarı atılmasını sağlar. Bunun önemi büyüktür, zira doğumun ikinci evresinde ıkınmalar esnasında dışkı dışarı çıkıp bebeğin başına bulaşabilir. Ayrıca lavmanın doğumun birinci evresini de hızlandırıcı özelliği vardır. Lavman sonrasında doktorunuz bebeğin kalp atışlarını tekrar dinleyecek gerekirse kardiyotokografi incelemesi tekrar edilecektir.

Birinci evrede sizin yapabilecekleriniz ve yapmamanız gerekenler nelerdir?

Tercih ederseniz ve suyunuz henüz gelmemişse dolaşmanızda bir sakınca yoktur ve bu kasılmaların daha düzenli olmasına yardımcı olabilir. Bu şekilde kendinizi daha rahat hissederseniz doktorunuza danışarak kalkın ve dolaşın.

Birinci evrede ağızdan katı ve sıvı gıda almamanız önemlidir. Zira özellikle doğumun ikinci evresinde bulantı sıktır ve mideniz dolu olursa kusmanız daha büyük olasılıktır. En önemlisi de eğer doğumun herhangi bir evresinde sezeryan gerekirse bu durumda genel anestezide ortaya çıkması muhtemel riskleri azaltmak için midenin tümüyle boş olması gereklidir. Eğer çok susarsanız doktorunuza danışarak az miktarda su içebilirsiniz. Ancak kesinlikle katı gıda almayınız. Eğer çok bitkin düşerseniz damar yoluyla sıvı ve glikoz verilebilir.

Kasılmalarınız esnasında derin nefes alıp vermeniz bebeğe giden oksijen miktarını artıracak ve ağrıları daha hafif hissetmenize yardımcı olacaktır.

Bu evrede yapılacak işlemler

Doktorunuz belli aralıklarla yanınıza gelecek ve şikayetlerinizi değerlendirecektir. Genellikle yarım saatte bir bebeğin kalp atışları dinlenecek ve gerektiği durumlarda kardiyotokografi cihazı tekrar karnınıza bağlanarak daha ayrıntılı inceleme yapılacaktır. İki saatlik aralıklarla serviksteki açılma ve bebeğin kanaldaki durumu değerlendirilecektir. Bu incelemelerin amacı doğumun normalden yavaş seyredip seyretmediğini ortaya çıkarmaktır.

Serviksteki açılma belli bir aşamaya geldiğinde eğer hala su keseniz kendiliğinden açılmamışsa doktorunuz doğumun seyrinin yavaşlamasını engellemek için bu keseyi kendisi açmayı tercih edebilir. Siz pelvik muayene pozisyonundayken bebeğin kalp sesleri dinlendikten sonra doktorunuz keseye ufak bir delik açmak için tasarlanmış aleti vajinadan servikse doğru ittirir ve dikkatli bir şekilde keseyi açar. Bu, tümüyle ağrısız bir işlemdir. Doktorunuz gelen sıvının rengini not eder. Bebek kalp sesleri tekrar dinlendikten sonra işlem biter.

Epidural ile doğum tercihi yapmışsanız, epidural kateterinin yerleştirilmesi işlemi bu aşamada gerçekleştirilir. Epidural tercih etmemişseniz ya da bu uygulama çeşitli nedenlerle sakıncalı bulunmuşsa eyleminizin aşırı ağrılı geçmesi durumunda damar ya da kalçadan enjeksiyon yoluyla bazı ağrı kesici ilaçlar belli kurallara uyularak uygulanabilir.
Bu evrenin sonuna doğru ıkınma başlayabilir. Doktorunuz söylemediği sürece ıkınmayınız.

Doktorunuz size yaptığı muayenede “serviks tam açık” müjdesi verdiğinde birinci evre bitmiş demektir.
BÖLÜM 3: Çok Az Kaldı!

Serviks tam açık olduğu andan itibaren artık doğumunuz çok yaklaştı demektir. Artık serviks engeli ortadan kalkmış ve bebek yanlızca 10 santimetre olan “uzun yolu katetmeye çoktan başlamıştır bile.

