Gençlik yıllarında çocukların vücudu cinsel olgunluk kazanır. Erkeklerde ortaya çıkan değişiklikler arasında, seste kalınlaşmayla birlikte yüz, koltuk altı ve kasıkta kıllanmanın başlaması bulunmaktadır.
Vücudunuz erkek hormonları üreterek cinsel olgunluğa hazırlanır. Bu hormonlar testislerin büyümesine ve üzerini örten derinin renginin koyulaşmasına neden olur.
Erkeklerde ilk dikkat çeken değişiklik penis çevresinde seyrek ve açık renkli kasık tüylerinin ortaya çıkması olabilir. Cinsel değişiklikler büyüme atağı en üst düzeye çıkmadan önce de başlayabilir. Bu dönemde memeleriniz biraz büyürse kaygılanmayın. Bu durum (jinekomasti) nadir olarak hormonal bir sorundan kaynaklanır. Bu büyüme genellikle birkaç ay içinde ortadan kalkar.
Penis genellikle ergenliğin başlamasından 2 yıl sonra sertleşmeye başlar. Penisin boyunun uzamaya başlamasından bir yıl sonra ilk boşalma olabilir. Bu durum mastürbasyon yaparken, cinsel fanteziler kurarken kendiliğinden veya gece uyurken ortaya çıkabilir
Daha sonra kol ve yüzde kıllar çıkmaya başlar. Larenks (ses kutusu) geliştikçe adem elması öne doğru çıkar. Ses de değişmeye başlayarak kalın bir ton kazanır. Ara sıra tiz çocukluk sesi ortaya çıkabilir.
Genellikle 4-5 yıl süren bu olgunlaşma dönemi boyunca testisleriniz büyümeye ve penisiniz uzamaya ve kalınlaşmaya devam eder. Bu dönemin sonuna kadar penis, testisler ve kasık tüyleri, tam olarak gelişir ve bıyık ve sakal kılları ortaya çıkmaya başlar.
Cinsel olgunlaşma dönemi genellikle erkeklerde kızlardan birkaç yıl sonra başlar. Cinsel değişiklikler erkeklerde 9 ile 14 yaş arasında herhangi bir zamanda başlayabilir. Bu yaş aralığının dışında başlarsa gecikmiş ya da erken olduğu düşünülür.

Nöbet nedir?

Nöbetler sadece semptomlardır, hastalık değildir. Beyindeki sinir hücrelerinin anormal fonksiyon göstermeleri ve anormal bir elektrik sinyalinin aniden beyinde oluşması neticesinde ortaya çıkar.

Nöbetler, farklı hislere ve davranışlara ve bazen kas spazmlarına ve bilinç kaybına neden olabilir. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Gün boyu şehir hayatı veya iş hayatına bağlı yaşanan stres, dengesiz beslenme alışkanlıkları, hareketsizlik uyku bozukluklarına neden olabiliyor. Bu uyku bozukluklarından bir tanesi de uykuda diş gıcırdatma olarak bilinen Bruksizm.
Yaşamımızın üçte biri uykuda geçiyor. Uyku, yorulan ve yıpranan sinir sisteminin bakıma alındığı bir dinlenme dönemi. Bu süreç boyunca, gün içinde öğrenilenler ayıklanıp depolanıyor ve beyin bir sonraki güne hazırlanıyor. Kaliteli bir uyku uyumadan ertesi güne sağlıklı ve mutlu başlamamız mümkün olamıyor. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Tahriş edicilere bağlı dermatit adı verilen rahatsızlığın başlıca kozmetik tetikleyicileri şunlardır:

Cildin doğru temizlenmesini kolaylaştırmak için bir takım ajanlar içeren temizleyiciler.

Alfa hidroksi (AHA) gibi asitler veya alkol içeren tonik ve sıkılaştırıcılar. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Birçok kişinin en büyük kabusu… Cildinizi tanıyın, onlardan arının…

Birçok kadının en büyük korkularından biri olan sivilcelerden kurtulmak artık çok daha kolay. Önemli olan cildinizi tanımanız ve doğru beslenmeniz.
DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Yüzdeki kırışıklıklar, akne, yara ve yanık izleri, kilo ve gebeliğe bağlı çatlaklar ”alüminyum oksit” kristalleri ile giderilebiliyor…

Dez Güzellik Merkezi Sahibi Estetisyen Ayşe Durmaz, özellikle yüz bölgesindeki kırışıklıklar, akne, yara, yanık ve ameliyat izleri, aşırı kilo ve gebeliğe bağlı çatlaklar ile ciltteki selülite bağlı deformasyonların ”abrazyon” yöntemiyle giderildiğini söyledi.

Bu yöntemin gelişmiş ülkelerde 12 yıldır uygulandığını ve hiçbir yan etkisi olmadığını ifade eden Durmaz, şöyle devam eti:

”Alüminyumun hammaddesi olan ‘alüminyum oksit’ kristalleri, yüksek basınçla cildin sorun olan bölgesine püskürtülüyor. Cilde temas eden kristaller iz ve lekelerin bulunduğu deriyi yaklaşık 1-2 mikron kalınlığında soyuyor. Bu kristaller istenmeyen hücre atıkları ile vakumla geri alınıyor. Yaklaşık 30 dakika süren bu işlem, cildin durumuna göre 3-15 gün arayla 5 seans uygulanıyor. Derin yara ve yanık izleri ile yüzdeki kaslara inen izlere etkili olmuyor.”

Durmaz, abrazyon yönteminin, benler, siğiller, iyi huylu damar tümörleri, cilt kanserleri, doğumsal lekeler, göz ve dudak mukozaları, uçuk virüslü alanlar ile karaciğerden kaynaklanan lekelerde uygulanamadığını kaydetti.

Tedavinin başarısının, deri tipine, kullanılan abrazyonun kuvvetine, tedavi edilecek alanın tipine ve büyüklüğüne, uygulama öncesi hazırlık ile uygulama sonrası bakıma, hastanın yaşına ve ciltteki bulguların yaşına bağlı olarak değiştiğine işaret eden Durmaz, uygulama yapılan alanın güneş ışınlarından korunması gerektiğini belirtti.

Günümüz kadınları zamanın ciltlerinde oluşturduğu acımasız izlerden kurtulmak için teknolojinin tüm nimetlerini cesurca uyguluyorlar. Ciltteki kırışıklık ve lekelere karşı savaşan mezolift doğal olmasıyla diğerlerinden ayrılıyor

Özellikle orta yaş kadınları için şimdilerde gençlik iksiri haline gelen Mezolift, yıpranmış ciltlerde adeta doping etkisi yaratıyor.

Mezolift yöntekiyle yüz, boyun, dekolte ve özellikle el bölgesinde oluşan yaşlanma etkilerinin giderilmesinin yanısıra sigara ve alkolden zarar gören cildin yeniden yapılanması sağlanıyor. Öncelikle orta yaş ve üstündekilerde, sigara kullananlarda güneşin zararlı etkilerine maruz kalmış, yıpranmış ve bakımsız ciltlerde, beslenmesine dikkat etmeyenler de ve kuruma, esneme gibi şikayeti olan kişilerde iyileştirici etkisi oldukça fazla. Fakat sağlık ve estetikte olduğu gibi ciltte yıpranma etkileri henüz başlamadan, kırışıklık ve çizgiler henüz oluşmadan düzenli olarak mezolift yaptırmak, cildin olduğundan daha genç, canlı ve sağlıklı görünmesini sağlıyor.

Nasıl bir yöntem izleniyor

Tedavinin ilk aşamasında profesyonel bir cilt temizliğinin ardından yüzeye sürülen bir krem ile lokal anestezi yapılıyor. İkinci aşamada, alerjik etkisi olmayan doğal sentez maddeler deriye enjekte ediliyor. Mezolifte cilde enjekte edilen A vitamininin peeling etkisi nedeniyle ciltte oluşan güneş lekelerinin de rengi açılıyor.
Özellikle 30 yaş ve üzeri kadın ile erkeklerde yaşlanma belirtilerinin önemli ölçüde gerilemesini sağlayan Mezolift tedavisinde, ortalama 4-8 seans uygulama yeterli oluyor ve bu işlemin her yıl Sonbahar aylarında kür halinde uygulanması öneriliyor. İlk üç seansın on gün arayla uygulanması ve etkinin kısa sürede kendini göstermesi için genellikle iki ayda bir tek uygulama yapılması öneriliyor. Ayrıca mezolift seanslarından sonra genellikle 24 saat güneş banyosu yapılmaması, uygulanan bölgelerin 6-8 saat süreyle yıkanmaması ve herhangi bir maddenin sürülmemesi de dikkkat edilmesi gereken noktalar.

Botox mu mezolift mi?

Özellikle son yıllarda kadınlar arasında hızla yayılan Botox’un tahtına göz diken Mezolift, tüm yüz bölgesine rahatlıkla uygulanıyor. İki işlem arasında şöyle bir farklılık bulunuyor; Botox alın ve göz kenarlarına kas içi uygulanan ve sinir iletisini bloke eden bir maddedir. Bu etkisiyke kırışık ve çizgileri oluşturan kas gruplarının hareketini durdurur. Oysa mezoliftin kas veya sinirsel yapılarla ilişiği yoktur. Amacı kaslarda felç oluşturmadan ve mimikleri engellemeden cildi beslemek, canlandırmak, diri ve gergin görünmesini sağlamaktır. Teknik olarak Botox uygulamasına benzeyen Mezolift, tüm yüz ve boyun bölgesine de rahatlıkla uygulanıyor. Botox’tan farkı ise, uygulama yapılan bölgelerde kas felci yapmaması ve mimik kaybına yol açmamasıdır.

kaynak: www.ekolay.net/kadin

Günümüzde yüze genç ve dinamik bir görünüm kazandırmak için pek çok yöntem uygulanıyor. Bunlar birleştirildiğinde daha kalıcı, az riskli ve az komplikasyonlu sonuçlara ulaşılabiliyor

Estetik bakış / DR. SERDAR EREN

Yüz germe ameliyatı denilince hemen aklımıza tüm yüz derisinin, deri altı yapılarından ayrılıp bütün kırışıklıkları giderecek şekilde gerilmesi gelebilir. Ama yüzdeki kırışıklıkların hepsini sadece deriyi gererek ortadan kaldırmaya çalışmak mimiksiz bir ifade ortaya çıkarır, bu da yüze bir maske görünümü verebilir. Oysa alın, göz ve dudak etrafındakı kırışıklıklar ilave metotlarla ayrıca tedavi edilebilir.
Yüz germe ameliyatında derinlik olarak üç tabakada işlem yapılabilir: En üstteki tabaka deridir ve sadece bunun tek başına fazla gerilmesi ile “rüzgara karşı yürüyen bir insanın yüz görünümü” ortaya çıkabilir.
Önemli olan ikinci tabaka, yani yüze uyum ve istikrar sağlayan, SMAS denilen tabakadır. Bu tabakayla birlikte boyun ve alın adalelerinin ayrı olarak gerilmesi, daha doğrusu sarkmış durumdaki yerlerinden eski pozisyonlarına getirilmesi, yüze eski doğallığını ve dinamizmini kazandırır.
Üçüncü tabaka ise periost denilen, kemik üzerindeki tabakadır. Bu tabakanın lifting’i genellikle endoskopi tekniği ile yapılır. Bazı otoriteler bu metodu uygulayarak yüzü gençleştirmenin yanında yüzde aşikar ifade değişikliklerinin meydana gelmesine sebep olmuşlardır. Bu değişiklik ihtimali ameliyattan önce hastayla mutlaka konuşulmalıdır.

Yüz gerdirmede neler uygulanıyor?
Face styling: Face lifting ile bütün yüz kırışıklıklarını gidermek mümkün değildir, dolayısıyla başka ilave yöntemlerle kombine etmek gerekir. Ekzodermpeeling, laserpeeling, dermabrazyon, yağ veya diğer dolgu maddeleri ile doldurma işlemleri gibi. Dünyada bazı plastik cerrahlar son zamanlarda popüler olan bu kombinasyon yöntemini “Face styling” olarak adlandırıyor.

Midface-lifting: Klasik face lifting’de genellikle yüzün sarkmış olan orta bölümünü etkin bir şekilde germek mümkün değildir. Yüzün orta kısmının sarktığı durumlarda “midface-lifting” denilen orta yüz germe yöntemiyle bu kısımlar, alt göz kapağının kenarından yapılan kesiyle tamamen kemik üzerinden sıyrılıp yukarı asılır. Deri ve onun altındaki SMAS tabakasının çekilmesiyle yüzün sadece üçte ikilik alt kısmı gerilir. Alın ve göz bölgeleri için ayrı bir işlem yapmak gerekir.

Alın germe: Kaşların devamlı kaldırılması ile alında ortaya çıkan yatay çizgilenmeler, yüzün kırışık olmayan diğer kısımlarıyla tezat yaratabilir. Ayrıca devamlı kaş çatmadan veya güneşten gözü koruma refleksinden dolayı kaşlar arasında ortaya çıkan dikey derin çizgiler de yüze sert bir ifade verebilir. Günümüzde botoks enjeksiyonları ile bu kırışıklıklar sadece geçici olarak ortadan kaldırılabilmektedir. Devamlılık ise sadece alın germe ameliyatı ile sağlanabilir. Klasik olarak alın saç sınırından 3-4 cm. kadar içeriden, bir şakaktan öbür şakağa kadar uzanan bir kesiyle alın derisi alın adalesiyle birlikte alın kemiğinden sıyrılır, fazla aktif olan alın ve kaş çatma adaleleri kısmi olarak zayıflatılır veya kesilerek pasif hale getirilir. Aşağıya sarkmış kaşlar eski pozisyonlarına getirilir ve saçlı deriden 1-2 santimlik bir şerit çıkarılarak alın gerilir.

Endoskopik alın germe ve kaş kaldırma: Bilhassa gençlerde, alınları fazla gevşememiş, çok fazla deri çıkarılması gerekmeyen hastalarda 3-5 mini kesi ile bütün alın derisini mobilize etmek ve endoskopik kamera yardımıyla görerek kaş arası adalelerini zayıflatmak ve kaşları normal pozisyonlarına getirmek mümkündür. Endoskopik alın germenin kalıcılık süresi klasik alın germe ameliyatının kalıcılığı kadar uzun değildir.

Kaş kaldırma: Alın germe gibi büyük ameliyat işlemi arzu etmeyen hastalarda ve bilhassa erkeklerde, kaşın üst sinirinden yapılan kesiyle elips şeklinde deri çıkartılması ve bu şekilde kaşların normal pozisyonlarına getirilmesidir. Ayrıca kaş ve şakak arasında deri altından tünel açılarak mini kesilerle kaşı asmak da çok sıklıkla uygulanan bir tekniktir.

Şakak liftingi: Genellikle tek bir ameliyat olarak genç hastalarda uygulanan bir metottur. Çökmeye başlamış yanak bölgesinin yukarıya kaldırılması ve göz etrafındaki kırışıklıkların hafifletilmesi sağlanır.

Mini-lifting: 40 yaş civarındaki, boyun sarkıklığından ziyade yanağın sarktığı durumlarda uygulanan, fazla kesi gerektirmeyen, genellikle sadece derinin gerdirildiği bir yöntemdir. Birçok cerrah tarafından da “Model-lifting” diye adlandırılır. Kalıcılığı çok uzun süreli değildir.

Midi-lifting: Mini-lifting’e ilave olarak derin tabakaların da gerildiği bir metottur. İşkadınlarının ve erkeklerin çok rağbet ettiği bir yöntem olmaya başlamıştır. İyileşme sürecinin kısalığı ve kalıcılığının mini-lifting’e nazaran daha uzun olması avantajlarıdır. Boyun gerilmesinin gerekmediği durumlarda kısa kesilerle uygulanması mümkündür.

Doğal kozmetiklerle bitkilerin mucizevi gücünü teninizde hissedebilirsiniz.

Aktarlardan temin edebileceğiniz yağlar ve diğer bazı malzemelerle siz de, evde, çok kolay bir şekilde kendiniz için kozmetik ürünler hazırlayabilirsiniz. İşte birkaç tarif…
Bademli yüz temizleyici
Malzemeler: Yarım çay gincanı badem yağı, yarım çay fincanı mısır unu, yarım çay fincanı halis zeytinyağlı sabun rendesi.
Hazırlanışı: Tüm malzemeyi birbirine karıştırın ve cildinizi temizlemek için kullanın.
Adaçaylı tonik
Malzemeler: Yarım çay fincanı kuru adaçayı, 1 tatlı kaşığı gliserin, yarım çy fincanı alkol.
Hazırlanışı: Adaçayını 1 hafta alkolde bırakın. Sonra süzün ve gilserinle karıştırın.
Taze çiçek kolonyası
Malzemeler: 40 ml. gülsuyu, 4 tatlı kaşığı lavanta yağı, 20 ml. karanfil yağı, 200 ml. alkol.
Hazırlanışı: Bütün malzemeyi birbirine karıştırın ve yaklaşık 2 ay olgunlaşmaya bırakın.
Ballı el maskesi
Malzemeler: 10 gr. balmumu, 20 ml, bademyağı, 100 gr. bal.
Hazırlanışı: Malzemeleri sıcak su dolu kapta eritin ve ellerinizi içinde 15.dk bekletin.

Kaynak: Formsantê

Plastik cerrah Serdar Eren: “Yüz nakli teknik olarak hiç de o kadar problemli bir iş değil. Mikrocerrahi tekniği ile tecrübesi olan her ekip tarafından yapılabilir”

TUBA AKYOL

Son günlerde TV’de, sokakta sürekli botokslu kaşlara, düzeltilmiş burunlara, dolgun dudaklara, memelere maruz kalıyoruz. Kimi güzel, hakikaten doğal görünüyor. Kimi ise “Bak bana, bende estetik var” diye bangır bangır bağırıyor. Ama gerçek şu ki estetik operasyon büyük bir hızla yaygınlaşıyor. Şimdi bir de yüz nakli operasyonu var gündemde. Aynaya bakıp başka birinin yüzünü görmek… Yakında insanlar estetik cerrahların kliniğinden başka birinin yüzüyle mi çıkacaklar?
Hastaları arasında İspanya kraliyet ailesi üyelerinden İsveç Kraliçesi’ne kadar birçok önemli isim olan plastik cerrah Serdar Eren “Hayal bunlar” diyor. Almanya’da çalışan, ayda bir gün Türkiye’deki hastalarıyla sadece görüşme yapmak için İstanbul’a gelen Eren’le yüz naklini konuştuk: “Ben bir doktor olarak kimseyi böyle değiştirmek istemem. Hastanın değişmek istemesinin anlamı ‘Ben başka insan olmak istiyorum’ demektir -ki bunun dış görünümle bir ilgisi yok. Bizim işimiz normal olmayan görünümü normale çevirirken, yüzün ve vücudun ahengini bozmamaktır.”

Birçok kişinin estetik cerrahlara ellerinde ünlü birinin fotoğrafı ile başvurdukları, o ünlü kişinin burnunu ya da dudaklarını istedikleri doğru mu gerçekten?
Evet, böyle çok kişi var. Ünlü insanların resimleriyle gelirler. David Beckham saç modelini değiştirdiğinde, bunun için ameliyata bile gerek yok, birçok kişi kuaföre gidip o saç modelinin aynısını yaptırıyor. Böyle bir şey…

Ama o burun her yüzde güzel durmaz ki…
Zaten önemli olan o. Nicole Kidman’ın burnunu çok istiyorlar Avrupa’da. Benim Türklerle tecrübelerim az. Bir-iki sene… Ama sonuçta görüyorum ki her ülkede bu mantalite aynı. “Onun burnunu istiyorum” diyorlar. Bana desin ki, onun yüzünü istiyorum komple. Derim ki “Okey”. Ameliyat yapamayız ama konuşuruz.

“Yabancı yüz değil, deri nakli”
Siz “Ameliyat yapamayız” dediniz ama son günlerde ABD’de yüz nakli gündemde.
Çalışmalar yapılıyor. Herhalde ameliyat da yapılır. Yüz nakli teknik olarak hiç de o kadar problemli bir iş değil. Mikro cerrahi tekniği ile tecrübesi olan her ekip tarafından yapılabilir. Ki ben seneler evvel başlamıştım. Almanya’da bir ayak baş parmağını el başparmağına transfer ettim, 25 sene evvel. Biz bu doku naklini hep yapıyoruz ama insanın kendi organını kendisine naklediyoruz. Teknik aynı. Şimdi yapılacak iş deri nakli, yüz nakli değil. Yabancı bir yüz değil, yabancı bir deri…

Madem bu bir deri nakli, neden hastanın vücudundan deri alıp yüze nakletmiyorlar da bir kadavranın yüz derisini naklediyorlar?
Diğer deri ince olduğu için. Burada yapılacak işlem şöyle. Hastanın yüzündeki deri yüzülecek tamamen ve başka bir insandan, derinin altındaki tabakayı da koruyarak kalın bir deri ve deri alt dokusu alınacak. Besleyen damarlarla birlikte…

Ama nakil yapılan hastanın bir şekilde burnu, gözü var… O zaman nakledilen yüzün aynısı olmayacak, yine kendi yüzü mü olacak?
Ne o olacak ne de öteki. Kemik yapınız değişmediği için sizin yüzünüzün kemik yapısı olacak. Onun yüzüne sahip olamazsınız. Ama kendi yüzünüzü de koruyamazsınız çünkü kalın bir doku nakledilecek yüzünüze. Daha önemlisi bağışıklık sistemi problemleri. O yüzün tutmadığını düşünün. Her şeye, bulunduğunuz ilk noktanın bile gerisinden başlamanız gerek. Yüz nakli denince filmler akla geliyor. Nicolas Cage ile John Travolta’nın filmi “Yüz Yüze”… Bunlar hayaldir.

Yüz kötü durumdaysa, bu riske değebilir.
Bu işi yaptıracak insanın, ben nasılsa böyle yaşayamıyorum demesi lazım. Bunun için ideal hasta ölmek isteyen bir hastadır. Ama çok çok enteresandır, ben yanık konusunda tecrübeliyim, çok nadirdir yanıklardan dolayı intihar etmiş hasta. Dersiniz ki böyle nasıl yaşanır. Ama enteresandır, mücadele ederler.

“En iyi popo Brezilya’da yapılır”
“Extreme Makeover” programını izliyor musunuz? Orada çok değiştiriyorlar insanları. Diş, burun, göz, göğüs…
Zaten en büyük değişikliği burnu değiştirerek yaparsınız. İstedikten sonra her insanı değiştirebilirsiniz. O program biraz Amerikanvari. Hiçbir imkanı olmayan bir insanı prenses gibi yapıyorsunuz. Sonra o güzelliğiyle yine köyüne, eski yaşamına dönüyor. Psikolojik, sosyal problemleri başlıyor.

“Extreme Makeover”da burunlar genellikle başarılı oluyor ama dişler yapay duruyor. Dişte Türkiye daha iyi sanki. Burun estetiğinde bir de Macaristan’ın çok iyi olduğu söyleniyor. Var mıdır böyle ülkeye göre özel alanlar…
Böyle bir şey yok. Doktoruna bağlıdır. Ama nerede iyi popo yapılıyor derseniz, Brezilya’da derim. Çünkü orada çok yapılıyor. Onlarda popo yaptırma merakı var. Orada çok yapıldığı için daha iyi yapıyorlardır. Aslında ülkeye değil, doktora bağlı.

“Medya bizi kuaför haline getiriyor”
Şimdi bir de estetik turizmi başladı.
O hiç etik değil. Biz gelen hastayı iyice dinledikten, ince eleyip sık dokuduktan sonra, onunla bir takım olduktan sonra ameliyat yapıyoruz. Şimdi bu iş 10 günlük turlarda yapılıyor. Bunlar çok kötü gelişmeler. Hastanın yaptırmaması, doktorun yapmaması lazım. Biz doktoruz ama bazen medya tarafından kuaför haline getiriliyoruz.

Bazı estetikli kadınlar çok komik görünüyorlar. Kadın 60 yaşında ama göğüsleri 20′lerinde, tuhaf oluyor.
Siz önce memeyi çok problemli görürsünüz. Önce memeyi yaptırırsınız. Ama karın da sarkmıştır. Bu defa karın çok kötü görünür. Eğer memeyi yaptırınca paranız biterse ve karnı yaptıramazsanız yine mutsuz olursunuz. Hasta güzel memesi olmasına rağmen yine mutsuzdur, çünkü yarımdır. Ben böyle hastalara bunu anlatırım. Memeniz çok güzel olacak ama paranız gerisine yetmeyecekse yaptırmayın derim. Çünkü memelerin çok güzel olması yetmez, aksine aradaki fark daha göze batar. Güzellik uyumdur. Uyum önemli. Güzellik belli ölçüler değildir ki. Sizin verdiğiniz ışıktır, enerjidir.