Çocukluk çağı, insanların bulaşıcı –enfeksiyon- hastalıklarına en sık tutuldukları dönemdir ve son yıllarda, gerek bu alanda kullanılan ilaçlar, gerekse alınan genel önlemler sayesinde bulaşıcı hastalık sıklığı, özellikle gelişmiş ülkelerde belirgin derecede azalmıştır. İçme ve kullanma sularının temizliği ile tifo ve kolera gibi öldürücü hastalıkların kontrol altına alınması, yaygın aşılama ile çiçek hastalığının tümüyle ortadan kaldırılması sağlanmış, çocuk felci hastalığı ise yok edilme aşamasına gelmiştir. Bu arada, ülkemizin, Dünya sağlık Örgütü kaynaklarına göre 1999 yılında dünyada çocuk felcinin hala görüldüğü birkaç yerden biri olduğunu belirtmek, hala gerek genel olarak devletin, gerekse anne babaların dikkatli davranması gerektiğini göstermektedir.

                             Şunlara Dikkat!

  • El yıkamaya özen gösterin
  • Gerekli yerleri dezenfektan maddelerle temizleyin
  • Çocuklarınızın kendi ağız ve burunlarına dokunmalarını engelleyin
  • Çocukların evcil hayvanları öpmelerini önleyin
  • Etlerin iyi pişirilerek yenmesini sağlayın
  • Temiz içme suyu kullanın
  • Et ve et ürünlerini üzerinde kesmek için, tahta değil plastik maddeler kullanın
  • Çiğ yumurta yemekten sakının
  • Çiğ yenen sebze ve meyveleri mutlaka mikroplardan arındırın
  • Olabildiğince küçük çocuk bakımevi-kreşleri tercih edin
  • Menenjitli ya da hepatitli hastalarla temas sonrası mutlaka hekime başvurun
  • Çocuklarınızın gerekli aşılarının yapılmış olduğundan emin olun

Ancak, evde alınan basit önlemlerle, özellikle mide barsakları etkileyen enfeksiyonlara karşı başarı kazanmak mümkün olsa da, solunum yollarını etkileyen bulaşıcı hastalıklara karşı alınan önlemlerin başarı şansı daha azdır.

Bulaşıcı Hastalıklar Nasıl Yayılır?

Burun , ağız ve göz salgıları, solunum yolu enfeksiyonlarının bulaşmasına yol açan temel kaynaktır. Ellerin ağıza ve buruna götürülmesi ve öpüşmek, hızla yayılmaya neden olur. Bebekler ve küçük çocuklar genelde herşeye elleriyle dokunur ve ellerini ağızlarına götürürler. Bir de buna ülkemizde çocukları öpme ve öpüşmenin geleneksel olarak yaygınlığını eklerseniz, varılan sonuç daha kötü olacaktır.

Öksürük ve hapşırık sonrası havaya yayılan damlacıklar, bir süre havada asılı kalarak, yayılıma neden olurlar.

İshal ve sarılık gibi hastalıklar, kakayla bulaşmış ellerin ağıza götürülmesi yoluyla bulaşır. İdrarın aksine, kakada çok sayıda bakteri bulunur.

Evde içme suyu klorlamak için:10 litre suya 25 damla çamaşır suyu damlatın, 30 dakika bekleyin!

Ülkemizde, pişmeden yenen sebzeler –marul, taze soğan, maydanoz vb.- pis sularla sulanabilmekte ve bu tür gıdaların normal musluk suyuyla yıkanması, yeterli temizliği sağlamamaktadır

Sebze ve meyveleri mikroplardan arındırmak için: 1 litresine 30 damla çamaşır suyu damlatılmış su içeren kap içinde yarım saat bekletin!