Doğumun ikinci evresi

Doğumun ikinci evresinde bebeğin önündeki engel kalkmıştır. Önünde bulunan yaklaşık 10 cm uzunluğundaki kanaldan dışarı çıkmak için çaba göstermeye başlar. Doğum kanalı denen yapı, uzunluğu 10 cm. olan ve iç duvarlarının büyük kısmı vajina tarafından oluşturulmuş bir tüneldir. Vajinanın etrafı ise kaslar ve bağdokusu ile sarılıdır. Vajina ve diğer dokular bebek başının ilerlemesini genellikle engellemezler. Ancak kanalın etrafını çeviren bir de kemik yapılar vardır. Bunlar pelvis denen yapıyı oluşturan kemiklerdir. Bu kemiklerin birbirlerine bağlandığı ligamentler oldukça esnek olmasına karşın, kemik yapının genişleme özelliği yoktur. Bu yüzden bebeğin baş ve vücudunun bu kemiklerin engellerini aşacak şekilde yeniden yapılandırılması gerekir. Bebeğin uterus içindeki duruş şekli, bebeğin baş kemiklerinin özellikleri ve doğum kanalında bulunan çeşitli çukur ve tümsekler bu yapılandırmaya yardımcı olur. Doğum kanalının girişi oval bir yapıya sahiptir ve bebek buradan başını çenesine değdirerek ve bir miktar çevirerek geçebilir. Bu geçiş kanaldan geçişin en önemli etaplarından biridir zira baş geçmeyi başardığında diğer kısımların bu giriş kısmından kanala girmesi kolaydır.

Bebek, daha önce doğum yapmamış olanlarda genelde doğum eylemi başlamadan önce kanalın giriş kısmından başını içeriye sokar ve doğum kanalı içinde az miktarda ilerler. Daha önce doğum yapmış olanlarda ise doğum kanalına giriş doğum eylemi başlayana kadar gerçekleşmeyebilir.

Angajman-”yolun yarısı”

Doğum kanalının tam ortasında sağlı sollu ve aralarında yaklaşık 10 cm. mesafe olan iki kemik tümseğe (dikensi çıkıntılar) geldiğinde ikinci zorlu etap başlar. Bebeğin başı bu etaba ulaştığında ve bu 10 cm. genişliğindeki mesafeye geldiğinde “bebek başı angaje (doğum kanalına girmiş)” denir. Daha önce doğum yapmış olanlarda angajman genelde doğum eylemi başladıktan sonra gerçekleşir.

Baş angaje iken serviks de açılmaya devam eder. Genellikle serviks tümüyle açıldıktan sonra veya açılmasına doğru bebek, genişliği 10 cm olan bu dikensi çıkıntıların arasından da yine başını özel bir açıyla döndürerek geçmeyi başarır. Bu engel de aşıldıktan sonra artık doğuma çok az kalmıştır. Dikensi çıkıntılardan kurtulmayı başaran bebek artık yüzü annenin arka kısmına bakacak şekilde bir dönüş hareketi yapar ve doğum kanalının geri kalan beş cm’lik kısmını kateder. Bu esnada bebek başı her ağrı ve ıkınmayla beraber perine aralanarak görülmeye başlanır.

İşte ıkınmalar başladı!

Ikınma bebek başının rektuma (kalın barsağın son kısmı) baskı yapması nedeniyle belli bir süre sonra otomatik bir hal alır.

Bu aşamada artık muayeneler de sıklaşır. Doktorunuz sizden her ağrıyla birlikte önce derin bir nefes almanızı ve bu nefesi bırakmadan ağrının devam ettiği sürece ıkınmanızı isteyecektir. Burada amaç bebeğin kanaldan geçmesine yardımcı olmaktır. Ağrılar arasında ise dinlenmeniz ve bir sonraki ağrı geldiğinde en iyi şekilde ıkınmanız çok önemlidir. Bu aşamanın süresi tümüyle sizin etkili bir şekilde ıkınmanıza bağlıdır. Önerilere uygun bir şekilde ıkınırsanız bebeğiniz kısa bir zamanda dışarı çıkar.

