Kilo vermek için yüzlerce farklı fikir ve diyet var. İnsanların çoğu aç kalarak kilo verebileceğini düşünüyor . Ama temelde kilo vermek için aç kalmak zorunda değilsiniz. Aşağıda aç kalmadan nasıl kilo verebileceğiniz hakkında 8 tane fikir verilmiştir.

1. Sadece kalorilere odaklanmayı bırakın

Yedikleri yemeklerin kalorilerini hesaplayarak diyet yapmaya çalışanlar düşük kalorili şeyler yiyerek kilo vermeye çalışırlar ve bunun sonucunda acıkırlar. Açlık hissi sağlıklı değildir ve uzun vadede insanların daha fazla yemek yemesine sebep olur. Ayrıca bu yaklaşım bütün kalori aynı olarak hesap eder. Fakat bazı kaloriler diğerlerinden daha iyidir. Örneğin bazı yağlar kilo vermek için yüksek kaloriye sahiptir. Kilo vermenin en sağlıklı yolu ne yediğinize dikkat etmektir.

2. Yüksek proteinli gıdalar yiyin

Yapılan araştırmalar gösteriyor ki proteinler, yağlar ve karbonhidratlara göre daha iyi açlığı

bastırıyor. Protein ağırlıklı beslenirseniz daha erken doygunluk hissine ulaşıyorsunuz. Protein genellikle balık, yumurta, mercimek, fasulye, fındık ve çekirdek gibi yiyeceklerde bulunur.

3. Düşük glycemic indeksli (Gİ) gıdalar yemeye çalışın

Glycemic indeks seviyesi yediğiniz yemekten kana geçen şeker miktarını göstermektedir. Ve ayrıca ne kadar hızlı geçiş olduğuna göre ölçülür. Düşük glycemic indeksli gıdalar protein katkılı besinler , sebzeler ve meyvelerdir.

4. Bolca çiğ gıdalar yiyin

Kilo vermek ve kendinizi zinde hissetmek için yapabileceğiniz en iyi şey olabildiğince çiğ sebze ve meyve yemektir. Çiğ yiyecekler hala doğan hallerinde organiktirler. Bunun anlamı doğal içeriklerinden edinmeniz ve bunlardan fayda edinmenizdir çünkü bu onlar piştiğinde pek mümkün olmamaktadır.

5. Öğün atlamayın

Gün içinde kahvaltı dahil olmak üzere sık sık yemek yiyen insanlar hem daha kolay kilo verirler hem de açlık hissetmezler. Öğün aralarında meyveler ve fındık gibi hafif gıdalar yemek hem acıkmayı hem de fazla yemek yemeyi önler. Öğün atlamak kan şeker seviyesinin düzeyini bozar , buda hasta ve bitkin hissetmeye yol açar.

6. Evinizde sağlıklı yiyecekler bulundurun

Çok sağlıklı insanların evinde bile kilo almaya neden olan sağlıksız abur cubur yiyeceklerden bulunur. Eğer kilo vermek istiyorsanız sadece sağlıklı kilo verdirici yiyecekler satın alın. Evinizi sağlıklı yiyeceklerle doldurduğunuza emin olun ve gözünüzü doyuracak değil midenizi doyuracak gıdalar satın almaya dikkat edin.

7. Alkol kullanmayı bırakın

İnsanların çoğu alkol içmediklerinde kolayca kilo verebildiklerini anladılar. Kilo vermek istiyorsanız alkolden uzak durun. Susadığınız zaman alkol yerine bol bol su için.

8. Yediklerinizi çiğneyin

Yavaş yemek ve yediklerinizi çiğnemek hem yediklerinizin sindirilmesini kolaylaştırır hem de vücudunuzun kendini daha erken tok hissetmesine yarar.

 

saglikmerkezi.biz

Risk Altındaki Çocukların Teşhis Edilmesi

Aranacak belirtiler:

  • İçe kapanık/sessiz - başını aşağı eğer, göz temasından kaçınır, yenilgiye uğramış gibi görünme, toplumsal izolasyon (yalıtım, yalnızlık)

Ne yapmak gerekir: çocuğun sessiz kalma isteğine saygı gösterin; ona ulaşmak için bir yol bulmaya çalışın. Göz teması hakkındaki kültürel farklılığı dikkate alın. Ona başı aşağı eğikken onu duymanın zor olduğunu söyleyin; kendini yalıtan çocuğa karşılık vermesi için başka bir çocuktan yardım isteyin.

  • Aşırı sorumluluk sahibi/anababa gibi davranan – herkes hakkında kaygı duyar, başkalarının bakıcılığını üstlenmeye kalkar, kendi duygularını tartışmaz, ifade etmez, tam bir yüksek not alan başarılı öğrenci gibidir ve kırık notları hakkında kaygı duyar; (latchkey children).

Ne yapmak gerekir: çocuğa oyun oynaması için izin verin hatta onu oyun oynamaya teşvik edin; başkaları hakkındaki kaygı duyucu davranışlarını, onun böyle bir yeteneği olduğunu kabullenin ve ona onun için ne yapılabileceğini sorun; onun grup içindeki ve kendi duygularını teşhis edin.

  • Hiperaktif – hiçbir şeye odaklanamaz, sakin bir şekilde oturamaz; yüksek enerji ve hiperaktivite gösterir.

Ne yapmak gerekir: çocuk bulunduğu yeri, bir topluluk içindeyse o topluluğu terkedebilir; ona bir iş verin; çocukla bizzat ilgilenilebilir ve onunla birlikte bir iş yapılabilir.

  • Sinirli, gergin, heyecanlı – çabucak kızgınlık gösterir, başkalarının kendisi hakkındaki düşüncelerine karşı olağanüstü tetikte ve duyarlıdır, çabucak ağlayabilir.

Ne yapmak gerekir: çocuğun kızgın duygularını yansıtın, ona gösterin. Duyguları sözlerle ifade etmeyi ona gösterin. Başkalarının ona olan tepkilerinden duyduğu endişeye dikkat edin ve bu endişeyi olduğu gibi kabullenin. Bu duyguları bir topluluk içindeyseniz diğerlerine de yansıtın, bırakın ağlasın, sonra da konuşun, ona sorular sorun.

  • Dikkat çekme isteği – okuldaysa öğretmenin her sorduğu soruya el kaldırır. Başkalarının sözünü keser. Sürekli konuşur, hatta okulda tahtada adı en çok konuşanlar arasında geçer.

Ne yapmak gerekir: onun bu heyecanını kabullenin. Onu dinlemeye istekli olun. Bulunduğunuz yerde başka çocuklar da varsa, örneğin siz bir öğretmenseniz ve bir sınıfta bulunuyorsanız, başka çocukları da dinlemek istediğinizi söyleyin. Çocuk başkalarının sözünü kestiğinde onu durdurun. Çocuğun söylediklerinin önemini gördüğünüzü belirtin.

  • Tekdüze, donuk, durgun – hiçbir şey hakkında kaygı ya da endişe duymaz, hiçbir şeyle ilgilenmez. Sesi çok kısık çıkar.

Ne yapmak gerekir: siz canlı olun ama çok fazla heyecanlı gözükmeyin. Bir hayvanın sesini taklit ederek konuşmaya çalışın ve çocuktan da öyle yapmasını isteyin.

  • Kontrol dışı davranışlar – başkalarına çok az saygı duyar ya da hiç duymaz, başka insanların sınırlarına müdahalede bulunabilir. Çevredekilere bağırır, haşin davranır.

Ne yapmak gerekir: açık seçik kurallar koyun ve gerçekçi sınırlar belirleyin. Bu kurallar ve sınırları siz de tutarlı bir şekilde izleyin ve çocuğa saygı gösterin.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

 

Difteri Tetanoz Boğmaca (Karma Aşı)

 

Difteri

Tetanoz

Boğmaca

Hastalık etkeni nedir?

Bakteri

Bakteri toksini

Bakteri

GünümüzdeTürkiye’de bu hastalığı görüyor muyuz?

Seyrek olarak evet

Evet

Oldukça sık

İnsandan insana bulaşıcı mıdır?

Evet

Hayır

Fazlasıyla

Ne yolla bulaşır?

Öksürük, aksırık gibi solunum/hava yoluyla

Derideki sıyrık ve kesilerden

Öksürük, aksırık gibi solunum/hava yoluyla

Hastalık bulaşırsa ne olur?

Soluk alma güçleşir

Ciddi kas kasılmaları olur

Ağır öksürük atakları, sonrasında nefes alamama

Ölüme yol açar mı?

Evet

Evet

Evet

Aşının kısa adı nedir?

DTaP ya da DTP

DTaP, DTP, Td

DTaP, DTP

Toplam kaç doz aşı gerekir?

5

5 –her 10 yılda 1 doz tekrar

5

Aşılama ne zaman yapılır?

2,4,6,15 ay. & 4-6 yaş

2,4,6,15 ay. & 4-6 yaş

2,4,6,15 ay. & 4-6 yaş

Aşının sık görülen yan etkileri nelerdir?

Hafif ateş, aşı yerinde ağrı ve şişlik, huzursuzluk

Hafif ateş, aşı yerinde ağrı ve şişlik, huzursuzluk

Hafif ateş, aşı yerinde ağrı ve şişlik, huzursuzluk

Aşının seyrek yan etkileri nelerdir?

Konvülziyon (havale),

Durdurulamayan ağlama, yüksek ateş

Konvülziyon (havale),

Durdurulamayan ağlama, yüksek ateş

Konvülziyon (havale),

Durdurulamayan ağlama, yüksek ateş

Aşı kimlere kesinlikle yapılmamalıdır?

Önceki dozda ciddi allerjik reaksiyon veya aşıdan sonraki 1 hafta içinde havale geçirenler

Önceki dozda ciddi allerjik reaksiyon veya aşıdan sonraki 1 hafta içinde havale geçirenler

Önceki dozda ciddi allerjik reaksiyon veya aşıdan sonraki 1 hafta içinde havale geçirenler

Küçük bir çocuğunuz varsa daha çok nezle ve virüslerin sebep olduğu hastalıklara tutulduğu dikkatinizi çekebilir. Küçük çocukların sıklıkla bu hastalıklara yakalanmaları ve onların yüksek bulaşıcılık derecesi sürpriz değildir.
Nezle benzeri solunum enfeksiyonları çoğunlukla enfeksiyona yakalanmış kişinin burun, ağız veya göz salgılarına temas yoluyla yayılır. Yeni yürümeye başlayan çocuklar karşılaştıkları her şeye dokunma ve ağızlarına atma huyları yüzünden nezle yaymakta etkindirler.
Çocuğunuz aksırır ve enfeksiyonlu faktörlerden oluşan bir akım atmosfere salıverilir. Nezle bu şekilde daha az yayılmakla birlikte, bir aksırık ya da öksürükte bulunan enfeksiyonlu parçacıklar 2 metre mesafeye kadar gidebilirler.
İshal ve hepatit A gibi bazı enfeksiyonlar enfeksiyonlu kişinin dışkısıyla, enfeksiyonlu kişinin ellerinde ve dokunduğu eşyalardaki dışkı kalıntılarıyla ilişki yoluyla yayılır.
Son olarak taraklar, fırçalar ve şapkaların paylaşımı, bitler, bazı parazitler ve impetigonun yayılmasına katkıda bulunabilirler.
Bir aile içindeki bulaşıcı hastalığın yayılmasını bütünüyle durdurmak olanaksız olsa da, sıklığını azaltmak için önlemler alabilirsiniz. Nezleye tutulma sıklığınızı bir ölçüde azaltsalar da bu önlemler mide ve bağırsak hastalıklarının ailenizde dolaşmalarını önlemede daha başarılıdır.
1. Ellerinizi yıkayınız. Bu özellikle burnunuzu
boşalttıktan sonra, bebek bezini değiştirdikten ya da tuvaleti kullandıktan sonra önemlidir.
2. Çocuklarınızın çevresinde sigara içmeyiniz.
Pasif sigara içimi çocukların nezlelerinin hem sıklığını hem de şiddetini artırmaktadır.
 3. Çocuğunuzu, ağzını ya da burnunu bir yere
sürme alışkanlığından caydırınız.
4. Bir hastalığın ardından, eski diş fırçasını atınız. Bu fırça tekrar enfeksiyona neden olabilen bakteriler içerebilir.
5. Tuvalette, mutfakta ve çocuk bezinin değiştirildiği bölgede dezenfekte edici kullanınız. Bu bölgeleri sık sık temizleyiniz.
6. Evcil hayvanlarınız varsa çocuklarınızı onları
öpmekten alıkoyunuz. Ev hayvanları ve özellikle köpek yavruları, kurtlar ve diğer parazitleri yayabilirler.
7. Yiyecek zehirlenmesinin bir çeşidi olan ve
salmonella cinsi bakterilerin neden olduğu enfeksiyonu önlemek için yumurtalar ve kümes hayvanlarını iyice pişiriniz. Ellerinizi ve pişmemiş yiyecekle ilişki içinde olan herhangi bir nesneyi dikkatle yıkadığınızdan emin olunuz.

Son yıllarda, çocukların istismar edilmesi, Amerika Birleşik Devetleri’nde giderek bir sorun olarak görülmeye başlandı. Her yıl tahmini olarak bu ülkede 650.000 çocuğun istismar edildiği veya ihmal edildiği bildirilmektedir. Konuyu çevreleyen gizlilik ve bilgi toplama güçlüğü nedeniyle bu sayı, sorunun gerçek büyüklüğünü önemli ölçüde küçültebilir. Her yaştaki çocuklar istismar edilebilir.
Çoğu çocuk istismarı durumunda, istismarcı, çocukla ilişkili olup çocuğun bakımıyla meşguldür. Kendi çocuklarını istismar eden ebeveynler yaşamın her alanından gelmektedir. Bazıları yüksek maaşlı meslek sahipleri, diğerleri ise işsizdir. İstismar lise terklerden yüksek dereceli insanlara değin bütün eğitim düzeylerinde görülmektedir. çocuk istismarcıları zengin ve yoksul, beyaz ve siyah, İspanyol ve Asyalı ve her dinden, ekonomik katmandan ve politik inançtan kişilerdir.
İstismarcı ebeveynler çoğunlukla üstesinden gelemedikleri stres altında bulunan yalnız, sinirli ve çok mutsuz insanlar olma eğilimindedirler. Onların çoğu çocukken fiziksel olarak istismar edilmişlerdir.
Çocuk istismarı sorununa son günlerde verilen çok fazla önemle, istismarcı olma riskini taşıyan ebeveynlerin teşhisinde bazı ilerlemeler kaydedildi. Bu bilgi, istismarın meydana gelmeden önce önlenmesine yardımcı olabilir, ancak daha öğrenecek çok şey vardır.
Çocuğun korunması en önemli amaç olmakla birlikte bütün ailenin kapsamlı tedavisinin hedefi bu ailelerin % 80 ile % 90′ının çocuk için yeterli özen gösteren ebeveynlerle birlikte sağlam ve güvenli kalmasıdır. Yuvalarına müdahale olmaksızın döndürülen istismar edilen çocuklar, önemli bir ciddi yara ve hatta ölüm riski taşımaktadırlar.
Çocukların istismarı konusunun ele alınması isteniyorsa, herkes şüpheli çocuk istismarı örneklerini rapor ederek yardımcı olmalıdır. Raporlar, bölgesel sosyal hizmet ve yasa uygulama kurumları gibi şüpheli istismar olaylarını ele almada eğitilmiş insanlarla ilişki kurarak hazırlanabilir. Ayrıntılı bilgi ve destek doktorlar, avukatlar, din adamları, eğitimciler ve çocuk istismarı ya da sorunlu ailelerle ilgilenen herkesle konuşarak elde edilebilir.
Çocuklarını istismar etmiş ya da edebilecek olmaktan korkan ebeveynler de bu gruplarla ilişki kurmaya teşvik edilmektedir

Ani bebek ölümü sendromu (SIDS: Suden Infant Death Syndrome), 1 yaşına kadar bebeklik dönemindeki ölümlerin başlıca sebeplerinden biridir. Genellikle beşik ölümü diye bilinir.
Tipik olarak, oldukça sağlıklı olan bebek (çoğunlukla 2 ila 4 aylık bebekler) bir gece beşiğe ya da yatağına konur ve ertesi sabah ölü olarak bulunur. otopsi bile yapılsa bebeğin asıl ölüm nedeni belirlenemez ve anne ve babalar bebeklerinin trajik şekilde ölmesine neden olmak için ne yaptıklarını düşünerek suçluluk duygusuna itilir.
Amerika Birleşik Devletleri’nde 500 doğumdan yaklaşık 1′inde ölüm nedeni SIDS’dır. Çeşitli etnik gruplar arasında ani bebek ölümü, Asya kökenli ve beyaz bebeklerde en düşük ve Amerikan Kızılderilileri ve siyah ırktan olan bebekler arasında en yüksektir.
SIDS nedeni ile ölen çocukların büyük çoğunluğu sağlıklı görünür; fakat sonradan yapılan incelemelerde çoğunlukla kalp, akciğer ve beyin ile ilintili problem izlerine rastlanır. Dahası, çeşitli genetik çevresel ve sosyal faktörler bu sendromla birlikte ortaya çıkar.
Bunlar arasında doğum esnasında düşük kilolu olmak, prematüre doğum, soğuk hava koşulları, annenin sigara ya da uyuşturucu tiryakisi olmuş olması, SIDS nedeni ile daha önce bir başka bebeğini kaybetmiş olması veya buna benzer bir nedenle daha önceki bebeğinin ölmüş olması (yani bebeğin soluğu durmuş bulunması ve ölmeden önce suni solunum uygulanması) sayılabilir. SIDS benzeri olgular, SIDS ile ilgili olmadıklarını ifade etmek için akut derecede yaşamsal tehdit oluşturan olaylar (ALTE: Acute Life-Theatening Events) olarak adlandırılır.
Bu, SIDS nedeni ile ölen bebeklerin bu kategorilerden birisine girmesini gerektirmez. Gerçekte, çoğu yüksek risk olarak düşünülmez. Dolayısıyla, yüksek riskli bebeklerin sıkı gözetim altına alınması yoluyla SIDS nedenli ölümleri tamamıyla önlemek mümkün değildir.
Her ne kadar SIDS için ortada tek bir neden yok ise de, araştırmacılar, çoğu bebekte bu sendromla ortaya en çok çıkan çeşitli fizyoloik anormallikler tespit etmişlerdir. Bunlar arasında merkezi sinir sistemi anormallikleri, anormal kalp atışları, adale gerginliği anormallikleri, otonom sinir sistemi kusurları ve uyku esnasında anormal soluk kesilmeleri (apnea) sayılabilir. Belli bir ölüm nedeni olup olmadığını belirlemek için çoğunlukla otopsi çok yardımcı olacaktır.
SIDS nedenli ölüm tehlikesi o kadar korkutucudur ki, bugün çoğu anne babalar, bebeklerinin kalp atışlarının ve soluk alıp verişinin evde denetim altına alınmasını talep etmektedirler. Genellikle böyle bir şey tavsiye edilmez. Bununla beraber, eğer bebek SIDS için yüksek riskli bir bebek ise böyle bir gözetim yapılabilir. Doktorunuz size ayrıntılı bilgi verecektir.

Bebeklerdeki hastalıkları saptamak ilk başlarda kolay değildir. 1 aylık bebek, size başının ağrıdığını söyleyemez. Ağlayabilir, ancak genelde ağlayan huzursuz bir bebekse, bundan kuşkulanmayabilirsiniz. Ya da çocuğunuzun hasta iken yaptığı gibi daha çok uyuyabilir. Bebeğinizin yeme ve uyuma alışkanlıkları aniden değişirse, kendini iyi hissetmediği düşünülebilir. Bu durumda bebeğin ateşini ölçmek iyi bir yöntemdir, ancak hasta bir bebeğin ateşi yüksek olmayabilir.


En önemli faktör, ateşinin ne kadar yüksek olduğu değil, bebeğin nasıl davrandığıdır. Ateşi normal olan, fakat halsiz uyuşuk ve mama yemeyi ya da süt içmeyi istemeyen bir bebek, gözleri ışıl ışıl, her şeyi yiyip içen, fakat ateşi 39°C den fazla olan 8 aylık bir bebeğe kıyasla daha büyük olasılıkla hastadır. Bebeğin hasta olabileceğini gösteren belirtilerden bazıları aşağıda belirtilmiştir.

Ateş

Makattan ölçülen vücut sıcaklığı 38°C‘den fazla ise, bebeğin ateşi olduğu ve vücudunun enfeksiyona maruz kaldığı anlaşılır. Bebeklerin ateşinin yükselmesi çok görülen bir durumdur ve genelde virüs enfeksiyonunundan kaynaklanır. 39°C‘den düşük ateşler genelde belirtilere neden olmaz ve yaygın inanışın tersine, bir hastalığın ciddiyeti, ateşin yüksekliği ile orantılı değildir. Kendi kendinize sormanız gereken soru, “Bebeğim nasıl davranıyor?” olmalıdır.

Eğer 2 aylıktan küçük bir bebeği, ateşi 38°C‘den fazla olursa doktora götürün. 2 aylıktan büyük bir bebeğin ateşi 39°Cyi geçerse yine doktora götürün, daha hafif bir ateş 3 gün veya daha uzun sürerse de doktor çırılmalıdır.


Sürekli Ağlama

Bebeklerin çoğu, özellikle de 3 aydan küçük olanlar, genelde uzun süre ağlarlar. Her ne kadar yaşamın ilk aylarında sürekli ağlama, karın ağrısı belirtisi ise de, bebeğin hasta olduğu anlamına da gelebilir. Eğer bebeğiniz uzun süre (2-3 saat) ağlıyorsa veya yatıştırılamıyorsa ya da ağlaması garip ise (tiz bir sesle ağlıyorsa veya inliyorsa), doktor çağırın. Bebeğinizin hasta olduğundan endişeleniyorsanız, doktora götürmekten çekinmeyin.

Uyuma Sorunları

Eğer bebeğiniz bir defada 30 dakikadan fazla uyumuyorsa, beslenme için uyanmıyorsa ya da tam anlamıyla uyanmıyorsa, doktora götürün.

Soluk Alma Sorunları

Bebeğinizin soğuk algınlığına kapılabilir ve soluk alması güçleşebilir. Bumundaki sümüğün özel bir lastik ampul ile (eczanelerde satılır) çıkarılması, genelde bebeğinizin rahat nefes almasını sağlar ve gereken tüm tedavi bu olabilir. Ancak, bebeğiniz pürüzlü bir sesle öksürüyorsa, boğazında hırıltı varsa, nefes alıp vermekte zorluk çekiyorsa ya da dudakları ve ağzı morarırsa, doktora götürün.

Bıngıldak (Fontanelle)

Yaşamının ilk bir buçuk yılında bebeğinizin kafatasının üst ön bölümünde kemiklerinin henüz gelişmediği yumuşak bir yer olan bıngıldak vardır. Normalde burası düz veya hafif eğimlidir. Ancak, eğer bebeğiniz hasta ise ve bu bıngıldağı şişiyor ya da içeri çöküyorsa, derhal doktor çağırın. Bu bıngıldağın e’3bek nefes alırken veya ağlarken hafifçe kabarması doğaldır.

Kusma

Çoğu sağlıklı bebek, arada bir tükürür; bazıları bunu çok yapar. Tükürmek, mama veya sütün zahmetsizce dışarı atılmasıdır, kusma ise midede bulunanların zorla dışarı atılmasıdır. Eğer kusma 12 saatten fazla sürerse veya kusmukta kan varsa, doktor çağırın.

İshal

İshalin ciddiyetini meydana gelme sıklığından ve hasta bebeğinizin nasıl davrandığından anlayabilirsiniz. Dışkısı yeşil ise, besin maddelerinin bağırsaklardan hızla geçtiğini gösterir.

Eğer bebeğiniz 8 saat içinde sekiz kereden fazla dışkılarsa, yanı sıra kusuyorsa veya dışkısında kan varsa, doktora götürün.

Su Kaybı

Kusma ve ishalin en büyük tehlikesi, vücudun su kaybetmesidir. Su kaybı ölüme yol açabilecek bir olgudur ve bebeklerde hastalığın ilk birkaç saatinde meydana gelebilir. Belirtileri arasında gözyaşı dökmeyen ağlama, ağız kuruluğu, altının 8 saat süreyle kuru kalması ve bıngıldağın içeri çökmesidir. Eğer bebeğinizde su kaybı belirtileri varsa, derhal doktor çağırın. Hastaneye götürmeniz de gerekebilir.

Bebekler, işitme duyusuna sahip olarak doğarlar. Yeni doğan normal bir bebek, sese gözlerini kırparak ve irkilerek tepki gösterir ve ses düzeyindeki farkları anlayabilir. Yumuşak sesler bir gülümsemeye benzer bir etki ortaya koyabilirken, sert ya da yüksek sesler bir bebeğin ağlamasına neden olabilir. Dahası, yeni bebeğiniz ses tercihlerini de geliştirmış olarak dünyaya gelmiştir. Annesininki gibi yüksek perdeli sesleri, düşük perdeli seslere yeğ tutar.
İşitme, konuşma ve dil becerilerinin kazanılmasında gerekli bir rol oynar. Küçük bir işitme kaybı bile bebeğinizin dil yardımıyla anlama ve ardından iletişim kurma yeteneği üzerinde önemli bir etkiye sahip olacaktır.
Bazı yeni doğan bebekler, işitme kaybı bakımından yüksek risk grubu içinde bulunurlar. Bu gruba giren çocuklar arasında şunlar bulunur: Doğumdan sonra 10 dakika içinde kendiliğinden nefes almaya başlamamış olanlar, Apgar puanları 0 ile 3 arasında bulunanlar, kızamıkçık, frengi ve herpes gibi enfeksiyonlara yakalanmış olarak doğanlar; baş veya boyun kusurları bulunanlar, ileri derecede sarılıktan muzdarip olanların aile geçmişinde çocukluk sırasında işitme kaybı görülmüş olanlar ve ileri derecede prematüre olarak doğanlar.
Yeni doğan bebekler arasında her iki kulakta birden ileri düzeyde işitme kaybı ensidansı (görülme sıklığı), yüzde 2 ile 5 arasında değişir.
Bebeklerde ve çocuklarda dört tip işitme kaybı söz konusu olun
“Kondüktif işitme kaybı”, dış kulağın ses alma yeteneği veya sesin dış kulaktan iç kulağa geçmesi ile ilgili bir tür bozukluktur. Bu işitme kaybı tipinin en yaygın nedenleri kulakta doğuştan gelen anomalilerin ve kulak enfeksiyonunun varlığıdır. Bu işitme kaybı tipi genellikle ilaç tedavisi veya ameliyat yardımıyla giderilmektedir.
“Sensörinöral işitme kaybı”, kulak içindeki koklea tüy hücrelerinin ya da işitme sinirinin (akustik sinir) anomalilerinden kaynaklanır. Şiddetli sensörinöral işitme kaybı vakalarının yüzde 50′den fazlası kalıtsaldır. Diğer nedenler arasında ileri derecede sarılık, rahim içinde iken yakalanılan bir enfeksiyon ve farenksin (yutak) bakteriyel enfeksiyonları bulunur. Sensörinöral işitme kaybı genellikle kalıcıdır.
“Karışık işitme kaybı”, bir çocukta hem kondüktif, hem de sensörinöral işitme kaybı bir arada şiddetli olabilir. ilaç tedavisi ya da ameliyat veya her ikisi birden uygulanarak çocuğun işitme kaybı bir ölçüde giderilebilir.
“Merkezi işitme bozuklukları”, kulağın beyinle sinir bağlantısını oluşturan merkezi işitme sinirleri sistemindeki bir sorundan kaynaklanabilir. Bu tip bozukluklardan müstarip çocuklar, sesleri yalnızca bir uğultu biçiminde duyabilirler.
Bebeğiniz hastaneden çıkarılmazdan önce doktorunuz tarafından anormal tepkilerinin belirlenmesi amacıyla rutin testlere tabi tutulacaktır. Yeni doğan bir bebeğin işitme kaybı yaşamının ilk birkaç günü içinde, daha hastanede bulunuyorken belirlenmezse sonra ancak, ana babanın çocuklarında konuşma gecikmesi olduğundan kuşkulanmaya başladıkları zaman, yani bebek 18 ile 24 aylık olunca keşfedilebilir. Bu süre zarfında da çocuk dil yeteneği kazanması için gereken kritik bir dönemi geçirmiş olur. Bu nedenle, bebeklik döneminde en ufak bir işitme kaybının bile tespit edilmesi, bu kaybın neden olabileceği sorunların bertaraf edilmesi için gereken girişimlerin başlatılabilmesi açısından önemlidir.
Bebeğinizin işitme kaybı açısından yüksek risk grubuna girdiği düşünülüyorsa işitme testlerinin bebek henüz hastanede iken yapılması veya daha sonra düzenli bir değerlendirme takibinin gerçekleştirilmesi gerekir. Halen iki test yöntemi kullanılmaktadır 1) Bebeğin gürültüye tepkisinin gözlenmesi; 2) Bir kulaktaki kaybın kontrol edilebilmesine olanak sağlayan özel bir test (işitsel beyin sapı uyarımlı tepkiler).
Ancak, halen yeni doğan bebekler üzerinde kullanılmakta olan testlerin hiçbiri, çocuk büyüdükçe ilerleyecek olan hafif işitme kaybının ya da minimal kaybın belirlenmesini sağlayamamaktadır. Bu nedenle, herhangi bir işitme kaybının varlığından kuşkulanılıyorsa, bebeğinizin 3. ve 6. aylar arasında bir takip testinden geçirilmesi gereklidir.
Bazı işitme kaybı tipleri düzeltilebilmektedir. Sorun, örneğin kulak enfeksiyonundan kaynaklanıyorsa, antibiyotikler, enfeksiyonun kökünü kurutabilir ve kulak normal işlevine kavuşabilir. Ameliyat da bazen doğuştan olan kulak oluşum anomalilerini düzeltebilmektedir.
Ana babalara sağır ya da işitme özürlü bebekleri ile iletişim kurmakta yardımcı olan programlar da birçok ülkede uygulanmaktadır. Bu programlar da birçok ülkede uygulanmaktadır. Bu programlar çerçevesinde ana babalara, çocuğun sahip olduğu kısıtlı işitme yeteneğinden en üst düzeyde nasıl yararlanabilecekleri ve işaret veya dudak izleme yoluyla çocuğu görsel dile nasıl alıştırabilecekleri öğretilmektedir.

Bebekler işitme duyusuna sahip olarak doğarlar ve seslerin yükseklik alçaklık düzeyini ayırdedebilirler. Yüksek bir ses bebeği yerinden sıçratabilir; oysa yumuşak bir ses bebegi gülümsetebilir ya da gülümser duruma getirir. Bir aylık oldugunda, anne ve babasının seslerini birbirinden ayırabilmektedir.

Alınan enerjinin harcanandan az olması sonucunda organizmada zayıflık denen hastalık oluşur.
Vücuttaki yağ dokuları kullanılır ve daha sonra kas dokuları kullanılarak enerji sağlanır ve alınan enerji az olduğu sürece bu böyle devam eder. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

SAYFA 1 123»