  • Döküntülü hastalıklardan kimileri –örneğin suçiçeği- içi suyla dolu kabarcıklarda bulunan mikroorganizmalarla bulaşır. Ancak her döküntülü hastalık cilt temasıyla bulaşmaz.
  • Pişmemiş et, oldukça yüksek oranda -%20-50- bakteri bulundurur, çiğ yumurtanın hastalık bulaştırma riski %1 den azdır.
  • İyi yıkanmamış biberon vb malzemeler, solunum ve mide barsak hastalıklarının yayılımında önemli yer tutar.
  • Tarak, fırça, şapka gibi eşyalar da, bulaşıcı cilt hastalıkları açısından önemlidir.


Evde alınabilecek önlemler:

El yıkama: Önceleri, el yıkamanın sadece mide barsak hastalıklarını önlemede etkin bir yöntem olduğu düşünülürdü, oysa artık, solunum yolu enfeksiyonlarının da yayılımının bu yolla belirgin derecede azaldığını biliyoruz. Sabun kullanılmasa bile, ellerimizi sadece suyla yıkayarak bir ölçüde yarar görürüz.

·      Tuvalet sonrası,

·      Bebeklerin altlarını değiştirdikten sonra,

·      Nezle, grip vb durumlarda burun silinmesinin ardından,

·      Akvaryum suyuna dokunulduktan sonra, eller mutlaka yıkanmalıdır

Özellikle tuvalet sonrası çocukların el yıkaması mutlaka denetlenmeli, kreş ve gündüz bakım evlerinde bu konu üzerinde çok daha hassasiyetle durulmalıdır.

Gerekli yerlerin dezenfektan maddelerle temizlenmesi: dezenfektan maddeler, bakterilerin çoğunu öldürür. Özellikle, bebeklerin alt değiştirme yerlerinin, oyuncaklarının, biberon, tabak, bardak vb. malzemelerin dezenfekte edilmesi, barsak hastalıklarının yayılımını büyük ölçüde sınırlandırır. Üst solunum yolu enfeksiyonu geçirenlerin burun salgılarının bulaştığı yerlerde, viruslar 6 saate kadar canlı kalabilirler.

Çocukların kendi ağız ve burunlarına dokunmalarının engellenmesi: Bu önlem solunum yolu enfeksiyonlarının yayılımını sınırlandırır, ancak bebeklerde bunu sağlamak pratikte olanaksızdır. Burundan sonra göze götürülen eller, gözde enfeksiyon gelişmesine ortam hazırlarlar.

Çocukların yanında sigara içilmemesi: Sigara dumanı, soğuk algınlığı, öksürük, kulak iltihapları ve astım gibi solunum yolu hastalıklarının şiddetini artırır.

Çocukların hayvanları öpmelerinin önlenmesi: Hayvanlarla çok yakın temas, paraziter hastalıkların yayılımına neden olur. Hayvan sevmeyi elle sevmek ve ardından el yıkamayla bütünlersek, yeterli önlem almış oluruz.

İçme suyunun temizliğine özen gösterilmesi: Sağlık bakanımızın bile, içtiği su yoluyla tifoya yakalandığı haberinin basında yer aldığını düşünürsek, içme suları konusunda titiz olmalıyız. Kapalı ambalaj içinde satılan her su yeterince denetlenmemiş olabilir. 10 litre içme suyu içine 25 damla çamaşır suyu damlatarak, kolera dahil su yoluyla bulaşan her hastalığa karşı önleminizi almış olursunuz.

Etlerin iyi pişirilerek yenmesi: İyi pişmemiş etler, ishale yol açan bakterileri barındırırlar. Çiğ etler, pişmeye hazırlandıktan sonra, eller ve çiğ etin temas ettiği, kesme, tahtası, bıçak, tabak gibi malzemeler çok iyi yıkanmalıdır. İçleri iyi pişmemiş –kırmızı görünümlü- et çocuklara yedirilmemelidir. Etler pişirildikten sonra, çiğ iken içinde tutuldukları tabak içinde kesinlikle servis yapılmamalıdır.