Bebeğinizin saçları görünüyor!

Bebek başı bu evrenin sonuna doğru kasılma ve ıkınmalarla birlikte perineden gözükmeye başlar. Kasılma bittiğinde ise içeri tekrar girer. Belli bir aşamadan sonra ise artık her kasılma ve ıkınmada bebeğin başının daha büyük bir kısmı gözükmeye başlar ve kasılma bitiminde baş içeri tekrar girmez, o şekilde kalır. Buna crowning (taçlanma) adı verilir. Artık doğum çok yaklaşmıştır.

Epizyotomi-belki de gerekmeyecek?

Steril doğum takımları açılır ve doktorunuz artık başınızdan ayrılmaz. Size ağrılarla ıkınmanız ve ağrılar arasında ıkınmayı durdurmanız yönünde talimatlar verir. Özellikle bu dönemde kendinize hakim olmanız çok önemlidir. Ikınmalarla artık bebek iyice perineyi zorlamaya başladığında epizyotomi için hazırlıklar başlar. Bir enjektör yardımıyla kesilecek olan bölge iyice uyuşturulur. Bebeğin çıkması iyice yaklaştığında perinenin alt birleşim bölgesinden başlanarak yaklaşık 45 derece açıyla makasla bir epizyotomi kesisi yapılır (Bazı durumlarda epizyotomi yapılmadan da doğum gerçekleşebilir). Bebeğin perineye yaptığı basıncın yırtılmaya neden olmaması için alınan bir önlemdir. Epizyotomi hakkında daha geniş bilgi almak için tıklayın!

Sakın ıkınmayı kesmeyin!

Epizyotomi açıldıktan sonra en fazla iki ya da üç ıkınmada bebek başı doğar.

Tamam, ıkınmayı kesebilirsiniz!

Bebeğin başı doğar doğmaz sizin ıkınmayı kesmeniz gerekir.

Bebeğin başı çıkar çıkmaz ağzındaki salgılar plastik bir sonda yardımıyla aspire edilir. Bebek başı doğduktan sonra baş genellikle sol bazen de sağ yana döner. Bu hareketin amacı omuzların doğum kanalından girmesini sağlamaktır. Kendiliğinden gerçekleşmezse doktorunuz bu aşamada bebeğin başını bir yana döndürmesine yardımcı olacaktır. Bebek başı doğduktan sonra baş genellikle sol bazen de sağ yana döner. Bu hareketin amacı omuzların doğum kanalından girmesini sağlamaktır. Kendiliğinden gerçekleşmezse doktorunuz bu aşamada bebeğin başını bir yana döndürmesine yardımcı olacaktır.

İşte bebeğiniz!

Baş çıktıktan kısa bir süre sonra bebeğin vücudunun geri kalan kısımları da kolaylıkla doğar. Bir süre sonra doğumhanede bir ağlama sesi duyulur.Tebrikler…..Anne oldunuz.

2.Evrede oluşan özel durumlar.

Bebeğin doğum kanalında takılması

Boyna kordon dolanması

Omuz takılması

2. evrenin aşırı uzaması

Vakum ekstraksiyonu

Kalp seslerinde bozulma

Aşırı kanama

Doğumun üçüncü evresi:

Bebek doğduktan hemen sonra kordona iki klemp yerleştirilir ve kordon ortadan kesilerek bebeğin bağımsız yaşamı başlatılır. Bebek üşümemesi için radyant ısıtıcı denen özel bir masaya alınır. Burada doktorunuz tarafından ya da bir çocuk uzmanı tarafından bebeğin yaşamsal bulguları gözden geçirilir. Bebeğinizin 1. dakika ve 5. dakika Apgar skorlaması yapılır. Bu ilk değerlendirmeler sonrasında doktorunuz tekrar size döner. Kanama miktarı değerlendirilir ve normaldışı bir durum yoksa plasentanın kendiliğinden düşmesi beklenir. Plasenta yaklaşık olarak 15 dakika içinde uterustan çıkarak vajinaya geçer. Doktorunuz plasenta ve zarları dikkatli bir şekilde dışarı çıkarır ve tümünün çıkıp çıkmadığını değerlendirmek için amniyos zarı ve plasentayı dikkatlice gözden geçirir. Daha sonra açılan epizyotomi, bölge biraz daha uyuşturulduktan sonra kendi kendine eriyen ipliklerle tamir edilir.

Tamir sonrası vajina içi ve serviks gözden geçirilir, yırtık oluşmuşsa bunlar da tamir edilir. Bu aşamalar da atlatıldıktan sonra doğumhane ekibi belli aralıklarla kontrolünüze gelmek üzere sizi bebeğinizle başbaşa bırakır.

Korktuğunuz kadar varmıydı?

3. Evrede ve sonrasında oluşan özel durumlar

Bebekle ilgili problemler

Plasentanın ayrılmasıyla ilgili problemler

Epizyotomi yerinde ya da doğum kanalının diğer bölgelerinde oluşan büyük yırtıklar

Doğum sonrası ilk 24 saatte oluşan özel durumlar

Epizyotomi yerinde hematom

Atoni

Ağrı

İdrar yapamama

Emzirememe

Lohusalık döneminde oluşan diğer özel durumlar

Her 1.000 çocuktan 2 ila 7 tanesi dogum esnasında zarar görmektedir. Doğum yaralanması, bebeğin doğumu esnasında ana rahminden  dışarı çıkarken ya da alınırken meydana gelen incinme ya da travmalar olarak tanımlanmaktadır. Doğum yaralanmaları, en mükemmel doğum bakımı uygulanan durumlarda bile ortaya çıkmaktadır.
Belli koşullar doğum yaralanmaları olasılığını daha da artırmaktadır. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Günümüzde birçok çiftin çocuk sahibi olmasını sağlayan tüp bebek yöntemi, gelişen teknoloji sayesinde aileleri sevindiriyor.
International Hospital Tüp Bebek Merkezi Sorumlusu Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü Başkanı Prof. Dr. Engin Oral ve Acıbadem Kadıköy Hastanesi Tüp Bebek Merkezi Sorumlusu Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Cem Demirel, çiftlere başlıca 8 nedenden tüp bebek uygulaması yaptıklarını belirterek bunları şöyle sıraladı… DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Bel soğukluğu, cinsel ilişki yolluyla bulaşan bir hastalıktır. Özellikle cinsel yönünden aktif gençleri hedef alması ve tedavi edilmez ise ilerleyerek kısırlığa yol açmasında dolayı oldukça önemlidir.

DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

(Mikotik vajinit) Vajinal mantar enfeksiyonları ilk kez 1849 yılında gebe bir kadında tanımlanmıştır. Erişkin kadınların yaklaşık %75′i yaşamlarının herhangi bir döneminde en az bir kez mantar enfeksiyonu geçirirler DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Gebeliğin erken dönemlerinde görülen vajinal kanamalar düşük tehdidi olarak adlandırılır. Düşük tehdidinin en önemli özelliği rahim ağzında bir açılma veya herhangi bir değişiklik olmamasıdır.
DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Kadın üreme organlarının dış dünyaya açılan kapısı olan vajinanın iltihabının (vajinit), pek çok çeşidi var.
Vajinal iltihaplar kadınların en sık yaşadığı sorunlardan biri. Kadın üreme organlarının dış dünyaya açılan kapısı olan vajinanın iltihabının (vajinit), pek çok çeşidi var. Mikrobik, alerjik, hormon dengesizliklerine bağlı ve yabancı cisim kaynaklı olmak üzere çeşitli gruplara ayrılan vajinal iltihaplarla ilgili Türk Böbrek Vakfı Hizmet Hastanesi’nden Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü Uzmanı Dr. Meltem Eğilmez Candangil bilgi verdi. “En sık görülen vajinit nedeni bakterilerdir. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »