NORTAN
Tablet

Sanofi-Synthelabo

Etken Madde(ler):
Atenolol

Piyasa Şekilleri:
50 mg: 28 tablet, 100 mg: 28 tabletlik blister ambalajlarda.

Kullanım Şekli:
Günlük doz tek doz halinde 50 mg veya 100 mg’dır.

Endikasyonları:
Beta-adrenerjik reseptör blokeri ve antihipertansif etkilidir. Hipertansiyonun kontrolünde, tek başına veya diğer antihipertansif ilaçlarla birlikte özellikle tiazid tipi bir diüretikle birlikte verilebilir. Ay-rıca, koroner ateroskleroza bağlı angina pektorisin uzun süreli kontrolünde endikedir.

Kontrendikasyonları:
Sinüs bradikardisi, 1. dereceden büyük kalp bloğu, kardiyojenik şok ve belirgin kalp yetersizliğinde kullanılmamalıdır.

Uyarılar:
Konjestif kalp yetersizliği olan hastalarda, dolaşım fonksiyonunu destekleyici sempatik stimülasyon gereklidir. Beta-blokaj miyokardın kontraktilitesini bastırarak kalp yetersizliğini ağırlaştırabilir. Kalp yetersizliği olup, dijital ve diüretikle kontrol edilen hipertansif hastalarda atenolol dikkatle kullanılmalıdır. Hem dijital hem atenolol AV iletimi yavaşlatır. Kalp yetersizliği olmayan hastalarda Beta-blokerlerle miyokard sürekli baskı altında tutulursa, bir süre sonra kalp yetersizliği ortaya çıkabilir. Bu durumda ilk belirtiler ortaya çıktığında hasta hemen dijitalize edilmeli ve/veya diüretik uygulanmalıdır. Kalp yetersizliği her şeye rağmen devam ederse atenolol tedavisi kesilmelidir. Atenolol tedavisi birdenbire kesilmemeli ve hasta bu konuda uyarılmalıdır. Tedavi kesileceği zaman, hastaların fiziksel aktivitelerini azaltmaları önerilmelidir. Eğer angina şiddetlenirse veya akut koroner yetersizlik gelişirse, geçici de olsa atenolol tedavisine tekrar başlanmalıdır. Başka antihipertansif ilaç alamayan bronkospastik hastalarda atenolol tedbirle kullanılabilir. Tedaviye başlandığında hazırda bir bronkodilatör bulundurulmalıdır. Ameliyat olacak hastalarda atenolol 48 saat önceden kesilmelidir. Eğer tedaviyi durdurmak mümkün değilse ve miyokardı baskı altına alan anestetik ajanlar kullanılacaksa dikkatli olunmalıdır. Vagal dominans meydana gelirse atropin (1-2 mg i.v.) zerk edilmelidir. Beta-adrenerjik blokaj hipertiroidinin bazı klinik belirtilerini (örn. taşikardi) maskeleyebilir. Beta-blokajın ani olarak kaldırılması, tiroid fırtınası oluşturabilir. Gebelerde yeterli klinik çalışma bulunmamaktadır. İlacın yararı, fetüs üzerinde olası bir riskten daha ağır basıyorsa atenolol gebelerde kullanılabilir. Anne sütüne geçtiğinden emziren annelere verilmemelidir. Çocuklar üzerindeki etkisi ve güvenilirliği belirlenmemiştir.

Yan Etkileri:
Çoğu hafif ve geçici nitelikte olmak üzere bradikardi, kalp yetmezliği, kalp bloku, ventriküler taşikardi, ekstremitelerde soğukluk, postural hipotansiyon, bacak ağrısı, baş dönmesi, başta boşluk hissi, yorgunluk hali, letarji, uyku hali, depresyon, diyare, bulantı, dispne, raller, deri döküntüleri, gözde kuruluk gibi yan etkiler görülebilir.

İlaç Etkileşimleri:
Rezerpin gibi katekolaminleri boşaltan ilaçlarla bir Beta-bloker verilirse aditif etki ortaya çıkabilir. Sonuç olarak baş dönmesi, senkop veya postural hipotansiyon görülebilir. Beta-bloker ile klonidini birlikte kullananlarda, tedaviyi kesmek gerektiğinde, klonidinin yavaş yavaş kesilmesinden birkaç gün önce, Beta-bloker tedavisi kesilmelidir. Ca+ kanal blokerleri (verapamil ve diltiazem) ile birlikte kullanıldığnıda bradikardi, ileti bozuklukları ya da kalp yetersizliği gelişebilir.

TENSİDİF
Tablet

Medifarm

Etken Madde(ler):
Atenolol 100 mg

Piyasa Şekilleri:
28 tabletlik blister ambalajlarda.

Kullanım Şekli:
Günlük doz tek doz halinde 50 mg veya 100 mg’dır.

Endikasyonları:
Beta-adrenerjik reseptör blokeri ve antihipertansif etkilidir. Hipertansiyonun kontrolünde, tek başına veya diğer antihipertansif ilaçlarla birlikte özellikle tiazid tipi bir diüretikle birlikte verilebilir. Ay-rıca, koroner ateroskleroza bağlı angina pektorisin uzun süreli kontrolünde endikedir.

Kontrendikasyonları:
Sinüs bradikardisi, 1. dereceden büyük kalp bloğu, kardiyojenik şok ve belirgin kalp yetersizliğinde kullanılmamalıdır.

Uyarılar:
Konjestif kalp yetersizliği olan hastalarda, dolaşım fonksiyonunu destekleyici sempatik stimülasyon gereklidir. Beta-blokaj miyokardın kontraktilitesini bastırarak kalp yetersizliğini ağırlaştırabilir. Kalp yetersizliği olup, dijital ve diüretikle kontrol edilen hipertansif hastalarda atenolol dikkatle kullanılmalıdır. Hem dijital hem atenolol AV iletimi yavaşlatır. Kalp yetersizliği olmayan hastalarda Beta-blokerlerle miyokard sürekli baskı altında tutulursa, bir süre sonra kalp yetersizliği ortaya çıkabilir. Bu durumda ilk belirtiler ortaya çıktığında hasta hemen dijitalize edilmeli ve/veya diüretik uygulanmalıdır. Kalp yetersizliği her şeye rağmen devam ederse atenolol tedavisi kesilmelidir. Atenolol tedavisi birdenbire kesilmemeli ve hasta bu konuda uyarılmalıdır. Tedavi kesileceği zaman, hastaların fiziksel aktivitelerini azaltmaları önerilmelidir. Eğer angina şiddetlenirse veya akut koroner yetersizlik gelişirse, geçici de olsa atenolol tedavisine tekrar başlanmalıdır. Başka antihipertansif ilaç alamayan bronkospastik hastalarda atenolol tedbirle kullanılabilir. Tedaviye başlandığında hazırda bir bronkodilatör bulundurulmalıdır. Ameliyat olacak hastalarda atenolol 48 saat önceden kesilmelidir. Eğer tedaviyi durdurmak mümkün değilse ve miyokardı baskı altına alan anestetik ajanlar kullanılacaksa dikkatli olunmalıdır. Vagal dominans meydana gelirse atropin (1-2 mg i.v.) zerk edilmelidir. Beta-adrenerjik blokaj hipertiroidinin bazı klinik belirtilerini (örn. taşikardi) maskeleyebilir. Beta-blokajın ani olarak kaldırılması, tiroid fırtınası oluşturabilir. Gebelerde yeterli klinik çalışma bulunmamaktadır. İlacın yararı, fetüs üzerinde olası bir riskten daha ağır basıyorsa atenolol gebelerde kullanılabilir. Anne sütüne geçtiğinden emziren annelere verilmemelidir. Çocuklar üzerindeki etkisi ve güvenilirliği belirlenmemiştir.

Yan Etkileri:
Çoğu hafif ve geçici nitelikte olmak üzere bradikardi, kalp yetmezliği, kalp bloku, ventriküler taşikardi, ekstremitelerde soğukluk, postural hipotansiyon, bacak ağrısı, baş dönmesi, başta boşluk hissi, yorgunluk hali, letarji, uyku hali, depresyon, diyare, bulantı, dispne, raller, deri döküntüleri, gözde kuruluk gibi yan etkiler görülebilir.

İlaç Etkileşimleri:
Rezerpin gibi katekolaminleri boşaltan ilaçlarla bir Beta-bloker verilirse aditif etki ortaya çıkabilir. Sonuç olarak baş dönmesi, senkop veya postural hipotansiyon görülebilir. Beta-bloker ile klonidini birlikte kullananlarda, tedaviyi kesmek gerektiğinde, klonidinin yavaş yavaş kesilmesinden birkaç gün önce, Beta-bloker tedavisi kesilmelidir. Ca+ kanal blokerleri (verapamil ve diltiazem) ile birlikte kullanıldığnıda bradikardi, ileti bozuklukları ya da kalp yetersizliği gelişebilir.

TENSINOR
Tablet

A. İbrahim

Etken Madde(ler):
Atenolol

Piyasa Şekilleri:
50 mg: 28 tablet, 100 mg: 28 tabletlik blister ambalajlarda.

Kullanım Şekli:
Günlük doz tek doz halinde 50 mg veya 100 mg’dır.

Endikasyonları:
Beta-adrenerjik reseptör blokeri ve antihipertansif etkilidir. Hipertansiyonun kontrolünde, tek başına veya diğer antihipertansif ilaçlarla birlikte özellikle tiazid tipi bir diüretikle birlikte verilebilir. Ay-rıca, koroner ateroskleroza bağlı angina pektorisin uzun süreli kontrolünde endikedir.

Kontrendikasyonları:
Sinüs bradikardisi, 1. dereceden büyük kalp bloğu, kardiyojenik şok ve belirgin kalp yetersizliğinde kullanılmamalıdır.

Uyarılar:
Konjestif kalp yetersizliği olan hastalarda, dolaşım fonksiyonunu destekleyici sempatik stimülasyon gereklidir. Beta-blokaj miyokardın kontraktilitesini bastırarak kalp yetersizliğini ağırlaştırabilir. Kalp yetersizliği olup, dijital ve diüretikle kontrol edilen hipertansif hastalarda atenolol dikkatle kullanılmalıdır. Hem dijital hem atenolol AV iletimi yavaşlatır. Kalp yetersizliği olmayan hastalarda Beta-blokerlerle miyokard sürekli baskı altında tutulursa, bir süre sonra kalp yetersizliği ortaya çıkabilir. Bu durumda ilk belirtiler ortaya çıktığında hasta hemen dijitalize edilmeli ve/veya diüretik uygulanmalıdır. Kalp yetersizliği her şeye rağmen devam ederse atenolol tedavisi kesilmelidir. Atenolol tedavisi birdenbire kesilmemeli ve hasta bu konuda uyarılmalıdır. Tedavi kesileceği zaman, hastaların fiziksel aktivitelerini azaltmaları önerilmelidir. Eğer angina şiddetlenirse veya akut koroner yetersizlik gelişirse, geçici de olsa atenolol tedavisine tekrar başlanmalıdır. Başka antihipertansif ilaç alamayan bronkospastik hastalarda atenolol tedbirle kullanılabilir. Tedaviye başlandığında hazırda bir bronkodilatör bulundurulmalıdır. Ameliyat olacak hastalarda atenolol 48 saat önceden kesilmelidir. Eğer tedaviyi durdurmak mümkün değilse ve miyokardı baskı altına alan anestetik ajanlar kullanılacaksa dikkatli olunmalıdır. Vagal dominans meydana gelirse atropin (1-2 mg i.v.) zerk edilmelidir. Beta-adrenerjik blokaj hipertiroidinin bazı klinik belirtilerini (örn. taşikardi) maskeleyebilir. Beta-blokajın ani olarak kaldırılması, tiroid fırtınası oluşturabilir. Gebelerde yeterli klinik çalışma bulunmamaktadır. İlacın yararı, fetüs üzerinde olası bir riskten daha ağır basıyorsa atenolol gebelerde kullanılabilir. Anne sütüne geçtiğinden emziren annelere verilmemelidir. Çocuklar üzerindeki etkisi ve güvenilirliği belirlenmemiştir.

Yan Etkileri:
Çoğu hafif ve geçici nitelikte olmak üzere bradikardi, kalp yetmezliği, kalp bloku, ventriküler taşikardi, ekstremitelerde soğukluk, postural hipotansiyon, bacak ağrısı, baş dönmesi, başta boşluk hissi, yorgunluk hali, letarji, uyku hali, depresyon, diyare, bulantı, dispne, raller, deri döküntüleri, gözde kuruluk gibi yan etkiler görülebilir.

İlaç Etkileşimleri:
Rezerpin gibi katekolaminleri boşaltan ilaçlarla bir Beta-bloker verilirse aditif etki ortaya çıkabilir. Sonuç olarak baş dönmesi, senkop veya postural hipotansiyon görülebilir. Beta-bloker ile klonidini birlikte kullananlarda, tedaviyi kesmek gerektiğinde, klonidinin yavaş yavaş kesilmesinden birkaç gün önce, Beta-bloker tedavisi kesilmelidir. Ca+ kanal blokerleri (verapamil ve diltiazem) ile birlikte kullanıldığnıda bradikardi, ileti bozuklukları ya da kalp yetersizliği gelişebilir.

 

EMPOTANS NEDİR?

Organik hastalıklara bağlı sertleşme (ereksiyon) yetersizliği, yeni yöntemlerin geliştirilmesiyle eskiye göre daha yüksek oranda tedavi olanağına kavuşmuştur.

İnsanın en temel davranışlarından biri olan cinsellik biyolojik, psikolojik ve sosyokültürel unsurları ile karmaşık bir olaydır. Yakın geçmişte insanın verdiği cinsel tepkilerinin fizyolojisine ilişkin çok az şey biliniyordu. Tabu ve gizliliklerle dolu olan bu alan, bilimsel araştırmalara bile büyük ölçüde kapalı araştırmalara bile büyük ölçüde kapalı kaldı. Ama son yirmi, otuz yılda Batı dünyasının cinsel alışkanlıkları köklü değişikliklere uğradı. Bu gelişmeler sayesinde insan cinselliğinin fizyolojik temellerini konu alan araştırma ve incelemeler hızla çoğaldı. Cinselliğe bu yeni yaklaşımın yarattığı rahatlık çok sayıda kadın ve erkeğin cinsel sorunları nedeniyle hekim ve uzmanlara başvurabilmesini sağladı. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Plörezi, akciğerleri çepeçevre saran zarların arasında sıvı toplanmasıyla sonuçlanan hastalıkların genel ismidir. Halk arasında zatülcenp adıyla bilinir. Her yaştan insanda görülebilir. Tüberkülozdan kansere, kalp yetersizliğinden romatizmal hastalıklara kadar 50’den fazla nedeni vardır. ABD’de yılda 1 milyon kişide plörezi tanısı konduğu istatistiklerle saptanmıştır. Ülkemizde de çok görülen akciğer hastalıklarından biri olan plörezinin nedenleri içinde gençlerde tüberküloz, yaşlılarda ise kanser ve kalp yetersizliği ilk sıralarda gelir. Zatürenin neden olduğu plörezilere ise her yaşta rastlanabilir.

Plörezinin belirtileri

Plörezinin belirtileri esas hastalığa bağlı olarak değişirse de, kuru öksürük, yan ağırısı ve nefes darlığı gibi belirtiler tüm hastalarda vardır.

Ağrı: Hastalığın ilk belirtisi göğüs duvarının tek bir noktasında duyulan ağrıdır. Sırtta, göğüste veya göğsün yan taraflarında olabilir. Ağrınınen önemli özelliği, derini nefes alırken, öksürürken, hapşırırken bıçak ucu batar tarzda ve şiddetli olmasıdır. Nedeni, iltihaplanmış akciğer zarlarınınsolunum hareketleri sırasında birbirlerine sürtünmesidir. Hasta ağırının en çok olduğu noktayı parmağı ile gösterir. İşte, bu nokta dinleme aleti ile dinlendiğinde frotman ismi verilen özel bir ses duyulur. Bu ses hastalar tarafından da işitilebilir ve meşin gıcırtısı veya karda yürürken çıkan seslere benzetilir.

Öksürük: Plörezili hastalarda kuru bir öksürük de hemen her zaman vardır. Nedeni, akciğer zarlarındaki öksürük refleksi doğuran noktaların uyarılmasıdır. Plörezi öksürüğü kurudur, yani hastalar balgam çıkarmazlar. Öksürük, ağırıyı artırdığı için son derece rahatsız edicidir. Hastalar öksürürlerken hasta olan taraflarının üzerine yatarak ağrıyı önlemek isterler.

Nefes darlığı: Akciğer zarları arasında biriken sıvının miktarına bağlı olarak nefes darlığı da vardır. Nedeni, sıvının akciğerleri sıkıştırarak hareketlerine engel olmasıdır. Nefes darlığı, önceleri sadece eforlar sırasında ortaya çıkarken, sıvı miktarı arttıkça oturur durumda bile nefes darlığı hissedilebilir. Sıvı miktarı çok olan hastalar, sırtüstü yatamadıkları gibi, ancak sıvaının bulunduğu tarafın üzerine yatmakla rahat edebilirler.