Et ve et ürünlerini üzerinde kesmek için, tahta değil plastik maddeler kullanın: Mikroorganizmalar, tahta yüzeylerden yeterince temizlenemezler. Temizlik açısından plastik maddeler daha güvenlidir.

Çiğ yumurta yemekten sakının: Yumurta sarısı katı pişmiş olmalıdır. Aksi takdirde, yumurta içinde varolan olası bakteriler ölmeyecektir. Şunu da ekleyelim ki, yumurta yoluyla mikrop alma riski %1 den azdır.

Pişirilmeden yenen gıdaların yıkanmasına özen gösterin: Marul, taze soğan, domates vb. çiğ yenen gıda maddeleri, özellikle yaz döneminde 1 litre su içine 30 damla çamaşır suyu damlatarak klorlanmış su içinde 30 dakika bekletilmelidir.

Olabildiğince küçük çocuk bakımevi-kreşleri tercih edin: Kendi evlerinde bakıcılar tarafından bakılan çocuklar, enfeksiyon açısından an düşük risk altındadırlar. Kreşdeki çocuk sayısı arttıkça, risk artar. Soğuk algınlığının özellikle 1 yaşına kadar önemli komplikasyonlara yolaçtığı gerçeğinden yola çıkarak, mümkünse 0-1 yaş grubu bebekleriniz için kendi evinizde bakıcıyı, kreşlere tercih edin.

Menenjitli ya da hepatitli hastalarla temas sonrası mutlaka hekime başvurun: Özellikle 4 yaş altı çocuklarda antibiyotik kullanarak, kimi tür menenjitlerin gelişimi önlenebilir. Benzer şekilde, hepatitle temas sonrasında da, kullanılabilecek ilaçlar vardır, bunu mutlaka bir çocuk hekimiyle görüşün.

Çocuklarınızın gerekli aşılarının yapılmış olduğundan emin olun: Ciddi enfeksiyonlara karşı aşılı olmak son derece önemlidir. Ne var ki, ülkemizde bu konuda ciddi ve standard bir uygulama yoktur. Her çocuk hekimi, kendine göre bir aşılama şeması uygulamakta, dünyanın bir çok ülkesinde zorunlu olan aşılar, Türkiye’de zorunlu değildir. Bu durum özellikle HIB aşısı için geçerlidir; HIB aşısı, 0-4 yaş arası çocuklarda, önemli bir menenjit türünü %90 oranında önleyebilmektedir. Her hekim ziyaretinde aşı kartınızı hekime gösterip, eksik aşısı olup olmadığını sorun. Bir diğer nokta da, bu yolla, aşılama protokolünde olabilecek değişikliklerden zamanınızda haberiniz olacaktır.

Çocuğunuzu tümüyle izole etmeye çalışmayın: Aile içi tecrit konusu tartışmalıdır. Çocukta hastalık belirtileri ortaya çıktığında, artık etken mikroorganizma, diğer aile bireylerine de çoktan bulaşmıştır. Zaten bir çocuğu aynı ev içinde tümüyle izole etmek de pratikte olanaksızdır.


Sık Hastalanan Çocuk

6 yaşından küçük çocuklar, yılda ortalama 6-8 kez soğuk algınlığı geçirirler. Bu sayı 2-3 yaş grubunda, özellikle o yıl kreşe başlanmışsa, çok daha artar. Bundan kurtulmak mümkün mü? Evet! Çocuğunuz, diğerleri gibi büyüyecek, ve hastalanma sayısı yılda 1-4 arasına düşecek!

Çocuklarda soğuk algınlığı ve “üşütme”ye yol açan ikiyüzün üzerinde virüs vardır. Bir hastalığa yol açan virüs, aynı vücutta bir kez daha hastalık yapmaz. Her bir virüsün, hafiften ağıra değişik belirtileri ve bulguları vardır. Bir virüs, örneğin rinovirüs, hafif bir burun akıntısıyla sınırlı kalan belirti verirken, bir başkası, örneğin influenza virüsü, ateş, halsizlik, eklem ağrıları gibi ciddi hastalık hali oluşturabilir. Başka kimi virüsler, bulantı, kusma, ishal gibi sindirim sistemini ilgilendiren belirtiler verir.

Çocukların hastalanması, virüslerle de sınırlı değildir. Bir virüsün etkisiyle zaten hasta olan çocuk, orta kulak iltihabı yada bronşit gibi bakteriyel ikincil enfeksiyona yakalanır. İşte her fırsatta çocuğumuza içirdiğimiz şişelerce antibiyotik, sadece bu durumda -bakterilerle oluşan ikincil enfeksiyon varlığında- gereklidir. Virus enfeksiyonlarını antibiyotik tedavi edemez, bu tür enfeksiyonlar, kendi kendine geçer. Yapılacak tek iş, çocuğu rahatsız eden bulguları azaltıp onu rahatlatacak ilaçlar kullanmaktır. Bol bol dinlenme ve bol sıvı alımı, en az ilaç alımı kadar önemlidir.


Çocuğumuza grip aşısı yaptıralım mı?

Grip mevsimi geldi! Çevremizde bol bol hapşıran, aksıran, öksüren insanlar görmeye başladık bile. Aralık- Ocak ayına doğru, bu görüntüler daha da artacak hiç şüpheniz olmasın.Çözüm olarak, aklımıza ilk gelen grip aşısı oluyor. Peki, çocuğumuza grip aşısı yaptıralım mı? Cevabımız, aşağıda sıralayacağımız istisnalar dışında “hayır” olacak.

Kimlere grip aşısı yapılmalıdır?

Grip aşısı, 6 ayını doldurmuş olmak kaydıyla, aşağıdaki durumlarda yapılmalıdır:

  • Astım gibi süregen akciğer hastalığı olan çocuklara
  • Kalp ve kronik böbrek hastalığı olan, orak hücre anemisi adlı kan hastalığı olan çocuklara,
  • Şeker hastalığı olanlara,
  • AIDS virüsü taşıyanlara,
  • Aspirin tedavisi görenlere,
  • Bağışık sistemi zayıflatan ilaçları kullanmak zorunda olan çocuklara
  • Yukarda sıralanan sorunları olan çocuklarla sık sık birarada olanlara
  • Rutin takip sırasında geçirilen hastalıklar nedeniyle çocuk doktorunun aşı yapılmasını gerekli gördüğü çocuklara.

 

Meme iltihabı nedir?
Tıkanmış süt kanallarının yada mikroorganizmaların neden olduğu bir hastalıktır. Belki de anneler için en rahatsız edici durumdur meme iltihabı.  Ateş, halsizlik, yorgunluk, memede ağrı ve kızarıklık gibi belirtileri vardır.

Meme iltihabının nedenleri nelerdir?
Mastit bebeğini emziren-emzirmeyen her 20 anneden birinde görülür. Enfeksiyon, genellikle meme başında bulunan çatlaklardan süt kanallarına doğru yayılır. Emzirmeyen annelerde göğüslerin şişmesi de mastite yol açabilir. Diğer nedenler arasında, emzirme yoluyla göğüslerin yeterince boşaltılamaması hastalıklara karşı azalan direnç sayılabilir. Nitekim yeni doğum yapmış annelerin çoğu aşırı bir yorgunluk ve stres altındadırlar ve yeterince beslenememektedirler.

Meme başlarının hassaslığı nedeniyle ilk doğum yapan annelerde mastit biraz daha sık görülür, ne var ki bu ikinci, üçüncü doğumlardan sonra görülmeyeceği anlamına gelmez.

Mastitin en sık görüldüğü dönem, doğumdan sonra 10-28. günler arasıdır.

Mastit olup olmadığınızı nasıl anlarsınız?
Genellikle soğuk algınlığı geçiriyor gibi hissedersiniz. Belirtiler arasında, bir yada iki göğüste kızarıklık, sertlik, sıcaklık, ağrı, ve enfeksiyon olan süt kanallarında şişlik sayılabilir. Ateş ve halsizlik, durumun daha ciddi olduğunu düşündürür.

Mastit, birden fazla sayıda olabilen bir durumdur, ama aynı anda iki göğüste birden gelişmez.

Bu durumda ne yapılmalı?
Hemen doktorunuzla görüşün. Muhtemelen antibiyotik tedavisine başlanacaktır. Bu durumda emziriyorsanız, kullandığınız ilaçların bebeğe zarar vermeyeceğini özellikle açıklığa kavuşturun. Antibiyotik etkisi başlar başlamaz, belirgin bir rahatlama hissedeceksiniz.

Mastit sırasında bebeğimi emzirebilir miyim?
Evet. Mastit sırasında  emzirmek, çok acı verir. Ancak, gerek biran önce iyileşmek, gerekse süt kanallarınızın boşalarak yeni tıkanıklıklar olmaması ve sütünüzün kesilmemesi için emzirmeniz gerekir. Emzirmeden bir kaç dakika önce sıcak kompres, acı duymanızı bir ölçüde azaltır.

Eğer bebeğiniz emerek iltihaplı göğsünüzü tam boşaltamıyorsa, yada aşırı acı hissi nedeniyle emziremiyorsanız,  göğsünüzü bir süt pompasıyla boşaltmanız gerekir. Sağdığınız sütü biberonla bebeğinize verebilirsiniz. Şunu hiç unutmayın, göğsünüzü boşaltmak için en iyi pompa, bizzat bebeğinizdir!

Hasta göğüsten emme sonucu bebeğim hastalanabilir mi?
Hayır! Zaten sizi hasta eden mikroplar, muhtemelen bebeğinizin ağzı yoluyla bulaşmıştır, ve  kendi mikroplarının ona geri verilmesinin bir zararı yoktur.

Mastit kendiliğinden geçebilir mi?
Mastit kendi haline bırakılırsa ilerler, ve daha ciddi sonuçlar -komplikasyonlar- oluşur. En sık görüleni meme absesidir, yoğun antibiyotik tedavisi, belki de cerrahi yolla absenin boşaltılması gerekir. Bu durumda bebeğiniz sizi ememez.

Çoğu zaman olduğu gibi, mastit de erken teşhis edilirse, kolayca tedavisi olan  bir  durumdur.

 

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

 

Difteri Tetanoz Boğmaca (Karma Aşı)

 

Difteri

Tetanoz

Boğmaca

Hastalık etkeni nedir?

Bakteri

Bakteri toksini

Bakteri

GünümüzdeTürkiye’de bu hastalığı görüyor muyuz?

Seyrek olarak evet

Evet

Oldukça sık

İnsandan insana bulaşıcı mıdır?

Evet

Hayır

Fazlasıyla

Ne yolla bulaşır?

Öksürük, aksırık gibi solunum/hava yoluyla

Derideki sıyrık ve kesilerden

Öksürük, aksırık gibi solunum/hava yoluyla

Hastalık bulaşırsa ne olur?

Soluk alma güçleşir

Ciddi kas kasılmaları olur

Ağır öksürük atakları, sonrasında nefes alamama

Ölüme yol açar mı?

Evet

Evet

Evet

Aşının kısa adı nedir?

DTaP ya da DTP

DTaP, DTP, Td

DTaP, DTP

Toplam kaç doz aşı gerekir?

5

5 –her 10 yılda 1 doz tekrar

5

Aşılama ne zaman yapılır?

2,4,6,15 ay. & 4-6 yaş

2,4,6,15 ay. & 4-6 yaş

2,4,6,15 ay. & 4-6 yaş

Aşının sık görülen yan etkileri nelerdir?

Hafif ateş, aşı yerinde ağrı ve şişlik, huzursuzluk

Hafif ateş, aşı yerinde ağrı ve şişlik, huzursuzluk

Hafif ateş, aşı yerinde ağrı ve şişlik, huzursuzluk

Aşının seyrek yan etkileri nelerdir?

Konvülziyon (havale),

Durdurulamayan ağlama, yüksek ateş

Konvülziyon (havale),

Durdurulamayan ağlama, yüksek ateş

Konvülziyon (havale),

Durdurulamayan ağlama, yüksek ateş

Aşı kimlere kesinlikle yapılmamalıdır?

Önceki dozda ciddi allerjik reaksiyon veya aşıdan sonraki 1 hafta içinde havale geçirenler

Önceki dozda ciddi allerjik reaksiyon veya aşıdan sonraki 1 hafta içinde havale geçirenler

Önceki dozda ciddi allerjik reaksiyon veya aşıdan sonraki 1 hafta içinde havale geçirenler

Küçük bir çocuğunuz varsa daha çok nezle ve virüslerin sebep olduğu hastalıklara tutulduğu dikkatinizi çekebilir. Küçük çocukların sıklıkla bu hastalıklara yakalanmaları ve onların yüksek bulaşıcılık derecesi sürpriz değildir.
Nezle benzeri solunum enfeksiyonları çoğunlukla enfeksiyona yakalanmış kişinin burun, ağız veya göz salgılarına temas yoluyla yayılır. Yeni yürümeye başlayan çocuklar karşılaştıkları her şeye dokunma ve ağızlarına atma huyları yüzünden nezle yaymakta etkindirler.
Çocuğunuz aksırır ve enfeksiyonlu faktörlerden oluşan bir akım atmosfere salıverilir. Nezle bu şekilde daha az yayılmakla birlikte, bir aksırık ya da öksürükte bulunan enfeksiyonlu parçacıklar 2 metre mesafeye kadar gidebilirler.
İshal ve hepatit A gibi bazı enfeksiyonlar enfeksiyonlu kişinin dışkısıyla, enfeksiyonlu kişinin ellerinde ve dokunduğu eşyalardaki dışkı kalıntılarıyla ilişki yoluyla yayılır.
Son olarak taraklar, fırçalar ve şapkaların paylaşımı, bitler, bazı parazitler ve impetigonun yayılmasına katkıda bulunabilirler.
Bir aile içindeki bulaşıcı hastalığın yayılmasını bütünüyle durdurmak olanaksız olsa da, sıklığını azaltmak için önlemler alabilirsiniz. Nezleye tutulma sıklığınızı bir ölçüde azaltsalar da bu önlemler mide ve bağırsak hastalıklarının ailenizde dolaşmalarını önlemede daha başarılıdır.
1. Ellerinizi yıkayınız. Bu özellikle burnunuzu
boşalttıktan sonra, bebek bezini değiştirdikten ya da tuvaleti kullandıktan sonra önemlidir.
2. Çocuklarınızın çevresinde sigara içmeyiniz.
Pasif sigara içimi çocukların nezlelerinin hem sıklığını hem de şiddetini artırmaktadır.
 3. Çocuğunuzu, ağzını ya da burnunu bir yere
sürme alışkanlığından caydırınız.
4. Bir hastalığın ardından, eski diş fırçasını atınız. Bu fırça tekrar enfeksiyona neden olabilen bakteriler içerebilir.
5. Tuvalette, mutfakta ve çocuk bezinin değiştirildiği bölgede dezenfekte edici kullanınız. Bu bölgeleri sık sık temizleyiniz.
6. Evcil hayvanlarınız varsa çocuklarınızı onları
öpmekten alıkoyunuz. Ev hayvanları ve özellikle köpek yavruları, kurtlar ve diğer parazitleri yayabilirler.
7. Yiyecek zehirlenmesinin bir çeşidi olan ve
salmonella cinsi bakterilerin neden olduğu enfeksiyonu önlemek için yumurtalar ve kümes hayvanlarını iyice pişiriniz. Ellerinizi ve pişmemiş yiyecekle ilişki içinde olan herhangi bir nesneyi dikkatle yıkadığınızdan emin olunuz.


Türkçesi “Edinsel Bağışıklık Yetmezliği Sendromu” olarak ifade edilen AIDS i, çağımızın en korkunç hastalıklarından biri olarak nitelendirebiliriz. AIDS hastalığının etkeni bir virüs olup kısaca HIV olarak adlandırılmaktadır. Bu virüsün 2 tipi vardır; HIV - 1 dünyada en yaygın görülen AIDS etkeni virüsüdür. HIV - 2 ise daha nadir olarak görülür, ancak batı Afrika da sık rastlandığı bildirilmiştir
DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Sağırlık neden meydana gelir?
İşitme duyusunun bozulması, orta kulaktaki kanaldan ses dalgalarının zaptı, iç kulağa nakli ve oradaki kulak siniri yoluyla beyine ulaştırılmasında bir engelleme sonucu ileri gelebilmektedir.
DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Orta Kulak İltihabı

Orta kulak iltihabı, daha çok küçük çocuklarda, sıklıkla ilkbahar ve kış aylarında görülür, ancak yetişkinleri de etkileyebilir. Önemli bir sağlık sorunudur. Ciddi kulak ağrısına ve iltihabın, kulağa komşu yapılara geçmesine yol açabilir. İşitme kayıplarına yol açtığı için çocuğun öğrenme kapasitesini ve konuşma gelişimini bozabilir. Acilen ve etkili şekilde tedavi edilirse sorun büyümeden düzelir ve işitme normale döner. Bu yüzden belirtilerini tanımak ve daha başlangıçta tıbbi girişimde bulunmak önemlidir. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Tifo, Salmonella typhi’nin neden olduğu genel infeksiyon belirtileri ile seyreden akut sistemik bir hastalıktır. Hastalığın etkeni Salmonella typhi olup, Gram (-) bakterilerdendir.Genellikle yaz ve sonbahar aylarında salgın halinde ortaya çıkar. İçme suları ve yiyeceklerle bulaşır. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Kızamıkçık, solunum yoluyla veya direkt temasla bulaşan ve 3 gün kadar süren bir döküntüyle seyreden bir hastalıktır.

Belirti: döküntü, ensede ve kulak arkasında lenfadenopati (beze). 2-3 hafta süren bir kuluçka döneminden sonra hafif ateş, başağrısı, nezle hali ve öksürük başlar. Döküntü, yüzden başlar, hızla vücuda yayılır. Pembemsidir. 2. Günden itibaren solmaya başlar, 3. gün kaybolur. Hastaların %25′i, hastalığı döküntüsüz geçirir ve tanı konamaz. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Bulaşıcı ve öldürücü bir hastalıktır. veba mikrobunu taşıyan farelerin pireleri tarafından insanlara geçer. Nedeni, pisliktir. Pis ve güneş girmeyen yerler veba için en uygun ortamlardır. Hastalık, mikrop kapıldıktan sonra gelen 2-8 gün içinde kendini gösterir. Hastada, aniden başlayan baş ve sırt ağrıları, ateş, titreme, kusma, nefes darlığı, halsizlik, deri lekeleri, burun kanaması, kan tükürme, kasık ağrıları ve devamlı dalgınlık görülür. Dili de kahverengi ve kurudur. Yapılacak ilk iş hastayı tecrit etmektir. Çevresindeki sağlıklı kimselerin de koruyucu aşı olması gerekir. Bugün için önemi kalmayan ve eski devirlerde olduğu kadar çok görülmeyen bu hastalığın tedavisi için geç kalmadan sağlık kuruluşlarına haber vermek gerekir. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »