Kızlardaki cinsel değişiklikler arasında memelerin gelişmesi ve erkeklerdeki gibi kasık ve koltuk altında tüylerin ortaya çıkması bulunmaktadır. Her iki cinste de değişiklikler görülmeden önce hormonlar azalıp çoğalarak hazırlayıcı bir dönem oluştururlar.
Görünür bir değişiklik ya memenin tomurcuklanması (meme gelişiminin başı) ya da seyrek, açık renkli kasık tüylerinin ortaya çıkmasıdır. Ter bezlerinin etkinliği de artar. Memeleriniz arasında bir farklılık oluşursa, birkaç ay sürse bile kaygılanmayın.
Genellikle meme gelişimi başladıktan yaklaşık bir yıl sonra büyüme hızı en üst düzeye çıkar. Büyük olasılıkla bu büyüme atağı sırasında menarş (ilk adet kanaması) görülecektir.
İlk adet kanamasının görülmesi artık fiziksel olarak hamile kalabileceğiniz anlamına gelir. Eğer yumurtalıklar yumurta üretirse (ovulasyon) ilk adetten önce bile hamile kalınabilir. Eğer cinsel ilişkiye giriyorsanız hamile kalmanızı önleyecek yöntemleri öğrenin (bkz. Hamileliği Önleme Yöntemleri)
Adet kanamasının başlamasından önceki ayda ara sıra beyaz ya da sarı vajinal akıntı olabilir. İlk birkaç adet kanamasının düzensizlikler göstermesi de normaldir. Ancak, yaklaşık bir yıl içinde düzenli hale geleceklerdir. Daha sonra her 24 ile 34 günde bir 3 ile 7 gün arasında süren adet dönemleriniz olacaktır. Çoğu genç kız adet kanını emmesi için tek kullanımlık dış pedler kullanır. Bununla birlikte, kızlık zarı vajina ağzını tam olarak kapatmadığı için nasıl kullanılacağını öğrenerek tampon da kullanabilirsiniz. Eğer tampon kullanacaksanız toksik şok sendromu riskini azaltmak için sık sık değiştirmelisiniz.
İlk birkaç adet dönemi sırasında ağrılı adet görme (dismenore) olağan değildir. Ancak ergenliğin daha sonraki dönemlerinde görülebilir. llk adet kanaması görülürken boy uzamasına devam etmektedir. Memeler daha da gelişecektir. Erkeklerdeki kadar olmasa da ses kalınlaşır.
Ergenlik dönemi yaklaşık 4-5 yıl içinde vücut gelişiminin tamamlanmasıyla sonlanır.
Cinsel olgunlaşmanın başlama yaşı geniş
bir yaş aralığında olur. Kızlarda cinsel olgunlaşma 8 yaşından önce başlarsa erken olduğu, 13 yaşından sonra başlarsa gecikmiş olduğu düşünülür.
Beslenme ile ergenlik döneminin başlangıcı arasında bir ilişki vardır.
Son yirmi otuz yılda insanların daha iyi beslenmeye başlaması, endüstrileşmiş ülkelerde birbirini izleyen birkaç genç kız kuşağında neden ergenliğin daha erken yaşta başladığını açıklamaktadır.
Ayrıca, ergenlik dönemi sonradan zayıflayan şişman genç kızlarda daha erken başlamaya eğilimlidir.

Kızlardaki cinsel değişiklikler arasında memelerin gelişmesi ve erkeklerdeki gibi kasık ve koltuk altında tülerin ortaya çıkması bulunmaktadır.
Her iki cinste de değişiklikler görülmeden önce hormonlar azalıp çoğalarak hazıriayıcı
bir dönem oluştururlar.
Görünür bir değişiklik ya memenin tomurcuklanması (meme gelişiminin başı) ya da seyrek, açık renkli kasık tüylerinin ortaya çıkmasıdır.
Ter bezlerinin etkinliği de artar. Memeleriniz arasında bir farklılık oluşursa, birkaç ay sürse bile kaygılanmayın.
Genellikle meme gelişimi başladıktan yaklaşık bir yıl sonra büyüme hızı en üst düzeye çıkar. Büyük olasılıkla bu büyüme atağı sırasında menarş (ilk adet kanaması) görülecektir.
Ilk adet kanamasının görülmesi artık fiziksel olarak hamile kalabileceğiniz anlamına gelir.
Eğer yumurtalıklar yumurta üretirse (ovulasyon) ilk adetten önce bile hamile kalınabilir.Eğer cinsel ilişkiye giriyorsanız hamile kalmanızı önleyecek yöntemleri öğrenin
Adet kanamasının başlamasından önceki ayda ara sıra beyaz ya da sarı vajinal akıntı olabilir. Ilk birkaç adet kanamasının düzensizlikler göstermesi de normaldir. Ancak, yaklaşık bir yıl içinde düzenli hale geleceklerdir. Daha
sonra her 24 ile 34 günde bir 3 ile 7 gün arasında süren adet dönemleriniz olacaktır. Çoğu genç kız adet kanını emmesi için tek kulianımlık dış pedler kullanır. Bununla birlikte, kızlık zarı vajina ağzını tam olarak kapatmadığı için
nasıl kullanılacağını öğrenerek tampon da kullanabilirsiniz. Eğer tampon kullanacaksanız
toksik şok sendromu riskini azaltmak için sık sık değiştirmelisiniz.
Ilk birkaç adet dönemi sırasında ağrılı adet görme (dismenore) olağan değildir. Ancak ergenliğin daha sonraki dönemlerinde görülebilir.llk adet kanaması görülürken boy uzamasına devam etmektedir. Memeler daha da gelişecektir.
Erkeklerdeki kadar olmasa da ses kalınlaşır. Ergenlik dönemi yaklaşık 4-5 yıl içinde vücut gelişiminin tamamlanmasıyla sonlanır.
Cinsel olgunlaşmanın başlama yaşı geniş bir yaş aralıgında olur. Kızlarda cinsel olgunlaşma 8 yaşından önce başlarsa erken olduğu, 13 yaşından sonra başlarsa geçikmiş oiduğu düşünülür.

Beslenme ile ergenlik döneminin başlangıcı arasında bir ilişki vardır.
Son yirmi otuz yılda insanların daha iyi beslenmeye başlaması, endüstrileşmiş ülkelerde birbirini izleyen birkaç genç kız kuşağında neden ergenliğin daha erken yaşta başladığını
açıklamaktadır.
Ayrıca, ergenlik dönemi sonradan zayıflayan şişman genç kızlarda daha erken başlamaya eğilimlidir.

Kilo vermek için yüzlerce farklı fikir ve diyet var. İnsanların çoğu aç kalarak kilo verebileceğini düşünüyor . Ama temelde kilo vermek için aç kalmak zorunda değilsiniz. Aşağıda aç kalmadan nasıl kilo verebileceğiniz hakkında 8 tane fikir verilmiştir.

1. Sadece kalorilere odaklanmayı bırakın

Yedikleri yemeklerin kalorilerini hesaplayarak diyet yapmaya çalışanlar düşük kalorili şeyler yiyerek kilo vermeye çalışırlar ve bunun sonucunda acıkırlar. Açlık hissi sağlıklı değildir ve uzun vadede insanların daha fazla yemek yemesine sebep olur. Ayrıca bu yaklaşım bütün kalori aynı olarak hesap eder. Fakat bazı kaloriler diğerlerinden daha iyidir. Örneğin bazı yağlar kilo vermek için yüksek kaloriye sahiptir. Kilo vermenin en sağlıklı yolu ne yediğinize dikkat etmektir.

2. Yüksek proteinli gıdalar yiyin

Yapılan araştırmalar gösteriyor ki proteinler, yağlar ve karbonhidratlara göre daha iyi açlığı

bastırıyor. Protein ağırlıklı beslenirseniz daha erken doygunluk hissine ulaşıyorsunuz. Protein genellikle balık, yumurta, mercimek, fasulye, fındık ve çekirdek gibi yiyeceklerde bulunur.

3. Düşük glycemic indeksli (Gİ) gıdalar yemeye çalışın

Glycemic indeks seviyesi yediğiniz yemekten kana geçen şeker miktarını göstermektedir. Ve ayrıca ne kadar hızlı geçiş olduğuna göre ölçülür. Düşük glycemic indeksli gıdalar protein katkılı besinler , sebzeler ve meyvelerdir.

4. Bolca çiğ gıdalar yiyin

Kilo vermek ve kendinizi zinde hissetmek için yapabileceğiniz en iyi şey olabildiğince çiğ sebze ve meyve yemektir. Çiğ yiyecekler hala doğan hallerinde organiktirler. Bunun anlamı doğal içeriklerinden edinmeniz ve bunlardan fayda edinmenizdir çünkü bu onlar piştiğinde pek mümkün olmamaktadır.

5. Öğün atlamayın

Gün içinde kahvaltı dahil olmak üzere sık sık yemek yiyen insanlar hem daha kolay kilo verirler hem de açlık hissetmezler. Öğün aralarında meyveler ve fındık gibi hafif gıdalar yemek hem acıkmayı hem de fazla yemek yemeyi önler. Öğün atlamak kan şeker seviyesinin düzeyini bozar , buda hasta ve bitkin hissetmeye yol açar.

6. Evinizde sağlıklı yiyecekler bulundurun

Çok sağlıklı insanların evinde bile kilo almaya neden olan sağlıksız abur cubur yiyeceklerden bulunur. Eğer kilo vermek istiyorsanız sadece sağlıklı kilo verdirici yiyecekler satın alın. Evinizi sağlıklı yiyeceklerle doldurduğunuza emin olun ve gözünüzü doyuracak değil midenizi doyuracak gıdalar satın almaya dikkat edin.

7. Alkol kullanmayı bırakın

İnsanların çoğu alkol içmediklerinde kolayca kilo verebildiklerini anladılar. Kilo vermek istiyorsanız alkolden uzak durun. Susadığınız zaman alkol yerine bol bol su için.

8. Yediklerinizi çiğneyin

Yavaş yemek ve yediklerinizi çiğnemek hem yediklerinizin sindirilmesini kolaylaştırır hem de vücudunuzun kendini daha erken tok hissetmesine yarar.

 

saglikmerkezi.biz

Tanım

İlişki esnasında kondomun yırtılması, korunma uygulamadan ilişkide bulunulması gibi durumlarda uygulanır. En yaygın kullanım alanlarından biri de tecavüz vakalarında kadının gebe kalmasını engellemek içindir.

İki şekilde uygulanabilir: Yüksek dozlarda östrojen hormonu verilmesi ve spiral takılması. Uygulamanın ilişkiden sonraki ilk 72 saat tercihen ilk 24 saat içinde yapılması gerekir.

Etki Mekanizması

Yüksek doz östrojen ve RİA rahimiçinde oluşması muhtemel bir implantasyonu (döllenen yumurta hücresinin uterusa yerleşmesi) engellerler. Her iki yöntemde de endometrium özelliği bozularak implantasyona elverişsiz bir duruma gelir.

Uygulanması

İlşikiden sonraki ilk 72 saat içinde uzman doktor tarafından hangi yöntem kullanılacağına karar verilerek uygulanır.

Koruyuculuk Oranı ve Koruma Süresi

Koruyuculuk oranı ilk saatlerde uygulandığı anda çok yüksektir ancak süre arttıkça oran düşer ve 72 saat sonrasında koruyuculuğu oldukça düşer.

Kimlerde Uygulanması Sakıncalıdır

Acil kontrasepsiyon çok özel durumlarda uygulanması gereken bir yöntemdir ve alışkanlık haline getirilmemelidir. Yüksek doz östrojen uygulaması için doğum kontrol haplarında bahsedilen sakıncalı durumların çoğu, RIA uygulaması için ise RIA uygulamasında bahsedilen sakıncaların tümü aynen geçerlidir.

Avantajları ve gebelikten koruma dışındaki yararları

Gerçekten istenmeyen ve oluşması durumunda sosyal ya da tıbbi problemler oluşturabilecek gebeliklerin önlenmesi için oldukça etkili bir yöntemdir. Ancak koruyuculuğun %100 olmadığını bilmek gerekir.

Dezavantajları ve riskleri

Yüksek doz östrojen kullanımındaki kısa vadeli dezavantaj ve risklerin çoğu ile RIA kullanımı ile ilgili tüm dezavantaj ve riskler aynen geçerlidir.

Yanetkiler

Kullanılan östrojen normalin çok daha üstünde bir doz olduğundan bulantı ve kusma olasılığı daha yüksektir. Bunun dışında yüksek doz östrojen uygulaması ilk günlerde lekelenme yapabilir.

Çocukluk çağı, insanların bulaşıcı –enfeksiyon- hastalıklarına en sık tutuldukları dönemdir ve son yıllarda, gerek bu alanda kullanılan ilaçlar, gerekse alınan genel önlemler sayesinde bulaşıcı hastalık sıklığı, özellikle gelişmiş ülkelerde belirgin derecede azalmıştır. İçme ve kullanma sularının temizliği ile tifo ve kolera gibi öldürücü hastalıkların kontrol altına alınması, yaygın aşılama ile çiçek hastalığının tümüyle ortadan kaldırılması sağlanmış, çocuk felci hastalığı ise yok edilme aşamasına gelmiştir. Bu arada, ülkemizin, Dünya sağlık Örgütü kaynaklarına göre 1999 yılında dünyada çocuk felcinin hala görüldüğü birkaç yerden biri olduğunu belirtmek, hala gerek genel olarak devletin, gerekse anne babaların dikkatli davranması gerektiğini göstermektedir.

                             Şunlara Dikkat!

  • El yıkamaya özen gösterin
  • Gerekli yerleri dezenfektan maddelerle temizleyin
  • Çocuklarınızın kendi ağız ve burunlarına dokunmalarını engelleyin
  • Çocukların evcil hayvanları öpmelerini önleyin
  • Etlerin iyi pişirilerek yenmesini sağlayın
  • Temiz içme suyu kullanın
  • Et ve et ürünlerini üzerinde kesmek için, tahta değil plastik maddeler kullanın
  • Çiğ yumurta yemekten sakının
  • Çiğ yenen sebze ve meyveleri mutlaka mikroplardan arındırın
  • Olabildiğince küçük çocuk bakımevi-kreşleri tercih edin
  • Menenjitli ya da hepatitli hastalarla temas sonrası mutlaka hekime başvurun
  • Çocuklarınızın gerekli aşılarının yapılmış olduğundan emin olun

Ancak, evde alınan basit önlemlerle, özellikle mide barsakları etkileyen enfeksiyonlara karşı başarı kazanmak mümkün olsa da, solunum yollarını etkileyen bulaşıcı hastalıklara karşı alınan önlemlerin başarı şansı daha azdır.

Bulaşıcı Hastalıklar Nasıl Yayılır?

Burun , ağız ve göz salgıları, solunum yolu enfeksiyonlarının bulaşmasına yol açan temel kaynaktır. Ellerin ağıza ve buruna götürülmesi ve öpüşmek, hızla yayılmaya neden olur. Bebekler ve küçük çocuklar genelde herşeye elleriyle dokunur ve ellerini ağızlarına götürürler. Bir de buna ülkemizde çocukları öpme ve öpüşmenin geleneksel olarak yaygınlığını eklerseniz, varılan sonuç daha kötü olacaktır.

Öksürük ve hapşırık sonrası havaya yayılan damlacıklar, bir süre havada asılı kalarak, yayılıma neden olurlar.

İshal ve sarılık gibi hastalıklar, kakayla bulaşmış ellerin ağıza götürülmesi yoluyla bulaşır. İdrarın aksine, kakada çok sayıda bakteri bulunur.

Evde içme suyu klorlamak için:10 litre suya 25 damla çamaşır suyu damlatın, 30 dakika bekleyin!

Ülkemizde, pişmeden yenen sebzeler –marul, taze soğan, maydanoz vb.- pis sularla sulanabilmekte ve bu tür gıdaların normal musluk suyuyla yıkanması, yeterli temizliği sağlamamaktadır

Sebze ve meyveleri mikroplardan arındırmak için: 1 litresine 30 damla çamaşır suyu damlatılmış su içeren kap içinde yarım saat bekletin!

  • Döküntülü hastalıklardan kimileri –örneğin suçiçeği- içi suyla dolu kabarcıklarda bulunan mikroorganizmalarla bulaşır. Ancak her döküntülü hastalık cilt temasıyla bulaşmaz.
  • Pişmemiş et, oldukça yüksek oranda -%20-50- bakteri bulundurur, çiğ yumurtanın hastalık bulaştırma riski %1 den azdır.
  • İyi yıkanmamış biberon vb malzemeler, solunum ve mide barsak hastalıklarının yayılımında önemli yer tutar.
  • Tarak, fırça, şapka gibi eşyalar da, bulaşıcı cilt hastalıkları açısından önemlidir.


Evde alınabilecek önlemler:

El yıkama: Önceleri, el yıkamanın sadece mide barsak hastalıklarını önlemede etkin bir yöntem olduğu düşünülürdü, oysa artık, solunum yolu enfeksiyonlarının da yayılımının bu yolla belirgin derecede azaldığını biliyoruz. Sabun kullanılmasa bile, ellerimizi sadece suyla yıkayarak bir ölçüde yarar görürüz.

·      Tuvalet sonrası,

·      Bebeklerin altlarını değiştirdikten sonra,

·      Nezle, grip vb durumlarda burun silinmesinin ardından,

·      Akvaryum suyuna dokunulduktan sonra, eller mutlaka yıkanmalıdır

Özellikle tuvalet sonrası çocukların el yıkaması mutlaka denetlenmeli, kreş ve gündüz bakım evlerinde bu konu üzerinde çok daha hassasiyetle durulmalıdır.

Gerekli yerlerin dezenfektan maddelerle temizlenmesi: dezenfektan maddeler, bakterilerin çoğunu öldürür. Özellikle, bebeklerin alt değiştirme yerlerinin, oyuncaklarının, biberon, tabak, bardak vb. malzemelerin dezenfekte edilmesi, barsak hastalıklarının yayılımını büyük ölçüde sınırlandırır. Üst solunum yolu enfeksiyonu geçirenlerin burun salgılarının bulaştığı yerlerde, viruslar 6 saate kadar canlı kalabilirler.

Çocukların kendi ağız ve burunlarına dokunmalarının engellenmesi: Bu önlem solunum yolu enfeksiyonlarının yayılımını sınırlandırır, ancak bebeklerde bunu sağlamak pratikte olanaksızdır. Burundan sonra göze götürülen eller, gözde enfeksiyon gelişmesine ortam hazırlarlar.

Çocukların yanında sigara içilmemesi: Sigara dumanı, soğuk algınlığı, öksürük, kulak iltihapları ve astım gibi solunum yolu hastalıklarının şiddetini artırır.

Çocukların hayvanları öpmelerinin önlenmesi: Hayvanlarla çok yakın temas, paraziter hastalıkların yayılımına neden olur. Hayvan sevmeyi elle sevmek ve ardından el yıkamayla bütünlersek, yeterli önlem almış oluruz.

İçme suyunun temizliğine özen gösterilmesi: Sağlık bakanımızın bile, içtiği su yoluyla tifoya yakalandığı haberinin basında yer aldığını düşünürsek, içme suları konusunda titiz olmalıyız. Kapalı ambalaj içinde satılan her su yeterince denetlenmemiş olabilir. 10 litre içme suyu içine 25 damla çamaşır suyu damlatarak, kolera dahil su yoluyla bulaşan her hastalığa karşı önleminizi almış olursunuz.

Etlerin iyi pişirilerek yenmesi: İyi pişmemiş etler, ishale yol açan bakterileri barındırırlar. Çiğ etler, pişmeye hazırlandıktan sonra, eller ve çiğ etin temas ettiği, kesme, tahtası, bıçak, tabak gibi malzemeler çok iyi yıkanmalıdır. İçleri iyi pişmemiş –kırmızı görünümlü- et çocuklara yedirilmemelidir. Etler pişirildikten sonra, çiğ iken içinde tutuldukları tabak içinde kesinlikle servis yapılmamalıdır.

Et ve et ürünlerini üzerinde kesmek için, tahta değil plastik maddeler kullanın: Mikroorganizmalar, tahta yüzeylerden yeterince temizlenemezler. Temizlik açısından plastik maddeler daha güvenlidir.

Çiğ yumurta yemekten sakının: Yumurta sarısı katı pişmiş olmalıdır. Aksi takdirde, yumurta içinde varolan olası bakteriler ölmeyecektir. Şunu da ekleyelim ki, yumurta yoluyla mikrop alma riski %1 den azdır.

Pişirilmeden yenen gıdaların yıkanmasına özen gösterin: Marul, taze soğan, domates vb. çiğ yenen gıda maddeleri, özellikle yaz döneminde 1 litre su içine 30 damla çamaşır suyu damlatarak klorlanmış su içinde 30 dakika bekletilmelidir.

Olabildiğince küçük çocuk bakımevi-kreşleri tercih edin: Kendi evlerinde bakıcılar tarafından bakılan çocuklar, enfeksiyon açısından an düşük risk altındadırlar. Kreşdeki çocuk sayısı arttıkça, risk artar. Soğuk algınlığının özellikle 1 yaşına kadar önemli komplikasyonlara yolaçtığı gerçeğinden yola çıkarak, mümkünse 0-1 yaş grubu bebekleriniz için kendi evinizde bakıcıyı, kreşlere tercih edin.

Menenjitli ya da hepatitli hastalarla temas sonrası mutlaka hekime başvurun: Özellikle 4 yaş altı çocuklarda antibiyotik kullanarak, kimi tür menenjitlerin gelişimi önlenebilir. Benzer şekilde, hepatitle temas sonrasında da, kullanılabilecek ilaçlar vardır, bunu mutlaka bir çocuk hekimiyle görüşün.

Çocuklarınızın gerekli aşılarının yapılmış olduğundan emin olun: Ciddi enfeksiyonlara karşı aşılı olmak son derece önemlidir. Ne var ki, ülkemizde bu konuda ciddi ve standard bir uygulama yoktur. Her çocuk hekimi, kendine göre bir aşılama şeması uygulamakta, dünyanın bir çok ülkesinde zorunlu olan aşılar, Türkiye’de zorunlu değildir. Bu durum özellikle HIB aşısı için geçerlidir; HIB aşısı, 0-4 yaş arası çocuklarda, önemli bir menenjit türünü %90 oranında önleyebilmektedir. Her hekim ziyaretinde aşı kartınızı hekime gösterip, eksik aşısı olup olmadığını sorun. Bir diğer nokta da, bu yolla, aşılama protokolünde olabilecek değişikliklerden zamanınızda haberiniz olacaktır.

Çocuğunuzu tümüyle izole etmeye çalışmayın: Aile içi tecrit konusu tartışmalıdır. Çocukta hastalık belirtileri ortaya çıktığında, artık etken mikroorganizma, diğer aile bireylerine de çoktan bulaşmıştır. Zaten bir çocuğu aynı ev içinde tümüyle izole etmek de pratikte olanaksızdır.


Sık Hastalanan Çocuk

6 yaşından küçük çocuklar, yılda ortalama 6-8 kez soğuk algınlığı geçirirler. Bu sayı 2-3 yaş grubunda, özellikle o yıl kreşe başlanmışsa, çok daha artar. Bundan kurtulmak mümkün mü? Evet! Çocuğunuz, diğerleri gibi büyüyecek, ve hastalanma sayısı yılda 1-4 arasına düşecek!

Çocuklarda soğuk algınlığı ve “üşütme”ye yol açan ikiyüzün üzerinde virüs vardır. Bir hastalığa yol açan virüs, aynı vücutta bir kez daha hastalık yapmaz. Her bir virüsün, hafiften ağıra değişik belirtileri ve bulguları vardır. Bir virüs, örneğin rinovirüs, hafif bir burun akıntısıyla sınırlı kalan belirti verirken, bir başkası, örneğin influenza virüsü, ateş, halsizlik, eklem ağrıları gibi ciddi hastalık hali oluşturabilir. Başka kimi virüsler, bulantı, kusma, ishal gibi sindirim sistemini ilgilendiren belirtiler verir.

Çocukların hastalanması, virüslerle de sınırlı değildir. Bir virüsün etkisiyle zaten hasta olan çocuk, orta kulak iltihabı yada bronşit gibi bakteriyel ikincil enfeksiyona yakalanır. İşte her fırsatta çocuğumuza içirdiğimiz şişelerce antibiyotik, sadece bu durumda -bakterilerle oluşan ikincil enfeksiyon varlığında- gereklidir. Virus enfeksiyonlarını antibiyotik tedavi edemez, bu tür enfeksiyonlar, kendi kendine geçer. Yapılacak tek iş, çocuğu rahatsız eden bulguları azaltıp onu rahatlatacak ilaçlar kullanmaktır. Bol bol dinlenme ve bol sıvı alımı, en az ilaç alımı kadar önemlidir.


Çocuğumuza grip aşısı yaptıralım mı?

Grip mevsimi geldi! Çevremizde bol bol hapşıran, aksıran, öksüren insanlar görmeye başladık bile. Aralık- Ocak ayına doğru, bu görüntüler daha da artacak hiç şüpheniz olmasın.Çözüm olarak, aklımıza ilk gelen grip aşısı oluyor. Peki, çocuğumuza grip aşısı yaptıralım mı? Cevabımız, aşağıda sıralayacağımız istisnalar dışında “hayır” olacak.

Kimlere grip aşısı yapılmalıdır?

Grip aşısı, 6 ayını doldurmuş olmak kaydıyla, aşağıdaki durumlarda yapılmalıdır:

  • Astım gibi süregen akciğer hastalığı olan çocuklara
  • Kalp ve kronik böbrek hastalığı olan, orak hücre anemisi adlı kan hastalığı olan çocuklara,
  • Şeker hastalığı olanlara,
  • AIDS virüsü taşıyanlara,
  • Aspirin tedavisi görenlere,
  • Bağışık sistemi zayıflatan ilaçları kullanmak zorunda olan çocuklara
  • Yukarda sıralanan sorunları olan çocuklarla sık sık birarada olanlara
  • Rutin takip sırasında geçirilen hastalıklar nedeniyle çocuk doktorunun aşı yapılmasını gerekli gördüğü çocuklara.

 

Pazartesi ve perşembe arası
Sabah
Bir dilim kepekli veya yulaf, çavdar ekmeği, iki dilim yarım yağlı beyaz peynir, üç tatlı kaşığı light reçel ve bir adet domates veya salatalık
Öğlen ve akşam
İstenildiği kadar limonlu, az tuzlu, sirke ve nar ekşili salata ve yoğurt. Akşamki salataya bir tatlı kaşığı zeytinyağı kullanılabilir.
NOT: Günde üç değişik meyve yenmeli, iki buçuk, üç litre su ve bitki çayları içilmeli
Perşembe ve pazar arası
Sabah ve öğlen
Diğer günlerle aynı
Akşam
150 gr. dana eti ya da ekmeksiz beş köfte ya da biftek ya da 200 gr. balık (15 adet sardalye veya hamsi veya bir levrek) ya da 150 gr. derisi soyulmuş tavuk eti (iki but veya yarım göğüs veya beş kanat) ya da iki adet yumurta (rafadan veya katı pişmiş veya teflon tavada menemen veya omlet şeklinde)
NOT: Meyve yenmemeli

Yersiniosis bağırsaklarda görülen ve genellikle ciddi zehirlenmelere yol açan nadir bir bakteriyel enfeksiyondur. Hastalığın belirtileri bazı durumlarda akut apandisit ile karıştırılabilir.

Nedenleri

Yersinio isimli bakterinin neden olduğu bu enfeksiyon, genellikle bakterinin bulunduğu özellikle çiğ veya az pişmiş domuz ürünlerinin tüketilmesi sonucu ortaya çıkar. Ayrıca pastörize edilmemiş süt veya bakterilerin bulaştığı suların içilmesi de zehirlenme nedenleri arasında yer alır. Enfeksiyonun görüldüğü hayvanlarla temas da hastalığa neden olabilir.
DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Vejetaryen Diyet Nedir?

Vejetaryen diyet et içermeyen diyettir. Kırmızı et, tavuk eti ve balık ta bu diyette bulunmamaktadır. Vejetaryen diyeti uygulayan kişiler vejetaryen olarak adlandırılır. Pek çok vejetaryen jöle, peynir yapımında kullanılan peynir mayası ve pişirmede sıkça kullanılan hayvansal yağlar içeren ürünleri de yememektedir.

Yumurta ve diğer süt ürünlerini diyetlerine dahil eden vejetaryenler ovo-lakto vejetaryen olarak adlandırılır. Bal da dahil olmak üzere hiçbir hayvansal ürünü yemeyen kişiler ise vegan olarak adlandırılmaktadır. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Rahim nakli, doğuştan rahmi olmayan veya kanser gibi çeşitli nedenlerle rahmini kaybeden kadınların çocuk sahibi olabilmesinin önünü açıyor. İnsana yapılan ilk nakil başarısız oldu. Şu an hayvanlar üzerinde deneniyor.

Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneğince (TJOD) bu yıl 6’ncısı düzenlenen “Türk Jinekoloji ve Obstetrik Kongresi”nde, Türkiye’de ilk kez “yumurtalık ve rahim nakli” konuları gündeme getirildi. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Günümüzde birçok çiftin çocuk sahibi olmasını sağlayan tüp bebek yöntemi, gelişen teknoloji sayesinde aileleri sevindiriyor.
International Hospital Tüp Bebek Merkezi Sorumlusu Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü Başkanı Prof. Dr. Engin Oral ve Acıbadem Kadıköy Hastanesi Tüp Bebek Merkezi Sorumlusu Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Cem Demirel, çiftlere başlıca 8 nedenden tüp bebek uygulaması yaptıklarını belirterek bunları şöyle sıraladı… DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

SAYFA 1 12»